Bir televizyon dizisi.. Bizde olanlar bizde olmadan önce senaryolaşmış ve ABD’ye uyarlanmış.. Dehşete düştüm…

17

Nicedir benzer zevkleri paylaştığım kişilerden “Homeland’ın son (6.) sezonunu izledin mi?” sorusuna muhatap oluyordum. Ben soruyu zihnimde taşırken, daha doğrusu 12 bölümlük 6. sezonun bölümlerini birbiri ardına izleyene kadar, diziyi kotaranlar, 12 bölüm daha (7. sezon) çektiler…

Ben de dün akşam son bölümünü de izleyerek nihayet etrafıma “Homeland’ın 6. sezon bölümlerini izlediniz mi?” diye sorabilecek duruma geldim.

En yüksek düzeyde Amerikan siyasetini -özellikle güvenlik ve istihbarat boyutuyla- ön planda tutarak işleyen bir dizi bu. Başrolleri canlandıranlar CIA’de ‘terörle mücadele’ biriminin elemanları. Bu sezona bir de halkın oyuyla seçilmiş kadın başkan ithal edilmiş; seçilmiş, ancak Beyaz Saray’a taşınıp ülkenin iplerini ele almak için birkaç ay daha beklemesi gereken başkan…

Çekimlerin yapıldığı (senaryo 2015’te yazılmış) 2016 yılı başkanlık yarışında Hillary Clinton’un sandıktan başkan çıkacağı yanlış öngörüsüyle kaleme alındığı belli oluyor senaryonun; dizide karşımıza çıkan yeni seçilmiş başkan kadın olmasına kadın, fakat karakter olarak pek çok yönüyle Donald Trump’ı anımsatıyor…

Senaryo ABD için bizdeki 15 Temmuz benzeri bir darbe girişimi üzerine oturuyor. Yeni seçilen başkanı özgürlükler konusunda fazla liberal, savaşlardan hoşlanmayan ve Müslümanlara diş bilemeyen biri olarak ‘tehlikeli’ bulan asker-istihbaratçı-siyasetçi bir grup, onu ve politikalarını halkın gözünden düşürmek için, yalana dayalı büyük bir kampanya eşliğinde, vücudunu da ortayan kaldırmayı içeren bir planı yürürlüğe koyuyorlar.

“Sen Müslümanlara yapılanları aşırı mı buluyorsun, al o zaman sana New York/Manhattan’ı sarsacak Müslüman birinin yaptığı terör eylemi” diyor grup. Aslında terörle ilgisi olmayan, fakat ABD’yi de politikaları sebebiyle sosyal medya üzerinden eleştiren genç bir Müslüman bulup, sanki o yapmış gibi bir terör olayı gerçekleştiriyorlar… İstihbaratçıların tezgahı, yazılı-görüntülü medyanın da yardımıyla, ‘İslami terör’ olarak sunuluyor.

Grubun elleri kolları her yere ulaşıyor. Gözlerini kırpmadan insan hayatına kast edici eylemler yapabiliyor, komplolar kurabiliyor, ortaya çıkmaması kaydıyla suikastlar düzenleyebiliyor, korkutmalar, sindirmeler ve kirletme operasyonları gırla gidiyor.

Sosyal medya ve kirletme operasyonları

Reklam

Kirletme operasyonu için medya içerisinden biri bulunuyor; adam seçilen başkandan hoşlanmadığı için onun aleyhine olacak her türlü yıpratma kampanyasına açık. Ona New York’un en güzide köşelerinden birinde bir merkez oluşturuyor ve herbiri onlarca -hatta yüzlerce- hayali kişilik üstlenen kalabalık bir kadro takviyesi yapıyorlar. Orada yalana dayalı dosyalar üretiliyor ve anında internet üzerinden kitlelere ulaştırılıyor.

