Einstein’dan Hanke’ye TL’yi yeniden adam edecek tedbir önerisi…

55
Amerika: Para, para, para...

Önce Albert Einstein‘den bir alıntı.

Hayır, onun “Aynı şeyi tekrar tekrar yapıp her seferinde farklı sonuç çıkmasını beklemek aptallıktır” sözü değil; o söze de açıklık kazandıracak bir başka sözü:

“Eğer hayati önemde bir sorunu çözmem için yalnızca bir saatim varsa, bunun 55 dakikasını sorulması gereken soruları sormak için kullanır, bir kere doğru soruların ne olduğunu bilirsem, sorunu beş dakikadan daha kısa zamanda çözebilirim.”

Çözülmesi gereken sorunun ne olduğunu öğrenmeye yarayacak soruları belirlemek için harcanacak 55 dakika sorunun çözümünü çocuk oyuncağı haline getirir… Öyle diyor Einstein

Galiba bizim üzerinde uzun uzun düşünmemiz gereken temel sorunumuz bu: Sorunlarımızı anlamaya yarayacak ayrıntılar üzerinde yeterince düşünmemek…

Elin Hollandalısı İstanbul trafiğine çözüm arayışında

Konu tesadüfen karşıma çıkan bir raporla gündemime girdi.

Gündüz nüfusu çok daha yüksek olduğu bilinen İstanbul’da resmen 15 milyon insan yaşıyor; kentin en büyük sıkıntısı da trafik. Bir yerden diğerine gitmek saatler alabiliyor.

Bu bir sorun.

Peki bu sorunla ilgili ne yapılıyor?

Ya da ne yapılması gerekiyor?

Hollanda’nın İstanbul’daki başkonsolosluğu kendi ülkesinde bu konu üzerinde sürekli kafa yoran bir grubu “İstanbul’un trafiği nasıl daha kolay akar?” sorusu üzerinde düşünmeye ve çözüm üretmeye yönlendirmiş.

“Rapor” dediğim 40 sayfalık bu çalışma.

Elin Hollandalısı Türkiye’nin en kalabalık kentinin en önemli sorununu tespit etmiş, uzmanlarını sorunun nerelerden kaynaklandığı üzerinde düşündürmüş, kendi ülkesinin aynı konudaki deneyimlerinden hareketle ‘çözüm’ de üretmiş…

Ülkemizin tek sorunu İstanbul’un trafiği değil elbette; içeride terörden TL’nin hızlı değer kaybına, dışarıda da etrafımızdaki ateş çemberinden AB ve ABD ile ilişkilerimize kadar bir dizi sorunumuz bulunuyor.

En günceli ve galiba en önemlisi de TL’nin gün gün erimesi sorunu…

Çözüm bir tarafa, daha henüz sorunun nereden kaynaklandığını bile yetkililer tam tespit edebilmiş değiller. Hemen her konuda ‘gerekçe’ olarak sarılınan ‘olağan şüpheliler’ yine ‘suçlu’ ilan ediliyor, ancak onların ortada görünmediği ve gelişmeyi etkilemek için herhangi bir girişimde bulunmadığı zaman da TL’deki olumsuz gidiş durdurulamıyor.

Merkez Bankası artık daha fazla devreye giriyor, ancak müdahaleleri işe yaramıyor.

Turgut Özal’ı hatırlıyorum

Ekonomiye ne kadar önem verdiği bilinir Turgut Özal‘ın. Üzerinde uzun uzadıya düşündüğü konulardan biri ekonomik istikrarın nasıl sağlanacağıydı. Bunun için yerli-yabancı pek çok uzmanla görüştüğünü, onlardan fikir aldığını biliyorum.

Nobel ödüllü ekonomist Prof. James Buchanan‘ın hükümetler değişse bile ekonomik programların değişmemesini sağlamak için önerdiği ‘anayasal iktisat’ tezini gündeme taşımak için İzmir Ticaret Odası’na özel bir toplantı düzenlettirdiğini biliyorum.

‘Dialogue’ dergisinde çıkan Buchanan‘ın konuya ilişkin kapsamlı makalesini tercüme ettirip dikkatlerini çekmek istediği kişilere orijinaliyle birlikte gönderdiğini de hatırlıyorum.

Olmadı, olamadı istediği; o sebeple de Özal‘ın ölümünden (1993) bir yıl sonra ciddi bir krize girdi Türk ekonomisi; aynı sıkıntılar 2001’de ve günümüzde de kendini belli etti.

Galiba sorunun âniden başladığı gibi kendiliğinden de ortadan kalkacağı düşünülüyor.

Amerikalı Prof. Hanke de Türkiye için düşünmüş

Steve Hanke önemli bir Amerikalı ekonomist. Bayağı kıdemli. Johns Hopkins üniversitesinde hoca; bir çok hükümete ve Reagan‘dan Clinton‘a çok sayıda ABD başkanına danışmanlık da yapmış, yapıyor.

Hanke bana da yolladığı Forbes dergisinde yayınlanan son yazısında ABD tarafından yaptırımlara muhatap edilen Türkiye, İran ve Rusya’nın durumunu ele alıyor.

“Yaptırım” diyor Hanke “Kaybetmesi kaçınılmaz olanların kullandığı bir silahtır.” Hocası da olan Nobel ödüllü Robert Mundell‘in bu tür yaptırım uygulamalarına ‘Afgan etkisi’ ismini verdiğini hatırlatıyor.

Afganistan’ı işgalinden sonra Sovyetler Birliği’ne ‘buğday ambargosu’ koymuştu ABD; ABD’de üretilen buğday yerine Ruslar buğdayı daha uygun fiyata Arjantin’den almaya başladı.

Mundell, “Amerikan çiftçisi büyük zarar gördü, Moskova buğdayı bir başka ülkeden daha ucuza aldı ve Arjantin’deki askeri cuntanın ömrü de bu sayede uzadı” teşhisi eşliğinde koymuş bu duruma ‘Afgan etkisi’ ismini…

Rusya, İran ve Türkiye’ye getirilen ‘yaptırımlar’ için de benzer bir sonuç doğabileceği görüşünde Hanke.

Eserlerinde Türkiye gibi ülkelere ‘para kurulu’ oluşturma tavsiyesinde bulunan Hanke‘nin güncel kur sorunuyla ilgili bir önerisi şu: “Paralarını altın haline getirsinler” diyor…

Türkiye, İran ve Rusya’da halkın çok değer verdiği bir şey altın; herhangi bir ülkenin para birimi olmadığı için üzerinde politik bir bagaj da yok. Zaten uluslararası alanda altın kendi başına bir değer muamelesi de görüyor. Dünyada 70’den fazla ülkede para kurulları var; bu üç ülke altın üzerine oturan bir para kurulu oluşturarak sorunlarını savuşturabilirler…

Hanke‘nin tezi bu.

“Para kurulu bulunan ülkeler finansal disipline, üstün para istikrarına ve yüksek büyüme oranlarına sahipler; şimdiye kadar hiçbir para kurulu başarısız olmadı” diye de belirtiyor.

Einstein “Sorunu çözmek için sadece bir saatiniz varsa onun 55 dakikasını konuyla ilgili doğru soruları bulmak için harcayın” demiyor mu?

Bu yazı benim o 45 dakikaya bir dakikalık katkım olsun.

ΩΩΩΩ

55 YORUMLAR

  1. EkoReel Dergisi Ocak 2016
    AKÇE

    Türkiye, sadece bölgenin değil Dünya’nın parlayan yıldızı ve yükselen değeri olmaya en yakın aday ülkedir. Türkiye, aynı zamanda sadece İslam ülkeleri veya bölge ülkeleri açısından değil tüm mazlum coğrafyalar için bir rol modeldir. Güçlü ekonomisi, dinamik nüfus yapısı ve yatırım potansiyelini girişimcilik becerileri ile destekleyen, üretken bir ülkedir Türkiye. “TURKEY: Discover the potential” mottosu bu değerlendirmenin bir ifadesidir. İçindeki gücü keşfetme yolunda emin adımlarla ilerleyen Türkiye, finansal alanda da kendi vizyonunu ortaya koymuştur. Vizyonun uygulama araçlarından biri de “İstanbul Uluslararası Finans Merkezi (İFM)” projesidir. İFM’nin hedefi; İstanbul’u New York, Londra ve Dubai ile rekabet edebilir hale getirmektir. İMF’ye benzer projeksiyonların faizsiz sistem içinde yapılması Türkiye’nin ekonomik vizyonunu güçlendirecektir. Benzer şekilde, İslami usüllere göre çalışacak altın ve gayrimenkul borsasının kurulması çalışmaları önemli bir başka vizyon projesidir. Altın ve gayrimenkul borsasının (AGB) Ankara’da kurulması planlanmaktadır. Güçlü Türkiye’nin Başkenti Ankara, faizsiz sistemin merkezi veya başkenti niçin olmasın? Faizsiz finansman denildiğinde akla niçin Ankara gelmesin? Faizsiz finansman norm ve standartların belirleneceği, düzenli kongre ve bildirilerin yapılacağı kurumsal bir yapının eksikliğinin hissedildiği bir ortamda Ankara bu boşluğu doldurmaya namzet bir Başkenttir.

    Faizsiz finans modelinin evrensel nitelik kazanması için yansız bir araca ihtiyaç bulunmaktadır. Sözkonusu olan finansman ise bu yansız aracın bir değer ölçüsü olması gerekir. Döviz (dolar) veya Altın var olan uluslararası ekonomik düzen açısından uygun araç olma niteliğini giderek yitirmektedir. Daha istikrarlı, yeni ve faizsiz sistemin tüketicilerine hitap edecek yeni bir paraya ihtiyaç duyulmaktadır. Biz bu para birimini AKÇE olarak adlandırdık. Hem anlam hem de tarihsel derinliği olması, sistemin yaygınlaşmasına katkı sağlayacaktır. Akçe, bir sepet değer ölçüdür.

    Euro (€) yaygın olduğu için bilinen bir terim. Peki, SDR veya Bitcoin. Euro, SDR ve Bitcoin bunlar birer hesap birimi, değer ölçüsü yani para. EURO, bir sepet para birimidir. SDR, IMF tarafından kullanılan bir hesap birimidir. Bitcoin ise internet ortamında kullanılan sanal alışveriş para birimidir. Altın, gümüş veya dolar ($) dururken neden bu tür para birimlerine ihtiyaç duyulmuş? Benzer nedenlerle faizsiz olarak öngörülen modelin işleyişini kolaylaştırmak ve yaygınlaştırmak için “popüler” bir para birimine ihtiyaç bulunmaktadır. AKÇE, yakın geçmişte ülkemizde inşaat sektöründe uygulanan, hesap birimi olarak; demir ve çimentoyu esas alan uygulamadan esinlenilerek oluşturulmuş bir sanal paradır. Yani, uygulamaya Türkiye’de ki mütedeyyin kesimler aşinadır.

    Günümüzde altın, dolar ve faiz arasında sıkı bir ilişki sözkonusudur. ABD Merkez Bankası’nın faiz kararı, doların uluslararası piyasalarda değerini doğrudan etkilemektedir. Diğer yandan bu faiz kararı, dolarizasyonun ve gelecekteki faiz beklentisine bağlı olarak altın fiyatları üzerinde de etkisini göstermektedir. Faizin, dolar ve altın üzerindeki bu etkisini azaltmak, daha doğrusu en aza indirmek için AKÇE sepetinin doğru bileşenlerden seçilmelidir. Akçe sepetinin belirli aralıklara güncellenmesi de düşünülebilir. AKÇE, aşağıda örnek kabilinden sayılan ve her bir unsurun belirli oranlarda ağırlığının olduğu ve toplamın 100’e eşit olduğu bir değer ölçüsüdür. Sepette yer alacak “şeylerin” birbirine dönüşüm oranı için dolar veya altın kullanılabilir. Ancak, altın dolara göre daha yansız bir değer ölçüsü olması nedeniyle tercih edilebilir.

    Uluslararası Faizsiz Finansman Aracı Olarak AKÇE

    SEPET BİLEŞENLERİ

    AĞIRLIĞI

    Madenler Grubu: %30 Gümüş, %40 Demir, %20 Bakır, %10 Nikel
    Enerji Grubu: %60 Petrol, %40 Doğal Gaz vb..
    Temel Besin Grubu: %30 Buğday, %20 Pirinç, %15 Şeker, %5 Kakao, %1 5mısır, %15 Soya
    Finans Grubu: En Büyük 5 Veya 10 Ekonominin Para Birimi
    Türkiye Cumhuriyeti Para Birimi: Türk Lirası

    Dünya ekonomik sisteminin faizsiz sisteme, faizsiz sistemin ise yeni bir başlangıca ihtiyacı vardır. Yeni bir başlangıç için Ankara uygun bir yer ve AKÇE uygun bir araç olacaktır.

  2. Paramızın değer yitiriyor olması bir tarafa, günümüzde Trump örneğinde olduğu gibi, dünyanın bir ucundan birisi bir hareket çekiyor ve bizler burada fert fert ve toplum olarak servet kaybediyoruz. Devlet dediğimiz şey de malımızı korumaktan aciz durumda gözüküyor. ‘Mal canın yongasıdır’ deriz oysa. Peki neden en olmadık şekilde din devlet ilişkisini dilimize pelesenk ederken, acaba diyorum, din devlet siyaset ilişkisi ile global çarka meze mi yapılıyoruz? İnancımızda alım satımdaki asıl olan bilfiil teslim şartına riayet edilse sanal olan her şey güme gider, tabiki global çark da… İslam Toplumunun Ekonomik Strüktürünü tabikide bilmiyoruz.

  3. 7 bölü 1 eşittir 7 eder. Yani Akp sonrasında dolar 7 kat artmış. Necip Güven (30 Ağustos 2018 at 15:09).
    _________
    İyi de beyim, sizin pembe ‘Bulut’larda uçan jöleli marka ‘Yiğit’ danışmanınız neden “bundan böyle dolar üzerinden faiz lobisi-mayfa kim olursa olsun vurgun vuramayacak; avucunuzu yalayın, geçti o günler” türü laflar etti… Sonra, hani mukayeselerde “kötü” emsal olamazdı…

  4. A Few Dollars, H gayretin diğer takma ismi. Bazen Salih, bazen İsa bazende başka isimlerde her yorumun altina yazar hatta bazende unutup benim ismimle benim yorumumun altina yorum yaziyor.
    Onun için benim çok komiğime gidiyor ve gülüyorum.
    Gen diyiyorum Allah sizi güdursu, fakat birde kendi isminizle kendiniz yorum yazin biz okuyalim. Dollars la Allahin adini reis andiği için insanin aci aci gulesi geliyor.
    A Few Dollars H Gayretle geldi ilk işi baskalarının isine karismak oldu.
    Bakiniz bu sitede sizin gibileri yazi kalitesinden anlamadiklari için gercekten çok komik duruma duşüyorlar ve inssnlarida güldürüyorlar.

    Necip beye gelince, bahsettiği çocuk övdüğü Heykelin canlisınin onun yaşindaki cocuklarin Ezraili olduğünü anlatan vidiyoyuda ben gördüm.
    Süriyeler ne diyiyor birde onu okuyup ve dinleyin o zaman bakalim ne dersiniz.

    Geçmişde Turkiyeyi iyi yönetemiyenler hiç değilse Türkiyeyi dunyaya rezil etmediler.Ayricada bakanlarinin hic birisi iIranlı 30 yaşındaki çocugun önunede yatipde rüşvet almadilar, çocuklarina dolarlarida sifirlatmadilar.
    El hayayi vel iman.
    Bintane heykeli dikilse ne yazar, Meric ve danizlerde bogulan bebeklerin ahi ve Kullarin hakki ile ne kadar daha Allahla milleti kandiracak.

    • Nurdan bu ülkenin fetö cemaati zihniyetinde reisçi zihniyetin de acilen kurtulması lazım. Birbirinizi çabuk yiyin de hızlansın bu iş. İkisi de hayal kırıklığı yaşattı bu ülkeye. Sen, seni eleştirenlere reisçi de onlarda sen de onları eleştir onlarda sana fetöcü desin olsun bitsin bu iş. Çok çok odun atın iyi alevlensin ortalık…Felaket tellallarına da ihtiyacı var bu ülkenin..hadi biraz daha gayret

  5. Benim çözüm önerim!
    Buna benim büyük ablamın bir sözü ile başlamak istiyorum,”AKLI OLAN FAKIR OLMAZ.”
    Aslinda kutsal kitaplarda yasaklanları yapmasak hem ülke hemde millet olarak çabuk zengin oluruz.
    Başta İSRAFTAN KAÇINMAK, GÖSTERIŞTEN UZAK DURMAK, MEVKİYE ,MAKAMA DEĞIL İNSANA DEĞER VERMEK,UMDUĞUN İŞİ DEĞIL BULDUĞUN İŞİ YAPMAK, YAN GELIM YATMAK YERINE ÇALISMAK.
    KIMSELERI KENDINDE ÜSTÜN VE AŞAĞI GORMEMEK,GURURU KIBIRI BIRAKIP ALÇAK GONÜLLÜ OLMAK,ALLAHIN VERDIKLERINE ÇOK ÇOK ÇOK ŞÜKÜR ETMEK, DILENCILERE DEĞIL GERÇEK DÜŞKÜNLERE YARDIM ETMEK.
    HAKSIZLIGA KARŞI HAKLININ YANINDA OLMAK, YALAN SOYLEMEMEK, ALIŞVERIŞLERDE KIMSELERI KANDIRMAMAK, SIYASETÇILERE, İDARECILERE GÜVENMEMEK VE ONLARIN YALNIŞLARINA KARŞI CIKMAK,VEDE ONLARI SAVUNMAMAK, YALNIŞLARINI GÖRÜR GORMEZ HEMEN TEPKI VERIP CEZALANDIRMAK(oy)
    Yukarda yazdıklarım beğenmediğiniz batililarda(azda olsa istisnalar hariç) mevcüt,ve onun içinde Allah onlara veriyor.
    Bizim Müslüman halklarin içerisinde yukarida yazdiklarimin hepisi tersi Bizim Turkler ve Araplar tarafindan uygulaniyor.
    Petrol bittiginde onlarin durumuda bizim gibi olur hatta bizden daha kötü olur.

    Bu gün bir yirumcu batililarin yardim sever olmadigini ve insanlıktan anlamadiklarini yaziyor.
    Aslinda o yaziyi okurken Bizden ve Müsluma ülkelerden bahsettiğini zannettim.
    Evet evsüzler var fakat onlara hem devlet hemde millet yardım ediyor.
    Onları esrarcilar esrara aliştirdiklari için ne kadar para verseler versinler onlar ev tutmak yerine esrar alillar.
    Şimdi benim oturduğum eyalette(Washington) onlar için küçucuk evler yapiyorlar millet gidip hepo evleri yapmak için gonüllü calışiyorlar.

    Benim şaşirdiğim bir şey var bu Erdoganı tutanlar neden bu kadar saldirganlar?
    Birisi en ufak bir eleştiri yapsa hemen saldiriya geçiyorlar.
    Turkiyeyi bitirdi bu ülke bizim,onun babasının mali gibi kullanmasina tabiiki karşi çikacagiz alkişlayacak değiliz ya.
    Biz adam heykelini diktirecek yazinca hemen basladila Kuran Kitaptan bahsetmeye. Siz o laflari İslami bilmiyenlere anltnki size inansinlar.

  6. Dolar 6,80 oldu. Artık rahibi salıverseler bile 6’nın altını zor görür. Son bir ayda dolar neredeyse 2 lira arttı. Daha bu artışın bütün ektileri piyasada gözükmüyor. Enflasyon %30-40’lara fırladığı zaman bu millet kof kabadayılığın ceremesini ödeyecek. Ne yazık ki ülkede aklı başında kimse yok. AKP ve başındaki herif ülkeyi en sonunda batıracak ve çiftlik bank sahibi gibi yurtdışına gidip “bana oy verin diye ben mi dedim” diyerek milletle alay edecek.

    • Dolarin ARTIŞI Rahip meselesnden dolayi değil.
      Bir ülke düşünün her yil seçim yapiliyor bazende yilda iki seçim yapıliyor, aşıri derecede lüks yaşayan, har vurup harman savuran bir millet ve idarecileri.
      ABD nin nufusu vatandaş olarak 337 miliyon + daimi ikamet (yeşil kart)
      olanlarla birlikte 350 miliyinu geçiyor.
      330 kusur odali 200 yaşini geçmiş bir Başkanlik sarayi 100 senetör,şu an 445 millet vekili var, toplam 545.
      Şeçimlerdede her aday kendi masrafini karşilar öğle hazineden yardim almazlar o adaylarin secmenleri yardım ederler.

      Ya bizde! 80 miliyon nufus yan gelip yatan 4 yilda emekliliği hak eden millet vekillerinin sayısı 600.
      Seçim masrarlari C Baskanı, millet vekilleri, onların danişmanları,genel müdürler ve diğerleri, hepisinin altinda lüx araba ve şöförleri, bir değil onlarca uçaklar.bu
      Bu tip yonetim şekli anca az gelişmiş ülkelerde olur.
      Bizdede bunların olduktan sonra zaten kimsede hesap sormiyor, soracak olsalar hemen imdatlarina yetişecek bahaneleri hazir. .
      Dış güçler ve çakma teroristler.
      Ruşvet ve yolsuzluklarada aynen bahane hazir…
      Polisler ve yargi darbesi! Bahanesi onlaride hallediyor
      Daha sonrada Notalar vererek kurtarmaya çalişirlarken hem Turkiyeyi batirdilar hemde milletin anasını ağlattilar.
      Onun için zaten ekonomok kiriz bekleniyordu ve bunun suclusu kendisini temize çıkarabilmek için Rahip olayini kurguledı ve bunudada Muhalefet vasitasi ile iyi başarlı oldu.
      Valizlerle dolarları rüşvet vererek dişardan adam kaçir daha sonrada Trump ile anlaş suçu onlara yakip kendini kahramanlanlaştır.
      Böyle bir insan ancak bizim gibi bir milleti kandırır.

  7. Bir malayani, geçiştirme, vakit doldurma yazısına benziyor.
    Gerçek şu : Batılılar nasıl ki, Doğu insanını ve fakirleri HAYVANDAN farklı görmüyor. Ülkemizi İDARE edenler de, geniş halk kitlelerini ADAMDAN bile saymamış. Hep kendi saraylarında ve Trenlerinde yaşamayı bilmişler. Bu yüzden, problemler birikmiş de birikmiş. Sadece, Uçak, nöron, Renault hıyanetlerini
    düşünün ; yeter de artar bile.
    F.Koru yapılan yorumları okumuya pek vakit bulamıyor, ihtiyaç da duymuyor, galiba. Fizikçi Einstein’ın birkaç satırda özetlediği meramını, bizim Fizik Hocamız merhum Ali Bilen Hoca, bir cümlecikte Özetliyor : “Problemi anlamak, onu yarıyarıya çözmektir”.
    H. Günay beyin tesbiti TAM yerinde. Problemlerimizin kaynağı, “İNSAN”. Cumhuriyet, yarım asrı aşan bir zamanda, Osmanlı’nın bıraktığı Devlet Adamları ile durumu bir müddet idare etmiştir, artık Cumhuriyet nesli yönetime geliyor. Bilgi birikimi ve teknolojide oldukça ileri olabilir, bu nesil. Ancak, adam olmak, Devlet Adamı, hele hele Milletin adamı olmak başka şeydir. 5 kg süte, 1 kg. SU katarak ticareti öğrenen kişiden ne bekliyeceksiniz.
    Vaktin Başbakanı da insan yoğunluğundan, plaka tahdidinden, para kesmekten bahsediyordu.
    Demek ki, evdeki hesap, pazara uymuyor, pazardakiler başka şeylere zorluyor.
    Büyük şehirlere Belediye Başkanı olanlar Şikago, Newyork, Boston, Tahran, Tebriz, Taşkent, Shangay …. gibi şehirleri görmeli, dert (aşk) edinen teknik NAMUSLU adamlarına göstermeli ; trafiği rahatlatmak isterlerse.
    Yok, ” Baklavadan pay uman köpekler” gibi sevap kazanmak istiyorlarsa, tüm Meclis üyelerini umreye – millet kesesinden – gönderebilirler de.
    O, Koru’nun bahsettiği Muller-Hanke-Danke gibi örnek gösterilen Batılı – tuzu kuru – Profların söz
    sahibi olduğu ABD’de, Amerikaya, hatta Dünyaya sahip, İHMAL edilecek kadar az MÜLTİMİLYONER vicdansızın yanında, SAYISIZ derecede EVSİZ- yoksul insan yaşıyor. Onlara insan gözü ile bakmıyorlar, bile. Sözde İslam – beleşten servete konmuş – KÖRFEZ ülkelerinde de hakeza durum aynı. Halbuki, İSLAM böyle bir DÜZEN istemiyor. Zavallılar…. Sultan Abdülhamid’e, Menderes’e, Erbakan’a, (Tayyib’e karşı çıkanların bir kısmı) hep bu yüzden karşı olmuşlardır. Malcom X’ a, Martin L.King’e, MUHAMMED Ali’ye, J. Kennedy’ye, Walessa’ya, Mandela’ya, M.Beşir’e karşı çıkanların esrarı da bu gerçektir. Aman “kara”lar uyanmasın Sözüm ona “insan hakları” savunuculuğunu dillerine pelesenk eden bu insan düşmanlarına İNSAN demek bile, insanlık suçu işlemektir.
    T. Özal’ın baş ekonomisti Yusuf Özal, bize elli (50) hatta ondan da az KAPİTALİST lazım, diyordu.
    HARAM Paralarla besleyip, öyle de yaptılar. Ne oldu ; ibret gözüyle bakanlar görüyor.
    Zaman zaman çok da hırpaladığımız S.Demirel zamanında israf ve gelir dağılımı bu kadar AZMAMIŞTI. AKP, Özal Politikasını sürdürüyor. Kümesdekilerden çalıp-çırptığından, fakirlere biraz fazla koklatıyor. (CHP gibi sadece kendi arasında paylaşmıyor). Böylece, alan memnun, satan memnun. (oy fakirden, cüz’i gelir zenginden. O kararsız, tarafsız, bağımsız denen, Dinini, Vatanını, helal kazancını düşünen %25-30’luk
    – gerçekleri gören – Orta Zümre çaresiz (!) eriyip, gidiyor.
    Atatürk ve Celal Bayar’ın yaptığı en doğru İŞ, İKTİSADİ DEVLET TEŞEKKÜLLERİ (KİT) Nİ kurup,
    hisselerini halka açmak olmuştur. Bu yönden, Hakiki ATATÜRKÇÜ de Prof. N. Erbakan’dır. Ne var ki, AÇ, İÇ
    (İT) Kurtlar bu müesseseleri, daha Atatürk zamanında bile, Başta bizim hemşehrimiz Ticaret Bakanı CENANİ
    olmak üzere, için için KEMİRMİYE ve zayıflatmıya yok etmiye başlamışlardır.
    Evet, meselemiz İNSAN-İslam: Hz.Peygamber (s.a.v.) köylüyü Şehre TAŞIMAYIN (göç ettirmeyin). Hizmeti
    (Fabrikayı) ayağına götürün, buyurmuşlar. ALMANLAR bu İKAZA ayak uydurmuşlar. Bu yüzden çok nüfuslu şehirleri yok gibi. Merhum N.Erbakan da bu emre uymuş ; her şehre bir fabrika. Ne çare ! iç kurtlar …..
    Samimi-dürüst Atatürkçüler için Atatürk’ün gösterdiği yol budur. Dürüst insan (bulabilirsen) elinde, böyle bir ekonomi de sağlam olur. Bu yüzden, en akıllı-selim insanları-dürüstleri yüksek maaş vererek din alimi, hukukçu ve öğretmen yapmadıkça kurtuluş beklemeyin. Bu işe pilot bölgeler ihdas ederek başlanabilir.
    Batı ekonomisi Batı hukuku anlayışı muvacehesinde gelişmiştir. Zira, ” her hukuk, kendi manzumesi (bütünü) içinde mütalaa edilir (düşünülür). BATI’da merhamet, ikram, yardım duygusu yoktur. “İnsan insanın kurdudur”. Bu yüzden “sigortacı” lığı geliştirmişlerdir.
    İSLAMI, Batı anlayışından ayıran en mühim haslet (özellik) bu duygulardır ve insan olmanın gereğidir.
    Para Kurulu ve Kurulları Türkiyede de tesis edilmiştir, yararı varsa !
    Akyol’un dün belirttiği, (TL) nin dolar karşısında erimesinin mahzurları olduğu gibi, ihracatı artırma ve sanayide tam kapasiteye ulaşma, ithalatı kısma, dış açığı kapatma gibi yararları da olur. Direkt devalüsyonu göze alamıyan yeni H. ve Maliye Bakanı Cumhurbaşkanını bu yönü ile ikna etmiş olabilir.
    Seçimden evvel fakiri sevindirenler (!), şimdi de zengini ve Hazineyi sevindirecekler, demek ki.
    Adalet, zaten, kuru bir isim olmuş, çıkmış. Diliyenlerde ne miktarda adalet var dersiniz ?
    Allah Memleketi satılık dış ve iç kurtlardan muhafaza eylesin.

  8. nurdan hanıma!
    Nurdan hanım merhaba!
    -dünle ilgili bir karışıklığı açıklamam gerekiyor. biraz komik bir karışıklık oldu.
    Öncelikle sizin yorumunuzun altına, sizin görüşlerinize ilave olarak yorum yazdım. kendi yorumuma ilave olarak ise, sizin beni yanlış anlamayacağınızı ama yandaşlar için (herşeyi yanlış anlamayı becerdiklerinden dolayı), yorumunun size cevap değil, sizin yorumunuza ilave olduğunu açıkladım.
    – Fakat benim kendi yorumuma ilave açıklamam, sizin benim ilaveme yazdığınız yorumdan sonra yayınlandı. bu nedenle “sizin beni yanlış anlamıyacağınızı biliyorum” cümlesi sanki sizin bana yazdığınız cevaba yönelik gibi ortaya çıktı. birinci karışıklık bu.
    İkinci karışıklık ise, sayın editörün de benim gibi, yandaşların doğruları kesinlikle yanlış anlama yeteneklerinin takdirinden kaynaklı. Editör, yandaşların yanlış anlamaması için olsa gerek, doğru olan yandaşlara yönelik açıklamamı yayınlamadı. bu da yorumuma ilavemi, size yönelik yazı haline gelmesinin bir başka nedeni oldu.
    saygılar sunuyorum.

    • Sanki uluslararası bir diplomatik kriz olmuş gibi amma çok önemsedin hocam bu yorum işini. Altı üstü bir yorum. Piyasalar karışır diye açıklama yapıyorsun desek zaten piyasalar yeterince karışık :))))) Atlantik pasifik askeri sorunlar çıkar desek ? Kim Jong ortalıkta yok . Yani değişen bir şey yok hocam rahat ol .

      • hayret!
        nurdan hanımın A few dollars gibi gayri milli, gavur dilinde bir rumuzla yorum yazmayacağını biliyorum. ben nurdan hanıma hitaben yazmıştım yazımı.
        Öyleyse sen kimsin?
        – gayri milli ve gavur dilinde rumuzla yazıyorsun.
        – “yanlış anlama yetenekleri” bölümü çarptı galiba.

    • Merhaba Hamza bey, evet bazen benimde yazılarım sansüre takılıyor, bazende birkaç kelime büyük bir ihtimalle EDITÖR değilde google! tarafindan çıkariliyor onun için yazılar anlamıni değiştiriyor ve bu bende sıklıkla oliyor.
      Birde benim yazdığım yorumlarda gönder tuşuna basdiktan sonra çok fazla harf hatası oluyor, onlara bir türlü çare bulamadım ve azaltmak için e-mail adresinde bilerek hata yapiyorum yazi geri gelince tekrar okuyup düzeltiyorum ikinci seferde azalmasına rağmen gene oliyor.
      ABD yapımı cep telefonu kullanmadığim için galiba beni cezalandiriyorlar.☺ Bunlar öğle bir sistem kurmuşlarkı diğer telefonlardan giden mesajlari google hallediyorki kendi ürunlerini kullanalım diye.
      Bizim Ailede (iki oğlum ve ben) ABD nin para kazanmak gayesi ile ürettiği ürünler yerine yari fiatindan daha ucuz alip onlarda üc kat daha uzun ömurlu olan ürunler kullanırz ,bundan dolayi olabileceğini düşüniyorum, nede olsa KAPITALIST sistem, üşkağatçılar cenneti.

      Bu arada “A few dollars” rumuzlu yorumcu da sabah sabah beni epeyce güldürdü.Allahda onu ve sizleri güldursun.
      Şu an Texas Dallas dayım sabah saat 9 çeyrek var.
      Burasi Washigton eyaletinden iki saat ileri, Turkiyeye daha yakın,İnşAllah ülkemiz tez günlerde REFAH VE HUZURA KAVUŞURDA
      Oralara geldiğimizde,Fehmi beyın vasitasi ile taniştığımız sizin gibi dostlarla karşlikli
      sohbet etme firsaıda bulurz.
      Bütün güzellikler sizlerle olmasi dileklerimle hoşça kalin

  9. fehmi bey! kendiniz ile de einstein ile de çelişmişiniz.
    önce sorunu anlamak için hangi soruların sorulması gerektiğinin öneminden başlamışınız ama bir iktisatçının çözüm önerisini getirmişiniz.
    – Oysa kendinizle çelişmeseniz, tlden 6 sıfır atıldığında 1,32 olan doların 6.65 tlye gelmesinin nedenlerini bulmak için hangi soruların sorulması gerektiği ile başlardınız.
    – Ayrıca siz bakmayın 6.65 tl dendiğinde. işin aslı bu rakama 6 tane daha sıfır ekliyorsunuz.
    – ben einsteinin tavsiyesine uyup, sorunun tespitine yönelik bir soru ile tartışmayı başlatayım:
    – Soru 1(not yandaşlara sorulmuyor.onlar soruyu anlayana kadar süre biter çünkü): bir ülkenin para biriminin başka bir ülkenin para birimi karşısındaki değeri neye göre belirlenir?
    Yani 1 dolar niye 6.65 tl (eski para ile: 6.650.000 tl) olurken, eurodan daha düşük değerde oluyor? paraların birbirlerine karşı değerlerini ne belirliyor?
    – Yandaşlara özel soru: “dünya lideri” “ey dolarsa dolar, dolmazsa dolmaz!” dese dolar kaç lira olur?
    – ya da “dünya lideri”, “ekonomimiz saldırı altında, moralim çok bozuk. halkımın üzüntüsünden dolayı yeni bir sarayla moralimi düzeltmeye çalışıyorum” derse dolar kaç tl olur?
    – not: yandaşları temsilen necip güven de cevap verebilir. ne de olsa anlamamak konusunda standart sapması bile olmayan bir yandaş.

    • Kimin ne kadar anlayıp anlamayacağını bir üstte Nurdan hanıma yeterince açıklamaya çalışmışsın zaten, bu açıklamalardan anlama ve anlatma kapasiten anlaşılmakta. İştahla sarıldığın dolar mevzuunun sebep ve çözümünü de Fehmi bey zaten yazmış, oradan tekrar tekrar okuyabilirsin. Zaten sanırım yeterince anlamak için birkaç kez okuman gerekiyor.

      • Bazı isanlar kendini çok önemser , acayip işler yaptığını sanır. Hatta c.başkanı olsa ülkeyi kurtaracağını falan da sanır. Ama sadece kendin çal kendin oynada öteye geçemez. Çünkü bir yerkili değildir. Yetkiyi talep edin . Kurtarın memleketi :)))))))

        • A few dollars! yazdığım yorumdaki “yandaş”, “necip güven”, “köle ruhlu” gibi kelimeler geçen yerleri “A few dollars” olarak değiştirme gayretini takdirle karşılıyorum. bu kadar olumsuz sıfatı bu kadar iştahla üstlenmeye çalışman gözlerimi yaşartıyor. yorumuna baktığımda zaten yakışıyor da.
          – Neden yakıştığını da biraz açıklamama müsade et:
          -1- kimse ülkeyi kurtaramaz. dolayısı ile ben cumhurbaşkanı olsam ben de ülkeyi kurtaramam. Ancak ben cumhurbaşkanı olsam, ülkenin kurtuluşu için gerekli mekanizmaları oluştururum.
          -2- ben cumhurbaşkanı olsam tübitakın başına baytarı yönetici yapmam.
          -3- cumhurbaşkanı olsam, bütün yetkileri kendimde toplamam. her işi, işinin ehline veririm. ben onlar arasında sadece koordinasyon sağlarım.
          -4- cumhurbaşkanı olsam, köle satın almam. kölelerin özgür bireyler olması için çalışırım. bu sayede hem ülkede bilim, sanayi, teknoloji gelişir, hem de ahlak, vicdan, insanlık gelişir.
          – 5- ben cumhurbaşkanı olsam, ülke kötüye gittiğinde birşeyleri yanlış yaptığımı düşünürüm.
          -6- ben cumhurbaşkanı olsam, “faiz enflasyonun nedenidir” diyerek dünyayı kendime güldürmem.
          – 7- ben cumhurbaşkanı olsam, “ülke kötüye gidiyorken sarayda yaşadığım için, 10 tane özel uçağım olduğu için suçluluk duyarım.
          – 8- ben cumhurbaşkanı olsam, demokrasiyi, insan hakları, düşünce özgürlüğünü, hukukun üstünlüğünü geliştirmeye çalışırım.
          -9- ben cumhurbaşkanı olsam, kuvvetler ayrılığını tesis ederim. bu da ülkede hesap verilebilme mekanizmasını güçlendirir, ülke kaynaklarının daha verimli kullanılmasını sağlar, birilerinin ülkeyi soyması biraz daha zorlaşır.
          -10- ben cumhurbaşkanı olsam, ülkenin saman bile ithal eder konumdan, teknoloji üretir konuma gelmesi için neler yapılması gerektiği üzerine kafa yorarım.
          – 11- ben cumhurbaşkanı olsam, itibarımı lüks sarayla değil, tavır, davranış ve uygulamalarım ile sağlarım. milletin parası ile itibar peşinde koşmam.
          -12- ben cumhurbaşkanı olsam, senin gibileri işten atarım. gitsinler, çalışıp namusları ile evlerini geçindirsinler diye. birilerine yanaşarak geçinmesinler diye.
          – Sen bunları hiç düşünemediğin için, yorumumdaki o bölümleri değiştirme çaban, çok doğru bir yaklaşım olur. ne de olsa, düşünmekten daha kolaydır.

          • Hamza beni kimse işten atamaz çünkü serbest çalışıyorum.Kendi firmam var. Saçma sapan bilip bilmeden su-i zanlarla doldurduğun satırlar ve sayfalar hiçbirşey ifade etmiyor. Çoğunu boşuna yazıyorsun . Bu kadar gereksiz klavye tuşuna basma israf haramdır.

      • bakıyım benim yazdığımı doğru mu anlamışın.
        – senin gibilerin anlamama yeteneğin nedeniyle açıklama yaptığımı ancak bu açıklamanın nurdan hanımın cevabından sonra yayınlanması ve eksik yayınlanması nedeniyle, necip güven gibilerinin yine olayı anlamamayı başaracağını anlatmaya çalıştım.
        – sen de nurdan hanıma yazdığım yazıyı böyle anlamışsan, tebrik ederim. senin zekanı çok hafife almışım diyeceğim fakat senin için yanılma ihtimalin çok düşük. ruhu satılık insanlar hakkındaki tezimin sadece bir veri ile yanlışlığını kabul etmem mümkün değil.
        – zaten dolar hakkındaki ve fehmi beyin yazısı hakkındaki yorumumun hiçbir bölümünü anlamadığını göstermen, senin gibiler hakkındaki tezimi tekrar güçlendirdi.
        – senin, fehmi beyin yazısına yorumumu anlar gibi görünebilmen için, anaokul düzeyine göre durumu tekrar açıklamaya çalışacağım. Son zamanlarda bu konularda epey mesafe kaydettim. belki sana da anlatmayı başarabilirim.
        – 1- fehmi bey, yazısının anafikri olarak, soruna çözüm önermeden önce sorunun ne olduğunun tespitinin önemli olduğunu seçmiş ki bence de doğru.
        – Einsteinin sözünü de bu anafikre dayanak olarak yazmış.
        – fakat fehmi bey, önce sorunun tespit edilmesi ana fikrini vermeye çalışırken, birden bire bir ekonomistin çözüm önerisini yazısına koymuş. sorunun tespiti için sorular sormamış.
        – Burayı anladıysan parmak kaldır ikinci bölümü anlatayım!
        – ya da senin beynini kullanma konusunda bir miktar gelişme gösterdiğini ve konuyu anlamış gibi parmak kaldırdığını kabul ederek, devamını açıklıyorum:
        – yukardaki fehmi beyin yazısında da tl’nin gidişatından konuya giriş yapılmış. yani tl’nin “dünya lideri” güneşi altında erimesinden bahsediliyor.
        – öyleyse fehmi beyin yazısındaki ana fikre göre, öncelikle tlnin değer kaybının nedeninin tespit edilmesi, daha sonra da çözümün neler olabileceğinin tartışılması gerekiyor.
        – Ben de, fehmi beyin ve einstein’in doğru olarak ileri sürdüğü anafikre istinaden, tlnin erimesinin nedenlerinin tespiti için bir soru sordum.
        – İşi anlamıyacağını bildiğimden de, konuyu bile anlamayacak olanların cevap yazmaya çalışmamasını belirtmiştim.
        – Sen son yazdığım bu bölümü bile anlayamamışın.
        – uzmanlar, konunun hiçbir bölümünün anlaşılamadığı durumda ilerlemenin olamıyacağını söylüyor. bu nedenle umutsuz ötesi bir vakasın.

        • Hamza akyol , daha önce dedğim gibi gereksiz işlere çok vakit harcıyorsun . Bu yazıyı yorumunu okumadan yazıyorum . Bence siyasete atıl bir şekilde enerjini o yolda kullan.Memlekete faydalı olman dileğiyle . Yandaş – Muhalif muhabbetiyle burada hiç bir yere varamazsınız . Biz buna literatürde ÇENE SUYU ÇORBA diyoruz.

        • Bakıyorum da yokluğumda ortalık karışmış. Efelenmeler , celallenmeler , hesaplar , ispatlar. Selamün aleyküm . Bunca zamandır yorumculuk yapıyoruz , herkes aynı durduğu noktada duruyor. 1 mm. kımıldama yok . Demek ki akıl-iman sentezci arkadaşın iksiyle hamzanın zeka geliştirici otunu karıştırıp yeni bir fez ilacı geliştirmemiz gerek. Nurdan da bir şeyler katalım diyecem ama işe yaramaz ki.Reçeteyi verecem hamza parmak kaldır .

    • 1 Ocak 1992 tarihinde 2 bin 311 TL olan dolar, 2002 yılında gelindiğinde ise 1 milyon 678 bin TL olmuş.
      Senin anlayabileceğin şekilde yazıp anlatayım ;
      1678000 bölü 2311 eşittir 726 eder. Yani senin anlayacağın Akp öncesi 12 yılda dolar 726 kat artış göstermiş.
      Akp nin 16 yıllık döneminde hadi sana iltimas geçeyim dolar 1 TL den 7 TL ye fırlamış.
      7 bölü 1 eşittir 7 eder. Yani Akp sonrasında dolar 7 kat artmış.
      Herhalde Akp öncesi ile sonrası arasındaki karşılaştırmayı sen bile yapabilirsin. Ama biz bu durumu beğenmiyoruz, bu oran yine düşürülecek, onu da söyleyeyim.

      • Gerçekten siz halendaha Erdoğanimi savuniyorsunuz?
        Tıpki geçen gün Bekir ismili yorumcunun Heykel hakkinda bilip bilmeden Ahkam kesmesi gibi.

        Bu ülkenin yerli kaynaklarini kuruttular yetmedi şimdide İNSAN kaynağıni kurutuyorlar.
        Hiç merak etmeyin çok yakinda sira sizlerede gelecek.
        Çünku reisin gidasi bünlardan oluşuyor,kardeşim dediklerini dahi hacadi ise yandaşlarinide harcar.

        • Nurdan hanım herkesin kendisine göre doğruları vardır ve bunlardan ha deyince vazgeçmez. Eğer ilk zorlukta vazgeçenler çoğunlukta olsaydı, bugün zaferini kutladığımız kurtuluş savaşı diye bir mücadele hiç olmazdı, herkes kendi gemisini kurtarmaya çalışırdı. Allaha şükür, ben de kendi bildiklerim doğrultusunda görüş belirtiyorum, ahkam kesmiyorum. O meşhur heykel olayında Almanyada 13-15 yaşında bir Türk çocuğunun canlı yayında Erdoğanı savunmasını seyretmişsinizdir sanırım. O ta yaban ellerde liderini savunabiliyorsa biz de tabii ki memleketimi,zde savunacağız değil mi.

      • Hamza Akyol istersen anlamanı kolaylaştırayım.
        Akp nin iktidarda olduğu 16 yıl içindeki dolar artışı, Akp den önceki 12 yılın dolar artışının YÜZDE BİRİNDEN AZ.

      • Tabii şunu da söyleyeyim Akp bizi öyle güzel şeylere alıştırdı ki, önceki zorlukları, çirkinlikleri unuttuk, bu güzelliklerden kolaylıklardan biraz mahrum kaldıkmı da ah vah etmeye başlıyoruz.

        • necip, istersen sana bu verileri hangi ekonomist verdiyse sen git o gelsin. şimdi sana birşeyler yazacağım anlamıyacaksın. en iyi ihtimal başkalarına soracaksın onlar sana birşeyler söyleyecek sen de dönüp onları tekrar edeceksin. böyle iş uzayacak.
          ben buraya yazayım da sen, sana akıl verenlere söyle, direk onlar okusun onlar cevap yazsınlar.
          -1- ülkeyi ben yönetmedim. geçmişteki yanlışları eleştirdiğim gibi şimdiki yanlışları da eleştirdim. akpnin ilk yıllarında yapılan olumlu şeyleri desteklediğim gibi, eskiden yapılan olumlu şeyleri de destekledim. köle ruhlu olmamak, özgür birey olabilmenin sonucu bu. biliyorum senin için kötü bir örneğim.
          -2- şu anda desteklediğin adamlar ve sen dahil yandaşlar, geçmişte eleştirdiğin çizginin adamları. yani geçmişte kötü şeyler yapıldı ise de onlar vardı, iyi şeyler yapıldı ise de onlar vardı ya da daha doğru deyimle, onlar ağırlıktaydı. mesela mehmet ağarın oğlu akpden milletvekili bildiğim kadarıyla. abdullah gül, daha önceleri dışişleri bakanıydı. tansu çiller yenikapıda size destek verdi.
          -3- geçmişte kötü şeyler yapılmış olması, şimdi yapılan kötü şeyleri aklamaz. bu basit gerçeği bile kavrayamamışın. ayrıca, beğenmediğin demirel de dahil, hiçkimsenin gözü saraylarda yaşamakta olmadı. yani geçmişten iyi şeyler de kötü şeyler de var.
          – 4- bir unsur tartışılırken, başka unsurlarla ilişkisi, önemi, yoğunluğu, yaygınlığı gibi parametrelerle tartışılır. mesela bir dönem faizler çok yükseğe çıktı ama faizlerin ülke ekonomisindeki ağırlığı bugünkü gibi değildi. bir dönem dolarizasyon vardı ancak doların ülke ekonomisindeki etkisi ve ağırlığı şimdiki gibi değildi. eskiden 70 sente muhtaç olduğunda en fazla alacağın bir ürünü alamıyordun, şimdi ise ekonomin allak bullak oluyor. çünkü ekonomin artık ithalata bağımlı olmuş.
          -5- eskiden dolar fırladığı zaman ihracat artardı. şimdi dolar fırladığında bile ihracatın artmıyor. çünkü ekonomide tek belirleyici unsur dolar değil. siz sadece doları yükseltmediniz, ülkeyi bitirdiniz. ülkenin kapasitesini bitirdiniz.
          – biliyorum, yazdıklarımı kavrama yeteneğin yok. ancak birazcık ekonomiden anlayan ve birazcık da vicdanı olan herhangi bir kişiye git, bunları sana tekrardan izah eder.
          – en azından eskiden dolar yükseldiği zaman ihracatın arttığını, şimdi ise müthiş dolar artışına rağmen ihracatın aynı oranda artamadığını anlayabilirsin. bunun da ekonominin yapısal durumu ile alakalı olduğunu sana jöleli bile anlatabilir. “Anlatabilir” derken yanlış anlama, senin kavrama yeteneğine değil, bu gerçeği jölelinin bile bilebileceğine vurgu yapmak istedim.

          • İstersen geçen ayın ihracatın ithalatı karşılama oranının öncekine göre artışını bir öğren de, bu ezbere yazdıklarını bir kontrol et. Turizm gelirlerindeki artışa da bir bak. Belki bu kadar boş laf yerine mantıklı iki cümle kuracak bilgi edinmiş olursun.

          • necip! hala düşünmeden yazıyorsun. ihracatın ithalatı karşılama oranı yükseliyor çünkü ithalat yapacak doların yok. tabii ülkede üretim de düşüyor. çünkü üretim yapabilmen için ithalat yapman gerekiyor.
            – ihracatın ithalatı karşılama oranının yükselmesi eğer üretim yapından kaynaklı olsaydı bu alkışlanacak birşeydi. ancak herzamanki gibi, düşünmeden ezbere yazıyorsun.
            dolar bulamazsan ithalatın daha da düşer. tabii ihracatta ise, malını daha ucuza satarak artış sağlarsın. yani ülke kaynaklarını bedavaya verirsin.

          • Üretim ve ihracat endekslerini pek takip etmiyorsun sanırım. Bu yüzden yazdıklarını yalanlamak kısa ve kolay oluyor.
            İhracat 2018 yılı Temmuz ayında, 2017 yılının aynı ayına göre yüzde 11,6 artarak 14 milyar 77 milyon dolar, ithalat yüzde 6,7 azalarak 20 milyar 59 milyon dolar olarak gerçekleşti.
            Sanayi üretimi, 2017 Haziran dönemine göre %3,2 artış kaydetti.2018 Haziran döneminde madencilik ve taşocakçılığı sektörü endeksi 2017 Haziran dönemine göre %7,2, imalat sanayi sektörü endeksi %2,9, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi %4,6 oranında artış kaydetti.

  10. Rahmetli Özal şüphesiz vizyon sahibi bir politikacıydı.
    Askerlerin onu ekonomi yönetiminin başına getirmesi de bu yüzdendir.
    Ancak onun da en önemli hatası dışarıdan alınan borçla inşaata yönelmesidir.
    Ama o hiç olmazsa sahillerde otel ve pansiyon kredileri vererek turizme yatırım yapmıştı.
    Şimdiki hükümet döneminde ise çoğu lüks,ihtişam ve şatafata önem veren yatırımlara önem verildi
    Alınan borçlarla alışveriş merkezleri yapıldı.
    Buralarda kiralar bile dolara endekslendi.
    Üretime ve istihdama yönelik hiçbir devlet yatırımı olmadığı gibi mevcutlarda özelleştirme ile yok pahasına elden çıkarıldı.
    Yapılan yol köprü havalimanı tünel gibi şeylerin şüphesiz gerekli olanları vardı.
    Ama gereksiz diyebileceğimiz yatırımlarda vardı ve bunlar hiçbir şey üretmiyor.
    Yap işlet devret projelerinde fiyatların dolara endeksli olması ve devlet garantili olması da büyük bir hata bence.
    Artık yol yakınken dönelim noktasından epeyce bir uzaktayız.
    Yani bu yoldan dönüş yok.
    Ya batacağız ya batacağız.
    Altına endeksli piyasa ve para biriminden bahsedenlere de diyeceğim şu:
    Galiba dünyada altın fiyatlarının da dolara endeksli olduğunu görmüyorsunuz.
    Amerikan Merkez Bankası piyasaya sürdüğü dolar miktarını azaltırsa altın fiyatları düşer.
    Piiyasaya aşırı dolar pompalamaya başlarsa da altın fiyatları yükselir.

  11. Yazılan yorumları okuyorumda birkaç yorumcu hariç onlarda herzamanki gibi kendi siyasi düşünceleri doğrultusunda hareketle youm yazmışlar
    Bence bazı şeyler siyaset üstüdür bakın ne güzel burada herkez bir çözüm üretmeye gayret ediyor. tabi bizlerin ürettiği çözümleri siyasiler alıp uygulayacak deyiller. olsun buda bi gayretin neticesi herkes aynı duyguyla bakıp önce bunu kendi hayatımızda uygularsak gene biz kazanırız. mesela evimizdeki lüzumsuz harcamaları kısarsak bu altan tavana doğru yansırsa düzlüğe cıkarız. eğer birey olarak kredi kartiyla tatil yapıyorsak nasıl olsa öderim veya başka temel ihtiyaçlar dışındaki alışverişlerimizi bu şekilde yapıyorsak elimizde olmayan yani başkasının parasını harcamış oluyoruz bunu aynı bireyden tavana doğru aldığında daha doğrusu tavan dediğim devlet. hep borç içinde debelenip dururuz ve sağdan ve soldan gelen darbelere dayanıksız hale gelirsin

    En basit bir örnek vereceğim size ben güngören haznedarda oturuyorum evimin yanında merkez cami var burada içerisini buz gibi yapacak kilima sistemi var ve sürekli çalışıyor. buna ramen mihrabın sağ ve sol tarafında bir aspiratör birde soğtucu var imam efendi mihraba gelince hemen onları çalıştırıyor.
    Aynı mihrapta 5 tane mikrofon var koca koca sanırsın sanki kabede namaz kıldırıyor.bunlar israf degilmi. ismini vermemin sebebi belki yetkili biri bunu okurda ilgilenir bu tür konularla ve bir düzenleme getirirler
    Bu sadece bir yerden örnek bunu tüm birimlere ve evimize de düşünelim halimizin olduğunu.
    Bir Einştain çıkarmamız mumkun gözükmüyor
    Şuana kadar bizi yönetenler hep ülkeyi kırize sokmuşlar bu hangi siyasi olursa olsun farketmez belki art niyetli olmayabilirler En kafası çalışan Rahmetli Erbakan dı oda yurtdışından yüksek kar payları vererek para getirdi gurbetcilerden bizim yöneticilerimiz birseyi atlıyorlar herhalde ama ne bu birazda çevrelerindeki danışman veya en iysini biz biliriz dir herhalde
    Toplum olarak çok savurgan bir milletiz malesef

    Allah israfdan müsriflikten bizi uzak eylesin..

    • Evinin yanında bir israf (ezbere müslümanlık!) sorunu var. O sorunu buraya taşıyorsun (ezbere müslümanlık!) ki böylece belki görenler olur birileri ilgilenir ve önlem alır…. Hani nerede kaldı o “Bir yamukluk-kötülük gördüğünüzde, 1. onu münasip bir şekilde öne çıkıp elinizle düzeltiniz-önleyiniz, 2. bunu beceremezseniz dilinizle direkt olarak yerinde etkili olunuz, 3. bunu yapmaktan da acizseniz bunun bir yamukluk-yanlışlık-kötülük olduğuna, razı olunacak bir şey olmadığına kalben-vicdanen buğz ediniz- ki bu 3 numara imanın en düşük seviyesidir” mealindeki hadis. “Akıl-İman Sentezi”ni merak edenlere bu basit bir örnektir. Sorun var, sorun üstüne sorun! Öyleyse, bunun çözümünün bir parçası olunuz (Akıl-İman Sentezi!). Buna kıyasla sorunun devamına katkıda bulunmak ta var (ezbere Müslümanlık!).

      Her geçen günde kötüye gidilmekte olan mevcut şartlarda, önceliklerini şaşırmış saray düşkünü bir Başkan varsa, “Benim israfçı, ezbere müslüman Başkanım iyidir-ona laf yok!” yaklaşımı Akıl-İman Sentezi zafiyetidir!

  12. Altın Para
    Altının doğrudan para olarak kullanılması iki asır önce terk edilmiştir.
    a) Altının miktarı azdır bugünkü para ihtiyacını karşılayamaz.
    b) Altın küçük para birimlerine ayrılamaz.
    c) Altını taşımak zordur. Muhafaza etmek daha da zordur. Bundan dolayıdır ki para olarak altın değil de altın senedi (bono) kullanılacaktır.
    Biz Akevler’de 50 senedir demir çimento (DÇ) hesabını kullanıyoruz. ABD profesörü söylüyor ama nasıl olacağını söylemiyor. Biz ise söylemekle kalmıyoruz nasıl yapacağınızı söylüyoruz.
    a) Merkez Bankası her gün Altın gramın değerini ilan etmelidir. Bu fiyat paranın miktara bölümü ile elde edilen değer olmalıdır. Para hacminin miktar hacmi ile bölümünden elde edilen miktar olmalıdır
    b) Bir yasa ile ödemeler Türk Lirası ile yapılacaktır. Borçlanmalar ise Altın gram üzerinden olacaktır. Mahkemeler davalara bu kural içinde karar aldırmalıdır.
    c) Enflasyonu durdurmak için de ayrıca demir, buğday ve taşınmaz senetlerini (bonolarını) çıkarıp satmalıdır. Altın bonosu ile satmalı, altın bonosunu da TL ile satmalıdır.
    d) Krediler faize değil, kredileşmeye dayanmalıdır.
    Altın paraya geçmelidir demekle sorunlar çözülmez. Müspet ilmin verileri içinde düşünüp projelendirilmesi gerekir. Bedava verilmektedir.
    AK Parti’nin tek çözüm kapısı vardır, Kur’an’ın Adil Düzen’i. Bu da Akevler’de, kendi bilir!

  13. Akli başında ekinomi uzmanlarını okurken yada programlarda dinlerken ekonomiyi düzeltmek için yapılması gerekenler başlığında siralananlar arasında uygulanması imkansız olana pek rastlamadim. Taş elinde gedik te karşında, elindeki taşı gediğe koyuver işte hissine kapilmayanimiz varmıdır bilmem.
    Anlatılanlar tam olarak çözüm olmasa bile yepyeni çözüm yolları keşfedecek aklın Türkiye’de olmadığını kimse iddia edemez.
    Ama gel gör ki, bir irade yapılacakların yapılmasına engel oluyor sanki.

  14. Ticarette altına dayalı bir sistem kurulması veya karşılıklı olarak milli paralarla ticaret yapılması ile ilgili olarak uzun müddettir devlet tarafından çalışmalar yapılmakta. Ancak bankacılık sisteminin dünya çapında büyük ölçüde dolara bağlı ve sistemin buna göre dizayn edilmiş olması bu çabaların bugünden yarına sonuç vermesini, sistemin hemen değiştirilebilmesini engelliyor. Ancak dünyada bu yönde büyük bir istek ve çaba mevcut, ve ülkemiz de bu çabalarda önemli bir motor güç durumunda. Bu çabaların orta vadede olumlu sonuçlarını alacağız. Ayrıca özellikle ülkemizin dışa bağımlı petrol ve doğalgaz gibi enerji maliyetlerinin azaltılması için gereken çabalar da son hızla yürütülüyor. Güneydoğu Anadolu, Doğu Akdeniz ve Kıbrısta yapılan arama ve sondaj çalışmalarından yakın zamanlarda iyi haberler gelmesi kuvvetle muhtemel. Yani hala enseyi karartmıyoruz.

    • Mühür kimdeyse Süleyman odur demişler.Milli para kullanmaya kullanırsın da paranın hükmü bugünkü değerde olursa-ki olacaktır- sembolik değer taşır bu girişim. ABD dünya para piyasalarının tek ve mutlak hakimi. Onun bu gücü dolardan olduğu kadar para transferlerinin yönetim merkezi oluşundan ileri geliyor. Büyük bir aktarma havalimanı gibi.Direk uçuşa müsaade etmiyor adamlar.Bu nasıl kırılır peki? Sizin de Google,Apple,Microsoft,Wallmart,Exxon,Boeing,Tesla,Ford, Lockheed Martin… gibi şirketleriniz;Stanford, Harvard,MTI, Chicago,John Hopkins… ayarında üniversiteleriniz olduğunda sorun çözülür.Olmaz değil,hayal hiç değil.ABD’nin kaç yıllık mazisi var Allah aşkına?Yeter ki azmedilsin,yeter ki istensin.

  15. Bir katkı da benden olsun; İstanbul’un trafik sorunuyla ilgili.
    Aslında İstanbul’un trafik sorunu hem İstanbul’un hem de Türkiye’nin sorunları açısından bir netice ve bir gösterge. Yani İstanbul’un sorunu ne ise Türkiye’nin de sorunu odur, Türkiye’nin sorunu ne ise İstanbul’unda sorunu odur denilebilir. İstanbul’un problemleri çözülürse ülkeninde problemleri çözülmüş olur veya tam tersi… Kim bilir, bu sorun daha ne kadar artarak karmaşa haline gelecek ve içinden çıkılmaz bir hal alacak.

    Öyleyse İstanbul’un problemlerinin ortaya çıkmasının sebepleri bulunmalı.

    Buna benim cevabım tek cümleyle; ‘insanların oraya ”yığılmasına” sebep olmaktır’.

    Ülkenin yaklaşık dörtte bir nüfusunun o daracık alana sıkıştırılması, yarısından fazlasının da Ankara, Bursa, İzmir, Adana, Mersin gibi illerde ”bloke” edilmiş olması, ülkede ”dengeli yerleşimi” ortadan kaldırmakta ülke kaynaklarının da verimli ve dengeli işletilmesini engellemektedir.
    Bir terazinin kefeleri gibi biri altta (ağır basan Batı illeri) diğeri üstte (hafif kalan Doğu illeri) gibi dengesiz bir durum.
    Kendi içinde dengeyi sağlayamayınca çevresinde de ”denge unsuru” olunamıyor maalesef.

    Yani ülkemizin problemi ”İNSANİ’…Çözmeye gayret edersek mesafe kat ederiz emin olun.
    Ekonomi de, eğitimde, hukukta, trafikte, terörizmde, uluslar arası ilişkilerde, bölgesel sorunlarda v.s. vs.
    Emin olun, ”emin” olun.

  16. Einstein’in 45 dakikasını ayırdığı konu sorunu veya soruyu karşısına çıkaranların bunları ifade tarzındaki kafa karışıklığı olsa gerek. İnsanları anlamak her zaman daha zor olan bir konu. Analizle sorunun ne olduğunu anlasa bile 5 dakikada ona çözüm üretmek herkesin harcı olmasa gerek. Bir Einstein bunu yapabilir, çünkü o kendini buna hazırlamıştır; düşünsel becerisini geliştirmiş, tekrar tekrar tecrübeyle bu onda adeta bir beyin kültürü haline getirmiştir. Geri kalan 10 dakika içersinde de işi başarmış olmanın verdigi keyifle bir kahve içer (gerçi o daha ziyade pürosunu içermiş!).

    Bizde, eğitim körpe beyinleri düşünmekten ziyade ezbere körükler/mahkum eder. Sonra da bu iş çoğuna antipatik duvarlar oluşturur, aşamazlar sıkılıp ciddiyeti bırakırlar. Ancak durumu idare edip sınıf geçebilmek için çalışırlar. Ciddiyetle devam eden azınlık ta “ineklemek”le etiketlenir, alay konusu olur… Yani, bizim toplumun en önemli taban katmanlarına göstermelik sunulan genel eğitim sisteminden Einstein çıkması çok zordur. Okul kitaplarına bir kaç değişik pozda Atatürk resmi koydular mı işi geçiştirmiş olurlar ve bu şekilde sorumluluklarının hafiflediğini zannederler. İçleri bu şekilde rahatlamış olur en azından! Yani, diyeceğim o ki öncelikle bizim eğitimcileri bir araya getirerek eğitime tabi tutmak lazım. Eğitimin ne olduğunu anlamalarına yardımcı olup motive etmek lazım ki onlar da öğretilerini körpe beyinlere verimli olarak aktarabilsinler. Eğitim, din eğitimi dahil her konuda zevk alınabilecek bir hale getirilmelidir. Bu iş ezbere olmaz! nasıl olur? —-> *Akıl-Iman Sentezi*….

    Deniyor ki hammadde gerektirmeyen programlama/kodlamaya dayalı yüksek teknoloji ürünleri yapalım. Bunları ihraç edelim ve böylece ekonomimiz düzelsin, hap-yap para-kap olsun bitsin. Yahu, senin hammadden körpe beyinler doğru-dürüst eğitmeden-temel vermeden bunlar nasıl üretsinler? Üniversite giriş sınavlarında Matematik ve Türkçeden 100 üzerinden 20-25 çekiyor öğrenciler. Yanlış anlaşılmasın! Bu düşük not öğrencilerin değil eğitim sisteminin notudur! Astronomik düzeyde paralı bir kaç tane okul açmak/açtırmak, öğrencilere tablet-bilgisayar dağıtmakla olmaz bu işler. İsraf olduğu kadar, çocuk yetiştirmeğe/eğitim-öğretime pek bir faydası yok. Önce “akıl-iman sentezi” ayarında kaliteli eğitmen/öğretmen, sonra da araç-gereç, tablet vs… hem de paraları carcur etmeden….

  17. Sorunlarımızın ne olduğu biliniyorda hiç kimse bunu çözmek istemiyor.
    Ulkeyi yöneten iktidarların istisnasız hepsi bu ülke için çalışmıyorlar.
    En sağcısından en solcusuna , islamcısından milliyetçisine her iktidar yandaş kalkındırma
    peşinde oluyor. En muhafazakar dediğimiz refah partisi döneminde yapılan yanlışları
    ihale fesatlıklarını adam kayırmalarını anlatsak herhalde hiçkimse yok demez.
    Ayrı bir muhafazakar AKp döneminde yapılan kul hakkı ihlalleri , hırsızlıklar vs vs
    En dürüst ecevit hukumetleri döneminde yapılan gizli talanlar .Sonuç değişmiyor.
    Öyleyse olması gereken :
    Öncelikle bir ülkede adalet olacak .Adaletin olmadığı hiçbir millet adam olmaz.
    Ardından liyakat olacak işe aldığın adamın sucu bucu olduğuna bakmıyacaksın
    Sonra insanları eğiteceksin çağdaş , ezberci olmayan eğitim anlayışıyla .Yarış atı mantığıyla
    dimağlara kaç soru daha fazla çözersin mantığı olmayacak.
    Sonrasında en tepedeki yöneticiden başlayarak örnek olacaksın , İnsanlar aç ve açıkken yeni saraylar
    yaptırmayacaksın hatta sarayda oturmayacaksın.
    Sen bunu yaparsan bu halk neler yapmaz. Ele verir talkımı kendi yutar salkımı olmayacak.

  18. Onlar da kim AgPartililer herşeyi bilir. Başgan her gün tv lerde ders veriyor biz de çocuklar gibi şenleniyoruz.
    Medya çok iyi oldu hangisini açsan ordünaryüs üstü başganımızı dinleme fırsatını gaçırmıyoruz. Çok soru sormak iyi DEĞİLDİR Fehmi abi yanlışın var çok cevap vermek iyidir. Bizim başgan da bunu yapıyor zaten. Cevaplar bugün başka yarın başka oluyor ama olsun çok mütiş kültürlü olduğumuzu gösterir. Doları 3 tl den bozduk acaip kara geçtik, 5 liradan bi daha bozduk bi daha kara geçtik. Bakmayın şimdi 6 buçuk lira dediklerine bu dedigoduyu yabancılar uyduruyor:))

  19. Türkiye’nin en büyük sorunu RTE diyenlerin haklılığı sorunlar yumağınin her geçen gün katlanarak büyüdüğünden belli.
    Sorunlarımızın büyüklüğü ülkemizin büyüklüğüyle yarışıyor.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here