Rusya’dan sevgilerle… Orada değilim, ama aklım Rusya’da…

15

Rusya’nın adı ülkemizde başka ülkelerin adından daha fazla telaffuz ediliyor. Sebepleri belli: Bir uçak düşürme olayı.. ardından Türkiye’ye uyguladığı yaptırımlar.. yarım ağızla da olsa özür dilenmesi ve kısıtlamaların daraltılması.. Suriye’de işbirliği.. Soçi müzakereleri.. Afrin operasyonunda görülen anlayış…

Bütün bu sebeplerden adı sıkça telaffuz ediliyor Rusya’nın, ancak herhalde önemsenmediği için olacak, orada neler yaşandığı hemen hiç yansıtılmıyor.

Rusya’da seçim var, 18 Mart’ta

Oysa, Rusya’da çok yakında (18 Mart) bir seçim var ve öncesinde ülke sosyal patlamalara sahne oluyor.

Daha birkaç gün önce polis muhalefet partisi karargâhını bastı, muhalefet lideri Alexei Navalny’i gözaltına aldıktan sonra serbest bırakmak zorunda kaldı; bizim medyada konuya değinen bile yok.

Navalny’nin ilk gözaltısı da değil bu: Geçen yılın Mart, Haziran ve Ekim aylarında da ülke çapında rejim-karşıtı protesto hareketleri başlatmıştı Navalny ve her seferinde gözaltına alınmıştı.

Vladimir Putin rakibine gözdağı vermek için gözaltı uygulatıyor, ancak tutuklatmayı göze alamıyor.

Rusya’da dördüncü kez devlet başkanlığı seçimine aday olarak katılan Putin, kamuoyu yoklamalarına göre kazanması muhakkak da olduğu halde, karşısına güçlü rakip çıkmasına müsaade etmiyor.

Gazetesini Moskova’da da temsil etmiş Guardian yazarı Mary Dejevsky, bir yazısında şu tespitte bulunuyordu: “Onu otokrat, saldırgan ve daha kötü sıfatlarla karalayanlar da, Putin’siz bir Rusya’nın Putin’li Rusya’dan daha az öngörülebilir ve daha tehlikeli olacağını kabul etmek zorundalar.”

Putin Rusya dışındakiler için kendisini vazgeçilmez hale getirmiş bulunuyor.

İçeride de durum pek farklı değil.

Kamuoyu yoklamaları bu seçimde Putin’in oyunun yüzde 80’i bulacağını gösteriyor. Gözlemciler, Kremlin’in “Seçimde yüzde 70/70” beklentisi içerisinde olduğu kanaatindeler. Yüzde 70 katılım, yüzde 70 oy demek bu.

Muhalefet cephesinin amacı oy oranını mümkün olan en aşağıya çekebilmek…

Garip olan şu: Putin’in karşısında ciddi bir rakip yok.

Navalny yeterli imza topladı, ama…

En ciddi muhalif Alexei Navalny 18 Mart’ta yapılacak başkanlık seçimine aday olarak katılmak için Rus Anayasası’nın öngördüğü sayıda imza toplamayı başardı aslında; ancak Yüksek Seçim Kurulu, 2013 yılında yolsuzlukla ilgili bir davadan mahkum olduğu için, Navalny’nin adaylığının önünü kesti.

Yolsuzlukla mücadele bayrağını açmış olan muhalif liderin yolsuzlukla suçlanarak mahkum edilmiş olması da bugünkü Rusya’ya özgü garipliklerden. Navalny, başına gelene “Kumpas” diyor.

O istedi diye sokaklara dökülen onbinler de aynı kanaatte.

Çoğunluğu Putin ve adamlarına ait olan Rus medyasında kendisine yer bulamıyor muhalifler; Navalny de. Putin konuşmalarında Navalny’nin adını anmıyor.

Rus medyası için varsa yoksa Putin; 24 saat onu ekranlara ve sayfalarına taşıyorlar. Kırım’ı askeri bir müdahaleyle Ukrayna’dan koparıp Rusya’nın bir parçası haline dönüştürdüğü için popülerliği daha da arttı Putin’in; Rus medyasına da ek malzeme çıkmış oldu.

Medyada kendisine yer verilmeyen Navalny ise, sosyal medyayı kullanarak kitlelere ulaşabiliyor. YouTube’da bir kanalı var, oradan mesajlarını canlı olarak kitlelere iletebiliyor. Ayrıca Facebook ve Twitter gibi sosyal medya araçlarını da geniş biçimde kullanıyor Navalny.

Kurduğu Yolsuzluk-Karşıtlığı Vakfı ülkedeki yaygın yolsuzluk iddialarını canlı tutuyor. Vakıf araştırmacılarının Başbakan Dmitry Medvedev’in 1.2 milyar doları zimmetine geçirdiği iddiasını içeren sorgulaması YouTube’da 26 milyon Rus tarafından izlendi.

Seçim sonuçlarına inanılacak ülke olmak

Bu yazıda büyük çapta yararlandığım Sabra Ayres imzalı Los Angeles Times haberinde, Putin’in talimatlarıyla harekete geçen Rus polisinin Navalny taraftarlarına olağanüstü sert davrandığı bilgisi de yer alıyor.

Yalnızca gösterilere katılan çoğu genç Rus gözaltına alınmakla ve eğer okuyorsa üniversitelerle ilişkileri kesilmekle yetinilmiyor, o gençlerin anne-babaları da işlerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalıyor.

Gazete, hafta sonu yapılan gösterilere katılan 29 yaşında birinin “Navalny’i desteklemek veya desteklememek gibi bir derdim yok; buraya gelmemin sebebi, seçim sonuçlarına inanabileceğim bir ülkede yaşama arzumdur” dediğini naklediyor.

Protestocular seçim günü sandık başına gidecek ve oy da kullanacaklarmış, ama bunlar iptal edilecek birer oy olacakmış…

Navalny’nin gözaltına alınıp serbest bırakıldığı hafta sonu gösterileri de canlı yayınla taraftarlara ulaştırılmış. O sırada polisin karargâha gelmesi, kapıları destere ile kesip içeri girmesi, bilgisayar ve yayın araçlarına el koyması da kitlelerle paylaşılmış…

Rusya’da durum bu.

Yazının girişine yerleştirdiğim fotoğrafta, hukuk eğitimi almış 41 yaşındaki Alexei Navalny’yi, kendisinin çağrısı üzerine sokaklara dökülmüş Moskovalı genç kitleyle yürür ve ‘öz-çekim’ yaparken görüyorsunuz.

ΩΩΩΩ

15 YORUMLAR

  1. Ülke olarak tarihe futbol izler gibi yaklaşıyoruz.
    Aynı şekilde dış politika ve dünya ülkelerini anlamak noktasında çok geriyiz.
    Bu da aşırı duygusal davranmamıza, ve özellikle dış politikaya dair değerlendirmelerimizin oldukça uzaklaşmasına sebep oluyor.

    Bana buradaki esas soruyu kaçırıyoruz gibi geliyor.
    *** “Ülkemiz ve insanlarımız kendini (şu anki durumda) nerede konumlandırmalı?” ***
    Sayın Koru bunu farklı yazılarında farklı ülkeler hakkında bilgi vererek bize sunuyor (yada ben öyle anlıyorum).

    Rusya enteresan bir ülke.
    Putin’in en ufak bir muhalefeti dahi engellemesinden ve bunu bütün kamuoyunun gözleri önünde yapmaktan zerre çekinmemesine dair sayısız örnek var (gazetici, siyasetçi, emekçi).
    Avrupadakilerin çoğu zaman demokrasi adına verdikleri kötü örneklerinin baş oyuncusu.
    Çünkü, en büyük problem şu: Putin den önceki demokrasi anlayışı ülkedeki bir çok genç için ütopya.
    Putin anormalliği şu an ülkede normal.
    Bu durum oy kullanma oranlarına çok net yansıyor.
    *** Putinin aldığı %80 destek %50 katılımlı oylamalarla gerçekleşiyor. ***
    (Ülkemizde ve diğer batı devletlerinde bu oran %80-90).
    Oy kullanmayanlar arasında karnın doyurma telaşesinden onun için fil dişi konumunda olan Moskova’daki seçimleri umursamayanlar kadar demokratik bir seçime dair umutsuzlar var.

    Yani naçizane düşündüklerim şunlardır ki:
    1) Ülkemize (bütün aksaklıklara rağmen) haksızlık etmeyelim. İsabetli eleştirilerin daha yapıcı olduğu kanaatindeyim.
    2) Rusya böyle bir ülke bun bilelim ve Suriye konusunu ona göre değerlendirelim. Nitekim Rusya, Çin gibi kendi insanlarına bile çok da saygılı hareket etmeyen ülkeler, politikalarını çok da sevmediğimiz batı ülkelerini fazlasıyla aratabilir.

    Referans:
    1. Farklı ülkelerdeki oy katılım oranları:
    Rusya: https://www.idea.int/data-tools/country-view/254/40
    Türkiye: https://www.idea.int/data-tools/country-view/287/40
    Diğer: https://www.idea.int/data-tools/country-view/92/40
    https://www.idea.int/data-tools/country-view/137/40
    https://www.idea.int/data-tools/country-view/295/40

    2. Ayrıca bakınız: Rusyada seçimlerdeki sahtekarlık suçlarının anormal yüksekliğine dair
    https://www.forbes.com/forbes/welcome/?toURL=https://www.forbes.com/sites/kenrapoza/2017/09/11/in-russias-latest-election-putins-party-keeps-on-winning/&refURL=https://www.google.de/&referrer=https://www.google.de/

  2. Sayın koru, Putin’in yerine RT Erdoğan’ı , Kırım’ın Yerine Afrin’i, Navalny’nin yerine Abdullah Gül’ü koyarsanız makaledeki anlam bütünlüğü bozulmaz demek istiyor. Bilmem anlayanınız var mı?

  3. Zevkle okuduğumuz sayın Koru hiç bir yazısını sebepsiz yazmaz ve gelecek olan tehlikeleri yetkililere kibar yoldan anlatır tabii anlAyana.
    Bu yazısındada Putin’in özelliklerini anlatarak Türkiye’nin çok bilmişlerine dolaylı yollardan bu adam tehlikelidir ve gúvenilmez mesaji vermek istiyor fakat bizim Putin severler bundan çok rahatsız olduklarını tepkileri ile belli ediyorlar.
    Değerli Putİn severler Putin bizimle oyun oynUyor. Türkiye’deki tek sesli basını bırakın az da olsa dünya gündemine bir göz atın.
    Bakın Türkiye’nin dostu Rusya Afrin’de “Türk Askerleri Sivilleri öldúrüyor” diye dünyaya ilan etti.
    Geri dönüp bir baktığımızda sayın Koru yazdıklarının hemen hemen hepsi Türkiyen’in çıkarları için gelecek olan tehlikeleri aylar önce kendi uslubu ile haber veriyor. Yanlışdan dönün diyiyor”tabii” bunu anlamak işlerine gelmiyor çünkü gerçekler her zaman birilerinin menfaatlarına ters düştüğü için işlerine gelmiyor.

    • Aylardır demiyor muyum bu “amarikan nurundan” yapılma karakter Sn. Koru’nun zihni altyapısının kaynağı, diye…
      Blogda yayınlanan yayınlanmayan tüm yorumlara vakıf ve bloga hakim…
      Daha çok maharetleri var da saymak uzun sürecek…
      Sanki İSVİÇRE ÇAKISI mubarek… Her işe yarıyor…
      Kıskanıyorum bu karakteri…
      Tek merak ettiğim bu karakteri oynayan kişinin gerçek kimliği…
      Ailenin çok yakın bir üyesi orası belli..
      Mesela -Allah bağışlasın- evlatlarından biri…? Tutturamadım mı…?
      Kardeşlerinden biri olabilir mi acaba…? Gene mi olmadı…?
      Kendisi mi yoksa…?! Deli miyim ben …! Neler söylüyorum böyle yaaaa..!!! 🙂

  4. En dikkatimi çeken bugünkü yazısında Koru’nun;

    ”Garip olan şu: Putin’in karşısında ciddi bir rakip yok.”

    …”Çoğunluğu Putin ve adamlarına ait olan Rus medyasında kendisine yer bulamıyor muhalifler; Navalny de. Putin konuşmalarında Navalny’nin adını anmıyor.”

    …”Gazete, hafta sonu yapılan gösterilere katılan 29 yaşında birinin “Navalny’i desteklemek veya desteklememek gibi bir derdim yok; buraya gelmemin sebebi, seçim sonuçlarına inanabileceğim bir ülkede yaşama arzumdur” dediğini naklediyor.” cümleleri idi.

    Ülkemiz durumuyla benzer yanları var mı diye düşünmedim dersem..niye yalan söyleyeyim, düşündüm…

  5. Yazarımızdan; bugünlerde karşısına çıkan rakiplerini hapse attıran ve muhaliflerine idam cezası verdiren askeri diktatör sisiye ya da

    muhaliflerini devlet terörü ve şantajla SOYUP SOĞANA ÇEVİREN Arap diktatörlerine karşı

    herhangi bir itiraz duydunuz mu…???

    Türkiye Düşmanlığı Kardeşliği bu olsa gerek…

  6. Başkanlar

    Kur’an düzeninde başkanın değişmesi söz konusu değildir. Adil Düzen’e Göre İnsanlık Anayasası’nda bu hususta kesin kanaat mevcut değildir. Başkan 40 yaşından büyük 70 yaşından küçük olmalıdır. Bir de 50 ile 63 yaş arasında başkanlık yapılacağına dair görüş de kesindir diyebiliriz. Başkanlık süresi en az 10 yıldır. Buna göre 60 yaşından büyük alan kişi aday olamaz. Ama seçilen başkan en az 10 yıl başkanlık yapar.

    Adil Düzen’e Göre İnsanlık Anayasası’na göre eski cumhurbaşkanları kıdemli cumhurbaşkanı olurlar. Başkana danışmanlık yaparlar. Protokolde de yerleri vardır. Denetleme yaparlar. Başkan dahil herkes aleyhinde yargıya başvurabilirler. Rusya ve Türkiye’de başkanların değişmemesi usulü doğal usuldür.

    Putin Müslümanları dışlamamaktadır. Genel olarak doğru siyaset içindedir. %80 oyun beklenmesi ülkemiz için sevinilecek bir durumdur. Afrin’de güven içinde olmamızda Putin’in payı vardır.

  7. Koru’nun çizdiği Rusya tablosu Türkiye için çizilmiş, sanki. Bilmiyorum amma tıpa-tıp uyuyor gibi.
    Büyük Osmanlı gibi, Titizlikle, Özenle, dini ile birlikte 3-5 lisan bilen, genel kültüre ve diplomasiye hakim, çok genç yaşta – Şehzade olarak – Şehir ve Eyalet Devleti YÖNETMİŞ, şuurlu Devlet Adamı yetiştiren, dünyada KAÇ DEVLET var ? Bir ABD var ki, Koca Osmanlı’ya yanaşıp, kılcal damarlarına kadar uzanmak istiyor. Boşuna, “akıl başta mı, Yaşta (hırsta) mı ?” dememişler.
    Rus Navalny’ye yapılanlar, vaktiyle, Prof.Dr. Başbakan Necmettin Erbakan’a – yalan-yanlış – iftira olarak yapıldığında, hangi VİCDAN sahibi ilim adamı, profesör hukukçu, gazeteci, PAŞA sahip çıktı ? Kul (belki) ZULM der, fakat, KADER ADALET eder. kulağı olanlara küpe… Bu bir sürü insan Adalet’i neden ADALE
    ye dönüştürürler ve de habire adalet diye ürü..ler ? Aydınlık için mi ?

    Erdoğan da müstehak oldukları halde, muhatablarına hakaret yağdıracağına, kamçı vurup, ÖLÜ bir CHP’yi kenetlendireceğine, adını hiç ANMASA daha isabetli olur, diye düşünüyorum. Tabii o usulde, muhtemel ki, oy kazanmak var.
    SON Dönemde, DEVLET ADAMI tanımak istiyenlere BOSNA-Hersek’in ULU LiDERİ ALİJA İZZET
    BEGOVİÇ’in hayat MÜCADELESİNİ salı akşamları TV-1’de seyretmelerini salıklarım.
    Bizim milletin hayatına- ruhuna o kadar sinmiş ve halkımız o kadar kanıksamış ki, YOLSUZLUK ve RÜŞVETLE MÜCADELE Bakanlığı kurulması teklfimiz, ne iktidar, ne muhalefet partileri ne de halk nezdinde makes buluyor. Çünkü bunlar batıllı demokrasilerin yağıdır, işemesine hizmet eder !
    Koru’ya soruyorum : “tarihi geçmiş dönemlerde, seçim sonuçlarına inanabildi mi”, şimdiye kadar ? Hiçbirinin doğru, sağlıklın olduğuna inanamıyorum da. Gene açık oy, gizli tasnife mi, dönsek ?

  8. bildiğim kadarıyla mezkur mektupta özür ve tazminat geçmiyordu. mazur görün ifadesi ve ölen pilotun ailesine yardım içeriyordu. özür dilemek bir erdemdir, yanlışı kişilerde yapar devletlerde… ama yorumlara bakarsanız özür dilemek bile küçümsemek vesilesi olabiliyor. afrin operasyonu öncesi ruslardan izin dilendi gibi bir anlamaya büründürülerek. sanki yıllardır suriye de ordusuyla silahıyla siyasetiyle bulunan bir ülkeyle konuşmadan operasyon yapılmalıymış gibi…duyan uganda ya da mozambikle istişare edilmiş sanacak…rusya ile anlaşmaktan daha doğal ne olabilir…

    ülkenin tamamından destek gören oy endişesi taşımayan bir lider neden otokratik davranır ya da davransın. belki cevap ülkenin demografik ve siyasi yapısındadır. bileşenlerin kolayca ayrışabileceği yapılardadır. kırılgan özellik gösteren yapıları bazen bir arada tutulması için otokrasiye gerek duyuluyor olabilir mi…
    her ülkenin kendi dinamikleri var. bir ülkede ülkenin % 80 ninin oyunu alan bir lider seçilirken başka bir ülkede ise çoğunluğu tarafından eleştirilen hatta nefret edilen başka bir lider seçtirilebiliyor, trump gibi mesela. bu da başka bir otokrasi ailevi olanı demokrasi elbisesi giydirilmiş süslemiş olanı. başka bir ülkenin başına ise kimsenin adını duymadığı halkın bile hiç tanımadığı üstelik oldukça genç biri geliyor. bu da başka bir otokrasi değil mi…her ülkenin farklı dinamiği var yani otokrasisi…

  9. Putin yeterki istesin, her istediğini elde ediyor.
    Esat’ı desdekledi yanına İran’ı da alarak Esat ile birlikte İŞİT’i kurup devşirdiği teröristleri Türkiye úzerinden Suriye’ye geçirdi, sonra da gizlice görüntúlerini çekip Türkiye teröristlere desdek veriyor diye dünyaya servis edip, ABD ile arasını açarak ABD’nin Türkiye sınırını tahdit eden teröristleri silahlandırmasını sağladı ve sonundada Túrkiye’yi savaşa soktu ve Türkiye’nin savaşacağı teröristleri õnceden ayarladığı, sığınaklarda koruma altına alıp, lazım olunca kullanmak için bekletiyor, bunu da hiç çekinmeden trolleri aracılığı ile dúnyaya duyuruyor. Zaten ABD seçimlerinde de zorlanmadan kendi adamını kazandırdı.
    Bu arada Ukrayna’yı da halletti.
    Sonunda Esat dimdik ayakta, bu şavaşı kazanalar Esat,Rusya ve iran.
    Kayıp eden taraflar İŞİD’in boğazladığı gazeteciler denizlerde boğulan çocuklar, yerlerinden yurtlarından olan milyonlarca Süriyelíler, Türkiye’deki İŞİT kurbanları ve Türkiye ekonomisine oldu.
    Eski KGB Ajanı gerçekten işini çok gúzel beceriyor, şansa bırakmıyor.

    • İktidarlar hiç bir dönem kendi halklarıyla barışık olmadı, ayrıştırıcı dil kullanmakta sürekli kendilerine puan kazandırmayı alışkanlık haline getirdiler sonra insanları aşağılayıcı vatana ihanet gibi savsata lafları kullanmaya alışkanlık haline getirdiler biliyor musunuz en acı tarafı ne bunlar dindar geçinen kesimler vay be ne günlere kaldık sıkışan duaya sarılıyor peki dönüşü niye yok bir düşünün efendiler

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here