YSK’nın kararı herkesin siyasi hayata ve ülkenin değerlerine bakışını etkileyecektir…

96

Yüksek Seçim Kurulu (YSK), üzerinden tam 36 gün geçtikten sonra, iktidar cephesi (AK Parti ve MHP) tarafından sonucuna itiraz edilen İstanbul seçimiyle ilgili kararını verdi.

Seçim yenilenecek.

Yeni seçim 23 Haziran Pazar günü yapılacak.

İki bayram (Ramazan ve Kurban) arasında bir gün 23 Haziran…

Kolay olmayan bir karar; gelen habere göre, 11 üyeli kurulda 7 üyenin onay verdiği karara 4 üye karşı çıkmış. Bu da aslında çok daha önce verilebilecek bir kararın neden 36 gün geciktirildiğini açıklıyor.

Çoğunluk ancak şimdi sağlanabilmiş olmalı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın MÜSİAD konuşmasındaki son çıkışı ve Anadolu Ajansı’nın (AA) sandık başında görev yapmışlar arasında ‘ByLock’ kullanıcısı ve Asya Finans’ta hesap sahibi kişiler bulunduğuna dair haberi de karar vericiler üzerinde herhalde etki yapmıştır.

[İyi de, sandık kurullarını YSK gözetiminde çalışan il seçim kurulları oluşturmadı mı? Şimdi öğrendiğimiz özellikleri yüzünden o insanların kurullarda yer almalarına partiler neden süresi içerisinde itiraz etmedi de bu bilgi AA’nın 4 Mayıs günlü haberine saklandı? ’Sakıncalı’ sayıldığı için BBB seçiminin iptaline yol açan sandık kurulu üyelerinin varlığı İstanbul ilçeleri seçimlerinin sonuçlarını neden geçersiz kılmıyor?]

Susanlar konuşmaya başlarsa…

Hayal kırıklığına sebep olan bir karar bu. Daha önce şimdikine benzer durumlarda sesini çıkarmayan kanaat önderi konumundaki pek çok insanın, sıcağı sıcağına verdikleri tepkilerden, duydukları hayal kırıklığının derinliği anlaşılıyor.

Acaba bu karara, seçimin iptalini isteyen ve bunun için çaba gösteren belli isimler dışında sevinen var mıdır?

Mesela ‘Cumhur İttifakı’nın İstanbul BB adayı iken 31 Mart günkü seçimde rakibi karşısında kaybeden ve kararla yeniden aday olması beklenen Binali Yıldırım sevinmiş midir?

İktidar cephesi içerisinde yer alan partilerde (AK Parti ve MHP’de) ‘demokrat’ kimliğiyle bilinen isimler var; onlar partilerinin arzuladığı bu kararın verilmesine yol açan süreç hakkında ne düşünüyorlar, gerçekten merak ediyorum.

Siyasetin aynı zamanda tarihte iz bırakmak olduğunu bilen ve şu günlerde yaşananların o anlamda hiç de iyi bir iz sayılmayacağını anlayabilecek çaptakiler ne düşünüyor?

Konuşmamalarının, ses çıkarmamalarının yaşananları ve yaşatılanları kendilerinin de kabul ettikleri anlamına geleceğini herhalde biliyorlardır.

16 milyona evsahipliği yapan ülkemizin en kalabalık kentinde yaşayan insanların 31 Mart günü sandığa yansımış olan iradesi bir kurul kararıyla çöpe atılmış olduğu için, bugün, siyasi hayatımız açısından yepyeni bir gün.

Düşünün: Ülkemizin en kalabalık kenti, iki ay boyunca, merkezden atanmış bir devlet görevlisinin (valinin) belirleyeceği bir kişi (kayyım) tarafından yönetilecek.

Bu durumun sebebi de, YSK’nın yedi üyesinin verdiği karar…

Yalnızca seçim için yenilenme kararı vermedi YSK, hepimizin siyasete ve ülkemizin temel değerlerine yeniden ve farklı gözle bakmamızı getiren bir kapıyı da araladı.

Politikacılar için hava hoş olabilir, ama önlerinde çok uzun yıllar bulunan gençlerin ruh hallerini tahayyül edebiliyor musunuz?

Ne olacak şimdi?

Bu sorunun cevabını -samimi söylüyorum- bilmiyorum.

Günü geldiğinde İstanbullular olarak sandık başına gidecek ve oyumuzu kullanacağız; bir tek bundan eminim.

Sandığa yeniden aynı irade yansırsa 23 Haziran seçimi geçerli sayılacak mı, yoksa o da farklı bir sonuç çıkana kadar yenilenecek mi?

İptal edilen seçim iki adaydan birinin az bir oy farkıyla kazanması şeklinde bir sonuç vermişti; 23 Haziran’da yenilendiğinde ilkinde kazanmış olan aday yenilenen seçimde çok daha fazla oy aldığı takdirde bu yeni durum daha başka siyasi sonuçlar doğurmayacak mı?

Yenilenen seçime kadar geçecek süre içerisinde oy dengesini değiştirmeyi sağlayacak nelerle karşılaşabiliriz?

[Bu sorunun aklıma gelmesinin sebebi, 7 Haziran 2015 ile 1 Kasım 2015 seçimleri arasında geçen altı ayda yaşananlar… Acaba bu defa o süreçte yaşananların tam tersi -HDP’den oy alma sonucunu getirecek- bir taktik devreye girer mi?]

Ve daha cevabını bilmediğim nice soru üşüşüyor aklıma…

Seçimi yeniletmek için çaba gösteren ve arzuladıkları sonucun alınmasına sevinenler herhalde bunları ve daha nicelerini düşünmüşlerdir.

Ya düşünmemişlerse?

İşte bunu düşünmek bile istemiyorum.

ΩΩΩΩ

96 YORUMLAR

  1. Aslında sabık şehremini imamzade ekrem efendinin ilk icraatı olan dini yayınlar fuarını engellemesini ben de takdir etmiştim; öyle ki sultanahmette böylesine bir vandallığa artık dur demenin vakti gelmişti ki işte o da hülagünün öküzüne nasipmiş ama maalesef akim kalmış oldu. Ayrıca bu engel, fuarı yeni çamlıca camisinin avlusuna taşımak gibi daha güzel bir fikre de vesile olmuştu hani. Çünkü her sezon yayınevi standlarının önünden geçerken ansızın püsküllünün kolumdan tutup çekiştirmesinden ve karalamış olduğu beş para etmez yahudilik ve düşmanı kitaplarını 3-5 liraya kakalamaya çalışmasından gına gelmişti artık. Nihayet çamlıcada belki rahat ederiz demiştik ama oraya da çıktı geldi tabutuyla. Yılanın sevmediği ot burnunun dibinde bitermiş..! Neyse, ramazan günü: allah taksiratını küsuratını affetsin… Koru okurları ve yorumcularına da allahtan uzun ömürler dilerim..:)

  2. Seçimler bu halkin son dayanağı idi .Her türlü baskiyi , zulmu , kanunsuzluğu çeker sonunda
    seçimlerin var olduğunu düşunerek ben size gerçek adaleti tecelli ettiririm derdi.
    Lakin son noktada halkın bu ümidini kirdilar.
    Iste bu sözün bittiği yerdir.
    YSK hançeri milletin göğsüne sapladi.
    Allah hepimizin yardimcisi olsun

  3. Bir kadın gayrı meşru bir ilişkiden hamile kalmış ve dördüz doğurmuş. Nüfus idaresinde çocukların üçünü üzerine kaydettirmiş, birisi için “bu çocuk gayri-meşru demiş”.

  4. Abdullah Gül yine çıkmış Twitter da sahneye…Gezi olaylarında benzeri şeylerini duymuştuk…Fırsatçılık yapıyor kendince yine…Bir arpa boyu yol almamış…

  5. biraz önce fox tvde imamoğlunun konuşmasının bir bölümünü dinledim.
    – Öncelikle bu ülke için umudumun tazelendiğini söylemek istiyorum.
    – İmamoğlunu dinlerken, erdoğan ve bahçeli’nin imamoğlu ile başetmesinin mümkün olmadığını düşündüm. – Mümkün değil, çünkü, sevgi, saygı, güzel huy, ahlak, insanlık, vicdan gibi hasletleri görüyorsunuz imamoğlunda. Erdoğan ve bahçelide ise bunların zerresi yok. Onun için de imamoğlu ile başetmeleri mümkün değil. yoksa imamoğlunun çok daha akıllı olmasından değil.
    – imamoğlunu dinlediğimde, chpnin, seçim güvenliğini koruyabileceğine inandığını gördüm. bu nedenle seçimlere katılma kararlarını olumlu olarak değerlendiriyorum.
    – vakıflara aktarılan miktarın 6 milyar lira gibi bir rakam olduğuna ilişkin bir haber okumuştum. “esenyurdu kaybedersek kudusü kaybederiz” diyen belediye başkanının 1 milyar lira gibi bir borç taktığı haberi de bugünün haberleri arasında.
    – imamoğlunun konuşmasını yukardaki haberler ile birlikte değerlendirdiğimde, akp’nin, seçimlerin yenilenmesini, istanbulu almaktan ziyade, istanbuldaki yolsuzluklarının üstünü örtmek için zaman kazanmak amacıyla istemiş olabileceği sonucuna vardım.

    • Merhaba, Hamza Bey! Yolsuzliklar konusunda! Sizin düşündüğünüzü bende dahil bir çok insan düşünüyor ve iddada ediyor.
      Aynen dediginiz gibi dogruluk olasılığı yüksek bir iddia.

  6. 11.Cumuhr Başkani Sayin Gül, twitter hesabindan şöyle yaziyor “Anayasa Mahkemesi’nin 2007 yılındaki haksız “367 Kararı” karşısında ne hissettiysem, başka bir yüksek mahkeme olan Yüksek Seçim Kurulu’nun dün aldığı kararı duyunca aynı duyguları yaşadım. Yazık, bir arpa boyu yol alamamışız.”

    Ben şahsen buna itiraz ediyorum!
    Sayin C Başkanı! Hıç yol almamış olurmuyuz? Aslinda haddinden fazla yol aldik.
    1- beyenmedigimiz TC ana yasasini Tayyib Anayasasi yaptik. Meclise falan ihtiyacimiz kalmadan emirle hallediyoruz….
    2- 2007 de Hapis hanelerde katiller,hirsizlar ve diğer suçlular ağirlanirdı… Şimdi Doktorlar, Hakimler, Savicilar, bebekler, EMNIYET AMIRLERI GAZETECILER,YAZARLAR “Akademisyenler” ve diğer meslek erbaplari ağirlaniyor…
    3- 2007 de hapislerde baş örtülü doktor, mühendis, öğretmen, hakim, savci, gazeteci yokken şimdi 10 kisilik bir odaya 50 kişi istifleniyor…..
    Sayin cumhur başkani! 2007 de Başörtülü first lady’i KÖŞKTEN içeri sokulmazken, şimdi “FİRST LADY” 1100 küsü odalı Havada, Karada, Denizde Saraylardan baska yerde yasamiyor ve yolculuk etmiyor.. .
    O zamandan bu tarafa biz çok yol almişiz.
    Ümmet ve Dünya LIDERIMIZ Kendiside dahil AILE FERTLERIE VE ÇEVRESINE şü an yaşasaidi irakin devrik lideri SADDAM HÜSEYINI dahi kiskandiracak kadar milleti sindirmis İHTİŞAMLI Refah bir HAYAT yaşatiyor.

    2007 de sesi çikana kolay kolay kimse dokunamazdi şimdi kimse gik dahi edemez.
    Herkes önlerinde el pençe hazir kuvvet bekleyen ünvanli casuslarda (bizde bunlara troller deniyor) saddaminkilerden daha becerikliler.

    Sayin Cumhur baskani! 2007 de Geçmişi C Başkanlarini (menfaatlari gereğince) kimse TERÖRIST VE HAIN ilan edemezdi. Şimdi o problem de kalmadi.
    Sayun C Baskani! Biz Adalet ve Müslumanlik konusunda geri fitesle 1,400 sene yol almisiz.
    Tek ADAMLIK konusundada gene geri fitesle 300 sene yol katletmişiz.

  7. “…o bahsettiğin yabancı güvenilir şirketi de yurtdışında kurabilecek bi yığın yerli(!) yatırımcı…” http://fehmikoru.com/yskdan-ne-bekleniyor-ve-ben-ne-bekliyorum/ 7 Mayıs 2019 at 12:34.

    Sn H. Gayret senin yurtdışındaki düzenden hiç mi hiç haberin yok! İşinin ehli yabancı şirketlerde herşeyden önce iş ahlakı/etik kuralları işliyor. Bu iş, sistemlerinin çok önemli bir parçası olmuş durumda. Çalışmış olduğum birkaç işyerinde insan kaynakları ve yönetim üyelerinden oluşan karma komisyonlarda bizzat bulunduğum için biliyorum (benimki tahmini bir bilgi veya seninki gibi “iskemleden atma” işi değil!). Aralarında bunca yıl olmama rağmen hiçbir ekstra hayranlığım da yok. Olması gerekeni yapıyorlar insanlar. Gökten zembille inmiş değiller. Bu düzeye sistematik düşünce ile gıdım gıdım, azimle şevkle çalışarak yıllar önce gelmişler ve buna rağmen mükemmeliyeti ararcasına her zaman aktif tuttukları “devamlı iyileştirme” programları var. Zaten, onlar bunun için gidebiliyor Ay’a (buna kıyasla bizler halen yaya!).

    Beceriksizlik konusunda gökten zembille inmiş insanlar değiliz. Potansiyelimiz var, biz de yapabiliriz. Ancak bizde zinde bir sistem kurulmuş değil, oturmuş değil. Hal böyle iken bir de “Başkanlık Sistemi”ne geçmiş olmamız aslında bir hata. Başkan gerçekten ileri görüşlü, düşünce derinliği olan idealist yapıda biri olmuş olsa öncelikle böyle zinde bir sistemin kurulmasına odaklanır (yapmış olduğu her şey kötüdür demek istemiyorum, asla!). Nelerle uğraştığına içeriye ve dışarıya dönük sansasyonal beyanatlarıyla zaman zaman şahit oluyoruz. Ülkenin içinde bulunduğu kutuplaşmış şartlarda “Başkanlık sistemi”ne geçiş iyi bir zamanlama değil(di). Bunun sıkıntısını akabinde gördük ve yerel seçimlere yansımasıyla da görmüş olduk. Korkarım bu manzaralar devam edecek.

    Bir çok kurum gibi, YSK’yi oluşturan memurlar da kendilerini etki ve dolaylı da olsa baskı altında hissediyor. Bir aylık süreçte ibre bunu gösteriyor. Dönelim doğru dürüst güvenilir seçim yapma işine. Bunu yapacak yabancı şirket illa ki bir Amerikan şirketi olmak zorunda değil. Siyasi kurum olsun olmasın, bizimkilerde pek fakir olan iş ahlakı/etik, bir çok gelişmiş ülkede önemli bir etken olarak sistemlerine kenetlenmiş durumda. Dolayısıyla, görevi proje olarak aldıklarında o “bi yığın yerli yatırımcı”ları yanlarına yaklaştırmazlar. Çünkü bunun bir “bias”, yani tarafsızlığa çomak sokma olduğunu pekala bilirler. Böyle bir şey yaparlarsa bu başlı başına “işin ehli” olmamaları demektir. Senin yurtdışındaki “işinin ehli” düzenden zerre kadar haberin yok! “işin ehliymiş” tavrıyla burnun havada bir manzara arzetmiş olman beni bunları yazmaya sevketti. Bilgi olsun…

  8. Küfür tek millettir şiarınca kimi şer odakları yine elele kolkola girmişler yeni istanbul seçimi için çoktan sinsice dalavereler çevirmeye başlamışlar bile. İri ufak bit yavşak particikler nasıl olur da türkiyeyi tökezletebiliriz gayesiyle istanbul surlarında bir gedik açabilmek için birbirleriyle yarışıyorlar. Bizansın son günlerinde “katolik külahı görmektense osmanlı sarığını görsek yeğdir” diyen ortodoks istanbullular bana daha yakındır, kardeşimdir, dostumdur. Saadet zincirinin içgüveysi şeriat dede, pkk ve fetöcüler elbette imamefendiyi destekliyorlar… İbb başkanlığını alınca silivri mapusanesinin anahtarlarını da aldık sayılır, ondan sonra salıverelim gitsin darbecileri diyorlardı belki de; ama silivriyi de mhp aldı işte..:)

  9. Hocam ,siz en iyisi ortaya bir konu atın, gerisini misafir köşe yazarlarınız döşesinler !Ben bir şey anlatacağım: Almanyada Willy Brandt başbakan iken özel sekreterinin adı bir casusluk olayına karışır, başbakanın konuyla hiç bir ilgisi yoktur .Buna rağmen başbakan bunu onur meselesi yapar ve istifa eder .İşte haysiyetli ,şerefli ve önünde saygıyla eğilmesi gereken siyaset budur .!!!

  10. AKP YE BÜYÜK TUZAK MI?

    Devlet B. Başkanlık sisteminin tasfiyesinin alt yapısı mı hazırlanıyor?
    Görevi tamamlanmış, istenen yaptırılmış ve görevi sona erdirilecek ve yeniden kağıtları dağıtmanın ayak seslerini duyan kulaklar elbette vardır.
    Her şey bir programa göre icra ediliyor.
    Bakınız derinlerin görünen cismani figürlerine doğu ve bahçeli şimdiye kadar ne demişler neler olmuş.
    İBB seçim tekrarı yeni bir figür yaratmak için mi acaba?
    Sanki her şeye hakim bir güç sakın ve derinden hükmünü icra ediyor,basın sözcülüğünü üstlenmiş olanları dinleyince derinlerin sesini ancak böyle duyabiliyoruz.
    Tarih boyunca hukuk hep birinci öncelik olarak adaleti tesis etmek değil, düzeni sağlamak olmuştur.
    Halkların gelişmişliğine göre devletler az veya çok bu yönde hareket etmiştir.
    Yanı halklar hak ettiği ölçüde tabii hukuk kurallarından faydalanmıştır.
    Egemenler halkını yönetmek ve avamdan maksımum faydayı sağlamak için halkı isyan etmeyecek noktaya kadar eğip bükerler.
    Egemenlerin en büyük ustalığı kaos oluşturmadan düzeni sağlamaktır.
    Kaos oluşmadığı sürece hukuk güçlülerin hesabına işler.Güçlülerde kaos çıkmasını istemezler.(kaos çıkarsa güçlüler, güçsüzlerin temsilcileri ile yer değiştirirler).
    Geçmişte devlette egemen olan güçler alınan hukuksuz kararları alkışladığını biliyoruz.
    O gün mağdur olanlar bu gün mağrur olduklarını sandıklarında eskilerden sadece rolleri teslim alırlar.
    Çünkü;halkın ekseriyeti böyle olamasını istiyordur.
    Bir toprağın kimyası neyse orada yetişen ürün odur.
    Toprağın asla şikayet etme hakkı yoktur,kimyasını değiştirmediği sürece farklı ürün beklemek boştur.
    Detaylara takılıp kalamayız.
    Kader hükmünü icra edecektir.
    Sadece biz bazen erken doğum bekleme gafletine düşeriz.
    Erken doğum çoğu zaman sağlıklı sonuç vermez.
    Zamanı gelince olacak olana engel olmak isteyenler, belki olacakların daha erken olmasına sebep olurlar.

  11. Fehmi Bey, bu ülke 367 saçmalığını, 411 kaosa kalkan el gibi neler gördü. Bişey olmaz buda geçer. Su akar yolunu bulur. Siyaset ustaları bazen böyle sürprizler yapar. Siz daha iyi bilirsiniz.

  12. Bu karara şaşıranlara ben bir anlam veremiyorum. Son yıllarda olmaz dediğimiz herşey oldu. Daha önceki acayipliklere sesiniz çıkmadıysa buna da şaşırmayın. Hak, hukuk, adalet diye inleyenleri bir nebze anladınız mı? Adalet kişiye partiye göre olmaz. Her zaman adil olacaksın, hakkı teslim edeceksin. Hz. Ömer gibi ” Camiyi yık adaleti yıkma” diyeceksin. 367 hukuksuzluktu diyen biri gücü eline geçirince aynıyla mukabele etmek yerine adaletin gereğini yapması müslümanlığın gereğidir…

  13. SEÇİMİN TEK KAZANANI
    Bu seçimin tek bir kazananı vardır. O da Ali İhsan Yavuz. Kimsenin inanmadığına o inandı ve başardı. Artık kendisini Cumhurbaşkanın halefi olarak görebiliriz. Türkiye yeni bir lider kazandı.

  14. 13 Nisan daki yazının altına yaptığım yorumda;

    “Seçimle geldiler seçimle gitmeyecekler…
    Allem edecekler kallem edecekler….
    İmamoğlu na mazbatayı vermeyecekler!
    Kendinizi boşa avutmayın.
    Artık mutlakiyet rejimine geçtik.
    Referandumla kabul ettik genel seçimle damgayı bastık.” yazmıştım.
    (http://fehmikoru.com/dostlarla-sohbetin-konusu-cb-erdogan-ne-yapar-ben-ne-yapardim-bir-aciklama-da-beklenmeyen-bir-kisiden-geldi/ )
    Bernar isimli yorumcu da beni akılsız ve utanmaz olmakla suçlamıştı.
    Merak ediyorum acaba şimdi ne düşünüyor?
    Siz ne düşünüyorsunuz?
    Seçimle geldiler seçimle gidecekler mi?

  15. REİS YİNE YAPTI YAPACAĞINI!

    İstanbul’da üniversitede okuyan öğrenci sayısı kabaca 1 milyon 250 bin civarı (YÖK verilerine göre). 23 Haziran tarihinde bu öğrencilerin çoğu memleketine çoktan gitmiş olacak.

    Ak Parti’ye oy verenlerin çoğunlukla yaşlı, bidon kafalı ve göbeğini kaşıyan cahiller olduğunu ısrarla vurgulayan bir kısım CHP’li kesim acaba bu konuda nasıl bir tedbir alacaklar?

    Bazı yorumcular da Saadet Partililer Sayın İmamoğlu’nu destekleyecekler falan diyorlar. Aç tavuk misali. CHP Saadet Partili birini aday gösterse oy verirler (genel seçimde yaptılar) ama hiçbir dindar kolay kolay CHP’ye direk oy vermez. Büyük çoğunluğu öleceğini bilse yine oy vermez CHP’ye.

    Ak Parti tişörtü giyip intihar etmeye kalkışanı kurtarma ayakları da işe yaramayacaktır. Sayın İmamoğlu’nun antrikot muhabbeti daha inandırıcıydı. Tabi yerseniz.

    Neyse.

    Şimdiden Sayın Binali Yıldırım’a, İBB Başkanlığı hayırlı olsun.

    • “ak partiye oy verenlerin çoğunlukla yaşlı, bidon kafalı ve göbeğini kaşıyan cahiller” olduğunu ben hiçbir chpliden duymadım ama trollerden epey duydum. yani daha doğrusu, bu sözü sadece trollerden duydum.
      – ak partililerin “”ak partiye oy verenlerin çoğunlukla yaşlı, bidon kafalı ve göbeğini kaşıyan cahiller”” olduğunu düşündüğünüz için, onların duygularına hitap edip, soygun düzeninin devamını sağlama çabasındasınız.
      – Yani, “bak chpliler size aptal diyor” diyerek akpye oy kazandırmaya çalışıyorsunuz. tabii söyleyecek sözünüz olmayınca, ahlaksızlıklarınızı örtmek için başka yol kalmıyor.

    • Ne zamandan beri dindarların tapusunun kendi elinizde olduğunu düşünüyorsunuz, sayın Baduh? Saadet Partisi’nin yetkili kurulları, bir parti liderliği var. Yenilenecek seçimlerdeki tavrını en açık biçimiyle hem kamuouyu ile, hem de seçmenleriyle paylaşacaklardır yakında. Tavırlarının ne olacağını ben de siz de göreceğiz.

      Saadet Partisi seçmenlerinin nasıl davranacaklarını belirleme yetkisi ne bende ne de sizde. O insanların CHP’nin adayı olan İmamoğlu’na oy verip vermeyecekleri elbette ki tartışmaya açık bir konu. Buna itirazım olmaz. Ama, daha düne kadar partimize ve liderimiz sayın Karamollaoğlu’na etmedik hakaret bırakmamış olan, Ergenekoncu ve vesayetçi güç odaklarının eline esir düşmüş ve kendi bekası dışında hiçbir endişe taşımaz görünen bir liderin adayına oy vereceklerini sanıyorsanız fena biçimde yanıldığınızı söyleyebilirim size.

      Dindarlar, AK Parti ve Erdoğan’ın dindarlıkla uzaktan yakından ilgisi kalmadığını, Erdoğan’ın kendi bekası ve kendi zenginleri hatırına vesayetçi güç odaklarına teslim olduğunu, ekonomi ve adalet başta gelmek üzere ülkeyi olmadık açmazlara sürüklediğini görüyorlar.

      Siz bırakın öğrenciler üzerinden hesap işlerine dalıp bundan iyimserlik devşirme gayretlerini, dindarlara ve bizlere şunu söyleyin: İnsanların yaşam standartlarını yükseltmek, huzurlu bir gündelik yaşam, çocuklarının iyi bir eğitim alması, güvenilir ve işler bir ekonomi yönetimi, tutarlı bir dış politika, dindarların üzerine titrediği hak, hukuk, adalet konusunda insanların içine sinen bir kurumsal sistem konularında Erdoğan’ın son 6-7 yıl içinde hangi başarıları vardır? Dindarlar neden Erdoğan ve partisini desteklemeye devam etmeliler?

      FETÖ, PKK, ülkemizi yok etmeye yeminli dış güçler gibi inandırıcılığını çoktan yitirmiş hamaseti yardımınıza çağırmadan, bu sorulara verebileceğiniz cevaplarınız var mı? Herkesin tuzu kuru mu ki dindarlardan Erdoğan’ın bekası hatırına yoksulluğa, yolsuzluğa ve adaletsizliğe katlanmasını umuyorsunuz?

      Vesayetçi güç odaklarıyla kurduğunuz koalisyonu dindar muhafazakarlar yıkacaklar. Kurulacak yeni partinin hızla yükselişine, Erdoğan ve AK Parti’nin dağılıp gideceği günlere tanıklık edeceğimiz bir evreye doğru yol alıyoruz.

      Başınızı kuma gömdünüz, her ne yaparsanız yapın kutuplaşma sayesinde halkın ve dindarların oyunun cepte keklik olduğunu var saydınız. Bütün büyük illeri kaybettiğiniz gibi, İstanbul’da bir ‘kenar belediye başkanı’na yenildiniz o siyaset dehası sandığınız liderinizle.

      Önümüzdeki dört ay içinde tam bir altüst oluş yaşayacak Türkiye’de siyaset sahnesi. O sahnede lideriniz ve partiniz olmayacak. Dindarların Saadet Partisi ve kurulacak yeni partide ifadesini bulacak güçlü ve sarsıcı iradesine ve müdahalesine tanık olacağız.

      Bu ülkeyi ve dindar yığınları CHP ile Erdoğan arasına sıkıştırıp oarada tutabileceği üzerine hesap yapanlar hep birlikte kaybedecekler.

      O günlerde de sizi bu sayfalarda görmek isteriz. . .

  16. Ekseriyetin marifeti
    Yargının bir özelliği vardır. Hakim bildiği ile değil dosyaların söylediğine göre karar verir. Dosyaları da davacı ve davalı hazırlar. Sermaye seçim işlerini yapar. İstediği kimse seçilince onu devreye koyar veya iptal ettirir. Hakimler bunu bilseler bile başka türlü karar alma yetkileri yoktur.
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni AK Parti şimdi değil daha önceki seçimlerde de kabul etmemişti. Şimdi seçim olsa gerçekten %60’ı halk parti alsa baskı ile alınmış olacaktır. Seçimi yenileme kararı baskıdır. Öyle olmasa bile herkes öyle bilecek.
    Burada en kötü oyun AK Parti’ye oynanıyor. AK Parti kabul ederse hepten çökmüş olacak. Hatta bu Erdoğan’ın istifasına kadar gidecek. Kazanırsa da AK Parti baskı ile kazanmış olacaktır. Halkın da AK Parti’ye karşı sabrı düşecektir. Bu millet CHP’ye 27 sene sabretti. AK Parti’ye de sabreder.
    Ekonomi uçuruma doğru gitmektedir. AK Parti bunu yenerse halk her şeyini affedebilir. Ordu da ses çıkarmaz ama Türkiye’de enflasyon %100’lere dayanırsa Türkiye Devleti yaşanamaz hal alır. Asıl sorun budur. AK Parti bunun çözümünü aramalıdır.
    Enflasyon sorununu çözmek Türkiye için çok basittir. Bunun için Akevler’in kapısını çalması gerek.
    Gerek İstanbul seçimi gerekse yargı kararı gösteriyor ki ekseriyet sistemi ile topluluk yönetilememektedir. O halde yapılacak iş seçimi kanunla ertelemek ve İstanbul belediye başkanlığı seçimine Adil Düzen’e göre yapmak ve ekseriyet sistemini yerel seçimler için değiştirmektir.

  17. Bir Maç Hikayesi

    Milletspor-Cumhurspor maçını Milletspor 2-1 kazanmış. Maç sırasında Cumhurspor Milletspor’un attığı gollere itiraz etmiş fakat VAR görüntüleri sonucu goller geçerli sayılmış ve maç bu şekilde bitmiş. Daha sonra Cumhurspor VAR hakemlerinden birisinin maç günü 46 yaşına girdiğini gerekçe göstererek usul yönünden maça itiraz etmiş. Zira hakemler ençok 45 yaşında olabiliyormuş. Bunun üzerine Futbol Federasyonu maçı usul hatası gerekçesiyle iptal etmiş ve yeniden oynanmasına karar vermiş.

    Milletspor, “VAR hakemlerini ben atamadım, siz atadınız” dese de sonuç değişmemiş. Bu kadar önemsiz bir sebepten maçın iptali, tekrar masraf, zaman kaybı asap bozucu. Fakat hukuk böyle bir şey, usuller de tam yerine getirilmeli deyip peki maç tekrarlansın, biz hazırız demeye hazırlanırken …

    İptal kararının tamamı okunduğunda tekrar edilecek maçın 0-1 durumunda başlayacağı yazıyor. Gerekçe ise şu : Cumhurspor tarafı sadece VAR görüntülerini inceleyen bir hakeme itiraz etmiş ve o da Milletspor’un attığı golleri inceleyenler arasındaymış. Bu nedenle Milletspor’un golleri iptal edilmiş. Fakat Milletspor tarafı Cumhurspor’un attığı gole itiraz etmediği için o gol geçerli sayılmış.

    Bunun üzerine Milletspor yönetimi Futbol Federasyonunun kendisini aşağılayan bu kararını yok hükmünde sayıp maça çıkmamış. Fakat yine usul gereği tekrar maçı 23 Haziran’da yapılmış ve Milletspor maça çıkmadığından Cumhurspor 3-0 hükmen galip edilmiş.

    Not : İki yıl sonra Futbol Federasyonu değişmiş ve bu maçın sonucu iptal edilmiş. Hukuka ve ahlaka aykırı bu kararı verenler hakkında da dava açılmış.

  18. İLK OUYMU 82 ANAYASASI VE KENAN EVREN’İN CUMHURBAŞKANLIĞI İÇİN BEYAZ ZARFA TURUNCU ”HAYIR VEREREK KULLANMIŞTIM.TABİİ BEYAZ ZARF VE TURUNCU HAYIR OYU MANİDARDİ 12 EYLÜL DARBESİ SONRASI VE SONUÇ %93 EVET ÇIKMIŞTI.O TARİHTEN İTİBAREN VATANDAŞLIK GÖREVİMİ İSTİSNASIZ YAPTIM VE KONUDA ÇEVREME DE HEP OY KULLANMA KONUSUNDA TELKİNLERİM OLMUŞTUR.AMA BU TELKİNLERİM BENİM TASVİP ETTİĞİM PARTİYE OY VERMESİ YÖNÜNDE DEĞİL MUTLAKA OY KULLANMALARI YÖNÜNDE OLMUŞTUR.5 KİŞİLİ BİR AİLEMDE DAHİ KİMSEYE HANGİ PARTİYEOY VERMESİ KONUSUNDA BİR TELKİNİM OLMAMIŞTIR.BU DURUMDA EV HALKI GENELLİKLE BİR KOALİSYON OLUŞTURUR.AMA İLK DEFA 31 MART SEÇİMLERİNDE ŞUURLU OLARAK OY KULLANMADI VE DE ARTIK KULLANMAYAI DA DÜŞÜNMÜYORUM.NİTEKİM DÜN YSK’NIN KARARI BENİ ÇOK NET BİR ŞEKİLDE DOĞRULADI.DEMOKRASİYE,HUKUKA,ADALETE OLMAYAN DÜŞÜNCEMİ PEKİŞTİRDİ.NORMAL SÜREÇLERDE YELPAZENİN SAĞ TARAFINDA YAŞAM TARZIMI BELİRLEYEN VE BU ŞEKİLDE OYUMU KULLANAN BİR VATANDAŞIM.AMA ARTIK SEÇİM,DEMOKRASİ,HUKUK BENİM İÇİN HİÇBİR ŞEY İFADE ETMİYOR MAALESEF.NE GEÇMİŞ NE DE GELECEK KAYGIM VAR BU DÜNYA İÇİN.BAŞARABİLİRSEM SONSUZ HAYAT İÇİN KAFAMI YORACAĞIM.BUNUN SEBEPLERİNDEN BİRİ DE İSMET ÖZEL’İN DEDİĞİ GİBİ ”İNSANLAR HANGİ DÜNYAYA KULAK KABARTMIŞLARSA ,DİĞERİNE SAĞIR” GERÇEĞİ OLABİLİR.

  19. ”…7 Haziran 2015 ile 1 Kasım 2015 seçimleri arasında geçen altı ayda yaşananlar… Acaba bu defa o süreçte yaşananların tam tersi -HDP’den oy alma sonucunu getirecek- bir taktik devreye girer mi?” sorunuza cevap olacak nitelikte, A. Öcalan, avukatı aracılığıyla ”açlık grevlerinin” sonlandırılması konulu kamuoyuna yönelik demeciyle yeniden sahne almış (görünür/ görücüye çıkmış) oldu.

    Galiba bu yeni süreçte Öcalanlı ve onun müdahil olduğu bir atmosfer yaşayacağız.

    Bu arada YSK’nın karar arefesinde hem yurt içinde hem de yurt dışından gelen şehit haberleriyle PKK”nın eylem yoğunluğu ile karşılaşmış olduk.

    İstanbul seçimlerinin yenilenmesinde Erdoğan’dan daha fazla ısrarcı olan Bahçeli oldu.

    Bir ara Erdoğan sonuca razı olmuş görüntüsü verdiği halde Bahçeli’nin çıkışından sonra o da asıldı seçimler iptal edilsin diye…Yerel seçimlere Cumhur ittifak halinde girilmesine, şimdi Erdoğan çok fazla hayıflanıyordur ve pişman olmuştur.
    Buna rağmen hala Bahçeli’nin ipiyle kuyuya iniyor olması çok manidar.

    Sanki YSK ve Bahçeli, AK Parti iktidarının sonunu getirecek; Erdoğan’nı HDP oylarına muhtaç edecek bir açmaza sürükleyerek, AK Parti – HDP ittifakı görüntüsü altında, kitlelerin rakip tarafa kaymasını sağlayacak bir çaba birliği içerisindeler.

    YSK’nın, bütün baskılara rağmen seçimin iptali kararını vereceğini beklemiyordum. Erdoğan’ın baskısından daha fazla Bahçeli ile siyaset dışı güçlerin -Öcalan’nın başını çıkarmasına müsaade edilecek kadar- müdahil olduğu bir siyaset mühendisliği ile karşı karşıya mıyız ne?

    Gücü yeter mi bilmem; bu siyaset oyununu millet lehine bozabilecek şu anda tek aktör var, İmamoğlu…
    Bu da ancak, sırf CHP’li! bir duruştan, C. Kaftancıoğlu etkisinde kalmaktan ziyade bir duruş sergileyebilmesi ve İstanbul’u peşi sıra sürükleyeceği, vizyoner yeni bir siyasi oluşumun sinyalini vermesiyle olabilir.

    Yine de ülkemiz için en hayırlısı olacak olanı olsun.

  20. 8 yıl aradan sonra Öcalan avukatları dün imrali görüşmesi yaptı. Çok manidar buluyorum. Eğer Öcalan hdp iktidara oy versin derse; MHP lideri Devlet bahçeli tavrı ne olacak? Yarın öbür gün hdp eş başkanları biz Binali Yıldırımi destekleyeceğiz derse; cumhur ittifakı ne olacak? Belki de Ak parti bu ittifakı bozmak için düşünceleri vardır. İhtimaller çok… Bu yaz çok sıcak geçecek… Geçmişte fehmi korunun yazısını okumuş olabilirler. Nitekim sayın fehmi koru demişti, cumhur itifakinda Ak parti kaybeti MHP kazandı.
    SAYGILAR SEVGİLER

    • Sayın altaylı, mesele 367 kararı değil sen hala anlamadın mı? O zamanlar başörtü üstüne kep takıp intifada başlatanlar şimdilerde chp nin çatı adayı oldular:) onu da olamadılar ya neyse; “bişey olamasınlar!” diye mülaaneleşiyordu değil mi sümüklü psikopat..?

  21. YSK’ce bu kararın bu kadar uzun süre almış olması gerçekten epeyce bir zorlanma olduğuna işaret ediyor ve akla bir çok yeni sorular getiriyor. Mesela, mazbata verilmesine dair ilk karar 3 e karşı 8 ile mi verilmişti? Skor sonra 4-7 mi oldu, derken 5-6? Allah bilir! 7-4e nasıl gelindi? Skor 6-5 olsaydı epey yakın olurdu ve şüphe uyandırabilirdi. Nasıl oldu da 7 ye karşı 4’e gelindi. Bir ihtimal siyasi çevre şartlarının (dış etkenlerin) belirlediği bir evrim süreci yaşanmış gibi bir algı var. Uzunca bir zaman dilimi işin içinde olunca bir evrim sürecini çağrıştırması da çok doğal.

    Ayrıca, sonucun insanların birbirlerinin Ramazanını kutladığı ayın ilk gününde açıklanmaya bırakılması, dinin sanki baskın güç tarafından nasıl kullanıldığı algısı oluşturmasına da özen gösterilmiş gibi bir hal var. İnsanın, iyi ki Kadir gecesini beklemediler diyesi geliyor! Bu algı, orucunda-namazındaki insanımıza hitap etmiyor. Onlarınki akvarvumdaki balık misali bir durum. Algı çoğunluk itibariyle pek orucunda-namazında olmayanlar için, yani bir nevi akvaryumun dışındakiler için olsa gerek. Sn Karagülle hoca, bakalım işin içine “sermaye”yi katmadan bir yorum yapabilecek mi?! Daha önce ifade ettiğim gibi:

    *******
    Birlikte yönetmektir hep ana gaye,
    Yönetene musallat, ah şu SERMAYE!
    Hata yaptıran, hesaba yazdıran o…
    Allah’tan ki etkisi az oy vermeye…
    *******

    Netice olarak, seçimlerin tekrardan yapılmasına dair karar hayırlı olsun. Bu karar ülkeyi yeni bir hareket noktasına getirmiş durumda. Her hareket beraberinde çifte karakterli yeni bir düğüm noktası oluşturur. Ve bu noktadan yeni harekatlar belirlenir. Buna da “hayırlısı” diyelim. AKP geçmişinden gelen zaman sürecinde umutla vakit kazanma derdinde. Ülkenin zaman kaybetmesi çok önemli değil. Bunun aslında CHP için de dert olduğunu pek sanmıyorum. İşte onun için, “akıl*iman sentezi” ve gençliği ağır basan yeni bir siyasi heyecanın partiler-üstü bir koalisyonla ortaya çıkması ve ülkeyi bu “eskimiş partiler”den kurtarabilmesi bir umut teşkil ediyor.

    Gençliği ağır basan bu oluşum içersinde kimler olmaz ki… Misal; mazbatası elinden alınmakla zapartayı yiyen solaçık İmamoğlu, sağaçık Babacan,… artık ortasaha ve sağlı sollu diğer alanları da emsalleriyle siz doldurun…. Bu yeni Partinin ismi de daha önce dediğim değindiğim gibi “Genç Bağımsızlar” olabilir.

  22. seçim süreci hakkında bilgim yok. zaten siyaseti çok takip etmiyorum. Bu nedenle de, yenilenecek seçimlerde, 31 martta görev almış, partilerin sandık görevlileri aynı şekilde görevli olacaklar mı bilmiyorum.
    – Eğer yenilenecek seçimde, sadece bu seçimlerde yarışacak partilerin sandık görevlileri yer alabilecekse, akp-mhp için dalaverenin kolay olacağı bir seçim olacak.
    – Yukardakine ilave olarak, önceki seçimlerde büyükşehir için aday çıkaran, ancak yenilenecek seçimlerde yarışmaktan vazgeçecek olan siyasi partilerin de sandık görevlileri olmayacak. Bu durumda, sandıkta, korkutulan ve değiştirilen, akp için hertürlü sahtekarlığı yapabilecek, en azından sahtekarlıklara göz yumacak sandık başkanları ile zaten akpli olan ve yine her türlü dalavereyi yapacak sandık müşahitleri ve chpnin sandık görevlisi olacak.
    – (bu noktada, muhalefetten, yeni yapılacak seçimlerde yer almamayı düşünenlerin tekrar düşünmesinde, imamoğlunun seçimlerde yeniden aday olması durumunda, diğer muhalefetin de seçimlerde yer alması, sandıkta görevli bulundurup, sandık güvenliğini sağlamaya katkı anlamında önemli olacaktır. oylarını imamoğluna verip, yine de adayları ile seçime katılarak sandıklarda görevli bulundurabilirler)
    – Yani akpnin her türlü dalaveriyi daha kolay yapabilecekleri bir ortam ortaya çıkacak.
    – Yukardaki ortama, israil askerleri ile birlikte olup, israile karşı yola çıkan mavi marmara yolcuları ve yakınlarına (reise sormadıkları için) diş bileyen AK’lar ile çinli yerine uygur dövme meraklılarının çıkarabileceği kargaşa da ilave olunca, istanbul seçimlerinde istenilen sonucun çıkma ihtimali var.
    – Yukardaki ihtimale, diğer dalavereleri (zaten her seçim yapılan, A.A.nın operasyonu vb.) ilave olarak, pkk ile ve/veya suriye vb. ile çatışma senaryoları eşlik edecektir.
    – Dün, ysk sonuçları açıklamadan önce yaptığım yorumda, normalde iktidarın seçimlerin yenilenmesini istemeyeceğini, ancak gelen şehit haberlerinin kafamı bulandırdığını, iktidarın yeni bir seçimi isteyebileceği düşüncesine neden olduğunu yazmıştım.
    – Demem o ki, iktidar, bu seçimlerde yine pkk’ya ihtiyaç duyacaktır. pkknın da, iktidara ihtiyaç duyacağı yardımı yapacağını tahmin ediyorum.
    – Bu yardımın, fehmi beyin düşündüğünden farklı olacağını, şehit haberleri şeklinde olacağını tahmin ediyorum.
    – Sonuç olarak, yeniden yapılacak seçimlerde, en önemli unsur; özelde sandık güvenliği, genelde ise; seçim güvenliği olacaktır. mhp-akp belasının, seçim güvenliğini sağlamayacağı bilinip, ona göre karar verilmeli.
    – Eğer muhalefet, sandık güvenliğini sağlayabileceğini düşünüyorsa, seçimlere katılmalı. Eğer bu konuda tereddüdü varsa, yeni seçimde iktidarın payandası olmamalı. seçimlerden çekilmeli.
    – İlave sonuç olarak:
    – İktidar, ülkeyi yönetemeyeceği duruma getirme konusunda epey gayretli. Bu nedenle, seçim güvenliğinin sağlanamayacağı düşünüldüğünde iktidara bırakılacak olan istanbulun, yeni bir genel ve yerel seçimi öne alacağını düşünüyorum.
    – Üstelik de, yeni yapılacak genel ve yerel seçimler, toplumun, mhp ve akpnin gerçek yüzlerini daha iyi gördüğü bir dönemde yapılacaktır.

    • Yani hamza bey bakıyorum zaten hiçbişey hakkında bilgin yok ama maşallah yorumların ösym nin hazırladığı paragraf soruları gibi: “…aşağıdakilerden hangisinin sebeplerinin sonuçlarından birisi olamaz değildir..?” oruç oruç şimdi…

    • Epik bey, hani önümüzde uçsuz bucaksız 4,5 yıl kaymak gibi seçimsiz yıllar var deniyordu; nooldu bitti mi o iş? Seçimden kaçan zaten kaybetmiş demektir.

    • Seçimler en geç önümüzdeki yılın ilk yarısında yapılır, sayın Epiktotes. 23 Haziran İstanbul seçimlerini takiben bu yıl sonuna doğru yapılması bile muhtemel. Bu çürümüş ve Türkiye’ye kaybettiren ittifakın 2020 yılının ikinci yarısını dahi göremeyeceğinden kuşkum yok benim.

  23. Seçimi İmamoğlu kazandı. Diğer partiler itiraz etti. Yalova ve Yusufeli’nde olduğu gibi Son merci YSK seçimde usulsüzlük var dedi. Seçimi iptal etti. 23 Haziran’da yenilenecek dedi. İmamoğlu kazanmıştı, mazbata iptal edildi… Tekrar kazansın. Hatta diyorlar ya daha büyük farkla kazanacak. Kazansın…!!!
    OPTARCI İmamoğlu kazansında görelim… 🙂

      • Burda “academia” açan da oldu, ona katılan tahtaminare mahallesinin kahvesindeki garson da oldu, kelli felli proflardan tantana yapanlar da oldu(ali ayar mıydı, seyyar satıcı mıydı neydi?) kimse bişey dedi mi? İlk kez aklıbaşında bi hoca da gelip şurda iki kelam etmiş onun da ünvanı sana mı battı mim? Bence sen kendini de bi gözden geçir; sadece akademiklerin değil böyle alfabeden yalnızca bi harfi kendine rumuz olarak seçebilmiş insanların da psikolojisi bozuk olabilir..:) bir tek noktayı(.) rumuz yapanı da gördük kişilik yarılması yaşayıp da bikaç rumuzu idare edeni de..! Haksız mıyım neslihan?

        • Eğer Doç.Dr. aksi yönde görüş belirtseydi ‘aklı başında bi hoca’ mı derdiniz yoksa benim yorumuma katılır mıydınız ? Psikoloji değindirmesi ise hocanın bağlı olduğu ABD (Ana Bilim Dalı) ile ilgili.
          Sizin ve benzeri birkaç kişinin bu sitede görevlendirilmiş olduğu çok açık. Fakat sizin kaleminiz çok becerikli, hani bazen E.A. fazla mesai mi yapıyor diye şüphelenmiyor değilim.

          • Sayın mim, hakkaten “aksi yönde bi görüş belirtseydi” oruç oruç, ağız burun dalardım ben hocaya! Ne ünvanı kalırdı daha neler neler… Allahtan aklıselim biri gibi..:)

    • Ben yorumlarıma yapılan eleştiri ya da sataşmalar asla cevap vermem. Sadece Unvan yazmamın nedeni dün Ocak Medya’da benle yapılan röportajı daha vurgulu hale getirmek içindi. Ha bu arda Danışman Psikolog’um ve Gerçeklik Terapistiyim. Bilemem benim bir sorunum şimdilik yok, olana bakmaya hazırım 🙂

      • doç.dor. yener özen! siz fehmikoru.com sitesinin editörü tarafından özel korumalısınız.
        – bu nedenle, zaten cevap yazsanız bile sizinle tartışmak pek mümkün olmuyor.
        – Ancak, eğer editör düşünce özgürlüğümü elimden almaya devam etmez, bu yazımı yayınlarsa, öncelikle “terzi söküğünü dikemez” atasözünü anmak isterim.
        – Yani demem o ki; bir psikolog, kendisinde psikolojik sorun olup olmadığını tespit edemez. Sizde psikoloik bir sorun olup olmadığının tespitini, bir başka psikoloğa bırakın derim.
        – ocak medyada kimmiş bu yener özen diye arattırdığımda sizinle yapılmış ropörtajı gördüm.
        – işin doğrusu, daha soruyu okuduğumda ropörtajın ciddiye alınmaması gerektiği fikri oluştu. Çünkü erdoğanın anlaşmalı soruları gibi başlıyor röportaj.
        – Allah aşkına, bir röportaj böyle bir soruyla başlıyabilir mi?
        “Türkiye’deki toplumsal kutuplaşma, Osmanlı imparatorluğunun dağılmasıyla yas tutamayan farklı toplumsal kesimlerin, Cumhuriyetin ideal vatandaş yaratma amacına karşı-direncinden mi kaynaklanıyor?”?
        – bırakın doçentliği, sıradan bir insan olarak, böyle bir soruyla başlayan röportaj nasıl içinize siniyor merak ettim. belli cevaplar almak için yapılan bir röportaja ocakmedya nasıl rıza gösterdi onu da anlamadım. hala siyasi islamcılık peşinde koşulması oldukça garip bir durum. ayrıca, fehmikoru.com sitesi editörünün size yönelik yaptığım eleştirileri yayınlamaması da ayrı bir vakıa.
        – Eğer ünvanınız, sorunun garipliğini kavrayacak düzeyde değilse, size örnek ile açıklayabilirim durumu:
        – Bir hastayı muayene etmemişiniz. daha size gelen kişinin hastalığının ne olduğu tespit edilmeden, kapıcı (siz onu HMÖ diye anlayabilirsiniz), size, “kişinin manik depresif olmasının sizce nedeni nedir” gibi bir soru soruyor.
        – zannediyorum, sizinle yapılan ropörtajın saçmalığını yukardaki örnek güzel bir şekilde anlatıyor.
        – sizin cevaplarınızdan falan bahsetmiyorum çünkü böyle bir soruyla başlayan röportaj okunmayı haketmiyordur. yani sizin cevabınızı okumadım bile.
        – isterseniz, “ben yorumlara yapılan eleştiri…” diye başlayan yazınızı da değerlendirebiliriz ancak fehmikoru.com sitesi editörünün fazla rahatsız olmasını istemiyorum. çünkü sizi korumak için, savunduğunu iddia ettiği epey bir değeri çiğnemek zorunda kalabiliyor.

  24. BU SANDIK KURULLARINI KİM OLUŞTURDU?KİM İNCELEYİP BUNLARIN ATANMASINI SAĞLADI?YSK VE İÇİŞLERİ BAKANLIĞI.ÜLKEDE ADALET YOOOKKKK.GİTTİKÇEDE GÜÇLÜNÜN İSTEDİĞİ YÖNE ÇEKİLİYOR VE GİDİŞAT HİÇ İYİ DEĞİL.YSK NIN GÖREVİNİN NİYE UZATILDIĞI ANLAŞILDI DİMİ.KOMİKLİĞE BAKARMISINIZ BÜYÜKŞEHİR DE İPTAL EDİLEN SEÇİM İLÇE SEÇİMLERİNDE VEYA İL GENEL MECLİSLERİNDE İPTAL OLMADI!ALLAH ALLAH;BÜYÜKŞEHİR DE SANDIK BAŞLARINDA Kİ ŞEREFSİZLİK DİĞERLERİNE NASIL SIÇRAMAMIŞ Kİ?YSK BU SEÇİMİ YA TAM İPTAL ETMELİYDİ AMA BU GEREKÇELERLE DEĞİL,YADA İPTAL ETMEMELİYDİ.BU TAMAMEN SİYASİ KARARDIR.SİYASET YARGI ELEMANLARINI ATADIĞI MÜDDETÇE BU DEĞİŞMEZ.BU GİDİŞLE ADALET KALMAZ İNANIN KALMAZ.HERKES KENDİ ADALETİNİ SAĞLAMAYA KALKAR. HIYARIN BİRİ KIZ ÇOCUĞUNU EVİNE KADAR TAKİP EDİYOR SARKINTILIK YAPIYOR;KIZIN BABASI DÖVÜYOR O HIYARI AMA SUÇLU OLUYOR;HIRSIZ EVE GİRER DE YATAK ODASI HARİCİNDE BİR YERDE ADAMI VURURSANIZ SUÇLUSUNUZ AMA ADAM SİZİ VURDU GİTTİ KİMSENİN UMURUN DA DEĞİL…BİZ TÜRK MİLLETİYİZ TÜRKÜZ TÜRK!EVET DEVLETE KARŞI BAŞIMIZ EĞİKTİR AMA BİLESİNİZ Kİ CANIMIZI ACITIR SANIZ İŞ DEVLETLİKTEN YÖNETENLERİN MENFAATİNE DÖNÜŞÜRSE BU MİLLET CEVABINI VERMEYİ BİLİR BUNU HİÇ KİMSE UNUTMASIN İKTİDARDAKİLER DE MUHALEFETTEKİLER DE…O KADAR KOKUŞMUŞLUK VAR Kİ.HEMDE HER YERDE;HAFTA SONU DERBİ VARDI HAKEM BOZUNTULARI(HEPSİDE) BJK Yİ KATLETTİLER.TOPA MÜDAHALE EDEN BJK LİLER KART GÖRDÜ.AMA DİRSEK YEDİLER SURATLARINA TEKME YEDİLER GS LILARA BİŞEY YOK.HAKEM GÖRMÜYOR VAR DAKİ DE GÖREMİYOR.SİZ KİMSİNİZ EY ÜLKEYİ BU HALE GETİREN HER YERDE KOKUŞMUŞLUĞU YAYAN ZİHNİYET KİMSİNİZ KİME HİZMET EDİYORSUNUZ FETÖCÜMÜSÜNÜZ NESİNİZ KİMSİNİZ SİZ.KİMSE KUSURA BAKMASIN BİRİ ÇIKIPTA BİR HAKEMİ DÖVER HASTANELİK EDERSE HİÇ ŞAŞIRMAYIN.ÜLKEYİ YÖNETENLER AKILLARINI BAŞLARINA ALIP BU GİDİŞATA BİRAN ÖNCE DUR DEMELİDİR.DİYEMİYORLAR SA GİDERLER YERİNE GELENLERDE YAPAMAZSA ONLARDA GİDER.ADALET YERİNİ BULUR.İLAHİ ADALET ŞAŞMAZ,KİM NE YAPARSA YAPSIN ŞAŞMAZ.ÇÜNKÜ ORDA TORPİL YOKTUR,KORKU YOKTUR.DEMOKRASİ ÜLKEMİZ DE VE DÜNYADA BİTMİŞTİR.ZATEN KIRINTILARI VARDI ONLARDA BİTTİ.HAYIRLI OLSUN.BRAVO…

  25. Oldu bitti yok…kimse zıplamasın… mazmatayı veren adalet seçimi de yenilemiştir….Oy farkı eğer 29 binden 12 bine gerilemişse, bu bile tek başına hırsızlığın ve yolsuzluğun deliliydi zaten. Oyların yüzde 10 u sayılabildi…Oyların tamamı en başta yapılan itiraz neticesi sayılabilseydi. Belki durum çok farklı olacaktı….

    Ysk … milletin hakemliğine başvurdu tekrar….. seçim yenilenirse imamamığlu yüzde 60 la gelir diye itiraz edenler alın size fırsat işte….karamsar bir tablo yok ortada..bir takım şaibeler var onu tekrar millet düzeltecek….Artık bu seçimde iki tarafta işi sıkı tutacak bir oyun bile heba olmasına izin vermeyecektir……..Artık kim kazanırsa kazansın………hayırlı olsun….Bir de bu vesileyle…..adalet adalet diye ortalığı yıkanların bu usulsüzlüklere üç maymunu oynamalarını da görmüş olduk oylarla ilgili bir tek kelime yazmamaları enteresandı…Kedilerin….trafoların nerelerde çıktığı belli oldu artık…Adaletten madaletten bahsetmeyin siz……

    • CHP’nin yanlışları AKP ve MHP’yi (yeni vesayet rejimi) haklı çıkarmaz. Siz kimden yanasınız bilmiyorum fakat Türkiye’den yana olmadığınız açık. Yazdıklarınız ya fanatik taraftar ya da trol ağzından çıkmış gibi oluyor.

      • Mim im senin yorumlarını yukarda okuyunca senin ne olduğunu artık kestirmek kolay… millete ebu süfyan, yezit, firavun demeye başlamışsınız yine… ama şu gerçek senin gibilerin yanında tatbiki değilim…

        • Ebu Süfyan-Muaviye-Yezid değindirmesi sadece ahlakı onlara benzeyen müşriklere yöneliktir. Siz neden üzerinize alınıyorsunuz ? Siz de kendisinden bahsederken Hz.Muaviye diye hitap edenlerden misiniz ?
          Kadir Mısıroğlu’nun cenaze vasiyetini okuyun ve cenazesine katılanlara bir bakın. Ondan sonra hala Türkeş rumuzunu kullanabilecek misiniz çok merak ediyorum !

  26. Zannederim, başta gazeteciler olmak üzere, pek çok insan şu sorunun peşine düştü şimdiden ve bugünden itibaren en çok sorulan soruların başında herhalde bu soru gelecek: “Erdoğan neye güvenerek YSK’dan böyle bir sonuç çıkmasını sağladı? Mutlaka bizim bilmediğimiz bir strateji var kafasında. Sonuç alacağını bildiği için bu yolu seçmiştir. Çünkü Erdoğan bir siyasal strateji dahisi.”

    Bu soruların yanıtları benim açımdan basit: Erdoğan, bir şeye güvenerek aldırmadı YSK’ya bu kararı. Zihninde de öyle bizim sırrına eremediğimiz bir strateji falan yok. Kendi açısından kritik bir yanlışa daha düştü Erdoğan. Tıpkı Bahçeli’nin başkanlık sistemine geçiş önerisinin üzerine atlayarak sergilediği inanılması güç yanlış gibi. Tıpkı, 31 Mart seçimleri öncesinde kendi partisine kaybettirip MHP’ye kazandıran nefret ve kutuplaştırma dili üzerine bir seçim stratejisi inşa etme yanlışına düşmüş olması gibi.

    Erdoğan’ın usta bir siyasetçi, bir strateji dehası olduğu yolundaki gözlemlerin bir şehir efsanesinden ibaret olduğunu, Erdoğan’ın karizmatik, ama siyasal strateji açısından vasat, sıradan bir parti lideri olduğunu birden çok kez yazmıştım bu yorum sayfalarında. Etkisiz ve her seferinde Erdoğan’a kazandıran bir CHP sayesinde çok başarılı, her seçimden zaferle çıkan bir lider olarak görünebildi Erdoğan. Muhafazakarlar ezici çoğunluktu, laikler azınlıktı. Laiklerin bagajı bir hayli ağırdı hak, hukuk, adalet konularında. Kutuplaşma sürdüğü sürece, elbette ki (ve basitçe) her seferinde Erdoğan kazanacaktı. Bunda, öyle sıradışı bir siyaset ustalığı, parlak bir deha falan yoktu.

    Nitekim, 31 Mart seçimleri öncesinde, CHP ilk defa geleneksel rolünün dışında bir görüntü sergiledi, sonuçlarını hep birlikte gördük: Erdoğan, adı sanı bilinmeyen bir ‘kenar ilçe belediye başkanı’na karşı kaybetti İstanbul’da.

    Kimi muhaliflerin koktuğunun aksine, Erdoğan’ın heybesinde yenilenecek İstanbul seçimlerini kazanmasını sağlayacak güvenilir, tılsımlı, sırrına eremediğimiz bir turp yok. Bu korkuyu yaşayan muhalifler, Erdoğan’ın gücünü ve siyasetteki ustalık ve kurnazığını en çok abartmış olan laikler.

    Erdoğan, seçim sonuçlarını değiştirebilmek için, aşağıdakilerden en az birisini başarmak zorunda:

    (1) İstanbul’da yaşayan Kürtlerin sandık başındaki davranışını değiştirmek.
    (2) Saadet Partisi seçmenlerinin gönlünü çalmak.
    (3) CHP ile İyi Parti’nin arasını açarak Millet İttifakı’nı olabildiğince güçten düşürmek.
    (4) Yandaş medya ve trolleri aracılığıyla CHP seçmenleri arasında güçlü bir boykot eğilimi yaratmak ve bu şekilde CHP seçmeninin bir bölümünü sandıktan uzak tutmayı başarmak.

    Bunlardan hiçbirisini başaramayacak Erdoğan. A. Öcalan kartı elinde kalacak. İstanbullu kürtler, yüzlerini Öcalan’a değil, S. Demirtaş’a dönecekler ve 31 Mart günü ne yapmışlarsa aynısını yapacaklar.

    Saadet Partisi ilkeli tutumunu daha dün geceden itibaren gözler önüne serdi. Gerekirse aday bile göstermeyecek ve İmamoğlu’nu destekleyecek.

    İyi Parti, yakında partisi darmadağın olacak (ve siyasal partiler çöplüğünde yerini alacak), kaybetmeye yazgılı bir lidere yanaşacak değil bu saatten sonra. Millet İttifakı olduğu gibi korunacak.

    Önümüzdeki bir kaç gün hayli sık işiteceğimiz boykot gürültüsü, bir hafta kadar sonra işitilmez olacak. Erdoğan, ne yaparsa yapsın, İmamoğlu’nun meseleyi bir demokrasi ve ahlak mücadelesine dönüştürme stratejisinin önüne geçemeyecek. Hem moralli, hem de ahlaki üstünlüğü ilk kez ele geçirdiğinin farkında olan laikleri seçim sandığından uzak tutmak mümkün olmayacak.

    Ülkemize Haziran 2015 seçimleri ile Kasım2015 seçimleri arasında yaşatılmış olan karanlık dönem bir kez daha tekrarlanır ve Erdoğan aynı stratejiyi izleyerek İstanbul seçimlerinin sonucunu kendi leyhine değiştirebilir mi? Hayır, bu olmaz. Artan şehit cenazeleri, şehirleri sarmalına alan terör, bu kez Erdoğan’ın hanesine eksi yazar. Fanatizmden uzak AK Parti seçmeni, Erdoğan ve partisinin ülkeyi ve ekonomiyi idare etmekte zorlandığını, büyük vaadlerle desteklemesi istendiği başkanlık sisteminin yürümediğini, bir şeylerin fena biçimde yolunda gitmediğini hissediyor. Ortalığın yine terörle allak bullak olmasının, derinleşen istikrarsızlığın öznesi olarak bu kez Erdoğan’ı ve kendi partisini görecek dikkate değer bir AK Parti seçmeni eğer aynı yol ikinci kez denenmeye kalkışılırsa.

    Öyleyse?

    Erdoğan’ı, erken seçimlerden kaçamayacağı ikinci bir İstanbul yenilgisi bekliyor. Bunu, sayın Abdullah Gül’ün moral ve simgesel desteğindeki yeni partinin kuruluşu hamlesi izleyecektir (sanılanın aksine, bu yeni parti, merkez sağ bir parti olarak değil, merkez demokrat bir parti olacak) ve Meclis’teki AK Parti milletvekillerinden 60 kadarı kurulacak bu yeni partiye geçecektir.

    Böylece Erdoğan ve ittifakı çökecek, gidilecek erken seçmilerde AK Parti ve Erdoğan dağılıp gidecek, yeni parti, CHP, İyi Parti ve Kürtler Türkiye ittifakını kuracaklar.

    Başkanlık sistemi ile kendi kendisini köşeye sıkıştırmıştı Erdoğan.

    YSK’ya aldırdığı seçimin iptali kararıyla kendi ipini kendisi çekmiş olacak.

    Cumhur İttifakı, Türkiye’nin beka sorunu haline gelmiştir.

    Ve Türkiye beka sorununu çözerek yoluna devam edecektir.

    • Bay Bernar,
      Şuradaki (http://fehmikoru.com/dostlarla-sohbetin-konusu-cb-erdogan-ne-yapar-ben-ne-yapardim-bir-aciklama-da-beklenmeyen-bir-kisiden-geldi/) yorumumu ve altına yazdığınız kendi yorumunuzu bir okuyun.
      Ne kadar isabetli bir yorumcu olduğunuzu anlayacaksınız.
      Beni akılsızlık ve utanmazlıkla damgalayan siz acaba şimdi kendinize ne diyorsunuz?
      Buyrun seçim iptal edildi ve İmamoğlu artık B.Başkanı değil.
      Ben gene aynı düşüncedeyim…
      Seçimle geldiler seçimle gitmeyecekler.
      Aklınızın bir köşesine yazın.

      • Adamın sen naaptın; “sade vatandaş” rumuzunu hala getirmedi mi o hergele? Yeminle, buralardan geçerse ona yapacaamı biliyorum ben! Arkadaş bak ramazan geldi, seçim iptal, adamın birinin morali çökmüş; getir ver şu rumuzu geri, deli etme vatandaşı..!

      • Yorum sayfalarında paylaştığım bütün öngörülerim gerçekleşti, sayın Adamın Biri. O yorumunuza yaptığım itiraz tüm boyutlarıyla bugün de geçerliğini koruyor. Siz, YSK’ya aldırılan kararla iddianızın doğrulandığını varsayıyorsunuz. Erdoğan’ın, seçim yoluyla iktidardan uzaklaştırılamayacağını düşünüyorsunuz. Bu, laik akvaryumda hayli yaygın, insanları umutsuzluğa ve atalete çağıran bir nihilizm ve Türkiye’nin toplumsal-siyasal süreçlerinden bihaber oluşu ima ediyor.

        23 Haziran İstanbul seçimleri, tıpkı Başkanlık sistemi gibi, dönüp Erdoğan’ı vuracak. Erdoğan, sadece yeniden seçim yenilgisine uğramakla kalmayacak, partisi darmadağın olacak. Seçim yoluyla hem sandığa gömülecek, hem de partisi siyasi bir mevta olarak siyasal partiler çöplüğünü boylayacak. Ve, bütün bunlar, EN GEÇ önümüzdeki 9-11 ay içinde yaşanacak.

        Sizin, güçlü bir liderin güçlü iktidarı sayesinde, seçim meçim takmayıp bu ülkenin yazgısına el koymuş, neredeyse her şeye muktedir bir güç saydığınız şey, çümüş ve soysuzlaşmış bir siyasal parti ve onun vasat bir lideri. 2020 yılının ikinci yarısına bir gün bile sarkmayacak bir yakın dönem içinde, Erdoğan ve AK Parti’nin dağılıp gidişine tanık olacağız.

        Siyasetten hiç, ama hiç anlamadığınızı düşünmeye devam ediyorum. YSK’nın aldığı karar, sizin değil benim öngörülerimi destekliyor.

        En fazla üç ay sonra siyaset sahnesinde neler yaşanacağını ibretle göreceksiniz. Uzak bir gelecekten söz etmiyorum: En fazla üç aydan söz ediyorum.

        Bu metnimi gelin bana yedirin eğer öngörülerim yanlış çıkarsa.

        Böyle bir şansınız olmayacak, çünkü toplumsal süreçleri izleme ve okuma becerisinden yoksunsunuz.

        • Bernar Bey, kutlarım, sosyolojiyle kehaneti maharetle mezcettiniz.

          Kehanetleriniz tutarsa tarih sizi büyük sosyologlar tahtına çıkaracak.Tutmazsa; verdiğiniz sözü tutacaksınız.

          Elinizde bugün yapılmış bir anketin sonuçları var anlaşılan.

          Yoksa cahil cesareti mi desek?

          Bir de şu olasılığı düşünün:AKP’ye tepkili olduğu için sandığa gitmeyen, ancak at başı bir sonucu gören Ak Partili seçmenininin partisine son bir şans verme dürtüsüyle hareket edebileceğini ve Saadet Partisi seçmeninin yarısının da ideolojik saikle oylarını değiştirme ihtimalini.

          Siz de bana daha fazla Ak Parti seçmeninin sandığa gitmeyeceğini iddia edececek, önümüze yeni bir anket çalışmasının verilerini koyacaksınız.

          Ancak bizler ne dersek diyelim, sonucu İstanbul halkının özgür iradesi belirleyecek.

          • Size, 3 Haziran 2018 günü, yani Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce yorum sayfalarında yaptığım aşağıdaki ‘kehanet’imi hatırlatarak yanıt vereyim, Faysal Bey:

            “Asıl ilgiye mazhar olması gereken seçimler bir sonraki seçimler. (. . .) Bence herkes bir sonraki seçimde siyaset arenasında yaşanacak depreme hazırlansın.”

            Sizlerin, “Erdoğan başkan seçilecek, ülke uçacak” sayıklamalarıyla, laiklerin Muharrem İnce ile makus talihlerini ‘bu kez'(!) yenecekleri düşleri gördükleri günlerde, ben gözümü yine yakın geleceğe dikmiş, herkesin 2019 yerel seçimlerinde yaşanacak depreme hazırlanmasını önermiştim daha 2018 yılında.

            31 Mart yerel seçimleri sonuçlarına ilişkin kehanetlerimi de, üstelik yüzde oranları vererek paylaştım seçimden önce, 11 Mart günü:

            Millet İttifakı’nın Ankara’yı en az yüzde 4 farkla kazanacağını yazdım, Mansur Yavaş yüzde 4 farkla kazandı.

            Cumhur İttifakı’nın Antalya ve Adana’yı kaybedeceğini yazdım. Hatta Antalya için aradaki farkı yüzde 3 olarak verdim. Cumhur İttifakı Antalya ve Adana’yı kaybetti, Antalya’da Millet İttifakı yüzde 4 ile kazandı.

            Cumhur İttifakı’nın daha önce yüzde 65 oy aldığı kalesi Bursa’da yüzde 15 oranında oy kaybedeceğini, seçimi sadece yüzde 2 oy farkıyla kazanacağını söyledim. Cumhur İttifakı Bursa’da yüzde 15 oranında oy kaybetti, seçimi yüzde 2,58’lik oy farkıyla kazanabildi.

            B. Yıldırım’ın İstanbul’da ancak yüzde 3’lük bir farkla kazanabileceğini yazdım. HDP’lilerin önemlice bir kısmının sandığa gitmeyeceğini biliyordum. Seçime bir hafta kala Selahattin Demirtaş hamlesi geldi, İmamoğlu farkı kapattı.

            Cumhur İttifakı’nın Karadeniz illerinde yüzde 3 oy kaybına uğrayacağını yazdım. Cumhur İttifakı Karadeniz illerinde yüzde 3 oy kaybına uğradı.

            Eskişehir’de yanıldım. Eskişehir el değiştirmedi.

            Sizin göremediğiniz şey şu: Ben, kendi kişisel beklentilerime, arzularıma göre kehanetlerde bulunmuyorum. İ.Ü. İktisat Fakültesi’nde siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler okudum. Yanısıra, toplumsal ve siyasal gelişmeleri takip etmek için hayli zaman ve enerji harcıyor, bir hayli geniş ve çeşitlenmiş kaynaklardan bilgi devşirerek çözümlemelerde bulunuyorum: kehanetlerde değil.

            Örneğin, şunu şimdiden söyleyebilirim size: Herkes gözünü dikmiş Erdoğan’ın ne planlayıp ne yapacağını kestirmeye çalışırken, erken seçimler 2022’de mi olur, yoksa zamanında mı yapılır vs. konuları tartışırken, ben basit ve iddialı bir öngörüde bulunuyorum: Erdoğan ve AK Parti 2021 yılında siyaset sahnesinde değil, siyasal partiler çöplüğünde olacak.

            Bu heyecanlı bir muhalifin düşü ya da kehaneti değil: siyasal bir süreç analizinin işaret ettiği sonuç.

  27. Yanlış yapanın yanına kâr mı kalsa idi YSK nın gerekçeli kararı gayet makul Ayrıca sandık kurullarını partilere YSK vermiyor seçimden önce nasıl itiraz edeceksin 225 sandık ortalama 325 seçmen her sandıkta buda sonucu etkileyecek oranda iptal edilmesi gayet normal..sayın koru ben sizi 1998 yılından beri takip ederim YSK üyeleri hakında düne kadar yazdıklarınızla bugün yazdıklarınız çok çelişkili değil mi size hiç yakışmıyor selam ve dua ile

    • Hadi yaaa.Peki bu şaibeyi gerçekleştiren sandık başkanlarının kontrolünde olan,İLÇE,BELEDİYE MECLİSİ VE MUHTAR seçimleri neden iptal edilmedi.Eğer bir şaibe varsa aynı zarftan çıkan tüm pusulalar iptal edilip İstanbul’da seçimler yenilenmeliydi.Ama bu Akp nin işine gelmedi.Ysk ya baskı kurarak sadece İBB seçimlerini iptal ettirdiler.Bu görüntü bile , akp nin hile ve hurda ile seçimi yeniletmesinin en büyük ispatı.

    • sizinle mantık çerçevesinde anlaşmak mümkün değil çünkü açık olan şeyleri bile inkar ediyorsunuz. onun için, diğerlerine sorduğumun aynısını sana da sorayım.
      – Seçimleri chpnin hile ile kazandığına namusun, şerefin, kuran üzerine yemin eder misin?

    • Yanlış yapan kim. CHP mi. Yanlış yapan YSK ve devlet temsilcileri değil mi ? Memurları veya memur olmayanları atayan, yanlışı yapan kim ? Fatura kime çıktı ?

  28. Bu iptal sonucunun en önemli sebebi aradaki farkın çok küçük olması ve şeklen itiraz edilen (hukuken haklı) sandık sayısının bu sonucu değiştirebilecek sayıda olması.
    Bir kaç şeye dikkat çekmek isterim.
    1.i %20 fark yenilen seçimde her sandığa oy ve ötesi tarafından birer ek müşahid konulmasına rağmen oylarımız çalındı,uçan mürekkep,kedi girdi.hatta Muharremi çaldılar (ki Muharrem “siz şiforensizini” demişti)
    yalanlarına inananlar bugün niye binde bir farkın peşindesiniz derler.
    Kendileri binde bir ile kaybetseler ne yaparlardı Allah bilir.Sokaklar kan gölğne dönmüştü.

    2.Bu sonuç her ne kadar haklı veya haksız olsun umarım bir sonraki seçim küçük farkla bitmez çünkü şeytani oyunların ortasındaki ülkemizi tamamen ataşe atacaktır.
    3.Cumhur ittifakı bu seçimi kaybetmesi durumunda bu erken seçimi tetikler bu yüzden karşı cehpe legal olanı da (CHP,IYI PARTİ ,HDP vs ) illegal olanı da (FETÖ,PKK,ABD vs ) canla başla çalışacaktır.

    Milletimize ve devletimize bir şekilde hayırlara vesile olsun diyelim.Bizim görmediğimiz anlamadığımız hayırlar vardır

  29. Ekrem İmamoğlu, yenilenecek Istanbul BB seçiminde BAĞIMSIZ ADAY olsun.

    Bu, hem onun (İmamoğlu’nun) samimiyetini gösterir hem ona güç katar ve hem de kutuplaş(tırıl)an, ayrış(tırıl)an ülkemiz insanını birleştiren en isabetli karar olur…diye düşünüyorum.

    • Sayın Hasan Günay,
      Harika bir öneri olmuş. Hatta samimiyeti pekiştirmek için Binali Yıldırım DSP’den, Doğu Perinçek Saadet’ten, Selahattin Demirtaş MHP’den aday olsun. Kutuplaşmaya, ayrışmaya kesin çözüm!
      Kalan üç kuruş aklımızı da almaya niyetlisiniz galiba…

      • O neki bu? Sen de bişey beğenir olmuşsun ya; brawo..:) bi de sizin o önerileriniz hasan bey için çok uç şeyler sayılmaz şekerim, yarın kendi fikriymiş gibi burdan yazarsa da şaşırmam yani…

      • Başka bir sim var mı aklınızda aday olacak?..

        Bu seçimin önde gideni, sürükleyeni İmamoğlu olacak.

        Cumhur ittifakı Millet ittifakı diye bölünüyoruz ya şimdi; bu bölünmeyi ortadan kaldıracak ve siyasete yeni bir soluk getirecek bir çıkış olmaz mı bu?

        Hem bu İmamoğlu’nu, CHP (li kafa) ile Canan Kaftancıoğlu sultasından kurtarır; İmamoğlu’nun sosyal demokrat kişiliği yanında ona seçimi kazandıran ”muhafazakar demokrat” görüntüsünü de test etmiş oluruz. Hazır CHP bu muhafazakar değerlere yaslanmış ve onun tadını almışken…

        Hem de yeni parti ihtiyacı içerisinde olan kamuoyuna, İmamoğlu’nun kuracağı yeni bir parti, siyasi yelpazeye yeni bir renk katmış olur.

        Görmüyor musunuz?..İstanbul seçimini İmamoğlu kazandı.

        Şimdi CHP, HDP, SP, İYİ Parti ayrı ayrı seçime girsinler MHP ve AK Parti de…İmamoğlu’nu olmadığı seçimin kazananı kim olur? AK Parti, değil mi?

        Böyleyse bu seçim yenilgisini AK Partiye tattıran MHP olmuştur diyebiliriz.

        Bence İmamoğlu risk almalı ve bu fırsatı değerlendirmeli…

        Mevcut partileri aşan, kuşatıcı bir çıkış sergilemeli, siyasete yeni bir soluk getirmeli. Samimiyse.

        İstanbul zirveye çıkışın ilk ve tek basamağıdır.

        Aklımız da aklınız da yerinde çok şükür.

        • Maşallah hasan bey her zamanki gibisiniz, yalnız imamefendiye mevcut adaylığını da kaybettirebilir o bağımsızlık teklifiniz; benden söylemesi..:)

    • Hasan bey, ben İmamoğluna “Bağımsız” bir aday olmasını henüz mazbatayı almadan önce Türkiyedeki siyasette büyük bir yenilik hareketi olarak teklif etmiştim (http://fehmikoru.com/ak-parti-sozculeri-kullaniyordu-dun-imamoglu-ile-trump-da-tekrarladi-herkesin-agzinda-darbe-sozcugu-bu-ne-is/ , H.K. 11 Nisan 2019 at 08:58). Belki kaçırdınız. Ancak, beni dinlemedi bakın başına ne geldi! Mazbataya kaybettikten sonra acaba sizi ne kadar dinleyebilir ki….

  30. Anaşılmayacak bir şey görmüyorum, asıl anlaşılması zor olan konu; seçimde bu kadar usulsüzlük yapılmışken, olay ilgili adli merciye yani YSK ya intikal etmişken YSK üzerinde baskı oluşturmak maksadıyla yapılan yorum ve tenkitlerdir. YSK netice itibariyle sayın Korunun da dediği gibi ülkenin en tecrübeli ve yetkin kişilerden oluşmuş ise ki görünen öyledir verdiği karara da saygı duymak gerekir. Ülkenin imajı ya da beklentilere göre mi karar vermeliydi?! Benim gördüğüm o ki ülkenin imajınıda demokrasi algısını da katleden CHP ve benzeri muhalif kanattır. İmamoğlunun hıyanet demecinin nasıl bir amacı olabilir ülkede iç karışıklık çıkarmaktan başka? Karar sonrası muhalefet vb tarafından yapılan yorumlar ( ekonomik kriz, imaj, demokrasi katli, darbe ..) seçmeni ayaklanma ve ekonomik krizle tehdit edip muhalefete destek vermeye yöneltmektir. CHP ye oy vermezsen venezuelladan kötü oluruz:)) Bu kadar birleştirici ve sevgi dolu olan bir insan seçimin yenilenmesi kararı karşısında muhataplarını hiyanet içinde olmakla suçlamazdı, bu vesileyle de İmamoğlunun maskesi düştü.

    • İyi de YSK nın ÖNCEKİ EMSAL kararlarına göre akp’nin bu itirazını en baştan red etmeliydi.Hadi görüşmeye aldı,akp nin iddia ettiği usulsüz sandık başkanlarının sorumlu oldukları sandıklardaki,İLÇE,BELEDİYE MECLİSİ,MUHTAR pusulalarında şaibe görmeyip sadece İBB seçimlerinde şaibe var dileyerek Akp lehine karar vermesi komedinin dik alası.Akp nin aklı başında yazar çizer takımında bile YSK nın baskı ile karar aldığı kanısı yaygın.

    • İmamoğlu’nun maskesi yok ki düşsün. Beka meselesi esas nerede biliyor musun ? Yeni vesayet rejimi (Erdoğan-Bahçeli/Avrasyacılar) tam bir maskeli balo !

      • Türkiye, Ergenekon’dan da, o üçlü vesayet odaklarından da büyüktür.

        Ülkemizin yakın siyasal tarihi, bu karanlık odaklara inecek Osmanlı tokatına tanıklık edecektir.

  31. 1) Plân: Sandık başkanları eskiden kura ile belirleniyordu. AKP 2017’de bu uygulamaya son verdi. Kamu görevlilerini sandık başkanı yapanların bir B planı vardı, şuydu: CHP İstanbul’u kazanırsa “seçimlerde şaibe var” denecekti. Öyle de oldu. Veri akışının durdurulmasından da anlayabilirdik bunu. Kötü niyete değil şaşkınlığa yorduk veri akışının durdurulmasını. Sonraki şaibe, usulsüzlük vs. laflarını da hazımsızlığa yorduk. Safmışız. Ne mal olduklarını şimdi anladık.
    2) Tek Yol: Ne yapmalı? Osmanlı’da oyun çoktur derler. Demek ki bunların bir C planı da var. Hatta D ve E planları da… Durmak yok yola devam. Aksırıncaya, tıksırıncaya, geberinceye kadar iktidar ve saltanat. Sloganları: Tek yol İktidar.
    3) Demokrasi: Darbelere karşı olmalarının sebebi Demokrat olmaları değil. Demokrasi onlar için vasıtadır. İktidara gelmek için demokrasiye ihtiyaçları vardı. Şimdi demokrasi iktidarları için tehdit oluşturuyor. Bu nedenle demokrasi bunlar için halledilmesi gereken bir sorun. Toptan kaldıramıyorlar, sistemi de değiştirseler Demokrasi sorun olmaya devam ediyor. O yüzden bu müdahaleler.
    4) Yeni Parti: Trenden atılanlar daha fazla oyalanmamalı. Kınayanların kınamasına aldırmadan derhal partilerini kurmalı. İktidarı elinde tutanlar partinin kurulmaması için ellerinden ne geliyorsa yapacaklardır. Her numara vardır bunlarda… Tehdit, şantaj, aba altından sopa gösterme vs. Bunlara hazırlıklı olunmalı. Akif’in “Cehennem olsa gelen göğsümüzde söndürürüz” dizesini kendilerine şiar edinmeli trenden atılanlar.
    5) Dert: İktidar sahipleri de haklı. Ateş bacayı sarmadan söndürmek istiyorlar. Kıvılcım aleve dönüşmeden müdahale etmek istiyorlar. Ellerini çabuk tutmaları gerekiyor. Kendi fikriyat ve icraatlarına güvenemezler. Sözlerinin de tesiri yoktur. Seçmenlerindeki rahatsızlığı, kararsızlığı, isteksizliği görüyorlar. O seçmenlerin rahatsızlıklarına tercüman olacak bir yapı istemezler. Parti kurulduğu an mevcut denge bozulacak. İktidar ve saltanat gidecek. Dert budur. Hiçbir zaman memleket diye bir dertleri olmamıştır.
    6) Meclis: Memleket meclisten yönetilmiyor. Saraydan yönetiliyor. Yeni sistemle meclisi “bypass” ettiler. Planlar sarayda yapılıyor. İşçinin kendisini meclis önünde yakmaya kalkması yanlıştır. İntihar edecek kadar çaresiz kalmışların adresi Saray olmalıdır. Kemal Bey’in itirazı yerindedir.
    7) İhanet: “Eğer ben mutlak hakikatin kendi tekelimde olduğuna inanıyorsam benim gibi düşünmeyen her birey ya tımarhaneye kapatılması gereken bir ruh hastası ya da hapsi veya ölümü hakeden şuurlu bir asidir.” (Roger Garaudy)
    İktidar sahipleri sıkıştıkça “gaflet, dâlâlet ve ihanet” sözcüklerini daha sık kullanacaklar. Fetö, dış mihraklar, beka meselesi vs. gibi lafları İktidar sahiplerinden daha çok duyacağız. Fıtratlarında centilmenlik, demokratlık vs. yoktur.
    8) Birlik ve Beraberlik: Her yerde, her fırsatta ve herkese kin kusanlar nasıl birlikten, beraberlikten söz edebiliyor, hayret. Fıtratları kinli ve kirli. Bu kadar kinli ve kirli bir iklimde sevgi, barış vs. tomurcukları açmaz.
    9) Troller: İster trol diyelim ister fanatik ister başka bir şey… Bu aziz milletin AKP’ye oy veren bazı fertleri bu ülkenin büyük bir Cehalet sorunu olarak önümüzde duruyor. Ak Troller iktidara biat etmeyen yazarlar için şöyle diyorlardı: “Kafir, yavşak, Feto’nun iti, Feto’nun piçi, İsrail piçi, O… Çocuğu vs.”
    Ağızlarından bal damlıyor bu Müslümanların! Bu küfürleri yazanlara “Ağzınızdan bal damlıyor” diyordum, iltifat sanıp teşekkür ediyorlardı!
    10) Tehdit: Biat etmeyen yazarları memleketten kovmaktan, hapse atmaktan bahsediyorlardı. “Sıra sana da gelecek” diye laflar ediyorlardı. Bu tip laflarla başlıyor, “yakın, yıkın”la devam ediyor. Sonra yumruk geliyor. Devamından ve beterinden Allah korusun.
    11) Selamet: Ben Türkiye’nin selametini trenden atılanların parti kurmasında görüyorum. Trenden atılanlar, İslam’ın hilm (yumuşak) ve tevazu yönünü temsil ediyor. Hırtlık, azgınlık, zalimlik yönünü temsil edenler kenara çekilmeli ki memleket nefes alsın, “İslam ve terör yanyana gelmez! Gerçek İslam bu değil” gibi lâfların bir anlamı olsun ve geleceğe umutla bakabilelim.

  32. dine hizmet için yola çıkanların, kurdukları saltanatı din zannedip, dini koruma refleksiyle yanlış işler yaptıklarını cemaat olayının patlamasıyla görmüştük. Yine benzer şekilde, iyi niyetlerle yola çıkmış bir geminin yanlış sulara yelken açtığını görmekteyiz sanırım, kazananı olmayan hep beraber kaybettiğimiz bir süreç

  33. Otoriteye saygılı olunsun… Tekrar seçim neden öncekinin çöpe atılması olsun ki? Her seçim milli iradenin yeniden tecellisidir. İstanbulun verilmiş sadakası varmış deyip geçelim..:) Asıl mesele, böyle giderse yakında ankaraya da bi kayyum gerekecek gibi…

    • İyi o zaman akp kazanana kadar seçim olsun.Mesela akp ikinci seçimi de kaybederse ,YSK üzerinde baskı kurarak 3. seçimi istemeyeceğinin garantisi var mı?

    • Bence de. Hatta kayyıma ne lüzum var? Ak Parti’nin kazanamadığı tüm illere, ilçelere valileri, kaymakamları direkt atayalım,sorun çözülmüş olur.Ne uğraşacağız seçimle meçimle.

    • selam ve dua ile….yolun bahtın açık olsun.tez gidesin tez dönesin….umreye falan mı… ramazanda da güzel olur şimdi maşallah maşallah ne güzel gençler yetişiyor öyle maşallah…

      • Sayın Türkeş,
        Nedenleri anlama zahmetine girmektense “ya sev ya terket” duruşunu “ya itaat et ya terket” sınırına kadar taşımışız bakıyorum.
        İş bu “milli/milliyetçi” duruş nedeniyle Alman malı milli makam otoları, Amerikan malı milli telefonlar kullanıp, yabancılara yaptırdığımız asrın projeleriyle gurur duyalım.
        Pardon yaa; bir de daha milli telefonumuz Samsung vardı değil mi?

        • Nike,! gençlerin hepsi burda merak etme….hepsi harıl harıl ders çalışıyor…ortamı bulandıranlar yavaş yavaş yine sahne almaya başlarlar yine…Anlamaya çalışmıştık…gezi de sonra çıktı dertleri…senin yorumun da tam sana göre neki bu…

      • Türkeş’e göre chp şaibe yapmış 🙂 Tekrar soruyoruz chp’nin şaibe yaptığı İstanbul’da Akp nasıl 24 ilçe belediyesini alabildi.

    • Sayın başbuğum, tabii ki asıl gençlik en alttakiler; burdaymış işte kendisi:) atamın gençliğine bak; gezi meydanında bedavaya domuzlu pizza dağıtıyomuş fetöcüler desem, taa meksikalardan kalkar gelirsin ama memlete..! Hiç olmazsa oyunu kullanıp öyle git; bakarsın durum düzeliverir..? Yalnız umrede dikkatli olsun; malum suudiler kurbanlık koç gibi adam arıyor şu sıralar..!

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here