‘Sportmenlik’.. Yarın yapılacak seçim sportmenliğin siyasi hayattan emekli edilmesi anlamına da geliyor…

50

Uzun mesafeli koşuya ‘maraton’ deniyor. Maratona katılan yarışçılar 42 kilometre 195 metreyi koşmak zorundalar. Dünyada kent isimleriyle meşhur olmuş belli başlı birkaç önemli ‘maraton’ var. Bunlardan biri İstanbul maratonu ise, diğeri de Boston maratonu.

[Siyasi hayatımızın maraton koşucularından Süleyman Demirel, umudun kesilmesinin yanlışlığına işaret etmek için yanındakilere, “Maraton 42 kilometredir, ama 42 kilometreden sonra 195 metreyi daha koşmak zorundadır yarışçılar. Önümüzde hâlâ 195 metre var” derdi.]

Boston maratonu, pek çok kişi tarafından, üç kişinin ölümüne 400’e yakın kişinin de yaralanmasına sebep olan 2013 yılındaki terörist saldırısı sebebiyle hatırlansa bile, benim için onu özel kılan, 1980 yılında iki yıl yaşamak üzere kente gittiğimde tartışması hala süren bir kandırmaca öyküsüydü.

Rosie Ruiz adlı Kübalı bir kadının bütün rekorları kırarak kazandığı yarışta hile yaptığı kısa süre sonra anlaşılmıştı. Yarışa başladıktan bir süre sonra seyirci kalabalığına karışan Ruiz rakipleri kulvarda öne çıkmak için ter dökerken bir süre kenarda dinlenmiş, daha sonra yarışın bitme noktasına yakın bir yere kadar metroyla seyahat ederek yeniden yarışçı kalabalığına karışarak ipi en önde göğüslemişti.

Aylarca konuşuldu bu olay.

Bu yılın Boston maratonu bu defa başka bir hile olayına tanık oldu. Maratona katılabilmek için daha önce koşmuş ve uzun bir mesafeyi belli bir zamanda tamamlamış olmak gerekiyor. Bu yıl Çin’den katılan 951 yarışçıdan 100 kadarı gerekli nitelikten yoksun oldukları halde yalan söyleyerek numara almış. İçlerinden ikisi de belli bir bölümü koşmamış. Çin hükümeti hile yaptığını tespit ettiği o iki kişiyi ömür boyu yarışlardan men etme cezası verdi.

Maraton önemli, tabii seçim de…

Nereden çıktı bu maraton konusu?

Tahmininiz doğru: İstanbul belediye başkanlığı yarışının tekrarlanması kararıyla başlayan ve yarın sona erecek seçim sürecini izlerken, sürecin her aşamasında, aklıma, 1980 yılında Kübalı hilebaz kadının ipi rakiplerinden dakikalarca önce göğüsleyerek birincilik kürsüsüne çıkma pişkinliği geldi.

Rosie Ruiz yalnız maratona hazırlanmak için aylar boyu sabahın köründe kalkarak kilometrelerce koşan ve çoğu dünyanın dört bir tarafındaki ülkelerden büyük harcamalar yaparak Boston’a gelmiş onbinlerce sporcunun hakkını yemedi, bir büyük ve önemli spor olayı geleneğini de hilesiyle kirletmiş oldu.

Adı bugün de ‘hilebaz’ olarak anılıyor.

[Google’a kadının ismini yazdığınızda karşınıza onun isminin geçtiği 800 bine yakın madde geliyor. Hile yapmak anlamına “Rosie çekmek” (Pulling a Rosie) diye bir kavram da onun sayesinde İngilizceye girmiş oldu.]

Sportmenliğe aykırı bir davranış Rosie‘nin yaptığı… Utanç verici bir şey.

Yarın yapılacak seçim de, sandıktan çıkacak sonuç ne olursa olsun, 31 Mart’ta yapılan ilk seçimden ve onun iptal edilip tekrarlanması kararından başlayıp sandık başına gideceğimiz yarına kadar da süreceği anlaşılan olağanüstülükler yüzünden siyasi tarihimizde izini bırakacak.

Bakın, aradan 40 yıl gibi uzun bir süre geçtiği ve olayın yaşandığı yerde zihinlere çakılı kalan ölümcül bir terör eylemi de gerçekleştiği halde, Rosie Ruiz ismini ben bugün bile hatırlıyorum.

Amerikalıların çoğu ve maraton meraklısı spor camiası ise o günü ve Rosie‘nin sebep olduğu olayı hiç unutmuyor.

Tekrarlanan seçim de hep hatırlanacak

Öyle sanıyorum ki, 31 Mart ve 23 Haziran tarihleri ile İstanbul’un belediye başkanlığı için yapılan tekrar seçim de ülkemizin siyasi hayatında aynen öyle bir iz bırakacak.

Üzülünecek bir durum, ama ne yapayım ki gerçek bu.

Sadece seçimin tekrarlanması ve her zaman takdirle hizmetleri anılmış Yüksek Seçim Kurulu’nun tekrar kararı verebilmesi ya da kampanyaya yansıyan yadırgatıcı dil yüzünden de değil, medyanın süreç boyunca yayınları sebebiyle de unutulmaz olacak bu seçim.

Sandık başına gitmemize artık saatler kaldı. Siz bu yazımı ülke içi ve dışında bulunduğunuz yerlerde okurken, biz İstanbul’da yaşayanlar, üç aydan daha kısa sürmüş bir aradan sonra bir kez daha sandık başına gidip oy kullanacağız. Bir önceki seçimde kullandığı oyu yeniden sandığa atacak olanlar yanında, kampanyalardan etkilenerek taraf değiştirmiş olanlarımız da bulunacak.

Kafası karışmışlar veya tepesi atmışlar olarak…

Oysa seçimlerde esas olan öfke gibi hislerin devreye girmesi değil, aklın yönlendirici olmasıdır.

‘Sportmenlik’ kavramı yalnız spor için kullanılmaz; siyasette de her siyasi yarışa katılandan ‘sportmen’ olması beklenir.

Bu konuyu yarından sonra daha yoğun biçimde tartışacağımızı sanıyorum.

ΩΩΩΩ

50 YORUMLAR

  1. Binali Bey icracıymış !

    2002 yılında İstanbul nüfusu yaklaşık 10 milyondu, 2019’da ise yaklaşık 16 milyon. Diğer mega şehirlerimizde de durum buna benzer. Aşırı nüfus artışının yol açtığı trafik sorunlarını çözmek için 15 senede Binali Bey ve diğer icracılar eliyle 100 birim TL yatırım yapıldığını varsayalım.

    Şimdi şu soruyu soralım. “ İstanbul başta olmak üzere mega şehirlere yapılan 100 birim TL yatırımın 1/2’si kırsal alanlara ve bazı illerin sanayi bölgelerine yapılsaydı ne olurdu ? ”

    – Örneğin İstanbul’un nüfusu 12,5 milyonu geçmezdi. Diğer mega şehirlerde de nüfus aşırı artmazdı. Bu durumda trafik sorunlarını çözmek için 50 birim TL yeterli olurdu. Kalan 50 birim TL ile de şunlar yapılabilirdi :
    – 25 birim TL ile kırsal alanda tarım desteklenseydi gıda fiyatları eskisi gibi hesaplı olurdu. Tarımsal istihdam sayesinde işsizlik ve mega şehirlere göç azalırdı.
    – 25 birim TL 5-6 büyücek ilin sanayi bölgelerine yatırılsaydı üretim ülke sathına dağılırdı. Mega şehirlere göç azalırdı.

    Fakat İstanbul başta olmak üzere mega şehirlerdeki rantın cazibesi nedeniyle, AKP=Erdoğan iktidarları ülke nüfusunu mega şehirlere doldurmayı tercih etmiştir. Bu durumda alt yollar, üst yollar, iki katlı yollar, tüneller, metrolar … ne yaparsan yap trafik sorunu çözülememiştir. Çözülemez de zaten, zira şehirlerin km2’si sabit olduğundan ve istimlaklar çok pahalı olduğundan yapamazsın. Doğru çözüm Ankara’dan (Erdoğan’dan) bağımsız şehir planlamasıdır. AKP’li müteahhitler ve icracı Bakanları ile mega şehirlerin yağmalanması değil … Binali Bey icracıymış ha ! Bunlar rant icracısıdır.

  2. Her fırsatta seçim toto oynamak, iddialaşmak için dört dönen kimi zevat bu gün bakıyorum da sayın karacanının ibb seçimi tahminine takmış görünüyorlar. Nusret beyin görüşlerini genel olarak paylaşmasam da bu ibb tahminine ben de katılıyorum. Hamza bey gibi en sonunda hepimizi hastanelik ya da tımarhanelik etmeden bu kumar bağımlısı arkadaşımızı da etkisiz hale getirsek iyi olacak sanki..? Yok mu arttıran diye her halk oylamasından önce bahis oynatmaya meraklı bernar hocamız daha ilk tahminde bulanan kişiye sille tokat girişmiş bakıyorum. Ondan sonra da neden kimse seçim tahminlerini yazmıyor falan diye esip gürlüyor buralarda. Video ve link paylaşan teşhir bağımlısı kocakarılardan sonra bir de bu iddiacı kumar bağımlıları türedi başımıza iyi mi..?

    • H gayret ağabeyim ben sadece Ak partinin 31 mart seçimi ile 23 haziran seçim sureceni mukayese ederek oran verdim. Beni biliyorsunuz eskiden beri Ekrem imamoglu’yu destekleyip duruyordum. Binali Yıldırım 23 haziranda farklı bir sonuçla çıkacağına adım kadar eminim.
      Selam ve dua ile.

  3. Çarşamba günü….Çatı Davası’nda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın eski yaveri FETÖ’cü Ali Yazıcı’nın, karar yüzüne açıklanırken hakimin soruyor…son sözün ne….. “Her şey çok güzel olacak”……
    Fetöcülerin en büyük özelliği umut verme yeteneği….Belki tek kişilik hücrede kalırlarsa birbirini zehirlenmekten kurtulurlar…..
    İmamoğlu kazanırsa AK Parti’nin devrilmesi kolay olur, sonra gelen hükûmetler de onları hapisten çıkarır diye hayaller vermeye devam ediyorlar…..
    Allahın izniyle Binali Bey seçimi kazandıktan sonra….Biran önce Hükümet şu adımı atmalı… Darbeye direk katılanlar ve darbe sürecine lojistik destek vererek kendi militan gruplarını yönlendirenleri ayırmalı….Bunların tuzağına düşmüş samimi olan elemanlarını ayırmalı….Çünkü darbeci fetöcüler bunların mağduriyetlerini kamuoyunda işleyerek bütün darbe girişimini ve Fötüyü kurtarma eğilimindeler…. Bunlar Cemaatin masum ve samimi elemanlarını yem olarak görmekteler….
    1- Mit baskınından önce bürokraside yürütülen savaşı tüm cemaat bünyesine taşıdılar..
    2-Gezi olaylarından çok şey bekliyorlardı…. Temmuz -Ağustos olaylar durulunca…. hükümet bunların şahdamarı olan dersane kolej işine el attı.
    3-Cemaatin büyük bir kısmı cemaatin sadece eğitimde ilerlediğini zannederken o süreçte hükümet bize savaş açtı, dersanelerimizi, okullarımızı kapatıyorlar, hizmetimize engel oluyorlar pompalamasından sonra hemen aidiyet duygusuyla cemaati koruma pozisyonuna geçtiler… çünkü onlar için hizmeti korumak dini korumakla aynı şeydi…
    4-Bu aşamadan sonra sosyal medyada hiç bir zaman bulunmayan oradaki geçen zamanı israf olarak gören cemaat elemanlarını face Twitter ve Facebook hesaplarını açtırdılar..17-25 şubattan önceki eylül ayı gibi…Tvitleri ikiye katlayın sözü bu aylardaydı….
    5-Cemaatin önde gelenleri…Hesap ederek veya etmeyerek.. hiç bir zaman sendika işinde olmayan cemaat üyelerini o tarihlerde sendikalara üye yaptılar…Kamudakileri ayrı özeldekileri ayrı sendikalara….
    6-2013-2014 kadar cemaatin askeri,polis ve yargı elemanlarının kullandığı Bylok iletişim hesaplarını, Tüm Türkiyedeki cemaat sempatizanlarına yüklettiker…
    7-Bylok ve sendikaya üye olun diyen cemaat abileri…. sendikaya üye olmadılar…. Bylok hedaplarıda kendi telefonları değildi…. Şu anda elini kolunu sallaya sallaya dışarda geziyorlar…Herhalde cemaatin illerdeki yeni yapılanmasıyla uğraşıyorlardır…
    8- 17-25 aralıktan önce cemaat tvit bombaları atarken özellikle dersane ve kolejdeki öğretmenlerin arasında “az kaldı biraz sabır, yakında, herşey güzel olacak” sözlerini istemeselerde dışarı sızdırdılar… Dışardaki sempetizanlar aşk ile dava için tvitleri ikiye katlıyorlardı
    9-O süreçte Fuat Avni furyası başlatıldı… hatta öğretmenlerin bir kısmı Fuat Avniyi Hocamızın cinleri bunlar diye böbürleniyordu…
    10-17-25 aralık furyasından 1 ay sonra hükümetin Bank Asya hamlesi geldi….
    11- Hemen karşı atağa geçildi… Bankamız değer kaybetmesin.. Bankamızı kapatıyorlar… pompalamasıyla elde avuçta ne varasa para yatırın denilince sempatizanlar koştu doğal olarak….Kolej ve dersane öğretmenlerine ayrı uygulama yaptılar ilk önce Arabalarını sattırdılar( amaç adamlar evlerini arabalarını satıyorlar vay be dedirtmekti) zaten çoğu 2-3 ay sonra hepsi daha güzel araba satın aldı… Ama üst yöneticileri bir yandan milletin parasını bank asyaya yatırmaya teşvik ederken büyük miktardaki paralarıda yurt dışına kaçıyordu…. amaç kasa boş gözükmesin….ama millet himmet hizmet diye bankaya akın ediyordu..
    12-Fetö bank asyanın kasasını fazla boşaltınca bu sefer daha çok miktarda para yatırılması gerekiyordu Mütevellide bulunanlar ve öğretmen olanlardan başka bankalardan faizle para çektirdiler…Faizle para çekiyoruz ne oluyor diyenler tabiki aforaz edildiler….
    13- Bu arada bütün illerin imamları özellikle mahrem imamları yurt dışına kaçtılar….Millete hicret etti yutturmasını pompaladılar….Sadece il imamları değil açığa çıkmış bütün kriptolar kaçmıştı zaten…
    14- 2015 Belediye ve cumhurbaşkanlığı seçiminde ilk defa Chp propagandası yapılmaya başlandı…. Chp nin güçlü olmadığı yerlerde Hdp desteklendi….
    15- seçimlerden sonra Alttan alta bu sefer az kaldı herşey çok güzel olacak gibi laflar yine dolaşmaya başladı…. Bazı ağzını tutamayan öğretmenler darbe marbe laflarını teleffuz etmeye başlamış….

    Cemaatin masum insanlarına bylok yükletetek, sendika üyesi yapılarak, bank asya ya para yatıttırılatak YEM ettiler… İFŞA ettiler… yapacakları darbenin olası başarısız olma ihtimalini düşünerek ortamın bulanmasını istediler… Bu kadar mağdur olacaklarını biliyorlardı…. Bu mağdurların arasında kendilerini gizleyeceklerdi…Öyle de oldu….

    Ömründe siyasete bulaşmamış, sövene dilsiz, vurana elsiz, hoşgörüyü kendine şiar edinmiş nice insanları,, kendi emelleri uğruna telef ettiler…..

    Hükemet artık bunların bu oyunlarını görmeli artık…Üstteki kripto elemanlarına fırsat verilmemeli….masum insanlara seçimden sonra aklı selim davranarak el atmalı ayırmalı….. Ötelenmemeli…. Onlar ötelensin istiyor… istiyorki bundan sonraki kurulacak siyasi partilere zemin oluştursunlar…. Bunların varlığı diğer siyasi partilerin iştahını çoşturuyor…..

  4. Benim tanıdığım ilk sportmen yani spor yapan politikacı baykaldır. Hayır öyle değil, o tam bir spor sayılmaz; hani vaktiyle oran sitesindeki villasından sabahları eşofmanlarını çekip yürüyüşe çıkarmış ya işte ondan söz ediyorum. 2001 krizinin mimarı derwishin tenis oynadığını da bikaç kez gazetelerde o zamanlar çıkan şortlu fotoğraflarından biliyorum. Kıçıkırık medyamız da bu sebeple(şortla tenis oynuyor oluşundan dolayı:) kendisini pek bir çağdaş(!) bulmuştu. Halbuki derwishten çok daha önceki yıllarda allı güllü bermuda şortunu taa göğsüne kadar çekmiş olduğu halde askeri tören kıtası denetleyen bir cumhurbaşkanımız bile vardı bizim..:) En sonki sporcu politikacımız da sayın erdoğandır; futbol kökenli bir geçmişe sahiptir kendisi. Bisiklete binen ya da biniyormuş bi yapan bikaç politikacı taslağını da saymazsak benim başkaca bildiğim bir sportmen yok siyasette. Ha, profesyonel sporcuyken politikaya atılanların durumuna ise şimdi girmesek daha iyi olur bence..:)

  5. Birde Türkiyeye uzaktan bakanların analizlerini okuyalim, biz ne kadar anlatsak anlamazsınız, sebep? Düşmanlik yaftası… Eleştiri yapanlar hemen düşman ve vatan haini oliyor.
    Onun için ben bugün Türkiyenin dışarıdan görunuşunu en iyi anlatanlardan biri olan Ocak Medya yazarlarinin içerisinde tek hanim yazar olan Adelina Sfishta hanimin bugünkü yazisini okumaniz ve sizlerinde bu konudaki fikirlerinizi dogrusu duymak isterdim.
    Nusret bey özelikle sizden bu konuda görüş alabilirmuyiz?

    http://www.ocakmedya.com/author/adelinasfishta/

    • Sayın yazarın makalesi güzeldi. Benim yorumum Ak parti 31 mart seçimi ile 23 haziran seçimi kiyaslamasiyla ortaya çıkan sonuçtur. Evet Ak parti 31 mart seçimi öncesi halkı ikiye böldü buna kendi tabanı da kararsız kaldı. Gel gelelim 23 haziran seçimi tamamen seçim odaklı olarak yürüdüler. Kuskunler geri getirildi. Halk bu sefer Binali Yıldırım beye şans taniyacaklar. Siz hdp açıklamalarına aldanmayın hdp tabanın çoğu sandığa gitmeyecek. MHP tabanı 31 mart seçimi aksine yüksek katılımla sandığa yuruyecekler. Ekrem imamoglu genel seçime kadar kendini yetistirecektir. Halk 2023 kadar Ak parti ile devam edecektir.
      Selam ve dua ile….

  6. Binali Yıldırım,plan ve proje adamıdır. Yaptığı eserler ortada Türkiye’de yaşayan herkes bir şekilde bu yapıtlardan faydalanıyor. Söz verdiği işlede ilan ettiği tarih ve saatte açılışları yapan verdiği sözleri yerine getirmiş biri. Ama anladığım kadarı ile sen daha anlamadın mı?. Diyenlerde olabilir. Bizde bu ülkenin %95. Sağduyulu yani vatanını ve milletini canından daha fazla sever bu sağ duyuya ve Rabb’imin verdiği ferasete güveniyoruz. Ya rabbi bizleri mahcup etme;yalana,iftiraya,hakarete ve de basitliğe basit kişiliklerin insafina burakma. Senin herşeyde gücün yeter. Amin

  7. İster 23 Haziran akşamı televizyon ekranlarına yansıyacak rakamların ne olacağına ilişkin bir tahmin, ister seçim sonrasında yaşanması muhtemel siyasal gelişmelere yönelik öngörüler olsun: Kestirimleriniz günübirlik olaylara dayanıyorsa, tahmin ya da öngörü diye gelip buraya yazdıklarınız yüzünden mahçubiyet yaşarsınız. Tıpkı Nusret Karaca adlı yorumcu arkadaşımızın yaptığı gibi. Binali Yıldırım yüzde 60-65 üzeri bir oy oranı ile ipi göğüslermiş, Davutoğlu’nun prestij kazanma şansı çok yüksekmiş, HDP tabanı bölünecekmiş. “Neden böyle olacak?” diye basit bir soru sorun Nusret Bey’e, ve kendisine, kulakta az çok akla yakın bir tını uyandıracak gerçekçeler bulup uydurması için de üç dört gün süre verin. Çok zorlanır. . .

    Türkiye’nin siyasal gerçekleri ve hayatın akışı, benim aylardır burada yazdığım şeylere işaret ediyor: Erdoğan, İstanbul seçiminden, militan Cumhur İttifakı taraftarlarının karnını günlerce ağrıtacak bir hezimetle çıkacak. Erdoğan, sıradan ve öngörüsüz bir siyasetçi olduğunu bir kez daha göstermiş oldu A. Öcalan ipine sarılmaya kalkışarak. Erdoğan’ın ve AK Parti Şirketi medyasının “Yalan değil, aha bakın bu Öcalan’ın kendi el yazısıyla yazılmış mektubu” diye çevrilip durdukları o kağıt parçası, yüzbinlerce HDP’li Kürt seçemden 500 seçmeni bile zor etkiler, ama binlerce MHP seçmenini da sandıktan uzak tutar. Beceriksiz bir futbolcu gibi Erdoğan, kendi kalesine gol çakıp duruyor.

    24 Haziran sabahı, Erdoğan’ın madara olmuş bir siyasetçi olarak siyaset sahnesinden çekilmek zorunda kalacağı, bir partiden çok daha fazla bir şirket haline dönüşmüş AK Parti Yolsuzluk ve Hamaset Şirketi’nin dağılıp gideceği sürecin tetikleyicisi olacak. Cumhur İttifakı, daha şimdiden sizlere ömür.

    23 Haziran akşamının geç saatlerinde ya da ertesi günü, Erdoğan ve Bahçeli, kendi aralarındaki Hacivat-Karagöz oyununa kaldıkları yerden devam edebilecekler. Bu yıl sonbaharı ya da gelecek yılın ilkbaharında gidilecek erken seçimlerde, Bahçeli bilindik küfürbazlığıyla AK Parti’ye giydirmeye girişecek. Erdoğan için daha önce kullanmış olduğu “Alçak”, “Şerefsiz” gibi ithamlarını bir tık daha öteye taşıyıp taşımayacağını hep birlikte göreceğiz.

    Nusret Bey, hiç kusura baklmasın, kendi mahallesine ilişkin hiçbir bilgi ve gözleme sahip değil. “Davutoğlu’nun prestij kazanma şansı çok yüksek” imiş. Oysa, bu söylediği ile gerçek arasında uzaktan yakından bir alaka yok. Ben Davutoğlu’nun parti kurmaya bile yeltenemeyeceği kanısındayım. Siyasetteki sıradanlık ve beceriksizlikte Erdoğan ile yarışabilir bir figür Davutoğlu. Erdoğan gibi, ancak işlerin yolunda gittiği zaman adından -hiç de hak etmediği halde- söz edilebilir bir figür. İyi bir akademisyen olabilir, ama tam bir siyaset cahili. Parti kurmaya yeltenebilir. Hanya’yı da Konya’yı da görmüş olur. Hiç şansı yok.

    AK Parti Şirketi’nin dağılmasından sonra doğacak boşluğu dolduracak olan, niteliği “merkez parti” niteliğine daha yakın bir görünümde ortaya çıkacak olan parti, A. Babacan-A. Gül cenahından gelecek.

    Avrasyacı ittifak da çözülecek yakında. Türkiye bana çok budalaca gelen ve başta Suriye gelmek üzere ülkeye kaybettiren maceralardan nihayet uzaklaşacak. Erdoğan’ın yaz boz tahtası olmaktan çıkıp bir yönü ve istikrarı olan bir devlet gibi davranmaya başlayacak Türkiye.

    Türkiye, Erdoğan’sız, Öcalan’sız (muhtemelen Kılıçdaroğlu’suz) bir Türkiye’ye doğru yol alıyor. Çünkü, Türkiye, bu tür figürlerden çok daha büyük bir ülke. Bunların defterini dürer, yoluna devam eder.

    İmamoğlu’nun fiyakası çok sürmez. Şu ana kadar, Erdoğan’ın da yabana atılmaz katkılarıyla, işleri yolunda gitti. Yeni partinin kuruluşundan sonra, üstelik S. Demirtaş gibi bir figür de devreye gireceği yakın konjontürde, işi çok zorlaşacak.

    Erdoğan ve şirketinin yarın akşam uğrayacağı hezimet Türkiye’ye hayırlara vesile olacak.

    Şimdiden kutlamaya başlayabiliriz.

    Not: Yorum okurları arasında S. Demirtaş’ın mapusluk haline üzülen arkadaşlarımız varsa, onlar da şimdiden sevinebilirler. Demirtaş, yakında ailesine ve sevdiklerine kavuşacak. Darısı, onbinlerce masum Cemaat sempatizanı ile yüzbinlerce KHL’lı mazlumun başına diyelim. . .

    • Sn Bernar gelecek stratejini sn Abdullah Gül üzerine kuruyorsunuz ancak cesareti olmayan veya fırsatçı bir lider olarak tanidik biz onu.Bunca sorun varken bir gün çıkıp bir açıklama yapmaz mı insan .Eğer ortamın oluşmasını bekliyorsa Kenan evrenden daha zararlı bir lider dır O .Kenan evren her gun onlarca insan öldürülürken ortamın oluşmasını beklemiş ti.
      Eğer gül cesur , dirayetli vatanperver ise şuana kadar çıkıp yanlışları tek tek anlamalıydı. Başkanlık seçiminde bile hakkında okadar çok iddia ortaya atıldı ki ne öyle ne böyle bir açıklama yaptı.
      Siyaset cesurlarin yeridir fırsatçılarin değil.

    • Degerli bernar bey: siz bir akademisyen, ben ise üniversite mezunu. Sizin yorumlarınızı hergün okuyorum çok da yerinde ve önemli bilgiler aktarıyorsunuz.
      Evet ben yine diyorum Binali Yıldırım %60 ve üzeri ipi gogusleyecek. Ve hdp 23 haziran seçimi değil bir sonraki seçimde ciddi anlamda taban kaybına uğrayacak. Sonbaharin ortalarında sayın Davutoglu partiyi kurmuş olacak.
      Ben kahin değilim ama çok şey bilirim. Ben de Ekrem imamogluyu destekliyordum ama benim İstanbulda oyum yoktur.
      İstanbul iktidarın şah damaridir. Yarın hep beraber sonuçları göreceğiz. İsterseniz yarın gece konuşalım.
      Selam ve dua ile…

  8. Türk halkının çoğunluğu kendi iradesi ile değil beyinlerini uyuşturmuş “DİN” tacirlerinin emri ile haraket ediyorlar…..
    Birisi çıkiyor Peygaberimiz SA bana ŞEYHLIK verdi diyiyor yalani ve iftirayide iyi becerdginden dolayıde milletti kendisine kayitsiz sartsiz bağlamsinin nedenide…. ŞEYHİ olmayan cennete giremez! Çünku, onu Şeyhi şeytandir diyerek muritlerini adate haraca bağliyor.

    Oysaki Araplar öğretmenlere Şeyh derler.
    Bizdeki gibi hoca, veya öğretmen anlamina gelen bir kelime.

    Maalesef bunlaridan Türkiyede haddinden fazla mevcüt olduğundan dolayı, Erdoğan ve çevresi bunlarin sayesinde hem seçim kazaniyor hemde cep dolduruyorlar.
    Üstelik fazlada yorulmuyorlar.
    Çünkü, onlar için 1″şeyh” yüzbilerce seçmenin oylarini zahmetsiz ve garanti demek.

    Binali bey nerdeise bana oy vermeyin dercesine haraket ediyor (belliki vijdani rahatsiz) bunlar daha anlamiyorlar.
    Binali bey kazanmasi Bilal Erdoganin kazanmasi demek.

    CHP katakullerini açik açik yapiyor Erdoganin AKP si gizli gizli yapiyor.
    Sizce bunlarin hangisi daha dürüst?….
    Dileğimiz Dürüst olan kazansın.

  9. İstanbul’un nüfusu arttıkça yatırım gerekiyor. Yatırım yapıldıkça nüfusu artıyor. Nüfus arttıkça yeni binalar yapılıyor, her yer beton. Üçüncü köprü yapıldı, alttan iki tünel açıldı, şu yapıldı bu yapıldı. Fakat bu arada İstanbul’un nüfusu artmaya devam ettiğinden sorunlar bitmiyor. Birileri ise “Ne gam, hatta daha iyi, bundan iyi rant mı olur ? ”… diyor.

    İstanbul’un ihtiyacı yatırım değil. Bu gidişatla nüfus 20 milyonu geçer ve şehir yarı felçli hale gelir. Yapılacak ilk iş İstanbul’u koruma altına alacak şehircilik politikaları uygulamaktır. Bunu da yapacak olan temiz yüzlü genç adamdır.

  10. Erdoğan, ‘ Pazar günü Sisi mi diyeceğiz, Binali Yıldırım mı diyeceğiz? ‘ demiş.

    Acaba Ebu Süfyan ile Ebu Bekir’i kıyaslasak günümüzde kimi kime benzetirdiniz ? (İllaki bire bir benzemesi şart değil)

  11. Biraz da Sözcüden Bekir Coşkun Okuyalım……

    Telefon ağı kurduk…
    Bodrum’da, Kuşadası’nda, Marmaris’te, Çeşme’de kumsallarda sadece İstanbul seçmeni olmayanlar ve turistler kaldı…
    İstanbul seçmeni olup da gidenler gitti, gitmeyenler utandıkları için evlere gizlenecekler, gitmiş gibi yapacaklar, eminim…

    Geceleri bölük bölük otobüsler kalkıyor sahillerden…
    Binlerce otomobil yola çıkarken, varlıklı olmayanlar ortak minibüsler kiralamışlar… Tatile gelmiş üniversiteli gençler sırt çantalarının üzerinde uyukluyorlar terminallerde İstanbul’a gitmenin yolunu arıyorlar…
    Küçük bayraklarını almış, pankartları koltuklarında, gözleri uykusuz insanlar demokrasiye sahip çıkmak için yollardalar…
    Atatürk’e gidiyorlar…
    O ses çağırıyor onları…
    Yürekleri kocaman…
    Sevdaları büyük…
    Başları dik…
    Vicdanları sızılı…
    İnsanın içinden, yol çatlarında durup, geçerken tek tek hepsini öpesi geliyor…

    Mustafa Kemal’in askerleri onlar…
    Kadınlı, erkekli, yaşlı, genç…
    Otobüslerde marşlar söyleyerek İstanbul’a koşuyorlar…
    “Vatan imdadına” koştuklarının farkındalar…

    Bu sıradan bir belediye başkanlığı seçimi değil…
    Karanlık bir dönemin sona ermesi, işte böyle başlıyor…
    Yollarda marşlar söyleyip, molalarda halay çekiyorlar…
    Akın akın…
    Konvoy konvoy…
    El ele, yürek yüreğe…
    Atatürkçüler yola çıktılar….

    Adamlar çalışıyor…

  12. Son Sözüm
    Hakimler yanlış mı karar verdi, siz düzeltin. Hakimler doğru mu karar verdi siz onaylayın. Dün seçime gitmeyen yine gitmeyecek. Giden de mutlaka gidecek.
    Yarın herkes bundan önce nerede oy kullanmışsa orada kullanacak. Böylece halk, oyuna sahip çıktığını gösterecek. Sermaye’nin oyunlarına kulak vermeyecek.
    Suçu olmayan suçlu olmaz. Suçlu olan ise bulunamayabilir.
    Dava suça değil, suçluya açılır. Ceza ise suçluya değil suça verilir.
    İstanbulluların kararından sonra konuşacağız.

  13. “Yiğit ölür kalır eseri,…..ölür kalır semeri”demiş atalar.Bu atalar sözünü ma’lum iktidar çok kullandı.Yani;ölünce arkalarından ölümsüz! eserler bırakacaklarını,ve bunlarla da ölümsüzleşeceklerini düşündüler.Acaba gerçekten öyle mi olacak.İnsan sadece bunlarla mı iz bırakır.Tarihte iz bırakanlar,sadece yaptıkları eserlerle mi iz bırakmışlar.Hem o eserler,milletin parasıyla yapıldı ve bununla da mağrur olunmaz.Bir de gösteriş için,halkın beğenisi ve takdiri için yapılmışsa,hele hele ondan menfaatte sağlamışsa;yandaşına,yoldaşına,…vs.kazandırmışsa ,bunun ahirete dönük hiç bir kazancı olmaz.Ne demiş asrın mütefekkiri:”Ahirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı taktirde,fani dübyada bıratığın eserlere de kıynet verme.”Bu çok çok önemli.Bizim için ahiret yurdu önemli ve öncelikli Ayrıca insan veye partiler,bazen menfi olarak da iz bırakabilir.Fehmi bey’in,o yarışçının haksız yere,hile ile elde ettiğı birinciliğin,onun için kara bir leke olduğunu,arkasından kötü bir iz bıraktığını ve onunla anılacağını ve hatırlanacağını vurgulaması da üzerinde durulması ve düşünülmesi gereken önemli bir konu.İnsan için ne büyük hir talihsizlik,kazanma kuşağındayken kaybetmek Başlamış olduğu yarışı veya marotonu güzel hir şekilde hitama erdirecekken ve de güzel bir iz bırakacekken,yanlış bir karar ve kötü bir niyetle işi aleyhine çevir ve sonunda kaybet.Ne büyük bir hüsran,ne büyük bir olalım.Allah bizleri su-i akıbetten muhafaza eylesin.Çıktığımız yola,sağa sola inhiraf etmeden,ok gibi hedefimize varmayı ve arkamızdan güzel bir iz bırakmayı Allah bizlere müyesser kılsın.

  14. Öte yandan Munzur Üniversitesi’ndeki kişi, bağlandığı bir televizyon programında “Öcalan yerli ve millidir” diyebiliyor. O anda, korku ve telaş içindeki moderatör tepki veriyor, bağlantıyı kesiyor.

    Bir düşünün! “Terörist başı”, “Bebek katili” Öcalan’a “yerli ve milli” sıfatını yakıştırmaya kim cesaret edebilir bu ülkede. Belli ki adamın dayandığı bir güç var. Ayrıca “yerli ve millî” söylemi, AKP-MHP ittifakının en has söylemlerinden biri değil miydi. Allah Allah! Öcalan da ittifaka dahil mi ediliyor şimdi!

    Öcalan PKK’nin başı, lideri. Bunca zaman “HDP=PKK=Terör” denklemini kuran, Millet İttifakı’nı HDP ile, PKK ile, terörle işbirliği yapmakla suçlayan iktidar şimdi PKK’nin başını kendi seçim kampanyasında kullanmaya, ondan destek almaya çalışıyor. Pes doğrusu!

    Oya Baydar ın bugün T24 te yayınlanan yazısından alıntıdır.
    Yazının tamamı: https://t24.com.tr/yazarlar/oya-baydar/sapkadan-cikarilan-ocalan-tavsani,22890

  15. Bizim siyasette sportmenlikten değil ancak katmerli bir ahlaksızlıktan bahsedebiliriz ! Ve maalesef bundan seçen de seçilen de memnun; işin en acı tarafı da bu !

  16. Sayın Devlet bahçeli, hdp imraliyi dinlemediği için eleştirdi. Bu da siyasi tarihinde bir ilktir. Daha önce hep şunu söylerlerdi: hdp imralidan talimat alıyor dediler. Şimdi de niye talimata riayet etmiyor diyorlar.
    Bu İstanbul seçimi her şeye gebedir. Bu seçimden sonra hdp tabanı da bölünecek belki de Abdullah Öcalan olağanüstü bir af yasa tasarısıyla beraat edilebilir. Sonbaharda yeni bir parti kurulacak. Davutoglu prestij kazanma ihtimali çok yüksek…
    Benim 23 haziran seçim tahminim: Binali Yıldırım %60 ile 65 arası ipi gogusleyecek. İmamoglu cumhurbaşkanı seçimleri için kolları sivayacak. Ekrem imamoglu, memura hakaret Muhtemelen 3 ay hapis cezası da alacaktır.

    • vay anasının sayın seyirciler.%60-65 oran binali yıldırım.hani %51 falan deseniz olabilir denir.ne tahmin be.dilin kemiği yok derler ya bir atasözü var.sizin ki dili de yok etti.23 haziran akşamı evinizdeki tüm aynaların üstünü örtün.yoksa suratınızın mosmorluğundan aynalar korkularından paramparça olurlar.

  17. Geçenlerde İstanbul trafiğine, parti kurma konularına ve AKP’ye/CB RTE’ye değinen, ve daha çok CHP’yi anlatan bir videoya rastladım. Yaşar Nuri Öztürk CHP’yi anlatıyordu. İşte bu anlatılanlarla ilgili endişelerdendir ki CHPye oy verilmez.

    O kadar deyip durduk, E. İmamoğlu bağımsız olarak seçimlere girebilmiş olsaydı, çok daha fazla oy alabilirdi ve bu seçim olayı bir ikincisine kalmazdı…

    • HK “…E.İmamoğlu bağımsız olarak seçime girebilmiş olsaydı çok daha fazla oy alabilirdi…” diyebilmeniz bile gerçeklerden ne kadar uzak, ne kadar yanlı, hatta ne kadar kötü niyetli biri olduğunuzun itirafı gibi olmuş olabilir mi?

        • İsminiz olmasa da doğru demişsiniz. Yahya bey kötü niyetinden ötürü bunu görememiş (kabiliyet meselesi!). CHP işe yaramaz bir parti. Oy verilmez çünkü kamburu çok büyük. İmamoğlu bu kamburun altında ezilir. Yaşar Nuri’yi ezen bu zihniyet için İmamoğlu ne ki? İmamoğlu CHP’yi dönüştürebilecek kapasiteye sahip değil. Üstelik sicili bozuk, hele hele Yaşar Nuri gibi birine kıyasla…

          • Sayın h.k. hakşinas yorumlarınızdan ve sarih ifadelerinizden istifade ediyoruz, varolun…

    • Y.N. Öztürk, o programda şunları da söylemiş :
      Öztürk, CHP’de bulunduğu süre boyunca Meclis kürsüsünden bir kere bile hitap etme imkânı bulamadığını, bunun nedeninin de Baykal’ın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile anlaşmasından kaynaklandığını ileri sürdü.
      Recep Tayyip Erdoğan ile de tanışıklığı olduğunu söyleyen Öztürk, Erdoğan ile de siyaset yapmasının söz konusu olabileceğini ancak Erdoğan’ı “dışarı bağımlı siyaset yaptığı” için düşünmediğini söyledi.

      • Yaşar Nuri başka değindiğiniz konulardan başka şeyler de şöylemiş. Şu an için CHP ile söyledikleri önemli. AKP’nin yeni bir parti olmasının yanında CHP kaşarlanmış kronik sorunları olan bir parti. AKP ile ilgili konular geniş, buraya sıkışmaz. Ona bakarsan, Y. Nuri kendisinin de eksiklikleri olabileceğini ifade ediyor dikkat etsiyseniz..

        Fidel Castro’yu hatırlar mısınız? Nasıl başlamıştı ve sonradan ne yapmıştı ve sonu ne oldu? buradaki ibretler buraya sıkışamayacak kadar ayrıntılı…

    • Benzer bir video da AKP’dan ayrılan eski bir milletvekili ile çekilsin. O da AKP’nin iç yüzünü anlatsın (tabi anlatabilirse). O zaman “İşte bu anlatılanlarla ilgili endişelerdendir ki AKP’ye oy verilmez.” sonucuna varabiliriz. Mesele AKP-CHP meselesi değil. Memleket bir bataklığa doğru sürükleniyor, önce buna dur dememiz lazım. Biz görevimizi yapalım sonrası Allah kerim.

      • Daha önce Yaşar Nuri’nin CHP’den ayrılmış olduğu gibi AKP’den de ayrılanların bir değil bir çok videoları var zaten. Dışarda olup yapılan videolar da çok. Ancak ona rağmen niye oy oranları hep CHP’nin aleyhine olmuştur. İşte bu konuda Y. Nuri bazı ipuçları veriyor….

        • Türkiye’nin sorunlarını CHP karşıtlığı üzerinden açıklamak doğru bir yöntem değil. Ayrıca bugünkü CHP eskisine göre oldukça iyi, bugünkü AKP ise eskisine göre oldukça kötü. CHP’yi beğenmediğiniz için bu AKP’ye oy verirseniz ‘Akıl*İman Sentezi’ ne işe yarıyor diye sorarım. Zira SP var, IYI var, sandığa gitmemek var.

          • Sayın F.K.T. CHP’yi beğenmediğiniz için bu AKP’ye oy verirseniz ‘Akıl*İman Sentezi’ ne işe yarıyor diye sorarım.” bu sorunuza ben cevap vereyim hiç bir işe yaramıyor. İçi boş bir söylem, yani laf var icraat yok.

          • Sıla hanım o sentezin hiçbir partizan görüşün uşağı olmadığını anlamadıysanız fazla ahkam kesmeyin. Geçen gün “verdiğiniz linke baktım” dediniz. Hiçbir şey göremediğinizi belli etmiş oldunuz. İcraat dediğiniz şey keyfinize göre mi olacaktı?

          • Sn FKT, Türkiyenin geri kalmışlık sorunu benim için en önemli sorun. Bunda da en büyük pay, CHP partisi dönemidir. Karşıtlığım varsa, tarihi sebeplerini izah ettim sanırım. İsterseniz yazdıklarıma bir daha göz atın: http://fehmikoru.com/mursinin-kaybi-ve-misir-turkiye-misiri-yeniden-kazanmanin-bir-yolunu-bulmali/

            Bu sentez doğruların peşinde, partizan herhangi bir görüşe köle değildir. İlk kullandığımdan beri yazdıklarım bellidir.

    • Değerli H.K.

      Ben bu “Ekrem İmamoğlu bağımsız girseydi daha çok oy alırdı,ikinci seçime gerek kalmazdı “mahiyetindeki sözlere başından beri bir türlü akıl erdiremiyorum.

      Adam bu seçimler öncesinde tanınan biri miydi?hiçbirimizde kendisini tanımıyorduk gerçekte!..Chp.nin belediye Başkanları arasında da en az tanınanının O olduğunu biliyoruz.Samimi olalım; CHP aday yapmasaydı kim tanırdı Onu ve o tarihte bağımsız aday olsaydı kim dikkate alırdı kendisini?.İnsafla bakalım,İmamoğlu CHP adayı olduğu için CHP kitlesi arkasında durdu…Bekir Coşkun gibi eski kafa Sözcü gazetesi yazarları zihniyetinde olmamasına,herkesi kucaklayıcı bir üsluba sahip olup muhafazakar görüntüsü de eşlik edince,üstüne de AKP nin yıpranmışlığı,kutuplaştırıcılığı, ekonomi,adalet ve sosyal hayattaki olumsuz uygulamalarından bunalan insanların arayışı eklenince kendisi değerlendirilebilir aday niteliğine büründü…Başka bir deyişle kader Onun ağlarını bu şekilde ördü…Bu haliyle bana göre haksızlığa uğramış kişi sıfatıyla bu seçimi de kazanacak gibi görünüyor,ileride yanlış yaparsa o zaman da ona göre pozisyon alırız.Ancak şu anki şartların bilgileri doğrultusunda kendisi sırf CHP nin adayı diye değerlendirilmeyecek birisi değildir;ben böyle görmekteyim,belirtmek isterim…

      Ayrıca bazan yanlış bir düşünce sahibi de olabiliriz…ancak “yanlış ta olsa düşüncemin peşinden sonuna kadar giderim …”yaklaşımı bizim gibi insanlara yakışmıyor.Mesele CHP meselesini aşmıştır.Kaldı ki İmamoğlu’nun seçilmesi CHP’ye iktidar yolunu açacak manasına da gelmemektedir.Chp kendi özeleştirisini yapmazsa % 20-25 bandında devam eder gider… İmamoğlu’nun kazanması asıl Gül/ Babacan oluşumunun cesaretini ve yolunu açacaktır;toplumun rahat nefes alması şimdilik bu oluşuma bağlı gibi görünüyor;yani bakış perspektifini geniş tutmak ta fayda var.

      Bununla birlikte Eski kafa CHP zihniyetindeki kişilerin de,”CHP eskiden şöyleydi,şimdi de aynısıdır “diye düşünen kişilerin de kendi kalıplarını kırmaları lazımdır.Artık yeni bir dünya vardır,eski bakış açıları ilelebed devam edecek diye bir şey de yoktur.Kutuplaşmalardan vazgeçmek,uzlaşmayı tercih etmek,hak,hukuk adalet,liyakat ,sevgi,saygı temelinde tüm vatandaşların ve devletin birbirine yakınlaşması lazımdır ve bizim de bu gayrette olmamız lazımdır diye düşünmekteyim.Selamlarımı sunarım…

      • Ayrıntılara girecek çok zamanım yok, yukarda diğer yorumculara cevaben bir şeyler yazdım. Yeni bir kitle partisi kurulacaksa kurulabilir. Ancak bu AKP’nin külleri üzerine kurulabilir de CHP’nin kamburu üzerine kurulamaz. İmamoğlunun pozisyonuyla ilgili yorumum bu varsayıma dayanıyor. İlerde ayrıntılara girilebilir….

  18. Bugün, Artı Gercekten 3 yazarin AKP gemisinin 17 yılıdir her seçim yarışını önde bitiren kaptanının son 10 yilinda yarişları önde bitirirken dinide tamamen yok ettiğini yaziyorlar.
    Kimler sayesinde reis olmuş…
    Onu reis yapanlarla nasil dalga geçmiş.

    Ne dersiniz reisciler, size göre şu an terorist kim oluyor?
    ×××××××××
    Ayşe Yıldırim
    Erdoğan ne zaman başı sıkışsa İmralı’ya koşuyor

    2010 yılından beri yapıyor bunu. Hem HDP’yi İmralı’dan talimat almakla suçluyor hem de HDP üzerinde baskı kurmak için İmralı’yı devreye sokmaya çalışıyor.

    https://www.artigercek.com/yazarlar/ayse-yildirim/erdogan-ne-zaman-basi-sikissa-imrali-ya-kosuyor
    ××××××××
    Ahmet Nesin
    Yalvarmadık kim kaldı Erdoğan!..

    Erdoğan neyse de, şu kısa ömrümde Bahçeli’yi Abdullah Öcalan’a yalvarırken gördüm ya, gam yemem artık.

    https://www.artigercek.com/yazarlar/ahmetnesin/yalvarmadik-kim-kaldi-erdogan
    ××××××××
    Eser Karakaş
    İDO seferleri, Apo hamlesi, bir lise anım ve AKP’lilerin bir kısmı

    En büyük zararı din kurumu gördü, başka bir ifade ile de paradoksal olarak kendilerine dindar diyen bu AKP’liler Türkiye’de dini bitirdiler.

    https://www.artigercek.com/yazarlar/eserkarakas/ido-seferleri-apo-hamlesi-bir-lise-anim-ve-akp-lilerin-bir-kismi
    ××××××××

    • Nurdan hn islam kıyamete kadar hüküm sürecektir. Kıyamet koptuğu gün işten ozan din bitmiş demektir.
      Kastınız İslami yaşamaya çalışanların eylemleri ise o konuda haklısınız. Lakin dindar insanlara güveni ÖNCE FETO bitirdi verilen sadakalarin kurbanların yanlış yerlere gitmesi çok büyük zarar verdi.Günümüz AKP illeri ise evet onlarda bu anlayışa zarar verdi kul hakkını bitirdiler mütevazi yaşam tarzını bitirdiler.AKP bugün var yarın yok ama İslami yaşayanlar hiçbir zaman bitmez ve bitmeyecektir.O nedenle dini bitirdiler ifadenin yanlış olmuş.

      • Ahmet bey son üç yılda cum’a çıkışlarında toplanan yardımların nasıl bir seyir izlediğini araştırırmısınız ben yakınımdaki camilerin durumunu öğrenince üzüldüm

        • SN ALTAYLI Türkiye cumhuriyetinde yapılan bir kaç buyuk cami hariç tümünün
          saf ve temiz inançlı müslümanlar tarafından yapıldığını ve giderlerinin karşılandığını herhalde bilirsiniz.Tabiki içlerinden kötü niyetli insanlar çıkabilir
          ancak özünde saf ve temizdirler.Maalesef FETONUN topladıklarının nerelere
          gittiğini 15 temmuzda öğrendik .Tabiki FETO diye tabir edilen grubun % 90 ının
          masum olduğunu bende kabul ediyorum ancak musluğu tutan OO % 10 allah onları affetsin .

      • Ahmet bey, yukardaki yazi. benim yazim değil…. linkini verdiğim yazarlarin ne yazdiklarini yazdim.

        Din konusu hassas bir konu, onun ben din konusunuda polemiğe girmem ve tartışmam.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız