ABD, Rusya, İran ‘vizyon’ sahibi ülkeler; peki ya bizim ülkemiz, Türkiye?

10
Bilmeyenler de yazıyor, anlatıyor, ama bizim için bilenlerin tespitleri çok daha önemli: Suriye’de 7 yıldır süregiden iç-savaşı sona erdirmesi beklenen çabalar sırasında, soruna taraf ülkelerin ciddi bir dünya ve bölge vizyonu olduğu anlaşıldı.
‘‘Soçi’den Rusya ve Suriye kazançlı çıktı’’ diye yazıyor bilenler; daha fazla bilenler ‘‘ABD de kaybetmedi’’ diye söylenene şerh düşüyor.
ABD’nin.. Rusya’nın.. Ve İran’ın da.. birer vizyonu var.
ABD’nin vizyonu ve projeleri
Soğuk Savaş’ yıllarının ‘yeşil kuşak’ diye adlandırılan bir projesi vardı; projeyle amaçlanan Sovyetler Birliği’ni kendi içinde ve uzak-yakın komşularında yaşayan müslüman kitleler eliyle hizaya getirmekti.
Daha sonraları ‘büyük Ortadoğu’ (BOP) adını alan bir projeye yerini terk etti ‘yeşil kuşak’ projesi… Onun da amacı fazla farklı değil: Ortadoğu başta olmak üzere geniş bir coğrafyada ABD ideallerine uyumlu rejimlerin varlığını sağlamak, öyle rejimlerin güvenliğine yatırım yapmak…
ABD’nin ilk projesi başarılı bir sonuç aldı; Sovyetler Birliği yıkıldı, enkazından azımsanmayacak sayıda pek çoğu Batı’yla (ABD) uyumlu ‘bağımsız’ ülke çıktı.
İkinci proje için de bastırıyor ABD; elini kolayca yıkayabileceği bir kurnazlıkla ülkelerin içindeki farklılıkları birbirlerine karşı kullanıyor; kimi zaman zorla, kimi zaman da kanla istediğini elde etmeye çabalıyor.
Gerçekten de ABD’nin bir ‘vizyonu’ var ve başkanlarla birlikte üslup değişse de o vizyonun ürettiği projeler kesintisiz devam ediyor.
Rusya’nın vizyonu
Rusya için de durum fazla farklı değil. Çarlık döneminden beri gözünü diktiği sınırlar ötesi hedefleri, her imkânı kullanarak günümüzde hayata geçirme yolunda Vladimir Putin. Çarlar ‘sıcak denizlere inmek’ istiyorlardı; Putin Rusya’yı Suriye’deki üsleri sayesinde bu hedefle tanıştırdı. Sovyetler döneminde baskıyla hizasında tuttuğu ülkelerin en değerlileriyle yakınlığını sürdürüyor Rusya; Çarlar ve Sovyetler dönemlerinde Osmanlı/Türkiye hedef ülkeydi, bugün de aynı hedefe ‘birlikte’ davranarak yürümeye devam ediyor.
Jet krizini bunu sağlamada kullandı Putin; ABD’nin kaba-saba davranışlarını da ‘birliktelik’ için fena halde kullanmakta.
İran ve ‘Şii hilali’
Bir zamanlar ‘‘Bölgeye hangi ülke liderlik eder, Türkiye mi İran mı?’’ diye sorulur ve konunun uzmanları hiç tereddüt etmeden ‘‘Elbette Türkiye’’ cevabını verirlerdi. Bugünlerde aynı soru yine gündemde, ancak uzmanlar eski cevaplarının hala geçerli olduğundan emin değiller. İran dünya sisteminin paryası olmaktan uzaklaşıp dikkate alınması gereken global bir oyuncu statüsüne doğru yol alıyor.
İran’ın da bir vizyonu var.
‘Şii hilâli’ diye adlandırılıp engellenmesi gereken bir gelişme olarak zikredilen proje, kendisini İran’a karşı konuşlamış ülkelerin de gönülsüz katkılarıyla gerçekleşme yolunda.
Beşşar Esad, vaktiyle görüştüğü Türk diplomat ve devlet adamlarına ‘‘Ne olur bizi başkalarının kucağına bırakmayın, biz sizin gibi olmak istiyoruz’’ derken çok geniş bir coğrafyanın ortak hissini dile getiriyordu.
O ve ülkesi Suriye de şimdi İran hinterlandında yer alıyor.
Dünyada ve özellikle Ortadoğu bölgesinde dengelerin kolayca değiştiğini elbette ben de biliyorum; ama amacım bir ‘yarın’ projeksiyonu yapmak değil; amacım, devletleri ‘vizyon’ yönünden değerlendirmek…
‘Vizyon’ açısından Türkiye ne durumda?
Zor bir soru bu. Türkiye’nin de bir —hatta birden fazla— ‘vizyon’ denilebilecek beklentisi var. Ancak ‘söylem’ temelinde sağlam gibi duran bu beklentiler, gerçeklerle ve gelişmelerle sınandığında, eylem açısından fazla bir anlam taşımıyor.
’‘Komşularla sıfır sorun’’ diye yola çıkılıp geniş bir coğrafyanın lider ülkesi olma idealine dönüşen ve ‘Arap baharı’ denilen coğrafi alt-üst oluşa ilham kaynağı teşkil eden ideal durumdan bugün hayli uzaktayız.
Gerçekler açısından…
Şimdi de ‘‘Dostları çoğaltmak, düşmanları azaltmak’’ adı konulmuş yeni bir ‘vizyon’ dillendiriliyor, ancak yaşananlar bu idealin tersinin gerçekleşmekte olduğuna işaret ediyor. İttifaklarımız ve dostluk ilişkilerimiz çatırdıyor.
Küçük ve basit sorunlar yüzünden hayati önemde hedeflerden uzaklaşıyoruz.
Bütüncül ve önümüze çıkarılan engellerden etkilenmeyecek, engel olarak öne çıkartılan arızi durumları bile onun için kullanabileceğimiz bir ‘vizyona’ sahip olduğumuzu iddia etmek bugün için o kadar kolay değil.
Oysa bizim de bir vizyonumuz ve onun gerçekleşmesi için gerekli projelerimiz olmalı.
Tabii nal toplamak istemiyorsak…
Siyasetten milletin beklentisinin de bu olduğunu düşünüyorum.
Boşluğu dolduran kazanacak.

ΩΩΩΩ

10 YORUMLAR

  1. VİZYONU BELİRLEMEK ÜZERİNE….
    Devletlerin vizyonunu milli gelir tarafından belirlenmektedir. 2016 Yılı ekonomik verilere göre ABD 18,6 trilyon, Rusya 1,3 trilyon, Türkiye 863 milyar ve İran 376 milyar dolar milli gelire sahip bulunmaktadır. 2016 yılı Mal ve hizmet ihracatı ABD 2,21 trilyon, Rusya 343 milyar, Türkiye 190 milyar ve İran 66 milyar dolar, İran ve Rusya’nın dış satımlarının büyük bir kısmı petrol ve doğal gazdan oluşmaktadır. Rusya ve İran’ın vizyon sahibi olduğu bir gerçek ama bu vizyonlarının amacı her ne ise kendilerine kalıcı bir sonuç elde etmeleri mümkün gözükmemektedir. Bu veriler aynı zamanda ABD’nin neden soğuk savaş döneminin sonucunda galip olan taraf olduğunu da açıklamaktadır. Türkiye 2002 yılında 238 milyar dolarlık bir milli geliri 2016 yılında 863 milyar dolara çıkarmayı başarmıştır. Türkiye’nin vizyonu her zaman milli geliri büyütme amaçlı olmalıdır. Diğer vizyonlar her ne ise onlara ulaşmak için de milli gelirin büyümesine ihtiyaç vardır. Saygılar.

  2. Erdoğan’ın vizyonu yok ki. Erdoğan günlük hareket ediyor. Olaylara reaksiyon göstererek eyleme geçiyor.
    17-25 Aralık’tan sonra Gülencilerin “inlerine gireceğiz” diyerek Gülencileri kriminalize etti. Kriminalize olan Gülenciler 17 Temmuz Cuntasının içerisinde yer aldı. Bu durumdan en çok Türkiye zarar gördü. Ülkeyi değil kendisini düşünen idarecilerle vizyon falan gelmez.

  3. Yazıdan çıkardığım sonuç şu: Ortadoğu’da ABD, Rusya ve İran’ın vizyonları var ama Türkiye’nin yok. Bu üç ülkenin vizyonlarına baktığımızda İran dahil hiçbiri İlahi kurallara uygun değil. Peki burada Türkiye ne yapıyor? Milyonlarca Suriyeliye kucak açıyor. Gelemeyenlere zulme karşı gelmeleri için yardım ediyor. Yani İlahi iradeye uygun davranmaya çalışıyor. Varsın Türkiye’nin vizyonu olmasın. Ama yapılanlardan yeterki Allah razı olsun.

  4. Tc.nin vizyonu, Ak Parti iktidarına kadarki sürede, sadece ve sadece, bir Batılı gibi
    olmak, Batılı hayat tarzını benimsemek, binlerce yıllık tarihi inkar etmek, Batılı gibi yaşamak ve
    Batılı gibi giyinmek ve eğlenmek ve Batıdan temin edilecek MODASI GEÇMİŞ silahlarla savunmada
    bulunmaktı. Hasılı Batılı kıyafete bürünerek, Devekuşu gibi, uçmayı da unutarak – kıçının açıldığını
    da görmeden – başını körü-körüne toprağa gömmekti. “yurtta sulh, Cihanda sulh” nakaratı ile.
    Adnan Menderes Ve Necmettin Erbakan döneminde gözü biraz açılır gibi olduysa da
    Batılı Dostlarınca ideali derhal toprağa gömülmüştü.
    Ne zaman ki, Ak Parti ve R.Tayyip Erdoğan başa geçti, Türkiye gözünü açtı, uyanır
    gibi oldu. Atalarını, Atayurdunu, Atalarının asirlarca hizmet verip, hadimliğini yaptığı dinini ve
    dini değerlerini, tarihini VİZYONUnu hatırladı. Dostu çoğaltmak, düşmanı azaltmak istedi.
    Fakat, İmandan nasibini almıyan İnsan o kadar alçak ve hased sahibi ve hırs küpü ki,
    bu yüzden ” hayvandan daha aşağı” derekeye düşmeği yeğliyor, üstelik de Medeniyet ve
    hümanizm söylemleriyle gelerek.
    İşte, siyaset sahnesine yöneldiği günlerde Tayyip Erdoğana METHİYELER düzen BATI,
    – BATI uğruna DİNİNİN pekçok DEĞERLERİni ayaklar altına almasına rağmen – yolunu bir parça
    kendilerinden ayırıp, VİZYONUnu yakalama çalışmalarına girişince, Tayyip Erdoğanı aforoz
    etmiye, ezmiye yöneliyorlar.
    Stratejik Ortaklıktan bahsedenler, daha düne kadar – Deaş da ortadan yok olmasına
    rağmen – Türkün azılı düşmanlarına – Türkden esirgediği – Silahları vermiye devam ettiler. Başkan
    Trump, çocukl kandırır gibi, “bu saçmalığa son verdirdim”, diyebiliyor. SEN kimi Kandırıyorsun
    be adam ?
    Peki, geri alırım, dediğin silahları ne zaman geri alacaksın, sahtekar, sen bundan bahset.
    Türkiye’nin vizyonu belli; şu sahte dostllardan yakayı bir kurtarabilse.

  5. ABD’nin vizyonu, Sermaye ile bir olup dünyayı onun taşeronu olarak yönetmektir. Yeryüzünde tam istihdam sağlanıncaya kadar yeni ülkeler fethediliyor. Yeni yatırımlar yapılıyor ve faizli sistem çalışıyor. ABD-Sermaye ittifakı işe yarıyordu. Yeryüzünde tam istihdam sağlanınca, yeni faizli sistem çalışmaz olunca dünyanın ekonomik dengesi bozuldu. Şimdi ABD yeni vizyon arıyor.
    Rusya’nın eski vizyonu İslam ülkelerini yenerek sıcak denizlere inmekti. Bunu Sermaye öneriyordu. Gorbaçov ve Putin değiştirdi. Bunun tersine Müslüman ülkelerle bir olup eski dünyayı Sermaye’nin hükümranlığından kurtarıp lider ülke olma peşindedir. Çin ve AB ile olan sorunlarını da barışla çözmektedir.
    İran’ın eski vizyonu Şiiliği dünyaya yaymak idi. Humeyni ve Erbakan’ın çalışmaları ile İran vizyonunu değiştirdi. Şii idealini İslam idealine döndürdü. Bugün İran İslam vizyonu ile piyasadadır. Suriye ve Irak’a olan desteği Şii olduklarından değil Müslüman olduklarındandır.
    Türkiye’nin vizyonuna gelince bunun esasları Osmanlı zamanında konmuştur. İslam ümmetinden, Türk milletinden, Avrupa uygarlığından ve Osmanlı Devleti’nden oluşmaktadır. Mustafa Kemal de bu vizyonu kabul etti. İslam ümmetinin yerini laik muasır medeniyetin üstüne çıkarmak, Türk milliyetçiliğini “Türküm” demekle eşleştirmek ve Türkiye vatandaşı olmak, Osmanlı devleti yerine Türkiye Cumhuriyeti’ni yerleştirerek ana vizyon olarak müspet ilmi benimsemek, “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesiyle dünyaya ile barış içinde olmak.
    Bu vizyon ile giderken birden yön değiştirdi. Sermaye’nin yanıltması ile ülke içinde Gülen ile çatıştı, Rusya ve diğer komşularla arasını açtı. Bugün vizyonunu kaybetti. OHAL’in sürdürülmesi ve Başkanlık Sistemi ile neyi hedeflediği belli değildir. Sermaye, Akevler’e ve Erdoğan’a sen Sünnilerin, Türkiye de bugün ABD gibi vizyonunu kaybetmiştir.
    Türkiye’nin yeni vizyonu şunlar olmalıdır:
    1) Erbakan’ın benimsediği Adil Düzen’i Türkiye’de geçekleştirmek
    2) “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesine sadık kalmak
    3) Müspet ilmin meşalesiyle muasır medeniyetin fevkına çıkmak
    4) Türkiye’den gümrükleri ve vizeleri kaldırıp Türkiye’yi tüm dünyanın açık pazarı haline getirmek

  6. Sayın Koru,

    Vizyon görüş demektir bilirsiniz . Olaylara baktığınız açı neresi bu da konumunuz ile ilğili . Yurtta sulh cihan da sulh ilkesi büyük bir yaklaşımdır. İmparatorluktan ulus devlete keyfi geçmedik. Rusya nın ABD nin gücü ortada. İran ın ise bizim gibi bir konumu yok ve petrolü var. Oniki milyon Balkan kökenli yurttaşımız var ve oraya ilğimiz iktidarların önem atfetmesi gereken bir konu. Güç ittifak ile sağlanır . Ya etrafınıza toplayacaksınız ya da birinin etrafında olacaksınız ya da birinin etrafında toplananlara yanlış da olduklarını söyleyeceksiniz. Sanırım bu üçüncü yol bizim idarecilerimizin vizyonu ve bence doğru olan da bu bu zamanda. Sabır boş boş oturup beklemek değildir. Konumunu korumaktır.

  7. Türkiye’nin vizyonunu iki cümle ile necip milletimiz özetliyor ” Dik dur eğilme, bu millet seninle ” ben de ekliyorum ”Nereye kadar ? ”.

  8. Boşluk nasıl dolar? Türkiyenin fedekarlıği ile. Bizim yardımımizla açılan boşluğu doldurmaya talip olanların kazana bilmeleri için. maddi manevi bütün gücümüzü lie onlara yardım etmeye devam ediyoruz.
    Ne iyi bir devletız değilmi? Her zaman
    bizi kullanmak istiyenlere fırsatları altın tepsilerde sunuyoruz.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here