
Geçmişten ders almayanın işi zordur
Önce bir gerçeği hatırlatarak başlayayım: “Tarihin en fazla tekerrür ettiği bölge hangisidir?” sorusuna verilecek doğru cevap “Bizim bölgemiz” olur, ancak bu gerçeği en çok unutanlar da bu bölgenin halklarıdır.

Önce bir gerçeği hatırlatarak başlayayım: “Tarihin en fazla tekerrür ettiği bölge hangisidir?” sorusuna verilecek doğru cevap “Bizim bölgemiz” olur, ancak bu gerçeği en çok unutanlar da bu bölgenin halklarıdır.

AK Parti’den Hüseyin Yayman, MHP’den Feti Yıldız ve DEM Parti’den Gülistan Koçyiğit’in, TBMM’yi veya ‘Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nu temsilen, “PKK’nın kurucu önderi”Abdullah Öcalan’la görüşmeye İmralı adasına gitmesi ile, MHP

MHP lideri Devlet Bahçeli’nin “Abdullah Öcalan Meclis’e gelsin, PKK’ya silah bırakma çağrısında bulunsun” çıkışıyla başlayan sürecin birinci aşaması hayırlısıyla tamamlandı. Bahçeli’nin “Kurucu Önder” sıfatını yakıştırdığı Öcalan Meclis’e gelmedi ama, sesinin yine de

Nereye gitsem, kiminle karşılaşsam hep aynı soruya muhatap oluyorum. Herkes ülkenin içinde bulunduğu durumu merak eder görünerek aslında gelecekle ilgili beklentileri öğrenmeye çalışıyor. Soruların biçiminden,

Hepimizi şifre çözme hastası yaptılar. Siyaset aynı zamanda bir iletişim sanatıdır. Düşünülenler ile eylemler arasında tutarlılık iktidar unsurlarında politika olarak kendini belli eder. Düşünce ile

İki ortaklı iktidar sonunda uzlaşma zemini bulabildi. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin, Abdullah Öcalan’ın adını anarak ve PKK’ya silah bırakması çağrısında bulunması için Meclis’e gelmesi ve DEM Parti

Ülke siyasetini iki aya yakın meşgul eden konu aslında bir hiçmiş… Daha doğrusu “Maske üstüne maske takan, kılıktan kılığa giren köşe başı fitnebazlar” tarafından köpürtülen,

Yesarizade Servet Bey’in hisarbuselik makamında bestelediği, sözleri de kendisine ait “Bir hadise var can ile canan arasında” diye başlayan şarkısı “Kaldım yine bir ateş-i hicran

MHP genel başkanı Devlet Bahçeli meğer hepimizi yanıltmış. İngilizce ‘local’ sözcüğü ‘yerel halklar’ olarak tercüme edildiğinde, sözcüğü kullananı en keskin ifadelerle kınamıştı ve bizler de

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, AK Parti genel başkanı sıfatıyla, 31 Mart gecesi yaptığı konuşma, pek çok yorumcu tarafından önemsendi; ben ise sıcağı sıcağına verilmiş tepki yerine,
