Dünyadan bir alim geçti: Okudu, öğrendi, yazarak ve konuşarak bildiklerini paylaştı.. Güzel bir insandı…

17

İnsanlar doğal olarak nerede doğduklarını bilir; bilmeyenin de hayatıyla ilgili bu önemli ayrıntıyı öğrenmesi zor olmasa gerek. Ancak kimse nerede ve nasıl öleceğini bilemez.

Haluk Dursun Hereke’de doğdu (1957), hayatı görevi gereği gittiği Malazgirt’ten dönerken Van’ın Erciş ilçesinde geçirdiği bir trafik kazasında sona erdi.

Türk tarihi profesörüydü, ilgi alanında çeşitli eserler verdi. Bir dönem Ayasofya Müzesi’nde ve Topkapı Sarayı’nda müdürlük yaptı; son görevi Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda bakan yardımcılığıydı.

Vefatından sonra hakkında neden az sayıda kendisini tanıtıcı yazı çıktığını anlamakta zorlanıyorum. Arkadaş canlısı biriydi çünkü ve kadirşinaslığıyla tanınıyordu.

Altbaşlığı ‘Hareke’den Çıktım Yola’ olan ‘İncir Çekirdeği’ adlı kitabını (Timaş Yayınları, 2014) ilk okuduğumda apayrı yerlerden hayata başladığımız, farklı eğitimler aldığımız ve yolumuz da pek az kesiştiği halde ne kadar benzer bir serüvenin tarafları olduğumuzu hayretle fark etmiştim.

Çöplerden gazete-dergi toplayacak kadar okumaya düşkün bir çocuk. Demokrat Partili ailede Son Havadis, Tercüman alınıyor, ama bir yerlerden bulunup Hürriyet’ten Cumhuriyet’e kadar başka gazeteler de ihmal edilmiyor. Bu arada Ten Ten’den Tom Miks’e abur cuburlar da elden düşürülmüyor. Hayat ve Hayat Tarih mecmuaları da ısrarla takip ediliyor…

Tıpkı benim gibi…

Onun okuma merakının çöpten yazılı kağıt toplamaya kadar vardığını gören bir çift kendisine hikaye kitapları hediye etmiş; benim de kitap aşkımı bilen bir aile dostumuz, birkaç ayda bir elimden tutarak götürdüğü Yavuz Kitabevi’nden (İzmir) istediğim bir kitap ile bir dergiyi alıp okumamı sağlardı.

Reklam

Çevresi tarafından kendisi için kullanılan sıfatların bazılarından ben de nasibimi almışımdır.

Bunları gençlere öğütler verme amacıyla kaleme aldığı değişik konulardaki denemelerinden oluşan ‘İncir Çekirdeği’ kitabında kendisi yazıyor.

[Kitabında, "Bizim de ‘vakt-i merhun’u gelip Hereke Camii’nde selamız okunduktan sonra, baki olan bu kubbede bir hoş sadamız kalsın” cümlesi de var.]

Köfteye de bayıldığı anlaşılıyor. Türkiye’nin dört bir tarafında ve bu arada gezdiği gördüğü pek çok ülkede -vaktiyle dedesinin kendisine sevdirdiği türle mukayese ettiği ve hayal kırıklığına uğradığı- çeşitli köfteler tatmış. [Beni yakından tanıyanlar köfte merakımı bilirler; yıllardır süren aileden bana "Evet” diyecek biriyle ortak köfteci dükkanı açma projem de var. İlgi duyan hiç çıkmadı.]p>

Ortak noktalarımız burada sona eriyor. Haluk Hoca’nın (onun en sevdiği unvanı bu) ilgi alanı daha geniş, dağarcığındaki bilgiler de benden çok daha fazla. Tuttuğu takımın (Galatasaray) oyuncularını ezbere biliyor sözgelimi. Meyveler, otlar, hatta hayvanlar konusunda bilmediği yok.

İncir Çekirdeği okuru, neyin en iyisinin nerede bulunacağına dair eşsiz bir yol haritasına sahip oluyor.

Vasiyeti anlamına da gelebilecek ‘Gençlere Öğütler’ başlığıyla sosyal medya üzerinden paylaştığı 20 maddede özetlenmiş şu görüşlerini de okumanızı isterim.

Gençlere öğütleri:

Reklam

“Sevgili Gençler,

Gözümüzün Bebeği, Geleceğimiz Gençler,

Ne olur:

1- Meraklı insan olun; duyarsız, ilgisiz, heyecansız insan olmayın. Merak etmeye kendinizi alıştırın. Öğrenmenin başı merak etmektir.

Üzerinize vazife olmayan şeyleri de merak edin. Başta, tabiatı merak edin. Mesela, barajlardaki su seviyesini, buğday rekoltesini, fındık taban fiyatlarını, bu sene gelen turist sayısını, en çok hangi filmin izlendiğini, en fazla hangi kitabın sattığını, hangi müzenin gezildiğini, arkeolojik kazılarda neler bulunduğunu, nerenin nesinin meşhur olduğunu merak edin.

2- Bir merakınız olsun. Güzel sanatlarla ilgili bir merakınız olsun. Şiir yazamasanız bile ezberleyin.

Koleksiyoner bir ruha sahip olun. Ayrıca gezmeye, görmeye, öğrenmeye meraklı olun.

3- Soru sorma alışkanlığı edinin. Doğru adama, doğru soruyu sorun! Bizim millet ‘Bilmiyorum’ demez…

Takipçi olun; konularınızı, işlerinizi takip edin

4- Öğrenmeye doymayın. İşi, konuyu sadece ehlinden dinleyin, uzman görüşüne önem verin. Kesin karar vermeden önce şüphe edin.

5- Takipçi olun. Konularınızı, işlerinizi takip edin; kendi haline bırakmayın. Hele, kendi işinizi başkasına hiç bırakmayın.

Eloğlu, elâlemin eşeğini ıslık çalarak ararmış.

Kurda ‘Niçin ensen kalın?’ demişler, ‘Kendi işimi kendim görürüm’ demiş.

6- İşlerinizi önem sırasına göre sıralamayı bilin. En önemsiz işine en önemli iş gibi bakarak nice hayati gündemini atlayan insan gördüm. Başarılı insanlar, en önemli işi öne alan, önce onu bitirenler oldu hep. Çok iş yapar gibi gözüküp, devamlı bir faaliyet içinde olduğu görüntüsü verip hiçbir şey üretmeyen insanlardan olmayın.

Aman avare kasnak gibi boşa dönmeyin. Boşa koşturmayın, sonuç alıcı işler yapın. Üzerinize çok yük yükleyip de çok yıpranmayın, zorda kalıp kayış da attırmayın.

7- Danışın. Önce aklınıza; sonra gönlünüze; en sonunda da sizi hesapsız, kitapsız, menfaatsiz, gönülden seven büyüklerinize danışın. Sizden daha tecrübesiz, dünya görmemiş, bir iş bitirmemiş, bir başarı göstermemiş insanlara danışmayın. Ama mutlaka şuna da dikkat edin ki, danışacağınız kişinin soracağınız işle ilgili doğrudan bir menfaati olmasın. Size göre değil, kendi çıkarına göre tavsiyede bulunmasın.

Verdiğiniz sözü yerine getirin

8- Zamanlama konusunda dikkatli olun. Planlı-programlı, zamanlı çalışmak kadar iyi zamanlama yapmak da çok önemlidir. Bir işe erken başlamak, sabah erken kalkmak, yola erken çıkmak mutlaka önemlidir; ama çok daha mühim olanı, neticeye ulaşmaktır. Erken kalkıp oyalanmak, erken başlayıp eğlenmek, ağırkanlı hareket etmek, sizi hep başarısızlığa götürür.

9- Dikkatli olun. Öncelikle ağzınızdan çıkan söze, lafa dikkat edin. Laf olsun diye düşünmeden konuşmayın. Ağzınızdan çıkanı kulağınız duysun.

10- Hafızanıza güvenmeyin. Devamlı not alın; kayıt tutun, arşiv yapın.

11- Randevulara vaktinde gidin. Verdiğiniz sözü yerine getirin. Bizim milletin bahane üretme kabiliyeti sınırsızdır. O yeteneğinizi fazla zorlamayın.

12- Bilgi sahibi olmadan yorum yapmayın. Yine bizim millete Allah, yorum yapma kabiliyeti vermiştir. Halbuki en büyük fazilet ‘Bilmiyorum’ diyebilmektir. Öğrenme, bilmediğini bildiğin anda ve yerde başlar.

13- İleri görüşlü olun. Yapacağınız projenin, başlayacağınız bir işin birkaç hamle sonrasını da düşünün, hesaplayın. Alternatifli çalışın. İşin sonunu düşünmeden, yeterli analiz yapmadan ortaya atılmayın; yola çıkmayın. Sonra yolda kalmasanız bile yaya kalırsınız! Gerçi yine bizim millet ‘Kervan yolda düzülür’ demiş; besmele çekip yola koyulmuş. Ama siz kervanı önceden düzün.

En önemlisi, ‘Çala çala bir havaya dönecek’ demeyin. Akıntıya kürek çekmeyin.

14- Gözlem ruhuna sahip olun. Bakan kör olmayın, can kulağıyla dinleyin, can gözüyle bakın.

15- Çözüm odaklı olun. Kafanızın yazılımını ‘bir iş nasıl olmaz’ diye uyarlamayın; nasıl olabileceğini düşünecek, arayıp bulabilecek bir kafa yapınız olsun.

İşin olumsuz yanlarına takılıp kalmayın. İntikam hırsıyla yanmayın. Hep ileriye, geleceğe bakın. Küçük şeylerden de zevk alın. Acı bir kahve, demli bir çay, güzel bir pasta, bir parça çikolata, bir külah dondurma sizi mutlu etmeye yetsin.

16- İnsan kıymeti bilin. Büyüklerinizin bir gün yanınızda olamayacağını, sevdiklerinize uzak düşebileceğinizi, onlardan ayrılabileceğinizi düşünerek elinizdekilerin kıymetini bilin.

Fakirlere, gariplere, muhtaçlara el uzatın.

Veren el, alan elden hayırlıdır.

Ne verirsen elinle, o da gider seninle.

İyi ve kötü günde sevdiklerinizin yanında olun. Gidemeseniz bile mutlaka telefonla arayın; mesajla, maille oyalanmayın.

Allah’a şükrü, insanlara teşekkürü unutmayın.

17- Günlük politikalar, kısır siyasal çekişmeler sizi esir almasın.

Başkalarının yapamadıklarını konuşmak yerine kiminle ne yapabileceğinizi araştırın.

18- Eleştiri ve tenkide açık olun. En önemlisi de bir büyüğünüz sizi yetersiz görebilir, eleştirebilir; hatta zaman zaman size sinirlenip kızabilir. Ama bu sizi sevmediği anlamına gelmez. Tam tersine o, sizi sevdiği, ilgilenmeye değer bulduğu için tepki gösteriyordur.

19- Şükrü ihmal etmeyin. Allah’a şükredin, insanlara teşekkür edin. Kalbinizi temiz tutun. Ameller niyetlere göredir. Aklınız, kalbiniz ve zevkiniz selim olsun.

20- En son olarak da öğrenmeye ve öğretmeye doymayın…

Aman ne olacaksanız olun sakın; ‘sıradan ve sürüden’ olmayın!…”

Allah size rahmet etsin Haluk Hocam…

ΩΩΩΩ

17 YORUMLAR

  1. Bir vatandaş olarak bu zatı ölümüyle tanıdım.Belliki kendini iyi yetiştirmiş ve bu ülkeye faydalı olmaya çalışmış.Haluk hoca gibi nice tanınmayan,bilinmeyen insanlar,değerler gelip geçiyor.Ama bu kadar değer israfı yapan,toplumdan soyutlanma yarışı içinde olan başka bir toplum,ülke herhalde yoktur.Haluk hoca da dahil,öteki alemde eğer bunun vebali olacaksa,bu vebal nasıl ödenir?Özellikle genci yaşlısı demeden,bu ülkenin yozlaşması adına yapılan tüm müdahaleleri görmezden gelen sözüm ona milliyetçi muhafazakar kesimin,şu anda ne ile meşgul olduklarını,dünyevi heybelerinin ne kadar ağırlaştığının farkındalarmı acaba?diye düşünmeden edemiyorum.Sıradan bir vatandaş olarak günün belli saatlerinde bu tarz sıkıntıları ben düşünmekten alamıyorum ki,yetkinliği olan ve müdahale kapasitesi olan şahıslar acaba nasıl uyuyabiliyorlar?Neyin doğru,neyin yanlış olduğunu artık idrak edemez bir durumdayız.Herkes kendini kurtarsın,devir o devir deniyorsa,sanırım kimse enkazdan ve cehennem girdabından çıkma,kurtulma şansı olamayacaktır.Yoksa ilahi adalet anlayışı tekrar yorumlanma ihtiyacı olacaktır haşa,dikkat ederseniz artık kimse Ömer adaletinden de bahsetmez oldu.Herkese iyi seyirler,sağlıklı vicdanlar…

  2. cv 24 Ağustos 2019 at 11:07 şaka gibi bir yazı olmuş gerçekten” denmiş amma: https://fehmikoru.com/erdogana-yapilan-haksizliga-birlikte-karsi-ciktiklarimizin-bazisi-bugun-neler-yaziyor-oyle-tarih-sasmaz-bir-taniktir-unutulmasa-iyi-olur/

    Hiç de şaka gibi değil, çoğu hemfikir olunabilecek doğruları olan, ancak yanlışları ve eksikleri de olan bir yazı olmuş. “Akıl*İman Sentezi”ne göre eksiklik ve yanlışlıklar ne mi? Misal, Türk veya şu, bu olmak bir tarafa ne kadar müslüman olabildik ki önüne bir “Elhamdülillah” çekelim? “Hiçbir medeni ülkede HDP gibi bir partiye izin verilmez” denmiş ve bu şaka gelmiş olabilir. Buradaki önemli eksiklik/yanlışlık şöyle bir ifadeyle izahını bulabilir. Gelişmekte olan bir ülkeye pkk gibi bir örgüt kan ve şiddetle nasıl müdahele edebiliyorsa, HDP gibi bir partinin mevcudiyeti aynı ülkenin gelişmesine siyasi yönden takoz olur.

    Dinimizi yaşamak, milliyetçi olmak için hükmeden iki ana partiye bence de gerek yok, dindar iken laik yaşama iştirak edebilmek için CHP’ye de hiç gerek olmadığı gibi. Bu iş, yakın tarihimizin önemli hatalarından biridir. En basitinden, TC CHP yi doğuran yanlışlık, onyıllar sonra TC AKP’yi doğurdu.

    Etnik yelpazenin hemen hemen bütününün sahiplendiği müslümanlık insan hayatına dair gerekli öz erdemleri içinde barındırdığına göre insan olarak bütün kalbimiz ve aklımızla (Akıl*İman Senteziyle) buna aidiyet, etnik/nefsi sorunları izafi olarak bastırabilecek ve millette üst kimlik oluşturabilecek potensiyelde bir kaynaktır. Tarihiyle sürdürülebilir potansiyelde bizim gibi bir ülke için başka yolu yok. Devlet bunun oluşmasını kolaylaştırıp adalete, hukuka dayalı kurum ve kurallarıyla hakimiyetin keyfini çıkarırken, bilim-teknoloji ekonomi alanlarında hiç bir israfa kaymadan gelişmeye odaklanır. Ülkenin gelişmesine takoz olabilecek bütün unsurları şiddete alternatif usullere öncelik vererek bertaraf eder.

    Belli ki mevcut yönetimde 15 Temmuz şokundan sonra özellikle son zamanlarda şöyle bir idrak gelişti: PDY’nin ülkeyi ne hale getirdiği gözler önünde, yaşayarak gördük. Buna paralel “PÜY” de 15 Temmuz öncesi medya ile etkinliğini sürdürüyor. PDY ile mücadele ederken ya bu “PÜY” n’olucak? Tehdit unsuru bu zafiyetle de bu dönemde kim ne derse desin mücadele etmek zorundayız. İşte bu idrak ile HDP’ye veya eşdeğeri olarak ortaya çıkabilecek siyasi oluşumlara istedikleri gibi at koşturma fırsatı verilmesi pek mümkün değil.

    İşte bütün bunların alternatif çözümünün anahtarı “Akıl*İman Sentezi”. Laiklikse arzu edilen laiklik, adil düzen ise arzu edilen adil düzen, bilim-teknolojiye aidiyetse buna sadakat ve motivasyon, tüketim toplumu yerine sürdürülebilir üretim toplumu, daha nice güzellikler… Belki şaka gelebilir ama, bunların herbiri “Akıl*İman Sentezi” potansiyelinin yetim çocuklarıdır!
    (Bu arada, “yahu PÜY de nereden çıktı, o da ne?” diye soranlara “D” devletse, son zamanlarda “tüy”enleri artan ülkedir “Ü”, bizim ülkemiz!)

    Adını ilk olarak duyduğum, merhum Haluk Dursun’a iyi niyetli düşünceleri ve hizmetlerinden dolayı Allah rahmet eylesin.

      • *******
        Müslümanlık varken, bir “izm” için,
        Elhamdülillah çekmek neye yarar?
        Bir düşünülse hele, bu iş kim için,
        Jargonla adres bulmak, akla zarar!
        ….
        *******

        —–
        Türkiye’nin aydınları…
        Jargonlarla aydınlatır,
        Aydınlatma pek olmassa,
        Bir mum yakar da dayatır!
        —–

          • Benim aydınlığım çift karakterli, güneş ışığı,
            Güneşin evrenin sahibine kulluk bilincine eğilim!
            Ne karasevda ne de sahipsiz bir evrenin aşığı,
            “Güneşin zaptı yakın” diyenlerden biri değilim!

            (dayatma: anlaşıldı mı?)

  3. Anmak
    Haluk Dursun ismini hatırlamıyorum ama siması çok tanıdık geliyor. Allah cennette kavuştursun. Orada görüşmeye tanışmaya çok vaktimiz olur, inşallah.
    Her semtin, her bucağın, her ilin, her ülkenin ve insanlığın bir kütüphanesi olacak. Orada yazarlarının eserleri o kütüphanelerde yer alacak, özetlenecek ve oranın çocukları tarafından okunacak.
    Bin dil üniversitesi ile tüm eserler Arapçaya çevrilecek ve insanlığa sunulacak. Tüm eserler Arapçadan o dillere çevrilecek ve insanlık yararlanacak.
    Böylece insanlık bir varlık olarak kıyamete kadar oluşacak. Kıyamette tüm birikim ile yeni hayata başlanacaktır.
    Görevimiz geçmişte söylenenleri öğrenmek, kendimize göre değerlendirmek, katkılarda bulunmak ve geleceğe bırakmaktır. Akevler bunları semt kooperatifleri ve bin dil üniversitesi ile yapmaya çalışıyor.

  4. Mekanı cennet olsun;bir dönem kapatılan Zaman gazetesinin kültür sanat sayfasının yazarlarındandı. Yazılarını ilgiyle takip ediyordum.

    Benim şahsi dosyamın en önemli “örgüt üyeliği ” delili etkin pişmanlık indiriminden yararlanan birinin beni 2014 YILINDA BİR KEZ bir cemaat toplantısında görmüş olduğunu söylemesi.Yargıtay kendisi de sanık olan birinin kendini kurtarmak için verdiği bu tarz beyanları hiçbir ceza dosyasında başkaca kuvvetli deliller olmadıkça tek başına cezalandırmaya yeterli bulmuyor.İşte bu sebepten cezalandırılmam için gereken kuvvetli delil olarak “İnternetten Zaman gazetesini”takip etmiş olmam bulundu (Zaman gazetesinin 15 Temmuzdan 6 ay önce kayyıma devredilmiş olduğunu da ayrı bir enteresanlık olarak hatırlayalım).

    Bunları anlatmaktaki maksadım kendi mağduriyetimi vurgulamak değil;öyle mağduriyetler var ki benimkisi devede kulak kalır.Sadece Haluk Hocanın vefatı “şu dönem Hukuk Sisteminin nasıl çalıştığını “anlatmama,yine daha önce de bu sayfalarda yazdığım gibi problemin “yasalarda değil, Yargı uygulayıcılarının yasaları her zamankinden farklı uygulamalarından ,hukukun ilkelerini gözardı etmelerinden kaynaklandığı”görüşümü ispatlayan güzel bir örneği anlatmama vesile oldu.

    Şu yazdıklarım da inşaallah Haluk Hocaya ayrı bir rahmet vesilesi olsun.Severdim kendisini,Allah rahmet eylesin.

  5. O hale geldik ki, her kim Erdoğan’ın emrinde çalışmayı kabullenmişse ona iyi gözle bakamıyoruz. Zira uzunca bir süredir Erdoğan 1 doğru yapıyorsa 4 yanlış yapıyor ve net doğrusu 0 (sıfır) durumunda. Fakat Fehmi Koru’nun kendisini tanıttığı merhum Prof. Haluk Dursun kötü gözle bakılamayacak istisnalardan gibi görünüyor. Kendisine Allah’tan rahmet ve yakınlarına başsağlığı dilerim.

  6. ALLAH (C C)HALUK HOCA’YA RAHMETİYLE MUAMELE EYLESİN.SAYIN FEHMİ BEY BÖYLE KİŞİLERİ HATIRLATTIĞINIZ İÇİN ALLAH (C C )SİZDEN RAZI OLSUN

  7. bazn sadece öğrenci olmak, bazan sadece öğretmen.
    vekil ile bakan olmak gibi, memur ile amir, asker ile general gibi.
    herkesin bir kabiliyeti, meziyeti bulunur.
    dışişleri bakanı yapılan vekil aslında baştakinden daha üstün meziyetlere sahiptir belkide..
    ama onun arabası yoktur.. güzel mi güzel..
    ”herşey olabilirsiniz ama anne olamazsınız”
    sadece anne olunca:hem doktor, hem mühendis, çamaşırcı, öğretmen, hamal, alışverişçi, aşçı, çalar saat, güvenlik görevlisi, psikolog, kucağı çocuk sığınma duvarı..
    çok sevdiğimiz insanları kaybetmeyi de çok iyi beceririz icabında.
    biraz burnu sivrildi mi kafasına tokmağı geçiriveririz.
    nede olsa o aga, sen maraba. o koca, öteki avrat.
    ne ki?
    bir türlü ayar tutturulamadı şu ülkede;
    buldog kurt cinsi köpekleri şehrin ortasında, sitede gezdirmeyi serbest bırakıp,
    köpekleri koruyayım derken belediyenin sokak köpeklerini toplamasını yasaklamak gibi..
    sigarayı yasaklayıp her köşe başında nargileci açtırmak, evlerin balkonunda nargile içtirmek gibi..
    hastanede acil kapısında sigara içen
    görevliler, hemşireler, dr.ların, hatta astım krizine girmiş anasını getiren evlat gibi..
    başarılı olanı desteklesek, liyakat ön planda olsa, herkes hakettiği ücreti eşitlik ilkelerine riayet ederek alsa.
    müze müdürü, kültür bakanı boğazın her iki yakasına müzeler açtırsa, (rantiyeciler arsaları kapmadan kamu yararına yerler bir an önce garantiye alınsa).
    milli eğitim baknı okulları yapboz tahtası olmaktan kurtarsa,
    kadınlara sığınma evi açtırmak yerine dışardaki itleri deliğe hapsetmenin yolları aransa. (nafaka sınırlaması, kadın erkek eşitliğ vb kanunlar bir an önce belirlense). (bu canilerin amernyadaki gibi ıslah edilemeyeceği anlaşılanlar sınıfından kanuni düzenleme ile koğuşta olünceye kadar hapsedilmesi vb düzenlemeler getirilse).
    kimse bulunmaz hint kumaşı değildir diye bir söz vardır.
    doğruyu bulacak yeni zihinler, beyinler hep vardır.
    kimse kimseyi aldatmasın. ben gidersem mahvolursunuz diyenlere itibar edilmemelidir.
    bir kişi bir temel atar ve gider,
    sonraki gelen kişiler o temelin üzerine devam ediyorsa o kişi doğru yapmış, makbul insan diye bakarım.
    temeli kökten yıkıp başka birşey yapıyorlarsa, her gelen yeni şeyler deniyorsa durmak düşünmek gerek (eski chp zihniyeti diye böyle çıkışırlardı. bu günleri görünce de demekki eskilerin de bir bildiği varmış demeden bitiremedim yazıyı).

  8. Bakan Yardımcılığı esnasında 20 tavsiyesinden kaçını gerçekleştirmiş? Gerçekleştirmiş ise görevde nasıl kalabilmiş? Fiili imkansızlık denen bir kavramdan söz ediyorum. Sorgulama tavsiyesine uyarak bu soruları soruyorum. Allah rahmet eylesin.

  9. Haluk Dursun Hocamıza Allah gani gani rahmet eylesin mekanı cennet olsun
    Maalesef popülizm öyle tavan yapmış ki ilim ve kalem erbabı kıytırık dizi figüranları kadar rağbet görmüyorlar.
    Sonda kendi kendimize soruyoruz nereye gidiyoruz bence cevap burda
    Gerçi bu soruyu sorabilen insan sayımız git gide azalıyor.

  10. Sayın Koru,
    Bu maddeleri sıralayan muhtemel ki, heybesini doldurmuştur. Allah, Haluk Hoca’ya rahmet etsin. Bu güzel insanı tanıttığınız için Allah sizden de razı olsun.
    Saygılarımla,

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız