Seçim için gün saymaya başlayabiliriz.. ‘Mevcut durum mu, değişim mi?’ sorusuna cevap arıyorum…

38
Reklam

Bugünler bana 2002 yılında yaşadıklarımızı hatırlatıyor.

Henüz MHP lideri Devlet Bahçeli tarihini de kendisi belirleyerek ‘‘Seçim erkene alınmalı’’ diye öne atılmadı, dolayısıyla bir yıl içerisinde seçim olacağına dair somut bir durum yok; ancak yine de ortalık daha önce öyle bir çıkış yaptığı günle bugün arasında benzerlik kurulmasına imkan veren işaretlerle dolu.

Girişi şu cümleyle de kurabilirdim: Havada değişim kokusu var.

Aynı koku 20 yıl önce de bu zamanlarda alınabiliyordu.

Türkiye burnu iyi koku alabilenler tarafından siyaseten öngörülebilecek bir ülke. Tek parti döneminin sonuna yaklaşıldığı 1945 yılında iyice belli olmuştu; şaibeli seçim (1946) akıbeti birkaç yıl geciktirdi, ama işte o kadar. Kaçınılmaz sonuç yine geldi (1950).

O dönemi siyasete yakın yaşayanlar değişim kokusunu alabiliyordu.

Askerlerce devrilen Demokrat Parti’nin siyasi alandaki yerini Adalet Partisi’nin alacağı (1961), askerlerin sevmediklerini belli ettikleri Turgut Özal’ın Anavatan Partisi’nin vatandaşın tercihi olacağı (1983) zamanında bütün belirtileriyle görülebiliyordu.

Yeni kurulan AK Parti’nin 28 Şubat sürecinin kararttığı siyasi ortama rağmen halkta oluşturduğu ‘‘Bunu deneyelim’’ beklentisini hiçbir şeyin dizginleyemediğini görenler 2002’de hiç de az değildi.

Reklam

Bir önceki seçimde sandıktan birinci, ikinci, üçüncü sırada çıkmış üç parti 2002’de sandığa gömüldü. Bir patron partisi görüntüsündeki Genç Parti neredeyse barajın üstüne çıkabilecek oyu yakalamak üzereydi; bir yıl önce kurulmuş ve ilk fırsatta kapatılması ihtimali üzerine spekülasyonlar yapılan AK Parti ise sandıkta patlama gerçekleştirdi. 

O zaman da havada değişim kokusu vardı.

Ankara’daki havayı koklayan pek çok gözlemci bugünün de benzer bir sonuca gebe olabileceğini fark ediyor.

Peşin fikirlerin yıkılmasıyla gerçekleşebilmişti 2002 tablosu. 28 Şubat’ın topluma zerk ettiği önyargılar toplum tarafından dikkate alınmadı. Hiçbir genel seçimde makus talihini yenememiş, sonrasında kısa süreli hükümet kurabildiği 1995 seçiminde ancak %21 oy alabilmiş bir partinin önemli isimlerini çekirdeğinde barındıran, genel başkanı siyasi yasaklı AK Parti, önyargıların odağındaydı. 

Seçmen önyargılara aldırmadı.

Bugünün önyargıları iki parti üzerinde yoğunlaşıyor: CHP ile HDP’nin…

CHP tek parti geçmişinin hesabını vermeye zorlanıyor; HDP ise kapatılması mukadder bir parti görüntüsünde…

Yeni kurulmuş partiler de ‘‘Oy alamazlar’’ önyargısına muhatap.

Reklam

AK Parti için var olan önyargılar 2002’de işe yaramamıştı; CHP, HDP, DEVA ve Gelecek partileri kendilerini hedef alan önyargıları bu dönemde geçersiz kılabilecekler mi?

Seçime gidilen ortamlarda iktidar partileri iddialı oluyorlar. Bugün de iktidarı oluşturan AK Parti ile MHP iddialarını sürdürüyorlar.

İddiaya rağmen iktidar partilerinin içinde yer alan deneyimli siyasetçiler içerisinden değişim havasını fark edenler çıkabiliyor.
İsmail Cem, Kemal Derviş, hatta Hüsamettin Özkan 2002’ye gidilirken DSP’nin sonunun yaklaştığını fark eden isimlerdi.

Mesut Yılmaz da MHP’li hükümetin ANAP’ın sonunu getirebileceğini görebiliyordu; ön almak için MHP’yi hükümetten götürecek formül arayışına girmesi bundandı.

Cem Uzan o havanın etkisiyle parti kurmuş, tek kişilik ordu görüntüsü belirgin bir kampanyayla seçime girmişti.

