Ben Türkiye’yi yönetiyor olsam.. Trump’lı dünyaya kendimi değiştirerek hazırlanırdım..

30
"Ben Leninistim" demiş Bannon, "Devleti yıkacağım."

Dün her iki haberi de önce Ocak’ta okudum…

“Ocak da ne?” diyenlerdenseniz resmen teessüf ederim: Bir grup genç arkadaşım ve onlara kendiliğinden eklenen dünyanın dört bir tarafındaki gönüllü muhabir ve yazarlarla birlikte hazırlayıp, isteyen herkesin olan bitenlerden haberdar olabilmesi için canla başla çalıştığımız yeni internet gazetesi…

Henüz bir haftasını bile doldurmadı, hâlâ deneme yayınında, ama şimdiden pek çok ilklere imza attı OCAK…

İnternete girip ‘ocakmedya.com’ adresini yazdığınızda hemen ulaşabiliyorsunuz.

Trump’ın Ortadoğusu

Ocak’ta okuduğum haberlerin ikisi de ABD’nin koltuğuna oturmak için gün sayan yeni başkanı Donald Trump ile ilgili.

Biri, taze seçilmiş başkan olarak çıktığı ‘60 Minutes’ TV programında Ortadoğu konusunda söyledikleri…

Diğeri de gecikmeli de olsa yaptığı ilk atamalardan biri hakkında…

Bakın ne demiş Trump Ortadoğu ile ilgili olarak:

“Ortadoğu’ya 6 trilyon dolar harcadık; 6 trilyon; onunla ülkemizi iki kez yeniden inşa edebilirdik. Yollarımıza, köprülerimize, tünellerimize, havalimanlarımıza bakın, hepsi ömrünü tamamlamış. Uzun yıllar olup bitenlerin reddi gibi bir şey…”

Sanki o 6 trilyon bu bölgenin imarına gitti…

Dünyanın bize yakın bölgesindeki bir ülkenin yöneticisi olsam, bu cümleyi okuyunca önce şöyle bir arkama yaslanırdım…

Öyle daha iyi düşünebileceğim için…

Bugün Ortadoğu ateş çemberi. ‘Kan, ter ve gözyaşı’ sözcüklerinin şimdilerde en fazla yakıştığı coğrafya Ortadoğu…

Bir zamanlar ambargoya rağmen halkına hiç değilse ekmek temininde zorlanmayan Libya’da, hem güvenlik kalmadı, hem de bir çok bölgesinde insanlar “Açız” diye sokaklara fırlıyorlar…

Yemen’de en yakın komşusu Suudi Arabistan’ın ABD’den aldığı ağır silâh ve teçhizat desteğiyle sürdürdüğü savaş yüzünden, insanlar evlerinden çıkamıyor; yönetilemez devlet görüntüsü var ve orası da çöküş halinde bir devlet…

Afganistan derseniz…

İsterseniz, Afganistan, Irak ve Suriye için fazla bir bilgi sunmayayım: Her üçü de artık yönetilemeyen birer devlet statüsünde; her üçünde iç-savaş var…

Diğer ülkeler sanki çok mu rahat ve huzur içerisinde… IŞİD/DAEŞ denilen ve kandan beslenen bir örgütün ne zaman, nerede, ne yapacağının bilinmezliği, her bir ülkeyi tetikte beklemeye mecbur ediyor…

Krallar, emirler, cumhurbaşkanları veya başkanlar, Ortadoğu’da, bir avuç maceraperestin rehinesi gibiler…

Hepsinin müsebbibi, hiç kuşkunuz olmasın, Amerika Birleşik Devletleri (ABD)…

11 Eylül: Her uğursuzluğun başlangıcı değilse de..
11 Eylül: Her uğursuzluğun başlangıcı değilse de..
Neden her şeyin sebebi ABD

IŞİD’ten önce el-Kaide vardı; başında da bir dönem ABD’de yaşamış Üsame bin Laden (ÜBL)… Onun görevlendirdiği söylenen birileri Ortadoğu ve Afrika’daki Amerikalı hedeflere saldırdıkları için, Bill Clinton Afganistan’a saldırmış…

Yine ÜBL’den esinlendiği söylenen bir grup genç, bu defa Amerika’daki simgesel binaları hedef alan eylemler yaptığı, İkiz Kuleleri devirdiği, Pentagon’un bir bölümünü tahrip ettiği için, George W. Bush Irak’ı dize getirmeye kalkışmış…

Ve işte Ortadoğu, kanlı bir coğrafya haline, böylece, yani iki ABD başkanının “Amerika dünyanın jandarmasıdır” anlayışı sebebiyle gelmişti.

“Ben onlardan farklıyım, askerlerimi oradan çekecek, Ortadoğu’ya barış getireceğim” diye göreve başlayan Barack Obama, döneminde, diğer ikisini bile sollayan ‘savaşkan’ bir başkana dönüşüverdi.

Amerikan askerleri bölgenin dört bir tarafında basmadık yer bırakmadılar Obama’nın sekiz yılı içerisinde…

Yeni seçilen başkan ise, “Ortadoğu’ya trilyonlar harcadık; o paralarla ülkemizi en az iki kez yeni baştan inşa ederdik” demekte…

“Hayırlı ve uğurlu olsun o paracıklarınız, yollarınıza, köprülerinize, tünellerinize, havalimanlarınıza güle güle harcayın” demekten başka elimizden ne gelir.

Sanki bu coğrafyayı bizler yangın yerine çevirdik.

Clinton Afrika’daki iki ABD büyükelçiliği bombalara muhatap edildiğinde, ÜBL Afganistan’da yaşıyor diye, o ülkeye iki füze göndererek, biriyle bir hastaneyi, diğeriyle bir mama fabrikasını yok etmese, o görüntüler İslâm Dünyası’na yansımasa…

W. Bush, 11 Eylül (2001) eylemini gerçekleştiren gençler yüzünden bölgemizi ateş çemberine dönüştürmeye karar vermek yerine, “Neden bizi sevmiyor, hayatlarını feda etme pahasına böyle bir eyleme girişiyorlar?” düşüncesi eşliğinde, bölgedeki tek temel sorunu aklına getirse ve Filistinliler ile İsraillileri barıştırmakla işe başlasa…

Herhalde dünyamız bugün çok farklı bir dünya olurdu.

Farklılaşan Ortadoğu ile birlikte…

Zamanında bunu defalarca yazdım, Amerikalılar da İsrailliler de kızdı.

Stephen Bannon: Trump'ın beyninin yazısı..
Stephen Bannon: Trump’ın beyninin yazısı..
O zaman başına geleceği çekecek İsrail

İsrail, İsrail’i yönetenler, ABD’deki uzantılarıyla, Washington’da yönetim mevkiinde bulunanların gözlerini görmez hale getirmeyi biliyor…

Ortadoğu’nun bugünkü yalnızca şiddet üreten manzarası, İsrail hatırına, Amerika’nın kullandığı şiddetin sonucudur…

Şimdi Ocak’ta okuduğum ikinci habere geçebilirim.

Trump geldi diye sevinçten ne yapacağını bilemez hale gelmiş İsrail yöneticileri herhalde kahretmiştir bu haberi işittiklerinde…

Yeni seçilen başkan, Obama’nın terk etmesiyle boşalacak kadrolara atamalar yapmaya başladı. İlk atamalarından biri, kampanyasında kendisinden çok yararlandığı biri; onu en kritik makama atadı: Strateji başdanışmanlığına…

Adamın adı Stephen Bannon

Gazeteci. Kampanyanın yönetici koltuğuna Breitbart adlı internet gazetesinin yönetici koltuğundan kalkarak oturdu.

‘Strateji başdanışmanı’ olarak atandığı işitilir işitilmez sosyal medyada devreye sokulan Breibart manşetlerine bakıldığında da hemen fark ediliyor: Adam İsrail düşmanı filân değil, resmen Yahudi düşmanı

Atamayla birlikte Amerikan basınına yansıyan kayda geçmiş görüşleri başka tanıklıklara gerek bırakmıyor.

Yahudi-düşmanı da, başka bir şeyin sevdalısı mı?

Böyle tiplerde hep rastalanabileceği üzere, Bannon, Müslümanlar hakkında da iyi şeyler düşünmeyen, internet gazetesi ve radyo programlarında İslâm’ı en incitici sözlerle değerlendiren kişilerin görüşlerine ve kendilerine yer veren biri…

Sonuç: Böyle birini en yakınında tutacak Trump; kendisine akıl hocalığı yapması için…

Bir yanında Musevi damadı, diğer yanında Bannon

Ne güzel bir görüntü…

Herhalde Netanyahu da bu atamayı duyduktan sonra, dün gece, rahat uyumamıştır.

Tipik Trump seçmeni...
Tipik Trump seçmeni…
Ne olacak şimdi?

Kolay bir dönem olmayacak Trump’ın Beyaz Saray’da oturup dünyanın dört bir tarafıyla ilgili kararlar verdiği yıllar…

TV’de verdiği sözü tutar ve ülkesinin trilyonlarını Ortadoğu için harcamazsa.. bir türlü…

Hemen yanı başındaki Stephen Bannon öyle akıllar verdiği için bölgedeki her ülke hakkında olumsuz düşüncelerini politikaya çevirirse.. bir başka türlü…

İki ucu da pis bir değnek gibi…

O döneme herkes hazır olmalı.

En başta da ülkemizi yönetenler…

ΩΩΩΩ

30 YORUMLAR

  1. Ülke yönetmek şirket yönetmekten farklıdır. Zamanla alışır. Alışmazsa alıştırırlar. Konu ile ilgili değil ama dün dikkatimi çeken bir haber vardı! Alibaba.com dan 18milyar dolarlık harcama olmuş 1 günde. Bizim ülkemizde potansiyeli dinamiğe dönüştürmenin zamanı geldi geçiyor. Saygılarımla

  2. Trump ın desteklenmesi ehveni ehveni şerdir
    Önemli olan bu durumu mazlumların leyhine çevirmek. Öyle olmasını umuyorum.Politika karmaşık bir şey.
    Kimse Trump a hayran değil. Gücün olursa kötünün gücünü kötüye kullanmasıni engel olursun
    diye düşünüyorum yorumcu Nurdan hanım
    Olayları yüzeysel değerlwndirmemek gerek

  3. Ne kadar garip ne kadar tuhaf bir toplum olduk! Bir ne idüğü belirsiz fotoğraf karesinden dolayı bir bardak suda fırtına koparıyoruz ama her gün dini mübinin emir ve yasakları ihlal edilirken suspus oluyoruz. Hemüde yüzde doksan dokuz nokta dokuzu müselman memlekette!

    • Tamam kardeşim sen de dini mübinin emir ve yasaklarını ihlal edenlere yardımcı ol, onlara dinin emir ve yasaklarını açıkla ve doğru yola davet et. Allah yardımcın olsun.

    • Sayın Güder, kendimi hem ‘hepsi değilse de’, hem de ‘çoğunluğun müslüman olduğu’ okuyuculardan hissediyorum. Fotoğraftaki küfür eleştirinize sonuna kadar katılıyor, ancak okuyucu tasniflemenize katılmıyor, selam ediyorum
      İ.K.konmaz

  4. Ben de “tipik bir Trump seçmeni” fotoğrafının yayınlanmasını uygun bulmadım. Fotoğraftaki gibi terbiyesiz kişiler Trump seçmenleri arasında olduğu gibi Hillary’ye oy verenler arasında da var ve biliyoruz ki Trump seçmenlerinin hepsini yansıtmıyor. Daha da önemli neden bu FK’nın Günlüğü’nde uygulandığını sandığım terbiye kuralları. Yazı işleri müdürü Ahmet Taha Koru aşırı hakaret, küfür vb aşırılıklar içerenleri yayınlamıyorum diye belirtti. Bence bu uygun da bir karar. Fakat, bu fotoğraf site’nin kendi prensiplerine aykırı gibi geldi. Hani, okuyuculardan birisi “S…… Trump seçmenlerini” diye bir karşılık verseydi A H Koru, bunun yayınlanmasına müsade edecek miydi? Kaldı ki bu cümle fotoğraftakine göre dağa hafif bir cümle.

    • Çok yerinde ve güzel bir tepki olmuş, tebrik ederim.
      Ahmet Taha beyin fotografı buzlaması doğru olmuş, yazınızın sonundaki soruya vereceği cevabın “Hayır” olacağını öngörerek yazıyorum; bu fotoğraf seçiminin yada sansürsüz yayınının yanlışlığını kabul etmelidir, bundan sonraki seçimlerde dikkat etmelidir.

  5. Taha bey yorumlara puanlama getirseniz bence yorum yazmayan kisilerinde katilimi olabilir…. veya yirumlar hakkinda fikir sahibi olunabilir….. mi???…..

  6. ocak medya guzel ilerliyor da hala cok amator hatalar yapiliyor. bugun mesela son dakika haberi icin sputnik’in sondakika gorseli kullanilmis. sunu ozgun bir sekilde tasarlamasi cok mu zor?

  7. Tipik tramp seçmeni fotorafını köşenizden yayınlamaniz size ve yazı dizinize yakışmamış okuycu kitlenizin 100/99 unun müslüman oldugunu kabul edersek bence okuycularinizdan özür dilemelisiniz..

    • Sayın Musti bey, o fotoğraf biz müslüman lara çokşey anlatıyor, özeliklede Trump taraftarı Müslümanlara. Bizde bir kaç köşe yazarı ve Trumpun kazanmasını istiyen müslümanlar kendi kendilerine hangi insanlar ile birlikte hareket ettiklerini görsün ve birdaha düşünsünler. Bana göre Sayın Koru o resmi koymakla çok geniş ve düşündürücü bir habere imza atmiş. Hoşca kalın.

  8. Yaşam ortamımız, şartlarımız süratle değişiyor. Dünya’da olanları hemen duyuyoruz. Alışverişlerin büyük bir kısmı internet üzerinden yapılıyor. Her türlü cihaz, ev eşyaları, giyecekler ve yiyecekleri artık online sipariş verebiliyoruz. Alışveriş merkezlerine gidişler gittikçe seyrekleşiyor. Mağaza, mağaza gezmektense aradıklarımızın en uygun fiyata nerede satıldığını internette bulup hemen sipariş verebiliyoruz. Almanya’da otobanların çevresi kargo depolarıyla dolmaya başladı. Bugün verdiğimiz sipariş yarın geliyor. Kargocular en sık gördüğümüz insanlar olmaya başladılar. Pahalı üretim yapanların şansı yok. Bu nedenle bir çok şey Avrupa dışında üretiliyor. Şehirlerde kiralık mağazalar gittikçe çoğalıyor. Gelişmiş ülkelerde iyi kalifiye olmamış insanların yaşam şartları gittikçe zorlaşıyor ve kazandıkları ile evin aylık kirasını bile ödeyemeyenler çoğalıyor. Böyle insanların bir yılda kazandıkları milletvekillerinin bir aylık maaşından daha az. Seçmenler durumun farkında olmayan alışılagelmiş politikacılar yerine alternatif sunanları tercih etmeye başladı. ABD’de Trump‘ un seçilmesi büyük bir süpriz değil diye düşünüyorum. Benzer örnekler ilerde çoğalacak gibi.
    Yukarda Lenin`in de olduğu resim böyle bir ortamda anlam kazanıyor.

  9. akan kanın süregelen kötülüğün müsebbibi Amerika diyoruz. işte meşhur soru.. hangi Amerika. sanırım kötülüğün sahibinin bir milleti ırkı yada dini yok. bu ezeli ve ebedi bir kavga. iyilik ve kötülük yok edilemez. adı trump olmuş netenyahu olmuş pkk yada hdp . biri gider biri gelir.
    bir okuyucu sormuş kendiniz için ne yapıyorsunuz diye… bence de bunca kötülüğün ve bencilliğin karşısında bireyden başlamak gerekir. evimiz bir Amerika kendimizde bir trump mış gibi yaşıyor olabilir miyiz. sistemin güçlü bir dişlisi gibi.
    kendine dönmek zor diğer kişileri ve sistemi eleştirmek ise kolaydır.

  10. Güç karşısında çaresizlik moduyla aktarılan bu “radikal edilgenlik” hakikaten sinirimi bozuyor…
    Bu kadar edilgen-kaderci-ağlak olmanın bir kişilik özelliği olduğunu biliyorum bilmesine de, bu kadarının nasıl öğrenildiğini ve sürdürüldüğünü anlamak gerçekten mümkün değil…
    Öğrenilmiş mi desem, öğretilmiş mi desem, bilemiyorum ama, bu çaresizlik tasavvurundan artık gına geldi…

    Bu kadar edilgen bir zihniyeti içselleştirmek, gerçekte toplumsal ve bireysel aktarıma dönüşen çaresiz bir ket vurmaya, kölelik, biçarelik sorununa yol açıyor…
    Ket vurma derken, kendi bilincine varamamaya eşlik eden, garip bir dipte kalmışlığı, biçareliği kabullenme ve buna uygun düşünüp uygulama pratiğini ifade ediyorum… Gerçekten yazık dedirtiyor…

    Doğu sorununun da altında yatan bu “radikal edilgenlik” ne zaman son bulacak merak ediyorum doğrusu…
    Bu alttan alma, tabilik, yanaşma, manda zihniyeti gibi görünen eşitsiz tavra insanı mahkum eden içselliği anlamak, her şeyden önemlisi kabullenmek mümkün değil…
    Kişilik kazanma ve geliştirme yollarına, imkanlarına, en azından ihtimaline bu kadar mı uzağız…

    Bunun kendimize layık gördüğümüz “kendi kendine oryantalizm”e karşılık geldiğinin de farkındayım…
    Bu edilgenlik altında, hiç bir toplum ya da birey kaderine, şimdisine ve geleceğine sahip olamaz…
    Kendi kaderine sahip olamayanların, başında hep kara bulutların dolaştığını hepimiz yakından biliyoruz…

    Sosyal farkındalık ve ilerleme gösterme, geliştirme konusunda herkes her zaman eşit durumda…
    Herkes kendi kaderine hükmetmenin aklın, çalışmanın, yeteneğin, işbirliğinin, birikimin, kamusal düşünmenin, sermayenin, hoşgörünün, diğerkamlığın ve bilginin etkin kullanımıyla ilgili olduğunu bilir…
    Sorun tamamen bu dünyevi gerekleri yerine getirip getirmemekle ilgilidir…

    Donald Trump seçildi…
    Ne oldu şimdi…
    Kaderimizi, dünyamızı bu insan tekinin veya ekibinin aklına ve eline mi teslim edeceğiz…
    Böyle bir şey olmayacağını biliyoruz…
    Ortadoğu bataklığı dediğimiz arenanın, aynı zamanda silah sanayinin semirme alanı olduğunu, bu sanayinin en büyük alıcısının ve tüketicisinin yine ABD olduğunu bilmeyenimiz mi var?
    Petrole bandırılarak harcanan silahın 6 trilyonluk maliyetinin daha çok Ortadoğu halklarına ödetildiğini zaten biliyoruz…

    Oysa Trump, inşaat asıllı bir kapitalist olarak tamamen rasyonel düşünüyor…
    Bireysel gelişimi ve yönelimi fikrini belirliyor, zira bir silah tüccarı değil, emlak tüccarı…
    Beton, demir ve yatırımdan anlıyor, imarın aynı zamanda ihya etmek anlamına geldiğini de biliyor…

    Bu arada siz kendiniz, çevreniz, toplumunuz ve ülkeniz için ne yapıyorsunuz…
    Sorun tamamen burada…
    Özellikle olumlu anlamda kendiniz için ne yapıyorsunuz…
    Çaresiz bir edilgenliğin mi, yoksa etkin bir hayatın mı içindesiniz?

    Sonuçta ne denebilir “eşek olursan, semer vuran çok olur” denir ne yazık ki…

    • Mustafa Talat Kutlu Bey “Oysa Trump, inşaat asıllı bir kapitalist olarak tamamen rasyonel düşünüyor…
      Bireysel gelişimi ve yönelimi fikrini belirliyor, zira bir silah tüccarı değil, emlak tüccarı…
      Beton, demir ve yatırımdan anlıyor, imarın aynı zamanda ihya etmek anlamına geldiğini de biliyor…” silah tüccarı değil evet ama neticede kar maksimizasyonunu düşünen bir kapitalist. Bana kalırsa gelmiş geçmiş en radikal Başkan Trump olacaktır. Bilebildiğim kadarıyla şu ana kadar 44 başkandan hiçbiri doğrudan sermayenin içinden gelmiyordu ancak Trump Forbes’ın listesine göre 156.sırada yer alıyor http://www.forbes.com/profile/donald-trump/. Halihazırda zengin ve buna ek olarak 45. Amerika Başkanı olarak seçildi. Sermaye sahibi olarak politikaya bakışı Amerika Birleşik Şirketlerini nasıl yöneteceğine göre şekillenecektir. Burada önemli olan silah tüccarlarıyla olan pazarlıklarının nerelere kadar varacağıdır.Buna ek olarak şu anda İsrail, her gelişmeyi kendi menfaatine olacak şekilde nasıl devşirebilirimin hesaplar içine mutlaka girmiştir. Peki sizinde eleştirileriniz doğrultusunda kendine güvenen bir Türkiye nerede olacak? bekleyip göreceğiz. İnşallah bu ülke menfaatine gelişmeler yaşanır.

    • Musdafa bey ne. güzel tarif etmişsiniz Trump “emlak zengini” inşaat’dan iyi anlar. Bende bir şey eklemek istiyorum.Silahların yıktığı şehirleri, binalari,vb yapmak için o ülkelerdeki savaşları durdurur inşaat alani açmak içinde başka ülkelerde başlatır.Trump bar bar bağırıyordu “Müslümanları bu ülkeye sokmiyacağım,”diye,60 dakika progaminda Sunucu onun seçim vaadlerini sordu hepisine bir cevap verdi Müslümanları sokmiyacağı vaadini soruncu çok kızdı ve şunu söyledi,” stop, stop kamareralr stop,” bunun anlami birdaha bu soruyu sormayın.Çünkü Trump kendi kazancına kazanç katmak için Müslümanlar’ı tam bir yem olarak görüyir.Bundan sonrakı en kazançlı ulke olarak Her halde Sudiarabistan dan başlar.

  11. Galiba bir dalgınlık clinton Sudan be Afganistan’a eş zamanlı olarak saldırdı ve Sudan’da bir ilaç fabrikası bombalandı(kimyasal silah üreten bir tesis olduğu iddia edildi fakat bu yanlıştı).

  12. Sayın Koru tipik bir Trump seçmeni fotoğrafını yadırgadım.Bence köşenize o fotoğrafı koymamalıydınız.O fotoğrafı koymaktaki amaç nedir? Anlayamadım. Saygılar. Vetefe

    • Sizce amaci ne olabilir peki??? Bence de resmin koyulmasi uygun olmamış…..yanlış olmus…. fakat su amaciniz nedir cumlesini bi anlamadim gitti…. saygilarimla…

      • Bu köşeyi takip edenlerin sanırım % 99 u müslüman; böyle bir kitlenin takip ettiği bir sitede müslümanlara hakaret eden bir resmin yayınlanması beni rahatsız etti. Muhafazakar bildiğimiz birinin bu resmi niçin koymuş olduğunu sordum sadece. Henüz cevap da alamadık. Saygılar…

          • Taha bey, bir falcının gözünden fotoğrafdaki adamın tarifi.Bu adam kim? Kültürsüz,cahilmi desem,kincime desem, müslüman düşmanımı desem,ne desem’kl Haaa bildim, bildim bu adam Trump seçmeni.O resimin orada durması en çok Müslümanlar için gerekli.

          • Taha bey, ben bugün yorum yapmamaya kara verdiğim için pek ayrıntıya girmek istemeden o resimi lütfen siteden kaldirmayin bu resimi ben burdaki Müslümanların derneğine götürüp bir konuşacam burada bu adama dava açmak için eminim bu resmi gören her müslüman bunun için imza atar ve dava açmak için gereken maddi ve manevi desteği verir, bu küfüre kayıtsız kalmamak gerek ben bekledim bizim ordakı ahkam kesen müslümanlar nasıl bir tepki verir diye hiç kimse aldiriş etmedi bu adam bir buçuk miliyar Müslümana küfür ediyor bunu kimse görüp de düyaya duyurmiyor. Allaha emanet olun.

        • Bence tepkinizde haklisiniz… belkide tepki vermeseniz bizimde aklimiza gelmeyecekti… hassasiyetiniz icin allah razi olsun… ama musluman baska bir musluman icin iyi niyetli olmali…. amacin ne sorusu bence bu iyiniyete golge dusuruyor… belki uslup daha yumusak olabilir…. sanirim…benim onceki yazidaki uslubumunda uygun olmadigi gibi….saygilarimla….

          • Evet haklisiniz benim uslubum siteye yorum yapanlara değil burada (Amerikada) yaşayan muslüman ve orada yaşayan gazetecilere idi,sizileri inciti isem beni bağışlayin kusra bakmayin, hakkinizi helal edin.

YORUM YAP