Ortasından bölünmüş medyamız HDP’nin kadına saygısız 2 milletvekilini değerlendiriyor…

35

Halkların Demokratik Partisi (HDP), iki milletvekilinin ‘icraatları’ sebebiyle tartışma gündeminde.

‘İcraat’ sözcüğünün çağrıştırdığı türden olumlu işler yapmış değil bu iki milletvekili. Biri, eşinin kendisine karşı şiddet kullandığı iddiasına muhatap, diğeri de seçim kampanyasına katkıda bulunan bir genç kadına tecavüz ettiği iddiasına…

İddiaların ortaya atılmasından bu yana HDP medyamızda eleştiriliyor.

Kadın konusunda hassasiyet gösteren bir parti olarak bilindiği için HDP’ye dönük bu eleştirileri doğal karşılamak gerekiyor. Nitekim, HDP de, iddiaları hafife almış görünmüyor; her iki milletvekili için partiden ihraç mekanizması çalıştırıldı.

Milletvekillerinin ihraç edilme yolu açıldıktan sonra, iktidar çevresi ve özellikle AK Parti’nin itibar ettiği medya, bu iki olaydan hareketle eleştirilerini ‘bir kısım medya’ya yöneltti. 

Sorulan soru şu: Muhalif bilinen medya neden bu konuyu ele almıyor? AK Parti’ye yakın birileri aynı türden yakışıksız bir eylem yaptığında yeri göğü inleten muhalif kalemler neden HDP’li vekiller için aynı celadeti göstermiyor?

Her gazeteyi, her internet haber sitesini bu eleştirileri hak edip etmedikleri hakkında doğrudan bilgi sahibi olacak kadar yakından izlemiyorum; o sebeple bu yönde yapılan eleştirilerin gerçek olduğunu peşinen kabul ediyorum.

“Neden muhalif kalemler konuyu ele almıyor, bazı gazeteler ve siteler konunun üzerine gitmiyor?” sorusuna cevap arıyorum:

Reklam

Acaba AK Parti’ye yakın birilerinin yanlışlıklarını ele almayan veya yapılanı küçümseyen bir tavırla konuya yaklaşan AK Parti’nin itibar ettiği kalemlerin tavrının altında yatan sebepten olabilir mi?

“Bizim cephenin en kötüsü karşı cephenin en iyisinden daha iyidir” anlayışı?

Ya da, “Aman ha, surda gedik açılmasına sebep olmayalım” telaşı?

Galiba böyle bir hassasiyet medyamızda var.

Daha doğrusu siyasi alanda var olan bölünmüşlük hali, epey bir süreden beri medyamız için de söz konusu.

Bu durum, yani bölünmüşlük hali, siyasete fazla bir zarar vermez, politikacılar genellikle bu durumdan yararlanırlar da; hiç değilse pek çok ülkede böyle bir bölünmüşlük hali iktidarda bulunan partilerin safları sık ve düzgün tutmasına yarıyor.

Tabanı canlı tutuyor.

Peki ya medya?

Reklam

Medya, özellikle kendilerine meslek olarak gazeteciliği seçmiş olanlar, bir cephenin gözü kapalı militanlarına dönüştüklerinde, bu durum en fazla onların algısını bozuyor, mesleğin itibarını da zedeliyor.

Kamuoyu yoklamalarında mesleklerin güvenilirliğini sorgulayan sorulara verilen cevaplarda güvenilirliği en düşük meslekler arasında gazeteciliğin geldiği ülkeler medyanın tam ortasından yarıldığı manzarasına sahipse sebebi budur.

Bizim ülkemiz insanları medyaya güvenmiyor.

Tuttuğu tarafın her söylediği ve her yaptığını onaylayan, yanlışlıklarını görmezden gelen bir medya varsa, onun içinde yer alanlara insanlar neden güvensin?

Yalnız çok önemli bir noktayı da gözden kaçırmamak gerekiyor: Türkiye’de ‘muhalif medya’ diye anılmayı hak eden bir cephe yok aslında.

Bir-iki gazete, birkaç internet haber sitesi bir yanda ve onun dışındaki sayısız gazete ile binlerce trolluk bir ordu tablosu diğer yanda. Bizim medya gerçeğimiz bu. 24 saat yayın yapan çok sayıdaki TV kanalını da iktidara yakın yayın organları listesine eklememiz gerekiyor.

Gazetelerde kim/ler/in yazacağına, TV ekranlarında kimlerin yer alacağına da iktidar karar veriyor ülkemizde.

Tablo bu olunca, “Kadına saygısız iki HDP milletvekilinin yaptıkları edepsizlik karşısında muhalif medya ve muhalif kalemler susuyorlar” yakınması bence havada kalıyor.

Edepsizliği kim yaparsa yapsın yapanın hangi cephede yer aldığına bakılmaksızın üzerine gidilmesi arzu ediliyorsa, her şeyden önce, takım tutar gibi siyasi taraf tutma tablosunun medyadan silinmesi şarttır.

Vuslat başka bahara.

O günler de mutlaka gelecektir, gelmeli.

ΩΩΩΩ

35 YORUMLAR

  1. Tarihi belgelerden anlaşıldığına göre Türklerin Müslüman olmadan önceki kadın-erkek ilişkileri sınıfı geçecek düzeydedir. Fakat Türkler Müslüman olduktan sonra tabii olarak Araplardan dini öğretiler yanında sosyo-kültürel alışkanlıklar da edindiler. Zira bunların pekçoğu (Arapların şekillendirdiği) dine dayandırılıyordu. Kadınlar için “eksik etek” veya “kafasından yumruğu karnından sıpayı eksik etmicen” veya “cehennem ahalisinin çoğunun kadınlardan oluşacağı” gibi aşağılayıcı görüşler çok yaygındı. Eski Arap kültüründe fazla kız çocuğu olanların bazılarını diri diri toprağa gömmek gibi vahşiden öte gelenekleri olduğunu hatırlamak gerekir.

    Cumhuriyet döneminden sonra her konuda olduğu gibi kadına bakış açısında da büyük ilerlemeler sağlandı. Fakat gerici kültürün mevzi kazanmasına paralel olarak kadına karşı davranışlarda da bir geriye dönüş olduğu açıkça gözlenmektedir. Bunun nedeni yozlaşmış geleneksel dinin meşruiyet kazanmasının, ruhunda sakatlık olanlar üzerinde yarattığı tetiklemelerdir.

    • Ortaya karışık tadında bir yorum olmuş, Araplar’ın sekillendirdiği dinle İslam dini aynı şey değil bunun altı çizilmeden yorum yanlış olur. Türkler dinlerini araplardan aldı diyerek te bu yanlışı güçlendiriyorsunuz. Türkler dinlerini peygamberin öğretilerinden ve İslamın kitabından aldılar, araplardan değil.
      Yüce İslam dini kadını yaratan tarafından kuralları konmuş bir din olarak kadının hakkını hukukunu tam olarak korumuştur. Cumhuriyetinde kadın hakları konusunda pek çok getirisi olmuştur, kız çocuklarının diri diri gömülmesinin araya sıkıştırılmasının bizimle ne ilgisi olduğunu çözmek kadar nasıl bir algıya hizmet ettiğini de anlamak zor.

      • Ben “Arapların şekillendirdiği din” derken bunun gerçek İslam olmadığını vurgulamak istemiştim zaten. Demek ki uzatmayayım derken iyi anlatamamışım. / Türkler İslamı! büyük ölçüde Arapların şekillendirdiği dinden almıştır, aksini söylemek kendini kandırmaktır. / Diri diri gömülen kız çocukları ‘kıyameti anlatan’ ayetlerde de birden araya giriveriyor ne alakası varsa!

    • Sayın fkt, birçok çağdaş toplum da bile kadınlar daha 20.yyda insan yerine konmaya başlamışken eski türklerdeki kadın erkek ilişkilerini “sınıfı geçecek düzeyde” bulmanız gayet isabetli olmuş, doğrudur da!
      Yalnız kimi ortaçağ seyyahlarının türk yurtlarına yapmış oldukları gezilerdeki gözlemlerine bakılacak olursa kadınların kişisel bakımlarıyla ilgili oldukça rahat ve geride ya da aşırı derecede ileri oldukları anlaşılıyor benden söylemesi…
      Gerici kültürmüş…

  2. Üstadım medya mı dediniz? Türkiye’nin medyasının doğru bir yerde durdugunu pek hatırlamıyorum.Türkiye’de biz ne medyalar gördük;adamlara sakal takıp eline de asa verip sırtına da cübbe giydirip yollarda yürüttüğünü gördük.Darbecilere alkış tutan yazarlar,çizerler,köşe yazıları gördük.Doğru söyleyenlerin gazetelerden kovuldugunu gördük.Bugün medya el değiştirdi gibi gözüküyor ama o gün başka yanlıştı bugün bir başka yanlış.Bugünde şakşakçı o gün de şakşakçıydı.Türkiye de ve dünya da gazetecilik yapmak gerçekten zor bir iş.Gazetecilik; maddi getirisi olmayan ama maddiyatla yapılan bir iş.Diyorlar ya bağımsız medya;bağımsız medya olmak zor.Bizim medya el değiştiriyor ama;görüşleri pek değişmiyor.Tv de yapılan dizilere bir baksanıza,bu ülkenin örf ve adetleriyle hiç barışıyor mu? Onun için medyanın güvenilirliğide kalmıyor itibarı da kalmıyor.Ama yapacak bişey yok; bu düzen böyle kurulmuş…

  3. Bir kadın şikayet etti, vekil istifa etti?!
    Eşine şiddet uyguladığı için vekil Mensur Işık’ı kesin ihraç talebiyle disipline sevk ediyor HDP…
    Ardından tecavüz skandalı yaşanıyor.
    HDP Mardin Milletvekili Tuma Çelik’in bir kadına tecavüz ettiği, ve olay ayyuka çıkınca da partisinden istifa ettiği haberi çıkıyor karşımıza.
    DNA’lar tespit edilmiş. HDP’liler ile yapılan telefon görüşmeleri, HTS kayıtları ve HDP’li vekilin tehdit WhatsApp mesajları belgelenmiş. Tecavüz suçuyla fezleke hazırlanmış ve Meclis’e gönderilmiş.
    Velhasıl tecavüz ile ilgili korkunç detaylar ortaya dökülüyor. Burada yazacak değiliz. Yeteri kadar haber yapılıyor okursunuz…
    Ama tabii ki, her tarafta bulamazsınız.
    Mesela Sözcü’yü bakarsanız haber şu;
    “HDP’li vekil bir kadının şikayetiyle açılan ve “iftira” olduğunu söylediği bir soruşturma ardından partisinin zarar görmemesi için istifa ettiğini açıkladı.”
    Bir kadın şikayet etmiş ve HDP’li vekil istifa etmiş?!..
    Olay ne, belli değil. Nerden bileceksin? “Bir kadının şikayeti” dışında hiçbir bilgi yok. Cinsel istismar, tecavüz kelimeleri de geçmiyor.
    Keza Halktv, Cumhuriyet, Birgün, Gerçek Gündem gibi HDP ve müttefiki CHP yandaşı ne kadar medya varsa tecavüz skandalını görmezden geldi.
    Onlar da haberi Sözcü gibi verdiler. Bir kadın şikayetçi oldu. Bir HDP’li vekil istifa etti. Ve istifa eden vekilin açıklaması. Bilmece gibi.
    Neden?
    HDP ve dolayısıyla CHP zarar görmesin, yıpratılmasın diye mi?..
    Normalde yeri göğü inletmek gerekmiyor mu? Neyi saklıyorsun? Kimi koruyorsun?
    Eşine şiddet uygulayan HDP’li bir vekil, ardından aynı partiden tecavüz skandalıyla istifa eden başka bir vekil.
    Daha ne olsun? Haber değeri yok mu?
    Yok demek ki!..
    “Kadına şiddet, tecavüz, işkence, cinsel ayrımcılık..vs, gibi sözlerle algı yönetmeye çalışan kerameti kendinden menkul tıynetsizlerin hali perişanıdır bu!
    Solcu, aydınlanmacı, ultra çağdaş ve sapına kadar laiksen eğer, dokunulmazsın. Her şey meşru?!
    Eşleri bu evsafta olan hanımlar daha büyük risk altında. Dost bildikleri sahip çıkmaz.
    Hele baklava desenli süveter giyen eşin varsa, durum daha da vahim!..

  4. Teröristin dini, milleti olamayacağı gibi insana, kadına, hayvana eziyet edenin de partisi olmaz. Paetisinden dolayı suçlamak ya da aynı sebepten susmak olur mu? Yeter ki suç sabit olsun, haksız yere suçlanmasın.
    Basının hali ile ilgili yüzlerce yazısı var sayın korunun, keza bizlerin. Kimsenin düzelmeye niyeti yok, yozlaşmışlıktan şikayet herkese yetiyor. Bir seferinde gürsel tekin iktidara gelince ilk iş havuz medyayı kapatacağız demişti. Bizde iktidarın aklı basin basta herseyi kendine yontmaya çalışıyor muhalefetin aklı ne varsa ise kapatmaya. Biri de çıkıp basın çalışanlarının önünü açacağız, özgür yazacakları kanalları sağlayacağız, sendika kursunlar, iş güvenceleri olsun, kalemlerini satmak zorunda kalmasınlar diyor mu? Bu işi düzeltmenin tek yolu var o da herkes için olmasa da çoğunluk için kalemini satmak, taraf/saf tutmak zorunda kalmamak.
    Kimin aklı başında aklı selim çözüm önerileri var?
    Geçenlerde baktım fransız dergisi Erdoğan sosuyla savaş kapımızda algısı/çığırtkanlığı yapıyor, çok yazık, dünyada bu işin cılkı çıktı…

  5. Baran bey! Ben telefondan yaziyorum! Diğer sitelerde her hangi bir sorun olmiyor. Sadece Fehmi beyin burda oluyor.
    Bazende açılmiyor.
    Bu aksaklıklar yazıya göre değişiyor.
    Aslında telefonumdan yazıla,
    Ben silmedikçe silinmiyor istediğim yazıyı bulabiliyorum.
    Bu tip silinme Fehmi bey tekrar yazmaya başladıktan sonra oldu.
    Birde benim telefona Türkiyeden reklam gelmiyor,ABD reklamları geliyor.
    Bunlar! Muthiş bir ağ kurmuşlar. Eminim bunlar Çin ve rusyadan yardim aliyorlar. Bu yapılanlar aynen suçlu insanların kompilekslerine benziyor! Suçlular suçlarını karartmak için nesıl şahitleri öldürerek delilleri yok ediyorlarsa bu da onun gibi birşey.
    Siz Türkiyeden ülkenin içine düşürüldüğü tehlikeli durumu göremesiniz,çünkü herşey engelleniyor.
    Misal H Atillanın Halk Bank davasında Türkiyenin Hakan Atillayi savunmak içi miliyonlarca dolar õdeyerek tuttuklari avukatlar.
    ABD Mahkemesinde Türkiyenin ve zamanın yetkileri hakkında aynen şöyle söylediler, “hakim bey evet bakanlar rüşvet almiş bilhasa TC üst düzey yetkilileri ambargoyu delmiş! Ve yolsuzluk yapmişlar, bu iddiaların hepsi doğru! Fakat muvekkilimiz Hakan Atilla buna karışmamış. Bu yolsuzluklardan ABD yetkililirnin ikazi dışında her hangi bir bilgisi yok.”

    ABD de Miliyonlarca dolar õdenerek suçlarını itirafi etmelerine rağman Türk vatandaşlarıni uyutmaya devam ederlerkende, hiç utanmadan17/25 Aralık mağduriyeti oynayark hale daha bize darbe yaptılar diyebilenler ve onları savunanlar suç kapatmak için herşey yaparlar.
    Sağlıcakla kalın.

    • Sn Nurdan hn anladığım kadarıyle 17 25 aralık olaylarını masumane bir hareket olarak görüp aklıyorsunuz. Çok yazık .Önce şunu soralım 4 bakan ve devlet ricali neden aynı gün operasyona uğradı .Şahıslar suçlu ise bu suçlar tespit edildiğinde neden tek tek üzerlerine gidilmedi amaç suçluyu mu ortaya çıkarmak yoksa onlar üzerinden iktidarı mı devirmek . Neden 4 ü birleşip tek gecede operasyon yapıldı ? Çok basit olay üzüm yemek değil bağcıyı dövmek. Bu meyanda o dört kişiyi savunuyor değilim Sn erdoğanın en buyuk hatası o 4 şahsı görevden almayıp zamana bırakması .Belki oda kendince haklı idi o hareketi yapsaydı FETONUN isteğini gerçekleştirmiş olacaktı.
      Kimse mağdur u oynamıyor RUHLARINI satmışların ülkemize açtığı belayı ortadan kaldırmaya çalışıyor.
      Olaylara lütfen at gözlüğü ile bakmayın sağa sola kafanızı çevirin ve adil olun .

      • Adeletten bahs edene bak! Birkerece yukardaki yazdıklarımı AKP genel başkanı ve C Başkanının emei ile Bizim vergilerimizden miliyonlaca dolar ödiyerek tututğu AVUKATLAR SØYLEDI.
        RIZA ZARAF’de EVET BEN RÜŞVET VERDIM” hemde isim isim tarih tarih elinde cetvel binlerce gazeteci ve tv kanallarının õnünde açıkladı! Ayricada ERDOĞAN ailesi ilede yakınlık derecesinide itiraf etti.
        Joe Biden’ın eşine! Riza Zarafı serbest birakmaları için rica etti.
        Madem 17/25 Aralık olayı kumpas idi neden o kadar ABD ye yalvardılar halende yalvariyorlar.
        Adaletli bey efendi sizin adeletiniz bu mu?

      • 17-25 2013 yolsuzluk operasyonları tabi ki masum değildi fakat yolsuzluk iddiaları tamamen doğruydu. Doğru olan o zamanki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Başbakan Erdoğan’ı görevden alıp yerine Cemaatçi de olmayan dürüst bir Başbakan atamasıydı.

    • haklısınız, çok sınırlı bilgiye erişebiliyorum. bu da anlamamı güçleştiriyor. gene de eldeki veriler komplo tadında da olsa prospektif bir okumaya imkan veriyor.

      Bu düşüncelerle meşgul olduğumda Cem Yılmaz’ın meşhur esprisi rahatsız etmiyor değil. Hani diyor ya; ” Büyük resmi görmek için geriye doğru açılırsın açılırsın, bir bakmışsın resimden çıkmışsın”:))

      peki büyük resmi görenler resmin içinde kalarak bunu nasıl başarıyorlar?

      çünkü onlar logoyu tamamladıklarında sevindirik olmuyorlar. çaktırmadan küçük parçalarla oyalanmaya devam ediyorlar.

      neyse ben ders çalışmaya gidiyorum, daha öğreneceğim çok şey var.

  6. Kürt kimliğinden dolayı değil, Pkk ile irtibatını kesmediğinden dolayı Siyaseten Türkiye’deki tek hazzetmediğim parti Hdp dir. Benim hazzetmemem Hdp nin kilit parti konumunu değiştirmiyor. Kilit parti olunca bi taraf savunma da bir taraf atakta.
    Hdp li iki milletvekilinin duygu ve düşünceleri yedikleri bu halta müsait ki böyle bir rezilliği işlemişler. Kendi sorumlulukları. Bütün Hdp lileri aynı kefeye koymak imkansız.

    Önceden medya denilince gazeteler, sonra tv ler ön planda idi. Artık günümüzde medya,sosyal platformlar ön planda.İkdidar yanlısı veya muhalefet yanlısı herkes kendine yakın medyayı takip ediyor zaten.

    Anlıcanız herkes biryere yandaş iken, işin komiği birbirlerini yandaşlıkla suçlamaları.
    Siyasi partilerde böyle bir olay meydana gelince medyanın,bi tarafı savunma da bi tarafı da suçlama makamında oluyor. Lamı cimi yok her iki tarafta bunu kullanıyor. Bu Akpartinin veya Chp nin başına gelse görün gümbürtüyü.Bunu Mhp ye kumpasta da gördük, Baykal kumpasında da gördük, Fuatavninin iktidardaki bakanları Muta nikahı için İran a gidiyorlar sallamasında da gördük. Medya ve sosyal medya operasyonel güç gibi kullanılıyor.

    “Tarafsız medya mı” öyle bi dünya yok. Dünyada ve Türkiye de tarafsız bir medya mı var. veya Sosyal medyada.

  7. Sevğili koru yazılarınıza yeniden başlamanızı sevinçle öğrendim( A taşgetirenin yazısından )sizin sıkı takipçilerinizden olduğumu da biliyorsunuz sanırım
    Yalnız sizden bir ricam var ben yazılarınızı cep ten okuyorum yazı harfleriniz çok küçük okumakta zorlanıyorum yazıları büyütünce ekrandan taşıyor lütfen biraz harfleri büyütün
    Aynı isteğimi m yetkin e ilettim sağ olsun hemen büyüttü

  8. 12 yıldır para verip gazete satın almıyorum. Zira tüm gazeteler fena halde tarafgir olmuşlardı. Bir iki senede bir birkaç gazete alıp bakıyorum, değişen bir şey olmadığını görüp boykota devam ediyorum. Böyle yapmamın başlıca nedeni gaza getirilmeye karşı gösterdiğim tepki.

    Gazeteler (genelde medya) belirli bir dünya görüşüne sahip olur ve genel yayın politikasını buna göre düzenler, benim de buna bir itirazım yoktur. Fakat bu taraftarlık okuyucuda renk körlüğü yaratmayı hedefliyorsa onlar artık medya olmuyor, satılmış medya oluyorlar.

    Satılmış medyayı okuyup-izleyip kanaat oluşturanlar, ya kendileri de satılmıştır yada öz benlikleri ruh hırsızları tarafından çalınmıştır da farkında değillerdir.

    Bir de parayla satın alınmamış fakat ideolojik olarak tarafgirlik yapanlar var. Bunlar genellikle samimiler. Onlara da bir İngiliz atasözünü hatırlatmak gerekir. “Cehenneme giden yollar iyiniyet taşlarıyla döşenmiştir”.

    • “Cehenneme giden yollar iyiniyet taşlarıyla döşenmişter”

      ben bunu ingilizlerin değil de Türk atasözü zannediyordum, halbuki bu söz hz.Peygamberin sav hadisiymiş.

  9. Yav bir kez olsun bu muhalefet yüzkızartıcı olmayan bi sebeple gündem oluşturamaz mı?
    Tamam cami açmasınlar, araba fabrikası kurmasınlar, hastane yapmasınlar ama böyle incir çekirdeğini doldurmiicak ayıplı mevzularla da memleket gündemini kirletmesinler yani…
    Madem ki bugün ıvırzıvır yazıyoruz benim de bi katkım olsun:
    Aslında başarılı da bulduğum üsküdar belediyesi ilçede çekirdek çitlemeyi yasaklamış, sebep; kabuklarını yere atıyormuşuz!
    Sen her köşeye ve bankın yanına, sahil bandında adımbaşı çöpkovası koydun da biz mi yere attık çöpümüzü?
    Sen kendi görevini yaptın, her yeri dakkabaşı süpürdün de bir tek vatandaşın çekirdeği mi gerdi seni?
    Sahilde kızkulesine karşı oturup çekirdeğimi çitleyemiiceksem istanbulu ben ne yapayım takoz efendi?
    Sen belediyesin, vatandaşım nasıl daha rahat ve keyifle çikirdek çitleyebir onun yollarını araştırıp kendini geliştireceksin, bunun altyapısını hazırlayacaksın?
    Bana temizlik öğretmeye çalışmayacaksın, dünyanın en temiz milletine çöpünü nereye atacağını öğretme, adam gibi çmp kovalarıyla donat üsküdarı, seninle mi biliyoruz çekirdek kabuğunun nereye atılacağını?
    Organik çöptür, betona atıp çevreyi kirletmedikten sonra her yere atabiliriz kabuklarını; haa yine de çevrede bi kirlilik varsa yapıl süpürgenin sapına ve temizle, işin ne?
    Vatandaşın keyfinin kahyası mısın?
    Festival düzenleyip çekirdek günleri, yarışması düzenlemeni beklemiyoruz, otur oturduğun yerde ama istanbulun gün batımında harem sahilinden karşıya bakıp çekirdeğini çitleyen dünyanın en sevimli en delikanlı halkının yakasından elini çek başkan?
    Çok istiyorsan al bi avuç çekirdek de sen, çök kayalıkların üstüne, gelen geçen martılara tükür kabuklarını!
    Yoksa bir daha oltuğu da bulamazsın…
    Adam gibi bir muhalefetimiz olsaydı şu yasaktan bi çekirdek devrimi yaratıp alaşağı ederdi belediye başkanını ama nerdeee?
    Halkın aleyhine bi icraat varsa ses çıkarma; faydalı bi iş yapılıyorsa, mesela hastane, yerigöğü inlet, engellemeye çalış!
    Böylece halk sana muhtaç kalsın:
    Nah kalır!

  10. Sayın Hocam dünya insanı olmayı beceremedik ve de başaramayacağız bu gidişle de. Benden olmayan beni tutmayan ölsün bitsin ne olursa olsun. Benden olan ne yaparsa yapsın o benden çünkü. Üzücü..

    • Sevim hanım dünya insanından kastınız dünya vatandaşlığı gibi bişeyse sorun değil, zaten galakside başka gidecek biyerimiz yok; ama öyle dünya insanıydı, kainat imamıydı derken cepteki pasaporttan filan da olmasak diyorum bazen?
      Benden derken tam olarak kimlerden sözediyorsunuz ki?

  11. aile içi kavgaya karışılmaz!
    Vaktiyle yaşanan paylaşımlar sonradan bir kavgaya dönüştüğünde herkes eline geçirdiğini diğerinin kafasına fırlatıyor; bize ne ki?
    Milletvekili dokunulmazlığı bu tür mevzularda işlemiyor mu acaba; dönem sonuna filan bırakılsaymış keşke…
    Vaktiyle a.kırcanın benzeri bir performansı ortalığa saçılmıştı, medyamız ne tepki vermişti ben hatırlamıyorum?
    Sonuçta baykalın başına gelenlerden beri siyasetin belden aşağısı tutmuyor; memleketin gündemine yapılan bu saldırıyı herkesin kınaması lazım, ayıptır.

  12. Havuz kendi çalıp kendi oynadığı için, yazılan çizilenleri görmezden geliyor…
    Millet vekillerinden biri partisinden istifa etti dığeride disipline verildi, bu konuda Artigerçek gerekeni yazdı.
    Peki geçen yıl AKP millet vekilinin Evinde õldürülen özbekistanlı hizmeyçi hakkında havuz neler yazdı?
    Mahkemeler ne karar verdi?
    Resme çıldırmışlar bu siteye bir yorum yaziyorsun 3 sefer ekran donuyor ve site kapaniyor.
    Yorumda siliniyir.
    Sankı Korunu kalemi atom bombası o kadar korkuyorlarki bunları nasıl sustururuz diğe kırk takla atiyorlar.

    • yapay zekayı da çok iyi kullanıyorlar Nurdan abla. yaraya temas eden bir şey yazdığınızda anında üşüşüyorlar ekranınızda çıkan reklama kazarak dokunmuşsanız casus yazılım çok hızlı bir şekilde mesajlara ve kayıtlı kişilere hücum ediyor.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız