Vücut dili önemlidir; yanlış hareketler yapmayın…

6
Kuzu ve Netanyahu: Ellere dikkat...

 

Bir defasında ben de yaptım, ama karşımdakinin farkına varmamasını sağlayarak…

İlk Körfez Savaşı’ndan hemen önce, 1991’de, davetle gittiğim Bağdat’ta katıldığım toplantının son günü, olağanüstü bir hareketlilik görüldü ve biraz sonra, bir koruma ordusu eşliğinde, Saddam Hüseyin salona girdi.

Sırayla davetlilerin elini sıkmaya başladığını görünce, ben sıramdan çıktım; yanımdaki katılımcıya, “Ben bir kâtilin elini sıkamam” diyerek…

Komşu sandalyedekinin haberi oldu, ama Saddam fark etmedi bile…

Yanımdan geçip gitti.

Kuzu ve Netanyahu: Ellere dikkat...
Kuzu ve Netanyahu: Ellere dikkat…
Netanyahu’nun eli havada

Tunahan Kuzu, belli ki, fark edilmek istemiş; hatta bunu bir siyasi olaya dönüştürmeyi de kafaya koymuş…

Bugün, bütün İsrail gazeteleri, “Hollanda’yı ziyaret ederken Parlamento’ya da uğrayan İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun uzattığı el, Türk asıllı bir milletvekili tarafından havada bırakıldı” haberleriyle çıktı.

Göğsüne Filistin’i desteklediğini gösteren bir rozet takarak gitmiş zaten Meclis’e Tunahan Kuzu; sıranın kendisine kadar gelmesini sabırla beklemiş, ne zaman ki Netanyahu elini uzatmış, Türk asıllı milletvekili elini göğsüne bastırınca Netahyahu’nın eli boşlukta kalıvermiş…

Netanyahu‘nun elini sıkmamış yani…

İsteseydi, Netanyahu olayı açık etmeyebilirdi. Öyle yapmak yerine, olay sırasında önemsemez göründüğü el sıkmama tepkisini, İsrail’e döndüğü uçağa saklamış… Gazetecilere, “Bugün kimlerin barıştan yana kimlerin barışa karşı olduğunun açık bir örneğini gördük” demiş…

Kendisine yönelik tepkiyi bile kullanır politikacılar…

El sıkma tarihi eski Yunan’a kadar uzanan bir ortak gelenek.

Birkaç ay önce Berlin’de ziyaret ettiğim Bergama Müzesi’nde, MÖ 5. yüzyıldan kalma bir duvar resminde, iki askerin el sıkıştığını görmüştüm. Ondan bir ay önce de, ziyaret ettiğim Atina’daki Akropol Müzesi’nde, Zeus’un eşi Hera ile Athena’nın el sıkışması bir sütun üzerine resmedilmiştir.

Milat öncesinden günümüze uzanan bir gelenektir el sıkışmak. Birbirine rakip iki kişi, artık düşmanlık hissi duymadığını, karşısındakine ellerini uzatarak belli ederler…

Tunahan Kuzu elini uzatmayarak “Ben senin dostun değilim” demiş oldu İsrail Başbakanı Netanyahu’ya…

Liderlerin zirvesi böyle oluyor...
Liderlerin zirvesi böyle oluyor…
Liderler bacakları bacak üstüne…

Bugün İsrail gazetelerinde gözüme çarpan bu ‘el sıkışmama’ fotoğrafı, bana dün bizim gazetelerin birinci sayfalarına yansıyan bir başka fotoğrafı düşündürdü.

Mutlaka sizler de görmüşsünüzdür: Fotoğrafta bedenleri bütünüyle görünen 4 lider var. Sağdan sola: Almanya Başbakanı Angela Merkel… Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan… Fransa Cumhurbaşkanı Françoise Hollande… İtalya Başbakanı Matteo Renzi

Ajanslar bu fotoğrafı ‘Dörtlü Zirve’ alt yazısıyla duyurdular.

Zirveye katılanlar bacak bacak üstüne atmış durumda…

Hepsi…

Aralarında ben olsaydım, diğerleri bana bakarak bacak bacak üstüne atmaktan vazgeçmemişlerse, farklı oturan bir tek ben olacaktım.

Ne kadar arzu ediyorum o hareketi yapabilmeyi, ama birileriyle otururken bir ayağım diğerinin üstüne bir türlü gitmiyor.

Alışmadığım için de etrafıma bakarak “Ben de atayım” diye düşünmüyorum bile.

Yıllarca TV programlarında benim dışımdaki bütün katılımcılar öyle otururken, bir ben, kameraların karşısında bir ayağım diğerinin üstünde vaziyette oturdum.

Galiba başlangıçta Tayyip Bey de benim gibiydi, Abdullah Gül kesinlikle öyleydi; ancak gittikleri yabancı ülkelerde veya yabancı misafir kabul ettiklerinde, birarada otururken, onların hep bacaklarını diğerinin üzerine koyduklarını görünce…

Erdoğan ve Gül de onlara aynıyla mukabele etmeye başladılar…

İyi de yaptılar.

Obama ile bizim devlet adamlarımızın yan yana oturdukları tek bir fotoğraf yoktur ki, ikiliden biri bacağını serbest bırakmış olsun…

Muhtemelen önce Obama oturur oturmaz o vaziyete giriyor, bizim devlet adamımız da ona bakıp derhal onun gibi yapıyor.

Hiç değilse başlarda böyledi; şimdi her şey doğallığı içinde yaşanıyor…

Sebebi?

‘Vücut dili’ diye bir şey var. Bacak bacak üstüne atan, vücuduyla, “Ben kendimden eminim, senden üstünüm, beni iyi dinle” mesajını vermiş oluyor. Görüştüğü kişi de ona aynen mukabele etmek suretiyle, “Mesajını aldım, ama ben de senden geri değilim, diyeceklerime iyice kulak versen doğru olur” karşı mesajını iletiyor…

Kimse diğerlerinin gerisinde kalmak istemiyor diplomaside…

Dışa yansıması da iyi olmuyor farklı oturuş ve duruşların.

Diplomatik nezaket evde unutulunca...
Diplomatik nezaket evde unutulunca…

Hatırlayacaksınız: Netanyahu’nun hükümetinde Dışişleri Bakan Yardımcısı olan Daniel Ayalon, ‘One Minute’ olayı sonrası, Türkiye Büyükelçisi Oğuz Çelikkol’u makamına davet ettiğinde, kendisi kocaman bir koltuğa kurulmuşken, konuğunu alçak bir sandalyeye oturtmuştu.

Diplomatik istiskal.

Türkiye hemen büyükelçisini geri çağırdı o olay üzerine…

Bu Obama, ama herhalde parmak o parmak değil...
Bu Obama, ama herhalde parmak o parmak değil…
Orta parmak hareketi

El sıkışma, bacak bacak üstüne atma derken diplomatik jestlere kadar geldik. Bir de, bizde de son zamanlarda yaygınlaşmaya başlayan, olumsuz bir jest var: Orta parmakla küfür

Birine sözlü küfür etmek istemeyen, ama kişi hakkında ne düşündüğünü mutlaka belli etmek isteyen biri, birçok Batı ülkesinde, biraz uzaklaşırken, karşısındakine orta parmağını kaldırıveriyor…

Ağızdan yapılan herhangi bir küfürden daha etkili olumsuz bir hareket bu.

Kimseye böyle bir hareket yapmamanızı tavsiye ederim.

Yine de yapılıyor ama.

Hem de Ortaçağlar’dan beri…

Tacitus, Roma tarihçisi, German kabilelerinin işgalci Roma askerlerine o hareketi yaptığını kayda geçirmiş…

Romalılar o parmağa ‘digitus impudicus’ (‘utanmaz, ahlâksız parmak’ demekmiş) adını takmışlar.

Diyojen: Bazen 'Gölge etme' derdi, bazen de...
Diyojen: Bazen ‘Gölge etme’ derdi, bazen de…

Sinoplu hemşehrimiz Diyojen de sevmediklerine sıkça o hareketi çekermiş…

Bir de şu olay anlatılır:

Fransızlar 1415 yılında Agincourt‘ta savaştıkları İngilizler’in oklarından çok yılmışlar; bir Fransız komutan, “Bu savaşı kazanalım, onların ok atarken kullandıkları orta parmaklarını keselim” fikrini ortaya atmış.

İngilizler’in de kulağına gitmiş bu konuşma.

Savaşı İngilizler kazanınca… Yendikleri orduyu kovalarken İngiliz askerler orta parmaklarını havaya kaldırmışlar doğal olarak…

Her neyse…

Eskiden yalnızca erkekler tarafından tercih edilirken, şimdilerde kadınlar da, Batılı ülkelerde, küfür için o harekete başvuruyorlar.

Neden buraya not ediyorum?

Şundan:

Geçenlerde kanallar arasında dolaşırken, dizilerin birinde, genç birinin o hareketi şipşak yaptığını gördüm ve irkildim. (‘Hangi dizi?’ diye sormayın, hiçbirini izlemediğim için söyleyemem).

Oysa hem bizde istenen mesajı karşıya iletmez, hem de anlayan için büyük bir küfürdür ve bu yüzden çifte tehlike taşır o hareket.

Dışarıda sanatçılar, artistler, siyasiler kendilerini tutamayıp yaptıklarında, toplum baskısı, onlara hareketleri yüzünden özür diletmişti.

Ne lüzum var zaten.

ΩΩΩΩ

NOT:

Umarım bu ‘hafif’ yazıyı hak ettiği türden reklâmlar daha da câzip hale getirir. FK.

6 YORUMLAR

  1. İngiliz okçularıyla ilgili olan hikayede sadece orta parmaklar değil, işaret parmakları da kesildiği için (çünkü yay o iki parmakla geriliyor) İngilizler hala o ahlaksız hareketi avuç içleri kendilerine bakacak şekilde işaret ve orta parmaklarını kaldırarak yapıyorlar.

    https://s-media-cache-ak0.pinimg.com/236x/b7/3c/7d/b73c7d0f357d6a13222f96975ed96478.jpg

    Zafer işaretiyle aradaki fark avuç içinin ne tarafa baktığı, zafer işaretinde avuç içi dışarıya bakar.

  2. Fehmi bey iyi bir noktaya deginmissiniz
    Erdogan 1 minute dedi turkiyenin 5 yili gitti
    Araplarin zaten varolan sempatisini kazandi biraz daha
    Zarar?
    Fetoyu karsisina aldi (kiskirtma)
    Dunyayi karsinina aldi
    Turkiyeye terorist bile dedi bazi fetocular ve bazi dunya medyasi
    Bakalim hollandalinin getirisi ne olacak
    KESKE oraya hic gelmeseydi diger vekiller gibi

  3. Bir katkı da benden olsun. İngiltere de bir şey isterken, eğer istediğiniz şey iki adet ise işaret parmağınızla beraber orta parmağınızı avuç içiniz kendinize bakar şekilde , baş parmağınız bükülmüş serçe ve yüzük parmağınızı tutar şekilde elinizi muhatabınıza uzatmayın. Sonra gözünüz morarabilir.

  4. insanin kendisinde olmayini yapmasi cirkin duruyor. Tayip beyinde ayak ayak ustune atisi zorla yaptigi belli oluyor, yani yakismiyor, zarif olmuyor. Zor bir durum, kulturel farklilik, Dogallik ve zariflik mi, yoksa normlara uymak mi? Benim tercihim ozgurlukten yana….

  5. Bacak bacak üstüne atabilmek için bacakların ince ve uzun olması gerekir… kaslı ve kalın bacaklılar bacak bacak üstüne atması çok zor… bence siz bir sandalye isteyin uzatın bacaklarınızı eğer üstün görünmek bu ise… Tıpkı egeliler gibi… :)))

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here