İki kadın bakan gitti.. Muteber yazarların diline bir şeyler oldu…

37
Yeni bakanlar: Derya Yanık.. Mehmet Muş.. Vedat Bilgin..
Reklam

Acaba Ruhsar Pekcan bakanlıktan alınacağını ne zaman ve nerede öğrenmiştir?

“Hükümet değişecek, değişecek” deniliyordu, AK Parti’nin itibar ettiği gazetelerin muteber yazarları neredeyse her ay bir kez bu yolda yazılarla okur karşısına çıkıyorlardı, sonunda dedikleri oldu.

Daha doğrusu dedikleri tam olmadı, hükümetten yalnızca iki bakanın yerine üç yeni isim getirildi. Ruhsar Pekcan giden bakanlardan biri.

‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ sonrasında kurulan ilk hükümette ticaret bakanlığına kendisinin atandığını öğrenme biçimi eşsizdi Ruhsar Hanım’ın… 

Eşiyle birlikte kurdukları şirkette ticaret yapar, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’nda komisyon üyeliği görevini yürütürken Külliye’de yapılan bir büyük davete katılmış, kutlamada bulunmuş, kimse kendisine aynı gün açıklanacak hükümette bakan olacağını söylememişti. Ankara’da, AK Parti çevrelerinde tanındığını bile bilmiyordu. Evinin bulunduğu İstanbul’a dönmek üzere havalimanına geldiğinde telefonla arandı ve bakan olarak atandığını öyle öğrendi.

Eskiden bakan olanlar “Devlet kuşu başına kondu, hayırlı olsun” diye tebrik edilirlerdi. Ruhsar Hanım’ın başına devlet kuşu biraz farklı konmuş oldu.

Görevden alındığını herkesle birlikte gece yarısı internete konulan Resmi Gazete’den öğrendiyse hiç şaşırmam; ancak görevden alınacağını başında bulunduğu bakanlığın ihtiyaçlarını eşiyle birlikte kurdukları şirketten karşıladığına dair haberler medyada yer almaya başladığında anlamış olmalıdır.

Ne kadar gayretle çalıştığını -uzaktan- izlediğim için üzülüyorum. Maalesef ismi ne zaman geçse ayrılmasından hemen önce medyaya yansıyan “Şirket sahibi olarak sattı, bakan olarak satın aldı” diye özetlenebilecek haberle anılacaktır.

Reklam

Ruhsar Hanım’la birlikte hükümette bir kadın bakan daha vardı. 

Aile, çalışma ve sosyal hizmetler bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un görevden alınmasının görünürde bir sebebi bulunmuyor. Ters gelecek ama yine de yazacağım: Hiç değilse onun üzülmesi için bir sebep yok. İş başında bulunduğu süre içerisinde iki kişinin ancak altından kalkabileceği ağırlıkta bir yük taşıdığını onu yine uzaktan gözlerken görebiliyordum da, bunu bakanlığı ikiye bölünüp her birinin başına ayrı birinin atanmasıyla şimdi herkes öğrenmiş oldu.  

İki kadın bakan ayrıldı, artık hükümette kadın olarak yalnızca yeni gelen bakan var.

Dün, burada, AK Parti genel başkanı da olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, partisini ilgilendiren çok sayıda güncel konu olduğu halde son günlerde suskunluğa büründüğünü dile getirirken, bu durumun sebeplerini de irdelemeye çalışmıştım. 

Kalemimin ucuna kadar geldiği halde yazmadığım bir ihtimal de, hükümeti değiştirme niyetiydi.

İyi ki yazmamışım.

Yalnızca iki bakanın dışarıda bırakılmasına “Hükümette değişiklik yapıldı” denemez çünkü.

Muteber yazarlar keyifsiz

Reklam

AK Parti’nin itibar ettiği gazetelerde köşeleri bulunan muteber yazarlar son zamanlarda boşa çıkıyorlar. İtibarları yerinde olmasına yerinde, ancak keyifleri kaçık gibi. Şu sıralarda yazdıkları yazılar okurlarını hayli şaşırtıyor olmalı.

Beni kesinlikle şaşırtıyor.

Sırf merakımdan bugünkü gazetelere bu gözle baktım. Aşağıda aynı gazetede bugün çıkan iki yazıdan alıntılar okuyacaksınız. Sözcü yazarlarından alıntı yaptığımı sanmayasınız diye gazetenin ismini de yazayım: Türkiye gazetesinden bu alıntılar.

İlki şu

-“128 milyar dolar nerede?” cevaplanması için sorulmadı..

Uzun süredir yazıyoruz, çiziyoruz..

Bu, CHPnin yeni stratejisi..

Çok büyük bir yalan bul!..

Sürekli tekrarla..

İnsanlar zamanla inanır..

Aslında işe yaramıyor da değil..

Zira bir süredir gündemi muhalefet belirliyor..

Zaten bir grup yandaş var ki sorgusuz sualsiz her şeye inanıyor..

Bundan sonra bu tip ‘slogan sorularla’ daha çok karşılaşacağız..

Siz cevap verip, belgeleri ortaya koyana kadar yalan insanları esir alıyor..

[..)

Şuyuu vukuundan beter hâl aldı..

Aslında en başta açıklama yapılıp belgeler de ortaya konulsaydı..

Yalanın büyüklüğü tartışma uzamadan deşifre edilmiş olacaktı..”

Diğerini de okuyalım:

“Altını tekrar çizerek söylüyorum.

Bu partiye canıyla ve malıyla emek veren dava sevdalısı insanlar artık parti içinde yabancı muamelesi görüyor. Düne kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, AK Parti’ye ve AK Parti’ye destek veren seçmenlere en ağır hakaretleri edenler bugün partinin çeşitli kademelerinde cirit atıyor.

Ve bu kişiler partiye ihanet etmeye devam ediyor.

Daha acısı, partiye ihanet eden bu kişiler de birileri tarafından korunup kollanıyor. Bu koruma ve kollamaya isyan çığlıkları ile tepki gösteren gerçek dava erbapları ise birer ikişer partiden uzaklaştırılıyor.

(..)

Benim derdim AK Parti değil. AK Parti’nin seçim kaybetmesi de değil korkum. AK Parti gider bir başka parti gelir bunu da biliyorum.

Ben AK Parti’nin başındaki liderin inandığı ve milyonların sevdalısı olduğu hak davasına zarar geldiği için isyan ediyorum. Yeryüzündeki mazlumların umuduna darbe indirildiği için isyan ediyorum. İçimizde olup, yanımızda olmayan birilerinin dava sancağını yere düşürecek hareketlerini gördüğüm için isyan ediyorum. 

(..)

Bilinsin ki AK Parti’nin rakibi AK Parti’nin içine çöreklenmiş, kendi ikbalini ülkenin ve partinin istikbalinden önde tutan AKP’lilerdir.”

İlkinin yazarı “128 milyar dolar nerede?” sorusunun cevaplanmasını istiyor. Oysa o soruyu konuyla yakından ilgili bakan ile doğrudan muhatabı olan Merkez Bankası başkanı bile açıklayamıyor; parti adına konuşanlar da top çevirip duruyor.

Diğerinin yazarı ise, AK Parti içerisinden çektiği hiç de hoş olmayan fotoğraflar sunuyor okurlarına. İsimler vererek çelişkilere işaret ediyor. Yazısının bir yerinde “Bunu yazarken canımdan can gidiyor, etimden et koparıyorlar sanki ama gerçek” demesi çektiği çileli ruh halini yansıtıyor. 

Umarım, AK Partililer muteber saydıkları yazarların uyarılarına itibar ederler. 

ΩΩΩΩ

Reklam

37 YORUMLAR

  1. Taksime de cami yaptırmayız dienler nerede. Mis gibi olmuş camii. Belki Taksimin karanlık sokaklarından çıkan bir kişinin tövbe etmesine sebep olur bu cami. Bir kişi için yaptırmaya değer bu mabet. Hayırlı olsun.

    • Fatih bey evet güzel olmuş ama bir kişilik değil o cami; ayrıca korona yüzünden safların da seyrek tutulacağı düşünülürse çok daha büyük mabetlere ihtiyaç duyulduğu bir gerçektir.

  2. “Benim İslam alemine halife olmam için yurt dışında’ki okullarınızda REKLAMIMI YAPIN,” hayır yapamayız cevabı alınca inlerine gireceğini yani onları yok edeceğini dünyaya ilan eden, seni başkan yaptırmıyacam diyen Demirtaşı Dünyaya ve AIHM kararlarına rağmen

    hapiste tutabilmesi’ ni beceren birisi ile değil Türkiye Dünya dahi başa çıkamiyorsa, demekki arkasında gerçekten
    muazzam bir güç var o gucun görevi! Türkiyeyi…….!!!!!!?????

    Bu arada Bahçelinin haklı olduğun’ada inanmaya başladım.

  3. Gün geçmiyorki Chp de darbe sevdalıları hortlamasın. Chp den bu sefer Engin Altay çıktı sahneye.
    CHP Grup Başkanvekili Engin Altay katıldığı bir programda “Rahmetli Menderes de bir dönem dinci odaklara pek yüz vermişti, taviz vermişti. Ve onlar o kadar ileri gitmişlerdi ki Menderes’ten aldıkları güç ve yüzle… Menderes sonra ne yapmak zorunda kaldı? Atatürk’ü Koruma Kanunu yapmak zorunda kaldı. Umarım Erdoğan’ın da sonu benzemesin Menderes’e demiş.
    Ah nerde o eski Türkiye.

    • Doğru demiş CHP. Ne istedilerse verdiği dinci örgüt az daha kellesini alıyordu darbede. Gerçi sonradan Allah’ın lütfu oldu o darbe, orasını anlamadık. Vardır bir bildiği. Ama yalan değil, bu dinci örgütler kayıtsız kontrolsüz birer patlamaya hazır bomba. Yarın ne yapacaklarını nereden bileceğiz. Nereden ne para topluyorlar, nereye harcıyorlar, kamuda nerelerde örgütleniyorlar bilen yok. Adam cüppeyi giymiş komutan çıkıyor. Sonra da Allah affetsin diye sıyırıyor siyasiler. Olan milletin çocuğuna emeğine ekmeğine oluyor. Birileri de Allah’ın lütfu diye yola devam diyorlar. Bu filmi kaç kere izleyeceğiz ey millet.

      Dün gördünüz işte, bu örgütlerden birisi cenaze töreni yapıyor pandemide ve yasaklarda. Lebaleb yine. İçişleri bakanından bilmem nesine binlerce insan orada. Hani yasaklar? Hani pandemi? Bunlara ne kural ne kanun ne yasak işliyor. Ne istedilerse veriliyor. Sonra da Allah affetsin, ben enayiyim. Yok sen değil seni seçen millet enayi.

  4. Giden bakanların yerine gelenlerın ne iş yaptıklarını ve nereli olduklarını henuz bilmediğim’den dolayı.
    Bu yorumu gidenler için yapmak istyorum.

    Giden bakanlardan birisi bana 10 yıl aralıksız yaptığı’m apatman yöneticiliğim süresince karşılaştığım bir çok çazip tekliflerden birini hatırlattı! O olay!
    Apartmanımızın çok derinde
    olan kanalizasyonu iptal edip biraz yüksekten yenisini döşetmek, için o işi yapan
    İlk çağırdığım şirket sahibi bana fiyat verdi. “Biz 250,000 yaparız sana 500,000 liralık makbuz veririz, 250,000 de Apartmanda sen alırsın.” Der demez
    adam diye yazmaya elim gitmiyor, o ucubey’e õğle bir bağırmışmkı komşu apartmanlar ve bizim aprtmadan insanlar balkonlara dökûldü.
    Gördükleri bir ben birde son model mersedese binip kaçmay çalışan şeytandan başka kimse yok.
    Olayı öğrenince hiç şaşırmadılar, demekki bu işler leblebi üzüm gibi her zaman bilinen yemesi kola bir haram’miş
    Sonradan kamyeneti ile gelen o mersedesli gibi işi işçilerine yaptırmayan kendisi yapan tam bir usta 86,000 liraya yapttı ve çokta temiz iş yapti.

    Ehh o bakanda kendi bakanlığına misal:100 liralık bir malı 600 liraya satarak iki tarafada para kazandır’dığı ortaya çıkınca apar topar yerinden oldu.
    Bakanların gideceklerinden,
    haberleri olmadığı konusunda sayın yazar’la ayni fikirde değilim.
    Peki neden değilim?
    O mersedesliye ve onun gibilerine iş yaptırmış olsaydım kızdığım zaman mersedesl hiç arkasına bakmadan gidermiydi?
    Tabiiki gitmezdi. O zaman ne yapardım daha fazla taviz verirdım. Nasıl olsa benim cebimden çıkan bir kuruş yok. Bilhassa giren var.

    25 senedır.Abdullatif şener’in söylediklerine, milli damadın, itiraflarına ve paraları sıfırladınmı ses kayıtlarına rağmen, halen daha! Millet’e troller’i havuz’u, ve en önemlısı yargıya istediğini yaptırıyorsa demekki bunlar’ın hepsi birlikte nemalaniyorlar.

  5. Sayın yazar “…Sözcü yazarlarından alıntı yaptığımı sanmayasınız diye gazetenin ismini de yazayım: Türkiye gazetesinden bu alıntılar.”
    diyor da;
    Al birini vur ötekine!
    Papucumun “dava erbapları”,
    “dava sancağı”ymış; parazit bunlar!

  6. Avrupa yıllık 37 milyon ton atık ihracatının, 13 milyon tonunu Türkiye’ye yapıyormuş.
    Osmanlı’ nın torunlarına bakın, resmen ülkemizi Avrupa’nın çöplüğüne çevirmişler.

    • Çöp ayrıştırmak ve geridönüşüm yüksek teknolojili gelişmiş ülkere özgü bir sektördür sayın yk, keşke hepsini ithal etsek…
      Birinin çöpü öbürünün hazinesi yani:)

      • Kardeşim ülkemizde yeterince çöp var ve bu işten ekmek kazanan nice gece gündüz demeden çöpleri karıştırıp rızgını arayan emekçiler var. Çöp ithal edilince emekçilerin topladıkları atıklar beş para etmiyor. Fabrikalar biz ithal ediyoruz nasıl olsa diyerek ,emekçilerin mallarını beş kuruşa alıyor. Zaten adamlar işsizlikten bu işe tutunmuşlar, birde hükümet bile bile bunu yapıyor. Fakirin fukaranın hakkı çok yeniyor. Allah buna iyi demez. Alma mazlumun ahını , çıkar aheste aheste.. Sarayda oturup ,rızkını çöpten toplayan fakirin halini bilmemek çok veballi bir iş.Ahirette nasıl hesap vereceksin. Çocuğuyla çöpleri toplayan o anne ve babaların rızgına engel olmak acınası bı durum.Gayri Allah’tan korkun .

  7. Türkiye gazetesinin yazarı ihlas finans size neyi hatırlatıyor.neymiş hak davasına zarar gelmesine üzülüyormuş hadi oradan.
    Akp giderse ihlas dosyası yeniden açılır korkusu sizinki.
    ihlas deyince akla yüce kitabımızın önemli suresi gelmiyor.ihlas denince yüzde acı bir tebessüm meydana geliyor.

    • Femdamat bi cümlen hariç katılıyorum:
      “Akp giderse ihlas dosyası yeniden açılır korkusu sizinki.”
      Endişelenmeyin, sonra da açılmaz…

      • neye göre açılmaz diiyorsun?

        Açıkçası benim de böyle bir beklentim yok. Çünkü, İhlas grubu devleti yöneten iradeye doğrudan etki eden unsurlardan biri ve bu yönüyle devletin ana damarlarından biri olduğundan devlet kendi damarını kesmez dersem yanlış mı demiş olurum.

        Başka bir ifadeyle Ihlas grubuna dava açılabilmesi için devletin topyekün bir tamir ve ihya sürecine girmiş olması gerekir. Oysa savaş devam ederken bir ihya sürecinden bahsetmek anlamsız olur.

        Hani eski bakanlardan Yaşar Okuyan’ın Aydınlık grubundan ayrıldıktan sonra bir tv ekranında ağlayarak “Türkiye’de bir iç savaş çıkarmak istiyorlar” dediği savaştan bahsediyorum.

        Yaşar Okuyan da Fatih rumuzlu okur gibi bazı şeyleri geç farkedenlerden. (gerçi Fatih ne kadar farketmiş belli değil) Halbuki, savaş 2004 MGK’sında “kendileri bizzat güvenlik sorunu haline gelmiş” paşaların, gönülsüz oldukları düştükleri şerhlerden belli olan siyasilere imzalattıkları o malum kararlarla iç savaşın fitilini ateşlemişlerdi. Bir kaç sene sonra da toplumun giderek artan kesimlerinin dahil olduğu bir hal aldı. Eksik gedik işleyen hukuk yerini savaş hukukuna bıraktı. Umut vadeden ekonomi yerini savaş ekonomisine terk etti. Ülkenin geleceğini şekillendiren önemli işletme kurumları savaş ganimeti olarak el değiştirdi. Döviz mevduatlarından hülle yoluyla büyük miktarlar bu savaşa aktarıldı.100 binler tutuklandı işkenceli uzun süreli hapislerde tutulmaya devam ediyor. Derken savaşın cephelerinde de büyük değişimler oldu, bu gün en iyimser ifadeyle % 35 civarı iktidar cephesine karşı %65 civarı halk cephesi oluştu. O devasa harcamalara rağmen gözle görülür kayda değer hiç bir şey yok ortada. Türkiye’nin 19 senelik alın teri nerede harcandı belli değil.

        Dron yaptık diye övünülüyor, duydun mu Rusya Albayrak marka İha-Sihalara karşı “Albayrak Killer” avcı dronlarını geliştirmiş.

        Türkiye’nin 18 senelik bilançosunu çıkaracak bilgi birikimim yok. kısaca savaş bütün hızıyla devam ediyor ve bu şartlarda da bitmesi mümkün görünmüyor. Ne zamana kadar?

        Tabi savaş bizde yürütülmüyor sadece, ülkemizin dışında kalan ve bir parçası olduğumuz dünyada da yürüyen bir savaş var, ekonomi savaşı, ticaret savaşı, nüfuz savaşı ya da toprak savaşı adına ne derseniz deyin… ve Üstad Fehmi Koru’ya göre dünya bir kırılma arefesinde. Yani bizim savaşımız da bu kırılma süreci bitip taşlar yerine oturana kadar bitmeyecek görünüyor.

        Şimdi bu savaşın en hararetli savunucusu olarak şu soruma cevap vermen gerekir;

        Sen süreç sonunda Türkiye’yi nasıl görüyorsun? asıl merak ettiğim Türkiye bu kırılmadan hangi metot ile çıkacak. (gidişaat pek çıkabileceğini göstermiyor da!)

        • Aslında nurdan abla yukarda ipin bi ucundan tutmuş çekiştiriyor ama ahmetin de dediği gibi “paranoyakça” yani bilinçlice.
          Okyanus ötesine kapağı atmış ya da arkasını vermiş olduğu halde “hilafet hırkasını” sırtına geçirip esenboğaya inmek isteyenlerin arasında “junior mücahit” de var gibi…
          Eğer fetö ya da uzan gibi bir uyuzluk etmez de malikane ya da münzevihanesinde kedicikleriyle yetinirse kısa orta vadede sorun çıkmaz ama müşteri(yani mukim bulunduğu okyanusötesinde oturum iznini veren makam) uzun vadede mutlaka kendisine yürü ya kulum diyecektir…
          Ama artık türkiye onun bunun ameliyat masası değil, o eskidendi…

  8. Merkez Bankası ile Hazine arasındaki “Protokol”de 26 Kasım 2018’de değişiklik yaparak ve de Merkez Bankası’nı da “muhabir banka” sıfatıyla devreye sokarak “128 milyar dolar”ı tüketti…

    Madem döviz satacaktı niye banka usulüne uygun “ihale” açılmadı da milyarlarca dolar Hazine ve Maliye’den dolaştırılarak, Ziraat Bankası’nda da ihale açılmadan dövizler satıldı?

    İyi Partili Prof. İsmail Tatlıoğlu, bu şekilde, “dövizleri denetlenemeyen bir alana çıkarıp orada satış işlemleri gerçekleşti” diyor…

    Baş sorun şeffaflık ve denetim dışı işlem yapılmasıdır; Hem de milyarlarca dolar!

    Bugün Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan “kasım ayından beri bu yöntemi uygulamıyoruz” diyor! Sayın Bakan bu sözleriyle o “yöntem”in ne kadar yanlış, ne kadar şüphe verici olduğunu söylemiş olmuyor mu?

    Merkez Bankası’na bağımsızlık kazandıran 2001 Kanunu değişmeseydi, bankanın bağımsızlığı devam etseydi bunlar yaptırılabilir miydi?

    Düşük kurdan döviz alıp yüksek kurdan tekrar satmada 15-25 milyar dolar cebe indirildiği söyleniyor.

    Merkez bankası Şeffaf olmalı şaibe ortadan kalkması için kime ne kadar satıldığı açıklanmalı.

    En ilginç Nokta Merkez Bankası Dolar basamaz. Sen Dolarları sat, para bastığın TL hesaba çevir.

    TL ihtiyaç olduğunda zaten TL parası basıyon.

    Dış borç Ödemeler dengesi bozulmuştur.

    • Kendiniz için ıslah ve tedavi yolu arıyorsanız önce tövbe edip bütün iftira attıklarınızdan helallik alırsınız, sonra gayretli ağabeyleriniz ile birlikte trollükten topluca istifa edip menzile çaycı yazılırsınız, umulur ki tövbeleriniz kabul olur. Teemmel
      ”Ancak tövbe edenler, kendilerini düzeltenler ve gerçeği açıkça ifade edenler bunun dışındadır. İşte bunların tövbesini kabul edeceğim. Doğrusu ben tövbeleri çokça kabul eden ve rahmeti bol olanım.”Bakara-160

  9. ALMANYA BİZİ KISKANIY!

    Önce 128 milyarı damadın kamyonla giderken götürdüğüne inanan kitleye şunu söylemek isterim. Pandemi dönemi denen bir dönem var bilmem hiç duydunuz mu? Aslında bu kesimin asıl beklediği bu hastalık sürecinde devletin çöktüğünü, büyük açlık ve kıtlık olduğunu görmekti. Büyük hayal kırıklığı içerisindeler. Bunlara kanıp yanına yaklaşan muhafazar, sağcı vatandaşlarımızı uyarmak isterim. Bunların müslümanlara kini bitmez. Son günde menderesin sonunu hatırlatmaları, İstanbul il başkanının insanların yüreklerini parçalayan Aylan bebek görüntüsünün üstüne 128 milyar nerede yazmaları aslında vicdan sahibi olmadıkların ellerine fırsat geçse bizi bir gecede yok edeceklerini gösteriyor. Neyse uzattım Almanlar bizi kıskanıyor konusunu bidaha ki sefere yazarım, onun yerine kilise cami havra görüntüsün yanyana görüp hoşgörüden bahseden bir abimize, cevaben yazdığım bir şiir paylaşayım.

    HOŞGÖRÜ

    O senin hüsnü kuruntun abi
    İmparatorluk günlerinden kalma
    Kuzguncuk yahut Ortaköy’de
    İki duvar dururmuş sırt sırta
    Durur, insan değil ki sonuçta

    Sırtımızdan vuruyorlar abi
    Gözlerimizi oyuyorlar
    Ortanın doğusunda batısında
    Ekmeğe uzansak kanlı çocuk elleri
    Kanlı çocuk ayakları uzanıyor yıkıntılardan
    Koltuklarımızın altına

    Gitmeyelim diyorsun da abi
    Ne telaviv ne vatikan
    Kana doymuyor baksana
    Altımızdan halı gibi çekildi coğrafya!
    Yüzüstü kapaklandık denize karşı
    Ciğerlerimizden iyotlu sular sızdıkça acı
    Dişlerinde kürdan, sırıtıyorlar
    “Allah kabul etsin hacı”

  10. Bitti, deniz bitti. Ne yapsalar dikiş tutacak gibi değil, çünkü marketten pazardan biliyorum. Sürekli estetik yaptıram bir ünlü var, bu saatten sonra estetik yaptırsa ne olur? Bunlar da estetik ile buraya kadar geldiler ama buraya kadar. İlk kuruluş mesajları ve kurucular ile tekrar çıksalar ortaya yine de bittiler. Hem zaten niyetleri halis değil, esas bu yüzden kaybettiler.

  11. Eski türkiyede kabinede değişim demek kavga gürültü demekti; yeni türkiyede ise hiçbişey demektir.
    Halkın seçtiği lider kendi kabinesini kuruyor, beğenmezse değiştiriyor; seçim gelince hesabını da seçmene veriyor.
    Ne muteber gastecilerin bakan toto oynamasına fırsat var ne de evinde pijamalarıyla başbakanı bekleyen medya patronları!
    Milli irade her şeyin üstündedir; onun bunun keyfine göre değildir…
    İtirazı olan?

  12. Sayın yazar sabık ticaret bakanımız için “Ne kadar gayretle çalıştığını -uzaktan- izlediğim için üzülüyorum.” demiş de;
    keşke daha yakından izleseymişsiniz;
    Böyle her seferinde akpartinin ıskartaya çıkardığı siyasetçi ve memur eskikerini bir de arkalarından övmek zorunda kalıyorsunuz:
    Giden merkez başkanı, bayan bakan, önceki emekli cb gül, Babacan, Davutoğlu ve daha niceleri…

  13. Yandaş “Erdoğan ve partiye demediğini bırakmayanlar partide cirit atıyor” demiş. Bu tespit doğru ancak eksik. “Parti ve devlette kırmızı plakalarla ve koruma ordularıyla cirit atıyor” demeliydi.

  14. “yazarken canımdan can gidiyor, etimden et koparıyorlar sanki”
    Ergenekonda mihmandarımız kutlu asena artık bize dayelik etmiyor.
    Artık kimleri emdiriyorsunuz devletin memesinden
    Ne oldu?
    Eskiden beraber ıslandığımız kovalarla dolar yağmurlarına,
    Hangi Dağda, hangi belde, hangi hayırsızın üstüne yağmakta şimdi intizardayım.
    Davamız yetim, ceplerimiz boş kaldı eğer yeni bir hami bulabilsem trabzonlu Hami gibi ona yamanıp hizmetimi vakfedeceğim. AKoniM
    Şiirinin ilk dizesi gibi geldi…

  15. Sayın yazar “Umarım, AK Partililer muteber saydıkları yazarların uyarılarına itibar ederler.” buyurmuşlar da;
    buna önceden tükürdüğünü sonradan yalamak denir!
    Gastecinin muteberi mi olurmuş?

  16. İktidarın faiz sebep enflasyon sonuç iddiası ne oldu eyyyy … Yüzde 19 faiz veriyorsunuz, dünyanın en yükseği. Merkez bankası başkanı dayanmıyor. Getirdiniz bir köşe yazarını banka başkanı diye, aynı teoriyi savunuyordu. Düşürsene hadi faizi. Versene emri. Neyi bekliyorsun?

    • Ender “İktidarın faiz sebep enflasyon sonuç iddiası ne oldu” diye sormuşsun da; rakamlara bakılırsa her şey yolunda görünüyor, teori doğru yani…

      • Ben de onu diyorum, faiz yüzde 20, enflasyon da ondan yüksek. İndirsenize bu faizi. Hatta sıfırlasanıza. Bütün dünya öyle yapmış. Elinizi tutan ne. Merkez başkanı tükettiniz 3-4 aya bu bahaneyle. İndirsenize artık. Neyi bekliyorsunuz. Dış güçler mi engel oluyor, hayrola?

  17. Dezenfektancı bakan da gitmiş. Rezalet ortaya çıkmış ama istifa etmiyor, bir de savunuyor. Herhalde istifa edemiyor, o da yasak. Affını istemiştir artık. Tabii yolsuzluk yol olduğu için bunun hesabı da sorulmayacak. Yapanın yanına kar. 9 milyonu götür. Millet de üstüne su içsin. Böyle millete az zaten. 128 milyar dolar üstüne su içti. 9 milyon ne ki. Çerez. Troller canhıraş savunun hadi, çalıyor ama temizliyor. Bir bakanlık bu kadar dezenfektanı ne yapacak diye merak eden de yok.

  18. Geçiniz artık. O akp’nin altından çok sular aktı geçti. Artık bir yolsuzluk çetesinin elinde her iş. Tek dertleri cep doldurmak. Cep derken uzak ada ülkelerindeki hesaplar anlayın. Ne kadar yürüttükleri gittiklerinde anlaşılacak. Arada wikileaks’de çıkanlar kırıntısı bile değil. Göreceğiz yakında hepsini. Herkes hayret için de aaaa o da mı bu da mı diye çarşaf çarşaf internette okuyacak. Uzak değil.

    128 milyar doların akıbetine bakın. Babacan tane tane anlatıyor. Tarihin en büyük yolsuzluğunu ortaya çıkardılar bravo. 2019 Ocak’ta önce yedek akçeyi iç ediyorlar. 50 milyar dolar. Sonra yavaş yavaş merkez bankasının içini boşaltıyorlar. 2021 nisana geldiğimizde 128 milyar puf oluyor. Banka -60 milyar borçlu üstelik. Ne zaman başlıyor bu iş, yerel seçimden hemen önce. Ne var ne yok tüketiyorlar. Ekonomi iyi görünsün diye. Sonuç, Ankara, İstanbul, Adana, Antalya 6 büyük ili kaybediyorlar. Artık para da yok saçacak seçimlere. Mermi bitti. Damat tüydü. En son kamikaze kanala sarıldılar. Rant satıyorlar durmadan. Ama bu hikayeyi yiyecek adam da kalmadı. Sonu kötü bitecek görünüyor bu filmin.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız