Futbolunuz ne ise siyasetiniz de odur.. Takım iyi kurulmamış, stratejiniz iyi belirlenmemiş ise ‘mucize’ beklersiniz…

49

Futbolu bütün özellikleriyle bilmeyenler son iki gece üst üste yaşananlara “Mucize bu” tepkisini veriyorlar…

Oysa, futbolda da, hayatın neredeyse bütün alanlarında olduğu gibi, olağanüstülükler pek yoktur. Kendi takımının niteliklerini sonuna kadar değerlendirme, karşı takımın eksikliklerini, yumuşak karnını iyi tespit edip hepsini kullanma üzerine oturan akılcı bir strateji ile, maç sırasında fark edilen açıklara uygun taktikler genellikle sonuç almayı sağlar.

Neden mi söz ediyorum?

Futbolda da siyasette de ‘mucize’ yoktur

Avrupa futbol takımlarının birbirlerine karşı yarıştıkları Şampiyonlar Ligi’nde yarı final karşılaşmalarının ikinci maçları önceki gece ile dün gece yapıldı. İlk karşılaşmalarda önde çıkan iki takım (Barcelona ve Ajax) bu hafta sahalara ilk maçların avantajıyla çıktılar; ancak geçen hafta hiç gol atamadığı halde kalesinde üç gol gören Liverpool ile aynı hafta kendi sahasında yediği bir gole cevap verememiş olan Tottenham -ikisi de İngiliz takımı- bu haftaki maçlarda rakiplerini dize getirip yarışmadan elemeyi başardılar.

Liverpool önceki gece tam dört gol attı ‘yenilmez’ bilinen Barcelona’ya; Tottenham dün geceki rövanş maçında da iki gol yedikten sonra üç golü arka arkaya sıralayarak müthiş bir geri dönüşe imza attı.

“Mucize bu” denilen işte bu iki sonuç.

Oysa İngiliz takımları bunu hep yapıyor. Biri 2005’te İstanbul’da oynanan Liverpool-Milan maçında yaşandığı gibi, geriden gelip oyunu kendi lehlerine çevirmeyi bildikleri çok sayıda final veya yarı-final maçları var…

Önceki akşam ve dün gece, yenilen takımların oyuncuları ve teknik yönetmenleri üzüntüden ağladıkları gibi, müthiş karşılaşmalardan başarıyla çıkan takımlarda da sevinç gözyaşları dökenler oldu.

Bizim evde bile futbola gösterdiğim ilgiye, maçları sektirmeden izleyişime takılanlar oluyor. Oysa “Futbol yalnızca futbol değildir” özlü sözünün de dışa vurduğu gibi, maçları, yalnızca göz zevkimi tatmin etmek için değil, gri beyin hücrelerimi çalıştırmaya yaradığı için de keyifle izliyorum.

Siyaseti ve siyasetçileri izler gibi…

Şunu da rahatlıkla söyleyebilirim: Kaliteli takımların maçlarını izlerken bizde bazı siyasetçilerin ve partilerin neden başarılı olduğunu bazılarının ise yaya kaldığını daha iyi anladığımı hissediyorum.

Futbolda iyi oyunculardan oluşan bir takım kurmak önemli. Ancak ondan da önemlisi, 10 nitelikli oyuncu yanında gol yemeyecek bir kaleci bulmaktır. İyi takımların yalnız ilk 11’i değil, kale arkasında bekleyen yedekleri de esas oyuncuları kadar nitelikli olmak zorunda. En önemlisi de, onların niteliklerini daha da geliştirecek ve rakip takımların ıncığını cıncığını tespit edip hiçbirini küçümsemeden her birinin karşısına oyuncularını hazır halde çıkartacak, onların morallerini yüksek tuttuğu kadar oyun sırası ve arasında daha da yükseltmeyi becerecek bir hocayı takımın başına getirmektir.

Liverpool’un Alman, Tottenham’ın Arjantinli hocaları ile onların kurdukları takımlar bu özelliklere fazlasıyla sahip.

Seyirci desteği de şart ama, ter dökerek ve ayaklarla birlikte beyin de çalıştırılarak kazanılıyor maçlar.

Futbolumuz ve siyasi hayatımız

Siyasette neler eksik bizde? Bazı partiler geri dönüşte neden başarılı veya başarılı olacağı hesabıyla hep geri dönüşe hazırlanıyor? Neden bazı partiler önde ve avantajlı başladıkları yarıştan bir türlü kazanarak çıkamıyorlar? Nitelikli olduğu bilinen oyuncular niçin hep yedek sıralarında oturuyor ve bir türlü sahaya çıkamıyor, çıkarılmıyorlar?

Hesap kitap işleri iyi kotarılamadığı, sahaya sürülenler nitelikten yoksun olduğu, kazanma üzerine strateji geliştirilemediği, rakipler doğru değerlendirilemediği, taktikler o yüzden genellikle işe yaramadığı için olabilir mi?

Galiba bizim ülkemizdeki siyaset bizim ülkemizdeki futboldan farksız. Takımlar yarışıyor bizdeki futbolda, ama sonuçları tarafsız kalması beklenen hakemler belirliyor.

En ufak bir engelle karşılaşıldığında derhal ‘yabancı parmaklar’ edebiyatı yapılıyor, yanlışlarımızdan dolayı ‘üst akıl’ sıfatı uygun görülen birileri suçlanıyor ya siyasi hayatımızda, iddialı yabancı maçları izlerken, bizdeki esas sorunun ‘alt akıllı’ olmaktan kaynaklandığını düşünmeden edemiyorum.

Geçen hafta sonu şampiyonluğa oynayan iki takımımız karşılaştı İstanbul’da; kalecisinden en ilerideki oyuncusuna kadar bütün kadrosu yabancılardan oluşan takım kendi sahasında oynanan maçı kazandı. Rakip takım yöneticileri sonuçtan kimi suçladı dersiniz?

Evet, hakemi…

Oysa hakemin yan tutacağı da hesaba katılarak çıkılması gerekirdi maça.

Siyasette de Yüksek Seçim Kurulu (YSK) suçlanıyor…

YSK taraflı davranmış veya hatalı karar vermiş olabilir; ancak 45 gün sonraya konulmuş tekrar seçim için daha şimdiden üç gün boşa geçirildi.

Acaba ‘mucize’ mi bekliyor?

ΩΩΩΩ

49 YORUMLAR

  1. Karar’da okudum. İmamoğlu “devrim yapacağız” demiş. Gülesim geldi! Kendini CHP tamburundan kurtaramayan biri devrim yapsa n’olur, yapmasa n’olur! Bir trend yakaladı gaza basıyor, ramazan günü iskemleden atıyor! gibi bir manzara seziliyor.

    Ha kendini önce şu tarihi tamburdan kurtarabilirse, evet arkadaş haklısın deyip “Genç Bağımsızlar” hareketine katılsa ona bir şey diyemem. Ben buna bir yenilik hareketi olur derim zararı yok o “devrim” desin. Yolu açık olsun. Bu “Genç Bağımsızlar”da mevcut partilerin herbirinden ülke sevdalısı yetenekli gençler bir araya gelebilir (ve tabii ruhu-genç olan tecrübelerinden istifade edilebilecek olanlar. Tabi bu “Beka Şemsiyesi” altında olabilir yine. İmamoğlu’nun kendisi ben “kaptan” olacağım diye diretirse, doğru olmaz. Bun nefsi bir cingözlük algısı oluşturur ki bundan kaçınmalı.

    Olsa olsa şimdili ancak bir “solaçık” olabilir. Önce o takımda soldan enfes ortalar yapıp santrafora ve diğer takım arkadaşlarına gol attırabileceğini gösterebilmeli. Takım olarak kollektif çalışmak şart. “Herşey vatan için” sloganıyla aralarında anlaşmış olmaları önemli. Sonradan dönüşümlü olarak kaptanlık kolay iş.

    RTE kaptan olacam diye tutturdu da n’oldu. Devleti yardım yaka ele geçirdi. Eee sonra? Kendisini de “derin devletvari”, ne idüğü belli belirsiz bir yapı ele geçirdi gibi bir manzara var…

    • H.K Kardaş.Şu tambur benzetmenizi bir türlü anlayamıyorum.Bir izah getirirseniz sevineceğim.Tamburun o güzel tınılarıyla CHPnin (keşke olabilseydi!) ne alakası var.Hani bir tambursever olarak merakımı celbetti;ondan soruyorum.Selamlar

      • Uğur bey şair h.k. ya bulaşma sen borçlu çıkarsın:) galiba kambur diicek ama tamburun teknesiyle(ya da gövdesi) karıştırıyor anlaşılan! İşkembeye de iskemle diyordu sürekli; ben kriptoyu çözdüm artık:) boşuna dememiş araplar; şiirin manası şairin karnındadır…

        • Sorudan soruya fark var! Takip ediyorsun bulaşan da genellikle sen oluyorsun! Avukatlığını “bulaşma” dışında iyi yapmışsın! Şair şiir deyip takılacağına… Şiirin manası şairin karnında olması işini bi izah etmese. Oruçluyken yazılan şiir iftardan sonraki şiirden farklı mı yani? Araplar mı demiş, peki niye öyleymiş?

  2. İnternet mesaimde ilk durağım Facebook. Futbolda sözünü etmeye değer bir şey olunca Chris de Burgh mutlaka değiniyor. Ondan ilk yorumu alıyorum. İkinci durağım burası. Burada da konuya temas ediliyor. 4-3’lük Liverpool – Manchester City maçından sonra da aynen böyle olmuştu… Hiç şaşmıyor.

  3. Zillet ittifakı: imf, tüsiad, chp, hdp, ip, sp, fetö, pkk-pyd/ypg, dhkp-c, daeş, ibda-c, tikko, tkp/ml ve daha kimi bilmem ne bela..! Cumhur ittifakı: akp, mhp ve karahalk… Dersimli kemalin, selocanın, madamın ya da şeriat dedenin partisinden binali beye gelecek olan oylar varsa başımız gözümüz üstüne; ne mutlu onlara..! Geri kalanı gene küfrün değirmenine su taşımaya devam etsinler! Türk milleti sen çok yaşa!

    • Millet İttifakı : CHP + IYI Parti + Ulusalcı derin devlet
      Cumhur İttifakı : AKP + MHP + Avrasyacı derin devlet
      Saadet Partisi ile kurulacağı söylenen A.Gül/A.Babacan partisi Millet İttifakı’na daha yakın.
      Yazınızdaki diğer eklentiler ise İ.B.B. Bankamatik çalışanı olarak yazmanız gerekenler. ( Görevimiz Sulandırma ! )

  4. Ben çolukluğumda büyüklere hep şu soruyu sorardim! ATATÜRK NEDEN! NE “MUTLU TÜRKÜM DIYENE” demiş?
    Halbuki Bizim köydeki Kürtler, ve malakanlar (Ruslar) Türklerden daha mutlular.
    Rahmetli babam ve iki ninem bana bu ne biçim soru kızım derdiler, o günden bu tarafa 60 sene geçti ve şimdiye kadar hiç kimseden mantikli bir cevap alamadigim sorunun cevabini! Fehmi beyin bazi yorumcularin sayesinde öğrendim.

    Biz Türkler tembeliğimizi’in beceriksizliğimizi’in Suçlularıni bildiğimiz için söylemiş.
    Devletin mali deniz diyen Politikacilarimiza, yatarak para kazanan devlet memurlarimiza, 600 tane milleti tanımayan ve yeminden sonra milletin meclisine uğramayan MILLET vekillerimize,emirle ADALET dağitan yargiçlara, Dini kullanarak köşe dönen çakma dindarlara, çocuklarini ve sülalesini askere göndermemek için sahte sağlık raporu alan fakir fukaranin Şehit cocuklari ile gurur duyan liderlere, Gavurlarin icatlari ile gavura küfür eden milliyetcilere siporda ve diğer mesleklerde meslek sahiplerine değil dayisi olanlara peşkeş çekenlerin MEĞERSE o lafi diş güçler, Ermeniler, ve 15 miliyon nufuslu Yahudilerin yaptirdiklarini bilen Türkler için isöylemiş….!!!!!
    Allah aşkina bir an dilinizi değil aklinizi kullanarak yazin.
    Eğer sizler siyaset ve din cambazlarini savunmaya devam ederseniz yarin su an kölesi oldugunuz suçladiklarinizin kölesi dahi olsmassiniz.
    TURK MILLETI ÇALISKANDIR, ZEKIDIR, NE MUTLU TÜRKÜM DIYEN Atatürk yaşasaidi
    Bu laflar soylediğine bir değil bin pişman olurdu.
    1- 2. Dünya savaşi başlamadan 3 + Alman marki 1 liraidi. O zaman beğenmediğimiz tek parti CHP ve lideri Inönü değildede Erdoğanmi vardi?
    2- Yahudiler,Ermeniler,ABD ve Avrupalilarin beyni varda bizim beynimiz yokmu?
    Onlarin elleri calişir bizlm çeneler.
    Peki bizim aklimizi ve elkerimizi onlarmi bagladi?
    Suçu baskalarinda arayacağimiza kendimizde arariyalim.
    Birakin bu bati matiyi suçlamayi şuçlu bizleriz. Ha batini tek bir suçu var oda bizim çenemizi yoran paralari..

    • nurdan hanım merhaba! marakanları duyduğumda biraz araştırma yapmıştım. çok ilginç ve tanınmaya değer insanlarmış. şahsen onlarla aynı köyde yaşamış olmayı çok isterdim. Eğer yanlış hatırlamıyorsam savaşa kesinlikle karşılarmış.
      yani, kısacası, namuslu adamlarmış.

      • Merhaba, Hamza bey!
        Evet Malakanlar çok çalişkan temiz ve varlikli insanlardilar.
        1960 in başlarinda Rusya ile Türkiyenin antlaşmasindan dolayı Rusyaya döndüler.
        Biz arkadaşlarimizdan ayrildiğimiz büyüklerde komşularindan ayrildiklari içn çok üzülmüştük.
        Daha sonra babamdan duymuştum. Bir çoğu sinirdaki köprüde rus tarafina geçmekten vaz geçmişler geri dönduklerinde rus askerleri onlari makineli tüfeklerle taramişlar.
        Biz küçükdük onlarin çocuklari ile iyi anlaşırdik ve çokda severdik.
        Bir gün okulda Din dersinde hoca Namaza nasil niyet edileceğini öğretiyordu ve her öğrenciyede ayrı ayri tekrar ettiriyordu.
        Sıra bizim malakan arkadaşa gelince. amcamin oğlu baktiki öğretmen onada niyet ettirecek, hemen arkadaşina arka çikar gibi yari şaka yari ciddi şöyle demişti! Yefım! Sen hocanın dedigini değil benim dediğimi tekrar et! “niyet ettim kazlari yemeye Allahu ekber.” Deyince bir an sınif komedi sahnesine dönmüştü.
        Belkide onlarin geri dönmelerine bu tip uygulamalarinda etkisi olmuştu.
        Degişik irklardan ve dinlerden oluşan topluluklar daha huzurlu ve hoş görüşlü oluyor.
        Keske donmemis olsaidiler.

  5. Nedense, Erdoğan, Soylu ve diğerleri zillet ittifakından söz etmez oldular. FETÖ-PKK piyonu partilerden, muhlif partilerin listelerinden belediye meclislerine gireceği tespit edilen 356 PKK militanından niye söz etmiyor Erdoğan? Hani beka sorunumuz vardı? Soylu Bakan nerede? Neden yine kükremiyor? Neden Saadet Partisi ve liderinin ülkeye ve davaya ihanet içinde olduğu söylenmiyor? Haftalardır İstanbul da İstanbul!

    23 Haziran tarihinde Saadet’ten ve belki İyi Parti’den gelebileceği düşünülen üç beş bin oy Türkiye’nin beka sorunundan, zillet ittifakından daha mı önemli?

    Neden birden son verildi bizlere ülkeye ihanet içinde olduğumuzu bıktırasıya söyleyip durma işine?

    Bir açıklaması olan birileri vardır herhalde: Bir kaçı çıkıp söylese de biz de öğrensek. . .

  6. Cumhur İttifakı, Avrupa Şampiyonlar Ligi’nden çıkalım Asya Şampiyonlar Ligi’nde oynayalım diyor. Görünürde büyük gerçekte küçük ortak olan Erdoğan ise Arap (Müslüman) Şampiyonlar Ligi’nde oynayalım diyor, fakat öyle bir lig yok. Aslına bakarsanız Erdoğan bazen Avrupa bazen de Asya Şampiyonlar Ligi’nde oynayalım da diyor. Fakat FIFA , öyle şey olmaz bu liglerden sadece birisinde oynayabilirsin, diğerleri ile ancak dostluk maçları yapabilirsin demiş. (Spor sayfalarından haberler … )

  7. Nurdan hm. iki güzel tesbitte bulunmuş :

    ” CHP, Ak Partinin görünmiyen destekcisi”. Yıllardır bu böyle gelmiş böyle gidiyor. CHP olmasa,
    Muhafzakar-milliyetçi geçinen BATI’nın izindeki partiler BARINAMAZ. RTE’nın Batıdan şimşekleri üzerine çekmesi, zaman zaman ayak sürçmesi ve diretmesi yüzünden. Ama OYUN’u iyi göreceksin: Bugün Türk-Kürt
    müslüman aile yapısını DARMADAĞIN eden kim ? BATI güdümlü AKP. Halkın namusunu alt-üst eden kim ? Batı zihniyeti. Milletin Servetini TOPRAĞA gömdüren kim ? Bati güdümlü SERMAYE ve iktidar. AKP’ye startı veren kim ? ……
    ” ….. artiler Milletle oyun oynuyolar, milletin haberi yok. Bizdeki siyasetçiler Batıda olsa, Halk onları o gün makamında durdurmuz “. Evet,OYNANAN oyunlardan Milletin haberi yok. Mecliste kavga eden kişiler, dışarda kuzu sarması.
    Kürt mes’elesini derinlemesine inceleyen ve araştırması akim bıraktırılan, katili gizli tütülan uğur
    Mumcu ne diyor ? SUÇLULAR ve GÜÇLÜLER. Abdulhamid filmi’nin kahramanı DESTAN filminde kimleri oynuyordu ?
    Katili gizli tutulan Hablemitoğlu neyi araştırıyordu? Türkiyedeki Alman Vakıflarını….

    Abdülhamid’i tüm ferasetine rağmen, saltanattan eden kim ? BATILI SERMAYE

    SERMAYENİN Diğer temsilcisi ROCKfeller ne diyor : Türkiyede’ki tüm ihtilallerde bizim ve ABD’nin parmağı var….
    ABD’nin devrindeki Dış İşleri Bakanı Kessinger ne diyordu ; Kıbrıs çıkarması yapılırken Türk gemilerinin seyrini adım adım takip ediyorduk. Hedef(ten biri), diklenen YUNAN CUNTASINI çökertmekti.
    Türkiyeyi kullandılar, sonra da hala, nefesini kesiyorlar.

    Abdulhamid’i de o kadar gücüne ve ferasetine rağmen Gavurların işbirliği sonunu getirdi ve nihayet dost-müttefik görünerek OSMANLININ da sonunu.
    Şimdi de ne çekiyorsak, MÜTTEFİK (!) lerimizden çekiyoruz, çekeceğiz.

    Futbol’da da takımlarımızı çökerten hep, GÜÇLÜLER – safa süren, fakat, kasasını açmayıp,
    bilakis dolduran SERMAYE ve SiYASET mensublarıdır. Fakirlerle, o sayede keyif çatıyorlar. Ali Koç elini cebine atıyor mu ?

    Her devirde, alavere, dalavere gariban hep nöbete, cepheye. Subay ve sermaye çocukları yakın
    zamana kadar askerlik yapmazmış. Şu anda durum nedir ? Mesela, bizim dönemden – AKP’nin kuruluşuna büyük emek verdiğini öğrendiğim, Koru’nun malumu – Av. Münci İnci ve İslahiye M.Vekilinun oğlu Selahaddin EVleri’nin yanında askerliğini yapmıştı, şans bu ya.

    Hitler’den kaçarak, Türk Üniversitelerinde de dersler veren Prof. F. Neumark diyor ki; “yeni DEVLETİ (T.C) ve resmi ideolojiyi tesis edenler GİZLİ YAHUDİ ve GİZLİ (kripto) ERMENİLERDİ”.
    Hadiseler ve insanlar uzaktan göründüğü gibi değil. UYANMA ZAMANI

    • Osmanlı İmparatorluğu, Bilim-Teknoloji’de geri kaldığı için çöktü. Esas sebep budur, sizin de bir kısmına değindiğiniz diğer konular çöküş romanının sayfalarından alınmış heyecanlı hikayelerdir.
      Müslümanlar da bir olup ABD’yi çökertmeye çalışsa ya ! Buna engel olan ne ?

      • Şüphesiz bilim-teknolojide geri kalmışlık önemli bir faktördü. Yegane sebep o değildi. Osmanlı Bilim-Teknolojinin geçer-akçe olduğu günümüze bir köprüydü. Bu köprünün çökmesini meydana getiren rezonans kuvvetinde Sn Serdarın söylediklerinin de etkisi vardır, şüphesiz. Müslümanlar ABD’yi çökertemezler, ancak müslüman edebilirler. Bunun için de önce Kur’an’ı layıkyla anlamaları gerekir.

    • Sayın serdar, nurdan hanımın tespitlerine ben de katılıyorum da sizin şu kronikleşmiş yahudi ve ermeni düşmanlığınızı ne yapsak bilemiyorum? Nefret söylemi ayıptır..! Yaradılanı severiz yaradandan ötürü! Sevmiyorsan da küfredip durma oruç oruç…

  8. Sayın Fehmi KORU;

    Mehmet Akif merhum dememiş mi “işleri var dinimiz, dinleri var işimiz gibi”.

    Seçimlerden evvel binlerce yorumcunuzdan biri de bendim ve rakamlar ile ak partinin seçimi kaybedebikeceğini söyledim. Ak parti kuruluşundan itibaren evdeki üç kişi hep ak partiye oy verdik. Ancak geçen seçim öyle yapmadık.

    Sebeb kibir, ben yaptım oldu, vefasızlık, terbiye sınırını aşan çok ağır saldırılar, iftiralar, israf, yolsuzluk, kıfayetsiz muhterislerden,açgözlülük, iki yüzlü dindarlık, ayrıştırıcı uslup idi. Sonra diğer ekınomik, pahalılık v. B minör sebebler ile birlikte ortaya karışık oldu.

    Maalesef aynı şeyler misli ile devam ediyor. Temel, Abdullah ve Ahmet Beylere yapılan saldırılar sırf düşüncelerinden dolayı. Artık ak partili elit rahata, mevkiye, hükmetmeye alıştı vazgeçemez maalesef.

    Fakat, ama, lâkin YSK kararı haklı/haksız açıklandıktan sonra karşı mahallenin kin kusan, daha önce 15 temmuzda, 28 şubatta, imam hatip, baş örtüsü, 367,parti kapatmalarında tımbırtıp oynayanlar şimdi demokrat öyle mi?

    Vicdanımız ve aklımız Temel Bey diyor ama biz çakallara yem olacağımıza aslanlara yem olalım ve Ak partiye oy verelim diyoruz bu kez.

    Dinizi iyi öğrenin,yoksa yaşadığınızı din zannedersiniz. Hz.Ömer

    Saygılarımla.

    • “Çakallara yem olacağımıza aslanlara yem olalım. . .”

      Bir dindarın dili bu mu olmalı, Halil Bey?

      Vicdanınızın ve aklınızın sesini dinlemenize bile izin vermeyen, vicdanınızdan ve aklınızdan daha üstün ve değerli olan şey nedir?

      28 Şubat, 367, AK Parti’nin önünü kaptmaya yönelik ahlak dışı girişimler, başörtülü gençlerin elinden eğitim hakkını almak, dindarları ötekileştirerek kendi azınlık iktidarlarını vesayet kurumları aracılığıyla ayakta tutmak. . . Hepsi ahlaksızlıktı, hepsi otoriter bir zihniyetin utanç verici dışa vurumlarıydı. Dindarlar HAKLI ve AHLAKİ ÜSTÜNLÜĞE SAHİP OLDUKLARI için, otoriterlerin tarihin ve dindar yığınların akışının önüne diktikleri setler yıkıldı gitti.

      Ama, siz, ‘çakallar’ gibi düşmanlaştırıcı bir ifade ile, üstelik dindarlık adına, açıkça ve duraksamadan, çakallar gibi olmayı öneriyorsunuz.

      Mecvut iktidar için kullandığınız ifadeleri hatırlatmak için yazıyorum: “kibir, ben yaptım oldu, vefasızlık, terbiye sınırını aşan çok ağır saldırılar, iftiralar, israf, yolsuzluk, kıfayetsiz muhterislerden,açgözlülük, iki yüzlü dindarlık, ayrıştırıcı uslup.” Ben bu ifadelerin karşılığı olarak “Ahlak yoksunluğu”, “adaletsizlik”, “iktidar hırsı” yazarım.

      Ne zamandan beri ahlak yoksunları, adaletsizler, iktidar hırsıyla sürüklenenler “aslan” oldular?

      Sakın ola sizin derdiniz uyanıkça bir “İktidarımız elden giderse çakallara yem olacağız ey ahali! Mesele iktidarımızın sürmesi ise gerisi teferruattır!” mesajı vermek olmasın?

      Zihni karışık gençler karşısında, anne ve babası seküler olan gençler karşısında, içinde yaşadığı toplumun yarısından “çakallar” olarak söz eden bir ‘dindar’ın sözlerine kulak verilmesi talebinin bir karşılığı olabilir mi? Kulak veridi diyelim, içine yuvarlandığı nefret duygusunun ikna kabiliyeti ne olabilir böyle bir ‘dindar’ın?

      Çakallıkla çakallık ederek baş edilmesinin çok, ama çok güç olduğunu düşünüyorum vesselam.

      • Teşbihte hata olmaz. Evet ak parti aslan değil haklısınız. Ama karşı mahallenin şöhretini, referanslarımız, kullandıkları dili biliyoruz yaşadık.

        Zaferle değil sefer ile mükellef isek Saadet den başka şu an için yapıcı bir oluşum yok. Ama Nefis taşıyoruz saadetin kazanmayacağını (Allah bilir) tahmin ettiğimizden bu şekilde bir yaklaşım oldu bizde.

        Ayrıca Hz. ÖMER ‘in sözü karşı mahalleye değil ak parti cenahına hitabendi.

        Bir yönlendirme yapmak haddimiz ve gücümüz de yok sadece fikrimizi belirtiyoruz. Yoksa bizlerde kifayetsiz muhteris, ağzından öfke saçan pelikan ve benzerlerinden bıktık.

        Ama gezizekalılar zihniyeti neresinde ise biz kolaycılık yapıp onun karşısındayız. Bu Saadet, MHP, AK parti, bbp veya başka bir oluşum olabilir.

        AK partinin hatalarını ve seçim kaybedebikeceğini yukarıdaki paylaşımımdan belirttiğim gibi Fehmi Beyin sayfasında daha evvel paylaşmıştım. S. Soylu, tarım bakanı, özhaseki hatta Tayyip Bey in ayrıştırıcı dillerini eleştirmiş idim.

        • Halil Bey, kimi zaman kısaca işaret ettiğim üzere, onyıllarını ‘sosyalizm için mücadele’ yanılsamasıyla ve iflah olmaz bir din karşıtlığıyla tüketmiş, birden çok kez cezaevi deneyimi geçirmiş bir arkadaşınızım.

          Benim geriye dönük bir bakışla üzülerek ve mahçubiyet duyarak hatırladığım o onyıllarımdaki yanlışlarımdan uzaklaşmamda, dindarlarla anlamaya çalışarak bir tanışıklık kurma ihtiyacı hissetmemde, dinledikçe ve anladıkça uatanarak ateşli bir AK Parti taraftarı olmamda, son dönemlerde benzeri bir heyecanla Saadet Partisi taraftarı durumuna gelmemde, dindarların (bende ve pek çok sekülerde rahatsızlık ve kendini sorgulama ihtiyacı uyandıran) ahlaki üstünlüğü önemli bir rol oynadı.

          Size, benim bu açıdan çok uç, çok ender görülen bir örnek olduğumu varsaymamanızı önermek isterim. Kuruluşundan çok yakın zamana kadar otoriterliğin, seçkinciliğin, vesayetin ve yoksayıcılığın simgesi işlevi görmüş CHP, dindarların o ahlaki üstünlüğü, hak, hukuk, adalet şiarındaki ısrarcılığı sayesinde ciddi bir dönüşüm sancısı yaşıyor. Bu, elbette ki, tamamlanmış, hayli yol alınmış bir süreç değil. Belki, henüz daha başlangıç aşamalarında olan bir süreç. Ama, bu önemli ve değerli.

          Geleneksel kutuplaştırıcı dile mahkum kalarak ve o dili durmaksızın yeniden üreterek varabileceğimiz bir yer yok. Mahallerimizden çıkıp tanışıklıklar kurmak, özellikle gençlerimizi birbirleriyle tanışıklık kurmaya yüreklendirmek zorundayız, siyasal parti ve iktidarlardan bağımsız olarak, sağduyu, ahlak, vicdan, adalet gibi prensiplerde insanların birbirlerine yakınlaşmalarına olanak tanımalıyız.

          Ben, kendi payıma, zaman içinde dönüp bizi vuran ve hep de vuracak olan ‘zafer’lere dudak bükerek seferde ısrarcı olmamızın en doğru tavır ve tercih olduğunu düşünüyorum.

          Saadet, sefercilerin partisi. Onun bu ahlaki ve idealist siyaset tarzı yetmiyorsa, bir türlü makro düzede siyasete sıçrayamıyorsa, çoktan dindarların partisi olmaktan çıkmış AK Parti’ye mahkum değiliz. Kurulur bir yeni seçenek, eğer illa da zaferler de olsun isteniyorsa, o yeni partiyle yola devam edilir.

          Selamlar.

          • Sayın Bernar;

            Yazdıklarınıza iştirak ediyorum. Ben de sizin gibi bu mahallenin sakini değildim. Mehmet Şevki Eygi Abinin dediği gibi imalat hatasıyım elit bir lisenin. Ailem ve yakın dostlarım hepsinin burun kuvırmasına maruz kaldım.

            80 öncesi babamın yeğeni babasının yanında Ülkü ocakları başkanı katledildi. Diğer yeğeni ise çok berbat olaylara karıştı ve uçak bile kaçırdı sözde devrim uğruna. Aslında her ikisi de çok parlak insanlardı. Binlerce genç gibi yitip gittiler maalesef.

            Ben karşı mahallenin içerisinde tek kişiyim ve sözde demokratlar beni hep mürteci diyerek dışlıyırlar çok şükür. Onların en sosyalistinide, lümpeninide bilirim.

            Beni sırf Refah partiliyim diyerek apartmanda zorla yönetici yaptılar sen yaparsın diyerek. Şimdi ise dindarlar ya Fetöcü hain ya da hırsız olarak görülüyor.

            Maalesef bu işten görünürde zafer ama nihayi olarak mağlup çıktık. Masa, kasa, Nisa imtiganlarında sınıfta kaldık. Aslında bu ilk değil çok ortaklı yeşil sermayede de şöhret iyi değil, belediyelerde de, merkezi idarede de. İlim ve ahlak ayağı topal kaldı. Yani asıl topal ördek bu.

            Neyse ak partili dostlarımın, bizlerin nasıl değişerek geliştipimiz trajedisi ile kalp kırmayayım.

            Belki güçlüden ve popülerden yana olma isteğidir bu. Ama karşı mahalle bana hiç güven vermiyor. Bizim mahallede aratmıyor ama.

        • hakikaten akpliler aslana benziyorlar. herşey güzel olacak diyen, ülkenin her bölgesinden gelen toplu aslan külremesi ile sarsılıyorlar. ülkenin pay pay edilmesinde de tam bir aslan paylaşımı mevcut. mesela ibbnin vakıflara aktardığı kaynakların aslan kanununa göre dağıtıldığından hiç kimsenin kuşkusu yok. kafam karıştı. arslan parçası halil bey kafa karışıklıüımı giderir. namussuzlukları nasıl savunacağını iyi biliyor belliki. ben tiyo vereyim: aman üzerini örtün çakallara fırsat vermeyin.

    • Aklımızla alay mı ettiğinizi sanıyorsunuz siz.Yazınızın giriş,gelişme,sonucuna ve vardığınız hükme bakıyorum.Mecburen, alıntıladığınız Hz.Ömer’in sözünü iyi tefekkür ve teemmül etmeniz gerektiğini söylemek zorunda kalıyorum.

      Dininizi iyi öğrenin,yoksa yaşadığınızı din zannedersiniz. Hz.Ömer

      Saygılarımla.

    • Yani sırf CHP’ye oy vermemek için kendi ifadenizle,
      ” kibir, ben yaptım oldu, vefasızlık, terbiye sınırını aşan çok ağır saldırılar, iftiralar, israf, yolsuzluk, kıfayetsiz muhterislerden,açgözlülük, iki yüzlü dindarlık, ayrıştırıcı uslup ; sonra diğer ekonomik, pahalılık, v.b ”
      durumunda olan bir partiye oy vermeye karar vermişsiniz.
      Siz en iyisi oy kullanmayın, bari ruhunuz ızdırap duymasın.

    • Halil Bey çakallara yem olacağımıza aslanlara yem olalım falan diyerek çakallık yapıyorsunuz, yemezler.
      Ha samimi iseniz ne çakala ne de aslana yem olmamak gerekmez mi ?

      • halil gibi aslan parçaları için önerim: namuslu olmak istiyorsanız, aslanların namussuzluğunu aklamaya çalışmayın. kim namussuzluk yapıyorsa ona karşı olun. arslan namussuzluk yapıyorsa aslana, çakal namussuzluk yapıyorsa çakala karşı olun. namuslu olmak öyle olur. arslanın pisliklerini temizlemeye çalışmakla değil.

        • Aslan yatağından belli olurmuş hamza bey; gözün kesiyorsa sen bi temizlemeye çalış da görelim:) antep hayvanat bahçesinde var aslan; koğuşuna temizlik görevlisi kabul etmiyor; çünkü gerçekten yattığı yer tertemiz yani:)

  9. ”Takımlar yarışıyor bizdeki futbolda, ama sonuçları tarafsız kalması beklenen hakemler belirliyor.
    Oysa hakemin yan tutacağı da hesaba katılarak çıkılması gerekirdi maça”…
    ”Siyasette de Yüksek Seçim Kurulu (YSK) suçlanıyor…” ya, biri(leri) de çıkıp ”acaba futbolda tarafsız kalması gereken hakem ile siyasette de tarafsız kalması gereken YSK’yı, sonucu belirlemede taraflı hale getiren saik nedir diye soruyor mu?

    Hadi futbolda hakemin yan tutacağını kabul edelim (ülkemizde buna alışığız), peki ‘seçim maçının’ hakemi YSK’da yan tutmalı mı?..Bu futbolda var diye seçimlerde de mi olmalı? Taraflar, bunu bilerek mi seçime hazırlanmalı?

    Hakemin yan tutup maçın skoruna etki etmesi, maç öncesi kotarılan işgüzarlığa bağlı ve bu yüksek meblağlar ile ifade edilen bu ön anlaşmanın adına da ”şike” deniyor.

    Bu siyasette nasıl cereyan ediyordur acaba?

    İptal edilen İstanbul seçimi sonrası yeni seçim öncesi yaşanacaklar ‘kafa çıkarmaya’ başladı bile.

    Öcalan’nın YSK kararı öncesi avukatı aracılığıyla duyurulan ölüm oruçları ve SGD (Suriye Demokratik Güçleri) açıklaması bunlardan en göze geleni. Akabinde HDP yetkililerinin, 23 Haziranda alacakları tavrı ”yetkili kurullarımızda görüşeceğiz” beyanı derin pazarlıkların habercisi..HDP’nin 23 Hazirana yönelik yeni pozisyon alacağının emareleri ve bu İmamaoğlu lehine olacak gibi durmuyor.

    Öcalan’ın, İstanbul’da yüzde 10’a tekabül eden Kürt oyların AK Partiye kullanılsın yönünde bir açıklaması olabileceğini tahmin etmiyorum, belki bir demokrasi havarisi kesilip bu hüviyet altında Kürtler’in 23 Haziranda (son yaşananları gerekçe göstererek) sandığa gitmemesi yönündeki ve Kürt seçmeni pasivize edecek bir çağrısı, maç öncesi kotarılan bir işgüzarlığın yansıması olarak bir şike yaşandığının kanıtı olacaktır. Uzun aradan sonra Öcalan’a görüş izni verilmesi ve üstüne bir de kamuoyuna görüşlerinin açıklanması garip gelmedi mi size de?

    İstanbul seçimi üzerine ne Bahçeli’nin, ne YSK’nın ve ne de Öcalan’ın tavrı, AK Parti ya da (o bildik) Erdoğan açısından hiç de iç açıcı durmuyor.

    Ya da bilmediğimiz bir Erdoğan mı var karşımız da; Demokrasi dışı güçlerle iş tutan, demokrasiyi içine sindiremeyen…

  10. Yanlış
    Herkes insandır. Kişinin etki altında kalmaması mümkün değildir. Devlet başkanı seçim yenilenecek diyor. Tüm basın seçim yenilenecek diyor. ABD bile seçime oradan müdahale ediyor. Sonra getirilecekler baştan ayarlanmış.
    Fehmi Koru soruyor, “Sandıkta yolsuzluk varsa tüm İstanbul seçimleri yenilenmeli değil mi? İlçe belediyeleri Büyükşehir ve küçük şehir belediye meclis üyeleri, muhtarlar. Hepsi aynı oyu kullanmadılar mı? Aynı sandık üyeleri mazbatayı tespit etmedi mi? Onların meşruluğu nereden geliyor?”
    Çünkü Yüksek Seçim Kurulu seçime dava açılırsa müdahale eder. Doğrudan talimat vermez. Hangi konularda dava açılırsa o hususta karar verebilir.
    Peki neden diğerleri hakkında dava açmadı? Savcı neden suç işleyen görevliler hakkında harekete geçmedi? Çünkü Sermaye efendi hazretleri böyle karar verdi. Kılıçdaroğlu hakimlere çatacağına bu bozuk düzeni düzeltmeye çalışsın.
    Aday tespit etmeden önce Akevler olarak Yalova CHP ilçe başkanına başvurduk, Kılıçdaroğlu bizimle görüşmedi. Biz ondan başkanlık istemiyorduk. Partinin adil davranması için düşüncelerimizi söyleyecektik. Ben AK Parti’ye oy verdim. Neden? Çünkü AK Parti’nin oyu %35’lere düştü deniyor. Yine %10’dan fazla fark var. Çünkü bu perişan halk ile yine tek ümit AK Parti’de.
    Yargı kararları eleştirilebilir. Yargıda aktör yalnız hâkim değildir ki. Sistem eleştirilmelidir. Sermaye’nin oyununa gelerek itirazlarda bulunan AK Partiler eleştirilmelidir.
    Her gün Dolar yükseliyor, ülke batıyor, devlet yıkılıyor. Türkiye ona çare bulacağına seçimle gününü gün ediyor. Sermaye efendi hazretleri böyle büyüyor. Burada sanık AK Partidir. Hakimler değil, sandık görevlileri değil.
    AK Parti aklını başına toplamalıdır. Söylediklerimi değerlendirmelidir. İstanbul Belediye başkanlığına ortak adayla çıkılmalı, seçim için zaman kaybedilmemelidir. Arabanın lastiği patlamış, camları silmekle meşgulüz. Allah’ın izni ile halkın verdiği oylara şükredeceğine devleti yıkacak davalar açıyor. Kaybedeceksin AK Parti. 7 Haziran’da muhalefet kazanmış iktidarın düşürülmüştü. Şimdi yine muhalefet kazandı. Siz onu düşürmeye çalışıyorsunuz.
    Kadim arkadaşı olarak Muhterem Başkanınız Recep Tayyip Erdoğan’a nasihatim olsun. Gün kaybetmeden AK Parti başkanlığından çekiliniz. Seçimi kaybettiniz. Bir daha seçime siz girmeyin, parti girsin. Belediye başkanını siz atamayın, İstanbul AK Partililer sıralama usulü ile seçsinler. Millet sizi oralara getirdi. Bırakın da İstanbullular Sermaye’nin istediği kişiden başkasını seçsin.
    Binali Yıldırım muhterem bir kişidir. Gücünü göstersin ve çekilsin. O, meclis başkanı olsun, Başkan yardımcısı olsun. Canı gönülden desteklerim. Sermaye onu bakan bile yapmıyor. Kullanacak sonra Ecevit’e, Özal’a yaptığını yapacak.

    • Karagülle hocam abd yi de katmış araya ama onlar ysk ya karışmadılar; doğrudan imamefendinin başkanlığına saygı gösterilsin diyerek tebrik etmişlerdi en baştan. Oruçlukta karıştı zahir:)

  11. Fifa dünyanın en büyük mafya organisayonudur derler; burdan da futboldan anlamadığım hemen belli olmuştur heralde. Lümpen eğlencesi futbolun ne mal olduğu, yakın geçmişte ülkemizde patlak veren şike olaylarıyla da gündeme gelmişti zaten… Şimdi ise işini gücünü bırakmış kulüpbaşkanlığına soyunmuş koçların -devlet desteğiyle yapılmış- arenalarındaki şeref tribünlerinde, ezan okumak yerine “Mazmataa! Mazmataa!” diye böğüren mahalle imamları görüyoruz. Sayın yazar da biyandan fifanın dalavereci fenerbahçe hakemlerini seyrediyor biyandan da ysk kararını ve yargımızı okumaya çalışıyor. Sonra da doğal olarak soruyor tabii: siyasette neyimiz eksik acaba? Elcevap: yedek kulübesi..! Belirttiğiniz gibi her şeyimiz var: iyi bi kaptan, hem atak, hem savunmacı, hem kaleci, karada havada denizde türkiyeyi her konumda hakkıyla yöneten, tribünleri de ihmal etmeyen futbol kökenli çok usta bir liderimiz var; tanıyanlar bilir kendilerini:) sorun şu: türkiye kalesinin arkasında bekleyen bir yedeği yok onun! İtirazı olan?

    • Türkiye’yi yönetmesinden bilmem neden vaz geçtik, partisini yönetebildiği bile kuşkulu o ‘usta lider’in. Milletvekilleriniz AK Parti teknesini terk edip (öyle üç beş değil, düzineler olarak) Babacan liderliğinde kurulacak partiye geçtiklerinde, olan bitene artık ‘bilge bilge'(!) bakarsınız -başınıza neyin nasıl geldiğini anlamaya çalışarak, ve yerel seçimler sırasında Gaziantep’te bir trenin lokomatifine doluşmuş bir gurup partilinizi yeniden hatırlamamıza vesile olarak ; )

  12. Merak etmeyin Fehmi bey Chp hazırlıklarını tamamladı….
    1-Türkiye Komünist Partisi Adayı Zehra Güner Karaoğlu, Ekrem İmamoğlu lehine adaylıktan çekileceğini duyurdu. Arkasında 10 bin 492 oy var.
    2-Emekçi Hareket Partisi destekli bağımsız aday Özge Akman “Ben de İmamoğlu lehine çekiliyorum” dedi. O da 31Mart’ta 2 bin 437 oy almıştı.
    3-DSP’nin İstanbul Adayı çekilmeye niyetli. Teşkilatlar da ağırlıklı olarak aynı görüşte…
    4- Hdp nin 1.5 milyon oyu zaten cepte….
    5- Muhafazakar kesim olarak zaten paramparçayız…

    Tekrardan millete gidilmesi güzel…. Bu kez herkes görevini adamakıllı yapar inşallah…Sonuç ne çıkarsa çıksın adaletli bir seçim olsun….kim kazanırsa kazansın…

    Liverpool- barca maçı müthişti bu arada.Tek tük hatalar yapsa da futbol adına çok iyi bir maç yönetti hakem. Helal olsun Cüneyt Çakır a..

    • Sayın Türkeş. Eskiden solculara ‘solcu’ oldukları için kızılmıyordu. O zaman sol denilince komünist ‘Rusya’ anlaşılıyordu. Milletin biliç altındaki esas tepkisi ‘Rusya’ ile ilgiliydi. Milletin çoğu zaten komünist rejimdeki şartlarda yaşıyordu, hatta bir kısmı daha kötü durumdaydı. Şimdi siz Hristiyan-Yahudi (Ehli Kitap) kim varsa düşman olalım, Ateist-Budist-Şii (Rusya-Çin-İran) eksenine geçelim diyenlerle aynı tarafa geçtiğinizin farkında mısınız ?
      CHP uzun zamandır gerçek kimliğinden uzaklaşmıştı ve millet de bunun faturasını kesmişti. Ben de 2011’e kadar AKP’ye oy vermiştim. Fakat CHP gerçek kimliğine yaklaşırken AKP gerçek kimliğinden uzaklaştı. Üstelik Erdoğan Rusya-Çin-İran (Avrasyacı) kliğin kontrolüne ‘mecburen’ girdi. Bunlar Türkiye’yi NATO’dan çıkartmak istiyorlar. Bunun sonucu tam bir felaket olur. Türkiye’nin Suriye veya Irak’tan farkı kalmaz. İşte esas BEKA meselesi budur.
      Bahçeli, Akar ve derinler şüphesiz ki vatanseverdir. Fakat Enver Paşa da vatanseverdi, sonuç malum ! En iyisi Mustafa Kemal Atatürk’ün yoludur : Akılcılık .

        • Lafı dolandırmakta pek mahirsin. Fakat sadede gelelim. Türkiye NATO’dan çıksın mı çıkmasın mı ? Bu soruya lafı dolandırmadan önce net bir cevap ver. Sonra ama şöyle ama böyle çekincelerini istersen yazarsın …

          • Sorunuza cevap olacak birçok eski yorumum vardır ve hepsi de şöyledir: ülkemizde konuşlu bulunan nato üslerindeki nükleer silahlara tsk tarafından derhal el konulmalı ve tüm kontrol ve kullanım mekanizmaları üzerinde tam hakimiyet sağlanmalıdır. Bir kısmının romanyaya taşındığı biliniyor. Eğer bu konuyu es geçersek maalesef sonumuz ukraynadan beter olur. Çünkü S400ler nükleer başlıklı füze ve atom bombalarının yerini tutmaz. Türkiye ne imf ile ne de natoyla hiçbi yere varamaz. O yüzden iha, siha yapmaya ve milgeme devam diyoruz… Okej?

        • “Derhal” dediğin konu dediğin gibi yapılsın, Türkiye’nin Humeyni İran’ından pek bir farkı kalmamış olur. Çok hayali bir şey! 3-5 sofistike silahın kullanım mekanizmalarında tam hakimiyet sağlasan ne olacak? Bir gülle bahar olmaz. Taşıma suyu ile değirmen dönmez.

          Önceliklerini tekrardan belirleyerek katma değeri olan, döviz getirici veya ithalatı azaltıcı iç üretim şart. Ülkenin, devletin bütün siyasetlerinde sıfır-israf pragramları geliştirilip icraat (amel)e dönüştürülmesi. Bundan sağlanacak tasarruflarla üretim ve bu arada yerli savunma sanayiinin geliştirilmesi çok önemli…

          Türkiye İranın dostane komşusu olarak İran ile ABD arasında bile arabuluculuk yapabilir. Ancak, önce ABD ile masaya oturup gönlünü alabilmeli, ancak hakkaniyet çerçevesinde ulusal prensiplerinden de taviz vermemeli. Bugün için pek mümkün görülmüyor.. O çapta diplomatlarımız da yok sanıyorum.

      • Çin’de budistlerin hakimiyeti doğru değildir. Çinde hakim olan “Komunist Partisi”dir. Rusya için de “ateist” denemez. NATO’da kalmak çıkmış olmaktan daha iyidir. Ancak NATO ülkelerince dışlanmışlıkla karşı karşıya olan Türkiye kendi açısından haklıdır. Büyüklüğünü yeni koalisyonlar oluşturarak gösterebilir. Bir koalisyon Rusları tedirgin etmeden Kaykasya ve Turki ülkelelerle kültürel bazda ve bilim teknolojide olabilir. Diğer bir koalisyon ise siyonist yahudi and Trumpvari hristiyanların böldüğü arap aleminde olabilir. Bu işleri “Akılcılık” dediğiniz MKA yolu yapamaz. Aslında “yol” dediğiniz bu yol “akıl*iman sentezi” yanında akılcılık değil aklıcılık kalır!

  13. Sizi her gün okumakta haklı olduğumun ispatını bugün kü yazınızda bir kez daha gördüm. Mevcut tablo ancak böyle bir ustalıkla anlatılabilir. Sağlıklı günler diliyorum mübarek ramazan ayında.

  14. Fehmi bey, bugünkü yazisinda CHP nin beceriksizliğinimi, yoksa CHP AKP nin kurtarıcısı olduğnumu anlatmak istiyor?
    Bence CHP AKP nin görünmeyen destekcisi, çünkü bir parti bu kadar A… olmasi mümkün değil.
    YSK seçimleri iptalınin sabahinda şu yorumu yapmiştim!
    Nurdan
    7 Mayıs 2019 at 10:14
    “Her işte bir HAYIR vardir.
    Yalniz bıraz sabırlı olmak gerek!
    Zaten Oda muhalefete fazlası ile var.”

    Hayir vardir dememin sebebi, CHP nin içerisindeki ihtidar yanlilarinin ortaya çıkacaklarindan dolayi idi.

    Çünkü bunlar 5 yil öncede Mansur yavaşın kazandiği seçimi Melih Gökçeye hediye etmiştiler.

    Bugün arti gerçek CHP nin son yıllarda ki siyasi seceresini çıkarmiş onu okuyunca Türkiyenin bu hale gelmesinde en az AKP kadar CHP nin katkısı var olduğuna şüphem kalmadı.

    Yazarin yazisinin o bölümü.
    ××××××
    “YSK’nın iptal kararına CHP’nin YSK temsilcisi Mehmet Hadimi Yakupoğlu’nun katkısıymış meğer.

    Anayasa’ya göre 7 asil 4 yedek üyeden oluşan YSK, iptal kararını 11 kişiyle aldı.

    Nedense seçmenlerin dert ettiği bu mesele, parti yönetimlerinin gündemine bile gelmezken CHP Başakşehir İlçe Başkanlığı Hukuk Komisyonu üyesi Avukat Deniz Bakır şu açıklamayı yaptı:

    “Oylamada asil üye olan 4 hâkimin oylamaya katılmayacağını bildirmesi üzerine karar aşamasında iken 4 yedek hâkimi oylamaya çağırmıştır. 4 yedek hâkimin oylamaya katılması neticesinde seçimin iptaline yönelik bir karar çıkmıştır. Görevli 4 asil hâkim oradayken böyle bir karar alınamaz. Asil üyelerin oylamaya katılması ve çekimser sayılması gerekirken yedek üyelerin oylamaya katılmak suretiyle asil üyelerin yerine oy kullanması tam kanunsuzluk halidir ve yok hükmündedir.”

    Görüştüğüm başka hukukçular da 4 yedek üyenin ancak asil üyelerin herhangi bir mazeret nedeniyle oylamada bulunamaması nedeniyle yedek üyenin çağrılacağını belirtiyor.”
    ×××××××
    Demeki siyasi partiler milletle oyun oynuyorlar milletin haberi yok.
    Bizdeki siyasetciler Batida olsa halk onları bir gün o makamlarda durdurmazlar.

    • CHP hiçbir zaman muhalefet yapmadı, iktidar olmayı istemedi. çok haklısınız. muhalefetmiş gibi davrandı. CHP gerçekten muhalefet olsaydı Türkiye bu kadar savrulmaz ve bu afetlerle karşı karşıya gelmezdi. 1950’den bu yana sadece parti içi iktidar mücadelesi veren bir CHP var. Koalisyonlar dışında iktidar yüzü göremeyen. Ekrem İmamoğlu gibi halkın dilini konuşan birisi CHP’nin kimyasını bozdu. Mecburen İmamoğlu’nu desteklemek arkasında durmak zorunda kaldılar:)) Çünkü, Ekrem İmamoğlu bütün Türkiye’nin sempatisini kazandı.

  15. Siyasette hakimlerin futbolda hakemlerin etkisini yaşayarak görüyoruz. Başakşehir takımının hakemlerin de desteğiyle şampiyon yapılmak istendiğine dair futbol kamuoyunda yaygın bir kanaat vardı. Zaten uzun süredir lider konumundaydı. Fakat çok ilginç, Ekrem İmamoğlu İstanbul seçimlerini kazandıktan sonra Başakşehir maç kazanamaz oldu ve liderliği Galatasaray’a kaptırdı.
    Bu durum belki de bir tesadüftür veya psikolojik olarak bir iç benlik çatışması yaşanmıştır, bilemiyorum.

    • Başakşehirin yaş ortalamasına bak anlarsın…Geçen senede öyleydiler….sadece sonunu getiremiyorlar… fenerbahçenin son maçlarda şampiyonluğu kaçırma pisokosu gibi… Fatih Terim ve Albayrak bu işin ehli….Final adamları… hem sahada hem dışarda bu işi kotarıyorlar…sadece bu…

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here