CHP’liler hesap özürlüsü… Kurultaya gitseler de talihleri değişeceğe benzemiyor…

41

Anamuhalefet son seçimden de anamuhalefet olarak çıktı. CHP yine Türkiye’nin ikinci en çok oy alan partisi. Sistem değişikliğiyle yetkilerin yeniden dağıtıldığı ve büyük payın cumhurbaşkanlığı makamına verildiği günümüzde, varlığını hissettirmesi beklenen denge ve denetleme açığını giderme çabasına girmesi beklenen partidir CHP…

O göreve de MHP kendiliğinden talip oldu.

CHP kendisinden bekleneni yerine getirmenin çabasına girmek yerine hala seçimin sarsıntılarıyla meşgul. Artçı şokları CHP’nin kendisi tetikliyor.

Delegelerin yarısı imza verirse kurultay toplanacak ve genel başkanı değiştirecekmiş…

Toplama çarpma bilmiyorlar

İddia şu: Seçimde cumhurbaşkanı adayı gösterilen Muharrem İnce uzun yıllardır yüzde 25 oranını aşamayan CHP’nin talihini güldürmüş ve yüzde 30’u aşan (30.6) bir oy alabilmiş; partinin kendisinin oyu yüzde 22 dolayımında (22.6) kaldığı halde…

Eh, bu başarının sahibi başa getirilirse CHP’nin oy kısırlığı ortadan kalkacakmış…

Bu CHP’liler aritmatik de bilmiyor galiba.

Muharrem İnce seçime CHP’nin adayı olarak girdi, ama partisinin İYİ Parti ve Saadet Partisi ile kurduğu ittifak ve biraz da HDP sayesinde yüzde 30 oy alabildi.

İYİ Parti ve Saadet Partisi’nin seçimde aldıkları oy ile cumhurbaşkanı adaylarının aldıkları oylar arasında da farklar var. Bir tür ‘çatı aday’ gibiydi İnce

Stratejik oy kullandı bazı CHP’liler ve barajın altında kaldığı takdirde çıkaracağı 60 kadar milletvekilinin AK Parti’ye ‘bonus’ olarak gidebileceği endişesiyle içlerinden oyunu HDP’ye verenler de oldu. HDP’nin oyu ile cumhurbaşkanı adayının oyu arasında da bariz bir fark var.

Tabloda açıkça görülen bu farkları alt alta yazar ve CHP’nin aldığı oya eklerseniz, Muharrem İnce’nin aldığı oyun nereden geldiğini görebilirsiniz.

İnce, kampanyada büyük bir gayret gösterdiği ve AK Parti adayının seçim öncesinde yalnızca kendisini muhatap almasıyla en ciddi rakip görüntüsüne de büründüğü halde, başarısı sınırlı kaldı.

Cumhurbaşkanlığı seçimini iddia ettiği gibi kazanamadığı gibi, neredeyse garanti gibi gördüğü ikinci tura da bırakamadı.

Ekmeleddin İhsanoğlu kadar bile olamadı

Hiçbir CHP’linin aklına gelmediğini gördüğüm için acı gerçeği belirtmek bana düşüyor: Bir önceki cumhurbaşkanlığı seçiminde ‘çatı adayı’ olarak belirlenmiş Ekmeleddin İhsanoğlu’nun aldığı yüzde 38.5’luk oya bile ulaşamadı Muharrem İnce

Hazin, ama gerçek bu.

Ekmeleddin İhsanoğlu CHP+MHP’nin ‘çatı adayı’ idi bir önceki cumhurbaşkanlığı seçiminde ancak her iki parti de adaylarını tam benimseyememişti. Halk, buna rağmen, daha önce ismini işitmediği ve arkasında teşkilat desteği de bulunmadığı için kampanya yapma fırsatına da sahip olmayan adaya yüzde 38.5 gibi yüksek bir oy verebilmişti.

HDP’nin adayı Selahattin Demirtaş ile Ekmeleddin İhsanoğlu kazanan Tayyip Erdoğan’ı bayağı zorladılar o seçimde.

Tayyip Erdoğan bu son seçimde o kadar zorlanmadı.

CHP’de lider değişmez mi, bu amaçla kurultay toplanmaz mı?

Lider değiştirmek ve bu amaçla kurultay toplamak elbette her zaman mümkündür; ancak bunu 24 Haziran seçiminin sonuçlarını gerekçe göstererek gerçekleştirme girişimi hayli yüzeysel kalmakta.

Kurultay yapacaksa, CHP, bunu ‘popülerMuharrem İnce’nin halk tarafından tanınmayan Ekmeleddin İhsanoğlu kadar bile neden başarılı olamadığını sorgulamak ve partinin her seçimde yaşadığı hayal kırıklıklarını geride bırakarak içinden bir türlü çıkılamayan kısır döngüden kurtulmak için neler yapılması gerektiğini araştırmak için yapmalı.

İçine düştüğü iç çatışma CHP’nin ülkede köklü bir sistem değişikliğine gidildiğini ve bu yeni sistemde politikanın paradigmalarının da değişime zorlanacağını görmesini engelliyor.

Sistem değişti, AK Parti sistemi değiştirmiş güç olarak günü ve geleceği kendi lehine olacak doğrultuda planlayıp ona göre bir davranış tarzıyla hareket ediyor; CHP ise bunun bile farkında değil.

Farkına vardırmak için seçmen bu seçimde oyunu ondan esirgedi, ancak CHP yine de uyanamadığı görüntüsünü veriyor.

Ne yapsak da CHP’yi uyandırsak?

ΩΩΩΩ

41 YORUMLAR

  1. HER GÜZEL OLANI BAŞKASI YAPSIN BEKLENTISI NE ZAMAN BİTECEK?
    Kimse yalan söylemesin; özellikle seçtiklerimiz.
    Ama biz seçenler söyleriz.
    Seçtiklerimiz adaletli olsun isteriz.
    Ama biz çoğu zaman adıl davranmayız.
    Seçtiklerimiz dürüst olsun isteriz .
    Ama biz dürüst olma ihtiyacı duymayız.
    Seçtiklerimiz adam kayırmasın isteriz ;işi ehline versin deriz.
    Ama bir işe girmek veya ihale almak için cehennemın kapısına dahı gitmekten hicap etmeyiz.
    Seçtiklerimizin hürriyetlerden yana olup herkese eşit davransın isteriz.
    Biz en basit bir yönetimizde bile buna kulak asmayız.
    Seçtiklerimizin bütün evrensel iyi hasletlerle donan mış olmasını isteriz.
    Biz bu hasletlere ulaşmak için hiç bir gayret göstermeyiz.
    Seçtiklerimiz eleştirilerimizi dikkate alsın isteriz.
    Biz eleştirilerden nefret ediyoruz.
    Seçtiklerimizden işimize yarayan her şeyi isteriz.
    Kendimiz kimsenin bir işine yaramak için yol aramayız.
    Daha nice güzellikleri isteriz;evet belki yetkı verdiğimiz ve imkan sağladığımız için istemelıyız.
    Ancak seçtiklerimizi çok iyi olmasını aslında biz seçenlerde istememekteyiz.
    Seçenler seçtiklerinin kendilerini işe almasını,suç işlediğinde cezalandirmamasını,ihaleleri kendine v.b.imkanlardan faydalanmak için seçmektedir.
    Evet seçenler ekseriyetle kötü ise onların en kötüleri seçilirler idareci olarak.
    Seçenler ekseriyetle iyi lerden oluşuyorsa onların en iyileri seçilir idareci olarak.
    En iyiler ancak iyileri yönetebilir.
    En kötüler ancak kötüleri yönetebilir.
    Her birimiz hergün daha iyi olursak merak etmeyın kötüler bizi asla yönetemez.
    Halkımızın çoğunluğu en kısa sürede iyiler den oluşmasi dileğiyle………………
    Hepimizin kendimizi doğru yönde geliştirmeye ihtiyacımız var.

  2. CHP NIN TARİHİ MİSYONU ÇOKTAN BİTİ.(Bana göre beyin ölümü gerçekleşti ;üzücü de olsa vakia budur)
    Bu yazi üzerine: O kadar çok içimizde birikmiş dertlerimizin asıl muessibi diyebilirim.
    Osmanlıdan sonra bayrağı devralan kadrolar.
    Savaşin galıbinin baş aktörü; imparatorluğun cesedi üzerinde kendi alemşumul siyasetinin gereği olarak irili ufaklı birçok ülke kurdu veya kurulmasını dizayn etti.
    Üzerinde güneş batmayan imparatorluk Ulaşılamaz üstün siyasetinin gereği bütün dünyada olduğu gibi kurucuları hep yerlı aktörlerden seçmiştir.Dünya üzerinde çok az nufusa sahip olmasına rağmen ayak bastiği veya dizayn ettiği ülkelerin şuan birçoğu bağimsiz olsalar bile hepsi birer dünya gücü veya gücü olma yolundadır.
    Ben bunun temel felsefesini şu anda dahı bizim ulaşamadiğimiz MAGNA CARTA ya bağliyorum.
    Onlar bir ülkede hep yerlı ve milli partnerler bulmuşlar ve kazan-kazan metoduyla davranmişlerdir.
    Osmanlinin kadroları bu yeni ülkemizin kurucu babaları olurken.Bu idari kadrolardan; (özellikle askeri bürokrasi) Bati ile doku uyuşmazliği olanlar safdişi edilmiştir.
    Eğitimli kadrolar genelde zaten birer batı hayranı idi.Olması da normal her konuda gelişme oradaydı ve gelişmek isteyenlerinde buradan işik almaya çalışmasi eşyanin tabiati na uygundu.
    Eğitimsiz halk çoğunluktaydı ve mufazakar görünümündeydi diyorum çünkü:yeni şeyler öğrenemeyen bir şekilde eskiden kazandiği ne varsa doğru yanlış değerlendirmeden korumak zorunda hisseder kendini.
    Çok az bir eğitimli kesim de batının teknolojik yeniliklerini alalim ama kendi ahlakımızı koruyalım veya daha geliştirelim diyordu.Bunlarında esamesi okunmadığından kisa sürede devleti ali den safdişi edildiler.
    Yeni kurucular yönetimi devralırken çok bedel ödemediğinden herhalde halklarının büyük çoğunluğunu mutlu etme ihtiyaci duymadi.Devlet totaliter bir şekilde yeni yasaları dayattı.Devletliler ve ona yaltakçilik yapan bir kesim çoğunluğa göre o zamanın şartlarinda imtiyazlı konumdaydılar.
    Tek adam yönetimlerinin icraatlarını anlatmaya gerek yok.Batili gibi yaşamak isteyen ama halkına batılı gibi davranmayan.Sorsan o zamanın şartları öyleydi cevabi;her yanlışları ortaya çıkan idarecinin başvurduğu kendince mazur görülme savunması.
    Halkına tepeden bakan yönetim gelişme adına da ilk başlarda bazi şeyler yaptıysada arkasını getiremedi.
    Çünkü dünyada tek adam yönetimleri kurulduğunda kararlar hızlı uygulandığından bir dinamizm kazandırır. Kısa süre sonra yapıcı eleştiri yapanlar safdışı edilir etrafı yalakalarca işgal edilir.sonrada hanedanlik dönemleri kaçınılmaz olur.Herkes sülalesini böylece kurtarma derdine düşer.
    CHP nın böyle bir unutulmaz hikayesi varkı ;halkın hafizasindan silinmesi imkansizdir ve nesilden nesile aktarılır.
    Bazı zamanlar halk acaba değişmiş midir diye bir kısmi teveccüh etmiş olsada hiçbirzaman umduğunu bulamamıştir.
    Uzun zaman burokrasımızın her çeşidinde gösterdikleri hakimiyet onları ve destekçilerini dağlarin sahibi burnun dan kıl aldırmaz hale getirmiştir.Halk gözlerinde hep cahil ve yolunu bulacak becerisi olayan bu yüzdende yönlendirilmesi her daim gerekli olan yığınlardır.
    Hiçbir zaman bu yüzden gerçek demokrasi yıde ;gerçek laikliği de benimsememişlerdir.
    Devlet bürokrasının verdiği güçle hep herşeyı dayatmiş birer tek adam sevicileri olmuşlar dir.
    Halan ken di yaşam tarzları ve düşünceleri ne uygun bir totaliter tek adam, ülkenın yönetiminde olsa, onların bayramı olur sanırım.
    Her firsatta genlerindeki bu arızalar kritik zamanlarda nükseder.’411 EL kaosa kalktı gibi.’
    Üniversite gibi özgürlüğün seviyesinin tartilaşılamıyacaği yerlerde kıyafet yasaklarını alkışladılar.Halkının çoğunluğunun masum taleplerını hep reddederken;kendi yaşam tarzına uygun en uç tarzlara dahi sınırsız özgürlük isterler.Hep kendi için özgürlük.
    Ülkenin bütün bürokrasısını seferber ederek halkın çoğunluğunun masum isteklerine tercüman olmak isteyenlerı cüzzamli ilan eder bir şiir okudu diye hapse atar.Sonrada muhtar bile olamasın diye kanuni engeller koyan guruhun efradidirlar.Büyük bir mahkemenin başkanının dediği gibi yüzde doksansekizle dahi gelseler devleti onlara idare ettirmeyeceğiz derler.
    Devran değişti gibi görünüyor.Devlet erkanında halen büyük çoğunlukları olduklarına inaniyorlar bu düşünce sahipleri,nereden anlıyorsun bunu derseniz.bütün üniversite eğitimi almiş meslek odalarında kimlerin tartişmasiz büyük çoğunlukla seçimleri aldığına bakmanız yeterli.Bu meslektaşlarin sinif arkadaşları da devlet burokrasısınde değilmi sanıyorsunuz.
    Bu sebeple yarın öbür gün herhangi bir şekilde yönetime geldiklerinde tekrar yırmı yıl önceki duruma gelmeyeceğimizin garantisı varmı?
    Halk bu yüzden o eskı günlere tekrar döneriz diye ;bu günkü iktidara sarılıyor.
    Evet yanlış ları her fanı gibi var ama sandık başına gidince bellı yaşa gelenler özellıkle hemen elleri titremeye başliyor ve ehveni şerde olsa yeni bir yönetim değişikliği macerasından şiddetle ürkerek oy unu bildik birine vermede tereddüt etmiyor.
    İktidarin böyle tarihı geçmişi hiç de iyi izler birakmamiş bir mualafet şansi var.
    gelecekte şimdi yırmı -otuzlu yaşlarda olanlar çoğaldıkçe ve geçmişi yaşamamişlar çoğunluğa ulaştığında günün şartlarına uygun karizmatik bir lider bulursa yeniden iktidara gelme şansları olur.
    Belkı o zaman herkes için adalet ve herkes için gerçek demokrasi vede medeni ülkelerdeki hakiki laikliği uygulayarak halkın gönlünde taht kurar böylece hep bir alternatif ve iktidar adayı olabilirler.
    Yakın zaman da bu başkanlik sistemi uygulandığı ölçüde güçlü rakip çıkma şansi sıfıra yakın.Bu sistemde ancak muhafazakar (CHP daha tutucu) mili ve manevi değerlere saygılı diyelim .Geçmiş hikayesinde alanın da ve sorumluluk üstlendiği zamanlarda başarılı olan bir aday devlet imkanları ile bir şekilde engellenmezse veya engellenmesi sağlanmazsa seçilme sanşı olabilir.
    Yinede bazı ittifaklarla olursa olabilır görünüyor.
    VELHASILKELAM HALK LAYIK OLDUĞU İDARECİYİ BULANA KADAR BÖYLE DEVAM EDECEKTİR.
    BAŞKA BİR DEYİŞLE ZATEN HALK KENDİSİNE LAİK OLAN İDARECİSİNİ BULMUŞTUR. VESSELAM………………….

  3. Necip bey önce havuzu bırakın biraz başka yerleri okuyun, bir kerece gönderdiğim linklerin birisi havuz diğeri sıradan insanların tartiştığı bir link ordada gene sizin gibi savunmaya geçenler var yalniz onlarin sizden tek bir farkı terbiyelerinin olmaması, KÜFÜR etmeleri,yoksa onlarda ayni sizin zihniyetinizi savunuyorlar.

    Orası Dünyanin en zengin devletlerinden birisi ismide Vatikan devleti. İtalya değil.

    Ben iki gün öncede yazmıştım gene yazayım Trumpun Damadı ve Kızının resmi hiç bir konumlari ve imza yetkileri yok, yaptıkları işi bedeva yapiyorlar çünkü ABD yasalarí akrabayi işe almayi yasakliyor. Açikcası ABD başkanlik sistemi ile yönetiliyor bizdeki gibi erdoğanculık SİSTEMİ ile değil.

    Ben günün yazisini benden daha iyi yorumliyanlar olduğu için değişik örnekler vererek basından takip ettiğim DİNİ nasíl kendi çíkarları için kullanarak inançsiz hatta Müslümanlardan nefret eden bir nesil yetiştirdikleri, tıpkı ırkcılık yapanlar gibi çakma müslümanlkların onlara oy verenler kayıtsız şartsız her hatasına kılıf ariyanların yalnışlarını birazda olsa kendi bildiklerimi açıklamaya çalişiyorum.
    Not: yakın korumalar ile metirelerce etten duvar ören korumalarıde karıştırmayalım hattta önceden nereye gidileck,kimlerle görüşülecek,hangi mağszalar kapatılacak, vb.vb.
    Bunların hepisinin parası milletin vergileri ile ödeniyor ceplerinden değıl extradan õdenen harcıraklarda cabası.
    İsterseniz Emine Erdoğan’ın son alış veriş yapmak için kapatılan caddeler ve mağazaların TC devletine kaça mal olduğunu araştırınki bende sizin sorularınıza hesap uzmani olmamama rağmen ayrıntıları ile cevap yazayım.
    O zaman korumaların nasıl gittiğini de õğrenmış olursunuz.
    Sağlıcakla kalın

    • Nurdan hanım ben sizin gönderdiğiniz linklerden okudum zaten . Her ikisinde de Vatikan ziyaretinde Erdoğanın 3500 İtalyan güvenlik gücü ile korunduğundan bahsediyor. Malum Vatikanın kendi güvenlik gücü mevcut değil biliyorsunuz, onlar göstermelik bir devlet. İtalyaya giderek ve Romadan geçerek Vatikana gidiliyor. Dolayısıyla İtalyan güvenlik güçleri koruma tedbiri alıyorlar.
      Zaten buradan 3500 korumanın gitmesi akıl mantık dışı bir olay ve hiçbir devlet, gelen kim olursa olsun kimsenin yanında 3500 koruma getirmesine izin vermez.
      Evet bazen yazılarda mübalağa sanatı da kullanılabilir, ama görünür gerçeklerde mübalağa yapmak pek uygun kaçmıyor bence.

    • Nurdan ın yazıları bana hala Fuat avni yi hatırlatıyor. Belki de nurdan erkektir ne malum. Çünkü 17-25 aralıktan önce kurulunan tiwit ekiplerinde algı oluşturmak için adam başı 5 tiwit hesabı kurulması istenmişti bunları konuşan şakirtlerden biliyorum. bazıları kadın ismi hesabı açmıştı.Acaba nurdan kim. Belki yurtdışında yaşıyor bu kadar algı oluşturma çabası. Millet uyandı abi pardon abla… Bu kadar boş olduğuna göre var nurdan da bi iş.

  4. Koru, güzel tesbit ve değerleme yapmış. Sn. Musa da SAHTE Sosyal Demokrat CHP’nin tavanını
    (yöneticilerini) ve tabanını çok öz ve gerçekçi olarak tesbit etmiş.
    CHP’de Genel Başkan değişse ne değişecek, KAFA değişmedikten sonra. Kurultay, Moğoltay,
    bunlar boş şeyler. Dürüst Ecevit zamanında ellerine bir fırsat geçirdiler, onun da Yalancılığı yatsıya kadar sürdü. CHP prize bağlı bir mevtadır. (En önemlisi askeriyeden de cereyan alamıyor, artık, kanı kurudu).
    İsmet Paşa – M.Kemal Paşa’nın ölümü ile İDAM’dan kurtulup, Fevzi Paşanın ikramı ile – O’nun koltuğuna oturunca ;
    – Paraların üzerindeki O’nun Resimlerini sildirmiş, (demek ki, değiştirilirmiş),
    – O’nun HEYKELLERİNİ YIKTIRIP, yerine, kendi Heykellerini diktirmiye hız vermiş
    – ……..
    Bu İSRAFA şahit olan, zeki insan, mütefekkir Necip Fazıl Kısakürek – daha fazla dayanamayıp, B.D.Dergisi’nde bir Karikatür yayınlamış; İsrafın önlenmesi için “Heykellerin kaidesi (alt kısmı) yerinde kalsın
    sadece “kafa” ları değiştirin” demiş, çaresiz. Fakat, kafa, aynı kalıp kafa – hem de tunçtan – değiştirmek ne çare. Aslında CHP’lilerin tek derdi var, Kendi Bohem hayatlarını yaşamak. Ak Parti ise, bunu
    ziyadesiyle sağlıyor. Ancak, Hint müslümanlarının İSTİKLAL Harbi için yardım olarak gönderdikleri İş Bankasında sermaye olarak duran yardım paralarını (ve diğer…) paylaşamıyorlar, dava bu. Millet falan hikaye

    Merak etmeyin ÖTE DÜNYADA istisnasız TÜM CHP’liler de UYANDIRILACAK, hatta, uyuduğu halde, namaz kılanlar bile. Millet kesesinden BÜTÇE’nin E Cetveli’nden, ATA’nın (babasının) kesesinden yıllardır yüzlerce maaş alanlar da sorguya çekilecek, istemeseler de.

    Dünkü Yazıya açıklama istiyenlere :

    Bu mahal tartışma ve münakaşa yeri haline getirilmememli. Herkes eteğindekini ortaya döker, istiyen beğenir, istifade eder, istiyen beğenmez, geçer, gider, fakat, edep dairesinde.
    Bernar bey, bazılarında haklı olduğu değerlendirmelerde bulunmuş. İstisnaen onlara kısa açıklamalarda bulunacağım. (güncel ve umumu ilgilendiren konular olduğu için) :
    Daha evvel de dedim : ” konuyu anlamak onu, yarı yarıya çözmek demektir.
    1 – İki ayrı yerdeki iki cümleyi nasıl birleştirdiniz, hayret doğrusu. Ben size de bir kere daha sormuş olayım. ” Orospulukları (kediciklerle), İslamdanmış gibi göstermek”, İslama iftira ve ihanet değil midır ? Vicdanınızda cevablayın yeter. Bu konularda hükmü verecek olan Adalet kurumudur. Kaldı ki, bir devlet adamı olarak, bu sorunun takdirini RTE’a tahsis etmek gibi bir ıfadem yok, yazım yok.
    Sadece yürütmenin de değil, DEVLETİN başı olduğu için geniş bir KİTLENİN manevi ve maddi boşluğunu, biçareliğini Ona havale ediyor, takibcisi olmasını diliyorum. Bundan daha tabii bir şey olabilir mi ?
    2 – Bugün T.C.Vatandaşının asgari %75’i madden ve bilhassa manen sahibsizdir. Ayrıca, Dini ve dindarlığı sürekli olarak baskı altındadır. Adam Cumhurbaşkanı olduğu halde, eşi kırmızı halıda bile yürüyemedi, sen neden bahsediyorsun. Biz daha, çok şeyler gördük ve görüyoruz. Derdi olan görür. Adam, hala, çöplükten topladığı yemeklerle geçiniyor. Halk (garibanlar) muhtelif vergi ve mükellefiyetler altında ezilmektedir. Manen eğitim alacağı tarafsız, adil, alim bir müessese yoktur. Sapık meşrepler ve mezhep temsilcileri başını almış gidiyor. Devletin bir Profesörü “Üniversiteler fuhuş yuvası halindedir”, diyor ; kimseden ÇIT YOK.
    – Saydığınız 3 Cemaata takılan insanlar, genelde, köklü dini eğitim almamış kişiler (Nevzat Çiçek – TV.. ) . Binnetice, oltaya kolay yakalanıyor. Daha önce yazdım. C.Başkanının FETO konusunda söylediği doğru, fakat, uygulama yanlış gidiyor. (Mesela Bakanlığın adı Milli Eğitim, fakat, alakası yok. Ya müfredat değişmeli ya Bakanlık adı değişmeli: M.ÖĞRETİM). SİYASET çözüm ÜRETEMİYOR, hassaten CHP cenahı. Sorsanız, yeni sistemi bilenleri bile nadirdir. Mebusların derdi de YOK.
    Türkiye’nin bir talihsizliği de, YONCA düşkünü YALAKANIN çokluğudur.
    Furkan Vakfı ve Başkanı hakkında bilgim yok. Bana vazife ve populer de olmıyan işler ve kişiler hakkında merak sarmam. Bu itibarla ne söylesem yalan olur. Öyle bir döneme kaldık ki, hızır sandığın, hınzır çıkıyor.
    Adnan Hoca (sahte – yıllardır meydanda) hakkında, S:karagülle’nin zanları çok yanlış, çok
    zamanki saflığı içerisinde söylenmiş kabul ediyorum
    Neticede, beğenseniz de, beğenmeseniz de Adliye (Mahkemeler) Karar verecek. İnsan unsurumuz çok çürümüş. Vasıflı insan yetiştiremiyor, cemiyet; hep nefis yarışı içerisinde.
    Elbette ki, zulm ile abad olunmaz. Zalimin zulmü varsa, MAZLUMUN, MEHİL veren Allah’ı var. Tarihi olayları, tarihi seyri içinde, ince elekli gözden geçirmek lazım

    Esasen, yadırgadığımız olayların arkasında, ilim ve dirayet sahibi alimlerin yok oluşu yatıyor.
    Kuru ilim ve ezber de yetmiyor. Her bilgiyi uygulumıya aktaracak HAKİKİ ve deruni alim lazım. Bu yüzdendir
    ki, Cenab-ı Peygamber, ” Allah dini ortadan kaldırmaz. Evvela, alimleri alır…..” buyurmuşlar. Şimdikilere, alim demiye 1000 şahit gerek. Tekrarlıyalım. “feleğin çarkından geçmiş, eski, ” Dış İşleri Bakanı, Çağlayangil, ” CİA seni kullanır da kullanıldığının farkına bile varmazsın” demiş
    Avam ve Musa beylere, “Uygulama (sonucu itibariyle) kime yarıyor” evet, çok önemli.

    • Kendisini,olaylara bir tarafın gözlüğü ile bakmaya adamış olanların yorumlarının isabetli olması ,bu yüzden de değerli olması beklenemez..Maalesef ortam böyleleri ile dolmuş,taşıyor….Bunları her yerde görüyoruz..

    • Kimi yorumlarımı ciddiye alıp dostane bir dille düşüncelerinizi dile getirdiğiniz için teşekkür ediyorum. Oktar ve kediciklerinin bir soytarılık olduğu kuşkusuz -ve elbette İslam’a bir iftira ve ihanet. Bunları İslami cemaatler kategorisi içinde düşünmek bile akla ziyan bir durum. Nitekim, toplasanız bin kişiyi bile bulmayan bu soytarılık teşkilatının niteliği üzerinde tüm tolum kesimleri tam bir uzlaşı içinde. Ben, toplumumuzda bir karşılığı olan cemaatler bağlamında sormuştum sorumu ve Furkan Vakfı’nı bunun bir örneği olarak öne çıkarmıştım.

      Benim kişisel düşüncem de Sayın Karagülle’nin bu konudaki tutumuna yakın: Hiçbir cemaat üzerine bir sınırlama getirilmemelidir. Hangi dinsel cemaat ya da tarikatın İslam’a aykırı olduğunun tespiti iradesi, ne devlete, ne Başkan’a, ne de bir başka İslami yapıya verilebilir. Bu asla kabul edilemez. Aynı şey, tüm İslami ya da İslam duyarlığına sahip siyasal yapılar ve partiler için de geçerlidir. Şeriat’a dayalı bir toplum düzeni kurma tasavvuru ve talebi, en az sosyalist bir toplum tasavvuru ve talebi kadar meşrudur. Devlet, dün de bugün de “makbul cemaat”, “makbul Müslüman” tanımını tekeline almış otoriter bir gücü ima eder. Devletin dini kontrol etmek, farklı İslam yorumlarını gayrı-makbul ya da yasadışı ilan etmek için kurulmuştur Diyanet İşleri Başkanlığı ve bu devlet kurumunun varlığı asla kabul edilemez. AK Parti öncesi dönemlerde yüzbinlerce Müslüman DİB’na açık biçimde karşı çıkarken bugün bu yapıyı -salt AK Parti iktidarı- dolayısıyla sorun olarak görmekten vaz geçmiş olması hem üzücü, hem düşndürücüdür.

      Bir Müslüman, hak ve adalet talebinin kapitalist bir sistemde, neoliberal politikaların uygulayıcısı bir siyasal parti eliyle gerçekleşemeyeceğini bilmeli, devletle ve devlet yöneticisi kadrolarla arasına dengeli bir mesafe koymasını bilmelidir (elbette bence, herkes gibi kendi fikirlerimi dile getiriyorum ve bu bir ukalalık, Müslümanları küçümseme iması değil). Ben, İslam’dan da beslenen kendi kişisel ilkelerim gereği, Gülen çetesinin değil o Cemaate gönül vermiş olmak dışında hiçbir “suçu”(!) olmayan onbinlerce madur insanın hakkının ve hukukunun yanındayım. Devletin bir terörist olduğu iddiasıyla zindana tıktığı A. Kuytul ve Furkan Vakfı’nın yanındayım. Bu konularda ne devleti, ne Erdoğan’ı referans almam, aklımı ve vicdanımı kullanırım. Tıpkı zulüm gibi, suç ve suçlu tanımı da baki kalmaz bu gök kubbede. . . Saygılar.

    • Abdurrahman Serdar bey herkesimden düşünceleri harmanlayıp ortaya karışık bir yorum yapmış, zihni çok karışık olduğu ortada, tam olarak ne dediğini anlayamadım

  5. bugün yorumda gec kaldim hemen yazayim.:)))

    on yillarca dindar kesim ezildi büzüldü
    bunu iyi irdeleyen bir ekip uzun süredir halkin destegiyle iktidarda.
    ve inanan kesime yapilanlari biz ve digerleri diyerek tekrar ediyor.
    etki tepki tabiatin gercegidir. taaki toplum nezdinde iktidar yaptiklariyla doygunluga ulasirsa yeni iktidar kacinilmaz olur.

    henüz zamani gelmedigi icin millet destegini sürdürüyor.
    inanin dolar 10tl olsa suanda yine destek eksilmez iktidardan…

  6. Sebilürreşad adlı yorumcu arkadaşımızın da işaret ettiği üzere, CHP’nin sosyal demokratlıkla, uluslararası sermayenin dyattığı neoliberal politikaların yoksulluğa ve çaresizliğe mahkum ettiği halk yığınlarıyla hiçbir ilgisi yok, geçmişte de olmadı. Kuruluşundan itibaren, seküler-modernleşmeci azınlığın bürokratik oligarşisnin sivil ayağı bir partiydi; vesayet rejimi yenilgiye uğratıldıktan sonra, iktidarı hedeflermiş gibi görünen, temel gayesi ise belediyelere çöreklenerek yerel iktidar olanaklarından nemalanmaya çalışan bir çıkar gurubu olarak varlığını devam ettiriyor. Dolayısıyla, bu partiyi “iktidara gelebilmesi için yapması gerekenleri göremeyen, derin uykusundan uyanamayan” bir parti olarak görmek ve göstermek bence yanlış.

    CHP, gerçek bir demokrat, çoğulcu zihniyetin bu topraklarda yeşermesinin önündeki en büyük engel. Toplumumuzun ezici çoğunluğunu oluşturan dindar-muhafazakar yığınlar üzerinde tahakkümü, bir din karşıtlığı olarak formüle edilen otoriter laikçiliği, din düşmanlığı ve Kürt düşmanlığı üzerinde yükselen gerici Kemalizm ideolojisini “sol” ya da “sosyal demokratlık” olarak onyıllarca yutturmayı başardı bu siyasal yapı. Daha da güç yitirerek tarih sahnesinden çekilmesi hepimizin yararına. Bu partinin mevcut muhalefet partileriyle bir araya gelerek yeni bir blok içinde tekil bir muhalefet partisine evrilmesi önerisi (bir yorumcu bunu öneriyor görünüyordu bugünkü yorumunda) gerçekçi değil. Bu hem sosyolojik, hem kültürel, hem de siyasal olarak bana mümkün görünmüyor.

    Türkiye, bugün dindarlıkla ilnitisi olmayan, esas olarak seküler siyaset profesyonelleri ve seküler medya üzerinde yükselen, Erdoğan kimliğinde cisimleşen devletçi neoliberal düzene de mahkum değil. Necip Güven Bey’in de işaret ettiği üzere, halk AK Parti ve Erdoğan’a salt dinsel duyarlığı nedeniyle oy vermiyor. Hem onyıllara kendisinden çalınmış inanç özgürlüğüne ilişkin kazanımlarının elniden alınabileceği korkusuyla, hem de CHP merkezli siyasetçilere hiç mi hiç güvenmediği için, Erdoğan ardında saf tutmaya devam ediyor. Bir duygu, sezgi olarak, son yıllarda ülkenin iyi yönetilmediğiin farkında. Hem siyasi bir seçenek göremediği için, hem de Erdoğan’ın bu sorunları aşabileceğine ilişkin inancını yitirmediği için, Erdoğan’a desteğini kitlesel olarak çekme refkeksi göstermiyor. Seçmeninin hatırı sayılır bir bölümü, kendisine gösterilen 15 Temmuz, dış güçlerin oyunu vb. başarısızlık gerekçelerini de inandırıcı bulmaya devam ediyor.

    Sermayenin ve neoliberal politikaların ne vicdanı, ne de ahlakı vardır. İnsanların yaşadıkları ekonomik sosyal sorunlar umurunda değildir bunların. ABD ve Fransa, Macaristan, Polonya başta gelmek üzere Batılı kapitalist ülkelerde bu politikalardan duyulan hoşnutsuzluk ve öfke ırkçılık, İslam karşıtlığı üzerinde yükselen bir popülizm aracılığı ile manipüle edilirken, bizde sosyolojik-kültürel toplumsal guruplar arasındaki kimliksel düşmanlaşma,”Bütün dünya bize düşman” argümanı üzerinden sahneleniyor. Ne Suriyeli mültecilere duyulan kitlesel nefret, ne de Kürtlere yönelen nefret birer rastlantı.

    Ne var ki, kimliğe ve milliyetçi hamasete dayanan popülist siyaset, inandırıcılığını sürgit koruyamaz. Çünkü, kimliksel aidiyet duyguları da bir yere kadar iş görür. Ortalama vatandaş, bir ideolojik yakınlık duygusuna sahiptir, ama o yakınlık duygusu militanlık boyutunda değildir. İş aş, eğitim, çatışmadan uzak bir gündelik yaşam beklentisi, ortak ve yaygın beklentidir.

    Gelenek ve zihniyet açısından, Türkiye’deki seküler dünya halkın bu beklentisini karşılayabilecek bir siyasal partiyi kendi içinden çıkaramaz. Adaleti, hak ve hürriyetleri savunan, kendisini seküler dünyanın çıkarcı kliklerinden ve seküler medyasından uzak tutan, toplumsal yaşamda çoğulculuğu samimi olarak benimsemiş, uluslararası sermeyenin dayattığı neoliberal politikalara alternatif politikalar üretebileceği iddiasında olan parti, yine dindar-muhafazakar yığınlar arasından çıkacak görünüyor. . .

    • Son zamanlarda, yorumlar da, CHP’nin bahsinin olduğu her konuda, söz dönüp dolaşıp CHP’nin siyasetten el çekmesi, kapısına kilit vurması, kendini lağvetmesi, dönüştürmesi, ağırlıklı olarak dillendiriliyor. Acaba böyle bir sürece mi giriliyor. Sanki, artık CHP dikiş tutmayacak gibi..belki de tarihi bir olaya şahitlik ediyoruz.

    • Ülkenin içinde bulunduğu vahşi kapitalist politika zemininde ve zenginliğin hakça bölüşülmesine olan azami derecede ihtiyaç ki bunun en önemli kriteri olan yıllar içinde artan zengin fakir arası uçurum ve Türkiye nüfusunun %22’sinin yoksul olup, bürokrat şehri Ankara’nın zenginlikte birinci olması gibi rant ekonomisi garabetinin son 10 yılda had safhada artmış olması ve fakir halkımızın vicdansız kapitalizmin uç beyleri olan bankerler tarafından teslim alındığını gösteren
      kredi borç batağındaki milyonlarımızla memleketimizde ufka bakıp ümitle yok mu? bizi bu belvayı azimden kurtaracak diyen milyonlara hitap edecek bir sosyal demokrat söylem ve proje eğer gerçekleşmiyorsa sosyal demokrasi iddiasındaki her parti ve siyasetçi özeleştiri yapmak zorundadır. Bu toplumun rantiye zengininin daha zengin olup güya sosyal demokrat iddialı parti sempatizanı olduğu ve muktedir yapıdan besleme yeni orta, üst rant sınıfının menfaati sebebiyle trol kadrosunda bulunması makul iken, fakir kitlelerin gelir uçurumu artıp her geçen gün görece daha fakir olup, hayat pahalılığı, kredi borç batağı altında inlemesine rağmen sosyolojik, ekonomik katmanlarına hitap eden alternatif bir politika üretilememiş olmasından mütevellit ”labil endiferans” içinde meskun çıkmazdaki mazlum ve masum kitlenin davranışlarını öğrenilmiş çaresizlikten başka bir tez ile açıklamak mümkün görünmüyor.

  7. AKP şöyle yaptı
    CHP böyle yaptı
    MHP şunu dedi
    Saadet falan filan
    HDP zaten .
    İYİ parti şöyle böyle
    Her insanın olduğu gibi insanlardan oluşan parti veya cemiyetlerinde her türlü hastalığa açık olduğunu görmeliyiz.
    Kendimizin zaaflarını görmediğimiz müddetçe tuttuğumuz partinin veya cemaatin yanlışlarını göremeyiz.
    Karşımızdaki veya karşımıza aldığımız toplulukların yanlışlarının bizden daha yanlış olduklarının mücadelesiyle enerji tüketmek yerine
    “emrolunduğumuz doğruların”peşinden gitmeliyiz.
    Yeryüzünde bulunuş anacına uygun bir hayat sürmaliyiz.
    İman etmiş insanlar alarak önce “hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?”düsturuna uygun bilgimizin gelişmesine ve bumeyanda yaşamaya çaba gösterip sözü özü bir insan olmalıyız.
    Ve inanan inanmayan,doğru yanlış her insanla konuşabilmeliyiz.
    Ötekilerin çok olması veya kemikleşmesi bizim masumiyetimiz değil zaafımız ve yetersizliğimizdir.”İslamı öyle yaşakş seni öldürmeğe gelen sende dirilsin”

  8. Elhemdulillah bunda böğle bize karada ölüm yok anli secdeye giden bir Başkanımız var. Artık CHP ye ihtidar yüzü göstermiyoruz çünkü onlar bize dinimizi yaşatmiyorlar
    MASALLAH.Bir yüzüğün bereketine bakın
    ben hep şu soruyu soriyordum bu C Başkanı yurt dışına çıkarkan 3,500 korumayı neden götüriyor? Diye.
    Demeki mağazalar kapatmak içinmiş ye ye bitmiyor ne bereketli bir yüzükmüş.
    Bir Müslümanada bu yakışır yerli ve milli malı kulkaniyoruz ve israf etmiyoruz haşa yetim hakki hiç yemiyoruz.

    Bu yazı internetten kopiledim.

    Emine Erdoğan Brüksel’de yine lüks mağazaları kapatıp alışveriş yaptı

    mağazaları kapatıp alışveriş yaptı

    NATO zirvesi için Tayyip Erdoğan ile birlikte Brüksel’e giden Emine Erdoğan’ın alışveriş yapmak için mağaza kapattığı ifade edildi.

    Emine Erdoğan Brüksel’de yine mağaza kapattı

    Belçika basınında yer alan habere göre Emine Erdoğan, alışveriş yapmak için üst sınıf müşterilere yönelik deri ve kürk satışı yapan Longchamp adlı mağazayı kapattı.

    Haberde yer alan bilgilere göre Recep Tayyip Erdoğan, Brüksel’de gerçekleşen NATO zirvesine eşi Emine Erdoğan ile birlikte geldi. Zirve sonrasında Brüksel’in Molenbeek semtinde Longchamp adlı lüks deri ve kürk tekstil ürünleri satan bir mağazayı kapattı.

    Alışveriş esnasında cadde ve caddeye çıkan sokaklar da güvenlik güçleri ve zırhlı araçlar tarafından korumaya alındı.

    Belçika’da yayın yapan LeLibre gazetesi, “Molenbeek alışveriş nedeniyle kapalıdır” başlıklı bir haber yaptı. Emine Erdoğan’ın alışveriş yapması sebebi ile kapatılan sokaklardaki vatandaşların olaya tepki gösterdiği ifade edildi.

    2015’TE DE KAPATTI

    2015 Yılında da benzer bir olay yaşanmıştı. Belçika’nın Fransızca yayın yapan gazetesi Le Capitale, resmi temaslar için o dönem Brüksel’de bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın, alışveriş yaptığı mağazaları ‘kapattığı’nı yazmıştı.

    Le Capitale, ‘Brüksel: Türkiye Cumhurbaşkanı’nın eşi Emine Erdoğan, Louise caddesindeki mağazaları kendi alışverişi için kapattı’ başlıklı haberinde, Louise Caddesi’nde yer alan lüks mağazaların  yaklaşık bir saat boyunca Emine Erdoğan’ın korumaları tarafından diğer müşterilere kapatıldığını kaleme almıştı.

    Sosyal medyada da görüntülere yer verilmişti.

       

    • Nurdan hanım şu 3500 korumanın yutdışına nasıl götürüldüğünü, orada nerelerde kaldığını, Erdoğanın katıldığı zirvelerde ne tarafında durup nasıl korumalık yaptıklarını makul ve mantıklı olarak bir açıklayabilirseniz çok memnun olurum. Benim bildiğim matematik sistemiyle yurtdışına 3500 korumayla giden, bu kadar korumayı kabul eden, bu kadar korumayı ortalıkta dolaştıran bir ülkeyi hafsalama sığdıramıyorum da.

      • Necip bey Siz onu bana değil koruma müdürlüne sorun.
        Herhale Zirhli arabalarını nası götüriyorsa onlaride öğle götüriyordur. Ben sadece okuduğum ve dinlediğim haberlerden öğreniyorum. Belli olmaz belkide adam kaçırmak için orda yaşayanlar danda yardım almiş olabilirler.
        Ben orada açıla bilecek Türkçe sitelerden iki tane gönderiyorum, esas yazan o site Türkiyede açılmiyor, onun için birisi havuza dahil olduğu için pek açıklayici bilgi vermese dahi genel olarak bilgi sahibi olursunuz.
        ABD başkanlarını 3000 kişi koruyor RTE 3,500 kişi koruyor.
        Ben o zaman Avrupadan Kuzey Amerkaya yayın yapan bir kanalda dinlemıştım. Zaten onlarda çok şaşırdıkları için haber yapmişlardı.
        Örneğin: Salı günden bu tarafada Albayrakın bakan yapılmasına çok şaşırıyorlar, Türkiyede adamı kalmamışta damadını bakan yapmış diye çünkü buralarda akrabalarını işe yerleştırenlere pek iyi gözle bakmazlar.

        https://tr.sputniknews.com/avrupa/201802021032082821-roma-erdogan-papa-gorusmesi-koruma/

        https://eksisozluk.com/erdoganin-3500-koruma-ile-vatikan-ziyareti–5561620

        • Gönderdiğiniz linklerde 3500 korumanın İtalyan güvenlik gücü olduğu yazıyor yalnız.:)) Buradan o sayıda bir koruma gitmesi zaten mümkün değil. Erdoğan ile birlikte yurtdışına 30 civarında koruma gidiyor sanırım. Zaten gerçeklerden ve mantıktan pek ayrılmamak lazım.

          • Siz Abd deydiniz sanırım. Trumpın kızı ve damadının onun danışmanı olarak resmi görev yaptığını biliyorsunuz herhalde değil mi Nurdan hanım. Abd de hiç adam kalmamış demek!

          • 3500 koruma konusunda sizinle hemfikirim Necip bey. Ancak, ikinci husus olan Albayrak’ın Millet Vekili ve Bakan olması tabii ki dikkati çeken, etik açısından sorgulanan bir durumdur (Turmp’ın kızı ve damadının durumu çok farklı, bir ara o ayrıntıya girilebilir). Bizimkilere sorsan bu nasıl oluyor diye. Allah bilir, bu davranışı Kuran’a dayandıranlar da vardır. Cuma namazlarında devamlı tekrar edilen bir ayet var (Nahl/90. Ayet):

            “Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder, …”

            Akıl-İman sentezi yoksunluğunda, ezbere müslümanlık adına bu olsa olsa torpil olayına bir formül, yamuk bir amele kutsal bir kılıf olabilir. Ancak, gerçekte son derece sakıncalı bir ameldir ve görevi olduğu kadar Kuranı da istismardır. Hayır, yanlışsın diyebilen varsa pratikte şu soruya hakkıyla bir cevap versin: Erdoğan’ın nufuzu olmasaydı, Berat beyin Millet Vekili ve Bakan olma şansı ne idi? Böyle olacağına, Albayrak Erdogan emekli olduktan sonra alnının teriyle hakederek sahneye çıksaydı daha doğru değil miydi?

          • Neden Erdoğan kızını, oğlunu ya da başka yakınlarını değil de sadece damadını milletvekili ve bakan yaptı acaba? Torpil yapma imkanını bulan biri bu imkanını neden çok daha fazla değil de tek bir kişi için kullandı? Buna mantıklı bir cavap bulunamıyorsa, belki de bu kişi gerçekten akademisyenliğiyle, eğitimiyle ve güvenilirliğiyle bu görevi hakeden biridir diye düşünmek gerekir bence. Bazen idareciler çok çok önemli ve hassas görevlere güvenilirliğinden çok emin oldukları kişileri de getirmek isteyebilirler ayrıca. Enerji ve ekonomi işleri de bizim gibi bir ülke için gerçekten de önemli bir konudur. Yöneticilerin bir takdir ve tercih hakkı da vardır. Enerji bakanlığında yaptıkları bir elektrik mühendisi olarak beni memnun etmişti. Ayrıca her konuyu getirip bir yerinden dine bağlamanın da bana göre hiç gereği yok.

  9. Cumhuriyet dönemine iki parti damgasını vurdu.CHP ve AKP.
    CHP tek parti döneminde Köylüler ve dindarları hedef alip istiklal mahkemeleri eşliğinde dini ortadan kaldırmaya çalıştı.
    Köyluleride insan sınıfına koymadi ve aşağiladı.
    Zaten kendisi ihtidarda kalmasının sebebi tek parti olması yoksa o kadar dayanamazdı.
    Bütün bunlara rağmen sicili AKP den daha temiz, çünkü kendisi olduğu gibi gözüküyor iki yüzlülük yapmiyor.
    En iyi olan taraflarıda parti liderleri sülalelerini zengin etmemiş olması devletin ve milletin mallarına el koymaması gibi pozitif taraflarída var.
    CHP nin diğer bir iyiliği de etkiye tepki olarak insanların dahada dindarlaşmasına bilmeyerek yardımcı olmasıdır.
    Ya AKP?
    AKP de Müslümanlara İkinci bir Kerbela hatta daha beterini yaşatarak tarihe geçti.
    Kendilerini dindar olarak tanıtıp Dinde ne kadar yasak varsa saray fetfacıları ve Diyanet İmamlari vasıtası ile AKP dini kurdular ve kendilerinden olmiyanlara Yezit ve taraftarlarınin Peygaber SAS efendimizin torunu Hz Hüseyin ve adamlarına yaptıklarını bunlarda şimdi kendilerinden olmiyanlara yaptılar ve daha beterini yapmayada devam ediyorlar.
    Kerbela olayındada Hz Hüseyine nasıl iftira atmişlardılar güya o şehrin valisi olmak için gizli gizli yezid ve adamlarına tuzak kurdukları dedikudusunu yayınca ne kadarda benim valilikte falan ğözüm yok bu iftiradır desede bir türlü inandıramamış ve şehir edilmişler.
    CHP nasıl dindar nesilin yetişmesine sebep oldu ise AKP de Dindarlardan nefret eden nesillerin tohumlarını attı ve şu an onun meyvelerini yiyiyor.
    Din adina Dinsisilik yaparak ve cahil bir irk yetişmesine bütün devletin imkanlarını kullanarak devam ediyor.
    Bence bunların ikiside tarih sayfalarında yaptıkları yaşarlarken partileri de kayip olup gidecektır.

  10. CHP VE ARİTMETİK
    24 Haziran 2018 seçim kampanyasında CHP adayı Sn. Muharrem İnce’nin yaptığı hataları görünce, yazarımız Sn. Fehmi Koru’nun ‘’ CHP yöneticileri toplama çıkarma bile bilmiyor’’ mealindeki sözlerine can-ı gönülden katılmamak mümkün değil. CHP’nin , Türkiye toplumunun %95 inden fazla kesiminin nefretini kazanmış PKK ve siyasi uzantısıyla birlikte hareket etmesi bunun en açık delili. Düşünün ki , PKK’nın siyasi uzantısı partinin ve hapisteki eski genel başkanının oyu ortalama %8 iken ve akıl , mantık , cebir bilgisinin %92 ye talip olması gereği gün gibi aşikarken , ADAM (Sn.İnce) gitti , seçim kampanyasında %8 lik kesimin sempati duyduğu , %92 lik kesimin ise nefret ettiği Selahatin Demirtaş’ı hapiste ziyaret etti. Be mübarek sen baştan kaybettin. Allah aşkına kuantumu , uzay madenciliğini bir kenara bıraktık , sizin gerçekten matematikten , dört işlemden haberiniz yok gerçekten. PKK artık Türk toplumunda eski CHP’nin uygulamaları gibi travmatik bir bir hal almıştır. PKK ve uzantısı HDP toplumca tecrit edilmiş ve siyasi uzantı eline verilen tüm fırsatları elinin tersiyle itmiştir. Hal böyle iken , %92 ye talip olması gerekirken , %8 den bana ne fayda gelir mantığıyla hareket eden bir CHP’nin uyanmasını beklemek de bence abesle iştigal. CHP artık misyonunu tamamlamıştır. Kapısına artık büyük bir asma kilit takmanın zamanı gelmiş te geçiyor.Kurultay veya her ne yaparsa yapsın toplama işlemini dahi bilmeyen bir yönetim imkan yok iktidara talip olamaz , iktidar olamaz. AKP’de bunun rahatlığıyla hareket eder , memleketimizdeki ilerleme de CHP nin ataleti sebebiyle çok ağır bir şekilde gerçekleşir. Solda ve sağda çok sağlam muhalefet partilerine ihtiyaç var. Bence İYİ PARTİ treni kaçırdı. Sn. Akşener söylemleriyle kendini bitirdi , partiyi de başlamadan bitirdi. Saadet’e de söylenecek laf yok , CHP nin yaptığı Demirtaş lı hatalar Sn. Karamollaoğlu’nu da başarısız kıldı. Blok halinde battılar. Hayırlısı artık . Herkese mutlu hafta sonları.

  11. CHP, kemalist, mezhepsel tercihli ve elitist söylemi ile çoğunluğu kırkent kökenli alt ve orta sınıf seçmenden kendisini sol ve sosyal demokrasi iddialı bir parti olarak anlatıp, kabul ettirip neden oy alamıyor. Niçin sadece eğitimli elitler, şehirli zenginler, toprak zengini ege ve trakya köylüsü ve mezhepsel yoğunlaşmanın etkisi ile Türkiye genelinde kısıtlı ve dar bir seçmen kitlesinin oyuna bazen bununla, bazen şununla paylaşarak %25 oyda hapsolmuş durumdadır. CHP, önce ezilen ve dar gelirli işçi, köylü, emekliden oy alamayıp TÜSİAD ve avanesi tipinde zenginler ve iflah olmaz milyoner, alsancak kemalist emeklilerinden istikrarlı olarak oy devşirebilen dünyanın tek sosyal demokrat partisi nasıl olduğunu bir açıklasın ki milletin ufku açılsın. Aritmetik CHP için tek zayıf alan değil aynı şekilde sosyoloji, davranış bilimi ve demografi ile de araları iyi değil vesselam.

  12. Oyların son aritmatiği hazır belli olmuşken işin en pratiĝi ve en verimlisi CHP’nin kendini lağvetmesi, İyiP, SP, BBP ile yepyeni bir parti (isterse PKK’dan bağımsız Güneydoğu’lu bir parti de dahil olabilir) kurması ve gelecek seçimlere şimdiden hazırlanmağa başlaması. Böyle yeni bir parti olursa mevcut AKP tabanından da kesin oy alabilir ve bu, seçmenler için Erdoğana örnek alternatif olabilir. İsim olarak ta Yenilikçi Anadolu Cumhuriyet Partisi, YACP veya Muhafazakar Anadolu Cumhuriyet Partisi, MACP veya da Cumhuriyetci Anadolu Muhafazakar Parti (CAMP) gibi birşeyde anlaşırlar. Aksi takdirde, Sn. Erdoğan’ın ecelini beklemekten başka bir şansları yok.

  13. Chp yi uyandırmak yani gerçekleri görmesini sağlamak, Muharrem İncenin deyişiyle şizofreniden kurtarmak mümkünmüdür?
    Bence evet mümkündür ama bu mümkünatı deneyecek ve yapacak olan kendi seçmenidir!
    Nasıl? Chp seçmeni yalnızca , ya oy vermeye girmeyerek ya da gidip bilinçli olarak başka bir partiye oy vererek Chp oylarını hatırı sayılır bir biçimde düşürürse Chp yi silkeleyip düşünmeye sevkedebilir.
    Bunun haricinde %20-25 arası garanti oy aldığı müddetçe bu partide radikal bir sarsılma, düşünme ve değişme ihtimali yoktur.
    Peki bu olabilir mi?
    Ben bu durumu zor ötesi olarak görmekteyim. İncenin şizofren olarak nitelediği, her ne olursa olsun Chp nin seçimi alacağına, alması gerektiğine inanan, bu olmayınca her türlü komploya inanmaya dünden hazır ve razı olan, Chp den başka bir partiye oy vermeyi inandıklarına, Atatürke, cumhuriyete ihanet olarak gören, başka bir partiye oy verebilmeyi düşünmeye bile yanaşmayan bir seçmen kitlesi Chp içinde hatırı sayılır bir kitleyi oluşturmaktadır. Bu kitle her hal ve şart altında beğenmese, memnun olmasa bile tıpış tıpış gidip Chp ye oy atmaktadır.
    Son 16 yılda Akp seçmeni her seçimde oyunu artırarak veya azaltarak partisine belli mesajlar vermekte ve parti yöneticileri de bu mesajları aldıklarını ifade etme ve gereğini yapma ihtiyacı duymalarına karşın, Akp seçmenini koyun olarak nitelemeyi seven Chp seçmeninin partisine Akp seçmeni kadar bile mesaj verememesi üzerinde durulması gereken sosyolojik ve belki de psikolojik bir hadisedir.
    Bence Chp seçmeninin %10-15 civarında olduğunu tahmin ettiğim bu kısmı hakkında bilimsel çalışmalar yapılmalıdır.

    • ”…Chp den başka bir partiye oy vermeyi inandıklarına, Atatürke, cumhuriyete ihanet olarak gören,…”

      Necip bey, merhaba.

      Cümlenizden yukarıdaki kısmı, (biz) muhafazakarlar için uyarladığımızda; yani ‘CHP’ye oy vermeyi inandıklarımıza, peygamberimize, dinimize ihanet olarak gören bizler…’ olarak nitelenebilir miyiz?
      Cevabınız evet ise CHP seçmenini yadırgama hakkımız olmaz..cevabınız hayır ise; önümüze yüzlerce, binlerce, belki de daha daha fazlaca örnekler serilecektir.

      Kanımca, dini ve ona ait değerleri, cari siyasette, zinhar ağza almamak ve siyasete alet etmemek lazım.

      • Hasan bey’in tespit ettiği noktada , AKP’ye oy vermemeyi , sanki DİN’e aykırı , günah sayan büyük bir AKP tabanının olduğu muhakkak. Ancak garip olan , aynı tabanın , AKP’nin İslam dinine muhalif uygulamalarına karşı aynı hassasiyeti göstermemeleri ise çok ilginç. Çok temel dini ve ahlaki konularda AKP tabanında bir umarsızlık var. Bu temel noktalar ise , ADALET anlayışı , AHLAK anlayışı olarak beliriyor.

        • Musa bey bence ”Akp ye oy vermemeyi dine aykırı günah sayan” bir taban yok. Birçok muhalifin inandığı Akp nin din sebebiyle oy aldığı düşüncesi çok yanlış. Böyle olsaydı bu ülkede ilk kurulan dinci partinin çok büyük oy alması ve hiç iktidardan düşmemesi gerekirdi. Ama sizin de bildiğiniz gibi siyasi geçmişimizde böyle birşey olmadı.
          Müslümanlık bu milletin yaygın inancı olduğu için, tabii ki müslümanlığı yaşayan ve müslümanlığın önündeki engelleri kaldıran kişi, kadro veya partiler bu toplumda sempati kazanırlar. Ama bunların oy almaları için öncelikle millete hizmet edeceğine, fayda sağlayacağına milleti ikna etmesi gerekir. Aksi durumda sadece din sebebiyle hiçbir parti oy alamaz, alabilseydi eğer Saadetin bu son seçimde oy alması gerekirdi.
          Bu tür düşünceler oy alamayan partilerin kendilerini ve seçmenlerini kandırmaktan başka birşeye yaramaz.
          Sizin ”AKP’nin İslam dinine muhalif uygulamalarına karşı aynı hassasiyeti göstermeme” ifadeniz bile Akp nin din sebebiyle oy almadığını ispatlıyor esasında.

          • Necip bey , çevremde o kadar çok AKP ye oy veren tanıdığım insan var ki , sizin tezinizi çürütüyor. Adamlar ümmetin kurtuluşunu AKP iktidarında görüyor desem abartmış olmam. Bu insanlar hak , hukuka da önem veren kişiler olmasına rağmen AKP nin hukuksuzluklarına , adaletsizliklerine , FETÖ hadisesinden sütten çıkmış ak kaşık gibi sıyrılıp binlerce insanı sorumlu tutmalarına hiç itiraz etmiyorlar. AKP ye oy vermeyi dini vecibe mesabesinde gören ve buna göre oy veren insanline çok toplumda.Bu insanların , Saadete oy vermeme sebebi bence , Karamollaoğlu’nun Demirtaş ile ilgili açıklamaları ve dini her zaman mücadele edilmesi gereken bir olgu olarak görmüş CHP nin yanında aynı blok içinde yer almalarına olan tepki . Bence AKP tabanınıo çok iyi tanımamışsınız. Rakı – balık yapan AKP liler , seküler concon AKP liler olduğu gibi , bahsettiğim tip AKP liler de çok

      • Ben kendi açımdan Chp ye oy vermeyi dinime vb ne ihanet olarak görmediğimden 2002 seçiminde Baykal bir değişim denediğinden Chp ye oy vermiştim. Muhafazakar kesim içinde o dediğiniz şekilde düşünen çok az bir kesim olabilir ama Chp içinde bazı düşüncelere din benzeri inanç taşıyan daha fazla bir kesim var. Ben o kesimden bahsediyorum yorumumda. Muhafazakar kesim içinde bile o derece tutucu oy davranışı olduğunu düşünmüyorum. Geçmişte muhafazakar partiler arasında çok yüksek oy geçişliliği olması bunun kanıtıdır.
        Ama Chp değişmez bir biçimde %20-25 bandına sıkıştıysa bu fanatikliğin, körükörüne oy verme davranışının, gericiliğin, bağnazlığın en büyük göstergesidir bana göre.

        • Muhafazakar partiler arasında oy geçişgenliğinin olması çok normaldir de, muhafazakar kesimden sol yada CHP’ye oy geçişinin olmamasının nedenlerinden biri de, muhafazakar kesimin oy verme davranışlarında dine ve inanca dair şeklidir. Bunun en büyük nedeni CHP’nin seküler, dini dışlayan ve onu düşman gören anlayışının hala devam ediyor olmasıdır.

          Uzun süreli iktidarlarında muhafazakar partiler, modern bir yönetim ortaya koyamadıkları gibi kendi değerlerinin (inançlarının) vaaz ettiği adalet, hukuk ve hak kavramlarını hem kendi bünyelerinde hem de genele matuf ortaya koyamadıklarındandır ki CHP hala varlığını sürdürüyor. Oysa bunu evrensel manada gerçekleştirmiş olsalardı CHP’ye oy veren kesim- tabanı kim bilir şimdi en ateşli AK Parti taraftarları olur ve CHP gibi bir kamburu sırtlarında taşıma eziyetinden kurtulmuş olurlardı..ve yine belki de son zamanların hararetli tartışması ”kutuplaşma, ayrıştırma, ötekileştirme” hadiseleri de hiç yaşanmamış olur tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet söylemi ülkenin her bir ferdinin gönlüne samimice yerleşmiş olurdu.

          Olmadıysa, CHP kadar muhafazakar partiler, AK Parti de kusurludur bunda..

          Beyhude..siyasi partilerin (ülkemizde) hayatta kalma, can damarıdır bu tür argümanlar ya…

        • Necip bey , muhafazakar partilerde oy geçişi AKP ve MHP arasında yaşandı. AKP ve MHP den genel seçimlerde (Belediye seçimi farklı) CHP ye kayda değer bir oy gideceğini sanmıyorum.

  14. “CHP(*) yi uyandırma memurluğu” kadrosuna asgari ücretle eleman aranıyor ilanı gibi olmuş bugünki yazı.

    Aslında uygun iş bulmanın zorlaştığı bu günlerde
    çok da kötü bir meslek gibi de görünmüyor hani …
    Neden olmasın…???
    ———————
    (*) CHP (1919-1950):
    Türkiye’de yaşayanlar için
    tek parti ve milli şef diktatörlüğünün;
    Karanlığın;
    ezan okuyan ve Kur’an öğreten imamlarının dayak yediği,
    muhalif görüşlülerin istiklal mahkemelerinde idam edildiği,
    şapka giymeyenlerin sokaklartda ve karakollarda dövüldüğü,
    ibadethanelerin ahıra dönüştürüldüğü,
    ekmeğin yağın şekerin karneyle satıldığı,
    köylünün elinden ürününün dayakla alınıp depolarda çürütülürken
    üretenlerin mısır koçanı yemeye mahkum edildiği;
    12 adanın yunanistana hediye edildiği;
    seçimde; herkese jandarma önünde oy kullandırıp tasnifin gizili yapıldığı;
    başka partiye oy verenin karakolda dayak yediği;
    İslam’a ve Türk halkına düşmanlığın devlet politikası yapıldığı;
    Hakim savcı kadrolarını din düşmanı yandaşlarla doldurduğunu övünerek anlatan adalet bakanlarıını;
    Milletin seçtiği yöneticilerin darbeyle indirilip idam edildiği;
    kürtçü ve fetullacı terör örgütlerine ve darbecilere her türlü desteğin sağlandığı;
    Türkiye Cumhuriyeti aleyhinde casusluk faaliyeti içinde olmuşluğun -mahkeme kararıyla- tescil edildiği,
    pkk terör örgütü destekli parti barajı aşınca sevinçten pilav dağıtıldığı;
    o KARANLIK GÜNLERİN FAİLİ olarak hatırlanan…
    ve bu yüzden cenaze namazı bile kılınmadan
    defnedilmiş olan bir siyasi parti.

  15. CHP yi uyandırmak vazifesini bence üzerimize almayalım, meclise giren bazı HDP vekillerini gördük, sağolsun bazı basın yayın organlarının sayesinde öncesindeki imajlarınıda. İsmini hatırlamıyorum ama bir hatay vekili vardı, bildiğiniz terorist kıyafetleri ve marjinal pozlar.. HDP ile PKK arasındaki bağlantı sabit değilmi? CHP nin yaptığı iş,teröre tabandan yapılan desteğin katmerlenmesi ve dünya kamuoyu önünde PKK nın daha prestijli bir hale gelmesi yolunda, kendi varlığından bir parçayı koparıp onların hizmetine sunmak değilmidir.. Bu yaptığı icraatin adını koyma gayretine girmemiz ve CHP nin hakettiği konumu belirlememiz bizim açımızdan uyandırmaktan çok daha elzem.
    Salahattin Demirtaş dahi CHP nin genel başkanından da Cumhurbaşkanı adayından da daha kişilikli ve mert, zira tarafı belli lakin bu CHP dediğimiz oluşumdan her an her davranış beklenir olmuştur. Bu davranışa teşebbüs edenler hatırlayın mit tırları hadisesini, muhalefet adı altında devlet sırlarını ifşa etmek süretiyle memleketi uluslararası alanda zor duruma düşürmeyi bile göze almışlardır. Bazı CHP li arkadaşlarım CHP oylarının HDP ye peşkeş çekilmesini savunurken AKP ile HDP arasında fark yok, ikiside ülkeyi yıkma gayreti içindeler diyor. CHP nin gerçek düşüncelerini, fikirlerini topluma açık bir şekilde anlatmadığı kanaatindeyim. Yoksa tabanından neden bu kadar radikal cümleler duymuş olalım. Amacım AK partiyi savunmak değil kesinlikle. Sayın Erdoğanın kabinesini gördük, dışişleri ve enerji bakanlıkları başarılarıyla o kadar göz doldurmuşlar ki heleki ekonomi piyasaları nasıl tepki vereceğini şaşırdı, tabiri caizse cinnet geçirdi. 15 temmuz darbesinde bile borsa o kadar sert düşmedi. O kadar şirketimiz, milli servet değilmi onlar, değer kaybetti, sayın cumhurbaşkanımızın damat sevgisi hepsinden ağır bastı. Benim ekonomiyle ilgili beklentilerin gerçekleşeceğine dair inancım kalmadı. Sıradan bir vatandaşta bile bu etkiyi yaptıysa, yatırımcıda nasıl bir etki yaptı ki etkiyi gördük görmeye de devam edeceğiz. milli eğitim bakanı önceden kendisini tanımıyoruz ama yaptığı ilk icraatlar yetkin ve liyakatli bir insan olduğunu düşündürüyor. Türkiyeye insani hassasiyetleri olan, milletinin menfaatlerini şahsi menfaatlerinden üstün tutabilecek, adaleti şiar edinmiş, ileri görüşlü ve erdemli insanlardan oluşan,yeni ve milli bir parti lazım.

  16. CHP’yi uyandırıpta ne yapacaksınız.. ondan ne bekkeyeceğiz ki? Uyanık ve “zinde”
    olduğu zamanları da gördük ya…

    CHP, hep devletin partisi ola geldi..şimdilerde ise ona beş çekecek, nur topu gibi bir partisi var devletin, AK Parti…

    CHP misyonunu hem çoktan beridir tamamladı hem de epey zamandır onu AK Partiye kaptırdı.
    Epey zamandır da söyleyegeldiğim şey, artık CHP’nin kendisini lağvetmesidir.

    “Hayır, Türkiye’de sol bir parti sürekli olmalıdır” diye itiraz edeniniz olabilir belki ama o ihtiyacı da sosyal politikaları ile AK Parti nispeten olsa da karşılıyor ya?

    Ekmelettin Ihsanoğlu’nun oy oranını da 24 haziranda da olduğu gibi MHP’ye bağlamalıyız. Yine MHP olmasaydı AK Parti, 24 Haziran’da, 7 Haziran 2015 seçiminden daha ağır bir hezimetle karşılaşabilirdi.

    Çözüm sürecinin ortaya çıkardığı o meşum hendek tablosunu, devlet politikasına yaslanarak 1 Kasım’da seçim zaferine dönüştürdü AK Parti.

    MHP kendi kendine gelin güvey oluyor ya.. denge ve denetleme görevinde; “MHP kilit partidir, millet bize denetleme ve dengeleme görevini de verdi” minvalli Bahçeli’nin açıklaması sonrası, Erdoğan ile ilk görüşmesinde, Bahçeli’nin taleplerinden nezaket yollu yan çizmesi -vaz geçmesi- de önceden Bahçeli’ye yüklediğim misyonun aksine, onun da AK Parti politikalarına -liderine – ram olduğu kanaatini hasıl etti bende ve ben MHP’nin denge-denetleme erkini üzerine alamayacağına emin oldum artık.

    Daha önce de belirtmiştim: AK Parti’ye muhalefet edecek parti veya Türkiye’nin muhalefet partisi yine muhafazakar-sağ bloktan çıkmalıdır, çıkacaktır..belki de , kendi içinden AK Partinin… Bunu belli edecek olan yeni sistem de, AK Partinin icraatları, başarı yada başarısızlığı olacaktır.

    CHP artık marjinal bir partidir.

    Hem devlete parti mi yok?

    • Hasan Bey , yazının son cümlesi ” Hem devlete parti mi yok? ” çok güzel oturmuş. Vatandaşlarımızın , özellikle kamu görevlilerinin , işinden gücünden olmaması için , özgürlük ortamlarına aldanıp , çok büyük rahatlık içinde olmamaları gerekiyor. Bunu 12 Eylül’de gördük , 15 Temmuz 2016 dan sonra da gördük. Herkes işini yapmalı , özellikle memurlar siyasetle uğraşmamalı , uğraşacak olan gidip bir siyasi partiye kayıt olup mücadelesini orada yapmalı. Yoksa belli periyotlarla , insanlar özgür olduklarını sandıkları bir anda kamu görevlileri işinden gücünde olabilirler ya da hapisle yüzleşebilirler.Herkes adımlarını buna göre atması ve işine bakması gerekiyor. Devlet , tüm Türkiye’yi temsil edebilecek , AKP’den başka bir parti bulduğunda , AKP lilerin de aynı tezgahtan geçirileceğini şimdiden öngörmek için çok zeki olmaya gerek yok.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here