Alman Devleti Alman istihbaratını cepheye sürdü.. Cevabı Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan bekliyor…

17
Dr. Bruno Kahl.. Alman istihbaratı BND'nin başkanı..

 

Katıldığı bir TV programında, Cumhurbaşkanlığı sözcüsü Dr. İbrahim Kalın şu tespiti yaptı:

Siz BND başkanının en son ne zaman açıklama yaptığını duydunuz? Çok nadirdir, Alman istihbarat başkanının böyle spesifik bir konuda çıkıp, hani genel bir güvenlik değerlendirmesi de yapmıyor, çok özel bir konudan bahsediyoruz.”

Fatih Çekirge (Hürriyet) de, hafta sonunu birlikte geçirdiği Başbakan Binali Yıldırım’a yönelttiği Sayın Başbakan, Almanya ile durum nasıl gidiyor?” sorusuna şu cevabı almış:

“Almanya ortamı germeye devam ediyor. Baksanıza Alman istihbaratının başkanı ne diyor. Eğer Alman istihbaratının başındaki adam buysa, Almanya’nın vay haline.”

Milli Savunma Bakanı Fikri Işık da, yine bir TV programında, şunları söyledi:

Eğer Alman istihbaratının başındaki kişi, ‘Biz burada FETÖ’yü göremedik’ diyorsa ya bu adamın iki gözü birden kördür, iki kulağı birden sağırdır, ya da arzu ettikleri bir işin gerçekleşmemiş olmasından dolayı failleri gizleme ihtiyacı hissediyordur. Bunun başka izahı olmaz. Bu da herkesin aklına şu soruyu getirir: Acaba iş birliği mi yaptınız, siz bu işin neresindesiniz?” 

Tepkilerin sebebi

Konu: Alman dış istihbarat örgütü BND’nin başındaki Bruno Kahl’in der Spiegel dergisine verdiği ve Cumartesi günü yayımlanan mülâkatta söyledikleri.

Dediği özetle şu adamın:

“Türkiye 15 Temmuz darbe girişiminin ardında Fethullah Gülen’in bulunduğuna dair bizi her seviyede iknaya çalıştı, ama şu ana kadar başarılı olamadı.”

Gerçekten tuhaf bir açıklama.

Tuhaf, ama beklenmedik değil…

Beklenmedik olmayışı, ülkemizin bir süredir Almanya’nın başını çektiği Avrupa ile ciddi sürtüşmeler yaşaması yüzünden… Ankara’da ağzını açan her siyasetçi, Almanya ile Avrupalı müttefikleri hakkında, muhatapları üzerinde etkisi olabileceğini düşündüğü en ağır ifadeleri kullanıyor.

“Hitler” ile başlanıp “Naziler” ile devam edilen bir söylem hakim Ankara’nın son açıklamalarına…

Söylem Alman siyasi jargonunun sınırlarını zorluyor.

Zorlanan Almanya da.. Ankara’yı hırpalamak için.. Bir yandan PKK’nın gösterileri için Alman topraklarını kullanmasına izin veriyor, bir yandan da BND başkanını konuşturuyor…

Normalde ağzını bıçak açmayan BND başkanı, çok satan bir derginin sayfalarından başını şöyle bir çıkartıyor…

Herhalde Alman devleti ve hükümeti adına bir çıkış bu.

AB istihbaratı (INTCEN) ve 15 Temmuz

Etkisini her an hissetmeye devam ettiğimiz 15 Temmuz darbe girişimi hakkında ilk yadırgatıcı çıkış değil ama. Bir süre önce, Brüksel’deki Avrupa Birliği (AB) ile irtibatlı bir kaynak (euobserver.com), yalnızca İngiliz The Telegraph gazetesinin sınırlı ilgi gösterdiği bir haberi, esas kaynağı deşifre etme pahasına, sayfalarına taşımıştı.

Buna göre, AB’nin istihbarat birimi INTCEN, darbe girişimi üzerinden iki ay bile geçmeden hazırladığı raporunda, “15 Temmuz tek başına Gülen örgütünün işi değil, cuntacıların içinde Kemalistler, AK Parti karşıtları ve menfaatperestler de var” tespitine ulaşmış…

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü, bu rapordan haberdar olur olmaz üzerine gittiklerini, ancak ‘INTCEN’ birimini bilen birilerine rastlamadıklarını da söylüyor.

Ana gövdesini Alman istihbaratının oluşturduğu bir birim olabilir INTCEN…

CIA kuruluşuna da katılan Alman istihbaratçı R. Gehlen..

Bir şeyi daha akılda tutmamız şart: İkinci Dünya Savaşı sonrasında, işgal kuvvetleri, Alman Devleti’ni Naziler’den arındırarak yeniden kurarken, istihbaratını da elden geçirdiler. CIA de o sıralarda kuruluş aşamasındaydı ve bir usta Alman istihbaratçı (Reinhard Gehlen) arşivini olduğu gibi Amerika’nın hizmetine sunmuştu.

İki istihbarat birimi (CIA ve BND) arasında Gehlen‘in sağladığı akrabalık bağı var.

DİTİB’i Almanya istemişti

Almanya artık vatandaşı da olmaya başlamış topraklarında yaşayan Türkler’in, din hizmetlerini, Suudi Arabistan’ın ‘Rabıta’ örgütünden maaşlı görevlilerden alması yerine, onları Diyanet İşleri Başkanlığı’nın memurlarıyla muhatap eden DİTİB uygulamasını tercih etmişti.

Taa 12 Eylül (1980) askeri darbesiyle birlikte…

DİTİB’in faaliyetlerine hiç ses çıkarmamış Almanya, şimdilerde, fişleme yaptıkları iddiasıyla Diyanet görevlilerini ‘casus’ ilân etmeye kalkıyor. Bu arada 15 Temmuz sonrasında kendisinden sığınma talep eden asker-sivil bürokratlara olağanüstü misafirperver davranıyor Almanya…

Karşılıklı bir tırmanma söz konusu.

Berlin 15 Temmuz’a Ankara’nın istediği gibi bakmayınca.. Türkiye hoşnutsuzluğunu çeşitli yollardan ve resmi açıklamalarla belli ediyor.. Almanya da hükümeti zora düşürecek ne varsa.. sözlü ve fiili olarak onları ortalığa döküveriyor…

Zarar veriyorlar mı iki taraf birbirlerine?

Veriyorlar.

Geçen Aralık ayında, Alman istihbaratı ile MİT’in periyodik toplantılarından biri, rahatsızlığı dışa vuracak biçimde, Ankara tarafından iptal edilmişti.

Ne olacak şimdi?

Kahl’in 15 Temmuz ile ilgili açıklamasına verilen cevapların sertliğine bakılırsa.. Ankara gerilime son vermek niyetinde değil.. Konuşmayan BND başkanını bile sahaya süren Almanya peki bu noktada duracak mı?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kesin tavrını bekleyeceklerdir.

ΩΩΩΩ

17 YORUMLAR

  1. Öksüz olayını aydınlatamadılar. Öksüz’ün Akıncı üssünde niye bir tane videosu yok. Harun Biniş ve Kemal Batmaz dediler, fakat hükümet yanlısı medyada her iki kişinin fotoğrafları farklı çıktı. Sonra bu işin üstünü kapattılar. Adem Huduti, Akın Öztürk, Mehmet Dişli nasıl cemaatçi oluyor. Bunların hiç birinin ispatı yok. Verilen itiraflarda hem Amerika’da hem Avrupa’da “forced confession” yani zorla alınmış itiraflar olarak belirleniyor. En son İzmir’de bir astsubay tehdit edildiği için polisin önüne koyduğu ifadeyi imzaladığını söyledi. Okuduğum bir kaç yerde yakalanan darbeci askerlerin “FETÖ” olduklarını itiraf ettiklerinde serbest kalacaklarını söylüyorlar. Yani darbeyi cemaate yıkmak için millete kurşun sıkanları serbest bırakacaklar. Allah (C.C.) bunları islah etsin. Mahşerde bunlara destek olanlarla hesaplaşacağız.
    Not: Cemaatla bir alakam yok. Eski bir İHL’liyim ve 28 Şubat’tan en fazla sıkıntı duyan insanlardanım. Her zaman için adalet, hukuk, ve eşitlik isterim.

  2. Fetö dışında darbeye kemalistler, akp karşıtları, menfaatçiler katılmıştır. Bunu herkes kabul ediyor, aksini düşünen yok. Fakat diğer sayılanların fetö gibi bir örgütlenme yapısı yok ve olması da mümkün değil. Bunları birbirine bağlayan ne olabilir, cia,bnd veya nato dan başka. Belki, bnd nin başkanı, fetönün yaptığına ikna olmadık derken şunu demek istemiştir “darbeyi biz yaptırdık, taşeron ihalesini fetöye veren biziz, bizim hakkımızı yemeyin.” ya da “darbeyi bizim eğittiğimiz fetö yapmamıştır, bizim eğittiğimiz ve destek verdiğimiz insanlar yüzde yüz başarılı olurlardı.”
    Görevimiz tehlike filmindeki gibi, “ölür veya yakalanırsanız birimimiz sizi ve eylemlerinizi inkar edecektir.”

  3. İnsanlar yaprak gibidir. İnanç ve fikirleri ise onları tutan ağaçlar. Ağaçlarının köklerinden gelen cansuyunu kabullenmeyen yapraklar savrulmaya mahkûm değilmidir?
    % 48 evet ( veya %52 hayır) tahmini bilimsel midir? Yoksa arzu, istek, temenni midir?
    Temcit pilavını geçen tartışmalı Ermeni meselesinin yanında yaşanmışlığı kesin ve uygulamalarla varlığını hissettiren naziciliği dillendirmek evrensel bir haktır. Yapılanlar nahoş bir olay değil zorbalık, despotluk, adaletsiz tarafgirliktir.
    OHAL ve KHK ile uğranılan haksızlıkların olmadığını söyleyen yok. Bu haksızlıkların çözümünü iyi-kötü doğru-yanlış söyleyen çok. Peki FETÖ nün maneviyat hassasiyeti olanlara yaptığı darbe haksızlığına ve buna dair çözüm üzerine sözler ne zaman söylenecek? Faizli kredi çekerek banka kurtarma çağrısı manevi iklimde başarılı 15 Temmuz olabilir mi? Üst akla ve meşhur sermayeye hizmet etmiş olmanın kriterleri nelerdir?
    Aklı başında olanlar, müslüman Kürtler, vatanını seven Türkler, hakiki Ak partililer HAYIR vereceklerse EVET verenler ne oluyor?
    Yaprakları düşününce gri hücrelerimde sorular birbiri ardına geliyor. Selametle

  4. Bu aralar herkes hükümet yetkililerine yeni KHK sorup duruyorlar. İnsanlar alışmış olmalıki yenisini istiyorlar. Psikologlara göre insanlar listede kendisi olmayınca mutlu oluyormuş, bunu kendi başarısı olarak değerlendiriyormuş.
    Oysaki insanlar daha ilkokul 1. sınıftan itibaren belki 20 yıl çalışarak ancak öğretmen, akademisyen, hukukçu ve diğer mesleklere sahip olabiliyor, ama sonları bir KHK ya bakıyor.

  5. Sanki kendi,yani Türk MİT”inin ne dediği ve-veya ne demediği biliniyor mu? MİT Müsteşarı sorulan hangi soruyu cevaplandırdı,niçin komisyona gitmedi? İçerde onca soru işareti varken, yabancıların konuşması elbette
    hoşa gitmez, gerçekle yalanlama mümkün olmayınca, “yalan, iftira” denilerek kolaycılığa kaçılıyor, bir de “Nazi” ilavesi yapıldı mı galip sayılır, bu mağlup… NAZİ ile çakma NAZİ(K) arasındasadece bir harf farkı vardır!..

  6. Tabi ki BND şefinin şimdi konuşmasının bir anlamı var. Fakat Gülen Cemaati faaliyetlerinin Almanya’da sık sık tartışma konusu olduğunu biliyorum. Iki gün önce BND şefiyle söyleşiyi yayınlayan Spiegel Dergisi, 02.02.2014 tarihli sayısında Alman Anayasayı Koruma Teşkilatının (Ülke içi istihbarat) Gülen hakkındaki uyarılarını yayınlamıştı. Hatta Almanya’ da çok seyredilen bir TV proğramı (Report Mainz) bu konuya geniş yer vermişti. Tabi o zamanlar ne istedilerde vermedik dönemiydi!
    goo.gl/xov3yd

  7. İstihbarat kurumlarının bir fonksiyonu,
    doğru haberlere ulaşmaksa,bir fonksiyonu
    da doğru bilgiyi çarpıtmaktır.Alman istihbaratı,Türkiye bizi ikna edemedi derken
    işte bu çarpıtma görevini yapmaktadır.

    Ayrıca 15 Temmuz’da Fetö’nün yanında
    başkalarının da bulunması,Fetö’nün suçunu
    zerre kadar azaltmaz,başı Fetö’nün çektiği
    gerçeğini de değiştirmez.

  8. İstaiihbarat kurumlarının bir fonksiyonu,
    doğru haberlere ulaşmaksa,bir fonksiyonu
    da doğru bilgiyi çarpıtmaktır.Alman istihbaratı,Türkiye bizi ikna edemedi derken
    işte bu çarpıtma görevini yapmaktadır.

    Ayrıca 15 Temmuz’da Fetö’nün yanında
    başkalarının da bulunması,Fetö’nün suçunu
    zerre kadar azaltmaz,başı Fetö’nün çektiği
    gerçeğini de değiştirmez.

  9. Isin sadece Gulenciler tarafindan yapilmadi mantikli geliyor. Muhtemelen baska gorusten kesimler de vardi. Ama bu isi asil yaptiran, gercekten tahminde bulunmak bile guc, basarisiz olmasini isyerek planlamis. Ordudaki degisik gruplari amaci icin cok iyi kullanmis. Ben burada “Hukumet yaptirdi” demiyorum ama hukumeti etkisi altina almak isteyen -aslinda son bir kac yildir bunu da basaran0 bir klik, Avrasya Klik’i tahminim.

    Kimi enteresan gozlemler:
    Basbakan ilk “Evet bir kalkisma girisimi var” aciklamasinda hemen “FETO” dedi. Daha o kadar erken bir zamanda nasil bu kadar emin konusabildi?
    GKB’ye “Sizi kanaat onderimizle gorusturelim” denmesi, boynunun kravat ile sikilmasi gibi seyler biraz tiyatrovari geliyor. Bence GKB ne oldugunu bilmiyordu o gune kadar. Onune “Bizim istedigimizi yapacaksin yoksa yanarsin” tehdidi kondu. Kim derseniz bunu planlayan, Hakan Fidan’in bu iste eli oldugunu dusunurum. Bence Avrasyaci Klik’in onde gelenlerinden.

    Bunlarin hepsi spekulasyon, ya da komplo teorisi deyin isterseniz, tamamamen acik istihbarata dayali olarak olusan sorular ve dusunceler.

    Sizler ne dersiniz?

  10. Adamlar diplomasi yapıyor, konuşunca ses getiriyor hergün bağırıp çağırmıyor. Maalesef posta koymakla haklı olduğumuz yerde bile haksız duruma düşüyoruz. Hergün konuşunca kimseler ciddiye almıyor. Saygılar

  11. Sermaye üçüncü cihan savaşını çıkarmak istemektedir. ABD ve Rusya bir, Çin ve AB bir olacak. Türkiye ABD’nin olduğu tarafta, İran AB’nin olduğu tarafta yer alacak. Savaş önce Türkiye ve İran arasında olacak. İslam alemi ikiye ayrılacak ve birbirini kıracak. Müslümanlar birbirini kıracak, iki cephe de karşı tarafın Müslümanlarını yok edecek.
    Müslümanlar terör olaylarına karışacak ve iki taraf da terörü yok ediyorum diye İslamiyet’i yok etmeye çalışacak. Avrupa ile Türkiye arasındaki dalaşma Sermaye’nin bir tezgâhıdır. İki taraf da buna uymaktadır. ABD İran’ı öbür cepheye itmektedir. Türkiye’deki ‘Evet’ ve ‘Hayır’ın manası budur. ‘Evet’ çıkarsa Türkiye ABD rejimine katılmış olacaktır. Rusya’da da benzer bir sistem getirilebilir.
    Tüm dünya ve İslamiyet iki tarafta savaşa devam edecektir. Sonunda yeryüzü harabeye döndükten sonra, İslamsız bir dünyada Sermaye tam hakimiyetini kurmuş olacaktır ve üçüncü bin yıl Sermaye’nin hakimiyetinde kurulacaktır.
    ‘Evet’ çıkarsa, Sermaye AK Parti’deki 150 milletvekiline emir verecek ve Muhalefetle bir olacaklar ve Erdoğan’ı Yüce Divan’a gönderecekler. Sonra geçici bir cumhurbaşkanı seçecekler ve İran’la savaş başlatacaklar. Korkunç planları budur. Bahçeli Erdoğan’a “Ben sana oy vereceğim.” diyor mu? Hayır. “Bu yasayı çıkar sonra orasını bize bırak.” diyor. Şimdilik Ordu’da MHP’liler hakim görünüyor. Onlar da ses çıkartmıyor.
    Bu millet ‘Hayır’ diyecek ve böylece oyun bitecek, diyorum. Sermaye’nin başaramayacağını biliyorum. Onun için ‘Hayır’ çıkacak diyorum. Çıkmazsa bile yine sonunda Sermaye mağlup olacaktır. Buna Putin, Trump ve Çin devlet başkanlarının tavırları karar verecektir. Şimdilik Sermaye oyunu iyi oynamaktadır. Türkiye’yi de Avrupa’yı da avucunun içine almış istediği gibi oynatmaktadır.
    Türkiye olağanüstü hal uygulamasını derhal durdurmalıdır. AK Parti başkanlık dayatmasından vaz geçmelidir. Bunlar AK Parti’nin intiharıdır. Türkiye’yi de uçuruma götürmektedir.

  12. Sadece Almanya değil,pekçok ülke,15 Temmuz darbe teşebbüsünün içinde başka ellerin de olduğunu kabul ediyor.”Kemalistler,AK Parti karşıtları,menfaatçılar”…gibi.
    Aksini düşünüp,tek sorumlu olarak Gülen ve cemaatini i görselerdi okulları kapatılır,faaliyetleri yasaklanırdı.
    Bunu yapan kaç ülke var?
    Bu bakışı,15 Temmuz belasından sonra; başarıya ulaşmış her darbenin yapmayacağı ölçüdeki hukuk,sosyal barış,özgürlükçü demokrasi ve nihayet insanlığın evrensel değerlerine aykırı uygulamalar pekiştirdi.
    “İşin içinde-iş var” kuşkusu yaygınlaştı.
    Ve Türkiye,içerde kendi insanının hor görüldüğü,dışarda dışlanmağa başlandığı bir ülke olmağa evriliyor.
    15 Temmuzun istismariyle yaşanan ve kin,öfke, iftira,jurnal,fitne sonucunda oluşan her manada içler acısı olayları öğrendikçe( varsa )vicdanların isyan etmemesi ne mümkün.
    Bugün bunlar yapılıyorsa,yarın “evet”le gelecek netamali günlerde neler yapılmaz.Rabbimizden fırsat vermemesini niyaz edelim.

  13. Malumdur ki, Alman İstihbaratının çabaları bugünlere has değildir. Profesyonel silahşörlerce vurulan Necip Hablemitoğlu cinayeti, zamanında aydınlatılabilse idi, failleri ve arkadaki beyin takımı ortaya çıkarılabilse idi, bugünlere, belki de bu şekilde ulaşmazdık. Hadiselerin önü o zamanda kesebilirdi. Su uyur, düşman uyumaz, derler ve ısıracak köpek de dişini göstermez, denilir. Alayiş ve nümayiş ile değil, sessiz ve derinden çalışmayı yeğlemek daha münasip değil mi ? Ayrıca, Necip Hablemitoğlu ve Alman vakıfları dosyası üzerinde, yaniden durulsa ve yoğunlaşılsa – o çalışma ikmal edilse – oradan bir takım netice ve tesbitlere ve gerçeklere ulaşılamaz mı ? acaba. Zira, Necip hablemitoğlunun epeyce tesbitleri olduğu gibi, aydınlığa çıkarmıya da oldukça yaklaşmıştı.

  14. şunu açık ve net söylemek gerekir almanya geçmişinden nasıl utanıyorsa bugünlerinden de aynen öyle utanacak. 15 temmuz sonrası fetöcüleri ülkelerine davet etmiş koruma sözü vermiş bir ülke ne dese beğenirsiniz zaten. gerçi yasa dışı terör örgütü tanımasına rağmen pkk ya yıllardır gizli aleni kucak açan sokaklarında miting yapmasına izin veren bir ülkenin başka bir terör örgütüne karşı tutumunun ne meşruluğu olabilir. tarihi perspektife bakarsak fehmi beyin ucundan değiniği cia ile ilişkilerinden önce savaşlardan ağır borçlarla çıkmış almanyanın dünya savaşlarından edindiği devlet borçlarını nasıl ödediğine savaş önceleri ve sonraları alman devletini kimin finanse ettiğine de bakmak gerekir. belki cumhurbaşkanımızın neden nazi benzetmesi yaptığı böylece bugünlerle kurduğu bazı ilişkiler anlamlandırılabilir. sonra bnd nin tarihine bakmak gerekir. cia-gladio-bnd ilişkileri belki çözülebilir. trumpın cia yetkililerinin darbeye yardım ettiği tweeti bu duruma kapak olabilir bence. terör örgütleri zaten birilerinin terör örgütleri değil midir??? almanyanın ne kadar itibarsızlaştığını da son görüşmelerinde izledik zaten. alman istihbaratının başındaki kişinin söylemi birisinin çıkıp güneş yoktur demesi gibidir bu güneşi yok etmez öyle ya bu kişi ya yalancıdır ya da kördür. böyle biri kimi kandırabilir. ya yalancıları ya da körleri…

    • Kar ve buzları yüklenmiş bir dağa güneş vursa da dağ, üzerindekiler erimeğe başlamadan “ısınıyorum”diyemez.
      Görünüşe aldanmayalım,her söylenilene kanmayalım.

      • güneş her dem güneştir işi gücü bellidir, kimin ne tepki vereceğine bakmadan işini görür. göz var izan var. 15 temmuzu kim yaptı herkes biliyor, saz arkadaşlarının olması neyi mazur gösterir. üzerinde kar buz olması dağı başka bir şey yapmaz. bu ülkelerin derdi de malumumuz değil mi…bir sıkıntı da her şeyin artık fazla açıkta olması değil mi…

  15. Türkiye ne kadar idda ederse etsın 15 Temmuza, batıdan kimseyi inandiramadı!
    Ben bu siteye Kasim ayının başlarında bir yorum yazmıştın. 15 Temmuza batılılar inanmiyorlar diye. O yorumumuda üçakta yanımdaki koltukta oturan Avrupalı bir gazeteci ile olan konuşmamızda bahs etmiştim ve bunu ondan duyduğmu yazdığımda, burdaki bazı yorumcular tarafından fetocu ilan edilmiştim, hatta 15 Temmuzdan dolayı pkkayi dahı terör listesinden çıkarmak içinde uğraştıklarını o gazetecinin söylediğini yazmama da kızıp hayalı gazeteci diye tepki gösterip benim yalan uydurduğumu ima etmiştiler. Şuan pkk alt yapısı hemen hemen hazır, bugün pkklilar C Başkanına terörist diye sıloga atiyordular.
    Yakında batılı ülkelere gidecek olan devlete yetkililerın valizlerini ararsalar bunada şaşırmiyalım vede hazırlıklı olalalım.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here