Son sözü ‘yüzde 10 barajı’ söyledi 2002’de; partilerin çoğu barajı aşamadı, Meclis’in dışında kaldı.

Bugünlerde havada yine değişim kokusu var.

Yüzde 10 barajını işlevsiz bırakan bir sistem değişikliğine gidildi, ittifaklar az oy alabilecek partilerin lehine işliyor.

İttifak içi baraj arayışı var iktidar cephesinde, ancak bunu sağlayacak muhtemel yeni düzenleme ilk seçimde uygulanamayacak.

HDP için açılmış kapatma davası her iki halde de bu partinin seçmeni gözünde fazla bir önem taşımıyor. Anayasa Mahkemesi zorlaştırılmış olmasına rağmen kapatma yönünde karar verirse seçime katılma hakkı bulunan o çizginin dokuzuncu partisi hazırda bekliyordur; açılan davaya rağmen partinin kapatılmaması ise HDP’nin oy şansını artırır.

20 yıl önce havayı değişimden yana etkileyen en önemli gelişme ekonomik kriz olmuştu. Bugün de ekonomi kişisel krizlere yol açacak kadar bozuldu. Bazı gözlemciler piyasayı canlandırmak üzere kredi kanallarının açılacağı, düşük faizli kredilerin getireceği coşkunun seçmenin tercihini etkileyebileceği yorumunu yapıyorlar. Doğrudur, iktidarın bunu düşündüğü belli. Ancak, kredi almak isteyecek çıksa da, alınacak kredilerin borç kapatmaktan başka bir işe yaramayacağı da ortada.

İktidar cephesinden dışarıya kadar vuran dalgalanmalar değişim havasının orada da güçlü biçimde hissedildiğinin işaretleri.

MHP lideri Devlet Bahçeli henüz erken seçim sinyali vermedi. O sinyal, AK Parti’nin ilk seçime MHP yanında olmaksızın gitmek isteyebileceğini fark ettiğinde gelecektir.

Galiba o noktaya varmaya az kaldı.

ΩΩΩΩ    

Reklam

38 YORUMLAR

    • Siz bile alıştınız dimi. Adam çıtayı o kadar yüksrltti ki merak edip bekliyorsunuz. Beklentilerinizi yükseltti, kötümü. Eğer çok çok büyük bir yardım yapsaydı burada yazacağınız yorum ne olurdu Ender bey. Takdir mi edecektiniz. Hemen başlayacaktınız millet aç aç siz gidip başka devletlere yardım yapıyorsunuz ( sonuçta orası kardeş ülke)
      Türkiye cumhuriyeti kardeşlerine yeri geldiğinde yardım elini uzatıyor. Azerbeycana yapılan yardimdan sonra ne dediler Türkiye cihatçıları gönderiyor. Suriyedeki Kardeşlere el uzatılıyor ne işimiz var Suriyede, Mit İşide silah gönderiyor kumpası, yaygarası.
      Sizinkileri biz takdir ediyoyoruz. Yurdun dört bir yanını heykellerle süslüyorlar, milletimize faydalı işler yapıp, moderniteyi yükseltiyorlar. Allah razı olsun sürekli heykel yapsınlar.
      Kıbrıs’ a yapılan yardımı küçük görmeniz bile sizin geliştiğinizi gösteriyor. Saray falan da demiyorsunuz Muciple birlikte. Külliyeymiş canım.

      Proje bittiğinde demeyin klozetleri altın kaplamalı saray falan diye.
      Saray a giden Chp li kim yalanını uydurmayın ha. Sözcu bile inanmaz artık size

      • Saraya giden CHP’liyi bilmiyorum, ama Beştepedeki saraya CHP’den ithal edilen biri de yavru vatan sarayına kondurulacaktır diye bekliyorum. Malum muhabbeti sever bu saray ahalisi.

        Kıprıs Kıprıs olalı böyle zulüm görmedi …

  1. VIYYYY BAŞIMA GELENLER !
    Ben saf saf , Kıbrıs’ın , şöyle anlışanlı 82 nci vilayetimiz olacağı müjdesini beklerken karşımıza çıka çıka külliye binası çıkmaz mı !!!
    VIYYY ki vıyyy !

  2. Bu ülkede baraj 50+1…kim getirdi? Devlet Bahçeli görünümünde AKP yi tek başına iktidar olmasını istemeyenler…. Bu arka plan klikleri TBMM den istedikleri idari ve adlı yargıyı etkileyecek düzenlemeleri tam olarak yasallaştırdılar mı ?
    Şimdi gelelim derin devlet te derin devlet cemaat yapılarının devlet içinde örgütlenmesine ne kadar müsade eder….
    Artık devletin yönetimi arka planda 28şubat post moderncilerin eline geçmeye mümkün hale getirildi… Bakalım seçim ohal atmasforinde yapılacağından bu derin klikler nasıl pozisyon alacak… Bekleyip göreceğiz… Erken seçimin tarihini aslında bu derin klikler belirleyecek gibi….

  3. Son kez söylüyorum; başkanlık sisteminden sonra ne devlet beyin ne de mhp nin elinde erken seçim anahtarı yok artık!
    Hatta, devletbaşkanı bile öyle ha deyince seçime gidemez gibi görünüyor; yani seçilen başkan son günün mesai bitimine kadar işinin başında durmak zorunda, anlaşıldı mı???
    Çünkü başkan kendi ihtiyarıyla görevi bir gün erken bırakırsa bu; bi daha aday da olamaz/olmak istemiyorum demektir…
    İtirazı olan?

    • halkın verdiği oylar solda sıfır olur mu hiç!, sağda sıfır değerinde halkın oyları. onun için akp’li Metiner diyor ki “yeni bir kürt sorununun çözümü için mhp elinden geleni yapacaktır” diyor. mhp elinden geleni yapar mı yapmaz mı ben bilemem ama kürtlerin bir şartı varmış, “kuzey ve doğu suriye ye özerk bölge statüsü tanınsın” diyorlarmış. HDP de “akp ile ittifak yapabiliriz” açıklaması yapan olmuştu.

      yani akp suriyeli kürtlerin “Rojova’ya siyasi statü verilsin” ve HDP’nin “kürt sorunu çözülsün” şartlarını çoktaan kabul etmiş görünüyor. e akp kabul ederse mhp’ye ne demek düşer. öyle değil mi? Abdullah Öcalan bile bir törenle trt’ye çıkabilir. değil mi?

    • Zatı alinizin yüksek dehasının göz kamaştırıcı ufuk açıcı tespitleri karşısında kim itiraz edebilir nasıl itiraz edebilir

  4. Mevcut durumu hiçbir zaman halkın değiştirdiğini göremiyoruz her nedense. Hep bir parti yada lideri basıyor düğmeye. Oysaki demokrasi vardı ülkede.
    Ve bizde kuzu kuzu..😠
    Yeni nesil bile bu durumu anlayıp elkoyuncaya kadar atı alan üshüdarı geçecek yine. Onlarda avuçlarını yalayacaklar düşecekler yola Suriyelilerle birlikte.
    Çiçek çiçektir benim gözümde. Gülde olsa dikende. Kokusu çıkacaktır bugün yarın elbette.
    Amma lakin, son durağa da gelse otobos, inemeycez yol parasını vermeden bu şehre.
    Oysaki içeri dolan portakal limon gül kokusu sarardı eskiden geldiğimizi anlardık girerken şehre.🌹

  5. “TUVA
    19 Temmuz 2021 At 13:00
    …Bu CORONA YALANI,bu corona plandemisi,komplosu yönetici sınıfın eline o ‘sihirli değneği’ verdi.olmayan bir pandemi ile insanları korkutuyorlar.”
    Dünkü yorumların en tepesinde, yine çok yükseklerden, tuvalı bir kuzenimizin pastoral benzetmeler yüklü paylaşımını gördüm…
    Malum oralar halkı avcılık ve hayvancılıkla geçinir, ortodoksiye geçmişlerdir ama özü itibarıyla pagandırlar, hayvanlara taşa toprağa taparlar; burda sabahtan akşama bizleri kula tapmakla yargılayan nurdan abla olsaydı o renkli şivesiyle eminim sizinle çok da iyi anlaşırdı!
    Neyse, tuvalı kuzenlerin her türlü meseleyi nurdan ablanın köyündeki çobanları kaynak göstermesi gibi sürü psikolojisiyle(burda toptancı bakış anlamında) değerlendirmelerinde garipsenecek bir durum yok, çünkü elinde çekiç tutana her şey çivi…
    Şöyle ki; bizim anadoluda, bahsettiğiniz o sürü çoban meselesini bir kangal köpeği(çomar) tek başına çözmüştür, duymuşsundur, eğitim vermeye gerek duymayan mübarek bir cinstir kendisi, isterse sahibini bile eğitir:)
    Yani öyle tarih boyunca yönetim sistemlerini irdelemek için teoriler kurmaya gerek yok, bir çomar yeter, kurtlar iyi tanır kendisini…
    Altaylarda tarih biraz farklıca seyretmiş olabilir ama bizde genel durum budur.
    Yıllarca rus çizmesi yala yala, sonra da yönetim teorileri eleştirisi yapıyorum diye gel korona salgınına “tiyatro” de, iş mi bu?
    Bakın size bir soydaş tavsiyesi; gidin sputnik aşınızı yaptırın.

  6. Epey eskiden ; bir kahvede ,seçmenleriyle bir araya gelerek hem çaylarını yudumlayan hem de seçmenlerle sohbet eden bir aday , bir yandan da Yenice paketinin üzerine istek ve şikayetleri not alıyormuş .
    ( Şimdiki gençler belki de Yenice sigarasını bilmezler , bir zamanlar pek revaçta idi )
    Bu arada seçmenlerin , birbirlerine manalı manalı bakarak fiskos ettiklerini ve bıyık altından kıkır kıkır güldüklerini gören aday merak edip sormuş,
    – Yahu hayrola ! Neden gülüyorsunuz , benim bilmediğim bir şey mi var !
    Köylüler bir süre birbirleriyle bakışıp sustuktan sonra nihayet birisi öne çıkmış ,açıklama
    yapmış,
    – Yok beyim, seninle ilgili bir şey yok ; biz dört sene önce yine bir adayın böyle sigara paketine bir şeyler yazdıktan sonra kaybolup gitmesini hatırladık , ona gülüyoruz !
    Selamlar ,iyi günler

  7. Nurdan abla ve nail bey arasında düzeyli(tek taraflı da olsa) bir “devletullah” tartışması sürüp giden, didem hanım olsaydı birlikte takiplerdik:
    “İktidara sövüyor olmanız,birçok muhalifin hoşuna gittiği için yazdığınız diğer tuhaflıkları görmüyor ve hepsini de hoş görüyor olabilirler. Ama bu durumunuz ben de tam aksi tesir gösteriyor. Gerçekte ise sırf “okursam dokunulması kaçınılmaz olan” yazdıklarınızdan ötürü size sataşmayayım diye çoook uzun zamandır yazılarınızı okumadan geçiyordum,vallahi dün istemeyerek nasıl olduysa işte,bir an gözüm çarptı ve kendimi yine yazmadan alıkoyamadım. Hem vallahi yazarken de kendi kendime dedim ki:”Çamura taş atıyorsun.yapma!” Kendimi tutamadım,yaptım ve siz de beni yalancı çıkarmadınız…”
    Nail beyin de hakkını teslim ettiği gibi nurdan abla cephesinde değişen bir şey yok; 15 temmuzdan beri kafası kesik horoz gibi ordan oraya savruluyorlar, bitek nedamet getiremiyorlar…
    Nail bey gibi ben de şu “devletullah” muappetine bulaşmak istemiyordum ama başkaca bir sebeple, şöyle ki:
    Bazı ahmakların “sünnetullah” diye bir tabir kullandığına rastladım ki aklınız şaşar, onun yanında nurdan ablanınki çok hafif kalıyor yani…

    • H. Gayret bey İslami muktesebatınızın hafifliğini ele veriyorsunuz. Okurlar yıllardır sizi çözmeye çalışıyor. Ak trol, Mao-Perinçekçi trol, Tekaüt MHP li, Akkurt, Muvazzaf MHP li şeklinde bir çok seçenek üzerinden monitörize ediyorlar sizi. Çok fazla delil bırakmayın

      • Ozan arkadaş islami müktesabatın önde gideni anlaşılan. Biraz şakirdimsi ifadeleri var.
        “Sizi çözmeye çalışıyorlar” derken kendinden bahsediyor biraz.
        Monitörize etmek terimini de genellikle sağlıkçılar kullanır H.gayret beyi kafasındakı şablonlara oturtturamamış.
        Biraz gizem katıyor “Çok fazla delil bırakmayin” diye. Yardım mı etmek istiyor, yoksa tehdit mi ediyor o eski günlerdeki gibi abilerine fişlememi yapıyor belli değil.

        H.gayret bey müsade ederse Ozan beye yardımcı olabilirim. “H.gayret bey yerli ve milli. Bir Türk dünyaya bedel.” diye tarif edebiliz. Yada abilerinize 5lik deyin onlar anlar.

        Siz kimdensiniz pardon.

      • Ozan bey valla baranın yolladığı diyanet ansiklopedisi ve ilgili madde başlığı bizim nurdan ablaya kalsa pek de muteber bir kaynak değildir ama okuduğum kadarıyla müktesebatımla da gayet örtüşen bi açıklama metni var orda, isterseniz siz de bi gözatın yani…

        • Sünnetullah Allah’ın bir işi yaparken adetini ifade eder. Mesela “imhal eder (mühlet verir) ihmal etmez” gibi. “Zalim Allah’ın kılıcıdır” gibi. Sünnetullah-Adetullah’ın nasıl işlediğini anlatan birçok ayet bulabilirsiniz Kuran’da. Benim de İslami literatüre olan bilgim çok değildir. Genel kültür düzeyindedir. Ama Snnetullah nedir bilmemenize şaşırdım. Ben size bugüne kadar yöneltilen birçok yaftaya dikkat çekmek istedim. Cumhur ittifakının bileşenleriyle uyum içinde olduğunuzu gördüm. Malum o güruha yöneltilen ve layık görülen lakapları yukarıdaki yorumumda sıraladım. Yerli ve milli olduğunuzda şüphe yok. Bunun arkasındaki motivasyon kaynağınız meçhul sadece. Çünkü yorumlarınızdan doğru ya da yanlış tüm politikalara gönülden bir taraftarlığın izlerini görüyorum.

  8. Galiba Fehmi bey, biraz daha bekleyecek.Yanlış koku alıyor.

    Fehmi bey, şu sorulara ne cevap verir?
    Eski sistemde Akparti yüzde 30- 40 bandında iktidar olabiliyorken niye yeni siateme geçti? Muhalifler sittin sene iktidara gelme durumu yokken yeni sistemde birkeşerek iktidar hayali kurabiliyorlar.

    Muhalifler iktidar olursak diyorlar eski sisteme geçeceğiz diyorlar. (Tek seçim vaatleri bu) Eski sisteme geçerlerse Akpartiyi tekrar iktidara taşımak mı istiyorlar?

      • Tevazu görünümlü baran kardeş, sen anlamazsın böyle işlerden. Sen, abilerinden onların vereceği kararı bekle. Soru sorma, fazla karıştırma, işine gücüne bak, abilerin ne diyorsa doğrudur. Hatırla 3k kuralını.

        Sen de bi karar ver artık 2 gün önce şöyle yazmıştın “fatih bu derlemeler çok iyi hazırlanmış, yani seni çok aşan profesyonellikte.”

        Bugün de “bence bu soruların cevabını en iyi sen bilirsin Fatih bey.”

        İkilem yaşadığın belli.
        Cematin genel karekteristik özelliği.

  9. Dün Avrupa Birliği Adalet Divanını skandal bir karar aldı.  Avrupa Birliğinde (AB) şirketlerin belirli koşullar altında çalışanlarının başörtüsü takmasını yasaklayabileceğine ilişkin karar.

    Türkiye, 28 Şubat dönemi ile telafisi imkânsız bir döneme girmişti. “Şeriat geliyor” şeklinde suni korku politikasının ardından, özellikle başörtüsüyle okumak isteyenlere büyük bir linç kampanyası başlatılmıştı. Tek istekleri eğitimlerine devam etmek olan üniversite ve imam hatip öğrencilerine okul kapıları birer birer kapanmıştı.1997 ‘de Sivas Cumhuriyet Üniversitesi başörtülü hemşirelik bölüm birincisi törene alınmaması da o yıllarda yapılan zulmün sembolü olmuştu. Sınıf arkadaşının başörtüsünden çekerek ve ağzını kapatarak kürsüden indirmesi ne acıydı.

      (  https://youtu.be/Y-LoLdnbGKU  )

    1980 askeri darbesinden sonra kamuda çalışanlara başörtüsü yasağı gelmiş, 2013 yılı ekim ayında demokratikleşme paketi kapsamında kamuda başörtüsü serbest bırakılmıştı. Yasak, 2015 yılı haziran ayında hakim ve savcılar için; 2016 yılı ağustos ayında polisler için ve şubat 2017’de tsk mensupları için de kaldırılmıştı.

      Avrupa birliği severler! Nerde adalet nerde hukuk mukuk demiyecekler mi. Gergeroglu için, Can Dündar için, Kavala için özgürlük diye yırtınanlar, Komik adam Kılıçdaroğlu (başörtüsu yasağını Chp kaldırdı demişti) Avrupa birliğine ses çıkarmayacakmı.(oraya da bi el atıver be amca)

    1997 de Nevval Sevindi’ye verdiği ropartajında (Yeni Yüzyıl)  Gülen başörtüsü teferruat demişti de sonra abilerinin ve ablalarının emriyle Fetullahın kulları bir anda okullarda ve dersanelerde başlarını açmıştı ( gerçi çok azı peruk takmıştı onların hakkına girmeyelim). Civcivler zayi olmasın deyu yapıyoruz diyerek ablaları kandırmışlardı , onlar da  abiler ner derse doğrudur düsturunca itaat etmişlerdi.
    Halbuki hocaları eski vaazında onlara ne demişti.

    https://youtu.be/jrNvI4HYBYk )

    Nevval Sevindi hocayla yaptığı ropartajını daha sonra 2002  kitaplaştırmış ” New York Sohbeti” adıni vermişti.Gülen orda ayrıca şunları da söylemişti
    “Başörtüsü, türbanı kelimeyi şahadetin yerine koyanlar var,kimse koyamaz. İmanın içinde beş şart daha var. Bunları inkar eden dinden çıkar. Başörtüsü beş şart içinde yoktur. Kimse başını açıp gezdiğinden dolayı kafir olur diye bir şey duydunuz mu hiç? Bizim akidemizde de yoktur. Başı açık kafir olur diye bir şey dinde yok. İmandan sonra en büyük hüküm namazdır. Onu bile kılmayan dinden çıkamaz. Bu Allah’ın affı ile ilgili.”
       Nevval sevindi 2013 de Odatv deki röportajında şöyle diyor : “Ben New York Sohbeti kitabını yayınladığımda cemaatte bir çok abi ve görevli kitabımın okunmasını ve satılmasını yasakladı.” Niye yasakladılarki. Sadece hocalarının sözleriydi halbuki.

    Şimdi soru şu. İlerki günlerde  Avrupadaki başörtü yasakları başlayınca Fetullahın  kulları Hocalarının eski vaazınımı baz alacaklar yoksa abileri ve ablalari üstten yeni bir emir getirecek “abiler diyorsa mutlaka Hocamızdan geliyordur deyip yumurtalar kırılmasın civcivler zayi olmasın” üflemelerine maruz kalarak başlarıni  açacaklar?  Konjonktüre göre mi hareket edecekler.
        Gerçi Avrupa yapılanması Mustafa Özkan ın önderliginde  pensilvanyadan kopuş yaşıyormuş. Cemaatin bütün paralaŕı onun kontrolündeymiş. Hangi abilere itaat edecekler? Amerikaya mı Avrupaya mı?

    Bir de merak ettiğim bir konu var. İtirafçılardan ögrendigimiz ( münferit.net) Askeriye deki mankutlara kendilerini belli etmemek için alkol almaya zorlamışlar abileri. Şu anda durumları nedir devam ediyorlarmı içmeyi, bırakabildilermi?

      Arkadaşların durumu gerçekten zor. Kime iman edecekler. Avrupadakiler için yeni sınav başladı.

  10. Dün Türkiyenin otomobili Togg, tamamı Türkiye de yapılan ilk gövdeyi bitirdiklerini gösteren fotografları yayınladı.
      Fabrika 2021 in içinde bitiyor, ilk üretim 2022 de.
    Togg ayrıca 7-24 fabrika inşaatını canlı yayınlıyor. Aha da adresi:

    https://youtu.be/mwlr70p5xGw

    CHP Lideri, “Hani oturdular, büyük gösteriler yaptılar. İş adamları bir araya geldi. Bakanlar, Başbakanlar, Cumhurbaşkanları bir araya geldi. Otomobil üretiyoruz dediler. Hani nerede? Milleti kandırmak için.. Nerede?”

    Buradaki yorumcuların bazıları da dalga geçmişti. Pislik atmışlardı. An itibariyle utanırlar mı sıkılırlar mı? Tabiki hayır. Kudurmak hakkınız.

  11. Millet önyargılarını kırmalı:
    İyi de bunlar giderse kim gelecek?

    Kardeşim belediye seçimlerinde çoğu büyük Şehri CHP kazandı ve şimdiye kadar yönetilmesindede halk mennun Anketlerde görünüyor.

    Kemal Kılıçdaroğlu ve belediye yöneticilerinde Kibir yok. Konun Uzmanı Akedemisyenlere danışılacağısa danışıyorlar.

    Kural bir partinin başına iyi biri yoksa o partiye oy verilmez, iyi birileri geldiyse oy verilir.

    Kemal kılıçdaroğlunun iyi bir özellik, vatanını ne kadar çok sevdiği ile:

    Bulunduğu şehirde hiç bir Şehit cenaze namazını kaçırmamıştır.

    Kemal Kılıçdaroğlunun Çok güzel konuşması: 5. dakikada: Elhamdülillah Müslümanım

    https://www.youtube.com/watch?v=Wn19y3mNXoM

    Kılıçdaroğlu: “Bir ülkeyi yöneten insan kendi ülkesinin toprağına galoşla basmaz”
    https://www.youtube.com/watch?v=PiX7NhCfM_I

  12. The Economist araştırma bölümü olan Economist İnteelligence (EIU) tarafından yapılan , 2020 araştırma raporuna göre , Türkiye demokrasi indeksinde 167 ülke içinde ve 10 üzerinden 4,48 puanla ancak 104 sırada yer alabilmiştir .
    Türkiye’nin 2010 yılından itibaren her sene aldığı puanlar da yıl sırasına göre şöyle bir düşüş eğilimi izlemiştir :
    5,73 – 5,76 – 5,63 – 5,12 – 5,12 – 5,04 – 4,88 – 4,37 – 4,09 – 4,48
    H.Gayret kardeşimiz bazı itirazlarla karşı çıksa da ne yazık ki gerçek budur ! Hiç bir zaman bunların bize kin güttüklerini, intikam gibi bir düşünce içinde olduklarını , bir karalama gayreti güttüklerini herhalde söyleyemeyiz !
    Herkese selamlar , saygılar

    • The Economist Intelligence Unit’in 2006 yılından günümüze 167 ülkede yaptığı gözlemler, dünyanın demokrasi karnesinin giderek kötüleştiğini ortaya koyuyor…

      Rapora göre Türkiye, 2020 yılında İtalya ve İngiltere ile birlikte demokrasi bakımından durumunu daha iyi hale getiren üç ülkeden biri oldu. İyileşme kat eden ülkeler arasında da en büyük ilerlemeyi Türkiye kaydetti.

      Rapora göre Dünya nüfusunun sadece %6’sı tam demokrasi kriterlerini karşılayan ülkelerde yaşamlarını sürdürüyor.

      Rapora göre 2006 dan 2013 kadar Türkiye yatay seviyede iken. 2013-2019 arası düşme eğilimi göstermiş 2019-2020 arası tekrar yükselişe geçmiş.( Türkiyedeki gezi olayları, fetönün başkaldırısını ve darbe ve sonrası dönemi, rapor görmezden geliyor) 

      Batılı devletlerin dünya demokrasi endeksini puanlaması, şüphesiz ki hiyerarşik ve üstten bakan bir eğilimin göstergesi. Örneğin demokrasi endeksi çalışmalar yürüten ABD merkezli kuruluş Freedom House’un İsrail gibi insan hakları ve basın özgürlüğü alanında karnesi çok zayıf bir devleti “özgür devletler” arasında kabul etmesi bu tip endekslemelerin güvenilirliğine gölge düşürüyor.

      The Economist Intelligence Unit ise İsrail’i dünya sıralamasında 28. sırada olarak ele almış durumda.

      Raporda söz konusu devletin kendi coğrafyasında bulunan otoriter ve hibrit rejimlere rağmen demokratik devletler kategorisinde yer alması övgü ile karşılanırken; raporun belli devletlere göreceli yaklaştığına ilişkin kanaatleri de göz önünde bulundurmamızı şart koşuyor.

  13. Memduh Bayraktaroğlu dünkü yorumunda “ABD, Avrupa ve Japonya merkez bankalarının 24 tirilyon dolar blançosu olduğunu ve pandemi döneminde 9 trilyon dolar destek verdikleri bilgisini vardıktan sonra şöyle dedi: “bu ülkeler piyasadaki devlet tahvillerini satın alarak topladılar, bu da piyasadaki parayı bollaştırdı. bollaşan para enflasyonu yükseltti. bu ülkeler enflasyonu kontrol etmek için bu sefer de piyasadan para toplayacaklar. bunu da en geç Kasım ayına kadar yaparlar. işte o zaman ne olur biliyormusunuz sevgili canlarım, dövizin fiyatı katlanır” dedi.

    bence çok anlaşılır bir izah.

  14. HDP’yi hallede’bilseler hemen seçime giderler.
    Ne yaparsalar yapsınlar.
    Ağızları ile kuş dahi tutsalar. Millet Ikisinide laik oldukları mekanlara gönderecek.

    Gelecek seçimlerin en şanslı partisigalibi HDP olacak.

    Devlet ve Recep ağalar ABD, Rusya, ve Çine rağmen ikiside birden hazimete uğruyaçaklar.

  15. Ak parti, MHP nin oy oranin %5 lerde oldugunu gordugu icin. bir getirisi yok diye HDP ile ittifak yapabilir. Eger Ak parti HDP ile ittifak yaparsa bu durumda MHP de millet ittifakina gecer. boylece MHP meclise yeniden gelir. kazanirlarsa HDP bakanlik bile alabilir. Bu da Bahceli nin Turkiye ye hediyesi olur. Ama HDP ile ittifak ne kadar surer bilemem. Ayrica HDP tabani ne kadar evet der belirsiz. Ayrica bi faktor daha var. ama yazmayacagim cunku kendini stratejist sananlar nasil yanildiklarini secim sonrasi yuzdeleri topladiklarinda fark etsinler diye.
    Degisim şart…
    Artik gencler genc idareciler gormek istiyor. Attiklari tweetlerde bile kendi celiskilerini goremeyen idareciler gormek istemiyorlar.
    yeni nesil ile baglar kopuk. maalesef 2000 sonrasi gelisen yeni iletisim tarzi 1960 li yillarin nesli tarafindan yuzeysel olarak anlasilir gibi yapilip komik duruma dusuluyor. tik tok hesap acmak gibi. gencler bu durumu oldukca komik buluyor. bu nesil oy kulanacak ve istedikleri guleryuzlu anlayisli genc liderler. bagirp cagiran ona buna sozleriyle saldiran kavgaci liderler istemiyorlar. bu ifadelerden sonra cook akillica bir is yapip bir iki tane “konu mankeni!” bulup genclesmeye calisanlar olacak. soyluyorum nafile…. ozunuz gencleri anlamiyorsa bos. soyluyorum gencler ozgurluk istiyor. gencler is istiyor. gencler babasindan anasindan harclik almak istemiyorlar. gencler hak istiyor. gencler adalet istiyor. gencler dil ogrenmek istiyor. gencler cebinde param olsun yabanci ulkeleri gezip gormek istiyor. gencler bilim istiyor.

    buyukler ne istiyor corbam olsun. tencerem kaynasin. evim olsun yeter diyor. ama gencler bunu yeter gormuyor. corbayi da yeter gormuyor. toki den aldiklari 115 m2 evi de yeter gormuyor.
    bence de haklilar. ve gencler genc lider istiyorlar… bu gelecegi genclere veremiyorsaniz oy istemeniz de yanlis. bu secimde de genc neslin oy orani yuksek
    gorelim ne olacak…

    • Dur yolcu, gençlik genç lider istiyor demişsin de; dersimli kemal ve a.gül mevcut devlet başkanımızdan kaç yaş büyükler biliyor musun?
      Gençlikmiş…

  16. Evet bayram hediyemizi de torba yasayla almış bulunuyoruz. 3 yıl daha OHAL’e devam. 3 yılla da yetinmez bunlar. Devam edebilirlerse. Ama sonları da yaklaşmış bulunuyor.

    Hiç bir darbe böyle uzun süreli etki bırakmamıştı. Akp OHAL’i kaldıracağım diye gelmişti, şimdi Türkiye’ye kalıcı OHAL hediye etme hesabında Sistemin baştan sona her tarafını bozmaları da cabası. Milleti iyi aldattılar doğrusu.

    Bu otokrat rejimin sonunu ne zaman göreceğiz sizce. Dikta kodlarını çözdüğümüz zaman. Yaptıkları her hareket sistemi tam diktatörlüğe götürdüklerini söylüyor. Arada ağızlarından da kaçırıyorlar, “sistemi bunlara teslim edemeyiz” gibi. Sistemin artık tek sahibi olarak görüyorlar kendilerini. Biz farkına varmadan demokrasiyi rafa kaldırmışlar demek ki. Acaba?

    Anayasa iletişim özgürlüğü veriyor vatandaşa. Ama bu iktidar gözetimi dışında bir iletişim istemiyor. Herşeyi takip ediyor. Sürekli de daha fazlasını istiyor. Fetöden öğrendikleri taktikleri artık sınırsız kullanıyorlar. Peker hep diyor ya hts kayıtlarına bakın hts. Yada Süslü diyor ya GBT yapıyorum sabah akşam.

    Vatandaşı “aydınlatmak” için anayasal düzenin dışında “iletişim başkanlığı” gibi Nazilerden öğrendikleri propaganda yapıları kuruyorlar.

    Örnek çok, her alanda. Adım adım ülkeyi bir diktaya götürüyorlar. Muhalefet bunları daha fazla ortaya dökmeli, hukuk ve siyasi tüm yollardan tam pres mücadele etmeli. Yoksa gidiş kötü.

  17. MHP tarihinde olmadığı kadar söylem ve kadro olarak devlet içerisinde iktidarı hiç bu kadar ele geçirmemişti. Bu duruma gelmesinde AKP ve RTE nin büyük payı var. Devlet içerisindeki konumunu kaybetmemek için daha da geliştirmek için AKP VE RTE ihtiyacı var. Onun için erken seçim istemez.
    Ancak Soylu ile AKP içindeki iktidar olma ve AKP kadrolarını Milliyetçi kadrolar ile ele geçirme planı tutmaz ve Soylu Kalesi çöker ise ve RTE nin devlet içerisinde milliyetçi kadroları dini cemaatlerden gelen kadrolarla değiştirir ise o zaman seçim ister.
    Sedat Peker şayet açıklamalarına devam eder ve soylu üzerinden AKP yi yıpratırsa o zaman erken seçim 2022 nin kasım ayı gibi olabilir….

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız