Referandumla mazeretsiz bir siyasi iktidara sahip hale geldik.. Elinde ‘sihirli değneği’ olan..

17

Halkın yarısından biraz fazlasının desteğini almayı ve 18 maddelik anayasa değişikliği paketini onaylatmayı başarmış bir lideri var Türkiye’nin..

Adı: Recep Tayyip Erdoğan

Cumhurbaşkanı…

Dün yapılan referandum bunu bir kez daha gösterdi.

Referandumda kullanılan ‘Evet’ oyları.. 2014 yılında yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde Tayyip Erdoğan’a verilen oyların elifi elifine aynısıdır.

Anayasa değişikliği paketi onun yeni yetkilerle mücehhez kılınmasını amaçlıyordu ve seçmen kıl payıyla da olsa ona bu imkânı sağladı.

Ortasından bölünmüş güzel ülkemiz

Kıl payıyla cumhurbaşkanı seçilmek işin doğasında var, artık dünyada herkesten –veya halkın büyük bölümünden– oy alarak seçilen liderler yok; ancak bir ülkenin ‘parlamenter’ olan sistemini ‘başkanlık’ ile değiştirmek için ‘bıçak sırtı’ başarılar biraz sorunlu.

Tablo tam ortasından bölünmüş bir Türkiye tablosudur.

Bugünkü Türkiye tablosuna ancak MHP’nin açık ve güçlü desteğiyle ulaşılabilmiştir.

Yazılarımı takip edenler benim temennimi biliyor. Şu satırlar konuya ilişkin birkaç gün önceki (11 Nisan) yazımdan:

“Referandumun sonucunda hangi tez kabul görürse görsün, bu kimse için bir ‘zafer’ teşkil etmeyecek. Vartayı az zararla atlatmak istiyorsak.. umalım ki.. sandıktan bir tarafın oyu diğerinden bayağı baskın çıksın… / Hangisi olursa.. yüzde 60’ı bulsun…”

Temennim aynı gün açıklanan A&G firmasının iddialı “Sandıktan yüzde 60 ‘Evet’ çıkacak” diyen kamuoyu araştırması ile doğrulandı; ancak dün yapılan oylama sonucu endişelerimi pekiştirdi.

Bizim millet olarak şöyle bir özelliğimizin var olduğuna inanıyorum: Bir şeyin, bir fikrin, bir tezin olumlu veya olumsuz taraflarının anlatılması bizi bir tarafa meyleymek için yeterli olmuyor; genellikle o şeyin/fikrin/tezin uygulamasını da görmek istiyoruz.

Anayasa değişikliği paketinin halktan güçsüz de olsa destek almasını biraz bu özelliğimizle açıklayabiliyorum: Her sıkboğaz olduğumuzda, sorunlarla karşılaşıldığında gündeme taşınan bir konuydu ‘başkanlık sistemi’; Turgut Özal’dan günümüze hep bu yönüyle tartışılageldi.

“Ülkemiz ‘başkanlık sistemi’ ile yönetiliyor olsaydı.. her alanda karşılaşılan sorunlarımız daha kolay çözülürdü” görüşü milletin siyasi hafızasında böyle yer etti.

Sihirli değnek bekleyeceğiz

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da mitingler sırasında seslendirdiği, ‘Evet’ cephesinin kampanya için üretilmiş her türlü reklâm malzemesine sindirdiği de.. işte o hafızanın günümüzde canlandırılmasına yarayan tezdir.

Artık ‘sorun çözmesi beklenen’ bir yeni sisteme sahibiz…

Referandum, kullanması en kolay mazereti, siyasi iktidarın elinden almış oldu.

Dışarıdan ve içeriden kaynaklanan her türlü rahatsızlığın ilâcı var artık siyasi iktidarın elinde.. her kapıyı açmaya yarayan bir maymuncuk.. her derde deva bir reçete..

Türkiye’yi uçuşa kaldıracak bir büyük olay gerçekleşti dün.

Acaba?

Sistemler, hangisi olursa olsun, içinde sorunlarını da taşır. Winston Churchill’in demokrasi tanımını hatırlayalım: “Kötü sistemdir, ama diğerleriyle mukayese edildiğinde yine de iyi sayılır…”

‘Başkanlık sistemi’ de dünyanın en mükemmel sistemi değildir. Uygulandığı ülkelerde bizim bugüne kadar varlığını pek hissetmediğimiz pek çok yeni sorunu beraberinde getirecektir.

Yetkilerin eskisi gibi fazlaca dağınık olmaması onları kullanacak olan için herhalde büyük bir kolaylık sayılmalıdır; ancak olumsuzlukların faturasının kime çıkarılacağı konusunda da bir kolaylık teşkil edeceği de kuşkusuzdur.

Ekonomik.. sosyal.. siyasal.. güvenlikle ilgili.. dış politika.. bütün bu alanlarda karşılaşılabilecek her türlü sorunun çözümü için elde bir sihirli değneğin bulunduğu varsayılacaktır.

‘Başkanlık sistemi’.. özellikle de ‘bize özgü’ olanı.. dünkü referandumda değiştirdiğimiz anayasa maddeleri ile güçlendirdiğimiz ‘cumhurbaşkanı’.. öyle bir değneğe sahip sayılabilir mi?

Dünkü sonuç ‘Hayır’ oylarını cılız bir biçimde öne çıkarsaydı.. benzer bir durum hiç kuşkusuz tersinden yaşanacak.. olumsuz giden her olay.. ‘başkanlık sistemi’nin önünün kesilmesine bağlanabilecekti…

Şimdi olumsuzluklara tahammül edilemez bir durum var.

Uygulamaların çoğunun 2019’a ertelenmesi da bu anlamda bir sıkıntı kaynağı olabilir.

ΩΩΩΩ

17 YORUMLAR

  1. Aydınlarımızın, tercih ettikleri görüşlerin, halk tarafında (çoğunlukla) karşılığının olmadığını olgunlukla karşıladığını gördüğümüz zaman, demokrasiyi lafta savunmadıklarını anlamış oluyoruz. Bu saatten sonra, başkanlık sisteminin nasıl daha faydalı olabileceği ile ilgili chp dahil her parti ve sivil toplum kuruluşunun destek olması gerekir.
    (“Ülkemiz ‘başkanlık sistemi’ ile yönetiliyor olsaydı.. her alanda karşılaşılan sorunlarımız daha kolay çözülürdü” görüşü milletin siyasi hafızasında böyle yer etti.) deniyor, oysaki hepimiz biliyoruz ki üç-beş ay öncesine kadar, anketlerde millet başkanlık sistemine çoğunlukla destek vermiyordu. Hatta sizde “hayır çıkacağını tespit etmişlerdir, referandumu iptal edebilirler” beklentisi içindeydiniz. Bunda Tayyip bey ve ekibinin başarısı kadar muhalefetin başarısızlığını da analizlerinizde değinilmesini görmek isteriz. Uluslararası alanda, 9 seçim kaybettiği halde hala partisinin başında kalabilen liderler var mı örneğin.
    “Şimdi olumsuzluklara tahammül edilemez bir durum var.” deniyor. Yeterki olumsuzluklar bizim seçtiğimiz insanlardan gelsin, onları değiştirmenin yol ve yöntemi var. batı güdümlü, milli olmayan, değiştiremediğimiz ve hesaplayamadığımız saçma sapan krizlerle uğraşmak yerine, kendi elimizle seçtiğimiz insanların elindeki bütün bahaneleri alıp, net hedeflerle faydalı işler beklemek daha kötü neden olsun.
    Referandumda yüzde 60 veya 70 gibi ezici bir oran bekleyip, aksi halde sorunlar çıkacağını öngörüp bunun da demokrasiyi savunduğunu iddia edenler tarafından dillendirilmesi de düşündürücü. Ayrıca
    birmilyonüçyüzbin oy farkı yeterince büyük.

  2. Bu güne kadar iktidar başarısız olmuş ve başarısızlığının sebebini mazerete bağlamışsa (ki F.KORU böyle diyor.)başkanlık, başarısızlığın tüm mazeretlerini ortadan kaldıracaksa başkanın veya hükümetin sığındığı kale yıkılacak gerçek aşikar olacak ve desteğini de kaybedecektir. Yani halkı kandıramayacaklar değil mi? Öyleyse buna sevinmemiz gerekmez mi? Yani “başarısızlığınıza artık mazeretiniz kalmadı.” diyebileceğiz. Böylece hiç seçim kazanamamış muhalefet de seçim kazanacak. Neden ikiye bölünüyoruz ki? Daha fazla parçalara bölünmeliyiz. 3-4-5… parçacıkta olabiliriz. İki siyasi görüş olmamalı mesela. % 51 ile iktidar olmaktan iyidir parçacıklara bölünüp %20 ile olmak denebilir. Mesela cennet-cehennem olmamalı. Arada bir şeyler daha olmalı. Beyaz-kara olmamalı rengarenk olduğu gibi olmalı siyaset. Ton yakınlığı olsa da yakın renkler sınıflandırılmamalı, yoksa bölünmüşlük olur.

  3. Sermaye denizde su benzeri dolara sahiptir. Bir insan bir gün çalışır yüz dolar elde edemez ama o saniyenin onda birinde yüz doları üretebilir. Böylece Sermaye sonsuz güce sahiptir. Doları ile her işi yapacağını sanmıştı. Muradına eremedi. Türk halkı da bu sefer isabetli oy kullandı. Galip mağlup belli olmadı. Bundan sonraki olaylar sonuçları belirleyecektir.
    Sermaye ile siyaset arasında savaş vardır. Taraflar daha belirlenememiştir. %60 ’Evet’ çıksaydı Sermaye Türkiye’yi yanına alacak ve üçüncü cihan savaşını öyle getirecek ve Türkiye’yi tetikçi olarak kullanacaktı. %60 ‘Hayır’ çıksaydı Sermaye Türkiye’den ümidini kesecek ve belki de üçüncü cihan savaşı önlenecekti. İkisi de olmadı. Anayasa oylamasında kimse bir sonuca varamadı.
    Türkiye de şimdilik ne kaybetti ne kazandı. Bundan sonraki şu uygulamalar, sonucu belirleyecektir. Benim için şu sonuçlar ortaya çıktı.
    a) Türkiye politikasında AK Parti ile diğer partiler arasında bir fark yoktur. Artık şunu veya bunu destekleme söz konusu değildir.
    b) Sermaye ile siyaset aynı derecede İslamiyet’ten uzaktırlar. Birini desteklememiz yanlıştır. Biz semt kooperatifleri kurmakla meşgul olmalıyız. Makroda tarafsız olmalıyız. Adil Düzen Partisi’ni kurmalıyız. İktidar olmak için değil semt kooperatiflerinin kurulması için ön ayak olmaya çalışmalıyız.

  4. Şimdi siyasi partiler destek vermedikleri bir fikrin memlekete, millete faydalı olmasını istemezler gibi bir fikir, çok yanlış da olsa maalesef mevcut, yani artık referandum bitti, halkın %50,1 i bu sisteme evet dediğinde ya da tersi de gecerli hayır dediğinde olay bitmiştir. Bundan sonra bu kararın aleyhinde sarfedilen sözlerin hiçbirinin çıkış kaynağı memleketin milletin selahiyeti, istikbali kaygısı taşıdığını düşünmüyorum. Olayın eksisi artısı uzunca bir süreden beri nerdeyse her platformda zaten konuşulup muzakere ediliyor. Bu vakitten sonra yapılan her konuşma batılı terminolojisiyle yıpranmış ego nun initileri, bizim dilimizde de tamamiyle nefsanidir ve iyi niyetli değildir. Bu noktada şükür ki önce partisinin menfaati sonra memleketin menfaati siyasilerden kurtulduk, Millet vekili ve meclis giderleri de düşürülürse bundan alası yok. Lise yıllarımdayken dersaneye gitmek için okul birinciliğine aday oldum, lakin dersanedeki hocalar beni pek tutmadı, bu avantajdan başka birinin faydalanmasına daha sıcak baktılar, 4,5 ile okulunda en iyi dereceyi sağladığı anlaşılmıştır ibaresini yeterli bulmamışlardı, bizim için burada okul birincisi yazması gerekiyor:)) Halkın güçsüz desteği bana o günleri çağrıştırdı biraz. Bence olumsuzluk çağırmak, bölündük gibi insanı hakkaten irrite eden, yeise sevk eden cümleler yerine daha birleştirici, milletin selamete ermesinde mihenk taşı, gösterge rolu oynayabilecekk potansiyelde cümleler kurmak daha faydalı ve istafedeye katkısı olur diye düşünmekteyim. Diğer yorumcular da aynı şekilde yani kişi teselliye illaki muhtaçtır, konuyla alakalı çok fazla diycek bişey yok tabii, ama işi memlekete beddua noktasına vardırmamak lazım, daha geniş olmak lazım. Bence sorun daha önce de dediğim gibi adalet noktasında daha hassas işlemesi lazım terazinin bu yönde telkinlere ihtiyaç var. R.T. Erdoğanın 15 nisanın rovanşı 16 nisanda alınacak sözü acaba referandumdan çıkıcak sonuca atıfmıdır yoksa kantarın topuzunun kaçtığı günleri göreceğizmidir?

  5. İnsanların hayatlarındaki uzun tecrübe yıllarının kendilerini herkesin hayranlıkla seyredeceği mütevazi bir zirveye ulaştırması gerektiğine inanıyorum. Ancak hayatımızı adadığımız hedeflerden önemsemediğimiz küçük sapmalar, eski rotamızdan sürekli uzaklaştığımız savrulmalara neden olur.

    *Farklı fikirler, kendimizi daha iyi tanımak için baktığımız aynaya benzer.
    ve
    *”Hased (çekememezlik) hayırları yer bitirir, tıpkı ateşin odunu yiyip tükettiği gibi.
    vesselam…

  6. Sayın Koru,

    Yazınızda “Ortasından bölünmüş güzel ülkemiz” demişsiniz

    1997 Polanya anayasası referandumda % 46,5 karşı % 53,5 oy ile kabul ile kabul edilmiştir. Katılım ise %42,9 olmuştur. Polanya’da 1995 tarihli referandum yasasında %50 lik bir katılımı zorunluğu getirmiştir. 1997 Polanya anayasası referandumunda %53,5 ile kabul edilmesine karşılık referanduma katılan toplam seçmen sayısı %42,9 da kalmıştır. Polanya yüksek mahkemesi anayasanın uygulanmasına karar vermiştir.

    Quebec bölgesinin Kanada devletinden ayrılması için en son 1995 deki referandumda %49,42 evet ve %50,58 hayır oyu verildi. Bölünme oylaması yapılan Kanada’da dahi bölünme olmadı.

    Seçime katılanlar evet veya hayır vererek sadece kendi kişisel iradesini ortaya koymuyor evet veya hayır vererek çıkan sonucu da baştan onay vermiş oluyor. Çıkan sonuç milletin tek bir iradesidir.

    Saygılarımla

  7. Bugünkü Millî Gazete’de, şöyle bir haber dikkatimi celbetti:
    Fehmi Koru: Başkanlık yeni sorunları beraberinde getirecek
    Eklenme Tarihi: 17.04.2017 12:55
    Kendi web sayfasında bugün bir yazı yayınlayan Fehmi Koru, “Başkanlık sistemi de dünyanın en mükemmel sistemi değildir. Uygulandığı ülkelerde bizim bugüne kadar varlığını pek hissetmediğimiz pek çok yeni sorunu beraberinde getirecektir” diye yazdı.
    Gazeteci Fehmi Koru, 16 Nisan referandum seçimlerini değerlendirdiği yazısında “Başkanlık Sistemi”nin uygulanırlığını ve sonuçlarını yazdı.
    Yazısına “Halkın yarısından biraz fazlasının desteğini almayı ve 18 maddelik anayasa değişikliği paketini onaylatmayı başarmış bir lideri var Türkiye’nin..” şeklinde başlayan Koru’nun yazısı şöyle:
    http://www.milligazete.com.tr/fehmi_koru_baskanlik_yeni_sorunlari_beraberinde_getirecek/462213
    *
    Ben bugün hiç yorum yapmayayım, sadece bu haberi vermiş olayım…
    Elbette referandum sonucu ile ilgili yorum/yazı yazdım, yarınki Millî Gazete’de…
    Yazımın başlığı şöyle:
    “DP, ANAP, AK Parti geldi ama zulüm (zalim düzen) devam ediyor!”
    *
    Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri’nin uzun şiirinin ilk kısmı ile noktalayayım:
    Hak şerleri hayr eyler
    Zan etme ki ğayr eyler
    Ârif ânı seyr eyler
    Mevlâ görelim neyler
    Neylerse güzel eyler…

  8. Turkiye secmeninin yapisi dusunulursa Tayyip Erdogan’in “sorunlari cozmesine” gerek yok bence. Kim cikabilir karsisina? CHP/Sol kokenli herhangi bir aday MHP’den oy alamaz. Meral Aksener MHP’nin basina gecebildi diyelim. O da CHP’nin hepsinden ve HDP’nin cogundan oy alamaz. Ayrica bu referandumda “Hayir” diyen Saadet Partisi secmeni de bu tip alternatifler karsisinda buyuk oranda Tayyip Erdogan’i destekler. Saadet Partisini kucumsememek lazim. Ben %3-5 araliginda bir oyu oldugunu dusunuyorum. Milletvekilligi secimlerinde baraj yuzunden heba olmasin diye bunlar8in buyuk bolumu AKP’ye kayiyor.

    Turkiye sartlarinda yeni parti de tutmaz. Zaten diyelim ki oldu. Ne Abdullah Gul, ne Ahmet Davutoglu ne de o cevrelerden baska biri disli bir rakip olabilir sandikta.

    Sonucta “alternatifsizlik” yuzunden Tayyip Erdogan’in “basarili olmak” gibi bir zorunlulugu yok.

  9. % 49.6 + % 51.4 = % 100= Millet.

    Ferasetine hayranım be Milletim!

    ‘Hayır’ diyenlerdendim ve oyumu da ‘Hayır’ olarak kullandım.

    Ama bu tablo beni ziyadesiyle mutlu etti.

    Tahminimi 10 Nisanda bu sayfada; ”evet oyları, % 51’i zor bulur, bulsa da % 52’yi aşamaz” olarak yazmıştım.

    Beni asıl mutlu eden bu değil, halkın, siyasetçinin önüne koyduğu mükemmel tablo.

    Mükemmel, çünkü;

    – ‘Hayırcılar’ mutlu olsun, artık hiçbir olumsuz gelişmenin sorumlusu sayılamayacaklar.

    – Kılıçtaroğlu, sevinsin ama havalara girmesin; bu tabloda CHP’nin oyu, % 25’in üzerine çıktığını iddia edilemez.

    – Bahçeli, taşıma suyu ile değirmenin dönmeyeceğini bilmeli ve rakiplerine karşı demokrat olabilmeyi de becerebilmeli.

    Bu arada Sayın Kılıçtaroğlu ve Sayın Bahçeli başarılarının zirvesinde! ‘yenilikçi’ bir yapıya yol verirler mi? Kendileri bilirler.

    – HDP Müslüman mahallesinde salyangoz satmaktan vazgeçmeli. Muhafazakar Kürt’ler, seküler bir hareketin peşine takılmayı etnik ulusalcı yapıya tepki olarak yansıtıyor.

    – A&G, ‘görünen köy’ Adil Gür istemezmiş, kılavuzluğuna bir ücret ödenmiş midir? Söylenti..

    Eee, siz Sayın Erdoğan.

    – İstediğinizi elde etmeyi başardınız ama zafer elde edemediniz.

    – Artık hiç bir mazeret ileri süremeyeceksiniz

    – % 49,6 bu milletin diğer yarısıdır. 2019’da kadar bunların gözlerinin içine içine bakınız.. Başkan olmanın yolu ‘milletten’ geçer..
    Ne de olsa Devlet Milletindir. Siz de ‘Milletin Adamı’ olun ki devlet yaşasın.

    – Millet, sende; doğruları söylemekten ve hakkını, hukuki sınırlar içerisinde talep etmekten asla korkma! ve çekinme!
    Tam ortadan bölünsen de verdiğin karar geleceğin çimentosu hükmündedir. Bu tablonun mimarı sensin.

    – Sayın Koru, sizi takip etmekten mutluyum. Derin düşüncelere sevk eden, yüksek duvarlar ile tahkim ettiğiniz labirentlerinizden her gün, çıkışa ulaşmaya gayret edeceğim.

    …”Uygulamaların çoğunun 2019’a ertelenmesi (…) sıkıntı kaynağı olabilir.” belki, ama aslolan bundan sonra yürütmenin, milletin taleplerini karşılayacak ‘uzlaşı’ içerisinde bir icraat ortaya koymasıdır.

    Himmeti milleti olsun ki yürütmenin, belki o zaman (2019) Millet, sisteme ‘okeyyy’ der.

    • abi allah aşkına benim olumlu yönde hiç bir şeye inancım kalmadı
      ak partinin sandık müşahidleri yokmuydu ki mühürsüz pusulaya oy kulanılırken itiraz etmedi
      ysk dışarıdan geldigi ispat edilmedikçe geçerli ilan ediyorum dedi
      peki dışarıdan gelmedigini ysk ispat edebiliyormu?
      kim ne derse desin bana göre millet hayır dedi devlet evet de karar kıldı

  10. Abi büyük adamsın ustasin senin kıymetini bilemediler .Nasıl öngörüler yapıyorsun helalll. 17 -25 aralık sonrası yaptığın ( devlet cemaati bitirir) ,hatta Erbakan mesut yılmaz değil Erbakan çiller koalisyon kurar ongorun, ve en son referandum tahminin ,abi ellerinden öpüyorum. Ve mağdurlar (darbe ile alakasi olmadigi halde isten atilan -hapse atilanlar) için yazdığım yazılar( Allah razi olsun). Not,: Bence fetö soruşturmalarının hayırda etkisi çok oldu ( haksiz yere atılan birinin 20-30 yakini hayır verdi ,). Selam ve dua ile

  11. Amerikada Bay TRUMP yüzde elli yi bulmayan oranla başkan olunca Abd için bölünmüş başlığı atılmazken türkiye için bunu neden reva görüyorsunuz,cevabınızı önemsiyorum

  12. S Koru malesef geçmişteki seçimlerde bir parti yüzde 40 yüzde 50 aldığı halde hükümet kurmak için çalışırken karşı cepheden aynı sizin dediğiniz gibi ülke ikiye bölündü ya bunları istemeyen diyer yüzde 40 veya yüzde 50 onlar nolacak onlar nasıl tahammül edecek derlerdi bu duruma
    Hani biz birlik ve beraberlik içinde yaşayacaktık birbirimize tahammülümüz yok malesef
    O zaman seçimleri niye yapıyoruz seçim yaparsan herhangi bir şeyde oylama olduğunda illaki iki taraf olur bunu akletmezmisinizde ülke ikiye bölündü dersiniz anlamıyorum
    Sanki ikiye bölününce ülke bölünmüş bir biriyle kavga ediyor gibi sunuluyor
    Ve keşke bu yazının içinde belirtildiğigibi
    Başkanlık sisteminin olumlu yanlarını ve olumsuz yanlarını güzel bir şekilde yazsaydınız seçimden önce malesef yazarlar hep taraf olmayı seçiyor her iki taraftanda aynı tavır
    Bu seçimde her iki tarafta meseleleri olumlu veya olumsuz yönden deyil ya seni başkan yaptırmayacağız yada seni başkan yaptıracağız la gidildi okumuşuda aynı okumamışıda aynı istisnalar kaideyi bozmaz

    Hayırı geride bıraktık Evetle Allah ülkemizin ve ümmetin yolunu açık etsin huzur içinde yaşayalım…

    İnşallah.

  13. Sayın Koru, siz gerçekleri yazdikça olan bizlere oluyor, bu siteye girebilmek için bayağı zaman harcıyoruz.Bu aralar reklamları tıklamak da çok sorunlu açıldığında bir daha kapanmiyor bu nedenlede az tıklamak zorunda kaliyorum.
    Fehmi bey refarandum dan evet çıkmadı! Evet çıkarıldı.
    Baştan beri ben evet çıkarılacağına inanıyordum ve bunada sevindim, heleki sayın Süleyman hocanın şemsiyesini kayıp ettiği rüyasından sonra dahada mutlu oldum.
    Yurtdışı oylarında yalnış görmedi İsem”evet” oyları çok yüksek iykde gidip oy vermedim.
    Dünkü refarandumda ne hikmet varidise seçimlere aylar kala yüksek seçim kurumundan ve Dış İşleri bakanlığından seçim hakkında bilgilendirici bir kaç e-mail aldim vede şaşırdım.benim e-mail adresimi nereden buldular.
    Neden bilgilendirme gereğini duydular dahada anlamış değilim.Aslinda nedenini tahmin ediyorum yazarsam yorumum Dr. Ahmet bey tarafından sakıncalı görülür ve sansüre takılır.

    Taha bey merhaba ikinci defa aynı yorumu göndermemin sebebi sizin haberiniz olmasí için, yorumu 7/8 kez gödere tikladim yalniş mail adresi diye geri geldi. F Koru sitesi çok problemli. Allah kolaylık versin saldırılar karşısında işiniz iyice zorlaşıyor.
    Esenlikle kalın.

  14. Referandumda kullanılan ‘Evet’ oyları.. 2014 yılında yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde Tayyip Erdoğan’a verilen oyların elifi elifine aynısıdır. diyorsunuz ama 2014 de MHP desteği yoktu. Ya Erdoğan kendi tabanından 10 puan kaybetti yada MHP den hiç oy gelmedi

  15. Konfiçyus konuyu 2500 yıl önce çözmüş. “Hükümdar adilse kanuna gerek yoktur. Hükümdar adil değilse kanunun hükmü yoktur” diyor. Maalesef halihazırdaki yönetimin adaletle bağı tümü ile kopmuştur. Böyle olan bir yönetim parlamenter sistemi bozduğu gibi, başkanlık sistemini de işletemeyecektir.

    İbn-i Haldun “su suya benzediği gibi; gelecek de geçmişe benzer” diyor. Dolayısıyla mevcut yönetimden mucize beklemeyin. Eskisinden daha iyi bir iş çıkarmayacak. Hele son yıllardaki performansı göz önüne alındığında bu daha da böyle olacak.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here