Kişisel gözlemlerle Türkiye’nin Ermeni meselesi…

76
Gül Erivan'a indiğinde Ermenistan hükümetinin güvenlik önlemleri..
Reklam

Kader böyle imiş; 1980’lerin ilk iki yılını ABD’de geçirdim. İlk yılında bir üniversitenin (Massachusetts Institute of Technology, MIT) araştırma merkezinde bulundum, ikinci yılında bir başka üniversitesinde (Harvard) yüksek lisans eğitimi aldım; bir yandan da Yeni Devir gazetesinde orada meydana gelmekte olan Türkiye’yi ilgilendiren olaylarla ilgili uzunlu-kısalı ‘Amerika Mektupları’ yayımlamaktaydım.

En uzun yazılarımdan biri, 1980’de başkan seçilmiş Ronald Reagan’ın ertesi yılın 24 Nisan’ının hemen öncesinde yaptığı bir konuşmada 1915’te Osmanlı coğrafyasında yaşanan ve imparatorluğun çok sayıda Ermeni vatandaşının hayatını kaybettiği olaylardan söz ederken ‘soykırım’ sözcüğünü kullanması üzerineydi.

O konuya dönerim, ama önce kişisel bir gözlemimi aktarmak istiyorum.

Red ve sevgi arasında

Harvard Üniversitesi’nin Ortadoğu Araştırmaları Merkezi’ne yüksek lisans için o yıl kabul edilen beş kişiden biriydim. Dönem arkadaşlarımdan biri Japon, bir diğeri Filistin’in BM temsilcisinin oğlu, öteki ikisi ise Amerikalı’ydı. Kaynaşmayı sağlamak için bir hafta sonu dönem arkadaşlarımı bizim eve yemeğe davet ettim. Üçü davetimi hemen kabul etti, dördüncüsü sesini çıkarmadı ve gelmedi.

Gelmeyen genç kadın Ermeni asıllı Amerikalı’ydı. “Neden?” diye soran birine, “Bir Türk’ün evine yemeğe gitmek mi, zehirlenebilirdim” gibi bir laf ettiğini neden sonra işittim. 

‘Ermeni sorunu’ veya Ermeniler’in ‘soykırım sorunu’ olduğunu biliyordum elbette, ancak bunun bireysel ilişkileri etkileyecek kadar kişilere de yansıdığından haberim yoktu.

Çok sonraları, babam vefat ettiğinde, en sıcak başsağlığı mesajını, onunla ticari ilişkileri bulunan ve hayatını artık ABD’de -Kaliforniya’da- kurmuş olan Erol Cemcem’in telefondaki ağlamaklı sesinden aldım.

Reklam

O ve ağabeyi Toros, nesilleri kim bilir kaç asırdır birlikte yaşadığımız Türkiyeli Ermeniler’dir.

Hayatım boyunca azımsanmayacak sayıda Ermeni ile yolum Türkiye’de kesişti, dost oldum; hiçbirinden ABD’de karşılaştığım muameleyi görmedim. 

Türkiye’den ABD’ye giden her devlet adamı, kapalı-açık ortamlarda, konunun o sırada taşıdığı önemle mütenasip biçimde, 1915’te yaşanan olaylar konusunda sıkıştırılmışlardır.

ABD için mesele Ermeni meselesi mi, Türkiye meselesi mi?

Sinema sanatçılığından siyasete intikal eden ve siyasi özgeçmişinde Ermeniler’in en kalabalık azınlığı teşkil ettikleri Kaliforniya’da eyalet valiliği de (1967-1975) yer alan Ronald Reagan, Türkiye’nin kendisini savunamayacak kadar zayıf olduğu bir dönemde (1981 yılı Nisan ayında), hiç çekinmeden ‘soykırım’ sözcüğünü 1915 olayları için kullanmıştı.

O sırada ABD’de yaşıyordum ve sessizlik beni ürkütmüştü.

Askeri yönetim altında bir ülkenin ABD’ye kafa tutabilecek bir durumu yoktu.

Uluslararası ilişkilerde güç dengesi farklı özellikler üzerine oturuyor. ‘Güçlü’ bilinmek ya da hiç değilse öyle görünebilmek için dört dörtlük bir demokrasiye sahip olmak gerekmiyor; Çin gibi, Rusya -veya öncüsü Sovyetler Birliği- gibi ülkeler de ‘güç’ kavgasında dikkate alınmayı başarabiliyor.

Reklam

Ancak demokrasi iddialı ülkelerde ‘güç’ için yalnız seçimle iş başına gelmiş bir hükümete sahip olmak yeterli görülmüyor; ‘demokrasi’ kavramının akla düşürdüğü değerlere sahip olmak da şart. 

Kaldı ki, 1980 sonrasında, Türkiye’de, seçimle iş başına gelmiş bir hükümet bulunmuyordu. Askerler yönetimdeydi.

Türkiye’nin 1915’te yaşanan olaylarla ilgili tezlerinin ABD’de kendisine muhatap bulabilmesi Anavatan’lı yıllarda mümkün olabildi.

Bir de Avrupa Birliği’ne tam üyelik iddiasını sürdürdüğü ilk iktidar yıllarında AK Partili dönemde.

O dönemde, AK Parti, her zaman yanında bulduğu Ermeni vatandaşlarına Ermenistan’da yaşayan Ermenileri de katma girişimi olarak düşünülebilecek bir açılımı bile denemişti. Bir milli maç vesilesiyle Türkiye ve Ermenistan cumhurbaşkanları birbirlerinin ülkelerini ziyaret etmişlerdi. 

[Arada Ermenistan ile yakınlaşarak sorunun uluslararası arenada Türkiye’nin başını ağrıtmaktan uzaklaşmasını sağlama çabasına girenler olmadı değil; bunlardan biri MHP’nin kurucu lideri Alparslan Türkeş’ti. Türkeş ile Ermenistan yönetimi arasında mesajlar teati edildiği biliniyor.]

Amerikalı politikacılar Ermeni lobisi etkisiyle hareketlenseler de Beyaz Saray Reagan’dan sonraki on yıllarda Türkiye’yi rahatsız edecek bir adım atmaktan hep kaçındı.

Uzun yıllar önce Reagan tarafından kullanılsa bile sonraki başkanların telaffuz etmeye yanaşmadığı sözcüğü, bir gün önce Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a telefonla haber vererek, Joe Biden’in yeniden kullanıma sokması, bunu yapabilmesi, bizleri konunun bu yönü üzerinde de düşündürmeli.

Son 10 yıl içerisinde artan bir hızla, ABD’nin 50 eyaletinden 49’u teker teker içinde aynı sözcüğün geçtiği kararlar çıkarttılar. Amerikan Kongresi’nin iki bölümü arka arkaya -Temsilciler Meclisi 29 Ekim 2019’da, Senato 12 Aralık 2019’da- üyelerinin büyük çoğunluğunun onayıyla, benzer kararları kabul etti.

Yine de başkanlığa geleli henüz birkaç ay olmuş Joe Biden’in aceleci davranması gerekmezdi.

Yapılanı anlamaya çalışırken

Neden bu yıl? Ve, Beyaz Saray’da oturanlarda yerleşik hale gelmiş bir uygulamadan şimdi vazgeçilmesi ne anlam taşıyor?

Herhalde üzerinde esas durulması gereken sorular bunlar.

Kronolojiye bakılırsa Biden’in yaptığının Ankara açısından bir ‘sürpriz’ olmaması gerekir. Her yeni ABD başkanının Beyaz Saray’a taşınması üzerinden fazla vakit geçmeden liderini ilk aradığı ülkeler listesinde yer aldığı bilinen Türkiye, aylar sonra ve bu haberi vermek amacıyla, Biden tarafından aranabildi.

Telefon görüşmelerinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhatabına, yapmayı planladıkları çıkışın yanlışlığını hatırlatmış olmalı.

Joe Biden’in o uyarıya rağmen kararından şaşmadığı anlaşılıyor.

Bunun da bir anlamı olmalı.

İkili ilişkilerde yeni başkanın ilgisini bekleyen sorunlu konuların Washington tarafından bir önceki dönemden farklı ele alınacağını düşündüren bir gelişme bu. 

Avrupa Konseyi, Avrupa Parlamentosu, Avrupa Birliği gibi Avrupalı kurumlar da Türkiye’yi ilgilendiren kararlarını Biden’in tercihini öğrenene kadar ertelemişlerdi; onlar da dünkü açıklamayı bir işaret olarak değerlendireceklerdir.

Tarafların telefon görüşmelerinin kısa süre sonra yapılacak NATO Zirvesi’nde bir araya gelme temennisiyle sonlandırılması ise olumlu yönden önemli. Bu, kapıların bütünüyle kapalı olmadığını düşündürüyor. Verilen tepkilerin dozajı ülkemizin bundan sonraki yol serüveninin ipuçlarını da verecektir.

Mesajın geleceğinden 24 saat öncesinden haberdar olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Beyaz Saray açıklaması sonrasında, iftar çıkışı görüş açıklarken, bu konuya hiç değinmemesi, iktidar cephesinin tepkiyi daha alt düzeyde tutma kararının dışa vurumu olabilir.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Ermenistan-Türkiye milli maçı için gittiği Erivan’da (2008), havaalanından otele doğru giderken, iki taraflı dizilmiş yerli halk, kilometrelerce uzayan yol boyu konuklarını taşkınlığa kaçmadan karşılamışlardı. Her birinin elinde ailesinin köklerinin nereye dayandığını temsil ettiğini düşündüren bir ilimizin ismi yazılı pankartlar vardı.

Ben de oradaydım ve o pankartlarda yazılı il isimlerinin neredeyse ülkenin bütününü yansıttığını fark etmiştim.

O girişimden vazgeçilmeseydi muhtemelen dünü yaşamazdık.

ΩΩΩΩ  

Reklam

76 YORUMLAR

  1. 40 yıllık “büyük felaket” neden acaba şimdi “soykırım” oldu dersiniz?
    üstelik istanbula konstantinapolis dedi ki bu çok daha büyük bir hakarettir ve sorundur,
    “hain dış güçler” hamasetinden ve retoriğinden çıkılıp aklı başında düşünmenin zamanı gelmedi mi hala?
    tarihçilerin “olmadı” dediği soykırımı 30 ülke tanıdı, biz şatafata, israfa, saraylara, arabalara, uçaklara harcadığımız paranın ufak bir kısmını diasporaya harcasaydık, nereden nasıl rant çıkar aklını soykırım olmadığına dair medya gücünü etkili kullanmaya sarf etseydik bu tablo karşımızda olmazdı. eskiden yine de başkanların “soykırım” demesini engelleyen yakın ilişkilerimizin olduğu lobiler vardı, şimdi sıfır dost politikalarımız sayesinde bu söylemlerin önünde bir engel kalmadı.
    biden soykırım dedi, konstantinapol dedi de ne oldu?
    “ay sen şimdi neden böyle dedin, bak küserim ama” tadında mıkırdanmalar dışında ülkeyi yönetenlerden sert bir tepki henüz verilmedi, belki de ekonomi çok ama çok kırılgan olduğu içindir, kimbilir…belki de ben acele ve önyargılı davranıyorumdur da ülkeyi yönetenler çok sert bir tepkiye hazırlanıyorlardır,
    umarım öyledir.
    silah ambargosuna ecevit üsleri kapatarak cevap vermişti.
    şimdi de caatsa yaptırımlarıyla birlikte sıkı bir tepkinin zamanı gelmiş olmalıdır.
    başımıza çuval geçiriyorlar,
    suriye de bizi yanlız bırakıyorlar,
    fetöyü başımıza sarıyorlar,
    her fırsatta darbe ayarlıyorlar,
    silah ambargosu uyguluyorlar,
    burnumuzun dibine terör devleti kuruyorlar,
    biz dostum trump demeye devam ettik…
    bir “soykırım” tanıması kalmıştı,
    bir konstantinapolis tanımı kalmıştı

    bir vatandaş olarak abd başkanı bidenı ve abd yi bu yalan, yanlış, haksız, hukuksuz, mesnetsiz, aymaz iftiradan dolayı kınıyorum ve bunun ülkemize yöneltmiş oldukları bir nefret suçu olduğunu düşünüyorum.

    • Maşallah hanımefendide tarih bilinci sıfır ama çuval hesabı ve kuruşu kuruşuna para saymada üstüne yok!
      Soykırım iddiası “40 yıllık” değil en azından yüzyılı aşkancadır var.
      “istanbula konstantinapolis” denilmesinden niye gocunalım ki; bulgarlar da çargrad derler? Lehistanda “stambuv” diyorlar:)
      “ay sen şimdi” devletimizin öğrencilere bedava derskitabı, tablet ve internet paketi, evde hastasına engellisine bakan gariban yurttaşına maaş olarak verdiği parayı “aman türkler ermenileri kesmiş demesinler” diye abd lobi kuruluşlarına yedirseydik çok daha faydalı olurdu mu diyorsun?
      O konuyu habertürk yazarı m.bardakçı çözmüş afedersiniz:
      “Biden’in söyleyeceklerinin bilmemnemize kadar yolu var!”
      “silah ambargosuna ecevit üsleri kapatarak cevap vermişti.” buyurmuşsunuz da elhak öyledir! Kahramanlıkları saymakla bitmez kendisinin, en son bütçeyi dibe oturttuğunda da kafasına saplanmış bir anayasa kitapçığıyla kameraların karşısına geçip hıçkırıklara boğulmuştu!
      Tatil size yaramış sanki:)

    • İstanbul’a Konstantinapol denmesi hakaret değildir tabii ki. Kentin bir önceki ismi budur. Tarihi isimlerinden birisidir. Bunda utanılacak, gocunacak bir şey yok. Türkiye binlerce onbinlerce şehrin köyün ismini değiştirerek tarihi silmiş, hafızasız kimliksiz bir yere dönmüştür. Bu da bir kültür soykırımıdır. Türkiye ne tarihe ne insanlığa ne kültüre hiç bir şeye saygı duymuyor. Ülkemiz adına acınacak utanılacak olan asıl budur.

      Peki İstanbul’u ne zaman değiştirecek bizim aklıevveller. Ben onu bekliyorum asıl. Malum İstanbul, stim-poli’den geliyor. Rumca “şehre” demek. Wikipedi öyle diyor. Vay vay vay. Hemen wikipedia yasaklansın. Tez elden. KHK çıkaralım. Komedi ötesi bir ülke. Sabahtan akşama gül gül bitmez. Ne yaşadığı şehirden ne tarihten ne dilden ne bilimden en ufak nasibini almamış bir ülke. Varsa yoksa yasaklama, yoketme, silme ve bitirme. Yazık ki ne yazık.

      • evet, normalde istanbula konstantinapol denmesi hakaret değildir, lakin sözcükleri bağlamında değerlendirmek gerekir, bu hazırlanmış siyasi söylemde tarihe bir atıftan değil, bir diasporanın uzun yıllar süren uğraşlarının sonucunda hayata konmuş bir planın fiilen başlamasından söz edilirken “bize bırakılmayacak kadar değerli olanın geri alınmasına dair” bir atıf olması nedeniyle hakaret ve sorundur. ben böyle anlıyorum.
        kuşkusuz her ülkenin her milletin tarihinde dönemin koşullarında değerlendirilmesi gereken olaylar olmuştur doğrular gibi yanlışlarda vardır. bir soykırım olmadığı tarihçilerimiz tarafından ortaya konmakta. zaten aksi olsaydı bu şimdiye kadar belgelenmiş olurdu. türkiye defalardır arşivleri açalım diye çağrı yapıyor. yapılacak çok şey de yapılmıyor o ayrı.
        o nedenle
        bizim aklıevveller napar derseniz, onu bilmem, ne oy getiresi ona bakmak lazım.

  2. Tebayı sadıka denirmiş Osmanlı dönemindeki Ermeni vatandaşlara… Osmanlıya olan sadakatlarından dolayı…

    Tayyip Erdoğan yanılmıyorsam başbakan iken Ermeni devlet adamlarina bu iş için tarhi bir komisyon kurulmasinı ve bütün arsivlerimizi acabilecegimizi belirttiğini hatırlıyorum… yanılmıyorsam…

    Birde asala terör örgütünün yaptığı eylem ve katliamlara karşı protesto için bir ermeni vatandaşımızın kendisini yaktigi bir eylem vardı gazete haberlerini arşivlerinde gözüme çarpan…
    Biz Ermenisi, yahudisi, lazı, kürdü, çerkezi, arabı, suryanisi, daha sayamadığım bir sürü etnik kökenden oluşan bir milletiz.. bizi biz yapan en büyük değerimiz bu farklılıklarımız… ve bu farklılıklar içinde birbirimize olan saygımız muhabbetimiz… ( Osmanlı sen ne büyük müşsün)

    Ama şimdi geldiğimiz durum bir partili diğer partiliye bile toleransı yok… saygısı yok…. ortak bir ideali yok… birbirimizi dinlemeye tahammülümüz yok….

  3. Amerikalıların yerlilere yaptıkları soykırımdır, kölelere yaptıkları da. Çin’in uygurlara yaptıkları da artık soykırım olarak niteleniyor. Sistematik bir devlet uygulaması var ortada. Ama bunlar Ermenilere yapılanları haklı kılmaz. Haksızlık nerede ve ne zaman olursa olsun şiddetle karşı çıkılmalıdır. İnsanlık vicdanı para, mal, mülk endişeleri ile yaralanmamalıdır. Bu küçük gezegende bir arada ve huzur içinde yaşamanın başka garantisi yok.

    • Fehmi Koru empati kurmalı. O Ermeni kadın Amerika’ya nasıl gitti acaba? Şu an tehcir edilen bir buçuk milyon Ermeni nerede? Elbette çoğu Amerika’da. Sonuçta bu insanlar vatanından sürülmüş. Vatanından sürülmek çok ağır bir cezadır. Tehcir yerine sadece suç işleyenlere ceza verilseydi böyle olmazdı. Hak edilmeyen bir ceza verirseniz hak etmediğiniz bir ceza sizi bulur.

  4. Ermenilere sürgün kararı alan ittihat terakki ileri gelenleri çoğu Balkanlardan gelmişlerden oluşuyordu. Büyük bir travma yaşamışlar ve yüzyıllardır yaşadıkları Balkanlar’dan sürülmüşlerdi. Kendi hemşehrileri Türkiye’de yokluk içindeydiler. İsyan eden az sayıda Ermeniyi bahane ederek bu halkı kolay hedef olarak seçtiler, sürgüne ve yok olmaya göndererek varlıklarına el koydular. Yerel Anadolu halkı da bu talana ortak oldu, mallara mülklere altınlara kondular.

    Bu elbette son derece haksız ve vicdansız bir uygulamaydı, buna bugün soykırım deniyor ölüme gönderildikleri için. Aynı uygulama savaş sonrası Rumlar’a yapıldı. Yunanistan’daki Türkleri alabilmek için Anadolu’nun kadim haklarından Rumlar heryerden sürüldüler. Vicdansız bir başka uygulama daha. Osmanlı geleceğinde bu yoktu. Osmanlı İspanya’dan sürülen yahudileri bile kabul etmişti yüzyıllar önce. Şimdi milyonlarca Suriyeliyi kabul ettik. Geçen yüzyılın başında yapılanlar toptan yanlış ve ülkeyi ırkçı faşist bir sarmala sokan uygulamalardı. Hala da başımızı ağrıtıyor.

    Benim teorim de bu. Ancak bunu ispat edecek tarih bilgim yetersiz, o işi tarihçilere havale ediyorum.

    • Biraz tarih okusaydınız vatandaşını arkadan vuranlara çiçek verip bekleyecek halimiz yoktu
      Ülkeyi savunmak için tabiki bulundukları yerlerden götürülüceklerdi. Siz alman larla karıştırdınız herhalde . Bu millet kimseye soykırım uygulamamıştır.Her ihtiyacı olana yardım etmiştir.Bunu anlamak için yüreklerin bu vatan için çarpması gerekir.

    • Anlaşıldı, demek ki bu gün sizin zırvalama gününüz ! ( saçmalık hafif geliyor da ..)
      Kardeşim aşağıda uyardık ama belli ki bir faydası olmamış !
      Tarihi bir olayın teorisi mi olur ! Lütfen kendinize gelin Allah aşkına ! Kendinizi gülünç duruma düşürüyorsunuz gerçekten !

      • Tarihi karartma uygulanmışsa, teori de olur, ispat da olur. Oluyor zaten. Siz istediğiniz kadar inkar edin. Türkiye yıllardır arşivleri açalım diyor. Bu ne saçma bir ifade. Arşivler elinde aç. Tutan mı var? Arşivlerin yakıldığı, yok edildiği, kağıt yapıldığı da bir gerçek. Ortada arşiv kaldıysa. Ama ortada bir gerçek var, milyonlarla Ermeni ve Rum bu memlekette yok artık. Eserleri de duruyor. Bunu hiç bir arşiv temizleyemez.

    • Ender tamam tarih bilgin yok, kabul, ama bakıyorum öğrenmeye de niyetin yok; yahu o yunanistanla takas edilenler rum değil bizim özbeöz karamanlı türklerdi, ortodoksturlar! Bugün paylaştığım yazıda geçiyor, bari onu okusaydın! Hali atinada, ne işimiz var bu gavur elinde diye ağlaşıp dururlar, tertemiz türkçeleriyle! Cahillikte sınır yok tabii…

  5. A B A N D O N E
    Ötekileştirme, Corona virüsü, yüksek işsizlik, yüksek kur, yüksek faiz, yok128 değil 165 milyar dolar, coin yolsuzlukları yetmiyormuş gibi bir de soykırım suçlaması.

  6. 1915 Soy kırımı’ni Osmanlı devleti’mi yapmış yoksa, devlet adına devleti soyanlarmı yapmış?
    Sorunun cevabı! Millete ve devlete rağmen tıpkı günümüzde olduğu gibi şahsi menfaat ve çıkarlar için mahsun müslüman Kürt Türk vb gibi ve ermeni asıllı mahsün Hırıstıyanlara yapılmış iki taraflı bir soy kırım.
    Önce Müslümanlar katledilmiş daha sonrada ermeniler.
    Ermeniler ailelerinden bazıları kaçarken çocuklarını müslümanlara amanet edip kaçanların sayısı oldukça fazla.
    Kaç aile büyütükleri Ermeni kızlarını oğuları ile erkek çocuklarınıde kızları ile evlendiren aileler’ den doğuda çok vardı. Bizim küçüklümüzde zamanın büyükleri aileleri tarafında amanet edilmiş çocukların, çocukları’ndan epeyce tanıdık bildiklerimiz vardı büyükler işte falancanın babası 3 veya 4 yaşlarında iken bunlara bırakıp gitmişler diye anlatırdılar.

    Eğer Ermeniler Türkler ile Düşman olsaydılar hiç çocuklarını onlara teslim edermiydıler?
    Şu anda tarih tekerür etmiyorum? Bal gibide ediyor?
    Ermeni olmuş Müslüman olmüş gözlerini dünya malı ve saltanatı bürümūş ise! Her türlü kötülüğù yaparlar.
    inanmayan burdakı trolleri okusun yeter.

  7. Aman Allahım! Erdoğan bu millet’ın içinden bu kadar sivri zekalı, cahil troller ordusunu nasıl yetiştırmış!
    Kendisini tebrik etmek gerek..

    ABD’nin yaptığı Katliyamlar’ı biliyorlar fakat! sonradan katliyam yapanların torunları kendi dedelerini katıl ve gaspçı olarak kabul ettikleri’ni ve gasp ettikleri herşeylerini onların torunların’dan özür dileyip geri iade ettiklerinden bey haberler.

    Tarih dersi verenler Sizin dedelerınız o topraklara gelmeden oraların sahipleri Ermeniler, Rumlar, olduklarını ne çabuk unuttunuz?

    Avrupayı bilmem fakat Kanada ve ABD’de Karşılaştığım Türkiye Ermenileri’nden tek bir tanesi dahi sizin gibi vatan millet palavracıların’dan miliyonlarcasını ceplerinden çıkarırlar.

    Çocukları Türkçe’yi öğrensinler diye evlerinde kendi ana dilleri olan ermeniceyi dahi yasakliyorlar. Günlük hayatları’da ve Kiliselerinde hep Türkiye geleneklerini sürdüriyorlar, ve buralarda Türkiyeli Ermeniler soy kırım yapılmadığını savunurlarken siz kalkıp parmaklarınız ile adeta ırkçılık, kin, nefret, ve caheletliğinizi yaziya dökerken ağzınızdan saçılan köpükler nerdeyse sanal ortamda dahi fark ediliyor..

    Yıl 2008 yer North Vancouver BC Kanada, Banka DT Canada Trust.
    Hesap açan memur Ermeni asılı bir Kanadali, Oğlum’u hesabima ortak etm için ordayız.
    O memur elinden gelse bizi başina taç edecek, daha isimleri okur okumaz Türk olduğumuzu anlamış ve çok sevin’mış.
    Bize o memurun anlattikları! ” Ben bu mahallede doğdum büyüdüm! Ailem ve çevremdeki Ermeniler hep Türklerin çok zalim oldukları,Ermenileri öldürdükleri, ve kalanlaride sürgün ettiklerini ağlayarak anlatır’dılar. Doğal olarak ister istemez bizlerde çok üzülürdük ve düşman olurduk. Tâki Türkiyeli iş adami bir Ermeni ile tanışınciya kadar! Şu an kendsi ile kardeş gibiyiz, oda bu anlatılanların tam tersini bize anlattı ve bizi ailece Türkiyeye davet etti gittik gördük Türkkeri yakından tanıdık, ve o zaman bizde anladık’ki ayrı din ve ayrı ırktan olan Ermeni ve Türk halkı bunların hepsi iki kardeş gibi yakın ve benzerliklere sahip milletler’i siyaset’ciler rant için kulnaniyorlar.

    Buna benzer hem yabancı hemde Türkiyeden buralara taşınmış bir çok Ermeni ile karşılaştım! Her karşılaştığımda’da Doğup 12 yaşına kadar büyüdüğüm Memleketım Kars halkını’ın Ermenisi, Malakanı, Farsı,Alevisi, Sünnüsü, Çerkezi, Lazı, Türk’ü, Kürdü ile bir arada kardeş gibi yaşamaları ve herbiri çeşitli renklerde çiçek gibi bir masayı süslercesine
    En az 3 dil bilen ebveylerimiz ne kadar kültürlü ve güçlü dini bütün insanlar oldüğünü hep taktir ediyor ve arkalarından onlari hep rahmetle aniyorum.

    Bu sitedeki Kula kulluk edebilmek için günde Kırk takla atanları okuyuncada 12 yaşında Ankaraya gittiğimde KÜRT olmamama rağmen Kürtsün diye Cahiler tarafında yapılmadık hakaret kalmadığ günleri hatırliyorum.

    Türkiye ne Erdoğanın nede ona kulluk edenlerin babalarının çiftliği değil
    Dedeleri yerlerinden yurtlarında edilmiş Ermenisi, Kürdü, Türkü Alevisi Yahudusı, Rumu, Sünnüsü ile kos koca bir elin parmaklarına aittir.

    Dedelerinizın cahilce yaptıklarını kabul etsenizde etmesenizde, o vatan hepimizin, ve hepimiz birlikte $128 miliyar da dahil, değil 106 yıl 1000 senede geçse eninde sonunda 7 sülalenizden hesabı sorulacaktır.

    Bugün başta yazarımız olmak üzere! Herkes kendini ne güzel tarif etmiş.

    Yazar Abdullah Gül dönemin’de, barış ve huzurda altın çağını yaşiyan Türkiye ve kendin geçmışine kısa bir yolculuk ederek bizleri aydinlatmaya çalışimış. Kendisinden ve onun gibi Düşünenlerden Alkah razı olsun.

    Yaradınani severim yaradan’dan dolayı, fakat bazı yaratıklar harıç.

    • Nurdan abla “Tarih dersi verenler Sizin dedelerınız o topraklara gelmeden oraların sahipleri Ermeniler, Rumlar, olduklarını ne çabuk unuttunuz?” demiş;
      Abla engin cehaletinize hayranım:
      Ulan biz bu anadolu yaratılalı beri burdayız, senin rum ermeni dediğin daha dünkü çocuk!!!
      Tamam tarih okuma, bari sus alahını kitabını seversen!!!

  8. Sayın Koru
    Madem kendi gözlerinizle, Ermenilerin sayın cumurbaşkanımızı karşılamak için dizildikleri yolda ellerinde istedikleri illerimizin isimlerini gördünüz neden hala Ermenilerle anlaşabiliriz diye bir fikre sahipsiniz?

    • Sahi siz, yazarın ne yazdığını anladınızmı?

      Şimdi benim bulunduğum ABD ye Türkiyeden bir yetkili gelse veya 100 sene sonra başka bir yetkili gelse benim torunların torunu Karsliyim diye yazsa! O yetkiliden! Benim torunların torunu yermi talep etmiş olur yoksa hemşeri olduğunu ve sevindiğinimi ifade etmiş olur?

      • Bir sen anlıyorsun fetö kaçkını
        ABD ne derse sen onu anlarsın
        Aksi durumda seni ve papazının maması kesilir ve sınırdışı edilir
        Tutsaklığınız hakkın iyi veriyorsunuz

  9. “Halkın tarihini bilmeyen özünü bilmez/
    Özünü bilmeyen söyleyen sözünü bilmez/
    Pınarın sefalısından içer hayvan suyu/
    Pınarın gözünü bilmez!”

    “Türk Begüm

    Ulusal kimliğimizin adı olan Türk ve vatanımızın adı olan Türk’lerin ülkesi anlamına gelen Türkiye kelimelerinin anlamını biliyor muyuz? Kelime kökü Tur, Tor, Tör ve Tür’ün anlamları döl, üreme, türeme, doğma eylemlerini anlatarak türeyen, var olan, yaratılan, ortaya çıkan, üreyen demek olan köktür. ‘K’ sesiyle anlamı genişletilerek ulusumuzun adı olmuştur. Türkçe Dil ailesinden olan Hungar/Macarlar da bize Török derler. Budin Kalesinin Becsi Kapu’sundan (Bekçi Kapısı) çıkıp karşı kaldırıma geçerseniz eğer, önünüze Török Utca (Sokak) çıkar. Hafif yokuştur, ondan sonra sola kıvrılıp daha dik bir yokuş olan ve yazılışı Mecsit yani Mescit demek olan sokak gelir. Buradan Kanuni’nin 1526 Budin Seferine katılmış ve 1541’de vefat etmiş Akıncı Bektaşilerden Gül Baba’nın Türbesine varılır (2006 Macaristan Gezi Notları, B.E.)

    Farsçada “turk”, hem sevgili ve hem de Türk demektir ve pek çok bileşik kelimede kullanılır: türk-i Çin = İran’da güneş Çin’den doğduğu için Doğu anlamına aynı zamanda da türk-i Çin = Türk Güzeli, türk-i felek = Merih yıldızı, türk-i rus’taiyan = sarımsak, türk-i hisari = güneş, ay; türk-i nimruz = güneş kavramlarından İran dilinde türk sözcüğünün kök anlamının gök varlıklarının doğuşu olduğu sezilir. Turktaz = ılgar, çapul, çapulcu, ılgarlama saldırısı, akın; turkcuş = yarı pişmiş et, turkman = türkmen Türk soyundan bir oymak, Turkuaz = Türk Oğuz demektir. Türk sözcüğünün toplumumuzun toparlayıcı adı olarak İ.S. 6. Yüzyıldan beri yazılı kaynaklarda son haliyle geçtiği rivayet edilir. Çincede tu-ku ve tuk-yu sözcükleri Türk anlamına geliyor. Türkiye’ye Tuaçi deniyor. Çince de ‘r’ sesinin olmayışı böyle yazılıp söylenmesine yol açıyor, Derya isminin Delya olarak söylenmesi gibi. Türk kelimesinin süre anlamını içerdiği sözcükler ise şöyledir: türk kuyaş ödi = gün ortası, türk üzüm ödi = üzümün olgunluk dönemi, türk yiğit = gençlik, güçlülük dönemi, türkek-türgek = bohça, türkeklenmek = dürülmek, bohçaya sarılmak, Türklemek = Türk’ten saymak, bir yeri kendinin sayıp orada yerleşmek. Özetle türk sözcüğünün derlenme, toplanma bir yerde yerleşme anlamlarını içeren bir kökten kaynaklandığı da anlaşılır. Dolayısıyla Tür kökü değişmez ama yukarıda belirtildiği gibi ‘k’ ile aldığı eklerle anlam genişletilir. Örneğin Uygur ağzında türk = güç, erk, Türk; türklüg = güçlü, erkli, türük = güç, erk, Türk anlamlarını kazanıyor.

    ETRÜSK / TÜRK-SAKA
    Tur = dumu, oğul, döl, kökünün bir yanda dünyanın Doğusunda, bir yandan da Batı bölgelerinde benzerleri vardır. Etrüsk dilinde turan = Begüm, hanımefendi, tanrıça kutsal kadın tanrı; Batı imlasında ‘u’nun yerini alan ‘y’ Tyrsania = Roma ilini kuran Aeneas’ın karısı, Romos’un anası; ayrıca Rhone adlı Turovalı kadın, turia = Troya/Turova, yeraltı geçidi, topakaltı yolalu; tyrhen = Türkiye’den göç eden Çanakkale, Ege ve Akdeniz bölgelerinden göç eden Etrüsklere verilen ad, Etrusci latince = Etrüskler, Tusci = Tuscalar(Etrüskler), İlkçağ Anadolusunda İzmir dolaylarında Tursa ili adından Tursen = Tursalı/Etrüsk anlamına gelir. Hem turrhen hem de tyrrhen sözcülüklerinin türsen ile bağlantısı vardır. Eski Anadolu dillerinde tor (Toros), tor = torun, torlak, toraman, tos = tosun karşılaştırıldığında tor/tos/tus/tör/tür yakınlığı ortaya çıkmaktadır. “Türk asıllı İskandinav ve Cermenler” (B.E. 2017, dagarcikturkiye.com) başlıklı yazımda Türkçe ve İskandinav dilleri arasındaki benzerliği anlatırken adını haftanın günlerine veren tanrı ve tanrıçalarını anlatmıştım. Öyleki haftanın her günü bir başka tanrıya tapınılır. Bunlardan Salı-Cuma arası olanlar İskandinav Mitolojisinde Tanrılaştırılmış kral soyu Türklerdir. Bugünkü Norveç Kralının da atasıdırlar (Bkz. Norveç Kraliyet Soyu). Pazartesi = Monday (İng.), Mandag (Norsk) Ay’a tapılır; Salı = Tuesday, Tirsdag (Odin’in oğlu Tyr = Türk’e tapılır), Çarşamba = Wednesday, Onsdag (Savaş Tanrısı Odin Kağan / Öden Ata’ya tapılır), Perşembe = Thursday, Torsdag (Balyozlu Gök Tanrı = Çanakkaleli Demirci Yiğit ve Odin’in oğluna tapılır), Friday, Fredag (Odin’in Karısı, Frig/Freya (Bereket Tanrıçasına tapılır ve doğumlarda yardıma çağrılır), Cumartesi = Saturday (Satürn), Lördag (Boy abdesti alma günü, arınma, yıkanma) ve Pazar=Sunday, Söndag (Güneşe tapılır).

    Kaynakça: İsmet Zeki Eyuboğlu; 2004, Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü, Sosyal Yayınları, İstanbul s. 678-679)”

    Aydınlıktan, begümşen ergenekon, 13mart.

    • H Gayret! Uzatmaya gerek yok! Adı üstünde Türki ye! “Ye” ne demek olduğunu biliyorsun değilmi? Bu yeme işlemini en iyi becerenler
      Sizin taptıklarınız tarafından siper olarak kullanılan çakma dış düşmanlar ve kendileridır.
      Hani Eyyyyyyy ABD! Eyyyy Biden! Niye diyemedi? Yoksa sesimi kesildi?
      Tabii Tabii onu gücü yeni döğum yapmış lohusa kadınlara ve bebeklerine yeter.. dilide CHP ve Kılıçtaroğluna yeter.
      Eyyyyyyyy H Gayret reis dilinimi yutu?

  10. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda Soykırım ve İnsanlığa karşı suç düzenlenmiş. İncelemekte fayda var.

    İKİNCİ KİTAP
    Özel Hükümler

    BİRİNCİ KISIM
    Uluslararası Suçlar

    BİRİNCİ BÖLÜM
    Soykırım ve İnsanlığa Karşı Suçlar

    Soykırım
    Madde 76- (1) Bir planın icrası suretiyle, milli, etnik, ırki veya dini bir grubun tamamen veya kısmen yokedilmesi maksadıyla, bu grupların üyelerine karşı aşağıdaki fiillerden birinin işlenmesi, soykırım suçunu oluşturur:
    a) Kasten öldürme.
    b) Kişilerin bedensel veya ruhsal bütünlüklerine ağır zarar verme.
    c) Grubun, tamamen veya kısmen yokedilmesi sonucunu doğuracak koşullarda yaşamaya zorlanması.
    d) Grup içinde doğumlara engel olmaya yönelik tedbirlerin alınması.
    e) Gruba ait çocukların bir başka gruba zorla nakledilmesi.
    (2) Soykırım suçu failine ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir. Ancak, soykırım kapsamında işlenen kasten öldürme ve kasten yaralama suçları açısından, belirlenen mağdur sayısınca gerçek içtima hükümleri uygulanır.
    (3) Bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında da güvenlik tedbirine hükmolunur.
    (4) Bu suçlardan dolayı zamanaşımı işlemez.

    İnsanlığa karşı suçlar

    Madde 77- (1) Aşağıdaki fiillerin, siyasal, felsefi, ırki veya dini saiklerle toplumun bir kesimine karşı bir plan doğrultusunda sistemli olarak işlenmesi, insanlığa karşı suç oluşturur:
    a) Kasten öldürme.
    b) Kasten yaralama.
    c) İşkence, eziyet veya köleleştirme.
    d) Kişi hürriyetinden yoksun kılma.
    e) Bilimsel deneylere tabi kılma.
    f) Cinsel saldırıda bulunma, çocukların cinsel istismarı.
    g) Zorla hamile bırakma.
    h) Zorla fuhşa sevketme.
    (2) Birinci fıkranın (a) bendindeki fiilin işlenmesi halinde, fail hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına; diğer bentlerde tanımlanan fiillerin işlenmesi halinde ise, sekiz yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur. Ancak, birinci fıkranın (a) ve (b) bentleri kapsamında işlenen kasten öldürme ve kasten yaralama suçları açısından, belirlenen mağdur sayısınca gerçek içtima hükümleri uygulanır.
    (3) Bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında da güvenlik tedbirine hükmolunur.
    (4) Bu suçlardan dolayı zamanaşımı işlemez.

    Örgüt

    Madde 78- (1) Yukarıdaki maddelerde yazılı suçları işlemek maksadıyla örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu örgütlere üye olanlara beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir.
    (2) Bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında da güvenlik tedbirine hükmolunur.
    (3) Bu suçlardan dolayı zamanaşımı işlemez.

  11. son cephanesini de kullandıysa eğer,
    bu konuyu değilse de havaya kalkan ellerin sahiplerini konuşmaya değer.
    f35 ten çıkarttılar yetmedi, şunu bunu yasakladılar yetmedi, güneyden elinin eteğinin çektirildiğini anlayan sırtlanlar nasıl diş göstereceklerini henüz bulamadı!
    yani mesele gezi meselesi yada iki ağaç değil kardeş 🙂 anlamadın mı.
    yani demem o ki, son kurşun boşa harcandı.
    hiç bir ülke kendi vatandaşını helak edip harcamaz. ancak vatan hainleri cezalandırılır.
    masum vatandaşlarımız ahha da orda sağ salim yaşıyor, zanaatlerini yapmaya da devam ediyorlar.
    keferenin derdi üzüm yemek değil zaten. ermenileri ise düşündüklerini hiç sanmıyorum.
    Fıratın doğusundan pılını pırtısını toplayıp gitmek zorunda kalmamak için her çareye başvuracaklarından şüpheniz olmasın.
    kimsenin de tek başına onları ordan kovmaya gücünün yetmeyeceğini de bildikleri halde..
    ee.. geriye ne kalıyor? ben diyeyim, korona da bile oynanabilen entrikalı tiyatro,
    sen de, taktik savaşları.
    (Yazarın: Yapılanı anlamaya çalışırken.. bölümü için yapılacak yorumları merakla bekliyorum)

    • benim anlayabildiğim kadarıyla olay şu: dünyada iki cephe var. biri demokratik batı cephesi, diğeri demokratik cepheye karşı her geçen gün yükselerek batı ülkelerini tehdit eden otoriter cephe. Çin ve Rusya cephesi. bu iki cephenin mücadeleci rekabetinde konuşulan farklı senaryolar var. bu senaryolardan biri çok korkunç bir planı anlatıyor ki, uygulama yeri ülkemizin de içinde bulunduğu ortadoğu bölgesi. büyük ortadoğu projesini bu plan dahilinde yorumlayanlar var. bu anlatımın gerçekliğini haziran ayında yapılacak NATO zirvesinde test etmiş olacağız. o yüzden bunun hakkında konuşmayı o tarihe erteleyip bu gün için şunu söyleyebiliriz;

      malum olunduğu üzere batı cephesi demokratik değerler etrafında toplanan ülkeler kümesini ifade ediyorsa Türkiye demokratik değerlere uymadığı için batı bütünlüğünün dışında algılanıyor.

      ama gerçekte hukukî bir takım bağlarla batı cephesinin bir parçası. NATO üyesi, AB üyelik hedefi olan ve bu yönde görüşmeler yürüten gümrük birliği vb. gibi başka anlaşmalarla İMF, AİHM vb.kurmuş olduğu hukuki bağlarla bağlı bir ülke.

      şimdi Türkiye hukukî olarak batı cephesinin bir parçası ama fili olarak çin rusya gibi batı değerlerinin dışında kalıyor. üstelik batının rakibi olan ülkelerle de bir takım hukukî bağlar kuruyor.

      abd lideri Biden da bu durum karşısında Türkiye’ye diyor ki: bak kardeşim bu işler çocuk oyuncağı değil. biz batı olarak çin gibi rusya gibi kuralsız kanunsuz hareket eden ülkelerle bir savaş halindeyiz. tamam şiddet yanlışı değilim mücadelemizi demokratik yollarla sürdüreceğiz dedim ama ne kadar demokratik de olsa neticede bu bir savaş yani. sen ise iki cephede de yer almak istiyorsun. hem NATO cephesindesin, s-400 alıp askeri iş birliği anlaşması yaparak hem Rus cephesindesin, Çin’e ihale verip swap anlaşmaları yaparak hem de çin cephesindesin. soykırım meselesi sana son uyarım. sana NATO zirvesine kadar müsade. batı değerlerine geldin geldin yoksa NATO üyeliğini askıya alırım serbest kalırsın. ondan sonra da kimin yanında yer alırsan al diyor. benim anladığım bu.

      eğir NATO üyeliği askıya alınma durumu olursa, işte o zaman bahsettiğim bop planını konuşabiliriz o zaman.

      • olum bak git çekiyor çekmesine de, kimin ayağı tökezleyecek dersen malesef ki planı procesi olmayan fena çuvallayacak.
        seni çukulatayla havuçla oyalarlarken, batılının birzamanlar eline alıp kalemi çizdiği sınırlar gibi,
        şimdide üsler kaleler kuruyor taa giritten yunandan moldovaya ukrynaya.
        kalemin çizdiği çizginin güneyinde 100 yıldır petrol çıkarırken elin oğlu,
        bakalım nato çizgisinin doğusunda kalan coğrafyada otmu bitecek diken mi?

      • Baran yukarda ender bey de şöyle diyordu:
        “Benim teorim de bu. Ancak bunu ispat edecek tarih bilgim yetersiz, o işi tarihçilere havale ediyorum.”
        Yani senin “olay” da bundan pek farklı değil yani:
        “dünyada iki cephe var. biri demokratik batı cephesi, diğeri demokratik cepheye karşı her geçen gün yükselerek batı ülkelerini tehdit eden otoriter cephe.”
        Bu önkabulde özellikle de “batı cephesinin demokratikliği” sence de biraz tartışmalı değil mi?
        Yani kime veya neye göre ve nasıl bir demokratikliktir bu biraz açar mısın?
        Aslında şu “malum olunduğu üzere batı cephesi demokratik değerler etrafında toplanan ülkeler kümesini ifade ediyorsa…”
        şartlı cümlen kendini ele veriyor zaten ama yine de bu önkabulünün dayanaklarını bi yazarsan sevinirim, daha çok 20.yy ait ezberleri sayıp dökebilirsin heralde?
        Bu kısım da epeyce bi zorlama olmuş sanki:
        “biz batı olarak çin gibi rusya gibi kuralsız kanunsuz hareket eden ülkelerle bir savaş halindeyiz. tamam şiddet yanlışı değilim mücadelemizi demokratik yollarla sürdüreceğiz dedim ama ne kadar demokratik de olsa neticede bu bir savaş yani.”
        Ee, ne anladık biz bu işten?
        Tencere dibin kara…

  12. Üstadım, çok güzel bir konuya temas etmişsiniz. 1980 larla karşılaştırır gibi bir haliniz var. doğru da bir analiz. Türkiye son 5-6 yılda görülmemiş bir itibar kaybı yaşıyor. Bu itibar kaybı ne diye soranlara, merkez bankasının rezervinin erimesi, doların 2-3 liradan 8 liraya çıkması, abd nin soykırım meselesini tanıması, neredeyse ne arapta kaldı dostumuz ne avrupada. birileri de çıkmış hala yeni türkiye diyor. eğer yeni türkiye buysa bıraksınlarda eski türkiyeye dönelim.Başarının yerini hiç bir mazaret tutmaz. yine mazaret gösterecekler; chp diyecekler medyadaki troller yine haykıracak bişeyler, bu trollerin yüzünden türkiye toz duman kimse bir gün sonrasını göremiyor. saygı duyan her görüşe saygılar.

    • Bahri bey “eğer yeni türkiye buysa bıraksınlarda eski türkiyeye dönelim.” demişsiniz; askeri vesayete doyamanız mı hala? İsterseniz yine başörtülü türk kızlarını saçlarından tutup yerlerde sürükleyelim, zorla başlarını açtırıp işlerinden atın! Güle güle!

  13. ””’Yapılanı anlamaya çalışırken
    Neden bu yıl? Ve, Beyaz Saray’da oturanlarda yerleşik hale gelmiş bir uygulamadan şimdi vazgeçilmesi ne anlam taşıyor?””
    Sn KORU başka sorular da sormak gerekmiyor mu ?
    ** Neden PATRIOT sistemi türkiye ye verilmedi ?
    ** Neden 50 bin tır silah surıyede teröristlere teslim edildi. ?
    ** Neden F 35 sisteminden çıkarıldık ?
    ** Neden Doğu akdenizde sana cephe açıp seni sahilde yalnız balık tutmaya mecbur
    bırakmak istediler ?
    ** Neden geçmişte san İHA bilgilerini yanlış verdiler.
    ** Neden PKK ya silah verdiler ?
    Daha okadar çok soru var ki .

    ””O girişimden vazgeçilmeseydi muhtemelen dünü yaşamazdık.””
    Tek sorunumuz SN gül gibi erivan da milli maç yapmadık diye mi ????

    • “Erdoğan ile Biden görüşmede, iş birliğinin genişletilmesi amacıyla birlikte çalışmanın önemi hususunda mutabık kaldı.”

      dünden beri nasıl bir iş birliği diye düşünüp duruyorum;

      “Ermeni tehcirini İttihat Terakki partisi yaptı yani bu günkü CHP’nin tarihi kökleri. bu soykırımcı CHP zihniyetiyle mücadele ediyorum ben, beni bu mücadelemde yalnız bırakmayın. bana
      destek olun birlikte kurtulalım bu CHP’den demiş olabilir mi acaba:)))

      Fethullah Gülen hocayı terör örgütü lideri yapıp dünyaya şikayet ettiğine göre CHP’yi kurtulunması gereken soykırımcı bir parti diye şikayet etmesi iştin bile değil, beklenir yani.

    • Zaten 2. Bir Allhın Lütfü için uğraşıyorlar!
      Fakat, bu sefer karşılarında 4 sene sonra doğacak bebek yok ve doğacağına dair bir garantileride yok.

  14. Eskiden bir Ermeni şehri olan bir yerde doğup büyüdüm. Şimdi orada Ermeniyim diyen kimse yok. Liseyi bir başka şehirde okudum, sınıf arkadaşım gerçek ismini bana liseyi bitirdikten sonra söyledi. Bir başka şehirde Almanya‘ dan gelen bir eğitimciler grubunun tercümanlığını yaptım, bir kilisedeki konuşmada, tesadüfen orada bulunan bir şahıs, biz burada gerçek dini ve etnik kimliğimizi açıklarsak hor görülürüz, demişti.

    Soykırım ifadesine karşı olabiliriz ama, Türkiye’nin, biz Türkler kadar, bu ülkede yaşayan diğer etnikten insanların da vatanı olduğunu kabul etmemiz lazım. Sadece lafta değil, bu insanlarında kendilerini bizimle aynı haklara sahip vatandaş olarak hissetmesi için gerekli ortamı yaratmak bizim görevimiz.

    • sayın Almanyalı türkiyeyi bilseydin heryerde çalan ÇAN seslerini duyduğunda acaba içinden neden Almanyada EZAn sesini duyamıyorum acısını hissedermiydin ? Senin yaşadığın Almanyada Yahudiler fırınlarda yakılıp sabun yapılırken Biz 7 yüzyıl önce onlara sahip çıkmış bir milletiz. hangi ülke kendisini arkadan vuran tebasını bir yerden bir yere nakletmemiştir. Sorarım size ?
      tarihi iyi okuyun .Onlardan çok onlar gibi olmayın !!!

      • Sayın Ahmet, tarihten günümüze gelelim. Bir tarikat Almanya sokaklarında milyonlarca Kuran bedava dağıttı. Bir hristiyan tarikat yarın Taksimde Incil dağıtamaya başlasa nasıl bulursunuz?

        • Yehowadan geçilmiyor bizim buralar almanyalı arkadaş, lazımsa damperli kamyonla incil dağıtılıyor en ücra köylere kadar, kitabını…

    • Ermeniler Anadolu’nun en kadim halklarından birisidir. Anadolu’nun her yerinde eser bırakmışlar. Türkler maalesef kıymetini bilemediler ve onları ölüme gönderdiler.

    • Almanyalı, harita üzerinde ankara merkez olmak üzere 1000km çapında bir daire çiziyorum ve bakıyorum; erivan dahil “Eskiden bir Ermeni şehri olan” bir şehir göremiyorum! Aksine tüm yerleşim birimlerinin ya adı türkçe ya da türklerin yaşamış olduğu yerler…

  15. Zahidin her ne kadar ta’nı firavan olsa
    Ana gam yemez idik zerrece irfan olsa
    Sıdk ile mezheb-i İslâm’da pûyan olsa
    Bize mülhid diyenin kendüde îman olsa
    Dahleden dinimize bari müselman olsa.
    Gerçi kim nefse uyup itmedeyüz sehv ü hata
    Bilürüz cürmümüzi itmeyiz inkâr asla
    Gam değil aybımızı söylese dâim âda
    Kâilüz hak söze biz gerçi Bahaî amma
    Bize mülhid diyenin kendüde îman olsa
    Dahleden dinimize bari müselman olsa.
    https://www.superhaber.tv/joe-bidenin-skandal-soykirim-suclamasinin-ardindan-abdnin-kanli-gecmisi-gundem-oldu-haber-335827

  16. Sayın Koru ,
    Yaşardık efendim. Adamların dertleri para. Dedelerinin bırakıp gittiği altın. Ermenistan a gidip maç seyretmek ile olmuyor bu işler. Tazminat ödeme lafını bir ağzınıza alın bakalım da görün nasıl yanaşacaklar ve kapınızı aşındıracaklar. dostane bir şekilde. Ermenistan bugün en yoksul ülkelerden biri. Eski ortağım oradaki müşterisini ziyarete gitmişti de gözlemlerini bu şekilde aktarmıştı bana.

    • Ermeni Soykırımı konusunda bilimsel araştırmalar yapmış olan Yektan Türkyılmaz: “Ermeni soykırımının faili olan İttihatçıların en büyük korkusu Ermenilerin toprak isteyeceği korkusuydu. bu günkü Türklerin en büyük korkusu da Ermeniler para ister korkusu. korkular akla hakim olmamalı” dönelim dahiliye nazırı Talat bey önde gelen bir ermeniye hitaben “size öyle bir şey yapacağım ki, bir daha 50 sene bir şey talep edemeyeceksiniz” deyip ardından da hakikaten dediğini yapmıştır diye anlatıyor.

      aradan yüz küsur sene geçmiş. kaç kişi belgeleyebilecek de tazminat davaları açacak. nazi katliamından sonra Almanya-da kaç dava açılmış. açılan davalar ülkeyi iflas mı ettirmiş?

    • Dedelerinin bıraktıkları altınlar ne oldu acaba? Evler, hanlar, hamamlar, topraklar? Kime miras kaldı? Birileri kendilerine miras mı aldılar? Ve ne hakla?

      • Bi tanesini ben biliyorum ender bey; hasan cemale dedesi cemal paşadan kalan boğazdaki yalısı, ermenilere aittir!
        Ha, bir de çankaya köşkü; çok şükür devletbaşkanımız o haram binaya oturmadı ve millet sarayını yaptırdık…

  17. Aylardan beri aramayan Biden’in , soykırım demeden bir gün önce RTE nı niye aradığı şimdi daha iyi anlaşılıyor .Her ne kadar görüşmede ‘ikili ilişkiler üzerinde görüş alışverişi yapıldı ‘ ve Hazirandaki NATO toplantısında ‘ biraraya gelme konusunda mutabık kalındı’ dense de görüşmedeki ana amaç Biden’in soykırım diyeceğini lisanı münasiple ve nezaketen RTE na bildirmek, belki de biraz yumuşatmak , biraz gönlünü almaktı .Muhtemelen ‘ kusura bakmayın , ben seçmenlerime söz verdim ; zaten ben de bir soykırım olduğuna inanıyorum , benim ifadelerim de aslında siyasidir, hukuki bağlayıcılığı yoktur ‘ gibi ifadeler kullanmış olabilir. Nitekim RTE nın ,dünkü iftar yemeğinden sonra bu konuya hiç bir şekilde değinmemesi de bu durumu teyit eder gibi görünüyor .
    Bu konuda bu güne kadarki 31 devlete nihayet ABD nin de katılması aslında çok fazla yadırganacak bir durum olmasa gerek , hoş olsa da elden bir şey gelmiyor ya !
    Ancak gerek , hemen hemen hepsi ‘soykırım var’ diyen Avrupa ülkeleri ve gerekse ABD nin bu konuda ne kadar ahlaksız, soysuz, şerefsiz, ve namussuz olduklarını , tarih boyunca yaptıkları sömürgecilik ve soykırım katliamlarını , bütün dünya alemce ayan beyan bilindiği gibi hepimiz ve herkesçe de biliniyor ; bunların hepsinin utanç dolu tarihleri adeta paçalarından akıyor!
    Sadece ABD , 28.5.1830 tehcir yasasından önce yani 1500-1830 tarihleri arasında , bilinen 57 Kızılderili katliamı ve yine tehcir yasasından sonra yani 1830-1911 arasında yine bilinebilen ,75 Kızılderili katliamı yapmıştır. Soykırım yöntemleri arasında sadece katletmek yoktur ; çiçek başta olmak üzere çeşitli bulaşıcı ve ölümcül hastalıkları bulaştırmalar , kısırlaştırmalar , çocukları ailelerinden alıp asimilasyona tabi tutmalar , bölgesel tecritler , zorunlu göçler gibi 7 değişik yöntem uygulanmıştır .Bütün bu katliamlar neticesinde bilinebilen 70 milyondan fazla Kızılderili yok edilmiştir . Tarihi böylesine utanç sayfalarıyla dolu olan bir ülke bu gün kalkmış bize iftira atıyor !
    Ermeni tehciri esnasında , tehcire tabi tutulan kişi sayısı ABD kaynaklarına göre 486 bin , bizim kaynaklara göre ise 428 bindir ; meydana gelen zayiat ise 56610 dur , bunun 10 bine yakını katledilmiş ,30 bine yakını ise çeşitli hastalıklardan , kış mevsiminin ağır şartlarından v.s. hayatını kaybetmiştir , geri kalanlar ise ya kaybolmuş veya başka ülkelere gitmişlerdir.
    Bunun bir soykırım olmadığı , ayrıca başkan Wilson’un talimatıyla ve içinde iki Ermeninin de bulunduğu bir heyetle iki aya yakın bir süreyle gerekli inceleme ve araştırmalar yapan 1919 daki Avrupa ABD kuvvetleri komutanı olan bir generalin raporunda da net bir şekilde belirtilmiştir .
    Bana göre kuru kuru bağırıp çağırmak , her zaman olduğu gibi havaya kılıç sallamak değil
    somut adımlar atmak ve etkileyici karşılıklar vermek şarttır.
    Aslında 12.10. 1492 tarihi Kızılderililerin soykırım günüdür , biz de bunu mecliste bir kararla soykırım günü olarak kabul edelim, elimizi tutan mı var !
    Veya ip nerde incelirse orada kopsun ,İncirlik’i kapatalım gitsin ! Türkiye , yedi düvel alçaklarını denize döktüğü 9.Eylül 1922 den çok daha güçlü , çok daha kudretli , çok daha kuvvetlidir ! Yeter artık yahu !!!!
    Herkese selamlar , saygılar

    • Amerikan yerlilerine “kızılderili” şeklinde ırkçı bir söylemle ad vermeyelim lütfen. Türklere “kahverengi derili” deseler çok hoşunuza gider mi?

      • Hayret yaa! O yerlilerin ülkelerinin ismi yokmuydu da Amerika olarak değiştirildi, ey Ender adam? Demek ki neymiş isim değiştirenler hep varmış. Ermenilerin Yunanlılarınki hak ta o yerlilerinki hak değil mi Ender ve nadir adam? Türkiyeyi kültür katliamı yapıyor, her yerin isimlerini değiştiriyor, insanları Türkleştiriyor diye suçlayan sizlerin Ulus devlet modasını dünyaya kabul ettirenler ile hiçbir sorunu yok, Amerikayla hiç bir sorunu yok! Teorisyen Ender adam siz gerçekte Türk müsünüz?

  18. Ermeni diasporası her daim ve koşulda milletinin menfaati için yıllardır çırpınıyor.
    ya bizim diasporamız ülkesini yönetimini arkadan vurup nefret kusuyor. Bizim ki bunu yaparken elin gavuru ne yapmasın . Hele hele bu ülkede yaşayıp bu ülkenin ekmeğini yiyen HDP ye ne demeli soykırım mış da onunla yüzleşmeliymişiz.
    Yazık size yazık nankörler yediğiniz içtiğiniz haram olsun .Elin ermenisi seni arkadan vururken bacını cocuğunu kızını öldürürken , kadınlarının ırzına geçerken seni korumaya çalışan bu ülkeye yaptığın ihanet unutulmayacak .

    • HDP bu ülkenin ekmeğini yiyen bir sığıntı değil. Milyonlarca vatandaşın oy verdiği bir parti. O vatandaşlar da çalışıp kendi ekmeklerini kazanıyor. Siz onların ekmeğini yiyor olmayasınız?

      Bu ülkeye yapılan en büyük ihanet bu ülkenin yerleşik milyona yakın vatandaşını toplu halde ülkeden sürmektir. Bununla yüzleşmedikçe de kimse huzur bulmayacak.

  19. “O girişimden vazgeçilmeseydi muhtemelen dünü yaşamazdık.”

    kusura bakmasin yazar ama hayal gormeye devam ediyor..a.gul ile kisa gezisini fazla abartiyor..

    osmanliyi arkadan vuran ermenilerdi, daha azarbeycan la olan gecmisleri, yaptiklari katliamlar ortada ..bugunkulerin farkli hareket edecegini beklemek ham hayalden ibaret..

    ‘domuzdan post gavurdan dost olmaz’ tabiri herhalde en cok ermenilere oturuyordur..

    dun de hain bir millet idi bugun de..
    sasarim sasiranlara..

    • Irkçı söyleminizden dolayı sizi kınıyorum. Ermeniler toptan hain ilan ediliyorsa buna faşizm ve sonunda yapılanlara da soykırım denilir haklı olarak. Türkiye’de yaşayan birkaç bin Ermeni kardeşimizi de birinci sınıf vatandaş olma hakkından ve güvencesinden mahrum bırakır.

      İsyan eden sayısını bilmediğimiz az sayıda Ermeni’den dolayı Türkiye’nin her yerinden Ermenilerin toplanıp sürülmesi son derece vicdansız, insanlık dışı bir eylem olarak tarihe yazıldı. Bunu bu yüzyılda hala savunuyor olmamamız gerekiyor. İnsanlıktan az nasibimizi aldıysak. Milyonlarca Suriyeliyi kabul eden ve bunun için takdir edilen Türkiye’ye yakışan, bu konuda geçmişine bakıp bir muhasebe yapmak ve hesap vermektir. Eğer bu vicdansız eylemleri hala savunuyorsak nasıl birbirimizin ve diğer insanların yüzüne bakabiliriz?

      • Tam bir FETO ağzı tam bir HDP ağzı . 300.000 Ermeni kandırılıp vatanın ı arkadan vurup bacılara eşlere tecavüz edilirken çoluk çoçuk katledilirken ne yapmalıydı osmanlı .Aferin devam mı et diyecekti. Kimin mezhebi bunu kaldırır . Biraz insaf biraz izan .

        • 300 bin Ermeni de kandırılsa bu 1.5 milyona ceza kesmeyi haklı kılmaz. Buna ırkçılık, faşizm, ve nihayet soykırım denir. Kaldı ki isyan eden Ermeni çok az sayıda ve savaş bölgelerinde. Ankara, İstanbul, İzmir, Konya’daki Ermeninin suçu ne? Bu ırkçı bir karardı ve hala başımızı ağrıtıyor.

      • Birinci paragraftaki ifadelerinize ben de aynen katılıyorum .Ancak ikinci paragraftaki açıklamalarınız bütün samimiyetimle belirtmek iterim ki külliyen yanlış ! Lütfen konuyu çok iyi araştırın ve inceleyin .Bu güne kadarki yorumlarınıza bakarak bu konuda bu derece boş olmanızı – belki de kasıtlısınız – doğrusu büyük bir hayretle karşıladım !
        Selamlar , iyi günler

  20. “Uluslararası ilişkilerde güç dengesi farklı özellikler üzerine oturuyor. ‘Güçlü’ bilinmek ya da hiç değilse öyle görünebilmek için dört dörtlük bir demokrasiye sahip olmak gerekmiyor; Çin gibi, Rusya -veya öncüsü Sovyetler Birliği- gibi ülkeler de ‘güç’ kavgasında dikkate alınmayı başarabiliyor.” devlet gelenigimiz gecmiste istişari bir yapiya sahipti, simdi ise demokrasi geleneği var. dolayisiyla guçlu olmak icin guclu bir demokrasi ve hukuk sart.

    • mutlaka öyledir ama bir haklı olmanın kazandırdığı güç var, bir de haksız olunan durumlarda kullanmak üzere elinizde tuttuğunuz kartlar vardır. mesela ben son iki senemi iktidarın mutlaka güvendikleri bir şeyler vardır diye düşünerek geçirdim. şimdi bakıyorum güvendikleri hiç bir şey yokmuş. şöyle bir etrafa bakınca Devlet Bahçeli’den başka güvenebilecekleri kimseleri olmadığı görünüyor.

      halbuki bir devletin suçlamalar karşısında kendini savunabilaceği bir çok argümanı olması gerekir. demekki hükümetin kör bir inkardan başka hiç bir savunma argümanı yokmuş. olmadığı gibi ülkemizi dünyada suçlu duruma düşüren argümanlar biriktirmekten başka hiç bir şey yapmamışlar mı acaba diye düşünmeden edemiyor insan.

      • iceride guclu olan disarida guclu olur. uzun omurlu devletlerin hepsinde. ya bir istişari yapi yada donemine gore bir demokrasi vardir. basit dusunelim. rusya da tam bi demomrasi islemiyor. putin suan olmazsa rusya nin hali nice olur. oysa rusyada tam demokrasi olsa putin olsada olmasada rusya nin gucu degismezdi. hatta daha guclu olurdu. demokrasi ve hukuk vazgecilmezdir.

  21. Joe Biden, Erdoğan’ın imdadına iyi yetişti ve gündemi değiştirdi.
    Zaten AKP’ye hayat suyu veren, Dış güçler içerde en fazla sıkıştığı bir dönemde, Hızır gibi yetişiyorlar. Hemde telefon etmedi etmedi 23, Nisanda telefo edip 24 nisanda ne konuşacağını söyledi.
    Bizim kiler ne konuştuklarını dahı gizlediler. Belkide seviçten unutmuşlardır.

    • Nurdan abla gündemin ta kendisi bu konular. soykırım meselesi ve NATO zirvesi. Türkiye kendi gündemine hapsolmuş bir ülke, artık gündem dışına çıkamaz kolay kolay.

      • Evet, Baran bey, hakkısınız! Bizde erdoğan demek ile Gündem demek aynı anlam taştyor. Tıpkı 15 Temmuz 2016 Allahın bir LÜTFÜ gibi 2. Bir Lütf içinde 23 Nisan telefon ile garantilendi.
        Şu anda değil 1 gün 1 saatlık dahı bu tip LÜTFÜ’lara ihtiyaçları var iken, Joe bunlara bir günlüğüne dahı olsa gündemi saptıran Allahın Lütfü’nü hediye etti.

        Bir bakımadan iyi oldu.
        Havuz tarafından ABD tarihi allak bullak edildi.
        Erdoğan’a Helal olsun, Türkiyeye muazzam bi yalan makinesi icat etti.
        O makine Değil ABD tarihi Dünya tarihini dahi alak bulkak eder!
        Eyy hatırlarsanız koka kola fabrikasının açlışını yaparken milli içeceğimiz Ayran ile övunmesinin sebebi’de şimdi daha iyi anlaşılıyor.
        Her halde ayranın çalkanalak yapıldığını Biliyorsunuzdur.
        Çalkalamak, Karıştırmak. Türkiyede iyi rant yapiyor. Gergerlioğlunu dahı terõrist yapacak kadar güçlü YERLI VE MILLI BIR AYRAN MAKINESI.

  22. Ukraynayı sattılar,
    Gürcistanı sattıkları gibi.
    Ermenileri sattılar,
    Kürtleri sattıkları gibi.
    Kendini satanı alır satarlar.
    Önce kendilerini sattılar,
    dinlerini, vatanlarını, kardeşliği,
    sonra kendilerini.
    El atına binen çabuk inermiş!
    Onun bunun kucağına oturup büyümek de neymiş?
    Rusun kucağına oturunca adam mı oldun?
    Fransızın kucağında aslan mı oldun?
    İngilizin, Almanın aklıyla buraya kadar…
    Hala da oturmaya doyamadın,
    doyamıyorsun!
    Küçüldükçe küçül ve yok ol!
    Önce efendi türkün önünde diz çökün ve ihanetleriniz için özür dileyin!
    Satılmışla yoldaşlık olmaz.

  23. Savaş sırasında tarafların birbirine zarar vermesi olağan bir durum ama savaş haricinde Ermeni sivillere organize bir şekilde yapılan şiddetin sebeb olduğu ah ve lanet 1 asırı aşan bir zamandır yakamızı bırakmıyor. Belki spiritüel bir yaklaşım ama burada kısa süreli olumlu umut veren her şeyin dikiş tutmamasında bu ah’ın da önemli derece de etkili olduğuna inanıyorum. Ermeniler zanaatkar becerikli bir milletmiş. Belki buradan sürülmeselerdi sanayi gelişimimiz şehirledeki estetik vaziyet ve diğer ilerlemeler de farklı olacaktı. Örnek isteyene tek başına Sevan Nişanyan’ın imza attıkları yeter. Hrant vakası zaten sözü bile edilemeyecek açık bir katl. Allah sonumuz hayretsin.

    • Nişanyanın yaptıkları da katliam değilse de vandallıktır, tarihi yağmacılıktır, beleşçiliktir keke!
      Kaçakçı ve kanun kaçağıdır da…

      • Atıf bey haklı, ender bey de haklı, ahmet bey de haklı!
        Bi ekleme ya da düzeltme yapayım:
        Atıf beyin suçladığı, bin yıllık dostumuz olan ermeni halkından ziyade rusların güttüğü kafkas kökenli taşnak/hınçak ermeni komitacıları ve onlara destek vermiş(fransız aklıyla) kimi yerel unsurlardır…
        Yoksa bizansı yendiğimizde alpaslanın ordusunda türk, kürt ve ermeni hep birlikte savaştık küfre karşı! Çanakkale şehitliğinde zabitlerimiz kucak kucağa yatıyor; ermenisi, yahudisi, kürdü, türkü…
        Rahmetli patrik “biz de islam milletinin bir parçasıyız” demişti, nur içinde yatsın!

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız