Muhalefeti eleştiren eleştirene, ama sorunun sebebi başka yerde..

22

Dün bizim gazetedeki (ocakmedya.com) ‘Seçilmiş Yazılar’ bölümü için seçtiğim yazılara göz atma fırsatı bulanlar iki zehir zemberek siyasi eleştiri ile karşılaştılar.

Yazılardan biri, Saadet Partisi’ne vaktiyle kendisini yakın hissettiğini belli eden bir yazara ait. Yazar, Saadet Partisi’nin açıkladığı belediye başkanı adaylar listesinde yer alan bir ismi yadırgamış; ‘Buradan Saadet Çıkmaz’ başlığını uygun gördüğü yazısında bir dizi başka konuyu da ele alarak yaman bir eleştiri yağdırmış…

Eleştirileri arasında onun konuya yaklaşımını yadırgamama yol açan bazı değerlendirme hataları var; devlet yönetiminde söz sahibi olanlara rakip partileri aşağılamayı, birlikteliklerine ‘zillet ittifakı’ adını takmayı, birinden ‘particik’ diye söz etmeyi ve rakip gördüğünü kendi ifadesiyle ‘şeytanlaştırma’yı normal görüyor gibi…

Fakat burada bugün ele almak istediğim konu bu değil.

İkinci yazı, CHP’ye oy vermeyi düşündüğünü hiddetine rağmen saklayamayan bir başka yazara ait. O da, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Ülkücü kesimin simge isimlerinden bir şairin vefatı üzerine yayınladığı başsağlığı mesajına takmış. ‘Bu yol Erdoğan’ı devirmeye çıkmaz’ başlıklı yazısında mesajdan uğradığı hayal kırıklığını duyurmaya çalışıyor.

CHP’nin MHP’lileşmesi olarak görüyor o mesajı…

Onda da garibime giden yönler var. Hayatını kaybeden şairden hareketle ‘MHP’lileşmek’ iddiasını ortaya atıyor ya; oysa merhum şair MHP yönetimi tarafından afaroz edilmiş biriydi…

Ancak, bugün üzerinde durmak istediği konu bu da değil.

İktidar artık zor olunuyor

Konu şu: Partiler günümüzde artık eskisi gibi ideolojik yapılarına kendilerini yakın hisseden kişiler ve kitlelerden oy devşirerek varlıklarını sürdüremiyorlar. Yeni sistem bütün partileri herkese uzanmaya ve daha önce kendisine oy vermemiş kesimleri de oy vermeye ikna etmeye zorluyor.

‘Cumhurbaşkanı hükümet sistemi’ iktidar olmayı yüzde 50 oy alma olarak tanımladığı için bu böyle. Aksi halde, illa geleneksel parti tabanından oy alacağım derse CHP ve eleştirel yazıyla okur önüne çıkan yazarın beklediği tarzda bir içine kapanıcı tavır takınırsa, o yazarın beklediği sonuca asla ulaşamaz.

Hem neden ‘devirmek’? Seçimle gelinen iktidar yine seçimle değişir. ‘Devirmek’ de nereden çıktı?

Benzer durum Saadet Partisi için de geçerli.

Diğer partiler gibi Saadet de, bir yandan geleneksel tabanını korumaya çalışırken diğer taraftan daha önce kendisine oy vermemiş kesimleri sandık başına götürebilmenin ve adaylarına oy vermelerini sağlamanın yollarını arıyor…

Aramak zorunda ve arıyor…

İktidar partisinin de zaten yapmaya çalıştığı bu.

Önceki seçimlerden alışkın olduğumuz ‘anket’ çalışmaları sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılması uygulamasından vazgeçmiş görünüyor AK Parti. Bu yüzden halkın şu sıralarda yaşananlardan siyasi eğilim olarak ne kadar etkilendiğini, oyunu hangi partiye vermeyi düşündüğünü ve dolayısıyla seçimin nasıl sonuçlanabileceğini öğrenemiyoruz.

Anketler yayınlanmıyor çünkü.

Yalnızca AK Parti’nin itibar ettiği ve canını dişine takarak iktidarının devam etmesini arzuladığını belli eden yazarların köşelerine muhtemel oranlar yansıyabiliyor. Kamuoyuyla paylaşılmayan anketler, belli ki, onlarla paylaşılıyor.

Biri geçenlerde AK Parti’nin oyunun yüzde 34 oranında göründüğünü yazdı.

Az bir oran değil bu, AK Parti o oranla 2002 seçiminde Meclis’te üçte ikilik bir sandalye çoğunluğunu elde edebilmişti. Tayyip Erdoğan, İstanbul büyükşehir belediye başkanlığını, 1994 yerel seçiminde oy kullanan her dört kişiden yalnızca birinin oyunu almayı başararak kazanmış ve siyaset sahnesine ilk öyle girmişti.

Anlamayanlar için

Ancak ‘cumhurbaşkanı hükümet sistemi’ sonrasında iktidar olmak için yüzde 34 oy yeterli değil.

Onun için MHP ile ittifak yapıyor AK Parti, onun için muhalefet partileri tabanlarını genişletmek için daha önce göze almadıkları türden yaklaşımlar sergiliyorlar.

Yazarlarımıza doğru gelmeyen tavırlar, aslında eğri hale getirilmiş sistemden kaynaklanıyor.

AK Partili kalemlerin köşelerine de sirayet eden rahatsızlıklar, belediye başkan adayı olarak halkın karşısına sürülen isimlerin orada da bütünüyle kabul görmediğinin işaretleri…

Sebep AK Parti için de belli: Başkalarından bir oy fazla getireceği düşünülen kişiler aday gösterildi iktidar partisi tarafından da.

En çok şaşırdığım, partilerinin bu yoldaki tavırlarından mutlu olmadıklarını şikayet konusu yapanların, sorunun kaynağı olan sistemi eleştiriye tabi tutmamaları…

Anlamamış olabilirler mi?

“Belki” deyip bu yazıyı onlar için yazdım.

ΩΩΩΩ

22 YORUMLAR

  1. Ortada eleştirilmeyi hakedebilecek kadar bile bir muhalefet yok:) neyse ki baykal mecliste yemin edebildi de bi parça olsun chp adına umutlandık! Kendisinin tedavisi 1nisanda bitiyormuş; inşallah olağanüstü kurultaya kadar zıpkın gibi olacaktır:) onun dışında gözle görülür bir umut da yok ortalıkta maalesef… Madamın partisi demişsiniz evlere şenlik; mersinde yaşanan adaylık başvurusu krizi tam anlamıyla komedi:) bunlara memleket mi teslim edilir bilader? Şeriat dede ve hdp ye gerçekten söyleyecek bi sözüm yok; en fazla küfür tek millettir deyip geçeriz… Lakin muhalefetin bu pejmürde ve içler acısı haline bakarak genel bir tesbitte bulunacak olursak; bal yapmaz arı gibi hiçbir icraat yapmadan sadece mızırdanıp duran bu ihtiyarlar heyetine oy veren kardeşlerimize acımamak mümkün değil:( sürekli seçim yenilgilerine rağmen aynı kısırdöngünün değirmenine su taşımak nasıl bir sivri zekanın mahsülüdür? Tanıdığım veya tanıştığım bütün chp lilerde belirgin bir zeka sorununa rastladığımı söyleyebilirim ama tümü öyledir demiyorum! Çünkü milli iradeye saygımız sonsuzdur… Yalnız ne biliim sürekli balık yemekle böyle sivri zekalı olunacaksa ben gene de makarna aliim (ondan da nefret ediyorum ya:) daha iyi! Neyse, aklın bir sınırı var da ahmaklığın yok işte…

  2. H gayret bey siz 40 yaşından küçük 30 yaşından büyüksün. (Kelime hazinenden tahmin ettim)Daha çok fırın ekmek yemen lazım. Buradaki vazifen ve nöbetin bitince nerede çalışacaksın merak ediyorum. Ayrıca bu kadar zamandır yorumlarınızı okuyorum. Yaw emin ol olmamış elma tadı var 😀 Vazgeç bu yerden. Ha millet artık goy goya gelmiyor 😃

  3. Tabiki muhalefeti eleştiren eleştirene…
    Sıkıysa iktidarı eleştirsinler…
    Eleştiremezler, çünkü korkarlar.
    Kürkünü dövemeyen kepeneğini dövermiş.

  4. demokrasinin bize attığı kazıklardan biridir hdp. atsan atamıyoruz, kapatsan kapatamıyoruz. hdp ye uymayan, çağırdı mı gitmeyen ama vaz da geçemeyen zamanında gönül bağı kurmuş bir seçmen kitlesi var. başımızın üstünde yeri var. şimdi bu hdp seçmenin oyuna bütün partiler aday çıkarmadığı yerlerde talipler. bundan daha doğal ne olabilir??? akp talip olunca da sorun yok, chp talip olunca mı sorun olacak, olmaz tabii. sorun geçenlerde hüseyin kayahan beyefendinin yazdığı gibi necva meselesinde. gizli,kapaklı, örtülü, ödenekli işlerde. aylar öncesinden yazıyoruz görüşmeleri, başkan bizden, üyeler sizden hesaplarını. o nedenle parti içinde kıyametler kopuyor ya, o nedenle mart sonu görüşürüz deniyor ya…çıkıp açık açık anlaştıklarını söylemeleri gerekir, gerçi hdp hakkını yemeyelim söylemiyor değil…. şimdi burada ben chp den çok ip partisine şaşırıyorum. pek çok kurucu üye de şaşırıyor ki çoğu istifa edip gidiyor. ben ip seçmeninin önemli bir kısmının chp seçmeninin de ön görmekte zorlandığım bir kısmının olan bitenden rahatsız olduğunu gözlemliyorum. seçimde etkili bir sonuç alamazlarsa muhalefet partileri chp ve ip te mart sonrası fırtına hatta tufan da öngörüyorum…seçmenin davranışını en çok etkileyen faktör ekonomik göstergelerdir ve bu şimdi tamamen muhalefet için çalışıyor, böyle bir durumda da başarı sağlanmazsa zaten kapılarına kilit vursunlar, kendilerini de yardan aşağı atsınlar derim.

    sistem meselesini ise çok tartıştık, sistemden şikayet etmek için henüz erken, parlamenter sistemi yıllarca deneyip olmuyor dedik, bu sisteme de şans verilmesi gerekir. üstelik dönecek daha iyi bir kapımız mı var???

  5. Sayın koru bahsettiğiniz her iki yazıyı dolayısıyla sizin yazınızı da okudum. Anlamamış olabilirler! Hele aydın ışığını kapatıp militan olmayı yeğlerse buradan ülke saadeti hiç çıkmaz. Anlayana.

  6. MEDYA TEK SESLİ(çoğunluğu) hale getirilince halkın çoğunluğu uzun süre istenildiği gibi yönlendirilmesi mümkün olur.
    Bu halkın ekseriyetinin tenceresi devrilmediği süreye kadar devam eder.
    Bu ıllızyonla epey bir süre idare edilir.
    Tencere devrildiği an her şey değişir.
    Halk çare arar.
    Tencerenin devrilmesine sebep olanlardan uzaklaşır.
    Bu seçim öncesi olursa yönetenler bedel öder seçilmeyerek.
    Yönetim ne edip yapıp tencereyi seçim öncesi devirmemek peşinde olur.
    Seçimden sonra tencerenin devrilmesi, bir sonraki seçim tarihinin uzak olmasına bağlı olarak yönetime telafi şansı verir.
    Bu uzun sürede şimdiki yönetimin gerçek niyet ve hedefleri anlaşılır.
    Bir daha demokratik bir seçim yapılırsa toplum ya benimser yada değiştirir.
    Normal olan da budur.

  7. Sayın Koru sorunlu olan sistemi aşağudaki gibi özetlemiş
    “Partiler günümüzde artık eskisi gibi ideolojik yapılarına kendilerini yakın hisseden kişiler ve kitlelerden oy devşirerek varlıklarını sürdüremiyorlar. Yeni sistem bütün partileri herkese uzanmaya ve daha önce kendisine oy vermemiş kesimleri de oy vermeye ikna etmeye zorluyor.”

    Yani artık halka gidip onu ikna etmek zorunda olmak sorunlu bir sistem öyle mi?
    Vah ki ne vah .Bunlarıda mı duyacaktık sayın Koru dan.Çok değil bundan 7-8 yıl önce halk da halk der dururdu.

    Yine aynı şekilde bir zamanlar (televizyona çıktığı günlerde) ergenekon kumpasından yatan gazeteciler için
    “O gazateciler gazetecilikten içerde değil” derken .
    Bugün “basın öne eğilmesin ” der durur.

    Hangi Koru ya inanacağız.Eskisine mi yenisine mi?

  8. İstikrar
    Ali Fuat Başgil’in bir sözü vardır; herkese eşit şekilde uygulanmak şartı ile her kural yararlıdır.
    Evet, en kötü kural kuralsızlıktan iyidir. Bunu bilen şeytani Sermaye, sık sık kuralları değiştirir. Halk kendisini yeni kurallara uydurmaya vakit bulmadan başka kurallar getirir. Kuralları öğrenip uygulamasınlar diye de sık sık görevlileri değiştirir. Bununla da yetinmez. Merkezi yönetimi uygulatır. Böylece taşraya ulaşılamaz ve kurallar yönetimi oluşmaz.
    Bugün meclis dağılmış gibidir. Hiçbir fonksiyonu kalmamıştır. Bundan dolayıdır ki meclis başkanı belediye başkanı olmaya yönelmiştir. Halk şimdi demokrasiyi belediyelerde arıyor. Biraz sonra Sermaye’nin gücü yeterse belediye başkanları merkezden atanacak. Nitekim üniversitelerdeki seçim sistemi bitmiş, rektörler ilkokul öğretmenleri gibi atanmaktadır.
    Bunların hepsini yapan sinsi Sermaye’dir. Fatura Erdoğan’a kesilmektedir. Bunun bilincinde olmalıyız. Öncelikle biz, Ocak Medya yazarları bunun bilincinde olmalıyız. Erdoğan bunun bilincinde olmalıdır. Ordu bunun bilincinde olmalıdır. Seçmen bunun bilincinde olmalıdır. Partilere değil adaylara oy vermeliyiz.
    Her belediye başkanı kendisini halkın seçtiğini bilmelidir. Sermaye’nin istediğini değil halkın istediğini yapmalıdır.

  9. Genelde siyasi çekişme yazıları “izafi sidik yarışı” türü şeyler geldigi için okumaya değer bulmam. İğrenç gelir tiksinti gelir. Hernasılsa neyin nesiymiş diye merak edip işaret edilen iki yazıya da gözattim.

    1) “Elbet sorun Ozan Arif’in angaje olmasında değil tek başına, militan olmasında da değil. İkisi de haktır. Tabii ki siyaset/samimiyet bağı ele gelir bir bağ değildir, en samimi görünen en gayri samimi olabilir ve tersi.”

    2) “Lakin gelin görün ki, kimse Adil Düzen fikrini ve ütopyasını yer yüzünde uygulanabilir bir hale dönüştürmedi, içini doldurmadı”.

    Dünya ölçülerinde hayatı siyaset belirliyor. Halk bunun için sandığa gidip oy kullanıyor. Sözümona bizim siyasetçiler de buna ayak uydurmağa çalışıyor (bu konuda Dünya standartlarından çok çok geriyiz). AKP yanlısı bu iki yazardan birincisi siyasette yalan ve samimiyetsizlik mübahtır diyor. İkincisi de AKPnin getirdiği/savunduğu bu sistemden başka bir alternatif yoktur diyor. Yazarlarına sorsan binbir dereden su getirerek bu yazdıklarına siyaseten kesin itiraz ederler. Muhalefet, AKP siyasetinden çok farklıdir veya haklıdir demek istemiyorum (takip etmem ki diyebileyim). Ama görüldüğü kadarıyla, burada bir “zıvanadan çıkmışlık-delirmişlik” var. İzafiyet çukuruna batmışlık-kaybolmuşluk var.

    Şayet bu (1) ve (2) nolu düşünceler geçerliyse ve Türkiye hayatındaki değişmeleri/gelişmeleri bu tür siyaset belirliyorsa, bu siyasi kafalar hiç itiraz etmesin ve kusuruma bakmasın “gücü elinde bulundurabilen askerlerin darbe yapması mübahtır” sonucu da çıkar. Bunun için halkın oyunu, onayını almalarının bir anlamı yoktur. Neden yoktur? çünku halk oy verirken samimiyetsizlik gösterin-yalan dolan ile yönetin diye bu oyları vermiyor. Partizanlarca samiyetsizlik mübah görüluyorsa, yalan-dolan adaletsizlik mübah görülüyorsa halkın oyunun bir kıymeti/gereği/anlamı kalmamıştır-yoktur. Dolayısıyla, gücü elinde bulunduranlarin asker olsun, kim olursa olsun bir değeri/anlamı olmayan ‘halkın oyu’na ihtiyacı yoktur.

    Başka bir deyişle, siyaset orman kanunlarına göre, doğruluktan, insanlıktan uzak olarak sadece nefsi/partizan bir arsızlık ve samimiyetsizlikle yapılıyorsa gelecek için bir ümit yoktur. Topyekün helak olmaya layık bir durumla karşı karşıyayız demektir. Ne diyeyim: Allah, bu zıvanadan çıkmışlıktan bir an önce kurtarsın, helak etmeyi ertelesin. Ederse de karşılıklı gerek hükümet ve gerekse muhalefetten bu tür siyasetçileri helak etsin. Meydan, Akıl*İman Sentezine göre hareket edebileceklere kalsın. Siyasilerden samimiyet-doğruluk-adalet bekleyen halkın buna bir itirazı olabilir mi?

    • Bu platformda adil düzen ile ilgili çok yüzeysel dokunuşlar verilebiliyor. Onu da sadece S. Karagülle yazıyor.
      Ben de adil düzen üzerinde çalışıyorum acizane. Fakat buradaki yorumlarda korsan makale olmaması için detaylara girmiyorum. Nihayetinde yazarın yazısına yorum yapıyoruz, bir sempozyum yapmıyoruz.
      Eğer bir ütopyadan bahsedeceksek o da cennettir. Hiç bir bedel ödemeden canımız ne ve nasıl isterse edeceğimiz bir hayat size ütopik geliyor mu? İnananlara gelmez herhalde. Pür kominizm de buna benzerdir. Cennette de kominal bir hayat olmalı sanki. Her şey herkesin, “yarin yanağına gayri” tabii ki değil mi? Bu fikir ütopik mi?
      Adil düzen için biraz zaman daha gerek. Eğitim ve teknolojik alt yapı henüz yeterli değil.
      Adil bir düzen özlemimiz hiç bitmeyecek. Önce düşünecek, sonra onu pilot olarak uygulayıp fikriniz check edeceğiz. Adım adım daha güzel ve adil bir düzene evrileceğiz merak etmeyiniz.
      Saygılarımla.

      • *******
        Sayın Karagülle saygıdeğer bir insan, Maşallah!
        Keyif istemeyeceğim pek, sağlığını arttırsın Allah!

        Her yaş için biraz lükstür keyif, ama sağlık önemli,
        O yaşta ülke sorunlarına kafa yoran herkes görkemli!

        Ütopya “keşke keşke denebilecek bir yurt hayali”
        Çalışmazsan varılamaz, önce bunu bilmeli ahali!

        Bitmez ütopyalar, biri “El”dir, bizim için Ütopya,
        Bunun için çalış dendi hep, kopya üstüne kopya!

        Allah rızasıyla ütopya’ya varmak, hepsinden güzel,
        Bundan bihaber Batı, “the El” hala ödüyor bedel!

        Çalışmak ve paylaşmak güzel, istismar etmeden,
        İstismar edilen güçse, hüsrana uğrar hükmeden!
        *******

        Bu uğurda iyi niyetli bütün çalışanlara kolay gele..
        Fikir alışverişinde selam ve saygıya bilmukabele!

  10. Sisteme Sitem
    Cumhurbaşkanlığı sistemi günlerce tartışıldı, bu işin mutfağında olan düşünce kuruluşu şimdilerde İletişim Kurumunun başında olan sayın Fahrettin Altun’unda yönetiminde olduğu SETA vardı. Bu kuruluş bir dizi konferans, panel vs ile ile kamuoyuna bu yeni sistemi anlatma görevini de üstlendi. Bir kaç tanesine katıldığım için söylüyorum, sisteme ilişkin bütün eleştirileri açık yüreklilikle cevaplamıştı uzmanlar.
    Bunu şunun için söylüyorum, sayın yazarca sorun olarak gösterilen, muhalefetinde gündemine alarak itiraz etmesi gerektiğini düşündüğü hususlar bizzat arzulanan sonuç olabilir mi?
    Halkın çoğunun üzerinde ittifak etmediği bir kişiye iktidar yolu açmıyor yeni sistem. Refaransı “Ümmetimin çoğu şerde birleşmez” hadisi olan bir düzenleme bu.
    Zaafları var mı sistemin, elbetteki vardır. İttifak yapılan partinin bile zamanla yan çizmesi sonucunda girilen krizde gemiyi en azından en yakın limana götürecek imkanlar barındırıyor.
    Siyasi partilerin iktidara gelmek için klasik tabanlarını genişletmek, karşı partililer veya siyasal gruplarla diyaloğa girmek zorunda olması yazarın bu güne kadar sadrettiği düşüncelere bile ters.
    Herhalde lafı şuraya getirmek istiyor, madem sistem ittifakları zorunlu kılıyor niçin diğer ittifak yapanlara “zillet” suçlamasında bulunuluyor. Bunun cevabını ben de verebilirim ama her akşam ekranları dolduran yazarlar, türlü türlü koltuklara oturmaya hazırlanan siyasiler versin:)

  11. Bir sosyal demokrat olmama karşın, köşe yazarlarını okurken, epeyce bir zamandır hem de yıllardır sesini bile duymak istemediğim Fehmi Koru’nun yazdıklarına ilgi duymamın nedeni tam olarak bilemiyorum… Fakat sayın Koru’nun iyi bir gazeteci olduğu kesin. Umarım önümüzdeki günlerde de “adalet” ve “eşitlik” konusunda yazdıklarını unutmaz.
    Sonuç: sayın Koru’nun günümüzdeki yorumları(eleştirileri), inanıyorum ki önümüzdeki süreçte taraflarca örneklendirilecektir…
    Keşke sayın Koru’ya televizyonlarda da yer verilebilinse de iktidarın nasıl eleştirildiği örneğini görebilsek…

  12. Fehmi Koru yazısının sonunda ne diyor?
    “En çok şaşırdığım, partilerinin bu yoldaki tavırlarından mutlu olmadıklarını şikayet konusu yapanların, sorunun kaynağı olan sistemi eleştiriye tabi tutmamaları…”
    Evet…
    Sorun SİSTEM…
    Bunu elli yıldır söylüyoruz ve yazıyoruz…
    Süleyman Karagülle her gün yorumlarıyla yazıyor…
    Süleyman Karagülle her hafta iki yorumuyla çözümleri yazıyor…
    Ocak Medya okuyucuları bile Süleyman Hocayı pek de gereğince yorumlamıyor…
    *
    Fehmi Koru’nun sözünü ettiği ilk yazar Kemal Öztürk, yazısında benim bu yöndeki çabamdan da söz etmiş:
    “Milli Gazete yazarlarından değerli Reşat Nuri Erol, ne zaman sistem, fikir, alternatif olma üzerine yazı yazsam ya köşesinden ya da mailden bana yazar ve “tek gerçek alternatif Adil Düzen” der. Doğrusu kavram olarak “Adil Düzen” fikrini önemserim ve alternatif haline getirilebileceğini söylerim (1 Mart 2018 tarihli yazım).”
    *
    Evet…
    Bu sorunlu sistemin, bu zalim düzenin tek ve gerçek alternatifi ADİL DÜZEN’dir…
    Ama bu koca ülkede “ADİL DÜZEN” ile bir tek Prof. Dr. Necmettin Erbakan ilgilendi…
    Recep Tayyip Erdoğan ise bizzat Süleyman Karagülle’ye Adil Düzen’e karşı olduğunu söyledi…
    Peki…
    Bugün geldiğimiz noktada…
    Genel olarak ADİL DÜZEN ve özel olarak ADİL EKONOMİK DÜZEN olmadan sorunların hem ülkemizde hem de bütün dünyada çözülebilir mi?
    Bize göre çözülemez…
    Gerisi lafı güzaf…
    Ve’s-selam…
    RNE

    Meraklısına Tavsiye:
    http://www.akevler.org
    MAKALELER, SEMİNERLER, KİTAPLAR…
    https://www.youtube.com/watch?v=822_iPV-m18
    https://www.youtube.com/watch?v=ROe2NUScVzk
    https://www.youtube.com/channel/UCFo3tKrGvXdcWpcpSXwpLfg

    • BİR HATIRLATMA DAHA:
      http://www.ocakmedya.com/ocak_yazar/2019/02/19/edibalinin-osman-gaziye-vasiyeti-ve/
      Bu yazı Üstad’ın yayına hazırladığım son yazısı ve Oacak Medya’da yayında…
      Özellikle son kısmını okumadıysanız, lütfen okuyunuz…
      Yazıya yazılan iki yorumla birlikte…
      *
      Üstad’ın, gelecek hafta için yayına hazırladığım iki yorumdan birinin başlığı şöyle:
      “HER ŞEYE RAĞMEN ÜMİTLİYİZ… NASIL?” (detaylar yazıda)
      Evet, Süleyman Karagülle ‘ÜMİTLİYİZ’ diyor…
      Nasılını haftaya yazısında okursunuz…
      Selam dua hürmet muhabbetle…

      • *******
        Osmanlı iyi başladı, kötü bitti, peki neydiki hata?!
        Eloğlu; ihtiraslı, arsızlıkla dipdiri, hala ayakta!
        Yayıldılar her yere, dünyalık bir şeyler götürdüler,
        Biz ne götürdük? götürecegimiz şey hala Kitapta!

        Ne yapabilirdik ki biz Allah’ın müslüman kulları,
        Boynumuza taktılar, adeta bir “miskinlik” yuları…
        Bilimle çalıştı eloğlu, çalıştırdı; bugün hepsi ayakta,
        Temel bilimler Kitapta, ama biz bilmiyoruz bunları…

        “Sermaye” bol paralı; nefsi satın aldı nankörler,
        Onlardan çıktı dünyalık; göstermelik bonkörler,
        Ne varsa hala Kitapta, ama anlatamıyoruz bunları,
        Ve kurtaramıyoruz, hala kördöğüşünde körler…

        Bizde de oluşmuştu sermaye, sözde milli ve yerli,
        Ancak para! ne vardı ki montajdan daha değerli?
        Özkaynak mı kullandılar, teknoloji mi ürettiler?
        Yahu, bir araba dahi yapamadı, milli onur kederli!

        Araba yapacak teker, metal ve neymiş ki motor,
        Hazıra alışmış çünkü bunlar, zor geliyordu zor!
        Kaynaklara el atmadı, el ele vermediki sermaye,
        Yerli hammadde üretilmedi, neden diye sor!

        Almış başını giderken işsizlik, sermaye ne yapsın,
        Nasıl olsa epey yakışıklıdır, bir o kadar da çapkın…
        Yurt dışında flört etmeyi herkesden iyi bilen onlar,
        Yurtta kazanıp kazanıp ta, yurtdışına mı kaçsın?

        Kefenin cebi yok madem, peki ne yapmak gerek,
        Yararlı işlere odaklanmalı, “ya bismillah” diyerek,
        Yeni bir şeyler ortaya koymak lazım, cancağzım,
        Karpuz kabuğu, takoz değil! hep ele ele vererek!
        *******

  13. Sayin koru eski sistemde milletin Seçtikleri iktidar oluyordu ama muktedir olamiyorlardi çeşitli ayak oyunları ile milletin Seçtiklerini devre dışı birakiyorlardi vesayetciler bu durumu nasıl göz ardı edip de eski sistemi oluyorsun demek geçmişte eski sisteme vesayet odaklarina getirdiğin elestiriler de samimi değilmiş siniz.

  14. Saadet partiler, belki de hiç bu iktidardan nefret etmemişlerdi. Bu kadar da iftira olmaz arkadaş. Her yerde adayını çıkaran bir partiyi çete, zillet ve terör yandaşı ilan etmek ne kadar vahim. Üstelik milli görüşçü olarak siyasete başlayan bir liderin bunları demesi saadetcileri çok üzdü ve kırdı. Allah müminleri kuru iftiralardan korusun, zira siyaset gelip geçicidir. Kazanma hırsı ile karşı tarafi hain ilan eden bir iktidar bana göre devleti değil de halkı çoktan ikiye bölmüştür. Bu da onları ayıbıdır.
    SAYGILAR SEVGİLER

  15. Ak Partinin seçim Sloganı neydi:”Gönül Belediyeciliği” Demekki muhalefet partilerinin seçmenlerinin oyunu almak İçin ,Onların ,liderlerini Aşağılamak,Alay,Hakaret etmek,söyemediklerini,söyletmek. Söyediklerini maksadından, saptırmak ,Niyet okumak ,Bağırıp çağırmak, Demekki bunlar vatandaşın hoşuna. Gidiyor sanılıyor hayır gardaşım ,bir Vatandaş olarak bu şekilde yazanlar ve konuşanlar bana hitap etmiyor İçinde muhalefeti ağır eleştirilerde olsa,EDEP,HAYA,SAYGI ,SEVGİ,AHLAKİ Duruş istiyorum

  16. Halkın elini iyice güçlendiren başkanlık sistemi neden eğri olsun ki? Herkes ezberlerini bi yana bırakıp asıl ait olduğu siyasi kümesini buluyor işte: itse it, kurtsa kurt! Sağlıklı bir toplum yapısına sahip olduğumuzu da gösterir bu. Böylesi bir dönüşüm (milli iradeyi öne çıkaran) yalnızca muhalefeti germiyordur heralde… Anket meselesinde haklısınız: zırnık yok! Eski türkiyeye ait ne kadar siyasi şarlatanlık yolu vardıysa hepsi de birer birer yok oluyor: uyduruk particikler, duayen gasteci eskileri, bürokrat çemişler, anket firmaları, sandık ağaları, din baronları, şaklaban sanatçı müsvetteleri gibi hepsi birer birer yeni türkiyenin güneşi altında eriyip gidiyorlar… Göktanrıya şükürler olsun!

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here