Yeni oluşum AK Parti için kötü mü? Bu sorunun cevabı MHP’ye başarı getiren formülde gizli…

12

Kendi içinde ve hükümetlerinde uzun yıllar görevler üstlenmiş bir çekirdek kadronun daha da genişlemeyi hedefleyerek yeni bir parti oluşturma çabasına girişmesinin AK Parti saflarında rahatsızlığa sebep olması garipsenmeyebilir. [Aşağıda açıklayacağım: Biraz akıllarını başlarına toplasalar gelişmeden rahatsızlık duymak yerine sevinebilirler bile.]

Esas garipsendiğini sandığım gelişme, henüz daha fikir kırıntısı halindeyken yeni bir -hatta birden fazla- partinin kurulması ihtimalini önemsemiş CHP’liler ve sayfalarıyla yorumlarında o yaklaşımı desteklemiş görünen CHP’ye yakın kişilerin, iş ciddiye binince, farklı bir tavrı benimsemeleridir.

Yeni oluşum CHP’den de oy alabilir diye mi endişeliler?

Yoksa, İstanbul belediye başkanlığının Ekrem İmamoğlu eliyle CHP tarafından kazanılması Türkiye’de bir türlü seçimle tek başına iktidara gelemeyenleri umutlandırdı da, fikir olarak beğendikleri oluşum ciddiye dönüşünce o umutlarının boşa çıkacağını mı düşünmeye başladılar?

Muhtemelen her ikisi de.

Ancak önce yeni bir oluşumun partileşmesini rahatsızlık sebebi sayan ve onu iktidarını sona erdirecek bir felaket habercisi olarak gören AK Parti’nin tavrına biraz daha yakından bakmakta yarar var.

Partiler eskir ve gözden düşer

Partiler kısa sürede veya uzun sayılabilecek bir zaman sürecinde ama mutlaka eskiyorlar. Hep artışta görünen oylar, bir bakmışsınız, aşağıya doğru inişe geçivermiş. Bu gerçeği, son 70 yılda iktidar olma başarısı göstermiş hemen bütün siyasi partiler varlıklarının bir döneminden sonra yaşayarak öğrendiler.

Reklam

Menderes-Bayar ikilisinin Demokrat Partisi’nin (DP) iktidarı hain bir darbeyle sonlandırıldı; ancak o dönemi mercek altına aldığınızda, DP’nin yapılması mukadder seçimde, on yıl aradan sonra, ilk mağlubiyetini yaşaması ihtimalinin büyük olduğunu görebiliyorsunuz.

[Askeri darbeler, nihai tahlilde, iktidarların önünü kestiler; ancak önü kesilen siyasi çizgi, darbelere rağmen, seçimli demokrasiye yol verildiğinde, yeniden güçlü bir biçimde iktidar olmayı başardı. ‘Darbeler yaşanmasaydı o devamlılık olur muydu?’ sorusunun cevabını sağlıklı bir biçimde verebilmeyi askerler darbeleriyle imkansız hale getirdiler. Çok yazık.]

AK Parti de her seçimde artan oylarının inişe geçtiği gerçeğiyle bir süredir karşı karşıya. Son yerel seçimde 25 yıldır aynı çizgideki siyasilerin yönettiği İstanbul ve Ankara’yı kaybetmedi yalnızca AK Parti, onlarla birlikte 15 büyükşehir de elinden gitti. MHP ile ittifak yapmış olmasaydı, genel seçimden iktidarı kaybederek çıkabileceği gibi, Tayyip Erdoğan’ı cumhurbaşkanı seçtirmeyi de muhtemelen başaramayacaktı.

Rakamlar bunu söylüyor.

7 Haziran 2015 tarihinde tek başına girdiği seçimden iktidarını kaybederek çıktığını da hatırlamak gerekiyor.

Düşüş trendinin devam etmesi halinde, MHP ile ittifakına rağmen, bir sonraki genel seçimde iktidardan uzaklaşmasını getirecek bir mağlubiyet yaşayabilir AK Parti; bir sonraki cumhurbaşkanı da AK Parti’nin aday göstereceği, MHP tarafından da desteklenecek kişi olmayabilir.

İstanbul’un tekrarlanan seçimi, MHP tabanı oylarının AK Parti adayından esirgenebildiğini, AK Parti’nin geleneksel seçmen kitlesinden bir bölümünün de daha önce hiç oy vermediği bir partinin adayına mühür basabildiğini herkese gösterdi.

AK Parti’nin bunu fark etmemiş olması mümkün değil.

Reklam

Mümkün değil, fakat AK Parti 23 Haziran’dan sonra yolun sonuna yaklaşıldığı gerçeğini fark etmemiş gibi davranıyor.

Yeni oluşum AK Parti’nin yaklaşan makus talihini uzaklaştırabilecek bir gelişmedir.

Şaşırtıcı gelebilir, ama gerçek budur.

Eskiyen görüntü yanında AK Parti’den oyların kaçış trendine girmesinin iki başka sebebi daha var: Birincisi, MHP ile ittifakı. İkincisi de, birlikte yola çıktığı ve oylarının arttığı dönemlere başarılarıyla katkıda bulunmuş isimlerle yolların ayrılması…

AK Parti’den zaten kaçmakta olan oyların yeni adresi, muhtemelen, çekirdeğinde başarılı döneminde içinde yer almış isimlerin de bulunacağı, geniş kadrolu ve her kesime hitap etme amacıyla kurulmuş yeni oluşum olacaktır.

Şimdilerde oyu yüzde 40’ın altına düşmüş olan AK Parti, tedbirler alarak, bir ara yüzde 50’yi bulmuş destek tabanından kaçanlarla bundan sonra kaçacak olanları yeniden kazanabilir mi?

Böyle bir gelişmeyi ihtimal dahilinde görüyor musunuz?

Ne yalan söyleyeyim, ben de görmüyorum.

O oylar her ne olursa olsun kaçacak ve kaçmaya devam edecek.

Bahçeli bana neden kızıyor?

Devlet Bahçeli bana ‘başarısı’nı ısrarla vurguladığım için kızıyor; kendini ve partisini küçük gördüğüm için değil, tam tersine büyüme yolunda olduğu gerçeğini deştiğim için bana ağzına geleni söylüyor.

Gerçek şudur: İttifakla oyu arttığı gibi, kendisine rahatsızlık veren isimleri partileşmeye zorlayarak onlarla birlikte hitap ettiği kesimin oylarının tarihi bir zirveye ulaşmasını sağladı Bahçeli. MHP+İYİ Parti oylarının toplamı o kesim için tarihi bir zirvedir ve bu başarı Devlet Bahçeli’ye aittir.

Aynı aklı AK Parti’nin göstermesini istememesi doğal MHP’nin. Ancak, AK Parti yöneticilerinin, ortaklarına bakarak, o formülün işlerliğini ve yararını aklına getirmemesi doğal değil.

Herhalde yazımı buraya kadar okumuşsanız, CHP’nin ve onu destekleyen unsurların yeni oluşumun ufukta belirmesinden neden endişe duyduğunu da anlamış olmalısınız.

Orada da bir akıl var çünkü.

AK Parti de aklını başına toplasa iyi olacak.

ΩΩΩΩ

12 YORUMLAR

  1. Sn Koru bu yazısında dile getirdiği argümanlarının tamamını kendisine ait olan ve ciddi siyaset bilimcilerin kolaylıkla çürütebilecekleri şu gerçek dışı iddiasına dayandırıyor:’Partiler kısa sürede veya uzun sayılabilecek bir zaman sürecinde ama mutlaka eskiyorlar.’

    Bu iddiasının siyaset biliminde ve demokratik ülkelerin deneyimlerinde ciddiye alınacak tutarlı bir örneği yok:ABD ve Birleşik Krallık deneyimlerinde kurumsallaşmış iki parti de eskimedi.Japonya’da iktidar partisi kuruluşundan bu güne eskimedi.Almanya’da kurumsallaşmış partiler temsil ettikleri siyasi eğilimler ve dayandıkları sosyal tabanları açısından eskimediler.Batılı demokrasilerin deneyimleri bağlamında bu örnekler çoğaltılabilir.Ancak oturmuş batılı demokrasilerin hiçbirinde siyasi partiler darbelere maruz kalmadılar.

    Sn Koru’nun ‘Darbeler yaşanmasaydı o devamlılık olur muydu?’ sorusunun cevabı ise muğlak değil, gayet açık ve net.Darbeler olmasaydı; 1980 darbesine maruz kalmasına rağmen eskimeyen CHP’nin antitezi muhafazakar sağ liberal bir parti mutlaka kurumsallaşacaktı.

    Temsil ettikleri sosyal taban açısından an itibariyle CHP, MHP ve HDP’nin de eskimedikleri aşikar ve CHP ve MHP-İP (bu üç parti siyasi parti görünümünde ülkede Devlet aklının kullanımına hizmet eden bürokratik yapılardan sayılmalıdır)’nin hiç eskimeyecekleri de anlaşılıyor.

    Türkiye deneyiminde sağ muhafazakar liberal partilerin kurumsallaşmaları askeri müdahaleler ve Devlet aklını kullanan bürokratik kurumlar tarafından engellenegelmiştir.Ancak bu partiler yalnızca isim ve tabela olarak eskimişler, dayandıkları sosyal taban yokolmamış; varlık ve dinamizmini sürdüregelmiştir.

    Ak Parti’den kopan siyasetçilerin kuracakları yeni siyasal partil-ler kayda değer bir varlık gösteremeseler de; Ak Parti’ye verilen oyların bir kaç puanını alma ‘başarı’sını becererek, Ak Parti iktidarının sonlandırılmasında kilit bir rol üstleneceklerdir.Misyonları bundan öteye geçemeyecektir.Bu nedenle batılı güç odaklarının da desteğine mazhar olacak, ve fonksiyonlarının icrasını müteakip ‘eskitileceklerdir’.

    Yeni oluşuma CHP, MHP-İP tabanından zırnık oy gelmeyecek, sadece küskün Ak Parti tabanından oy alacaktır.

    Devlet aklının uygulamaya koyduğu ‘yeni’ sosyal mühendislik projesinde, yakın gelecekte muhafazakar sağ liberal bir parti iktidarına yer yoktur.Zaten böyle bir partinin dayandığı tüm siyasi ve etik sermaye AKP ve FETÖ marifetleriyle tüketilmiştir.Yükselen yeni trendi ‘İmamoğlu’ projesi kör göze parmak misali göstermektedir.

    Sn Koru’nun müdahil olduğu ve hararetle tanıtımına katkı verdiği ‘Yeni siyasi parti-ler’i/hareketi sırtlayacak kadrolar, el an yürürlükteki ‘İmamoğlu’ projesinin dayandırıldığı yeni Türkiye dinamiklerini bihakkın teşhis etme ve ‘İmamoğlu’ projesine kanalize edilen oyların kayda değer bir oranını celbedecek; içeride özellikle genç nesle umut ve heyecan aşılayacak, dışarı da ise ‘bağımsız Türkiye’ kızıl elmasını hayata geçirecek; ‘yeni’ ve ‘yerli’ siyasi bir programla toplum karşısına çıkma becerisini gösterebilirlerse, o zaman bu oluşum; toplumun haklı teveccühüne mazhar olacak ve ‘yalnız ve güzel’ ülkemizin maküs talihini değiştirip, milletin refahını sağlayabilecektir.

    Allah’tan (CC) umut kesilmez.Bireyler kendilerini değiştirebilirlerse Allah (CC) da toplumu değiştirme kazasını eda eder.

  2. Fehmi Koru ya katilmak mumkun degil. Analizlerini ve beklentilerini kendi iç hisleri ve hırsları ile yaptığı kanaatini uyandırıyor.
    Siyaset Hepimiz in tahminlerine göre yürüyor olsaydı elbette ki bu kadar fikir ayrilgi olmazdı.
    Yeni kurulacak parti nin henüz Cesareti yok, Ki Fehmi Bey de bu yazı ile onlara Cesaret vermeye Çalışıyor, Eger gerçekten Cesaret gösterip sahaya inerlerse ve Ak parti Seçmeni ile yüzleşmeye basladiklarinda gerçek dünyanın şamarını o zaman yüzlerinde hissedecekler.
    Nasıl bir siyaset izleyeceklerini Parti nin Kurucuları dahil herkes merak ediyor ama ben onlara birkaç fikir ile yardimci olabilirim ,
    Muhalefetin En Başarılı olduğu Sistemi Kullanabilirler; “Yalan ve Sahte Algı” Yani gerçekleri olduğundan farklı gösteren imalar kullanabilirler, Bu yalan Algı ve Olayları olduğundan farklı gösteren Sosyal Medya ve Muhalefet Mühendisliği Birçok Vatandaşın Aklında Soru işaretleri oluşturmayı başarmıştır, Vatandaş Zamanla bu algıların doğru olmadığını anlasa bile fikri Çoktan değişmiş olabiliyor. Ki Mevcut İktidar Ak Parti de Bu yalan Algı ve haberlere karşı bir Birim Henüz kurulmuş degildir. Mesela Hala halkın Çoğunluğu Ülkemizde Yerli Tohum un yasak olduğunu sanıyor ve bunu şimdiye kadar hiçbir iktidar yetkilisi düzeltmedi ki duzeltmis olsa dahi bu düzeltme den O kesimin haberi yok.

    Verdiğim bu fikir yeni parti kuruculari tarafindan kuçumsenebilir ama Başka Ne gerekçeniz varki?
    Bir zamanlar Zaman Gazetesi Sn. Erdoğan ı yere Göğe Sığdıramıyordu Ama Menfaatine dokundugu anda Sn Erdoğan ı Hırsızlık ile İtham Etmeye Kalktı. Sizin Bu Gazeteden ve Onun Tabi oldugu mandacı zihniyetten ne farkınız var?

  3. Partilerin uzlaşması
    Sermaye ordu gibidir. Bir kararı aldı mı onu yıllarca sürdürür. Sermaye’nin planı Derviş’i cumhurbaşkanı yapmaktır. Ecevit’i onun için hasta etti. Baykal’ı onun için kovdurdu, belli kadroyu AK Parti içinde yerleştirdi. Babacan o kadro içindedir. Kendisinin bundan haberi olmayabilir. Gül ve Davutoğlu Akevler ile birleşerek yeni parti kurulmalı. Bu parti Halk Partisi ile anlaşmalı. AK Parti iktidardan bir dönem uzaklaşsa bile Erdoğan ve AK Parti ayakta kalmalı. Milli Selamet Partisi, Halk Partisi ile koalisyon yaptı. O sayede Demirel bir daha başbakan oldu.
    Sermaye hakim olursa kan gövdeyi götürür, fatura da partilere çıkar. Bütün partiler akıllarını başlarına toplamalı ve Sermaye’nin tuzağına, Derviş’in kucağına düşmemeli. CHP-MSP koalisyonu dünyayı değiştirdi. Sermaye’nin iki çenesini çökertti. Şimdi yıktıklarının yerine bir şeyler koymalılar. Hareket Partisi ve HDP de buna destek olmalıdır. Devletimizde önce küçük partiler yok edilir. Çünkü onları yıldırırlar sonra onları yok ederler. Büyük partiler ise kendi kadrolarını yerleştirmelidirler.
    Bünyamin Demir ile Ekrem İmamoğlu partilerini zorlarlarsa bu uzlaşma sağlanır. Türkiye’nin kaderi bunlara bırakılmış görünüyor. Ali Babacan parti kurmalıdır. Meral Akşener partiden ayrılmalıdır. İyi Parti iyi insanlardan oluşuyor ama çok tehlikeli bir yerde.
    Erdoğan ile Bahçeli’ye de önerim var. Erdoğan Parti başkanlığını veya cumhurbaşkanlığını bırakmalıdır. Bahçeli de ya AK Parti’yi desteklemeli yahut kabinede bir bakan olarak yer almalıdır. AK Parti yıkıldığında cumhuriyet yıkılır. İktidarı kaybetmesi ayrı, suçlanarak hapse atılması ayrı. Hala HDP’liler içerde. Siyasi suçlar yok edilmelidir. AK Parti bunu kendisi için yapmalıdır.

  4. Yeni oluşum ne kadar yeni olacak ben şüpheliyim. Temel paradigmaların değişimini görebileceğimizi sanmıyorum. İsimler değişecek belki ama onlarda öncekiler gibi olacak büyük ihtimalle. Heyecan duyanlar varsa hayal kırıklığı yaşama ihtimalleri yüksek.

  5. Sayın Fehmi Bey , MHP den çok rahatsızlık duyuyorsunuz . MHP den kurtulan bir Ak Partinin Babacan ve Gül ün partisiyle dirileceğini sanıyorsunuz ama yanılıyorsunuz . Şu anda, Doğu Akdeniz’deki gaz ve petrolden hakkımızı alarak Batılı efendilerden ! Kurtulma zamanı avucumuzun içine kadar gelmişken , en büyük projelerinin Batı ittifakı içinde yer almak ( sürekli sıtma kalma hali ) olduğunu tahmin ermekte hiç zorlamadığım Sn.Gül , Sn. Babacan ve ekibiyle niçin yola devam edelim ? Türkiye’nin tek kurtuluşu gözüken Doğu Akdeniz’den petrol ve gazdan payımızı alma yönünde Babacan Gül ve ekibi herhangi bir kararlılık gösterebilir mi ? Bence efendilerini dinlerler . Yapamazlar . Yapacakları tek katkı , 15 Temmuz sonrası oluşan adaletsizlikler ve ekonomideki bozulma ile ilgili Ak Partiye yapıcı katkı sağlamaktır . Gazı petrolü Doğu Akdeniz’den alamadan ( izin vermezler Batılı abiler korkusuyla ) Batı’ya itaat ederek , IMF den kredi alarak yapılacak kısa nefeslenmekteler bizi sıtmadan kurtarmayacaktır . Babacan ve ekibi hükümetin dış politikadaki doğru ve kararlı hamlelerine destek verip , içerdeki aksaklıkları giderme çareleri için destek olmalı . Küçük olunca bizim olmuyor . 2023 seçimi CHP min olur . Bu da ABD teslimiyetinin devamı demek olur . Arrık tam bağımsız Türkiye zamanı . Ama bu Türkiye , adaletin hakim olduğu bir ülke olursa sağlanabilir .

  6. Fehmi Bey’in yazısından ben şunu anladım:”Ak Parti’nin içinden yeni bir
    partinin çıkması,yani bölünmesi Ak Parti’nin lehinedir.Varsın Ak Parti bölünsün,iki parti olsun,sonra bu iki parti
    işbirliği yapar,daha iyi olur.MHP ile işbirliği
    yapacağına kendi içinden çıkan partiyle
    işbirliği yapar.” Bu da bir fikir tabii.Ama ben yeni partinin CHP ile işbirliği yapmaya daha hevesli olduğunu düşünüyorum.

    Öte yandan Ak Parti oylarındaki düşüş
    trendinin devam edeceği kanaatinde değilim.Ak Parti daha ikinci seçime girerken başlamıştı Fehmi Bey’in
    bu günkü değerlendirmesine benzeyen yorumlar.Ama seçmen bu tür yorum sahiplerini hep yanılttı.

    CHP’nin bugün İstanbul’u almış olmasının
    genel seçimlerde,yani 2023’te CHP lehine bir sonuç vereceğini de çok şüpheli görüyorum.CHP’nin hezimetine de sebep olabilir bugün başarı gibi görülen durum.

  7. SAYIN BAHÇELİ TAM KURT BİRİ.DEVLET YANI ÇOK BASKIN AMA SİYASİ MANEVRALARI DA YERİ GELİNCE ÇOK İYİ KULLANDI.GERÇİ SON SEÇİMDE öcalan olayına VERDİĞİ TEPKİ KENDİ TABANI VE PARTİ İÇİNDEKİ ARKADAŞLARI DAHİL KİMSE TARAFINDAN BEĞENİLMEMİŞ OLSA DA ‘BAHÇELİ ÇİZGİSİNDE’ BULUNULMASA DA ‘ŞUAN KANKAM’ DEDİĞİ SAYIN R.T.ERDOĞANA KERHEN VERDİĞİ BİR DESTEKTİ.KENDİNCE BOĞULAN BİRİ GİBİ ÇIRPINAN AKP YE EL UZATTI(KANKASI İÇİN)AMA İSTEMEYEREK UZATTIĞI ELDEN AKP KAYI VERDİ…BUNU YANİ SEÇİMİ AKP NİN KAZANAMAYACAĞINI BİLİYORDU BENCE.BİLDİĞİ HALDE NİÇİN EL UZATTI DERSENİZ SEÇİMDEN SONRAKİ ZAMAN İÇİN!BU ZAMANI NE KADAR UZATABİLİRSE YANİ AKP İLE BİRLİKTELİĞİNİ NE KADAR UZATABİLİRSE KENDİSİ VE MHP VE DE ÜLKE İÇİN O KADAR İYİ OLACAKTIR DİYE DÜŞÜNÜYOR,BUNA GÖRE DE HAREKET EDİYOR.EN BAŞTAN DEMİŞTİM AKP-MHP ORTAKLIĞIN DA BUNLARIN BİRİ TARİH OLUR DİYE!AKP DE TARİH OLMA YOLUN DA HIZLA İLERLİYOR.İLERLERKEN DE DURMADAN KENDİ AYAĞINA SIKARAK GİDİYOR.SAYIN BAHÇELİ VE ERDOĞANIN BENCE KENDİ YERLERİNE GELECEK KİŞİLERİ BİR AN ÖNCE TOPLUM ÖNÜNE ÇIKARIP YILDIZLARINI YÜKSELTMELİDİRLER.R.T.ERDOĞAN BABACANI BELKİ BU YÜZDEN DESTEKLEMİYOR GİBİ GÖRÜNÜYOR.ACABA DEVLET BEYDE YAVUZ AĞIRALİOĞLUNU KENDİ YERİNE GETİRTİRMİ?YAD BAŞKA BİRİNİ!AMA BENCE ARTIK GÜN YÜZÜNE ÇIKARTMALILAR KİMLERİ DÜŞÜNÜYORLARSA…YOKSA İSTANBUL SEÇİMİN DE OLDUĞU GİBİ RÜZGARA GÖRE YÖN DEĞİŞTİREN OYLARA KEMİKLEŞMİŞ KENDİ OYLARI DA EKLENECEK….GELEN KİŞİLER BU OYLARI GERİ GETİREBİLECEKMİ?GEÇ KALMAYALIM…

  8. Sayın KORU hep AKP nasıl oy kaybettiğini yorumluyorsunuz bir günde CHP’nin nasıl kazandığını sorgulayın şimdi soruyorum 1995 başlayarak 2010 yılından sonrasına kadar CHP tutumu aynı mı CHP’nin İstanbul dan ve Ankara’dan gösterdiği adaylara bakın o bir zamanların ünlü CHP’lileri var mı? üniversitelerde ikna odaları kuran kendilerini dünyanın en iyi anayasa hukukçusu sanan çok şükür bunların hiç biri yok şimdi bide AKP’ye bakalım büyükşehir belediye başkanlarını nedeni açıklamadan onlara savunma hakkı tanımadan görevden aldılar . Bir insan kendinin yanlış yaptığını bilmez ama başkasının yaptığı yanlışı çok iyi bilir bir atasözü vardır (El elin aynasıdır ). Bu millet her şeyi affeder ama gurur ve kibri asla affetmez

  9. Ekrem İmamoğlu eliyle İBB seçimini kazanan CHP, AK Partinin güç kaybedişini fırsat bilerek yaşanacak ilk genel seçimde “mal bulmuş mağribi” edasıyla hala; seçmen ne istiyor, mesaji nedir? sorusunu kendine sormadan ve beklenti yönünde kendini revize etmeden, çantada keklik bir seçim kazanma rüyasına yatmış durumda.

    Yeni oluşum/partiler onun bu hulyasına ket vurmuş gibi gözüküyorsa da aslında hala CHP, İmamoğlu ile yakaladığı rüzgara sahip çıkabilir, halkın mesajına yönelik politikalar geliştirebilir. Bunun olabileceğini, doğrusu ben sanmıyorum.

    AK Partininde, çinden neş’et edecek yeni partilere olumlu yaklaşması ise ancak şu açıdan olabilir: Gül İle Babacan”ın rağbet göreceği partisi, şu an AK Parti içerisine giren “Truva atı” misali MHP ‘nin yerini almalı beklentisi değil ve fakat -davasını demeyeyim- ama AK Partinin misyonunu; en azından kuruluş ve ilk dönem başarısını ülke yönetimine taşımasını kendi camiası adına isteye bilmek olmalı.

    Bu, günümüzde zayıflama ve dönüşme trenine girmiş muhafazakar-sağ kesimin hala ülke siyasetini belirleyen çoğunlukta olduğu için onlara (sağ partilere) hala baskın bir fırsat sunuyor olduğu içindir.

    Ama CHP, mevcut Ak Parti “davranışının” kendisine iktidar sunacağı ve İBB seçiminde olduğu gibi oy geçişi sağlayacağı için devam etmesini umuyor(du) ki, yeni oluşum/partiler onun bu hesabını bozmuş bulunuyor…MHP ‘nin de…

    Anlayacağınız siyasette kartlar yeniden karılıyor hem de çok daha ciddi bir şekilde.

    Olsun..yenilenmeye ihtiyaç hasıl olmuştur.

  10. Sayın Bahçeli, sert söylemlere sıkça başvuruyor. Popülist bir tarz.

    Makul ve sağduyulu bir çağrısına uzun zamandır şahit olamadık. Yeni tip siyasetten beklentim, çözümcül ve barışçıl olmalarıdır.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız