Geçmiş ve bugün.. Benzerlikler çok; tek eksik, seçimin gecikmesi…

23
Bir yabancı gazeteci fotoğrafı ülkemizde çekmiş: Pankartın üzerinde İngilizce şu yazıyor: 'Gerçek çakma, fakat kalitesi iyi.'
Reklam

Şöyle geriye yaslanıp şu günlerde yaşadıklarımızın benzerleriyle geçmişte ne zaman karşı karşıya kaldığımızı düşündüğümde beynimde alarm zilleri çalmaya başlıyor.

Gençler için çok özel gibi görünen günümüz şartları bizler için dünün siyaset koridorlarında bir çok kez yaşanmış şartların tekrarı gibi…

Daha öncelerden de örnek verebilirdim, ancak 1990’lardan başlamak ne demek istediğimi anlatabilmem için yeterli.

Türkiye 1990’ların ilk yarısında ve 2000’li yılların başında pek çok yönden şimdi yaşananları andıran süreçlerden geçmişti.

Ekonomik sıkıntılar o zamanlar da herkesi perişan etmiş, paramız pula dönmüştü.

Siyaset alanında baş gösteren sarsıntılar iktidar partilerinin içerisine kadar sirayet etmiş, iç çalkantılar dışarıya vurmuştu.

Ülke ekonomisi ve siyaseti bunalım üretir hale gelince dış politikada öne çıkan fırsatların farkına bile varılmadığı olmuştu.

[İkinci Dünya Savaşı sonrasının ‘yeni dünya düzeni’ Türkiye’yi Yunanistan’la ikiz hale getirmişti, ikisinden birinin dahil edildiği her kurum ve örgüte diğer ülke de eş zamanlı alınmaktaydı. Şimdikine benzeyen bir dönemde, Yunanistan Avrupa Birliği’ne tam üyelik başvurusunda bulunurken Türkiye siyaseti felç haldeydi. AB üyelik fırsatı o sırada kaçtı.]

Reklam

Sorunlar yaşanıyordu yaşanmasına ama onların üstesinden gelmeye kararlı insanlar olarak sandık başına gitmiş ve gecikmeli de olsa her dönemde ortamı değiştirmeyi başarmıştık.

Seçim sonuçlarının sağladığı kısa süreli rahatlıklar olmadı değil. Oldu. Sonuncusu iş başına 20 yıllık uzun bir siyasi iktidar bile getirdi. Ancak işte onda da geçmişte yaşananları anımsatan yönler son kertede sırıtmaya başladı.

Tarihin en sık tekerrür ettiği ülkeler sıralamasında başlarda geliyoruz.

Ülkemiz yeniden bir değişimin eşiğinde. Bunun işaretleri her yönden alınıyor. 

Geçmişin örnek dönemlerinde de iktidar sahipleri yolun sonuna gelindiğini anlamakta zorlanıyorlardı, bugün de aynı durum var.

İktidarla elde edilen güç zaman içerisinde azalıyor, ancak azalsa da iktidar onu kullanmaya alışmış olanlar açısından hiç kaybedilmeyecekmiş hissini vermeye devam ediyor.

Siyasiler bu sebeple sandık sonuçlarına hep şaşırma tepkisi veriyorlar.

Bürokrasi öyle değil, özellikle iktidar sayesinde makam ve mevki işgal etmiş kadrolar arasından sona yaklaşıldığını anlayanlar çıkıyor ve tavır değişikliği ilk onlarda fark ediliyor.

Reklam

Emir ve talimatlarıyla en olmayacak icraatları yaptırmayı başaranlar birdenbire yeni bir duruma uyanıyorlar. Kimi zaman itirazla karşılaşılıyor, kimi zaman itiraz eden çıkmasa da kendilerinden bekleneni yerine getirmede o kadar da aceleci olmadıkları izlenimi alınanlar oluyor, sorun dışarıya “Bürokrasi hantal” görüntüsü olarak yansıyor.

Yanlış yanlış üstüne biniyor o günlerde.

Attıkları her adımda ‘aferin’ almaya alışmış muktedirler, en yakın bildikleri kalem erbabından eski ilgiyi görmediklerini fark etmeye başlıyorlar. Düne kadar en yoğun eleştirileri yönelttikleri, küçümsedikleri, zaman zaman hakaretlerine muhatap ettikleri muhalif çevrelerde görünme çabasına girdikleri de oluyor iktidardan iltifata alışmış kalem erbabının…

Yeni ittifaklar böyle dönemlerde kendiliğinden kuruluyor. 

Bürokrasi muhalif gazeteciler ile siyasilere bilgi taşımaya başlıyor.

Koalisyonlar çatırdıyor, gizli-açık ortaklardan geçmişte yanlışlıklara bulaşmış olan bazılarının ifşaatçı oldukları bile görülebiliyor.

İş dünyasından insanların varlıklarını görmezden geldikleri muhalif medya organlarında arz-ı endam etmek için gayretleri dikkat çekiyor. Gazete ve TV kanallarına iş dünyasının verdiği paralı reklamlara öyle dönemlerde hafiften denge gelmeye başlıyor.

Muhalifi muvafıkı ile herkes, her kesim, sandığın bir an önce ortaya konulmasını beklediğini belli ediyor.

Öyle dönemlerde iktidarlar muktedir olduklarını daha fazla gösterme derdine düşebiliyorlar.

Bu da süreci daha da hızlandırma etkisi yapıyor.

Yaşı müsait olanlar güne dün açısından baktıklarında “Biz bu filmi daha önce izlemiştik” hissine kapılıyorlar.

Şimdilerde benim de kapıldığım gibi.

Ülkeler için en zor dönemler de değişime en yakın hale gelinen zaman dilimleridir.

Eski dönemler ile şimdi arasında elbette farklar da var. En belirgin fark, iktidarın zayıfladığının anlaşılmasıyla değişimin yaşanması arasındaki zaman aralığının müddeti.

Geçmişte o müddet kısaydı, değişimi getiren seçim için birkaç ay beklenirdi.

Sözgelimi, 2000’lerin başında, yaşanan ekonomik krize ek olarak bir de siyasi kriz çıkmış, karşı karşıya kalınan sorunların üstesinden gelinmekte zorlanılınca, iktidarı içinden çözen bir gelişmeyle aniden seçim kararı alınmıştı.

[Bir diğer önemli fark da, değişimin kendini belli etmeye başladığı önceki dönemlerde, eskinin yerini alabilecek alternatif hazırdı; bugün yavaştan o noktaya geliniyor.]

Eskiden yaşananları hatırlayıp günümüzle onlar arasında benzerlikler bulabilecek durumda olanlar biraz da bu sebeple şimdilerde erken seçim beklentisi içerisindeler.

Seçim tarihini erkene alma kararı çıksa benzerlikler tablosu tamamlanmış olacak.

Olacak mı?

Bunları düşünüp benzerliklerden hareketle beynimde çalan zillerin sesi yükseldikçe, bana o da olacakmış gibi geliyor.

Zaman hızlı akıyor.

ΩΩΩΩ

Reklam

23 YORUMLAR

  1. “Türkiye 1990’ların ilk yarısında ve 2000’li yılların başında pek çok yönden şimdi yaşananları andıran süreçlerden geçmişti.”

    Evet Sn,Koru! tek farkla aynı. Rahmeti Õzal Cuntacılar dan devir aldığı kardeş kardeşi õldüren hem içerde hemde dışarda bitmiş Türkiye’ye çağ atlattı.
    C Başkanı olunca. (AILESINE ve çevresine rağmen)
    yerini dürüst çalışkan Anadolu’nun bağrından çıkmış Rahmetli Akbulu’ta teslim etti.
    Akabinde first lady Semra Õzalın yardımı ile Karadenizli Mesut Yılmazı ANAP’a genel başkan seçilip Baş bakan oldu.
    Şu anki hemşerisi ile arasında icraat ve zihniyet haricinde 2 fark var. diploma, ve yabancı dil bilme. Yılmaz’da 2 dil olmasına rağmen değil yabancı dili Hemşerisi’nin muazzam Konuşabildiği ana dilini dahi konuşmayi beceremiyordu, ve ilk seçimlerde de anahtarı batmış ekonomi ile birlikte muhalefete teslim etti.
    O zaman ile şimdinin benzer taraflarından en önemlisi yeni kurulmuş partiler ve ülkeye çağ atlatarak yaptıkları icraatlar ile içerde ve dışarda adet a Şaha kalkmış gıpta ile bakılan bir Türkiye’yi. ve partilerini kendi elleri ile teslim ettikleri birinin çenesi laf yapan diğerinin konuşmasını dahi beceremeyen iki KARADENIZLININ bir kaç yíl içerisinde barış, ve huzurda yok ederek ülkeyi nana muhtaç edip dişardada rağbetini yerlerde sürúndúrmüş olmalari tıpa tıp benziyor.

    Birini Özal’a rağmen ailesi diğerini ailesine rağmen Gül’ün milletin başına getirmeleri.
    Milli Görüşçü olmayan 11.C Başkanı Gül M Salemet Partisi’ni ihtidara taşırken Erbakan’a rağmen Erdoğan’ı İBBB başkanı vede kurduklar AKP ye genel başkan yaptırtı.

    Allah CC bu Ülkeye bir daha Karadenizli İdarece nasıp etmesin.Amiin.
    Karadenizliler Avrupa ve Amerika kıtalarınide işgal etmişler fakat oraların kanunlarıdan dolayı her istediklerini yapamıyorlar.
    Zaten 2003 te hemşerileri başa gelir gelmez gree, yeşil,Kırmízı pasaport lar sayesi ve 15 Temmuz Allahín lütfu nu(pasaportla gidip biz cemaatciyiz diye oturum alanlar) açıkçası tam bir mafya varı çalíşarak kitabína uydurmayi çok iyi beceriyorlar.
    Türkiye’de hergün yüzlerce insan banka Asya’nın önúnden geçse dahi hapisi boyluyor. ABD deki Gülencilerin okullarında müdürlúk öğretmenlik yapan Karadenizliler rahatlíkla Türkiye’ye gidip geliyorlar.
    Bunları bilmesek veya şahit olmasak belki bizde yalancılar inanırız.

    HAÇLİLAR lafını kullananlar! Batılílarí! Siz bu kadar sevmediğiniz Hırıstiyanlara Maddi desteklerinize neden devam ediyorsunuz?
    Sosyal medya ile birlikte 7 gún 24 saat aldığınız nefesde dahi onlara cebinizde harciyarak kölelik yaptığnıza ne demeli? Sizin mahreminiz de dahil her yerde aldığınız nefes ile dahi onlara para kazandırıyorsunuz.
    Teknolojileri, araba, uçak elektirik çeşmeler vb vb siz Haçlıların cepten harcayan köleleri olduğunuzu unutmayın kazandığnızı onlara harcıyorsunuz.
    Onların teknolojisi olmazsa nefes dahi alamazsınız.köleler dahi sizden daha iyi konumdalar.
    Haçlılari önce yatak odanızda atın TABİİ ATABİLİRSENİZ daha sonra onların ismini kullanarak kendi cahaletinizi sergileyin.
    Bakínız bir Hírıstıyan, veya diğer herhangi bir inanç benim inancıma hakaret eder gibi aşağılarsa onu şikayet ederim ve yayınlıyanda dahil çezalanırlar.
    Trollik yapmak için aldiğínız ücretinde internette batılılar harcıyorsunuz.
    Siz başkalarının namusunu boş verin.

  2. “yurtdışında bir araştırma ve analiz şirketinin yaptığı anket sonucunda 2013 en yaşanabilir şehirler sıralamasında İzmir, kendisine 6. sırada yer buldu. İzmir, yaşam koşullarının ucuzluğu, ulaşım kolaylığı, özgürlük, baskıdan uzak bir şehir olmasıyla analistler tarafından tam puan aldı.”

    nasıl bir zihniyet dersiniz güzeller güzeli izmiri ve en yaşanası yerlerden biri olan egeyi yozdil diye tanımlar acaba;
    cehaletin karanlığında kalmış bir yobazlık değil mi?
    bunlar canım ege adalarını yunan silahlandırırken karşılıklı gülüşüp ayran tokuşturanlar değil mi?
    suriyedeki topraklarımız taşınırken herşey harika oldu diyerek tarhana kaşıklayanlar değil mi?
    milletin parasıyla yapılan israflardan rahatsız olmayıp kendi parasıyla tatil yapanları çekemeyenler değil mi?
    çok yakında millet ekmek alamayacak hale gelince zilleri takıp oynayacak olanlar değil mi?
    asıl yecüc-mecüc tayfası kim acaba?

  3. Bir seçim isteyebilmek için,
    -Mevcutları indirip yerine sen geçebileceğini düşünüyorsan, kendine güveniyorsan,
    -Mevcutları hatalı işler yapıyorlar ben bunları indirmekle kalmayacağım birde hukukla muhatap koşacağım,
    -Ben bunlardan daha iyi plan program yaparım bunlardan daha iyisini yapacağım!
    Diyebiliyorsan!!!
    Ortaya çıkıp oy ve yetki isteyeceksiniz.
    Not:bunu söylemek yetmez😊 ispat edeceksin.
    Bir kırıntı bir belirti göstereceksin.
    (Örneğin bir müslümanın zorla yada direktifle birşey dikte etmesi istenmez!
    Kendin melek gibi dümdüz doğru bir insan ol, karşıdakiler seni imrenerek beğenerek takla atsınlar🙃. Bizide al bizide al yanına nolur desinler peynir ekmek karpuz bulurlarsa yesinler).

  4. british cycling den bir başarı hikayesi anlatayım,
    ingiliz bisikletçiliği 2003 yılına kadar fazla başarılı değildi, hatta vasattı. olimpiyatta sadece 1 madalya kazanabilmişler, fransa bisiklet turnuvasını ise 110 yıldır kazanan hiç bir ingiliz olmamış. hatta önde gelen bir bisiklet üreticisi satışlarına zarar vereceğinden çekindikleri için ingiliz takıma bisiklet satmayı reddetmişler.
    2003 yılında ise performans direktörlüğünün başına david brailsford getiriliyor,
    adamın marjinal faydaların bir araya toplanması olarak adlandırdığı bir yaklaşımı varmış, yani her bir şeyde minik bir iyileşme marjı ile bütünde büyük bir düzelme olacağını düşünüyormuş. işe bisikletlerin selelerinden başlamışlar ve bisikletten sporcuların giydikleri kumaşlara, yattıkları yastıklara kadar her şeylerini yeniden ele alıp minik iyileştirmeler yapmışlar, gözden kaçırılan ve beklenmedik alanlarda bile el yıkamak, spor ayakkabısı bağlamak gibi tıbbi yardım alarak yüzde 1 lik iyileşmeler bulmaya devam etmişler.
    yüzlerce küçük iyileşmenin sonuçları çok ama çok büyük olmuş.
    beş yıl sonra british cycling pekinde düzenlenen 2008 olimpiyatlarında altın madalyaların % 60 ını kazanmış,
    olimpiyat oyunları londraya geldiğinde ise 9 olimpiyat, 7 dünya rekoru kırılmış,
    aynı yıl fransa bisiklet turunu ilk kez bir ingiliz kazanmış,
    ertesi yıl da yine bir ingiliz kazanmış,
    2015, 2016, 2017 yıllarında da kazanmaya devam ederek,
    6 yılda 5 şampiyonluk almışlar
    2007-2017 arası çeşitli turnuvalarda 178 dünya birinciliği,
    66 olimpik ve paralimpik altın madalya elde etmişler.

    yönetim her şeydir,
    iyi yönetilmek bütün başarıların anahtarıdır.
    buradan ülkemizin ne kadar kötü yönetildiğini de anlamak mümkün,
    bırakalım her şeyde ufak tefek iyileştirmeleri, her şeyde en az yarı yarıya kötüye gittiğimiz için, bugün ülke olarak parası en çok değer kaybetmiş, enflasyonu, işsizliği rekora koşan, gelir dağılımı arasında uçurumlar olan, her geçen gün fakirleşen, yoksullaşan, kutuplaşan, cahilleşen bir toplum ve ülke olduk.
    bunları yazdığım zaman bazıları rahatsız oluyor, gerçeklerden değil, yazdıklarımdan rahatsız oluyor. abd de siyahiler öldürülüyormuş öyle ya kendi toplumumuzda aç yatan çocuklara, derse aç giren öğrenciler, haberlerde çıkan boş dürüm satılıyor gerçeklerine bakmayalım da abd de olanlara bakalım.
    bak abd ne kötü. siyahileri öldürüyorlar orada
    oysa ülkelerin iyisi kötüsü olmaz,
    o ülkede yaşayan iyi ve kötü insanlar olur.
    iyiler çoğaldığında toplum ona göre şekil alır, kötüler çoğalınca da ona göre.
    amerikalıların dedeleri önce güneye gitmişti, aztek toltek, maya ne varsa doğramıştı, babaları da kuzeyde apaçhi, komanchi, siu ne varda katletmişti, bugün siyahileri öldürmek isteyen cani beyazlar olabilir ama binlerce beyaz insan köleliğe karşı mücadelede onlar haklarını alabilsin diye canını verdi, bugün siyahiler hakları için yürürken binlerce beyaz da onlarla birlikte yürüyor değil mi?
    iyiler başkalarına hizmet ederler,
    kötüler kendilerine hizmet edenler.
    dünyanın her yerinde bu böyledir.
    halkına refah sağlayan iyi yöneticidir,
    kendine ve çevresine refah sağlayan kötü yöneticidir.

    muhalefet seçime hazır, her fırsatta söylüyor.
    darısı iktidarın başına.
    işleri sihirli değneklere kaldı.
    altın madeni bulunsa sevinecek saflar var, sanki halkın cebine girecek?
    bunca devlet teşekkülü satıldı
    son yirmi yılda neredeyse 60 milyar dolar hasılat oldu da N’oldu?
    halimiz ortada değil mi?

    • !!!!muhalefet seçime hazır, her fırsatta söylüyor.
      darısı iktidarın başına.
      işleri sihirli değneklere kaldı.
      altın madeni bulunsa sevinecek saflar var, sanki halkın cebine girecek?
      bunca devlet teşekkülü satıldı
      son yirmi yılda neredeyse 60 milyar dolar hasılat oldu da N’oldu?
      halimiz ortada değil mi?!!!
      ALLAH AŞKINA SEÇİMDE KİMİ SEÇECEKSİNİZ ?
      KİM HANGİ PROJEYİ YÜRÜTECEK ?
      HANGİ ALANDA HANGİ YANLIŞ NASIL DÜZELTİLECEK ?
      KENDİ İÇİNDE DEMOKRASİYİ İŞLETEMEYEN ÜLKEDE NASIL İŞLETECEK ?
      BUGUNE KADAR SADECE PARLEMENTER SİSTEME GEÇECEĞİZ LAFINDAN BAŞKA NE DUYDUNUZ ?
      Bana sorarsanız muhalefet seçilsin ve dibi görelim çünkü dip görülmeden çıkış olmayacak.

      • seçimde çoğulcu aklı seçeceğiz,
        geçmişte hiç bu kadar kötü noktaya gelmediğine göre gelecekte de gelmeyecek demektir.
        duymak isteyenlere açıklanan projeden bol bir şey yok, her yerde her fırsatta projelerini anlatıyorlar, anlamak isteyenler ayrıntıları bilmek isteyenler çalsın muhalefetin kapısını sorsun ayrıntıları, beğenmezseniz fikrinizi söylersiniz.
        duymak istemeyenlere ise duyuracak bir yol yok
        akp nin projesi çoktu da ne oldu?
        gördün projelerin sonuçlarını,
        halk fakirleşirken, zenginleşenleri…
        yunanistana ya da italyaya köprüye ne dersin?
        yeterince cazip mi?

        hangi alanda yanlış düzeltilecek derken düzeltilmesi gerekmeyen yer var mı? eğitimin. ekonominin, yargının, tarımın, hayvancılığın, bürokrasinin hali ortada değil mi? yanlış nasıl düzeltilecek diye soru mu olur?
        bütün yanlışların kaynağı kontrol edilebilir bir sistem getirmektir,
        en ufak memurdan
        devletin başındaki şahsa kadar
        İŞTE TAM DA BU NEDENLE PARLAMENTER SİSTEME GEÇECEĞİZ MESAJI TEK VE DOĞRU MESAJDIR,
        GEREK VE YETER MESAJDIR.
        DAHA NE OLSUN?
        SİSTEMİN ADI ÖNEMLİ DEĞİL,
        YETERKİ DENETLENEBİLİR,
        KONTROL EDİLEBİLİR,
        HESAP SORULABİLİR OLSUN.
        O ZAMAN HİÇ KİMSE KEYFİ HAREKET EDEMEZ,
        İSTEDİĞİ GİBİ DAVRANAMAZ,
        YAPTIM OLDU DİYEMEZ,
        MİLLETİN PARASINI KEYFE HARCAYAMAZ…
        MUHALEFET BUNU VAAD EDİYOR,
        BU BENİM İÇİN GEREK VE YETER KOŞUL.

        bir yerde ülkenin açık seçik geldiği yer var
        bir yerde zanlarınız var
        dip görecekmiş
        görmemiş daha.

  5. DEĞİŞİM

    2023 te iktidar değişecek. Tamam da ülke için ne değişeceğini sanıyorsunuz, gerçekten merak ediyorum. Sadece müslümanlara karşı chp zulmü yeniden başlayacak. Başörtüsü zulmü adalet bakanlığından başlayarak dalga dalga yayılacak. Mütedeyyin insanlar, içki içmeyenler, dansa katılmayanlar dışlanacak. Irkçı, ,jakoben, kemalist dogmatik teokrasi yine milletin kanına ekmek doğrayacak. İmamoğlu nasıl bayraktarın gençliğe teknolojiyi sevdiren dene yap atölyelerini büyükşehirden kovduysa gelecek iktidarda bayraktarı Türkiyeden kovacak. İsraf, liyakat hürriyet diye başlayıp, kayak tatillerinde, buşon partilerinde yiyip içip zıbaracaklar. Yozdil egedeki yazlığından tekne ile yunan adalarına geçecek, meze yiyip Türkiye’nin neresini yunana vereceğini söylerken her şey harika oldu diye izmire karşı kadeh kaldıracak. Yecüc ü mecüç tayfası ünlü şarkıdaki gibi “Zilleri takıp oyniycaaak o zaman”

    Padişahın ülkemizi sattığını söyleyenler Selanik konsülünün 1909 da mustafa kemalin yaverliğinde selanikten yola çıkıp istanbuldaki gerici ayaklanmayı bastırarak padişahı tahttan indirdiğini unutuyorlar. 1909 dan sonra ülke mutlakiyete ancak cumhuriyetle kavuşabildi. İlkokul seviyesinde tarih bilmeyenlere ne anlatabilirsin ki?

  6. NAH YAŞIYOR
    Askerlik yapan Temel’in asker arkadaşının annesi vefat etmiş.
    Temel’e bu haberi arkadaşına alıştıra alıştıra söylemesi istenmiş.
    Temel:
    –Baban yaşıyor mu?
    Arkadaşı:
    –Yaşıyor
    Temel:
    –Kardeşlerin yaşıyor mu?
    Arkadaşı:
    – Yaşıyor
    Temel:
    –Annen yaşıyor mu?
    Arkadaşı:
    –Yaşıyor
    Temel:
    “–Nah yaşıyor” der.
    Ne diyorlar?
    “Bu iktidar giderse emekli maaşları ödenmez”
    Şu anda ödeniyor mu?
    “Nah ödeniyor!”
    Geçen yıl aldıklarının “yarısı”, evvelki yıl aldıklarının “2/3’ü yani üçte ikisi ” çetelere gitti.
    Emekliler bu iktidarın iktidar olduğu yıl ile şu an aldıklarının ancak beşte birini alabilir.
    İster altın ister benzin ile karşılaştır.
    Emekliler o zaman kiraladıkları evin:
    –Önünden dahi geçemez.
    – Balkonunu bile kiralayamaz.
    Pekâlâ neden “emekli” maaşları deniyor?
    Buna ancak muhakeme yeteneğini yitirmişler inanır da ondan.
    Tabii ki ciddi sayıda emekliyi tenzih ediyorum.
    Matbaa yani Merkez Bankası matbaası elinde ise yani maaşlar TL olarak ödendiği sürece şimdiki olduğu gibi ülkeyi batırmak için uğraşsan bile maaşları ödersin.
    Ancak ödediğin para pul olur o ayrı konu.

  7. bir tarafta, 5 kanki diğer tarafta.
    Ortada kanal var yandan geç
    Olmadı havalanı yap üstten uç🛩️✈️
    Bırak hatçeyi netçe ye bak,
    Tek adam yapmış bir plan
    Ne yaparsan ne edersen et nafile.
    Alışamadığınız bu işte🤗.
    Onyıllardır bir düzene alışmış bir ülke,
    Birden değişiyor tüm bildiklerin tüm alıştıkların.
    Ama bilmezden geldiğin bir gerçek var ki,
    Bu düzeni sen istedin!

    • Bir hikaye anlatayım çarşıdan olsun.
      Şehrin göbeğinde 8-10 katlı bir binayı o binanın koruma bakım temizlik işlerini yapan kişi satın alır. Yeni sahibi olur.
      Kiracılar gel zaman git zaman olayı anlayamaz, algılayamaz. Çeker bu bizim naz ı der.
      Taa ki, kirayı ve yüksek aidatları ödeyememeye başlayıp kendini kapı dışarı atılmış görünceye kadar!
      Bizde de eski düzenin
      “herşeyi bizim yerimize yapan birileri var”
      alışkanlığından olsa gerek 😊
      Bırakmışız kendimizi deryaya, gider kayık bir o yana bir bu yana salına salına.
      Demem o ki,
      Bu düzende kendi işini kendin takip etcen!!!
      Parayı virip!!!!
      Hesabı ve fatura yı isteycen.
      Hesapta bir falso mu hissettin!!!!
      Onuda sen akıl edip netcene sen karar verecen🤗.

  8. sizi 1993”ten 2003’e kadar takip etmiş eylemlerime yön veriyordunuz. AK Parti iktidara geldikten sonra olaylara durumlara aynı pencereden baktığımızı düşünerek sizi takibi bırakmıştım. Şimdi farklı düşünüyoruz. Takıp etmeye başlıcam . Farklılığınızdan yararlanmak niyetindeyim Kolay gelsin

    • Ünal bey siz gittiğinizde beri o köprüler selde yıkıldı yeni köprüler yapıldı. Altından su geçmese bile yeni köprüler yapılacak nerdeyse
      Kimse kimseyi takmıyor, dinlemiyor bile artık. Sadece kendi borazanını öttürüyor tabiri caizse.
      Amerkanyadan kanadaya Rusya’dan Güney Afrikaya kadar okur yorumcumuz var artık.
      Partilere fazla takılmayın derim çünkü altısı bir olmuş üstüne üstüne geliyorlar insanın valla..
      Bazısı da takmış illede isterim beşibiryerde diye😊. Beşibiryerde mi kaldı allaşkına, takım isteyo kızlar artık takım. Oğlun varsa sanada kolay gelsin. Hadi görüşürüz gari.

    • Ben de yakın zamana kadar farklı düşündüğümüzü zannedip takip ediyordum sonra anladım ki, meğer aynı düşünüyormuşuz. Fark benden kaynaklanıyormuş. Ben şimdi takibi bırakmalı mıyım:))

  9. Cumhuriyet kurulduğundan beri bizim yakamız ekonomik ve siyasi krizlerden kurtulamamış , çok kısa süreli rahat ve huzurlu dönemler olmuş ancak bir rüyadan uyanmışcasına yine kabuslar başlamıştır !
    Evet, seçim nihayet bir ümittir, bir çıkış kapısıdır , bir çaredir ama ne yazık ki bizde bu her şey için yeterli olmamaktadır ; burada önemli olan , asıl değişmesi gereken zihniyettir , kafa yapısıdır !
    Ancak o konu da kimsenin umurunda bile değil !
    Biz daha sütçü beygiri gibi çoook döneriz ; hadi goley gessin !

  10. Geçmişe benzer bir durum ortada tek fark seçim tarihinin belli olmaması değil muhalefetin beceriksizliği.Dusunun herkes seçim bekliyor ortada İsim yok proje yok .Kimi seçeceksiniz neden seçeceksiniz .Aday olma cesareti olmayan sırtı yerden kalkmayan pehlivan gibi kilicdaroglunu mu?yoksa İstanbul u berbat eden 3 yılını çalan imamoglunu mu ? Kimi ?
    Evet bende seçim istiyorum .daha dibi görmedik iktidar değişsin yeniler dip yaptırsın sonra çıkış kolay.Dip görülmeden çıkış olmaz.

  11. Muhalefet uzun bir zamandır hemen seçim istiyor. Seçime girebilecek parti sayısı 20’nin üzerinde. Daha ne yapsınlar. Hepsi hazır olduğunu söylüyor. Deva seçime adıyla gireceğini de ilan etti. Türkiye’nin sorunları artık bu iktidar tarafından çözülemiyor. Bunu herkes görüyor. Dünyanın en yüksek ikinci enflasyonu, paramız üst üste değersizleştirilmiş, borç üstüne borç yapılmış, sürekli para basılıyor, alınan borç dövizler arka kapıdan satılıyor. Yani bu kadar yıkımı bu ülke daha ne kadar sürdürebilir. Yolun sonuna gelindi. Bu yolsuz iktidarın bileti kesilecek. Başka yol yok.

  12. Sayın Koru ,
    Çıkmayan candan ümit kesilmez denmiş.. Sorunların kaynağı ekonomik , Eğer bir sihirli el değerse altı ay içinde , ne biliyim mesela Israil , Mısır gazının Avrupa ya taşınması projesi andlaşma ile sonuçlanırsa çok şey değişir. Ya da Rusya daha da agresifleşip yeni bloklar oluşma ihtiyacı hissedilir ve Türkiye nin avantajlı bir konumu olursa. Onun için seçimleri erkene almaya ihtiyaç yok şu günlerde . Hele beklesinler bakalım . Gün doğmadan neler doğar !

  13. Seçim tarihi belli. Erken seçim ısrarla yazmanıza rağmen muhalefet dillendirmiyor. Acaba neden? Umudunu kestiği için olabilir mi? Daha CB adayı belli değil nasıl kazanacaklar? Bu sefer de seçimi kaybedecekler çünkü zaman hızlı akıyor.

Comments are closed.