Aktif siyaset olmayınca Bizans siyaseti.. ya da Devlet Bahçeli bu kıyağı AKP’ye neden yapıyor?

21

 

Ankara’dayım.

Başkent Ankara neredeyse tek sözcüklük gündeme kilitlenmiş gibi: Siyaset…

Siyaset de şu sıralarda yalnızca ‘başkanlık sistemi’ odağında değerlendiriliyor…

Küresel dengenin bir unsuru olduğumuzu, başka ülkelerde olup bitenleri daha yakından izlemek ve gözlememiz gerektiğini unutmuş gibiyiz…

”Washington’da ve ABD’nin belli başlı birkaç kentinde 1 milyonun üzerinde muhalif şu anda gösteri yapıyor” haberim, görüştüğüm kişiler üzerinde pek az heyecan uyandırdı.

İnsanların seçimden seçime kanaat belli ettikleri, sonrasında suskun ve edilgin kaldıkları bir siyaset anlayışına sahip olduğumuz için.. kitlesel destekler ve kitlesel tepkiler bizleri fazla ilgilendirmiyor gibi…

Başkanlık sistemi aktif siyasetin neresinde?

‘Aktif siyaset’ sadece belli unvanlar taşıyan kişilerin işi olarak görülüyor bizde; oysa sıradan insan aktif siyasetin bir parçası olduğunu idrak etmez ve ona uygun davranmazsa, demokrasi eksik kalıyor ve beklenen sonucu vermiyor.

Ne demek istediğimi, Ankara ve Türkiye gündeminin birinci maddesi ‘başkanlık sistemi için anayasa değişikliği’ çabası üzerinden anlatayım.

Paket Meclis genel kurulundan tek maddesine bile dokunulmadan geçti.

Sürpriz miydi bu?

Hayır. Milletvekillerinin motivasyonları düşünüldüğünde bundan farklı bir sonucun çıkmasını beklemek akla zarardı.

Toplam milletvekili sayısı 356 olan (AKP 316; MHP 40) bir ortak cepheden 330’un üzerinde bir sonuç beklenirse.. o sonuç alınır.

Alındı da.

Milletvekillerinin gönül rahatlığı içerisinde oy kullanması gerekmiyor böyle bir önemli olayda; hele bir de anamuhalefet partisi Meclis içi kışkırtıcı davranışlarıyla cephe partileri milletvekilleri için ‘partiye sadakati’ zorlamışsa…

Farklı davranmak, ‘dava‘ hassasiyeti ile bilinen iki parti milletvekilleri için ‘davaya ihanet’ olarak tanımlanabilecek bir büyük ayıba dönüşür.

Oy vermeye eli gitmeyecek olan bile koşa koşa görevini yerine getirir.

Getirdi de. 330’un bir üstü yeterliyken, oylar her defasında 340’ın üzerine çıktı.

Muhalefet iktidar partisi milletvekillerini göze girme amaçlı davranışlarından dolayı suçluyor; peki ama muhalefet partisi milletvekillerinin kavga-gürültülü oturumlardaki tavırlarının başka bir motivasyonu var mıydı ki?

Kendisini kürsüye kelepçeleyen milletvekili kovulduğu partiye yeniden dönmenin yolunu açma umuduyla.. her fırsatta kavga çıkartan milletvekili fotoğraftaki görüntüsünün görev aşkıyla çalıştığını ispatlayacağı beklentisiyle.. davranmıyor muydu sanıyorsunuz?

Esas konuşması gereken halkımız olanları sessiz ve sakin izlemeyi yeğledi.

Bazı aydınlarımızın son dakika imza kampanyasını bunun dışında tutabiliriz; ama ne çare…

Tek bir insanı kendisini derinden etkileyecek bir anayasa değişikliği konusunda aktif tavır almaya yönlendiremedikten sonra…

ABD’de Trump-karşıtlarının başardığı gibi…

Merak bu ya: Bahçeli bu kıyağı neden yaptı?

Gördüğüm şu: Ankara’da herkes, Türkiye’nin her tarafındaki insanlar gibi, tek bir soruyu birbirine sorup duruyor: Devlet Bahçeli bunu neden yaptı?

Siz bu sorunun cevabını biliyor musunuz?

MHP’liler biliyor mu peki?

Bilinen şu:

15 Temmuz uğursuz darbe girişimi sonrasında.. öne çıkan daha âcil konular sebebiyle.. AK Parti ‘sistem‘ değiştirmeyi daha farklı bir ortama kadar ertelemiş, konuyu tartışma gündemi dışına çıkarmıştı..

Ne olduysa oldu ve MHP liderinin ‘‘Gelin birlikte anayasada o değişikliği yapalım” teklifi duyuldu.

Sonuna kadar da desteğini yenileyerek sürdürdü Devlet Bahçeli; kendi milletvekillerinin heyecanı sönmesin diye ‘erken seçim‘ kozunu da kullanarak…

Peki de, neden?

Akla gelen bütün açıklamalar makulün ötesinde akla zarar şeyler… Bir kısmı da bilinen Devlet Bahçeli imajına pek uymuyor…

Bahçeli’nin ‘‘Gelin birlikte anayasayı değiştirelim” çıkışına kadarki söylemi ‘başkanlık sistemi‘ konusunda en aşırı ithamları içermekteydi, o noktadan birdenbire dönüş bile Bahçeli kimliğine aykırı.

O halde neden?

Kendisini yakından tanıyan Tuğrul Türkeş‘in –eski MHP’li, şimdiki hükümette başbakan yardımcısı koltuğunda oturduğunu da unutmayalım– Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan bir Bakanlar Kurulu’nda da dile getirdiğini söylediği Hürriyet‘te çıkan uyarısı bir parça açıklayıcı: ‘‘Kumpas kuruyor”

Destekler göründüğü halde yarı yolda bırakma kumpası…

Oysa gördük, MHP Meclis’te AK Parti’nin sayısal eksiğini tamamlamaktan geri durmadı.

Anayasa değişikliği geçer ve başkanlık sistemi gelirse.. Bahçeli‘nin başkan yardımcısı olabileceği, hatta referandum öncesinde hükümete bazı MHP’li isimleri bakan olarak verebileceği dahi konuşuluyor…

Bizans.. ah Bizans..

Kumpas‘ niyeti de açıklamıyorsa MHP liderinin ‘başkanlık sistemi’ne verdiği desteği… bu desteği başka ne ile açıklayabiliriz?

2002 yılında da, bir kaynağa göre ‘bir telefon görüşmesi sonrası’ ortaya atılıp ‘erken seçim’ konusunu –hatta 3 Kasım tarihini de ilk günden telaffuz ederek– yine MHP lideri gündeme sokmuştu.

MHP’yi baraja takmayla sonuçlanabileceği ihtimali güçlü olduğu halde…

Taktı da.

Bir arazi temizliği gerçekleşmişti Bahçeli sayesinde..

Bu defa da, sistem değişikliği yaşanırsa.. hele hükümet ve/veya başkanlık ortağı haline dönüşürlerse.. bundan en büyük zararı yine MHP görmeyecek midir?

Epeydir kullanılmadığı için unuttuğumuz bu topraklarda siyaset yapmanın sıfatını hatırlamanın tam zamanı: Bizans siyaseti

Galiba MHP liderinin yaptığı o; Bizans siyaseti…

Beklediği sonucun ne olduğunu ancak referandum günü sandıklar açılınca görebileceğiz…

Yeni bir arazi temizliği gelir mi ardından?

Neden olmasın?
ΩΩΩΩ

21 YORUMLAR

  1. Nuray Mert, mert bir demokrat olarak Kemalizmi yerli yerine koymuş. AKP’yi de… Helal olsun hocam sana.

    http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/660657/Tam_zamani__eski_defterleri_acalim.html

    Aynı gazeteden Orhan Bursalı bu yazı üzerine Mert’i kapı önüne koyardım demiş, okurlardan gelen yoğun tepkiler üzerine.

    http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/663858/_Kapi_onune_koyarim__ifadesi_uzerine_aciklama.html

    Tüylerim diken diken oldu diyerek:

    http://www.diken.com.tr/cumhuriyet-yazari-orhan-bursali-nuray-mert-kapinin-onune-konmali/

    Vay vay vay, ne günlerdeyiz ama.

    Gerçekten memlekette demokrasinin seviyesi bu işte. Kemalistler de, FETÖ’cüler de, AKP’liler de, diğer bütün tarafgirler de kendi dogmalarından asla vazgeçmediler, ve vazgeçmezler. Bizden de bir şey olmaz. Kepenki kapatıp gitmek lazım. Biz bir millet olamayız, adam da olamayız bu kafayla.

  2. Koltuğa oturan gitmeyi bilmiyor. Seçim ve partiler kanunlarımız yaşasın. Bahçeli kaç yıldır oturuyor o koltukta bilen var mı? Ve şu karneyle nasıl oluyor bu, birisi açıklasın:

    (1) 2002’de Bahçeli koalisyonu bozuyor ve seçimlere götürüyor ülkeyi, iktidarı AKP’ye teslim ediyor, ayrıca meclisten de MHP’yi attırıyor.

    (2) 7 Haziran seçimlerinde AKP iktidardan düşüyor, CHP koalisyon ve başbakanlık teklif ediliyor, Bahçeli hayır diyor ve tekrar seçime götürüyor ülkeyi. 1 Kasım’da AKP tekrar iktidar oluyor, MHP 80 milletvekilini 40’a indiriyor, 3.partilikten 4. parti sırasına düşüyor mecliste.

    Bu karneye göre en hakiki AKP’li Bahçeli diyorum ben. Son hareketi de biliyorsunuz:

    (3) Hukuki olmayan “fiili başkanlık”, “hukuki başkanlığa” dönüştürülsün dedi. Bunun için hukuki olmayan bir şekilde (açık oy) anayasa değişikliklerini meclisten geçirdi, başkanlığı AKP’ye hediye etti (maç henüz bitmedi ama). Yalnızca başkanlığı hediye etmedi, parlementer sistemin de köküne kibrit suyu döktü. Artık parlemento diye bir güç olmayacak, kuvvetler ayrılığı olmayacak, daha da neler neler.

    Bu son hareketle, şayet başkanlık referandumdan geçerse, MHP için öngörülerim (bir öncekilere benzer şekilde) şöyle olacak:

    – Meclis iki partili bir sisteme döner, MHP AKP’de erir kaybolur (HDP de CHP’de :-).
    – Bahçeli Başkan Yardımcısı olur, muradına erer.
    – Alınan bakanlıklarla MHP’liler de makam, mevki, kadro açlıklarını giderirler.

    Onlar ermiş muradına, vatandaşa da hüzün düşer herhalde.

    Ama maç bitmedi daha. Nisan sandığı kritik sandık, bugün Karar gazetesinin manşet yaptığı gibi. Her hesabın üzerinde de bir hesap var. Amin.

    • sizin hesabınızı merak ettim.
      meclis iki partili sisteme geçer. hdp chp de erir.
      Demirtaş başkan yardımcısı olur figen yüksekdağ da eş başkan yardımcısı olur artık. muratlarına ererler.
      alınan bakanlıklarla hdpliler makam mevki kadro açlıklarını giderirler…sadece kendilerinin olmayabilir tabii…
      muradına erecekler yaşadı.

  3. Devlet Bahçeli,öngörüsü yüksek; idealist, Milletimizin ve Devletimizin çıkarlarını önceleyen bir devlet adamıdır. Bizans oyunlarıyla işi olamaz. Ülkemiz ve Milletimiz aleyhinde planlanan iç- dış ihanet ve planlarını, 2002’de de 2016’da da görmüş bir şahsiyettir. Gördüğü bu sinsi plan ve ihanetleri bertaraf etmek için hem 2002, hem de 2016 yılında, çoğumuzun kavramakta güçlük çektiği bu tür kararlar alıyor; Millet ve Devletin selameti için “risk” üstleniyor.

  4. ENFAL SURESİ-25.AYET MEALİ
    Bismillahirrahmanirrahmanirrahim

    “Bir de öyle bir fitneden sakının ki o,yalnız içinizden zulmedenlere çatmaz(herkese isabet eder).Bilin ki Allah”ın azabı çok şiddetlidir.”
    —-
    Sonu görünen hayat yolunun son dönemecindeki hasta bir yaşlı olarak, bu ilahi ihtarın muhataplarından olmaktan çok korkuyorum.Günümüz dünyasında “korkulacak fitne” pek çok.
    Ülkemiz için de son anayasa değişikliği ve sonrasındaki referandum sürecinin fitneye gebe olduğu kanaatiyle muhalefet ediyorum.

  5. Abd de seçimlerden hemen sonra bir milyon muhalifin(!), yenilen pehlivan güreşe doymaz misali gösteri yapmasının tek amacı bizdeki gezi olaylarında olduğu gibi, meşru kurallarla seçim kazanmış bir yönetimi meşru olmayan bir yönetemle yani karışıklık çıkararak iktidardan indirme çabasıdır. Yine bizdeki gezi operasyonlarında gördüğümüz gibi soros vakıflarından para alan yüzleri bağlı vandalların yakıp yıkmasını “muhalefet” olarak nitelemek aslında kişilerin muhalefet anlayışlarını göstermesi bakımından turnosol kağıdı işlevini görüyor. Oysa muhalefetten beklenen, seçimlerde yenildikten sonra bunu centilmence kabul edip yeni yönetimin zaferini tebrik ettikten sonra, ülkesi için yapılan doğru şeylerin yanında olduklarını ve yanlışları düzeltmek için meşru yöntemlerle çaba sarfetmeleridir
    Ne dediği ve ne yaptığı belli olmayan, her türlü ihaneti vicdanında kolayca aklayabilen vekillerin olmasındansa, dava hassasiyetlerine sahip milletvekillerimizin olması bizim için büyük bir şans.
    Sayn Bahçelinin anayasa paketine desteğini, kıyak veya bizans oyunu şeklinde tanımlamak yerine, Türkiyenin şu andaki yüz yüze geldiği konjonkturel sorunların, birbirine yakın düşünen insanların bu sıkıntılardan ancak birlikte olununca aşılabileceği ile ilgili bir milli motivasyon olarak tanımlamak daha mantıklıdır. Zaten milli duyguları güçlü olan insanların zor zamanlarda “ben” demeleri değil “biz, yani Türkiye” demeleri beklenir. “Milli” siyaset güden bir devlet adamı ancak tebrik edilir. Öküz altında buzağı arayanların motivasyonu şahsen merakımı daha çok cezbediyor.
    Türkiyede, 2019 dan sonra temizlik mutlaka olacak. Bu temizlik iktidarın muhalefeti temizlemesi olarak değil, motivasyonları milli ve yerel olmayan, kimi ülkelerin güdümünde siyaset yapan, şiddeti ve terörü meşru görenlerin, doğal yollardan yani halk tarafından tercih edilmemesi ile yapılacak. Kendi halkını, onun isteklerini ve yaşantısını küçümseyerek siyaset yapanlar için çok zor zamanlar olacağı kesin.

    • Ben bugün iki saat Trump’in yaptığı hataları, yalnişlari TV de kendi partisine ait senetörlerden dinledim vede bundanda büyük kaygı duyduklari için Trump’in kabine ekibinden sadace ikisine onay verdiklerini diğerleri ve Trump hakkindaki endişelerini açik açik korkmadan ve kendi özgür iradeleri ile halkla paylaşiyorlar.Gösteri yapanlarida öğle bizdeki gibi tehdit etmek yerine ,”sizlerin mesajlarınızı aldık demokıratik duruşunuzdan ve bizleri aydınlattığınızdan dolayi sizleri kutlar teşekür ederiz,” diyen bir iktidar partisi senetör ve millet vekilleri var.Bizdeki gibi birbirlerini hastahanelik etmezler.(Yalniz Trump tam tamına bizim politikacılara benziyor).Peki bunda bizdeki gibi bütün gücü eline alabilirmi? “Cevabim kaba olacak ama” avucunu yalar.
      Neden bundan bu kadar emin olduğumuda Obamadan bir örnek vererek sizinle paylaşayım.Obama geldiğinde ilk olarak Amerikan askerlerini Afganistan ve Irakdan çekeceği sözü vermişdi, peki ne oldu? Pentagon “bu sizin işiniz değil bizim işimiz” diye karşi çıktığından kalmayıp 35,000 daha asker istedi ve bunuda Obama imzaladı.Obama daha sonra ” bu karar benim hayatımın en zor kararidi ve oraya gidenlerden bazılarını geri gelmiyeceğinde çok iyi biliyordum” dedi.(bunu Obamanin yazacağı beyaz saray anılarındaki kitabındada okuyabilirsiniz) Trump seçimi kazanarak o koltuğa oturmadi Putinin seçimleri sabota ettiği için halka rağmen beyazsaraya başkan oldu “Amerikalilara” değil.Bunun anlami onun saçma sapan hain ve kinci amellerine Amerika vatandaşlari olarak bizler izin vermeyiz, çünkü onlar değil biz onların amirleriyiz, onlar gelip geçicidir bizler kalıcıyız Obama gider Trump gelir buna bizler aldırmayız oy verdik diye onların yapacağı veya yaptığı yalnışlara en başta onun taraftarlari onu bitirir.
      Bizler için insanlık arkadaşlık komşuluk ve dürüstlük önemlidir….
      Bende dahıl biz Amerikalilar olarak politikacıları bize hızmet etmeleri için seçiyoruz amiriz olmalari için değil…
      Bizler “Amerikalılar” hakkında yorum yazacağınız zaman “lütfen” bizleri tanimk zahmetine katlanip bir araştırma yapnı.
      Sağlıcakla kalın.

  6. Sizce, 2002 yılında alınan ‘erken seçim’ kararından Erdoğan’ın haberi yokmuy du?
    Bence var dı. O gün Bahçeli’ye erken seçim kararını kim aldırdı ise bugün de “başkanlık”a koşulsuz destek vermesini isteyen aynı iradedir.

    Binali beyin yakın çevresine, “Bahçeli her dediğimize evet diyor, neden acaba” diye kuşkulu sorularının arkasında ne var acaba?

    Bahçeli, neden böyle davranıyor? sorusunun cevabını hem Bahçeli hem de Erdoğan biliyor. Ama ne? Ya devlet başa, ya kuzgun leşe..

    Devlet..

    Devlet, kendi düşündüğünü Bahçeli ile beraber Erdoğan’a yaptırma uğraşında..2001 ekonomik krizinden çıkışı “devlet” sağladı.Sonrasında da karşına çıkan her gücü elimine etme, kendi çizgisine getirme uğraşında.. Erdoğan’ı bile..

  7. Sayın Koru , 2014 yılındaki gibi bir durum olacağını varsayalım 2019 da . CHP ve MHP nin ortak adayına karsi AK Parti’nin adayı . Ve iktidarlar yipranir. Evet hep yükselerek geldi ama beklentiler gerçekleşmeyince destek azalır. İlk turda yüzde 51 i alamaz ve ikinci turda da koalisyon adayı öne çıkarsa o zaman bütün hesaplar Devlet Bahçeli’nin istediğinin bu olduğu gerçeğini ortaya koyar. Ülkücü hareketin desteğini alamayan hic bir kimse Cumhur-baskan olamiyacak demektir.

  8. Merhaba Fehmi Abi,

    Referandum şimdiden milletimize hayırlı olsun. Açıkçası sizin söylemiş olduğunuz bahçelinin Başkanın 1. Yardımcısı olacağını halkımızda kendi arasında konuşuyor. illaki bir pazarlık vardır bu siyaset böyle pis birşey.
    Hayırlısı olsun.
    Pek çok selam.

  9. Bahsedeceğim DERİN DEVLET, klasik manada tüzel kişilik olanı değil, özel bir kişilik… Derinlere doğru inilince 15 yıllık süreçte büyük bir irtifa kaybı görülür: %18″den-%8″e, 129 milletvekilinden 40 Milletvekiliyle, Meclisin ikinci
    parti basamağından, 4. ve sonuncu sıraya düşüş!.. arada bir de barajda boğulup, Meclis dışı kalınması var..
    Böylesi olumsuz ve uzunca bir sürede,partisi sürekli gerilerken, geri adım atmayarak koltuğyny koruyan bir başka parti başkanı var mıdır, bilemiyorum.
    Matematik kesinlikli bu olumsuzluk orta yerde sırıtırken, sosyal medyada dönüp durarak güncellenen, 180derece açılı demeçleri nazara vermek olağan sayılabilir.
    Bu uc paradoksları siyasi kombinezon,kumpas yetmedi “bizans oyun” diye nitelendirmek aykırı düşmüyorsa da, NİÇİN VE NASIL soruları gizemini koruyor. Esrarengiz bir tablo..Picasso”nun tabloları gibianlaşılması ve yorumlanması müşkül..
    Lider, önce, duygu ve heyecan yüklü sinir uçlarını yaktı, dumura uğrattı; akıl, feraset ve başarı getiren alternatifler bunun yerine ikame edilseydi makbul olurdu. Fakat tam tersi oldu. Sorarlar adama; neden, ne için?..
    Başkan,y ansıttığı iç ve dış özellikleri ve izlediği stretejiyle zorbir kişi.
    Dönelim, “emrindeki” elemanlarına.
    Anayasa değişikliğiyle ilgili olarak, “içimize sinmese de zaruret sözü” sıradan, öylesine söylenmiş bir savunma mekanizması ürünü değil. Derinlik çok, iyi yüzme bilenler az.
    Halkın büyük bölümü, kıyıda öyle bekliyor.
    Bu güvenilir bir durum değil, Bakarsınız büyük bir dalga geldi, aldı gitti!

    UYARLAMA

    Vaktiyle Başbuğ, kimseye minnetmederdi
    Kalmadı, haşa zillet sana liderinden
    Şeref olmalı heran ülkücünün derdi
    Silkin şu teslimiyet kiri düşsün üzerinden.

  10. durum işte böyle… meclisten istediği cevabı alınca doğru yaptı olur almayınca yanlış yaptı olur. halka gidince de öyle değil mi… istediği cevabı alınca basiretli sağ duyulu halk olur almayınca cahil halk olur… doğru cevabı kim bilir, bildiğini zannedenler bilir. meclis bilmez iktidarı akp bilmez muhalefeti MHP bilmez halk ta bilmez.
    aynı görüşte insanlar kendileri gibi düşünmeyenlerin değil kendileri gibi düşünenlerin partisine katılıyorlar bu nedenle pek çok konuda aynı fikirde olmaları son derece doğal değil mi.. medya da başkanlık konusunu canı gönülden anlatıp savunuyorlar. ama farklı düşünenler olduğu zaman da fire verildi özellikle MHP de. milletvekilleri gerçekten inanmadıklarında kitle oyu vermeyeceklerini ırak teskeresinde göstermişlerdi. şimdi de aynı fikirde olmayanlar sertçe muhalefette ettiler. tabii bu durum chp de öyle değil. zaten baştan da hiç kimsenin evet oyu kullanamayacağını söylediler. karşı çıkan olmadı. ne hikmetse hayır firesi vermeyenler kendi düşünceleri olmamakla eleştirilmiyor da evet diyenler muteber olmuyor…tabii olduğu yer çok ta sözümüz olmayan yere….bu konuda aksi bir tutum öngörülseydi bir bilinmezlik ya da inançsızlık bu şimdi meclise gelir miydi…gelmezdi elbette. son derece sıkı bir şekilde araştırma şirketleriyle çalışan halkın nabzını tutan iktidar bu konuda şüphesi olsa bunu halkın önüne getirir mi . hiç sanmıyorum. zaten yandaş olan ve olmayan şirketlerin açıkladıkları sonuçlar birbirine son derece yakın. ancak bu gözlemden ve sonuçlardan habersiz olan MHP nin zarar göreceğini öngörebilir zira sonuçlar şu an hiç olmadığı kadar destek aldığını söylüyor. MHP ufak hesaplarla ilgilenmediğini ülke çıkarlarını her zaman bir siyasal parti olarak oyların bile önünde tuttuğunu sadece söylememiş her zaman göstermiş bedelini de ödemiştir. o ve grubunun doğru olduğuna inandıkları şeyi yaptıklarından halkın da bir kuşkusu olduğunu sanmıyorum. zaten çok yakında bunu göreceğiz. sağ oyların birlikteliği ve hdp seçmeninin bir kısmının da teveccühü ile geniş bir toplumsal mutabakat sağlanacak görünüyor. halkın sessizliği zaten geniş kesimdeki kabulü göstermiyor mu? tabii herkesin sonuçtan memnun olması muhal. bunu karşılayacak bir sistem değişikliği yok …

  11. Allahümme ecirna min şerrin siyaset ( Allahim sen bizi siyasetin şerrinden koru).

    Ak parti ve Mhp hayır diyenleri chp,hdp, fetö ile bir tuttukça.

    Chp tek adamlık, vatan hainliği, Tayyip Erdoğan düşmanlığı yaptıkça ve evet diyenleri bu şekilde suçlarsa.

    Ülkenin geleceğini düşünerek değil herkes kendini yakın hissettiği tarafa geçerek oy verecek.

    Sayın Bahçeli ülkenin geleceğini etkileyecek bir konu hakkında tuzak kurarmı bilmiyorum, tahmin etmiyorum. Ama kuracak olursa en büyük tokatı(milletten) kendi yer. Allah o tokattan milletimizi ve devletimizi korusun.

  12. Bazıları kendi şahsi ikballerini düşünürken Bahçeli, Türkiye’yi işin merkezine aldı. Devletin başında güçlü bir yönetimin bulunmasının
    gerekliliğine inandı.

    Türkiye 15 Temmuz gibi bir badireyi güçlü bir liderlik sayesinde atlattı. Bunu herkes gibi sayın Bahçeli de yaşayarak gördü.

    Terörizmi sonlandırmak, teröristleri bertaraf etmek, terörün içerideki ve dışarıdaki inlerine girmek, oraları başlarına yıkmak için de güçlü bir yönetime ihtiyaç olduğu aşikardır.

    Suriye’nin,Irak’ın durumu da,Türiye’de çok sağlam, kararlı, dirayetli bir liderliği gerekli kılmaktadır.

    Bütün bunları göz önüne aldığımızda Bahçeli’ nin tavrının anlaşılması kolaylaşacaktır. Bu tavır, vatanseverce bir davranıştır. Bu tavra hiç uymayacak ve çok uzak düşecek isim ise Bizans siyaseti yakıştırmasıdır.

    Bizans siyaseti, bir takım ayak oyunlarını, kumpasları, gizlilikleri, sinsilikleri ifade eder.

    Bizans siyasetine örnek mi istersiniz? İşte Fetö. Bizans siyasetinin en gelişmiş, en güncel hali. Ne isterseniz var: Gizlilik, sinsilik, ayak oyunu, kumpas, montaj-şantaj, dinleme vs…

    Bahçeli ise aşikâre gidiyor. Sözünde duruyor. Açık konuşuyor. Merdane bir siyaset yapıyor.

  13. Şu anki Türkiyedeki muhalefeti olsun iktidari olsun fark etmez, bunlar beyenmediğimiz her fırsatta bizim vatanimizda gözleri olduğunu ağzımıza sakız ettiğimiz batılı her hangi bir ülkede yaşansaidi,sizce oranin halkı ne yapardı? Hergün bombaların parçaladığı polislerle birlikte yüzümüze gözümüze bulaştırdığımız Süriye batakliğinda hayatlarını baharında kara toprağın bağrına verdiğimiz bunca şehitler vede sağ kalanlarada İnşAllah sizede bunlar gibi şehit olursunuz diyen idarecilere karşi batılılar nasıl bir tepki verırdı? Batılılar nasıl tepki vereceği bugün Amerikada ve dünyanın her yerinde miliyonlarca kadının Trumpa karşi nasıl birleştığıni ve konuşmacılardan en fazla tezehürat alan Trump’in hedef tahtasına koyduğu Müslümanlarin temcilcisi kadına verdiğ değri Trumpun gözüne parmaklarını sokarcasına siz bizim Başkanımız deyilsiniz fakat bu bizim bacımız diyebilen bir toplumda bizdeki politikacı tipleri gibi olanları bir gün dahi o koltukda oturtmazdılar. Merak ediyorum (bunu düşmanimin çocuğu dahi olsa istemem) fakat bu kadar karışıklığa rağmen neden acaba millet vekilleri,bakanlar, üst düzey yöneticilerin çocuklarını hiç birinin burnu dahi kanamiyo?
    Bizim hanımlar biyatcılığ birakıp birleşe bilşseler inanın terörde bitirirler o mecliside hizaya getirirler.Bir örnek çocukları askerde olan ve terör örgütleri tarafından kandırılan anneler birleşip bunların savaştıkları alana gidip kendilerini siper etseler o zaman ne teröristler nede askerler kendi analarına ateş edip öldürmez.
    Bir soru Bahçeli C Başkaninin ona evlenip çocuğu olmadığından dolayı söylediğ lafları unutmuşmudur?
    Bekleyip göreceğiz MHP tabanı millet vekilleri gibi vijdanlarını, akillarini ve gururlarıni vatan millet palavrasına inanip Bahçeliye feda edeceklermi.
    Biz millet olarak çocuklarımızın ve torunlarımızın geleceğini düşünmek yerine politikacıların yalanlarına inanip karartiyoruz.Bahçeliyi hiç sevmezken hatta nefret ederken ne olduda birden bire kahrama ve Milliyetçi oludu.
    Helal olsun Bahçeliye millete kendi dertlerini unutturup gündemi değiştirmekle kalmayip beyinlerinide uyuşturdu.

  14. Bu günlerde yaşananları anlamak için Sayın Erdoğan’ın Sayın Büyükanıt ile dolmabahçe görüşmesini, 20 Mart 2013 – Ak Parti binasına roketatarlı saldırıyı iyi analiz etmek gerekir.. Ne olduda Akp ‘nin hızlı biçimde imam hatip okullarını açmasına izin verildi.. En son cuma vakti hutbelerde ” Ey şehit oğlu isteme benden makber .. Sana avucunu açmış…. v.s. ” gibi ölmeyi ve öldürmeyi en kutsal noktaya taşıyan söylemler ile gruplara amin dedirtiliyor… Türk İslam sentezine göre “vatan sana canım feda” anlayışında olan milyonlarca kitle yeniden bir araya getiriliyor…. Teknolojik çağda bir düğmeye basarak dünyayı yok edeceğiniz bir dönemde bu anlayışla vatan ne kadar savunulur bilinmez…. (Trumb ‘ın elinin altında yaklaşık 3500 tane bu düğmeden var mesela…)… Yani ülkemizde milliyetçi – İslamcı ittifaklar altında bu gerçek yatıyor…. Amaç ve sonuç ne olursa olsun kendini ülkesi için , dini için feda edecek bir nesil olması arzulanıyor… Böyle düşünmeyen bu ülküde olmayanlar MHP yi eleştirirse vatan haini …. AKP yi eleştirirse din düşmanı münafık , fasık olarak adlandırılıyor…. Bu bağlamda Bahçeli – Erdoğan ittifakı gayet normal…. Çünkü her ikisine göre tek bir şey önemli Aziz Türk Milleti ne derse o….. İdam ise idam…. Ama Sayın Kılıçdaroğlu’nun dediği gibi….Demek ki sorunları çözmek için devleti akılla yöneten yöneticilere ihtiyaç var. Kavgayla değil, akılla yönetilmeye ihtiyacı var. Atalarımız demiş ki; Devlet akılla yönetilir öfke ile devlet yönetilmez, kin ile devlet yönetilmez, intikam duygusuyla devlet yönetilmez….
    Bakalım referandumdan ne çıkacak…. Millet hislerine göre mi hareket edecek…. Yoksa mantığına göre mi…
    En son hislerine göre hareket etti 3500 lerden dolar bozdurdu….. Bozdurduğu dolarlar kendi hesabında kendi bankasında dururken Bozdurduğu döviz bürosunun hesabında aynı bankada duruyor.. Yani değişen bir şey yok. Aslında… Ama hissi hareket eden Milletimiz aynı dolarları şimdi 3780 lerden almak zorunda.. Dolarda önmüzde ki günlerde yukarı hareketlerde milletimizce hissi algılanabilir… Referandumda da hissi duygularla hareket edebilir… Ama dolarda verdiği kararda sadece maddi bir kayıpla veya kazançla aynı dolarlarını yeniden alabilir… Ancak referandumda vereceği kararın geri dönüşü olmayacak…
    Nerede şimdi iki yıl önce “bir kaç günde Şam ‘da Emevi camisinde namaz kılacaklarını açıklayan liderler..”

    Niğde Güncel Haberleri

YORUM YAP