Adam gerçeğin tam tersi olduğunu, seçilen başkanın oğlunun emri altındaki bir eri kurtarmak için kendini feda etmiş bir komutan olarak öldüğünü bildiği halde, bu özelliği sebebiyle ölümü ardından madalyayla ödüllendirilmiş olan genç komutanı ‘korkak’ olarak yansıtan bir sosyal medya kampanyası başlatabiliyor. “Bunun oğlu da böyleydi, korkaklık bunların genlerinde var” alt-mesajıyla…

[Dizinin son bölümünü izleyip ekranda yaşananları içime sindirmeye çalıştığım dün akşam bir dostum bizdeki sosyal medya ürünü bir mesajı iletti. Orada Abdullah Gül, eşi, Ali Babacan, ben ve kardeşim Naci Koru ile eşi arasında gerçeklerin çarpıtıldığı akrabalık ilişkileri kuruluyor (Naci’nin eşi Hayrünnisa Gül ile kardeş çocuğu değil) ve Ankara İlahiyat Fakültesi’nde en eski (1970’li yıllar) başörtüsü mücadelesini vermiş bir hanımefendi (Ali Babacan’ın halası, ama benim eşim değil ve halen sağ) sanki gayr-ı müslim biriymiş gibi yansıtılıyor. Acaba bizdeki bu tür sosyal medya tezviratlarının kaynağı neresi olabilir?]

Hayatına da kast ediyorlar seçilen ancak henüz göreve başlamamış olan yeni başkanın ve az kalsın başarılı da olacak hale geliyorlar. Grubun içerisinden bizdeki ‘Yeşil’ türü tetikçiler devreye sokuluyor, ‘terörle mücadele’ konusunu ciddiye alan komutanlar farklı kimliklere bürünerek kadın başkanı öldürecek komployu sahneye koyuyorlar. Başarılı olabilselerdi, “İşte bu komployu beyni sulanmış şu ajan yaptı” diye kamuoyuna sunacakları beyni gerçekten sulanmış bir ajanı da gölgede bulunduruyorlar; işte o kişi seçilmiş başkanın hayatına kast eden operasyonun başarılı olmasını kendi hayatını feda ederek engelliyor…

Dizinin yan konularından biri ABD ile İran arasında Barack Obama devrinde imzalanmış nükleer anlaşmanın ortadan kaldırılması girişimi. Grup doğru olmadığını bile bile, İranlı önemli bir ismi korkutup yalan bilgi verir hale getirerek yeni başkanı anlaşmayı iptal etmeye yönlendirmeye çalışıyor. Onların gözünde İran ‘en büyük düşman’… Grup bu aldatma kampanyasında en büyük desteği İran’ı ‘baş düşman’ gören İsrail’den, oranın istihbaratçılarından alıyor. Bu uğurda pek çok kişi hayata veda ettiriliyor.

Diziden al haberi

‘Homeland’ dizisinin 12 bölümlük 6. sezonu bizde 15 Temmuz’da yaşanan türden hain bir darbe girişimini öngörmesi bakımından önemli. Dizinin kahramanlarından biri, yeni başkan “Sahi mi, biz -Amerika- böyle şeyler yapar mıyız?” diye sorduğunda, “Evet yaparız, ama bunun hep Gana gibi, Kenya gibi ülkelerde yapılmasını sağlardık, 1950’lerde İran’daki darbe ile başlayarak” cevabını veriyor. 

Liberal, özgürlükçü yeni başkanın Beyaz Saray’a taşındıktan sonra kendisine karşı girişilmiş ‘darbe girişim komplosu’ içerisinde yer almış-almamış herkesi gözaltına aldırıp tutuklatması da dikkatimi çekti. 

Reklam

Uzun uzun anlatıyorum, ama bu anlattıklarımın diziyi ekranda izlemenin etkisini yansıtamayacağını da biliyorum. Dizi şimdiye kadar çekilmiş bütün bölümleriyle Netflix’te var. Diğerleri de muhtemelen önemli mesajlar içeriyordur, ama bana kalırsa izlemeye 6. sezondan başlayın.

Ve mutlaka izleyin.

ΩΩΩΩ

17 YORUMLAR

  1. Diziyi izlemedim ama yazıda anlatılanları ve anlatilmayanlari detaylı olarak gerçek hayattan izledim/okudum/dinledim diyebilirim.
    İlkokullu Baran bu yazıdan ne anlamali? Türkiye’de yaşanan olaylar henüz yaşanmadan ABD de yazıldığını mi yoksa Türkiye’de olanlar henüz plan aşamasındayken ABD de Almanya’da İngiltere’de bilindiğini mi (malum Cumhurbaşkanı ülkeler birbirlerini dinlerler açıklaması yapmıştı)

    • Baran bey sizin bu ilkokullu vurgularınız beni hayrete düşürüyor ;yahu biz boşuna okumuşuz dedirtiyor.Basiretin,ferasetin günümüz okul tahsiliyle alakalı birşey olmadığı tezini birleş daha ispatlıyor.Keşke bütün tahsilliyim diyenler sizin kadar okumayla,çevresiyle,dünyasıyla alakadar olabilse.Allah ilminizi artırsın.İyi bayramlar diliyorum.

  2. *******
    Bilgi yoksa zaman zaman,
    Zanna uyabilir insan,
    Temiz niyet eşliğinde,
    Kani olabilir vicdan!..

    İnsan vardır kararsızdır,
    Bir zan vardır zararsızdır,
    Bir çokları zanna uyar,
    Zannın çoğu yararsızdır!..

    Zannın çoksa günahı var,
    Aklın, mantık hesabı var!
    Gerçek neyse bulmak mümkün,
    Bulamazsan, erbabı var…

    Yardım için koşar bilgi,
    Varsa buna biraz ilgi,
    Zanlar sırra kadem basar,
    Selamete erer sezgi!…

    Fabrikasyon yapılmaya,
    Yanlış haber yayılmaya,
    Bütün toplum çeker bundan,
    Kirlendiyse tutmaz maya!

    Bile bile kasten yalan,
    Besbelliyse ayan beyan,
    DiNe yardım niyet olsa,
    şeytan, bundan mutlu olan!

    Kasten yalan sahipleri,
    Yanlış haber katipleri,
    şeytan rehber, ona uyar,
    Cehennemdir nasipleri!
    …..
    *******

      • Sağol Uğur bey. Yazıda değinilen “Levent” tweeti dikkatimi çekince aldı beni bir düşünce!… O vesile oldu. Doğrusu, elimden kayıp gittikten sonra yalancıyı cehenneme yollamış olmakla biraz fazlaca gaddarlık ettiğimi düşündüm. Ancak, kasti yalan/fitne toplumu altüst etmekle, toplumu oluşturanların “kul hakkı”na girdiği için buna müstahaktırlar şeklinde de düşündüm. Yine de, son dörtlüğe torna tezgahında biraz revizyon düşünülebilir. Neyse, ben de size ve nezdinizde Fehmi bey ekibi ve tüm okur & yorumculara iyi Bayramlar dilerim. Ülkemize/bölgemize hayırlara vesile olur inşallah. Bu arada, tatil gibi bir şey için birkaç haftalığına kaybolacağım… Eyvallah!

  3. ” Yav Hoca ” nın açıklaması pekçok konuda RTE.nın iyi bir Atatürk takibcisi veya taklitçisi olduğunu hatırlattı.
    BATILI ve Batıcı (Ajanı veya ajandası) olanlara sataşılmasından gocunanlara bir tavsiyem var. Dünya tarihini ve Turk İslam Tarihini lütfen iyi araştırsınlar. Gafletle ömür tüketmenin anlamı yok. BATILILAR sürekli olarak, durmadan, dinlenmeden saf, zayıf. masum insanları ve milletleri SÖMÜRMENİN gayreti içinde olmuştur. Bu Milletlerin hem toprağını, tabii zenginliklerini, hem kültürlerini ve tarihi zenginliklerini, hem de vicdanlarını inançlarını sömürmüşler, ZORBALIKTA sınır tanımamışlar.

    Sosyal Medyada bir Video dolaşıyor. Video’da İki Alman ilim adamı, Akademisyen konuşuyor. Kendi aralarında kritik yapıyorlar. Almanca bilmediğim için konuşmalarından (alt yazıdan) birkaç paragraf aktarıyorum : ” Sanırım, biz kendimizi bir yalan içerisine yerleştirmişiz”. ” iyi olan. asil olan, yardımsever olan bizleriz, diyoruz. Bu gerçekçi değil, bir YALAN. Biz fikrimizle, değerlerimizle, dinimizle, becerimizle dünyaya hükmetmedik. Başkalarından Daha ACIMASIZCA zor kullandık. Haçlı saferierinde 4 (dört) Milyon insanı öldüren Müslümanlar değildi. Dünyayı Kolonyalizmle sömürgeleştirirken 50 milyon insanı ölümüne sebep olan Müslümanlar değildi. İki Dünya Harbinde 70 Milyon insanın ölümüne sebep olan da Müslümanlar değildi. 6 milyon Yahudiyi öldürenler Müslümanlar değildi. Bütün bunlar biz BATILILARIN zorbalığıydı……”
    Sömürülen İngiliz Milletler Topıuluğunun önünde tek engel gördüğü Osmanlı Devletini çökertmek
    için boşüna üğraşmamıştı, İngilizler.
    MEDENİ (!) BATININ 21. yy.daki ZORBALIKLARINA hep birlikte şahitlik ediyoruz. BU gerçeği en yakından aynel yakın olarak gören ve şahitlik edenlerden biri de 26 yaşında PROFESÖR olan merhum Oktay Sinanoğlu idi. Bir takım ilerlemelerini bu sömürü düzenine bağlamak bile aşırılık sayılmamalı.
    Bugün bır kısmımızın da hor gördüğü İslam Ülkelerinin Çoğu, daha, 1960’lara kadar BATILI BEYAZ ADAM’ in sömürgesi idi. Batılılar ilmi ve tekniği bile, sömürü ve zulüm ve savaş uğruna kullanıyor.
    Dünya, Rosa Park, Malcom X, N. Mandela ve Oktay Sinanoğlu kadar bu BEYAZ ADAMların TIYNETİNİ tanımadıkça EZİLMEKTEN, insanlık dışı muamelelerden kurtulamayacaktır. Menfaatini silah satmakta gören, Silah imalatçısı CONİLERDEN başka bir şey beklemek mümkün mü ?

    Tarihte, hiçbir Türk ve İslam Devleti Batılılar kadar vahşi ve gaddarca davranmamıştır.
    İnsan Hakları BATILILARIN dilinde bir pelesenktir. Günümüzde, GÖÇMENlere karşi tutumları da bu vicdanlarının ve nefsaniyetlerinin tipik göstergesidir. (Kendi iç dünyalarındaki Demokrasi havariliğine aldanmamak gerekir). Suç üstü yakalanma durumundalar.

    • İkinizin de söylemlerinizde haklılık payı var.Ancak ifrata-tefrite düşmemek,orta yolu bulmak gerektiği kanaatindeyim.Yazınızdaki bilgilere katılıyorum.Ancak iki Alman akademisyenin konuştukları konuya dikkat edildiğinde bu insanların vicdanlı oldukları,muhasebe yaptıkları ve atalarının olumsuzluklarını kabul etmedikleri görülüyor .Batının günümüzün güç sahibi azınlığına karşı – inşaallah- bu müspet insanlarıyla birlikte güzel bir dünya kuracağımızı ümit ediyorum.İyi bayramlar diliyorum .

  4. Sahi CIA kalbinde oturan bir papaz var ama onla ilgili hiç şüphe yok pardon her nasılsa onun masum olduğu aslında komplo kurulduğu benzetme üstüne benzetme ile işleniyor
    Yahu Papaz’ın ABD ile işe ne

  5. Şartlandırma

    Bu diziler neden yapılır ve yayınlanır?

    Diziler yapılırken bu senaryoları gerçekten oynayacaklar eğitilmiş olur. Burada oyun oynarken gerçekte de aynısını yaparlar.

    Yayınlanmasının ikinci sebebi ise insanlığa şunu telkin etmektir: yeryüzünün senaryosunu  biz yazıyoruz ve biz oynuyoruz. Size senaryoyu ekranlarda seyrettiriyoruz ki siz ona göre adımlar atasınız.

    Zeki seyirciler bu senaryolarda neler olacağını bilirler ve kendileri kazananların tarafında olurlar ve senaryonun gerçekleşmesi sağlanır.

    Kime görev verecekler? Bu senaryoyu değerlendiren ve ona göre derin güçlere “Ben mesajınızı anladım. Dediklerinizi anladım. Görev verirseniz yaparım.” diyen kimselere verilir.

    Bu senaryoyu iyi anlayanların başında Abdülhamit, Mustafa Kemal, Demirel, Özal gelmektedir. Ne var ki bunlar senaristlerle iş birliği yapmışlar ama onlar da başka senaryo ile Sermaye’nin oyununu bozmuşlar.

    Kısa dönemde bu senaryolar derin gücün başarıları ile uygulanmaktadır ama uzun dönemde  kazanan derin güç değil, gerçek güç olmaktadır. Üç asırlık oyun bugün İslam’ın zaferi ile bitmektedir.  Bugün söz inananlarındır. Batıda Papalık, doğuda İslam hakim durumdadır.  Derin güç tepe taklak gitmektedir.

    Senaryolar, yazıldığı gibi oynanmamaktadır.

  6. Fehmi beyin yazılarının yorum sayfasını takip edenler esas itibariyle kendi yorumlarımı paylaştığımı, istisna olarak -çok az-bilgi mahiyetli kaynakları alıntıladığımın hakkını vereceklerdir.Bugünkü yazı konusu diziye dair -izlemediğim için-bir fikrim yok.Ancak yazıda anlatılan örnek ve benzerlerinin sosyal ve hukuk hayatına yansıması muhtemel olumsuz karşılıklarının izalesi-her kademedeki yetkililerince -uyulması gereken hukuki,sosyal,ahlaki kaidelere uymalarıyla ,yönetilenlerin ise sosyal denetimleriyle yetkilileri bu konudaki eksikliklerini bertaraf etmeleri yönünde kamuoyu baskısı oluşturarak yönlendirmeleriyle mümkün görünüyor.

    Sosyal rahatsızlıkların önüne geçilmesi yönünden en önemli fonksiyonu gören Hukuk Sisteminin bir problem vukuunda;sonucun adını baştan koymaması,olaya göre gerekli zaman içerisinde objektif bakış açısıyla yaptığı tarafsız araştırma sonucunda ortaya çıkardığı ,her türlü kuşkudan uzak sağlam deliller ve bunların hakkaniyetli tahkikiyle,hakikata ulaşıp ilan etmesi “Hukukun ,Adaletin Tesisinin ” olmazsa olmaz bir gereğidir.

    Bu sistem teminata alındığında problemler asgariye inecektir.Kendi okumalarımda bu konuya ilişkin Kuran’ın talimatlarının da çok açık ve net olduğunu gördüm.Fikir edinilmesi veya hatırlanılması bakımından çok önemli gördüğüm karşılaştığım -OLMASI GEREKEN HUKUK SİSTEM UYGULAMASINA İLİŞKİN -iki ayetin DİYANETİN KURAN YOLU TEFSİRİNDEN meal ve tefsirini bu sebeple aşağıya alıntılama lüzumu duydum.Okuyanların düşünce dünyasına ciddi katkı sağlayacağı inancıyla alıntı yapmamın hoşgörüyle karşılanacağını ümit ediyorum.

    Nisa Suresi 83. Ayetin meal ve tefsirinde Diyanet Kuran Yolu Tefsirinde şu bilgiler var:

    Meal:”Kendilerine güven veya korku veren bir haber geldiğinde onu yayıyorlar. Halbuki onu Resûlullah’a ve aralarından yetki sahibi kimselere götürselerdi, içlerinden haberin mâna ve maksadını çıkarabilenler şüphesiz onu anlarlardı. Size Allah’ın lutfu ve rahmeti olmasaydı, azınız müstesna, şeytana uyup giderdiniz.”

    TEFSİRİ:

    “Topluluğu olumlu veya olumsuz olarak etkileyecek haberlerin gelmesi ve bunun yayılmasının zararlı sonuçlar doğurmasına tarihî örnek olarak Küçük Bedir diye bilinen askerî hareket öncesinde Ebû Süfyân’ın Medine’ye birini göndererek kendisinin büyük bir güç hazırladığı ve Medine’ye hücum edeceği haberini yayması zikredilmiştir (bk. Âl-i İmrân 3/175). Ancak tefsircilerin de işaret ettikleri üzere bu gibi haberlerin tahkik edilmeden ve sonuçları hesaplanmadan hemen halka yayılmasının zararlı olması yalnızca savaş haline ve savaşla ilgili olana mahsus değildir. HER ÇEŞİT HABERİN TOPLULUĞA YAYILMADAN ÖNCE HEM DOĞRULUĞUNUN ARAŞTIRILMASI HEM DE YAYILDIĞI TAKTİRDE TOPLULUKTA HASIL EDECEĞİ SONUÇLARIN HESAPLANMASI GEREKMEKTEDİR. AYET,GÜNÜMÜZDE TARTIŞILAN “MEDYANIN DUYARLIK VE SORUMLULUĞU MESELESİ BAKIMINDAN DA DİKKAT ÇEKİCİ VE YOL GÖSTERİCİDİR.

     Haberlerin halka duyurulmadan önce “Resûlullah’a ve ülü’l-emre götürülmesi” buyruğu, onların hem haberin doğru olup olmadığı hem de halk üzerinde yapabileceği tesiri daha iyi ölçüp biçebilecek ve anlayacak durumda olmaları gerekçesine dayanmaktadır. Burada “yetki sahipleri” diye çevirilen “ülü’l-emr”den maksat –o tarih itibariyle henüz ayrı bir grup teşkil etmedikleri için– âlimler veya yöneticiler değildir; işten anlayanlar ve savaşta kumanda görevi üslenmiş olanlardır.

     “Allah’ın lutfu ve rahmeti” aynı zamanda en güzel örnek olan bir peygamber ve onun aracılığı ile bir kitap göndermesi, insanın aklını doğru kullanması ve iradesine sahip olması için gerekli bulunan yolu ve yöntemi öğretmesi, öğütler vermesidir.

     Âyetin “azınız müstesna” diye tercüme edilen kısmının özel hadise ile ilgili açıklaması “Duyup gerekli araştırmaları yapmadan yaydığınız haberlerin azı müstesna çoğunda şeytanın istediğini yerine getirmiş olurdunuz” şeklindedir. Âyet özel bağlamından çıkarılarak daha genel bir alana taşındığında ise mâna şöyle olmaktadır: Allah Teâlâ peygamber ve kitap göndermeseydi inanç, bilgi ve kararlarınızın çoğunda şeytana uyardınız.

     İstisna kaydına nasıl mâna verilirse verilsin sonuçta insanların ilâhî lutuf ve rahmete muhtaç oldukları, bu lutfun maddî olanları yanında peygamber ve kitap göndermek, doğruyu ilham etmek, doğru düşünme ve karar alma konusunda yardım etmek gibi mânevî olanlarının da bulunduğu anlaşılmaktadır.”

    Kaynak : Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 2 Sayfa: 104-105

    Benzer bir hüküm Hucurat Suresi 6. ayette geçiyor.Bunun meal ve tefsiri ise şöyle:

    Meali:”Ey iman edenler! Bilmeden birilerine zarar verip de sonra yaptığınıza pişman olmamanız için, yoldan çıkmışın biri size bir haber getirdiğinde doğruluğunu araştırın. ”

    Tefsiri (Kur’an Yolu)

    “Âyetin, güvenilmez kimselerin getirdikleri haberleri, doğruluğunu araştırmadan kabul etmenin uygun olmadığı yönündeki mânası ve hükmü geneldir, her zaman ve mekânda geçerlidir. SOSYAL VE HUKUKİ HAYATIN DÜZENLİ YÜRÜMESİ,HAKSIZLIK VE HUZURSUZLUKLARIN ÖNÜNE GEÇİLMESİ BAKIMINDAN ÇOK ÖNEMLİ OLAN BU TALİMATIN VAHYEDİLMESİ İBRETLİ BİR OLAY ÜZERİNE OLMUŞTUR.Hadis kaynaklarının teyidi bulunmamakla beraber nüzûl sebeplerini anlatan kitaplarla tefsirlerde olay şöyle nakledilmektedir: Velîd b. Ukbe, Benî Mustalik kabilesinin zekât vergisini toplamak üzere gönderilir. Velîd yolda iken birisi, bu kabileden silâhlı bir grubun yola çıktığı haberini getirir. Velîd, onların savaşmak için çıktıklarını düşünerek geri dönüp Peygamberimize durumu anlatır. O da haberin doğru olup olmadığını araştırmak ve gereğini yapmak üzere Hâlid b. Velîd’i gönderir. Hâlid kabileye yakın bir yerde konaklayarak durumu araştırır; söz konusu grubun ezan okuyup namaz kıldıklarını, İslâm’a bağlılıklarının devam ettiğini tesbit eder ve Medine’ye döner. Sonunda onların, zekât tahsildarı geciktiği için durumu öğrenmek veya zekâtı kendi elleriyle Hz. Peygamber’e teslim etmek üzere yola çıktıkları anlaşılır (Müsned, IV, 279; Kurtubî, XVI, 296 vd.). 

      “Yoldan çıkmış” diye çevirdiğimiz fâsık, “dinin emirlerine uymayan” demektir; YALAN HABER TAŞIYAN KİMSE DE BU KAVRAMA DAHİLDİR.Hz. Peygamber’in ashabı genel olarak doğru, dürüst, takvâ sahibi insanlar olarak kabul edilmişlerdir. Buna göre âyette geçen fâsık kelimesi, Velîd’in değil, ona yalan haberi taşıyan meçhul kişinin niteliğidir. Âyetten çıkan genel hüküm, durumu bilinmeyen veya yalancı, günahtan çekinmez olarak tanınan kimselerin verdikleri haberlere ve bilgilere güvenilmemesi, bunlara göre hüküm verilmemesi, harekete geçilmemesidir.”

    Kaynak : Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 89-90

  7. ABD dizi ve filmlerinde siyasi içerikli senaryolar benzer bir karaktere sahiptir. CIA içinde derin bir yapılanma vardır ve bunların içinde bazı askerler ile siyasetçiler de bulunur. Bazen uyuşturucu işi, bazen silah satışı bazen de kendi aralarındaki derin hesaplaşmalar konu olur. Önce kötü adamlar önde gider ve amaçlarına kısmen ulaşır, iyiler zor durumda kalır. Fakat dizi veya filmin sonunda iyiler mutlaka galebe çalar.

    Bu dizi ve filmler birkaç işe yarar : i) Öncelikle yapımcılarına ve ihracat nedeniyle ABD’ye para kazandırır. Zira gerçekten bu işi iyi beceriyorlar ve izletiyorlar. ii) Dünyaya, ABD’de kötü işler olabileceğini fakat sonunda daima iyilerin kazandığı gösterilmiş olur. Bu sayede ABD itibar kazanır. iii) ABD halkının da biriken siyasi-sosyal gazı alınmış olur.

    Bununla birlikte bu dizi veya filmlerin tamamen algı yönetimi olmadığı ve bazı gerçekleri de içerdiği söylenebilir. ABD’de gerçekten var olan düşünce ve ifade hürriyeti sayesinde ‘kötüler’ istediği gibi at koşturamıyor. Zira onlar gibi düşünmeyenler de benzeri haklara ve güce sahip olabiliyor. Her halde ABD’yi dünyanın zirvesine taşıyan bu özellikleri olsa gerek. Başta İngiltere olmak üzere gelişmiş Batı Avrupa’nın da benzeri özelliklere sahip olduğu görülüyor. Örneğin içlerinde en laçka olan İtalya’da bile AB’nin baskısı ile de olsa ‘temiz eller operasyonu’ yapılabilmişti.

    ABD ve benzeri ülkelerin ortak özelliği bilim ve teknolojide gelişmiş ülkeler olmalarıdır.

  8. Bizim 15 Temmuz başarısızlık üzerine kurgulanmış. Ve öyle oldu. ABD’nin 15 Temmuzu(Trump’ın seçilmesi) başarmak üzerine kurgulanmış. O da öyle oldu.

  9. Sayın Fehmi Koru; Serbest Cumhuriyet Fırkasının Fethi Okyar’a nasıl kurdurulduğunu,sonra nasıl kapatıldığını benden iyi biliyorsunuzdur. Ahmet Davutoğlunun girişimine (Ali Babacan ile aynı döneme denk gelmesi ilginç) şüphe ile yaklaşmama sebep oldu. Sanki
    bazı planlar içine girilmiş gibi. Tarih tekerrürmü etmeli?.

    • Bu yeni oluşumların başarılı olmaları veya olmamaları bir kesim için önemli değil ,önemli olan RTE’nin bütünlüğünü bozup %50 nin altına çekmeleridir.Zira önemli olan diğer bir husus anayasa ihlalleri,küstahça çiğrenen yasalar,meydan okumalar ,hak yemeler ,hukuk ihlalleri,devlet teamüllerine uyulmaması,rüşvetler,kupon arazilerden pay almalar ve daha binlerce suç NE OLACAK.?.. Bu yeni oluşumların yönetimlerinde yapan yaptığıyla kalacağı için bu maya tutmayacak ve RTE’yi zayıflatması bu millet için kar olacaktır.

    • Ben de tersini düşünüyordum. tam davutoğlu parti kuracakken, ali babacana parti kurdurulması ilginç gelmişti. Şüphelendim doğrusu.
      – şaka şaka! hiçbirisinden şüphelenmedim.
      – .Fethi Okyar olayını sayın koru sizden iyi bilir mi bilmem ama, birilerinden bu şekilde şüphelenmek için daha makul gerekçeler söylemeniz gerekir.

      • Fehmi bey! Siz herkesten daha iyi bilirsıniz….Türkiyede herşey görünenin ve söylenenin tam tersi ve
        Erdoğan seçim kazanmiyor…. nasil kazandığini anlamak için Rusyada putin Çinde kominist liderlerinin kazanma metoduni kullanarak kazaniyor.Pastadan pay alanlar, Tabiiki hertürlü iftirayi atarlar.

        2011 seçimlerinden sonra kazandıği her seçımi hille ile kazanan erdoğan, son belediye seçimlerinde Ankara ve ıstanbul belediye başkanlari ve ekiplerinin işi sıkı tutmaları sayesinde tökezleyince, Erdoğan emrindeki YSK sine seçimin tekrarlanmasina kara veredirirken galiba önceki seçimler gibi koministlerin yardimı ile kazanacağina emindi.
        Çünkü ne çin, ne trump nede putin erdoğanın gitmesini istemiyorlar ve tekrarlanan secimden önce Çinden erdoğana 1 miliyar dolar hibe yardim yapildi.
        Bunun karşiliğini erdoğan Terörist ilan ettiği Uygurlari satarak ödedi.
        Yeterki şeçim kazansın.
        Hani din kardeşleri için EEEEYYYY ISRAIL, EEEYYY BATI EEEYYY AMERKA, diye bağirirken Turkiyeye siğinmiş Uygur Türklerini katil çine teslim etti ve kamplarda tecavüze uğrayan müsluman kadinlar ve orda işkence gören müminlerinde çin hükümetinden memnun olduğunu dünyaya duyurdu ….

        Fehmi bey ve kardeşi ile ilgili o yalan haberi ben bir aydan fazla oldu okumuştum, havez yazarlarindan biri idi herhalde, kim ve tam zamanıni hatirlamiyorum.

        ABD dizisini izlemedim fakat bizdeki 15 Temmuz ile ilgili bir prğram izledin.
        Özeliklede Allahin Lütfü konusunu didik didik ediyorlardı.
        Umarim yakinda bizim 15 Temmuz seneryosunude dizi yaparlar.

        Çinin gönderdiği yardımi yazan derginin başliği ve linki.

        BLOOMBEG
        Economics
        Turkey Got a $1 Billion Foreign Cash Boost From China in June

        https://www.bloomberg.com/news/articles/2019-08-09/turkey-got-1-billion-from-china-swap-in-june-boost-to-reserves

    • Fehmi bey! Erdoğanin, önce emrinde çalişacak hiç birşeyden “Dünyadan” habarsiz…bizde buna bey haber derler, yani dünyadan bey haber fakat milletin vergileri ile iş adami adi altinda, gidip çindeki uygurlara ve diğer müslümanlara kendini
      Türk ve müslüman iş adami olarak tanitip, daha sonra onları Çin koministlerine gambazlayarak kamplara tikilmalarina yardimci olanlar dan tutunda, hava yollarinin temizlik şirketliği adi altinda iş veren sifati ile dişardaki Türk ve müslumanlarin alayhinde çalişanlar. Istanbul belediyesinde kapatmak zorunda kaldiklari trol birolarindaki troller ortadan kayip olunca sira akp hükumetlerinden nemalanan iş adami ve Kendilerine makam kapmak çabasinda olan AKP nin gambazlari trollerin biraktiklari yerleri kapmiş durumdalar.
      Zamani gelince onlarada soracak sorularim olaca tabii birakip kacmasalar.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız