Korkuların hakim olduğu bir ülkede yaşamayı kim ister? ben istemiyorum…

79

Eskiden sağda-solda hakkımda çıkan haberler ve değinmeleri merakla takip ederdim; çoktandır o alışkanlığımı kaybettim. Bir dostum arayıp uyarmasa son haberi de ıskalayabilirdim.

İnternet siteleri benim TV5 ekranlarında sarf ettiğim birkaç cümleyi bir yazarın attığı Twit’i de yanına ekleyerek haberleştirmişler.

İnternet sitesinde haberin verilişi…

Geç kalmışlar, ama iyi de yapmışlar.

Ne demiştim, hatırladığım kadarıyla tekrarlayayım

Daha önce KTV ve Halk-TV‘de yaptığı programını yakınlarda TV5‘e taşıyan Çağlar Cilara beni ilk programına davet etmişti. Haftalar önce -6 Ocak tarihinde- karşısına oturdum, genellikle siyaseti konuştuk. Bir vesileyle FETÖ konusuna da söz geldi. Ben de, daha önce defalarca burada da dile getirdiğim yaklaşımımı orada tekrarladım. “15 Temmuz uğursuz girişimine katılan, katılanlara talimat veren, 250 kişinin hayatını kaybettiği olayı tasvip eden kimler varsa yargı üzerlerine elbette gitmeli” dedikten sonra, vaktiyle ‘Cemaat’ veya ‘hizmet hareketi’ diye anılan yapıya bu özelliğine bakarak kapılmış, katkıda bulunmuş, darbe olayına hiç de olumlu bakmayacak kişiler, hele yollarını da ayırmışlarsa, böyle olanların üzerine gidilmemesi gerektiğini de söyledim.

Hiç de şoke edici sözler değil söylediklerim…

Kararlarıyla dünyayı kana boğan, 60 milyon insanın öldüğü İkinci Dünya Savaşı’nın sorumlusu olarak Nazi dönemi yargılandı Almanya’da; ancak hesaba çekilenlerin sayısı birkaç yüzü geçmedi.

Bunu da sözlerime ekledim.

Reklam

Geçmişte haksız yere gadre uğrayarak cezaevinde kalmış bir yazar, attığı Twit’te, “Başka ne kötülük yapılmasını bekliyor acaba?” sorusunu bana yöneltmiş…

Kötülerden her türlü kötülük beklenir de, kendisinin başına geçmişte gelmiş kötülüğün bu günlerde başkalarının başına da gelmemesi dileğimdi o programda dile getirdiğim….

Olanlara yakından bakıldığında…

Çizginin bir yerde çekilmesi, onun da doğru çekilmesi gerekiyor. Çizgi yanlış yerden çekildiğinde, yani suçluların yanına masumların da gönderilmesi sonucunu doğuracak bir genelleme ortalığa egemen olduğunda, bundan yalnızca mağdur olduğunu hisseden kişiler değil bütün toplum ve ülke zarar görür.

Bugün böyle bir durum var mı?

Var olduğu devletin tavrından da belli: 15 Temmuz sonrasında ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) döneminde çıkartılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) sonrasında darbe girişimi ile bir biçimde irtibatlandırılarak görevlerine son verilen bazıları, bu yoldaki şikayetleri değerlendirmesi için oluşturulmuş bir komisyon tarafından haklı bulunmadı mı?

Gözaltına alınıp tutuklu yargılanmış bazıları da mahkemelerce beraat ettirildiler…

Onlara karşı yapılanların yanlışlığını komisyon ve yargı kabul etmiş olmadı mı böylece?

Reklam

Dertlerini anlatacak durumda olmayan kim bilir daha niceleri var…

15 Temmuz uğursuz darbe girişimi ile ilintilendirilerek tutuklanan ya da görevden alınan insanlar yanında onların aile fertleri, yakınları, hatta selamlaştıkları, telefonla görüştükleri de ülkedeki havadan olumsuz etkileniyorlar.

Suçun şahsiliği hukuk ilkesi çok kere göz ardı edilebiliyor.

Böyle ortamları seven ‘sayın muhbir vatandaşlar’ da daha ilk günden görev başındalar zaten.

Hayatlarını idame ettirecek imkanlardan mahrum kalan kişiler, aileler ile çocuklar bile var bu yüzden.

Kendilerinden söz edilmiyorsa da var bu tür insanlar…

Hukukta temel kurallardan biri de, bir kişiye haksız davranıp yanlışlık yapmaktansa çok sayıda kişinin hataları görmezden gelinebilir kuralıdır. Adalet masumu suçlu haline getirip haksızlık yapmamaktır aynı zamanda. ‘Masumun ahı’ üzerine dilimizde sayısız deyiş vardır.

Benim hatırlatmaya çalıştığım da budur.

Almanya’da ne yapıldı?

Naziler ile hesaplaşılması sırasında, Almanya ve o ülkedeki işgal güçleri, iki şıkla karşı karşıya kaldı: Hitler‘in peşine düşen herkesi işlenen suçlardan dolayı sorumlu görmek veya doğrudan sonucu kanla ödenmiş karar mekanizması içerisinde yer almışları yargılamak…

İkinci yol tercih edildi.

Diğerlerini yeniden kazanmak için özel programlar uygulandı Almanya’da…

Yanlış mı yapmış oldu bu yolu tercih edenler?

Bugünkü Almanya’ya baktığımızda yanlış yapmadıkları anlaşılıyor.

FETÖ adı verilen yapıyla mücadelede de bir çizgiye ihtiyaç olduğu açık. Lider konumunda olmayan, çoğu yalnızca bayrağımızı uzak diyarlarda dalgalandıran eğitim faaliyetlerine bakarak hareketlenmeye katılmış sıradan insanları, muhbir olmaya zorlayarak değil, nedamet noktasına getirerek kendi vicdanlarıyla baş başa bırakmayı daha doğru bir yöntem sayıyorum.

Ülkemizin bugünü ve geleceği açısından da doğru olanın bu yöntem olduğuna inanıyorum.

Kısacası, daha fazla kötülükten değil daha fazla iyilikten yanayım.

Çıktığım son televizyon programına sorulması için gönderilen sorular arasında benim hapse düşmekten korkup korkmadığım da vardı. Korkmadığımı söyledim.

Ülkemin, insanlarının korkularla yaşadığı bir ülke olmasını arzu etmiyorum.

Çok şey mi istemiş oluyorum?

ΩΩΩΩ

79 YORUMLAR

  1. Bu sayfanın yorumcuları dikkatinizi çekerim. Devletimize ve devlet büyüklerine karşı suç işlediği iddia edilenler ve muhiplerinden söz ederken Fehmi Koru ve Süleyman Karagülle’ den ders alalım. Dikkat ediyorum Karagülle ve Koru çok özenli bir dil kullanıyorlar. Karagülle Gülen diyor. Koru’ da en fazla “FETÖ adı verilen” diyor. Hakaret ve aşağılama biz müslümanlara yakışmıyor. Bir sevabı da yoktur.

    • İsterseniz “Hoca efendi” diyelim.
      Yahu şu adam şu an ABD ile beraber ne yapıyor sizce .
      Ne zamandır hainiği bu kadar belgelnmiş bir kişiye saygı gösterin diyecek kadar azıyı ele aldınız.
      Sonra da bakarsanız herkes mağdur ve hiçbirşey yapmamış
      Yeter artık.Arsız darbeciler gibi insanların zekaları ile dalga geçiyorusnuz.

  2. Bu iftira haberi yapan ARDA AKIN’ın FETÖ’ye destek vermekten dolayı gözaltına alındığından ve halen tutuksuz olarak yargılandığından haberiniz var mı? Bu haberden sonra üniversitedeki kripto fetöcü rektör talimat üzere beni 3 kez sürgün ettiğinden de herhalde haberiniz yok. Kısacası FETÖ’nün basın ve üniversite ayağı üzerinden kumpasa uğradım ve itibarsızlaştırılmak istendim. Siz de tam da tekzip edilen bu uydurma haberle FETÖ’nün algı operasyonun tuzağına düştünüz. Haberde geçene YL öğrencisinin iftira ve ölümle tehdit etmekten ötürü de hapsi cezası yediğinden de tabii ki haberiniz yok. Ama bu haberi yaymakla hakkımda suizanda bulunmaktan da çekinmiyor sunuz.

  3. Yani aşk olsun Fehmi Bey, sen kalk hukuk, akıl, tarih vs. gibi bir kısım değerlerden ucundan da olsa bahset. Sonra da bu kadar uzman trolden bir yığın vaaz dinle. Demek ki arkadaşlar en küçük gerçeklerin söylenmesinden fena halde korkuyorlar ve bu kadar trolü de bunu bastırmak için seferber ediyorlar. Ancak işin kötüsü bu masallara (hikaye demiyorum, o düzeyde değiller) inanan, yada inanır gibi yapan koca bir kitle var. Sanmayın sadece AKP muhipleri ve Perinçekseverler inanıyor. Solcusu, Cumhuriyetçisi, tarikatçısı, muhalifi, milliyetçisi vs. de inanıyorlar. Harika bir “the cemaat” tahlili olmuş. Bence Yeni Türkiye’ye de yakışmış. Gerçi eski Türkiye’de kısmen böyleydi de bu kadar dominant değillerdi. Bu ülkede bilim, adalet, sanat vs. gibi lüks metalara ihtiyaç yok. “Kürtaj Dede” düzeyinde söylemler ve “Reis yoluna ölürüz” lafları yeter. Fehmi beyin bir kısım şeyleri hatırlatması bile Rus muhibbi dostlarımızı fena kızdırmış. Eh bizim 400 yıllık düşmanımız Amerika ya, ve sanki ceza aldığında ABD konsolosu tarafından ziyaret edilen Belediye Başkanı rahmetli babamdı. Maaşlı ve gönüllü troller üfürdükçe üfürüyor. Bütün ülke medyası da bunların elinde nasıl olsa.
    Son bir istirhamım Editörden. Şayet yorumumu tamamen yayınlamayacaksanız lütfen hiç yayınlamayın.

    • Yorumunda yayınlanmayacak ne var ki? Her gün benzer her yerde olan onlarca istemezük, beğenmezük, anlamazuk, cümleleri derlemişsin yine. Duyan önemli bir şey söyledin sanacak.

    • Öncelik teknoloji üretmek. Bilim devasa alanları olan engin bir konu. Bilimi takip etmek lüks değil, bizzat ihtiyaçtır. Başkalarınin ne yaptigini anlayacak kadar bilimin icinde olmak önemli. Ancak her konuda bilim yapacağım dersen zaten paran yetmez, yeter mi? Seçimli olmak zorundasın. Ülkenin ihtiyaç önceliklerine göre bilim yapmak ve tatbikatta işe yarayacak bir şeyler üretmek önemli. Devlet üretici olma konusunda icabında rehberlik yapmalı. Fabrika kurmalı, işi ehline vererek adam gibi randımanlı çalıştırmalı. Bilim adına bilim yapma dönemleri de ekonomi geliştikçe gelecektir. Bilimsel araştırma yapacak bilimsel araç-gerek henüz yapamıyorsan o eksikliğini gidermen en öncelikli konular arasında olmalıdır. The cemaat tahlilleri yalan yanlış ise the cemaatçiler işin aslını ortaya koysun, millet öğrensin. Onlar, evel-ezel sessiz kalmışsa, olmuş somut olaylar karşısında başkalarının spekülasyona başvurması doğal değil mi? Tahlil sonuçlarını kabul etmek ağır geliyorsa yapılacak şey somut bilgilerle spekülasyonları geçersiz kılma yoluna gitmektir…

  4. Meşru-Gayr-i meşru darbe farki.
    Erdogan’in yaptigi, Trump’in yapmaya calistigi turden darbeler meşru oluyor; geri kalanlar da gayri meşru.

  5. Fetöcü polislerin yasadışı telefon dinlemeleri sorulunca “benim korkum yok” diyen zamanın cumhurbaşkanı gibi, abdestinden şüphesi olmayan biri hapse girmekten niye korksun ki? Almanyanın bugünkü haline bakınca; hitler dönemindeki suçlu sorumlu nazi kadrolarının yeterince kapsamlı yargılanıp cezalandırılmadığı apaçık görünüyor. O yüzden otoritesine kurban olduğum güneydeki sevdiğimiz ülkenin yaptığı gibi taa latin amerikalardan 90-100 yüz yaşına bile gelmiş olsa fetöcü teröristleri paketleyip paketleyip ülkemize getirerek yargılamalıyız. İtirazı olan?

  6. Moon tarikatının ana akım medyada ismini duymuş olabilirim. Ancak, öncelkli konular arasında ilgilenip araştırmadığım yığında kaldı. Didem hanım aşağıda söz konusu edince internete söyle bir bakayım dedim. Wikipedia’da alıntılanan söylemlerinden örnekler var. Biri oldukça ilginç. Nasıl bir psikoloji ve ruhiyatta söylenebilir böyle şeyler muamma. Ancak, biri Tanrı’dan ne anladığı konusunda dokunuyor…..
    “I can believe the things even God can’t believe. I can do things even God can’t. That’s why God hated me more than Satan hated me”
    (Türkçeye şöyle tercüme edilebilir: “tanrının inanmadığı şeylere ben inanabilirim. tanrının yapamadığı şeyleri ben yapabilirim. İşte bu yüzden tanrı, şeytanın benden nefret ettiğinden daha fazla nefret etti”)
    Ancak, ihtiyaç olan inanç, taraftarlarınca onun maddi yönden ihya edildiğine göre para-piyasa tanrısı Moon’dan pek nefret etmişe benzemiyor. Eminim bu Moon insanında yaşadığı hayat serüveninde dini açıdan samimiyet vardı (arkasında milyonlarca veya milyarı aşkın büyük bir maddi kaynak bırakarak 2012 yılında zamanı dolmuş o da ölmüş). Bir zamanlar samimi olarak inandığı İnanç kırıntısı acaba Allah’ın rahmetine kavuşmasına yettti mi?
    İnanç, insanın kendi kendini samimiyetle kandırabildiği alanlardan biridir. Ülkemizden çıkan the cemaat gurubu için de benzer şeyler söylenebilir. Benzerlikler var, dini olarak feyiz alanları, ülkemiz insanlarının feyiz alanıyla çakışan ortak feyiz alanı. Kuran, insanın zayıf alanlarını ifade ederken dikkatli ol ilahi tenbihini eksik etmez. Amerika, (genel anlamda Batı) bilimin en önemli rehber olarak alındığı bir yer olduğu için insanın zafiyeti eşyanın tabiatı açısından bellidir, bunu bilir. Ve bu zafiyetinden istifade ederek araç olarak elverişli ne görürse kullanabilir. Niye kullanır? Kendisinde de zafiyet vardır, zafiyetlerden önemli biri güvensizlik duygusudur ki kendini bundan kurtarıp yarınından güvenli olmak ve bunun için avantajlı duruma gelmek için kullanır; kullanılmamak için kullanır. Okumaya önem veren “the cemaat”in her geçen gün genişleyen tabandaki etki alaninı görmüş olmak, Amerikanın bunun zirvesini potansiyel bir araç olarak görmesi doğaldır, hatta eşyanın tabiatı gereğidir. Sen, bu konuda kullanacak kadar ileri görüşlü ve akıllı olamadıysan (yıllarca uyumuşsan) başkaları önünü açarak bunları kullanır ve hatta birden fazla amaç için kullanır. Ve bunun bir zararı sana da dokunur (15 Temmuz!). Amerika’nın kendisini güvensiz hissetmesi kronik bir vaka (ve bu insan için olan genelleme dahilinde), Sovyetlerin dağılmasından sonra durum biraz rahatlamasına sebep oldu ama, fırsat bilerek yeni dünya düzeni sloganıyla dünyayı kendi görüş, menfaat ve felsefelerine göre birleştirmek için kolları sıvadılar…
    Dağılan Sovyetlerin fraksiyonlarını etki alanlarına cekmek güvensizlik duygularını azaltacağı için Turki Cumhuriyetlere nufuz uzantıları dahil bir çok konuda kullanmağa elverişli bir araç, halihazırda bir NATO aracı olan Turkiyeden neden çıkmasındı ki? Tabi 11 Eylül olaylarından sonra rusların oluşturduğu güvensizlik bir yana itildi. “Vay be! Ortadoğu ve müslümanlar bizim için daha öncelikli konu” dediler (güvensizlikten kendini acındırıp duran İsrail bağlantısı için de bu uygundu)…. Bu açıdan Türkiye de hedef oldu. Araç konusunda etki alanı büyümekte olan biri RTE gözlerine ilişti…. Dini gözlüklerimi takınca bunları görebildim. The cemaat diyalog için ortaya atıldı. Diyalog laykıyla yapabildiğin sürece iyi ama, buna hazır mısın? Akıl-iman seviyen buna yeter mi… Yetmediğinin en bariz göstergesi olan tarih 15 Temmuzdur.

  7. Asil suc 1400 yıl geç kalmış olmak.
    Kendini “mehdi ilan eden” kisinin asil sucu, 1400 kusur yıl geç kalmış olması. Yoksa, bırak mehdiyi, kendini peygamber ilan edip, milyarları a$an ‘takip’cisi olurdu.

  8. Sn Koru son günlerde seyredip tanık olduğumuz en kayda değer proğramdı.Herkesin bildiği ancak
    dile getiremeyip vicdan azabı çektiği bu konu ülkemiz için en önemli konulardan biridir. Binlerce
    mağdur olmuş insanın hayatı kararmış ve çaresizliğe itilmiştir.Kanayan bir yara olup toplumsal barışımız için acilen çözülmesi gerekmektedir. Düşünün türkiyenin en değerli üniversitelerinden mezun olup aylık 200 dolar maaş alarak dünyanın bir ucuna allah rızası için görev yapmaya gideceksin darbenin D sinden haberin olmayacak sonra terörist olarak içeri tıkılacaksın. Bu mu adalet.
    öbür tarafta tüm imkanları önlerine sereceksin okullarını açacak , bankalarına izin vereceksin her istediklerini yapacaksın ama masum olacaksın.Yok böyle bir adalet.
    Devletsen eğer tehlikeyi sezeceksin , verilen raporları sümen altı etmeyeceksin.
    Nazi benzetmesi son derece uygun olmuş.

  9. Feto mağdurları konusunda kafamdaki en ağırlıklı soru işareti; görünüşte hiçbir suçu olmayıp da işinden atılan insanların o makamlara gelirken feto referansı kullanmış olma ihtimalleri, KPSS sorularının ellerine geçmiş olma ihtimali,devlette daha üst mertebeye erişmiş olan abilerinin desteğiyle kadro bulmuş olma ihtimallerinin varlığı.

    • Devlet ele bakar. Suç varsa cezalandırır.
      Bulunamamışsa masum görülür.
      Acabalarla hareket edilmez.
      Ama içlerinde böyle olanların ihtimaliyle masumlar cezalandırılmaz.
      Oyle kişiler mahkemei kübrada da olsa hesap verecekler.
      Şimdi binlerce mağdur var kesin
      Her Müslümanın F.Koru gibi olması gerekir
      Olmayanda dilsiz şeytandır

      • Zekeriyya bey demek istediğim belki işinden uzaklaştırılanlarla ilgili mahkemede kullanılamayacak deliller vardır. Belki o kişilere o sorular devlet eliyle verilmiştir, belki o geldikleri makamlara fetöcü oldukları için getirilmişlerdir kamuoyuna açıklanmayan açıklandığında yapılan icraatten daha büyük ses getirebilecek vukuatlar yaşanacağından olay kurunun yanında yaşda yanıyor basitliğinde sürdürülmek isteniyordur. Açığa alınanların objektif bir ortak bulgusu yok netice itibariyle. Çocuğunu feto kolejine yollayan herkes açığa alınmamış kimi de yolladığı için açığa alındığını söylüyor demekki açığa alma ile ilgili bilmediğimiz başka şeyler var. Ben 1996 yılında yapılan ösym sınavında şike yapıldığından %100 eminim şahsen. Ama fetöcüler mi yaptı başkalarımı yaptı bilmiyorum. Şahsi menfaati için, terfi için, ihale için her kim gidip cemaatçi olduysa bedelini ödesin, cemaatinin güçlenmesi ve söz sahibi olması için illegal faaliyetlerde bulunmuş olanlar onlarda hakettikleri cezaları çeksinler lakin sadece Allah rızasını gözetip, o yolu Allah rızasını kazanma yolu olarak gören, özellikle alt tabakadaki samimi olanlar da aklansın. Burdaki adaletsizlik imajının asıl kaynağı onlara o soruları verenlerin, o sorular çalındığında sessiz kalıp onaylayanların, ihalelerin haksız olarak onlara verilmesine izin verenlerin bugün yargılanmıyor oluşlarıdır.

  10. Sayın Koru Nazilerle Fetöcüleri değil Almanya’nın Nazilerle Türkiye’nin de Fetöcülerle hesaplaşmasını karşılaştırdı. Bence doğru bir karşılaştırma.
    Sayın Koru, DW.com’da Nevşin Mengü ile söyleşisinde çok yüksek bir performans gösterdi. Konulara hakim oluşu ve üslubu ile çok inandırıcıydı. Bu konuşmayı izlemesini herkese tavsiye ederim. Kendisinin yazılarında değindiği, tv kanallarında dile getirdiği konular, ülkenin tekrar huzura kavuşması için olması gereken ve demokrasiye inanan herkesin de birleşebileceği ortak noktalar.

  11. Gerçekleri görmek
    Gülen, Demirel tarafından eski Sovyetler’de okullar kurup İngilizce öğretmek için görevlendirildi. Sonra Ecevit onu destekledi. Sonra Erdoğan onu destekledi. CIA onu kullandı. Erbakan gidince AK Parti’nin de Gülen’in de görevleri bitti. Sermaye şimdi onları çatıştırıyor ve İslamiyet’e saldırıyor. Sermaye’nin ajanları operasyon yapıyor, karşı tarafa fatura ediyor. Böylece zulüm devam ediyor. İkisini de Sermaye öyle hale getirmiştir ki ister istemez faturayı ödemek zorunda kalıyorlar.
    Gerçekler bunlardır. Peki, çözüm nedir?
    Burada yazmakla çözüm bulunmaz. Buna ancak Harp Akademisi çözüm bulabilir. Akademi bunun için kurmaylardan oluşan bir araştırma merkezi kurmalıdır. Bunlar önce Sermaye’nin bu oyunlarını tespit etmek için Süleyman Karagülle, Ergün Diler ve Fehmi Koru’nun yazıları başta olmak üzere cümle cümle yazıları okumalı, bu hususta değerlendirme yapmalılar.
    Ondan sonra uygun gördüğü kimselerin yanına başta bu üç kişiye gidip dinlemeli. Çözüm önerileri nelerdir öğrenmeli. Sonra kurmaylar bunları değerlendirerek kendilerinden başka kimsenin bilmediği bir projeyi askerce uygulamalıdırlar. Bizim kurmaylarımız bunu çok rahat yapabilirler. Ben burada hepsini yazamam.

    • Süleyman Bey yazılarınızı beğeniyle takip ediyorum.Ben 5 aylık 2015 yılında sendika, 2004 yılında bankasyadan açtırdığım kredi kartı için kullandığım hesap yüzünden 17 yıllık memurluğumdan ihraç edildim.Şimdiye kadar ne adli ne idari soruşturmam olmadı.ALLAH devletimize milketimize zeval vermesin kişisel mağduriyetler elbette geçde olsa telafi edilir. Ama size bir sorum var madem ben suçluyum Allah korusun beni assınlar.Madem suçum yok maddi beklentimde yok itibarını iade etsin Devletim çok şeymi istiyorum.Devletimin elinde herbilgi var herşeyimi araştırsın.Olan biz gibi gariplere Devletimizin enerjisine oluyor.Ne güzel bir ülkede yaşıyoruz.Neyi paylaşamıyoruz.Yalan sünyanın nesine aldanıyoruz.Herşey emanet değilmi.Niye sevmiyoruz birbirimizi ekmeğimizi niye paylaşmıyoruz.Bu işler nezaman düzelir biliyomusunuz Süleyman Bey 1.Sur üflenince vesselam.

  12. derlemeleri okursanız göreceksiniz ki bu the cemaatler tek bir merkezden yönetilirken esasında tek bir amaca hizmet ediyorlar. bizlerin suçlu aramak yerine, birbirimizi suçlamak yerine, bu denli büyük organizasyonları niçin kurguladıklarına ve hangi amaca hizmet ettiğine kafa yormamız gerekir. new world order yani yeni dünya düzeni hepimiz duymuşuzdur ya ne olduğu hakkında fikrimiz, bilgimiz var mı??? araştırmaya, öğrenmeye, sorgulamaya ne kadar kapalı olduğumuzu bu cemaatlere aklını, gönlünü, parasını, itibarını kaptırmış ne kadar çok insan olduğu göstermiyor mu?
    adnan oktarların yapmadığı rezillik kalmamış, sorsanız biz masumuz diyorlar.
    Gülencilerin yapmadığı kepazelik kalmamış sorsanız biz masumuz diyorlar.
    siyasetin temiz bir alan olduğunu kim söyleyebilir.
    ve işini ahirete bırakanlar koltuğunda oturup amerikan filmi izler gibi bir kenarda oturabileceklerini mi sanıyorlar. hepimizin öğrenmek, uyanmak ve uyarmak vazifesi var.
    önce kendimizle sonra birbirimizle barışalım. neler olmakta anlamaya çalışalım.
    “şeytan” gerçek bir kişi ve adı-soyadı var! diyor papa bile.

  13. Hitler ile benzetme pek doğru değil gibi. Hitler ve askerleri hiçbirşeyi gizlice, sinsice, farklı görünerek ve farklı göstererek yapmadı. Bütün amaçlarını başından beri açıkça söyledi ve yaptı. Hitler son anına kadar askerleriyle birlikte inandığı savaşına devam etti, en sonunda kaybettiğini akletti ve intihar etti. Bizim örneğimizde hiçbir amaç açık değil, hiçbir komutan ve hiçbir asker eleman açık değil, hepsi gizli ve sinsi. Baştaki bırakın elemanlarıyla birlikte ve başlarında mücadele etmeyi, onyıllar önce ona sahibinin sağladığı rahat ve güvenli korunağına sıvıştı. Bugün suçüstü yakalanan askerleri ve elemanları bile suçlarını, yaptıklarını, öldürdüklerini kabul etmiyor, başındaki hainleri açıkça ifade etmiyor, salağa yatıyor. Hala değiştirdikleri ve yeniledikleri irtibat yöntemleri ile birbirleriyle ilişkilerini sürdürüyor ve yakalanıyorlar. Böyle bir atmosferde hiçbirşeyi kabul etmeyen, hala birşeyler yapma arzu ve ümidini koruyan bir örgüt ortada dururken bir af nasıl çıkar ki? Böyle bir durum olması için önce bu örgütün elebaşının bu ülkede yargılanması ve cezasının kesilmesi gerekir. Örgütün yapısının ilişkilerinin ve benzeri bağlantılarının açıklanması ve çözülmesi gerekir. Örgüt tamamen bitirilip tehdit olmaktan çıkartılmadan hangi seviyede olursa olsun örgüt mensuplarına herhangi bir müsamaha gösterme riskini kimse alamaz. Bu örgüte uzaktan veya yakından karışıp herhangi bir suça bulaşmamış veya bulaşsa da pişman olmuş kişilerin yapması gereken bellidir; Öncelikle tüm bildiklerini devlete açıklayarak örgütün çözülmesine yardımcı olacak ve pişmanlık yasası imkanından yararlanacak. Yaşadıklarını etrafına açıkça anlatarak onların bilgilenmesini, gerçeği görmesini sağlayacak ve pişmanlığının samimiyetini ortaya koyacak. Biz şu ana kadar ortalıkta yaşadıklarını samimiyetle anlatıp nedamet gösteren kimseye henüz rastlamadık. Rastladıklarımız, etrafta yazıp çizenler, hep haksızlığa uğrayanlar oldu. Belki en geç 15 temmuzda uyanananlar bile, kendi içlerinde adaleti sağlamak amacıyla uğraşsalardı, tanıdıkları, bildikleri , geçmişte beraber oldukları sorumluları, gerçek suçluları teslimiyete ve doğruyu açıklamaya çalışsalardı, belki de ülke bu örgütten kurtulma aşamasına gelmiş olurdu. Herkes de daha rahat bir durumda olurdu. Ama maalesef bu tür bir adalet çalışması da olmadı. Bazıları olaylara başka açıdan da bakmayı ve birşeyler yapmayı denemeli artık, hem kendileri, aileleri, yakınları hem de bu toplumun faydası için.

  14. yok aslında birbirimizden farkımız…
    derleme bölüm 2
    Neden Fetullahçı hareket, Katolik Opus Dei tarikatı ve Moon tarikatı çok birbirine benziyor?
    Çünkü, hepsini kendi hesabına çalışması için aynı merkez kurdurmuştur. Hepsinde aynı model, aynı taktik, aynı yapılan-ma, kullandıkları kelimeler bile aynıdır.
    Myung Moon liderliğindeki tarikat, Kiliseleri birleştirmek (Unification Church) felsefesini yaymak amacıyla düzenlediği toplantılarda çeşitli ülkelerin tanınmış isimlerini bir araya getiriyor ve bu ülkelerde örgütlenmeye çalışıyor Tarikat, Hıris-tiyanları birleştirmenin yanı sıra, Müslümanlarla Hıristiyanları da birleştirmeyi gaye edindiği için İslami kesimi de hedef kitle seçmiştir.
    Türkiye’deki ilk girişimleri de bu amaca uygun olarak “Dini Araştırmalar” “Hoşgörü” “Diyalog” görüşmeleri adları altındadır ve Türkiye’den özellikle dini çevreden çok aşina isimler tarikatın toplantılarına katılımıyla başlıyor. ABD’de yapılan “Dinlerarası İlişkiler” toplantısına Türkiye’den 40 kadar ilahiyatçı katılmıştır.
    Bundan sonra Moon tarikatı Türkiye’de müthiş bir MİSYONER faaliyeti başlatmıştır. Ana kavram “hoşgörü” ve “dinler arası diyalog”. Dahası, Moon tarikatının başlattığı dinler arası diyalog girişimine Türkiye’den de Fethullah Gülen destek veriyor. Gülen, Papa ile görüşüp, yetkisinde olmamasına rağmen, “Harran’da, üç semavi dine din adamı yetiştirecek bir İlahiyat Üniversitesi kurmayı teklif ediyor. Yani Gülen, İstanbul’da sorun olan ruhban okulunun Güneydoğu da açılmasını öneriyor.
    Moon tarikatının, Latin Amerika’daki askeri diktatörlüklerle, İsrail üzerinden kurduğu uyuşturucu ve terör bağı dikkat çekicidir. Fethullah Gülen’in İsrail ile yakın ilişkisi de onun en ayırt edici özelliğidir. Körfez Savaşı’nda, Irak yönetiminin İsrail’e attığı Scud füzesi üzerine İstanbul’da verdiği vaaz ve döktüğü gözyaşları ve ettiği bedduaların kaseti, İslamcılar tarafından elden ele dolaştırıldı.
    İsrail ile ilişki, ABD açısından kilit öneme sahip. Graham Fuller’in İslamcı hareketi konu alan “Kuşatılanlar” kitabında, İslamcı hareketlerin Batı ile bütünleşmesi için yapması gerekenlerin başında İsrail ile iyi ilişki geliyor (Graham Fuller, I. O. Lesser, Kuşatılanlar, Sabah Kitapları, İstanbul, 1996, s.126.)
    asıl nüfuz alanları eğitim.
    Osmanlı İmparatorluğu’nda örgütlenmek isteyen Hıristiyan Misyonerleri de, önce teoloji alanında eğitim veren okullar kurmak istemiş, başarılı olamayınca, temel bilimler alanında yabancı dille eğitim veren kolejler kurmuşlardı. 1915 yılında Osmanlı coğrafyasında, Hıristiyan Misyonerleri’nin Amerika’daki en büyük örgütü Amerikan Board’a bağlı 600′den fazla okulu vardı. Amerikan kolejleri, Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanmasında azınlıkları örgütleyerek çok önemli roller oynadı. Atatürk, Cumhuriyet’le birlikte bu okulları kapattı. Türkiye, NATO’ya girdikten sonra bu okullara benzer okullar MEB eliyle yeniden açtırıldı. İyi yabancı dil öğrenilemediği gibi ülkede fen ve matematik anlama kapasitesi de çok düştü. Bundan sonra örgütlü kopyacılığa başvurma arttı.
    Gülen, ABD’de uluslararası okulların, ABD’nin isteği ve desteğiyle kurulduğunu itiraf etti: “Amerikalılar istemezlerse kimseye dünyanın değişik yerlerinde hiçbir iş yaptır-mazlar. Şimdi bazı gönüllü kuruluşlar dünya ile bütünleşme adına gidip dünyanın değişik yerlerinde okullar açıyorlarsa, Amerika ile çatıştığınız sürece böyledir. Yoksa bu projelerin yürütülmesi mümkün olmaz.”
    Fethullah Gülen’in okulları, eğitim dili olarak da Türkçe’yi değil, İngilizce’yi kullanmaktadır. Özellikle hazırlık sınıflarında haftalık ortalama 24 saati bulan İngilizce derslerine, çoğu okulda ABD’li ve İngiliz “öğretmenler” girer. Türkçe Olimpiyatları Türkiye’ye yönelik bir propaganda ve reklâm aracıdır. Himmet ve bağışlar böyle toplanıp, yurtdışına kaçırılıyordu. Amerikan kuryeleri bile bu para kaçırma işinde kullanılabiliyordu. Bu okullarda Türkçe seçmeli ders. Türk Cumhuriyetlerinde % 50, diğer ülkelerde % 10 öğrenci seçiyor. Haftada 2 saatte birkaç ezber öğreniyorlar. Konuşabilen parmakla gösterilecek kadar az. Yüksek öğrenim için Türkiye’ye gelen az. Türkiye paraları ödüyor, Amerika o ülkelerde hem İngilizce konuşan ara sınıf insanları oluşturuyor, hem de kendi ihraç mallarını bizim şirketler eliyle sattırıyor.
    Olayın ABD cephesi ise, 1 Mart 1998 tarihli Aydınlık’ta Doğan Duyar’ın haberiyle irdelendi. Fethullah Gülen’in yurtdışındaki okullarında çalışan bine yakın ABD’li öğretmende, yalnızca devlet görevlilerine verilen ABD resmi pasaportu vardı. Çoğunluğu Türk Cumhuriyetleri’nde faaliyet yürüten okullardaki ABD’li öğretmenler, “official passport” sahibiler. Amerikan Eğitim Bakanlığı personeli olmayan ABD’li öğretmenlerin, normal olarak turist pasaportu sahibi olmaları gerekiyordu. Ancak, Amerikan devleti, Gülen’in okullarında çalışanları resmi görevli sayıyor. Bu nedenle diplomatik pasaportla eşdeğerdeki resmi pasaport veriyordu. Türkiye’deki karşılığı “yeşil pasaport” olan “official passport” ABD’li öğretmenlere diplomatik dokunul-mazlık sağlıyordu. Amerikalı kaynaklar, bu pasaportların CIA’nin talimatıyla düzenlendiğine işaret ediyorlar.
    Amerikalı bir ajan öğretmenin ABD’ye aylık maliyeti 17 000 Dolar. Türklere okul ayda 270 Dolar veriyor, bunun 130 Doları Pennsylvania’ya kesiliyor, ayda 140 Dolarla yaşıyorlar.
    derlemelerimizi gülenin şu sözüyle bitirelim de kimlerin neden Amerika budalalığı yaptıklarını daha iyi anlayalım
    “Amerika şu andaki konum ve gücüyle bütün dünyaya kumanda edebilir. Bütün dünyada yapılacak işler buradan idare edilebilir. Amerika hâlâ bu dünya gemisinin dümeninde oturan bir milletin adıdır. Amerika daha uzun zaman dünyanın kaderinde çok önemli rol oynayacaktır. Bu realite kabul edilmeli. Amerika gözardı edilerek şurada burada bir iş yapılmaya kalkılmamalı. ”

    • Didem hanım değerli bilgilendirmeleriniz için çok teşekürler! Bahsettiğiniz pasaportları taşıyan bi yığın abd li eğitim gönüllüsü gördüm. Hepsi de asyadaki fetö okullarında görev yapıyordu… Çoğu yerel otoriteler tarafından sınırdışı da ediliyordu…

  15. yok aslında birbirimizden farkımız…
    derleme bölüm 1
    opus dei-çalışma bölgesi hırıstıyan alemi- moon tarikatı-asya-pasifik hırıstiyanlığı ve gülen cemaati-Müslüman alemi- fakir din adamları tarafından kurulmuşlar. moon tarikatı kurucusu fakir bir köylü çocuğu olan Sun Myung Moon’un bugün müthiş bir servete sahip olduğu The Washington Times Gazetesi ve Manhattan’daki New Yorker Oteli de dahil olmak üzere milyarlarca dolarlık bir imparatorluğu yönetiyordu. fakir bir vaiz olduğunu söyleyerek 1992’de Amerika’ya gittiğinde fetö başının 25 milyar dolar, bugün hareketin 150 milyar dolar (gösterilmeyenlerle 250 milyar dolar) serveti vardır. budist, katolik ve islam alemi üzerinde otorite kurmak sadece lafla olmuyor tabii.
    merkez abd. Opus Dei kurucusu Papaz Escriya 1940 tan, Sun Myung 1959 dan, gülen 1999 dan
    itibaren abd de yaşamışlar.
    Moon Tarikatı da benzer alanlarda yükseköğretim, meslek eğitimi, lise eğitimi, yayınlar, kilise okulları ve vaftizler yoluyla devşirme faaliyeti yürütüyor. Moon Tarikatının dünyanın birçok yerinde vakıfları, işletmeleri, okulları, medya kuruluşları mevcuttur. Moon Tarikatında tam tamamına Opus Dei gibi üyelik düzeni vardır. Uzak Doğu, Orta Asya, Türkiye ve Kuzey Amerika göçmenleri arasında kademelendirilmiş ülke papazları aracılığıyla din yayma işi yapmaktadır.
    Gülen cemaatinin ise sadece Orta Asya’da dil merkezi, ilkokul, lise düzeyinde 250, dünya genelinde 141 ülkede 600 arasında okulu var. 40 küsur üniversitesi var. Yüzlerce gazete ve dergi, radyo ile televizyon yayını ve yayınevine sahip. Mali ve ticari alanlara girmiştir. Siyasi, askeri, polis içinde teşkilatlanmıştır. Yürütme, yasama, yargı, ordu, polis, eğitim, sağlık, ticaret, maliye vb. cemaatin hizmetindedir.
    Gülen Cemaatinin de Opus Dei Tarikatındaki gibi her ülkede bir sorumlusu vardır. Değişen sadece ülke kardinali yerini ülke imamının almasıdır.
    Opus Dei Tarikatı ve Gülen Cemaati’nin üye katmanlarının nitelikleri de aynıdır. Her iki örgütte de üç tip üye vardır.
    1. Opus Dei’de birinci grup olarak adlandırılan “Numerarid” denilen üyeler hiç evlenmiyorlar. Opus Dei evlerinde yaşıyorlar. İhtiyaçları dışındaki tüm kazançlarını tarikata veriyorlar.
    Gülen Cemaati’nde “İmam” ve “İmame” olarak adlandırılan abi ve abla denilen üyeler de hiç evlenmiyorlar. Tarikat evlerinde yaşayıp, tarikatın hizmetindedirler. Tüm otorite onlardır. Yedi kişilik İstişare grubu, kıta, ülke, bölge sorumluların bunları içinden seçiliyor.
    2. Opus Dei de ikinci üyeler “Sopranumerari” olarak adlandırıyorlar. Tam üyedirler. Fakat evleniyorlar. Tarikat evleri dışında yaşıyorlar. Aylık ödüyorlar.
    Gülen Cemaati’nde ise bu tip grup, Şagırd ve Şagırde diye adlandırılan cemaat içinde yetişip evlenenlerden oluşuyor. Cemaate tam üyedirler. Fakat maaşlarından belli yüzdeyi aylık olarak cemaate ödüyorlar.
    3. Opus Dei de üçüncü tip üyelere “cooperatori” deniliyor. Tarikatın gönüllü yardım ve eğitim kuruluşlarında yer alıyorlar.
    Gülen Cemaati’nde de bunlara ek olarak “himmet” adı altında yardımda bulunan ağırlıktaki üyeler ve destekçilerden oluşuyor.
    Bu üçlü Siyonist tarikatların propaganda ve örgütlenme çalışmalarını yürütürken kullandıkları kilit kavramlar da aynıdır. “Diyalog”, “Hoşgörü,” “Dini Araştırmalar” ve “Sevgi”.

  16. “Korkuların hakim olduğu bir ülkede yaşamayı kim ister? ben istemiyorum” başlığı ilginç olmuş…
    Kurunun arasinda yanan yaş miktarı tam nedir bilmek oldukca zor. Ancak, epeyce olduğunu sanıyorum. Bunlar ne olacagini bilememenin eşliğinde korku ile içerde yaşıyorlar. Yaş olup ta çaresizlikle içerden kurtulmak için “itirafçı” olma yolunu deneyenler de olmuş olabilir. Masumane bir şekilde “taban”ı teşkil edip te ihanet eden (Amerikan darbe masasına alet olan) “tavan”dan gerçekte bihaber olanlar da olabilir. Ve hatta karşılıklı cenah haline gelmiş, birbirlerini yeme uğruna ve siyasi husumet derecesinden darbeye kalkışmak için kendilerini haklı bulanlar da olabilir. O kadar belirsizlikler varki, otoriteyi elinde bulunduranlar bütün bunlar karşısında en iyi stratejinin beklemek, suların tamamen durulmasından emin olmayı en iyi taktik olarak görebilirler. Kurunun arasında yaşları yakanlarda da sanırım bir korku ve endişe olsa gerek; herhangi bir riski göze almak istemiyorlar. Kendi şahsi risklerini, ülke gelecegine dair risk ile özleştirme temayülü de var, haliyle (popülizm!). Uzaktan bakınca öyle geliyor ki Devlet, zirvesiyle birlikte adeta kutsallaştırıldı ve hatta tanrılaştırildi (bizimkilerde “vur deyince, öldürme” geleneği geçmişte oldugu gibi bu devirde de yok değil-aynı topun kumaşı olmak!). Esasen, bu da bir çeşit “şirk” tabi. Deniyor ki “ABD hala ciddi tehlike, darbeye kalkışanlar ve potensiyel yandaşları hala pişman olmuş gibi davranmıyorlar ki herhangi bir ‘af’ falan söz konusu olabilsin”. Getirilen ilave yasaklara falan bakarsak pişman olmamış ataklar da kendini göstermiyor degil. Velhasıl kaos devam ediyor. Diger taraftan bölgemizde alevlenen sınır-otesi tansiyon da hala yüksek. Bu açıdan da dışardaki belirsizlik ve içeri nufuz eden kaos katmerli olarak devam ediyor. Bütün bu belirsizlikler varken degişen şartlara göre değisen politikalar da değisip içerdekiler icin bir af çıkarilmaga karar verilse acaba n’olur? ortalık süt liman mı kesilir yoksa kaos daha mı büyür? yoksa yoksa… yaş olup da kurular arasinda görültuye gidenler afla dışarı çıkar çıkmaz (fırsat verilse) bir daha dönmemek üzere ülkeyi terk mi ederler?
    “Korkuların hakim olduğu bir ülkede yaşamayı kim ister ki? ben istemiyorum…” Bu başlıktaki soruya el cevap olarak “istemiyorsan çek git abicim…, bu ülkede her halukarda yaşamak isteyenler korkmayanlar, suçsuz olanlar, Allah’a emanet olanlar, gidecek yeri olmayan ve zaten kelle koltukta yaşayanlar, tuzu kuru olanlar, gücü elinde bulunduranlar, korkutanlar, vs….” diyebilecek çok kişi vardır…. Ben diyorum ki:
    Allah sonumuzu hayretsin….
    Bir an önce kaos hali ve belirsizlikler bitsin,
    Olanlardan ders/ibret alalım, birlik olalım,
    Ve yeniden umutla bakabileceğimiz bir geleceği inşa etmeğe bakalım…

  17. İşin en acısı , FETÖ yü zirveye çıkaran ve daha sonra arayı FETÖ ile açsa da , 15 Temmuzun yaşanmasına sebep olan(engel olamayan) Ak Parti’nin hiç bir yöneticisi soruşturmaya dahi uğramadı . Asıl darbe failleri ve yöneticilerin ekresi çoğunluğu yurt dışında . Darbeden bihaber olan sempatizan konumundaki kişiler ise en çok zararı görenler . İdare-i maslahatın sahipleri PKK sempatizanlarına dahi böyle davranmadı . Hatta dağda elinde silah olduğu halde Mehmetçiğe teslim olan PKK lılar bile pişmanlıktan faydalanıp topluma karışabildi. Bu günlerde ise hırsızlık yapan öğretmen göreve devam ederken , tertemiz çok sayıda öğretmen görevlerinden atıldı . Çok yazık oldu . Olan vatana millete oluyor Soruşturmaya uğramayan en belirgin FETÖ ‘ye geçmişte övgüler düzen bazı AKP liler :
    Eski AKP li MEB bakanı (Cemaat devlete sızmış , buna kargalar bile güler diyen) , Eski AKP li adalet bakanı (Adaleti tarumar eden eski adalet bakanı, adalet sistemini FETÖ hakimleriyle dolduran ) , Bir başka eski adalet bakanı ( TBMM kürsüsünde , FETÖ nün bu ülkenin yetiştirdiği en büyük alim olduğunu söyleyen ) ve sayamadığımız daha yukarılardakiler. Sizler de Evren Paşa gibi olacaksınız . Apoletleriniz olmasa da itibarınız sökülecek bir gün . Devlet ağır işler ama ihmal etmez. Hesabını ergeç sorar . Savunmasız insanların yargılanması , ihraç edilmesi kovuşturulması bunların suçlarını perdeleyemez .
    Ayrıca AKP ile birlikte MHP nin , mecliste FETÖ nün siyasi ayağının engellenmesi için verilen önergeyi reddetmesi de çok ilginç . Oysa ” Hırsızlık yapan kızım Fatıma da olsa elini keserim ” diyen bir peygamberimiz yok mu bizim ? Adalet nerde ? Adalet sistemi zayıf ve kimsesizlere gücü yeten bir erg artık . Yazık bu memlekete , bu güzel ülkemize.

    • Adalet sistemini de aynı kişiler ele geçirmiş olmasın.
      Size kaldığında hırsızın hiç suçu yok.
      Suç arayacaksanız pensilvanysa çetesi ve onun kaçak ajanlarında suç arayaın

      • Yazıyı gözünle oku serdar turhan.
        Pensilvanya papazı ve ortaklarınının da bu ülkeden silinip atılması lazım.
        FETÖ nün ortaklar ve siyasi ayak nerde dersin ? Bulunabildi mi ?

        • Ak parti de 17-25 ile ayrıldılar
          15 Temmuz da ise •yurtta sulh diyen “ birileri vardı
          Birde kaset marifetiyle danışman aracılığı ile oynattıkları kişi
          Darbe olunca başka nasıl meşruiyetlerini anlatacaklardı yoksa
          Diğer yandan bunlar hiçönemli değil ABD ile iş tutan papaz ve ananesi öncelikle kınanmalıdır
          Yoksa at izinde it izi aratarak ancak hedef saptırırsınız

      • Kaçak çetenin elemanlarını atayan siyasi irade kimdi ? serdar turhan?
        10 yıldır atamaları CHP mi yaptı ? Siyasi ayak nerde FETÖ nün ?
        Bi bunlara cevap ver ?
        Pensilvanyada FETÖ ile yemek yiyen anayasa proferi kim ? AKP li hemi de
        bir cevap ver .

      • FETö de AKP de 1.derece suçludur. Suça ortaktır. ” NE istediniz de vermedik ” diyenkeri düşün ey serdar .Parsel parsel veren metal yorgunları nerde ey serdar ?
        Kimin malını kime veriyorsun diye sorgulasdın mı hiç serdar ?

        • Suç geriye işlemez
          Ben ancak senin suçlu olduğun belli olduktan sonra suçuna ortak olurum
          Suç ortada ilken senin algı operasyonun nedir

          • hACI fetö 2004 de MGK da Kırmızı Kitap’a girmişti. AKP tınlamadı . Görürsünüz işler mi işlemez mi ? AKP suç işledi ve devlet gereğini zamanı gelince yapacaktır. Konu ile ilgili ceza hukukçusu ERSAN ŞEN’in açıklamalrını izlemeni tavsiye ederim. NOKTA.

      • İktidar partisi uyuyor mu ? Adalet sistemini ele geçiren güçten bahsediyorsun. Evet bunu adalet sistemini FETÖ ele geçirmişti. Bunda iktidarın görevi ihmali yok mu?. Hadi buyur burdan yak şimdi.

        • Bu zamana kadar tüm darbelerdekiler kadar iktidar uyudu ana ilk kez ABD darbesini bu iktidar püskürttü
          Şimdi darbe yapanla darbecileri zamanında anlamayanı aynı kefeye koymak işi darbecelier lefine sukandırnaktırv

          • Darbeyi ,sayın cumhurbaşkanımızın çağrısı üzerine ve hatta öncesinde sokağa çıkan TÜrk Milleti darbeyi önledi hacı , sen neden bahsediyorsun ? O gece halk meydanlardayken bir sürü sahte kahraman AKP li ve CHP li siyasi sıvışmakla meşguldü. Bunlardan biri de hatta bir yerlerden belediye başkanı adayı, hemi de AKP den . Darbeyi halk püskürttü .

          • Bu zamana kadar darbeye karşı çıkın diyebilen bir yiğit neden çıkmadı
            Tabii ki darbeye halk önledi ana onun önünde yürüyen Tayyip Erdoğan’dı
            Savaşı Ordu kazanır ama komutanı ile anılır
            Malazgirt savaşını kim kazandı

  18. BATIL BİR KIYAS. Hitler bir siyasi figurdu, sebeb oldugu yikim ve basarisizliklar neticesinde bertaraf oldu. Arkasindaki yiginlar da iflas etmis bir siyasetin takipciligi ve davasini terketti. FETÖ ise kendisini mehdi ve yanilmaz kisilik olarak ilan etmis, etrafindakileri ona inandirmis, karsiliginda cennet vaad eden ve kisilerin bağlılığı bir siyasi mensubiyetin cok otesinde (mahiyetini sayin Koru’nun cok iyi anlayabilecegi), bu kabul ve bagliligi terk etmedikce baglilarinin gecmiste yaptiklari menhus tesebbusu her an tekrarlayabilecekleri bir yapi iken: sayin F.Korunun bu hakikatleri bile bile, Feto ve onun meselelerini hitler ve hareketi mukayesesi biraz dusundurucu….

  19. Fehmi bey sizi şimdi yürekten kutluyorum…. Bu konuyu gündemde tutun lütfen…..bu iş kolay çözülmez ama en azından palu ailesinin yaşadığı sendromu atamayanlar uyanabilir belki de… onca şey yapmış damatlarını korumayı bırakabilirler….Bu cemaat Ay’a benzer Ay ın ön yüzünü görenler Ay parlaktır bizim gecemizi aydınlatıyor derler doğal olarak, yani büyük bir kısmı bu işi sadece imani meselelerle ilgili zannediyor ve onu savunmaya devam ediyorlar haksızlığa uğradığını düşünüyorlar. Ama Ay’ın diğer yüzünü güneş almayan karanlık kısmını göremiyorlar…ve ay’ı güneş zannedip duruyorlar gerçek güneş varken….İşleri gerçekten zor yıllarca iman deyip Allah deyip dava deyip koştular..gerçekten de kimsenin yapamadığı çok şey başardılar kimse yapamaz bunu…bu gönül işi vefa işi.. bunu herkes görür ve desteklerdi…ama çoğunluk bu süreci tarafgirlik duygusu ile göremiyorlar bazıları görmek bile istemiyorlar… üstteki abilerinin söylediklerine tam anlamıyla biat ediyorlar… bunlara yapacak bir şey yok….Bu konuyu insani olarak bence gündemde tutmak gerekir. Devletçe, milletçe , çoğu kurtarılabilr vaziyette…eğer dışlamaya devam edilirse başkalarının adamları olması da normaldir…Yok biz böyle iyiyiz derlerse de yapacak çok şey olmaz…. çünkü faanusta , akvaryumda yaşamaya alışmışlar başka yer yok zannediyorlar…. Bence bu konuyu yılmadan. korkmadan endişelenmeden. konuyu bildiğiniz için gündemde tutun…siz gündemde tutarsanız biraz göz ucuyla bakmaya başlarlar…

  20. Apartmanı kendileri ateşe vermişler hatta ateşe hala benzin döküyorlar ama içerde yananlardan veya yangının istenilen hızda söndürülememesinden itfaiyeyi devamlı sorumlu tutuyorlar.
    Bu kadar organize bir yabancı ülke ajan örgütlenmesini kendi halinde bırakıp utanmalarını bekleyelim.

  21. Sayın koru sizden en azından ilk günden mağdurların mektupların yayınlayan emin Çölaşan’ın duruşunu beklerdim. Bu yazı kapsamını 2016 tarihinde defalarca yazmanızı beklerdim. Her cuma adalet ayeti dinleyen bizim mahallenin sesizliğine kızgınım. Not: Bende 1 yıldan fazla hapiste yattım sonra beraat ettim. Şaka gibi değil mi?

  22. “İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel şekilde önle. O zaman bir de göreceksin ki seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sımsıcak bir dost oluvermiş.”
    (Fussilet, 41/34)
    Cum’a Vakti’nin vesilesiyle…

  23. Sn Koru,
    Israrla “Darbeye kim karışmıs sa” gibi cümleler kurarak ve Hatta 17 Temmuz 2016 yazınızda (yani darbeden 2 gün sonra) bu darbeyi cemaat (!) mi yaptı yapmadı bile artık yapmış oldu diyerek Bu darbeyi FETÖ nun yapmadığını buna şahsi olarak karışan kişiler olduğunu ama organize bir şekilde cemaat(?) in bunu yapmadığını işliyorsun.
    Aslında kurmaya çalıştığınız tuzak tamda burada başlıyor.Bu darbeye karışan kişiler var ama bu darbe ABD nin eliyle,FETÖ nün aracılığı ile yapılmadı.
    Çünkü Almanya örneğinde Naziler yenildi.Ellerinden silahları alındı ve tam bir teslimiyet içinde yargılamaları yapıldı.
    Bizde henüz yenilmiş,halledilmiş,geçiştirlmiş bir durum yok.Çünkü arkasındaki ABD ve Nato hala tehdit ediyor.
    Zaten düştüğü durumdan rahatsız olan temiz insanlar bildiklerini anlatıp devletlerine yardım edip çıkıyorlar.Etrafta böyle binlercesi var.
    Ama aynı zamanda at izi it izine de karışıyor hangi darbe döneminde karışmadı ve bunların tedbirleri sayesinde nasıl karışmasın ki.
    Tabi bu tehlike atlatılmadan bunların görevlerine tekrar dönmelerini beklemek kötü niyettir.
    Hiç gizlemeden bize saldıran,teröriste silah verip ,ekonomimizi batırma ile tehdit eden FETÖ ile beraber hareket eden bir ABD yok sizin görüşünüze göre.
    Yüzlerce kişinin elinde kanı olan bir Papazın dosyasının ucunu bile açmıyorlar.Neden acaba.
    Sizce ABD darbe yapamadık o zaman vazgeçtik bu işten mi diyor.
    Silahlı tehdit büyük oranda bertaraf edilse de ekonomik,terör ve iç karışıklıkla direk yüzümüze tehdid ediyorlar.
    FETÖ nün elinde silah olan kanadı tasviye edilse de ABD nin attığı her kıtırı havada kapan ve bu doğrultuda çalışan binlerce mürit hala aktif gözümüzün önünde.
    Karlov suikastında olduğu gibi hala ölmedim ayaktayım demek için dahi kamikaze yapacak yüzlerce mürit duruyor.
    Alttan alta kara progapanda yapan,at izi it izine karışsın diye yapmadığını bırakmayan binlerce devlet görevlisi ve trolü saymıyorum bile.
    Yavuz hırsız misali bırakın utanmayı hala her mecrada aktif çalışıyorlar.
    Apartmanı kendileri ateşe vermişler hatta ateşe hala benzin döküyorlar ama içerde yananlardan veya yangının istenilen hızda söndürülememesinden itfaiyeyi devamlı sorumlu tutuyorlar.
    Yani bu kadar organize bir yabancı ülke ajan örgütlenmesini kendi halinde bırakıp utanmalarını bekleyelim.
    Çok basit “Sizin Papaz ABD de niye misafir ediliyor yıllardır” sorusuna bile akla gelmedik taklalar attırıyorlar.
    Sahi bu Papaz ın ABD de misafir olması bile sizin dahi açıklayabileceğiniz birşey mi?.
    Nede olsa bir dönem başyazarlığını yaptınız ve bizden iyi tanırsınız.
    “Korkuların hakim olduğu” bir ülkede yaşamayı istemiyorsunuz ama “ABD nin darbe yapmaya çalıştığı bir ülke” olduğunuzu ısrarla unutturmaya çalışıyorusunuz.
    Sahi ABD bize darbe yapmaya çalışıyor mu sizce
    Yoksa oda mı yalan

    • Herkes senin gibi düşünmek zorunda mı? Eğer sensin fikirlerini tasdik edecek bir yazar arıyorsan piyasada yığınla var. Gözlerine, kıymetli vaktine, internet paketine yazık ediyorsun burada böyle tehditler savurarak. Hiçbir şekilde makes bulmuyor çünkü. Sonuçta hepimiz insan olduğumuz için seni düşündüğümden söyledim bunları yoksa banane. 😀

    • Sana bir soru serdar Turhan:2,5 yıl olmuş 45 pilot rütbeli alındı geçen öncesindede yüzlerce Pilot ,asker ve ihraç binlerce polis 15 temmuzda ne yapıyorlardı?Hergün bunları düşünüyorum..şimdi bu yorumu okuyan birileri kim bu yorumu yazan terörist de diyebilir ..15 temmuzu tertipleyen ve yüzlerce insanı öldürenlere lanet ederken bunları da düşünüyorum ..Ya siz düşünüyor musunuz?Cevabınızı bekliyorum..

      • Çok dürüstçe sorduğun için açık yüreklilikle cevap vereyim
        Belki ikinci bir emri bekliyorlardı
        Belki pişman olmuş sıra onlara gelmemelerini (pişman olan gördüğüm pek yok aynı inkar ve algı devam )
        Ancak devletin onların irtibatlarını gördükten sonra orada elinde silah beklemelerine nasıl müsade eder
        Örgüt hala ayakta ve talimat yağdırıp hala örgütlenmeye çalışırken
        Olması gereken şudur
        1- devletten tüm ilgili herkesin irtibatı kesilir
        2- irtibatı olanlar örgütün çözülmesi için tüm bildiklerini anlatır
        3- örgüt tamamen çöküp lider kadro yakalanınca devlet belirli ölçüde af ilan eder lider kadrolar hariç belirli cezanın altı affedilir ama bu örgüt çökmeden asla olmaz
        4-elinde silah olanlar asla görevlerine geri dönmezler dönemezler o riski bir devlet alamaz
        Yani kandırılmış bile olsa Kişiler öncelikle bu ABD örgütünün çökmesi için elinden geleni yapmalı
        Peki şimdi benim size bir sorum var
        Bu örgütün ABD bin bir ajan örgütü olduğunu diğer darbeler gibi ABD eliyle darbe yapmaya çalıştığını kabul ediyor musun

  24. Her türlü haksızlığa, hukuksuzluğa ve namusuzluğa rağmen hakkı yüce tutmanın onurunu taşımaktasınız.
    Bizler de en basitiyle ufak bir mesaj ve yorumla sizi destekleme onurunu göstermeliyiz.
    TEBRİKLER FEHMİ BEY….
    Yaşasın hak ve hakikat, kahrolsun haksızlık ve zulüm….

      • Hacı sende FETÖMETRE mi var ? Herkesi hemen kategorize edip , FETÖ nün İsraile bağrı yanık Akdenizin kızgın Hayfa kumsalına bırakıyorsun ?

        • Çok basit kargayı sesinden tanıyoruz.
          ABD kucağında oturan papaza tek laf etmeyip onun dışındaki herkesi suçlamalarıdan biliyoruz.

          • AKP nin hiç mi suçu yok bu FETÖ yü başımıza bela etti. Zeytinyağı gibi niçin sıyrılıyorsunuz ?

        • Ajanlığın yanında Alp bin suçu çok hafif
          Bu zamana kadar yapılan tüm darbeleri engellenemeyen siyasiler kadar
          Artıları ise ilk kez ABD darbesini dürüp ellerine vermeleri
          Yani iki suçu aynı kefeye koymak bile algı operasyonu

          • A Haber serdat turhan , puhaha . Bunu kargalar da yemez , kimse yemez. Erkan Tan ı bilirsin. FETÖ ye methiyeler düzüyordu , şimdi A HAberde her gün FETÖ ye küfür ediyor. O da kandırılmış. Muhahaha

          • FETÖ algılısı ajan olmaktan iyidir
            Hey kılığa giren bukelumun olmaktanda
            ABD kucağında oturan Papaz’ınızı ABD kucağından alın önce

  25. Bir ülke düşünün gayrı meşru bir darbe yapılıyor; nedense hiç siyasetten biri suçlu görünmüyor. Bylock programı kullanan onca siyasetçiler nerede? Belki darbeden haberi olmayan binlerce masum insan içeri tıklatıldı. Tek amaçları cemaat nezdinde bir yerde çalışıp evine ekmek götürmek içindir. Şimdi Bana kim Menzil, Nakşibendi ve İsmail ağa cemaatinin garantisini verebilir. Allah korusun bir darbe girişimi bunlardan biri yapsa; onlarla bağlantısı olan herkes yine içeri mi atılacak. Feto davasında elebaşılar hariç; bir genel af ilan edilmelidir. benim düşüncem budur.
    SAYGILAR SEVGİLER

  26. 15 Temmuz Gecesi ilimizin hükümet meydanına ilk çıkan (ilk çıkanlardan birisi değil ) kişi benim Ve Allah’a Yemin ettim Tayyip Erdoğanı Sonuna kadar destekleyip Bu yapılan haksızlığa karşı çıkıp MEYDANDAN AYRILMAYACAĞIM Yapılan haksızlığa elimle ,dilimle Kalbimle dur diyeceğim ve böylede yaptım . Fakat sonraki günlerde olup bitenler vegeldiğimiz nokta beni hayal kırıklığına uğrattı kendilerinden Emin olduğum birçok arkadaşımın çocukları ve birçok tanıdığım kişi sorgulanmadan yargılanmadan ne suç işledikleri bilesorulmadan işlerinden ihraç edildi , hapse atıldı ,madur edildi Ama bundan daha acısı dini hassasiyetini bildiğim etrafımdaki birçok insan hiçtanımadıkları insanların bu şekilde cezalandırılmasına onay verdi destekledi çok yazık. Halbuki biz Adil olmak zorundayız suç işleyen cezalandırılsın ,ama herkesin kendini savunma hakkı olsun , Ailece cezalandırma da ne demek böyle bir şey olurmu Hiç sorgulamadan insan aylarca cezaevinde yatırılırmı ,Ben masumum diyene yargılamadan sen hainsin denirmi Yapılanların birçoğu çok yanlış Halbuki işi bu kadar zorlaştırmaya hiç gerek yoktu Adalet sadece ADALET gözetilerek haksızlık yapmadan kimse madur edilmeden hak yerini bulurdu Bu ve buna benzer düşüncelerimi İlgili yetkili , kişilere ulaştırmaya çalıştım ama nafile konu fetö olunca kimse dinlemek istemiyor ödü patlıyor ,Bu konularda doğru değerlendirme yapanlarda dinlenmiyor, suçlanıyor yazık oluyor ülkemize ,insanlık kaybediyor Her zaman ADALET ,LİYAKAT ,İNSANİYET,EŞİTLİK ,ÖZGÜRLÜK olsun Hiç kimse La Yüs’el ,ayrıcalıklı olmasın

  27. Günümüzde taraf olmayan bertaraf olur mantığı da var. Bir şeyi çok öveceksin karşı tarafı yerin dibine sokacaksın bu sayede taraf olduğun yer seni el üstünde tutacak. Herkes gerçekleri duymaktan korkuyor, kimse yapıcı eleştiriye bile tahammül edemiyor maalesef.

  28. Fehmi Bey;
    30 yıllık akademisyenim. Daha önce takıştığımız bir meslektaşımın iftirası ve üniversite yönetiminin işgüzarlığıyla hapis yattım, ihraç oldum. Hiçbir işe giremiyorum. Kimseye selam veremiyorum. Kimse de selam almıyor. Bu yazınızda Hakkı ve Hakikati savunup vicdanın gereğini yapmışsınız. Bu ülke aklını, vicdanını ve bütün erdemlerini yitirdi. Kim darbe ihanetine karışmışsa cezasını çeksin. Ama devlet ve hükümetin yıllarca desteklediği özendirdiği bir yapıya bir biçimde bulaşanlar veya benim gibi uzaktan yakından ilgisi olmadığı halde kişisel hesaplara kurban edilenler nasıl suçlu olabilir? Devletin ve adaletin görevi insanı yaşatmaktır, öldürmek değil. Korkuyla baskıyla bir toplum nasıl bir geleceğe varabilir ki? Adaletin tamamen talimatla işlediğini artık ilkokul çocukları da biliyor. Allah milletin ve mağdurların yardımcısı olsun. Tam bir adalet cinayetinin içindeyiz. Hiç kimse üç maymunu oynamasın. Tek tesellim artık ahiretteki hesap günü. Ne gelir ki elimden.

    • Allah CC Zalimlerin azabini Ahirete birakir fakat aciların ve felaketlerin en büyüğünü onlara burad, tattirir.
      Ben ve benim gibi onlarca insana zalimlik edip işten atan ve bizi aç birakacağıni uman o zalime yaptiklarinin karşıliğinda öğler bir aci verdiki ömrü boyunca bir saniye dahi aklindan çikmayacak bir felaket yaşattı.
      Bazen o günleri hatirlayinca ismi google yaziyorum onun felaketini okuyorum…
      Rabbim size ve sizin gibi olanlara tez günlerde önceki yaşantınızdan dah iyi bir hayat, nasib etsin İnşAllah.

      • Mazlum oldum, mağdur oldum, zalim olmadım. Sultan Süleyman’a kalmayan dünya hiçbir zavallı faniye kalmayacak. “Onlar hak ediyorlar” diyenlerin de aynı şeyleri yaşamasını diliyorum. Ağaç kökü yemeye mahkum edildik. Ama Allah var. İyi dilekleriniz için çok teşekkür ediyorum. İki cihanda aziz olasınız. Allah cümle mağdur ve mazlumların yardımcısı olsun.

      • Fetöcü evlendirme kataloglarından peydahlanmış haramzadelerin genotip haritaları çıkarılıp devletimiz tarafından kayıt altına alınsın. Larva aşamasındakiler ve tedaviyi kabul edenler ıslah olana kadar terapiye tabi tutulsun.

  29. ADALETİN OLMADIĞI YERDE KORKU VE GÜVENSİZLİK HÂKİM OLUR
    KHK’lerle görevlerinden ihraç edilen T.C. tarihinde hiç görülmemis binlerce akademisyenden birisiyim. Aradan 2,5 yıl geçtikten sonra nihayet savcıya ifade verebildim ve üniversitenin hazırladığı ihraç dosyasının içeriğini görebildim. İsmini gizli tutan bazi meslektaşlarım yönetimin zorlamasıyla açığa alınmamdan sonra hakkımda duyduklarını ifade etmişler. İçlerinde ismini açıkça verip FETÖ ile ilişkili olmadığımı Milli Görüş kökenli olduğumu söyleyenler olsa da her nedense öndeğerlendirme kurulu “YAYGIN DUYUM” üzerine beni FETÖ ile iltisaklı olarak görerek ihracımı talep etmiş ve böylece hükümet beni milli güvenlik yönden sakıncalı görerek görevimden uzaklaştırmıştır. OHAL İnceleme komisyonu da Savcılık da ön değerlendirme kurulunun duyumlar üzerine kurgulanmış raporunu dikkate alarak beni silahlı terör üyesi olduğumu düşünerek gerekli hamleler yaptı. Halbuki üniversite yönetiminin bana husumet besleyerek sahte deliller topladığına dair BİMER’e yazdığım şikayetim ciddi bulunmuş ve üniversite içinde oluşturulan tarafsız bir İtiraz Kurulu tarafından iademe karar verilmişti. Ama kripto mahfiller bunun uygulanmasını engellediler fakat hukuk sistemi bunları görmeyecek kadar kör. Akademik özgürlüğüm elimden alındı yetmedi terörist olmakla itham ediliyorum halbuki Türkiye’de terör mağduru gazi ve şehit ailelerin haklarını ele alan ilk bilimsel kitabı bizler yazdık. Şu anda hukuka güvenim de sarsılmış durumda. Adaletin olmadığı bir ülkede hakkını aramak ne kadar zormus . Adaletin olmadığı yerde korku da olur güvensizlik de olur. Güven ortamının olmadığı bir ülkenin sosyal ve manevi sermayesi de erimeye başlar. Vatanımın düştüğü bu hale üzülüyorum…Prof. Dr. Ali Seyyar

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız