14 Ağustos, yoksa 2012’de kopmayan Marduk kıyameti mi? Astrolog ise ‘24 Ağustos’ diyor…

5

 

Melih Gökçek, başkentimizin belediye başkanı, “FETÖ’cülerin 14 Ağustos planlarını biliyoruz” demiş; ama “Bunlar tutturmuşlar, yok 12 Ağustos’u, yok 14 Ağustosu bekleyin’ diye” küçümsediğini belli ettikten sonra…

Bildiği şu: FETÖ’cular, bütün Türkiye’yi bir hafta boyunca elektriksiz bırakmak üzere trafoları patlatacaklarmış…

Aydınlık gazetesini yayınlayanlar da kafalarını 14 Ağustos tarihine takmış olmalılar ki, aynı gün, onlar da konuyu manşetlerine taşımış: AK Parti’nin içi karışacakmış o gün. 14 Ağustos AK Parti’nin kuruluş yıldönümü imiş; bir ‘iç darbe’ olarak o günü seçmiş FETÖ’cular… Abdullah Gül 40 milletvekiliyle birlikte o gün AK Parti’den ayrılacakmış…

UnknownÖnce Başbakan Binali Yıldırım, sonra Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan “Bu iş 15 Temmuz’da bitmedi, bittiğine inanmıyorum, ama hazırlıklıyız” mesajları verdiklerine göre, onlar da galiba 14 Ağustos beklentisini ciddiye alıyor…

Kendi hesabıma ben 14 Ağustos’u hiç mi hiç ciddiye almıyorum. 15 Temmuz’da yaşadıklarımızla mukayese edilebilecek herhangi bir ‘uğursuz’ gelişmenin o gün sahneye konulacağı beklentisinde değilim…

Yenikapı’da bugün Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın davetiyle biraraya gelecek iktidar-muhalefet partileri (HDP dışındaki) liderleriyle birlikte sahnede olacak 11. Cumhurbaşkanı Gül; 15 Temmuz’a da en başta ve en keskin tepkiyi o vermişti zaten… Meydan okuyacak, isyan edecek, baş kaldıracak ufacık bir hissi içinde barındırıyor olsaydı, onu dışarı çıkarmak için herhalde bugünleri beklemezdi.

Gül’le ilgili spekülasyonlara asla kulak vermeyin derim…

Trafo patlatmaya gelince… O ihtimal için de sadece “Sıkıysa patlatsınlar” demekle yetiniyorum.

Yerel seçim AK Parti’nin mezarı olacaktı

Meslekdaşlar mutlaka hatırlayacaktır, ama sizler de biraz kendinizi zorlarsanız hatırlarsınız: 17-25 Aralık (2013) siyasi saldırılarından sonra, ülke, kısa sürede 30 Mart’ta (2014) yapılacak yerel seçimin atmosferine girmişti.

O günlerde etraftan “Cemaat esas belgeleri, tapeleri seçime birkaç gün kala ortalığa dökecek” haberleri geliyor, aramızdan “Falanca meslektaşı Vatan Caddesi’ndeki Emniyet Müdürlüğü’ne yakın bir büroya çağırıp ellerindeki görüntüleri izletmişler” diyenler bile çıkıyordu.

Söylentilere göre ‘saldırı günü’ 25 Mart’tı…

25 Mart geldi, geçti; ardından 26, 27, 28, 29 Mart da… 30 Mart günü, sandığa, öncesinde herhangi bir görsel saldırı olmaksızın gittik…

Benim böyle durumlara uygun bir tezim var: Önceden günü kesin biçimde açıklanmış bir uğursuz olayın yaşanma şansı sıfırdır veya sıfıra yakındır. Vadeli çıkışlar, ürkütmek, sakındırmak için yapılır; yoksa illâ o gün sahneye konulmak için değil…

Düşünün: 15 Temmuz günü ülkeyi sarsacak bir olay yaşanacağı önceden açıklansaydı, ‘darbe’ sahneye konulabilir miydi?

imagesMarduk saldıracak, kıyamet kopacaktı

Medyada bazı köşeleri okumadan duramaz olanlarınız, ya da başlığında ‘Marduk’ ismi bulunan çok satan kitaplardan haberdar olanlarınız hatırlayacaktır:

Türkiye’de pek çok yazar 21 Aralık 2012 günü kıyamet kopmasını beklemişti.

Büyük bir olay da o sebeple ‘kıyamet’ deniliyor gibisinden değil, bayağı ‘kıyamet’… Dünyanın sonu, onlara göre, 21 Aralık 2012 tarihinde gelecekti ve hepimiz o gün ölecek, Mevlâmıza kavuşacaktık…

Şu satırlara bir göz atın lütfen: “Ölmez sağ kalırsak, 2012 yılında anlayacağız. İpuçları gerçekse, 2012’de ‘bu iş bitiyor’. Biz bilemiyoruz, akıl yürütme yoluyla sezebiliyoruz ya, bazıları biliyorlar. Kimler mi? Çok üst düzeyde Amerikan yetkilileri biliyorlar ve gizli tutuyorlar. ‘Aşırı sağcı’ kabul edilen bazı gizli örgütler de, kuşaktan kuşağa, müritten mürite aktardıkları gelenekle biliyorlar. Alt derecelerde değilse bile, üst derecelerdeki masonlar da biliyorlar.”

Kim yazmıştı bu satırları biliyor musunuz?

Burak Eldem imzalı ‘Marduk’la Randevu’ kitabına önsöz yazan ünlü bir yazarımız…

Google’a ‘Marduk’ yazın, karşınıza onun ve o günlerde köşesinden okurları aydınlattığı gazetenin (şimdi o da bir başka gazetede yazıyor) yayın yönetmeninin adları çıkacaktır…

İkisi de bazen ciddi konuları hafif biçimde ele alırlar; bu beklenti o tarz değil. Her iki ünlü yazarımız, Maya uygarlığıyla irtibatlı bir inanç olduğu ileri sürülen “Marduk gezegeni 21 Aralık 2012’de dünyamıza çarpacak, kıyamet kopacak” beklentisini aylar boyu ciddi ciddi yazıp durdular.

Sanıyorum, tedbir bile almışlardır hayatları o gün sona erecek diye…

Depremler, sel baskınları, volkan patlamaları artacak, güney yönünde iri ve kızıl renkli bir gezegen dünyamıza yaklaşıp… Kıyameti koparacaktı…

‘Cennet’in Kapısı’ adlı bir dini örgüt de, aynı türden bir beklentiyi 1997 yılı için öngörmüş, örgüt üyesi 38 kişi ABD/San Diego’da hayatlarını kendi elleriyle sonlandırmışlardı. UFO gelip cesetlerini yeniden dirilecekleri başka bir gezegene taşıyacağı inancıyla…

Astrolog ise ‘24 Ağustos’ diyor…

Yukarıda 14 Ağustos’ta herhangi bir olağanüstülük beklemediğimi yazmıştım; benim yok, ama tanıdığım birkaç kişinin, yeri göğü sarsacak kadar olmasa bile hepimizi huzursuz edecek bir olayın 24 Ağustos’ta yaşanabileceği beklentisi var.

Önceden uyarayım: Gülmeyin…

Gülmeyin, çünkü bu beklenti ‘astroloji’ ile ilintili…

Dostlarımdan biri, darbe girişiminden hemen sonra kulağıma şunları fısıldadı: “Önemli ekonomik kararlar almadan önce merak edip görüşlerini öğrenmeye çalıştığım bir astrolog var. Hem ara sıra televizyonlara çıkar, hem de internet sitesinden öngörülerini paylaşır. Onun aylar önce Temmuz ayı ortası için beklentilerini oku istersen…”

Okudum: Adam resmen askeri bir hareketlenme bekliyormuş…

“Aynı astrolog” dedi dostum, “Yine aylar önce yazdığı 2016 Ağustos ayıyla ilgili öngörülerde, önemli bir dönüm noktası olarak 24 Ağustos gününün altını çiziyor.”

Önümüzde iki tarih var:

İşte size 2 tarih:

Biri, Fethullah Gülen’in bir konuşmasından hareketle ‘kuluçka dönemi sonu’ olarak telâffuz edilen, Melih Gökçek’in ‘trafoları patlatacaklar’ diye yorumladığı, Aydınlık’ın ‘O gün AK Parti’den 40 kişi koparacaklar’ öngörüsünde bulunduğu 14 Ağustos tarihi…

Diğeri de, bir astrologun akıllı insanları bile tedirgin bekleyişe sürükleyen öngörülerde bulunduğu 24 Ağustos tarihi…

Tabii bir de bunları size aktaran benim öngörüm var: Merak etmeyin bu ay başka ‘uğursuz’ herhangi bir şey olmayacak öngörüsü…

Karar sizin.

ΩΩΩΩ

5 YORUMLAR

  1. Bir sonraki hareketi neden Turkiye icinde bekliyoruz? Azarbeycan’da olacak bir olay hem Turkiye’yi hem de Rusya’yi bizim icimizde olmus gibi etkileyecektir. Feto’nun Azarbeycan icinde de oldukca orgutlu ve yonetime buradaki kadar kinli oldugunu dusunursek bir sonraki darbeyi orada beklemek saflik olmaz. Azarbeycan’a vurulacak bir darbe Erogan’a vurulmus sayilir. Ayrica, gecen Ermenistan’da yasanan rehine krizi nerdeyse 10 gun surdu ve ortaya atilan istekler Rusya yanlisi yonetimin yerine Amerikan yanlisi bir yonetimle yer degistirmesinin otesinde birsey degildi. Azarbeycan’da yapilacak bir darbe de ayni sekilde Amerikan’in cikarlarina hizmet edecektir. Tum bolgenin uyanik olmasinda fayda var.

  2. Darbe girişimi gecesi en büyük tepkiyi veren eski Cumhurbaskanimiz Sn. Abdullah Gül’dü. Kendisinden hic gormedigimiz bir hiddet gösterdi. Bunun anlamı nedir? Aydınlatırsanız sevinirim.

  3. Bence sayın cumhurbaşkanı bu iş bitmedi derken 14 ağustosu falan kast etmedi devlet içinde beklemede olan bir grup var ve bu grup kendini kamufle etmeye çalışıyor tehlike tam olarak geçmiş değil yani hocam

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here