Siyasette ‘kol kırılır yen içinde’ felsefesi yanlıştır… Muhalefet ‘ihanet’ değildir…

38

Bir siyasi parti veya hareketin kurucusu olmuş veya içerisinde yer almış, ismi o parti veya hareketle anılır olmuş, onun kendisine verdiği görevleri veya makamları üstlenmiş biri, aradan geçen yıllardan sonra, herhangi bir sebeple, o parti veya hareketle arasında ciddi anlamda bir mesafe meydana geldiğini fark ettiğinde ne yapmalı?

Cümle içerisinde birkaç kez ‘veya’ bağlacını kullanmamın belli bir sebebi var: Siyasi yönden hareketli insanların kendilerini o hareket/parti içerisinde rahatsız hissetmelerinin çok değişik açıklamaları olabilir.

İçinde yer aldığı hareket/parti değişime uğrayabildiği ve süreç içerisinde başlangıç noktasıyla arasına ciddi mesafe girebildiği gibi, insan da değişebilir ve kendisinin bulunduğu yeri yadırgayabilir.

Partiler değişiyor

Hangi parti/hareket kurucu kadrolarının belirlediği çizgiyi tam anlamıyla temsil ediyor bugün?

Kılıçdaroğlu CHP’si ile Atatürk’ün CHP’si aynı mıdır? Hatta İnönü’nün CHP’si Atatürk’ün CHP’si miydi?

MHP Alparslan Türkeş‘in çerçevesini çizdiği ideolojik boyutla bugün ne kadar uyumlu?

AK Parti de 2000 yılında kurulduğu günkü parti değil bugün, o da değişti.

Sivil toplum örgütü, cemaat veya tarikat gibi yapılar da zaman içerisinde değişime uğrayabiliyor.

Ne yapsın insanlar, kendileri değiştiğinde veya içinde yer aldıkları oluşum artık kendilerini temsil etmez hale geldiğinde sus-pus mu olsunlar? ‘Parti disiplini’ veya ‘kol kırılır yen içinde kalır’ anlayışı sebebiyle artık tasvip etmedikleri bir yola girmiş yapıyla ilişkilerini sürdürmeye, isimlerinin onunla birlikte anılmasına müsaade mi etsinler?

Kendi cevabımı -zaten tahmin ediyorsunuzdur ya- hemen yazayım: Yanlışını gördüğüm yerde bir gün kalmam. Yapının önemli bir rüknü isem, onun yanlış yola saptığını gördüğüm ilk andan itibaren sesimi çıkarmaya, yanlışlarını düzeltmeye çaba gösteririm; başarılı olamazsam “Size yeni yolunuzda başarılar dilerim” anlamına gelecek davranışta bulunurum.

Bizde böyle yapılmadığının farkındayım elbette.

Ses çıkaranlar, farkını belli edenler bunu başkalarının dikkatini çekmeyecek biçimde yapmak, buna imkan bulamazsa sessizliklerini korumak zorundalar.

Aksi halde ‘ihanet’ sözcüğüyle yaftalanırlar çünkü.

MHP lideri Devlet Bahçeli kendisinin çizgisini sorgulayan, liderliğine karşı çıkan partililere kapıyı göstermişti. Aynı kişilerin kurduğu partiye de ‘ihanet yuvası’ gözüyle bakıyor MHP’de siyasete devam edenler… Devlet Bahçeli İYİ Parti’ye geçmişte HDP’ye gösterdiğini bildiğimiz müsamahayı bile esirgiyor.

CHP’de sarsıntılar sürüyor, dışarıya da vuruyor dalgalar; ancak orada da tarafların birbirlerini dinledikleri, parti-içi iktidarın muhaliflerin eleştirilerine kulak verdiği pek görülmüyor.

Beklenti, parti-içi muhalefetin kendilerine CHP dışında bir yol aramaları…

Turgut Özal kendi kurduğu ve iktidara taşıdığı partinin yaban ellere düştüğünü gördüğünde, cumhurbaşkanlığını terk edip yeni bir parti kurma arayışına girmemiş miydi?

Parti-içi iktidarlar, bizde, ele geçirdiklerini değiştirme hakkını kendilerinde görüyor, ama iktidar çevreni içerisinde yer almayan partililerin muhalefetine izin vermiyorlar…

Farklılığını kayda geçirmek isteyeni veya ayrılanı ‘ihanet’ ile ithamı da ihmal etmiyorlar.

Bir partinin veya hareketin içerisinde yer alanlara bırakılan tek davranış biçimi itaat bizde…

Gelişme olur mu böyle bir sistemde?

Olmadığını yaşayarak görüyoruz zaten…

Gördüğümüz bir başka şey de şu: ‘Kol kırılır yen içinde kalır’ felsefesi yüzünden ses çıkarmaya kalkışmayanlar, bu tavırlarının cefasını çekmek zorunda da kalabiliyorlar.

Partiler de, sivil toplum örgütleri, cemaat/tarikat yapıları da…

Abdullah Gül’ün yaptığı ‘ihanet’ değil AK Parti için fırsattı

Konu üzerinde düşünmemi sağlayan, konunun AK Parti’yi aşan yönleri bulunmasına rağmen, AK Parti’de genel başkan yardımcısı sıfatı olan birinin, son cumhurbaşkanlığı seçiminde Tayyip Erdoğan‘ın karşısında adaylığını koyması gündeme gelmiş Abdullah Gül için ‘ihanet’ sözcüğünü kullanması oldu.

Gül bir daha aday olamasın diye yasa çıkarmaya kalkılmış, partinin başına geçemesin diye kongre tarihiyle oynanmıştı; kendisinin ekonomide ve dış politikada izlenen yolla ilgili itirazları olduğu, devlet yönetiminde de parlamenter sistemi tercih ettiği biliniyor.

Bunlara rağmen kendisinden beklenen, sessiz kalması, cumhurbaşkanlığı yarışında halka gerçek anlamda bir farklı seçenek sunmayı aklından bile geçirmemesi, güncel konulardaki değişik düşüncelerini toplumla paylaşmaması…

Parti kurucusu, ilk başbakanı, uzun yıllar dışişleri bakanı ve sonunda cumhurbaşkanı olarak başarıyla ifa ettiği hizmetler hiç göz önünde tutulmayacak ve daha önce ismi duyulmamış biri ve kendilerini sosyal medyanın karanlık dehlizlerinde gizleyebilenler ona saldırabilecek…

‘Çatı aday’ formulü gerçekleşse ve halkın karşısına iki ciddi aday çıkabilseydi keşke. AK Parti için de yeniden cumhurbaşkanı seçilen Tayyip Erdoğan için de bu daha rahatlatıcı bir seçenekti.

Sonuç değişmese bile, emin olun, seçimden sonra yaşananların çoğu ve bugün karşı karşıya kaldığımız sorunların en önemlileri gündeme gelmez ve Tayyip Erdoğan bu yeni dönemde kendisini daha rahat hissederdi.

Böyle bir fırsat kaçtığı için üzülmeli AK Partililer…

ΩΩΩΩ

38 YORUMLAR

  1. Sayın Koru, Abdullah Gül’ün Ak Parti ve Sayın Erdoğan’dan farklı görüşlere sahip olması ve kendi fikirleri doğrultusunda demokratik bir yarışı tercih etmesi ihanet değildir elbette, böyle bir itham da demokratik olgunluğa sığmaz. Fakat Sayın Gül’ün hatası kapalı kapılar arkasında diplomasi yürütmeyi seçerek kamuoyunun önüne cesur bir şekilde çıkmaması ve daha önemlisi CHP’nin de içerisinde bulunduğu bir ittifakın desteğini aramasıdır. Günümüzde dahi, olumlu yönde değiştiğine dair hiç bir sinyal vermeyen kötü sicilli CHP ile siyasi bağlantıları yönüyle bir çok kişide şüphe uyandıran Sayın Akşener muhafazakar camiada pek de makbul aktörler değilken, Sayın Gül acaba neden kendi ayakları üzerinde durmak yerine bu aktörlerin desteğini aramıştır, hayret . Anlamadığım nokta Sayın Gül’ün nasıl olup da sırf eşi başörtülü olduğu için kendisini Cumhurbaşkanı yaptırmamak adına hukuk dışı yollara dahi tenezzül etmiş bir siyasi partinin desteğini hazmedebilmiş olmasıdır. Eğer Sayın Gül siyasette değişim istiyor, kendi fikirlerinin doğruluğuna inanıyorsa yapması gereken kısa vadeli zafer fırsatçılığına girmeden kendi kuracağı yeni bir parti ve kadro ile uzun vadede kemikli ve nitelikli bir muhalefet gerçekleştirmesiydi. Ne yazık ki tercih ettiği yol dolayısıyla kendisini Türk siyasetinden silinme noktasına getirdi, yazık oldu.

  2. İttifak

    Türkiye’deki siyaseti değerlendirirken  önce siyasetin türlerini ortaya koymak gerek. Ülke dışında ve ülke içinde oluşan partiler merkezlerin oluşturduğu partilerdir.  Diğer bir  ayırım da kişilere dayanan partilerdir. Bir de görüşlere dayanan partiler vardır.

    Dünyada particilik batıda doğmuştur. Sermaye dünyayı yönetmek için ekseriyet sisteminden yana particiliği koymuş. Gelişmiş ülkelere ikili sistemi, gelişmemiş ülkelere tek partili sistemi önermiştir. Sanayi inkılabı ile zenginleşen Sermaye parası ile her iki bloğu da yıllarca idare etmiştir.

    Sermaye’nin oluşturmadığı bir partiyi kurmayı kendi anlayışlarına uygun bulmadıklarından doğru görememişlerdir.  Herkes Sermaye’nin yönlendirmesi ile varlığını sürdürmüştür.

    Sermaye tarikatlara ve dini mezheplere cephe almış devletlere onları ezdirmiştir. Mezhep ve tarikatlar kendi eski yapıları ile direnmişlerdir. 1960’tan sonra İzmir’de kurulan Akevler, kooperatif olarak legalleşmiş ve Milli Görüş olarak Sermaye’ye bağlı olmadan siyasi oluşumu sağlamıştır. Tarikat ve mezheplerin günün mevzuatı içinde legal olarak örgütlenmelerini yaygınlaştırmıştır.

    Sermaye bunu durduramayacağını anlayınca önce Mili Görüş’ü Akevler’den ayırma girişiminde bulunmuş, Erbakan’ı Akevler’den koparamamıştır. Bunun üzerine Sermaye dini cemaat olarak Gülen’i, siyasi cemaat olarak da AK Parti’yi örgütlemeye girişmiştir.  Erbakan’ın partisini etkisiz hale getirmiştir. Ne  var ki insanlık Sermaye güdümünde olmayan siyaseti de Erbakan’ın anlatımları ile öğrenmiştir.

    Siyaset hala kişilere dayalı olarak dengeleniyor.  Ne var ki iktidarda kalabilen kişiler artık halkın onlara kulak vermesiyle iktidarda kalabiliyor. Bundan sonra kişiler iktidarda kalabilmek için kişi olarak değil de sistem olarak siyaset yapmak zorunda kalacaklardır.

    Siyaset yapabilmeleri için  mezhep ve tarikatlarla işbirliği yapmak zorundadırlar. Ordular da güçlerini korumak için tarikat ve mezheplerle iş birliği içinde olma durumundadırlar. Geleceğe ilimle dayanışma içine giren insan hakim olacaktır. İslam ve Hıristiyanlık ittifakı üçüncü bin yılı kuracaktır.

  3. Sayın A Gül ün en büyük yanlışı chp desteği ile aday olmaya kalkmasıydı bence. Eğer kendi iradesi ile ortaya çıkıp ben adayım dese idi gördüğüm ysnlışlar üzrerine aday olmaya karar verdim dese idi benim gibi akp seçmenleri ona hak verebilir ve hatta oy bile verebilirdik belki de ama o bu milletin % 70 ile kavgalı olan CHP bin kuyruğuna takılmayı seçti ve dolayısıyla ihanet eden yaftasını yemeyi kendine yakıştırdı. Ama yine de severiz a gül beyi

  4. Çok ilginç bir yazı olmuş Fehmi bey. Seçimler yapılalı ve biteli ,gündem değişmiş olalı 2 ayı aşkın bir süre olmuş olmasına rağmen özlemler dile getirilmiş .varsayımlar üzerinde durulmuş.Sayın Abdullah Gül garantici bir kişiliğe sahip,bürokratik yönü ağır basan bir kişi. Gerek başbakanlık ve gerek cumhurbaşkanlığı kendisine altın tepside sunulmuş o da o günün şartlarında bu görevleri ifa etmiştir. Başkanlık konusunda da beklentileri vardı ancak kendisinin de ifade ettiği gibi ” çatı adaylığım konusunda geniş bir mütakabat olmadığından aday olmayacağım…” dedi ve ışık olmadığını ,seçilemeyeceğini çok iyi bildiğini kendi ifadesiyele öğrenmiş olduk. Olaylara aynı bakış açılarıyla bakıp aynı şeyleri düşünüp aynı sonuçları elde etmek yerine ,geçmişte olmamış olguları olsaydı bağlamında kullanarak biraz da hayal gücümüzü zorlayarak bu günün sorunlarını çözebileceğimizi ummak ,bu günlere umut olmak yerine, bugünkü olaylara farklı bakış açılarıyla bakıp farklı düşünerek ve farklı sonuçlar çıkarmayı deneyerek bu günü ve yarınları değerlendirmek daha makbul olmalı. Kim ne derse desin biz bu gün ülke olarak dünden daha iyiyiz ,yarınlarda da inşallah bugünlerden daha iyi olacağız. Eğer zağarlık yapmakta sınır tanımasak ,farklı pazarlara yönelmesek ,vesayet kurumlarını temizlemeye kalkmasak ,milli savunmada üretime önem vermesek ,devletin menfaatleri doğrultusunda dostlarımızı değiştirmeyip sürekli aynı ülkelerin dostluğuna sığınarak sığıntı durumunda kalsaydık,senelerce uğraştığımız içinden çıkamadığımız boş konularla uğraşmaya devam etseydik,milli projelere imza atmasaydık biz bugün bu zor durumları asla yaşamaz iyi bir müttefik olmaya devam eder başbakanımız (hatırlatma babında ) ABD ye gittiğinde 15 dakikalık bir görüşme için 1 hafta bekler sür manşetlerden de bununla gurur duyardık…

  5. Fetö Cemaati ile hükümet arasındaki çatışmada GÖNÜLLÜ ve memur taraflar birbirlerine ateş ederken, Cemaat’in anlamadığı ve kendince başkalarına anlatamadığını sandığı bir şey var.

    Dine hizmet için dünyadaki kaynaklara erişim ve hâkimiyet çabası olarak siyaset yaptığın zaman siyasi çekişmenin tarafı olmaktan kurtulamazsın. Şunu da bilmelisin: Siyaset menfaat üzerine döner ve canavardır. Bunu insan en iyi muhalif durumuna düştüğünde anlar. Siyasette ahlak kolay kolay bulunmaz, çünkü siyaset iradelerin çatışması, bencilliklerin yarışmasıdır. Bunun içinin ‘millete hizmet’ veya ‘dine hizmet’ gibi ulvi amaçlarla doldurulmuş olması bir şeyi değiştirmiyor. Siyasi kavganın içine kutsalların sokulmaması, kutsalların bu bencilliklerin darbelerine hedef edilmemesi içindir.

    Çıplak hâli savaş olan siyasetin oturmuş, sınırlandırılmış hali hukuka dönüşüyor. Kimse kimsenin insafına, şefkatine, kardeşlik duygularına terkedilmeyecek bir garantiye sahip olunca da buna demokrasi diyoruz. Siyasette ahlak arayanların, Osmanlı sultanlarının İslam’ın rağmına olarak kardeş katline neden tevessül ettiklerini anlamaya çalışsınlar. Veya şahıs olarak neredeyse veli sayılan Sultan Abdülhamid’in kendisini mecbur zannettiği bir istibdadın kaynağı olduğu gerçeğini hatırlasınlar. Ve bugün ezebildiği kardeşine kardeşlik nutku çekenlerin, gücü kendininkine yakın kardeşiyle ise nasıl ölümüne vuruştuğunu insaf ile analiz etsinler.

  6. Araştırmalarda Paranoid kişiliklerin, 6 korkulu inanca sahip olduklarını göstermektedir.
    Felaket çok yakın,

    Dünya kötü insanlarla dolu,

    Kaza diye bir şey yok, kötü niyetli insanların eseri,

    Herkes bana kötülük yapmaya çalışıyor,

    Ben haklıyım, diğerleri haksız,

    Ben diğerlerinin göremediğini görüp hissederim, ben farklıyım…

    Bu rahatsızlığı olan insanlar, iki zıt kişilikte karşımıza çıkmaktadırlar. Bir taraftan kendini beğenmiş, ukala görüntüsünün ardından, diğer taraftan küçük düşme ve aşağılanma korkusu yaşayan savunmasız kişiliği gizlenir. Bu insanlar, kendilerini, en doğru, en dürüst, en başarılı olarak görürken, diğer insanların kendilerini yanlış anladıklarını düşünerek, güç gösterisi ile haklılığını ispat etme çabasındadırlar.

  7. Biz Türk halk olarak şu an KORKTUKLARIMIZA ve menfatlarımıza dokunacak olanlara KARŞİ!
    hem SAĞİR hemde DILSIZLSİZIZ.

    Bunun içinde her olayi ve gelişmeleri enine boyuna tartışıp araştirmak gibi bir KÜLTÜRE sahip olmadığımızdan dolayı gittikçe hem İNSANLIĞIMIZ hemde ÜLKEMIZ eriyip küçüLürken UKALALİĞİMİZ, BIYATÇILIĞIMIZ, KÜFÜRBAZLİĞİMIZ, KENDİMİZİ ÜSTÜN GÖRMEMIZ de hizla gelişiyor.
    Bundan dolayı HAYATINI çok sevdiği MESLEĞINE adamiş yazarlar da ne onlar hiç bir şeyden anlamaz ve bilmezler onların yeri ya ZINDANLA yada CEPTEN HARCIYACAK KENDI SITELERİNDE HALKA HIZMET VERMEK.
    Bu tip yazarlardan yazar olmaz, olsa olasa HAVUZUDA YÜZEN, lerden olur.
    Akşama kadar yüzüp akşamda ellrine tutuşturulan yazıları sözlü olarak canlı yayınlarda, yazili olarak yazili basinda ŞOV YAPANLARDAN yazar ve gazeteci olur bizde onları severiz, çünkü kulağımıza hoş gözumuze güzel orunur.

    11.C Başkanı Gül’ü eleştırmeden önce, görevi bittiği zaman eşi Hayri Nisa hanımin söylediklerine ve son METAL YORGUNLUK bahane edilerek HALKİN SEÇTIĞI ışıne son verilen Belediye Bşkanlarından birtanesinin “AĞLAYARK” görevi bırakmasını hatırlayalim!

    Sayin A Gülü eleştırmek kolay, “FAKAT”
    bunu yapmadan önce bir düşünelim, Gülün karşisindaki Kıliçtaroğlu gibi normal bir rakip olsa Gül çıkıp yalnışları millete anlatir, buda sadece iç siyaseti ilgilendırır.
    Biz kalkıpta Sn Güle şu soruyu sorabiliriz neden sustun ve gerçekleri millette anlatmadın?
    Sn Gül Hem içerde hemde dışarda sayginliğı olan bir siyasetçi konuşsa DİŞ DEVLETLERDE herkes Güle inanır.
    Peki içerdeki iftiralara maruz kalinca O zaman TC ne duruma düşer?
    Ya Karedeşler adamcağız bir meddede şunu tekrar gözden geçirin diye tavsiye
    edince hepimiz duyup görmedikmi, adamcağizin ne “TERORISTLIĞI KALDI NE VATAN HAINLIĞI” bunlar öğle bir insanlarki devletin bütün KURUMLARINDA İFTIRA ÜRETIP DÜNYAYA SERVIS YAPIYORLAR.
    Gül siradan bir vatandaş olsa emannah.
    Karşsindakiler sadece ona zarar verir.
    Gül TC de C Başkanliği yapmiş birisi Yari yurt dışina çiktiği zaman
    Bu tip insalar onu interpola verip tutuklatirırlar bile.
    Peki o zaman Türkiye ne duruma düşer?

    • ben gül ve benzerleri hakkında yorumumda ısrarcıyım.
      – gül ve benzerlerinden sakının.
      – Size “demokrasi” der, “özgürlük” der, sonra da internet yasaklarının altına imza atarlar. bunlar böyle insanlar.
      – Sakın ola böylelerinin peşine düşmeyin. yarın yine aynı hayalkırıklığını yaşarsınız. (not: aslında hiçkimsenin peşine düşmeyin ama böylelerinden özellikle sakının)
      – Zekeriya rumuzlu okur gülün çok kalibreli olduğunu yazmış. Mertçe ve dürüstçe rekabet olmamasından korktuğunu yazmış.
      – biz bu ortama gelirken, gül dersi kırdı, arkadaşlarıyla kaçak sinemaya gitti herhalde. onun için olanlardan hiç haberi yok garibin. niye suçluyoruz ki…
      – bir de, türkiyede herşey güllük gülistanlık olsa, millet niye diyojen gibi fenerle adam arasınki…
      – ben fenerle adam arayanlara sesleniyorum, gül, arınç, davutoğlu gibileri sizin aradıklarınız değil. yanılmayın…
      – bunlar daha iyi şartlarda iyi olanı, doğru olanı yapamamış adamlar. daha zor şartlarda aday bile olamayan insanlar ve siz hala bunlardan medet umuyorsunuz.
      – pes yani…

  8. Ah Türkiyem ah deyip saç baş yolunacak bir durumdayız.
    Dış güçler dostken düşman oldular
    İçeride de durum çok daha kötü hale geldi.
    Suriye meselesi kangiren
    Sayın Cumhurbaşkanı devlet aklıyla değil, kendi aklıyla bile değil, hırsıyla hareket ediyor
    Onun için Altanetiflerin olması lazımdı
    Abdullah Gülde biçilmiş kaftandı.
    Hek AK partinin, hem Türikiyenin yararınaydı
    Hakkını teslim edelim bunu en iyi anlayan kılıçtaroğlu oldu
    Ama partisinin kaprislilerine, meral hanımın inadına yenik düştü
    Abdullüh gülde siyasi risk hiç almadı.
    Altın tepsiyle ikram edilmesini bekledi
    Aday olsaydı ikinci tur olma ihtimaliا kuvvetliydi
    Ama cesaret edemedi.
    Bu hainlik değil
    Görüşleri uyuşmadı hatta itildi, kakıldı
    Başka yerde siyaset yapması gayet normaldi
    Ama yapamadı
    Cesaret edemedi.
    Bence rakip olmaktan korktu
    Karşı taraf çok acımasız, ölçüsüz
    T. Karamollaoğluna söylenenler ortada
    Korkmasında birazda haklı
    Ama kardeşim hamama giren terler
    Girecekti ve terliyecekti, Türkiyenin hatırına
    Görelim mevlam neyler
    Neylerse güzel eyler
    Çirkin görününen, olumsuz zannedilen olaylardada hayırlar vardır.
    İnşallah

    • Siyaset cesaret işi. Dediğiniz gibi hamama giren terler. Abdullah Gül o kalibrede bir siyasetçi olmadı hiç. Cesareti yok, itirazı yok, söyleyecek sözü yok, o zaman artık yok. Bunu tekrar tekrar gündeme getirmenin de anlamı yok. Fehmi bey de artık vazgeçsin. Geçmiş geçmişte kaldı yeni birşeyler konuşmak lazım.

      • Bence abdullah beyin kalibresi tartışılmaz
        Ak partiyi kuranlardan
        Ak partiyi parti haline getirenlerden
        C.başkanı yasakken, başbakanlğında mert davrandı, askere karşı cesur davrandı.
        Makamın hakkını verdi
        Hiç bir zaman mücadeleden geri durmadi
        Sadece akpartiya karşı geri durdu
        Galiba kardeş kavgasının başlamasından korktu
        Nurdan hanımın dediği nedenlerden kortu
        Mertçe ve dürüstçe rekabet olmamasından korktu
        Haklı olarak korktu
        Yoksa, olsaydı ve kazansaydı
        Türkiye gerginlikten kurtulurdu
        Suriye açmazı çıkmzdan kurtulurdu
        Olmadı, olmadı
        Hani yiğidi öldürelim ama hakkını da verelim
        Hakkında eğri oturup doğru konuşalım

      • Kimse abdullah gülün niye aday olmadıgını anlayamamış. Anlamak içşn bahcelinin o dönem gül içşn twitterden yaptıgı uayrılara çok iyi bakın. Eger gül aday olsaydı vede kazansaydı(ki bana göre kazanırdı) bu ekonomik kriz yine gelecekti. Ve gül bombayı kucagında bulacaktı. Herkes şunu diyecekti. Bakın erdogan gitti ülke ne hale geldi. Gül daha başkanlıgının ilk günlerinde başarısızlıkla suclanactı. Ve erken secim kacınılmaz olacaktı. Bahceli özellikle uyardı girme gayrımilli olırsun diye. Bunu gül ün iyiligi için söyledi. Herseyin bir zamanı var. Abdullah gül bir devlet adamıdır. Ve zamanı gelince devlet adamını başa getirecektir.

  9. Belki sırtında yumurta küfesi vardır.
    kim bilir.
    Ülkede üst görevlerde bulunmuş kişilerin sizin dediğiniz fonksiyonları yerine getirmediği veya getiremediği için bu durumdayız.
    Eski bir söz vardır .
    dürüst olanlar en az dürüst olmayanlardan cesur olmak zorundadır.
    Gelecek endişesiyle doğru bildiklerini söyleyemeyenler ve doğru olanları yapmayanlar.
    Bu kişiler risk almak istemiyor ve armut piş ağzıma düş beklentisinde olanlardır.
    Lider halkın önünde yürümelidir.
    Halk beni önünde yürütsün beklentisinde olunmuştur.
    SONUÇ TA HENÜZ MEYVE OLGUNLAŞMAMIŞTIR.

  10. hain olmak birşeydir. en başta yüksek promil gerektirir.
    – Düşük promilden hain çıkarmaya çalışan kişi, parti içinde az değer verilen biri olsa gerek. Büyük düşman edinirse kendisinin daha fazla saygı göreceğini hesap etmiş olmalı.

  11. Abdullah Gül partisine de milletine de ülkesine de ihanet etmemiştir. Ayıp ta etmemiştir. 2014’te Cumhurbaşkanlığı görevi bitince “Ne yapacaksınız?” sorusuna “Partime döneceğim” yanıtını vermiştir. Partisine dönmesin diye kongre tarihi erkene alınmıştır. 2014’te! Yani kimin niyetinin bozuk olduğu o tarihten belli… O tarihten sonra da aba altından sopa göstermek suretiyle pasifize edilmiştir. Bu niyeti bozukların Demokrasi diye bir dertleri asla yoktur. Öyle bir değerleri yoktur çünkü. Abdullah Gül ve Kemal Kılıçdaroğlu gibi isimler karakter yapıları itibariyle Türkiye siyaseti için en ideal isimler. Bölmeyen, ayrıştırmayan ve kutuplaştırmayan… İhanet sözcüğünü kullananların ne oldukları zaten belli… Fetö’ye her istediğini ver sonra hesap verme. “Kandırıldım, Rabbim affetsin” deyip kurtul.

  12. Sn Abdullah Gül partisinden çok Bu millete ihanet etmiştir demiyeyim ama ayıp etmiştir. Nedeni ise sen yıllarca ülkede söz sahibi ol ona yönver ancak Türkiye için hayati önem taşıyan Rejim değişikliğinde çıkıp halka tek kelime söyleme kapalı kapılar ardında görüşmeler yap bunları halk ile paylaşma.
    Hatırladığım kadarıyla ciddi anlamda başkanlık oylaması konusunda bir açıklaması olmamıştır. Oysa diğerleri gibi ( Üniversiteler , sivil toplum kuruluşları vs. ) ya afaroz edilirsem mantığıyla sus pus olmuştur yada cesaret edememiştir. Kendini aydın olarak gören , bu ülke için birşeyler yapmak isteyen tüm bireyler korkusuzca acaba ne oluruz demeden fikirlerini söyleyebilmelidirler.
    Özelde ise Sn Gül her akşam aday olacak olmayacak söylemleri arasında çıkıp mertçe ben şu şu sebeplerden dolayı adayım veya değilim diyerek net açıklama yapmalıydı. Toplum olarak bunu bekliyorduk.
    Bu milletin konuşan ancak adaletle ve tarafsızca konuşup eleştiren bireylere ihtiyacı var.
    Düşünebiliyormusunuz amerikada savcı Trump ı yargılayacak veya soruşturacak .
    Bu Türkiye de mümkün mü ? Bunu yapamayan sistem mi yoksa korkak bireyler mi ?

  13. AKP nin dünü de bugünü de yarını da beni hiç ilgilendirmiyor.Düğme yanlış iliklenmiş bir kere. Sn. Fehmi Koru , Sn.Abdullah Gül’ü çok vazgeçilmez bir siyasetçi gibi lanse etse de , eski fikirleri ile AKP dönemi ve Cumhurbaşkanlığı dönemi uygulamalarıyla , Refah Partisi döneminde 1995 yılı Meclis konuşmasını dinlerseniz , AB konusunda önceki ve sonraki uygulanan politikaların taban tabana zıt olduğunu görürsünüz .

  14. ANAP öldükten sonra parti siyaset alanı “güreş minderi” oldu. Büyük Oyuncular halkın bütünü için değil kendileri için “var olma” çatışmasını ve mücadelesini yeğlediler.. Fehmi Bey halimizi en iyi bilenlerden birisi sizsiniz. Yeni görevli o arkadaşın tepkisi izana sığmaz ama makul tepkiler de hak edilmiştir. Herkes otururken ayağa kalkmayan bedelini acı da öder..

  15. Abdullah Gül akpde ve tr idaresinde etkili iken dolar tl kuru ne idi?
    Şimdi ne?
    Güllü dönemde uluslarasi ilişkiler nasıldı?
    Şimdi nasıl?

    Adam kenara çekildi, akp mucizesi battı.

  16. Şunu herkes görmeli…
    AKP de lidere itaat etmeyen herkes kendini kapı önünde bulur.
    AKP de bu yüzden parti içi muhalefet diye bir şey olmaz, olamaz.
    CHP ise herşeye rağmen Türkiye nin en demokratik partisidir.
    Herşeyin konuşulup tartışılabildiği tek parti CHP dir.
    Buna rağmen hiç kimse kapı önüne konulmamıştır.
    Keşke bütün partiler CHP kadar demokrat olsalar.

      • Evet bu ülkenin insanına demokrasi fazla…
        Bu ülkeye IV. Murat gibi bir padişah…
        Emrinde de Kuyucu Murat Paşa gibi vezirler yaraşır.
        Zaten insanımız demokrasi istemediğini son referandumda oylarıyla gösterdi.
        Haccacı Zalim dirilip gelip başımıza geçse, sevinçten göbek atacak insanlar var.
        Ama olan bizim gibi demokrsai isteyenlere oluyor işte….

  17. Abdullah gül kendi emeğiyle hangi makama gelmiş bu günd kadar. Hep tepside sunulmuş.

    Yazınızın sonun da istemediğiniz halde yine Erdoğan kazanacaktı söylemeniz hiç doğru değil

  18. cumhurbaşkanlığına aday olmak ne zamandır hainlik sayılıyor. şartları taşıyan herkes aday olabilir. kazanır ya da kazanamaz ayrı bir konu.. erbakan hoca hayattayken saadet partisinden ayrılan tüm ak partililere hain mi diyeceğiz..

    • Bu ne demek.
      Yazdıkları genelde emek mahsülü.
      Yerli yabancı basını konusuna göre tarayıp, oluşan fikrini yazıyor
      En çok okuyupta yazanlardan
      Yazar deniylmesi daha ne yapması lazım söyleyinde eksik bırakmasın

    • Hocam yazar değilse okuma. Bu senin özgür seçimin. Yazarın her fikrine katılmak zorunda değilsin.Ancak Fehmi Koru’yu kendisine ait bir platformda eleştirebiliyorsan , hatta bu çok ileri gittiği halde yayınlanıyorsa Fehmi Beye teşekkür etmek gerekiyor.

  19. Başından son cümlesine kadar yazı iyi, hem de çok iyi ilerliyordu.

    Son cümle:”Sonuç değişmese bile, emin olun, seçimden sonra yaşananların çoğu ve bugün karşı karşıya kaldığımız sorunların en önemlileri gündeme gelmez ve Tayyip Erdoğan bu yeni dönemde kendisini daha rahat hissederdi.”..Koru’nun bu son cümlesinden bir şey anlayanınız oldu mu? Doğrusu ben pek bir şey anlayamadım ve bir mana veremedim.

    Bugün karşı karşıya kaldığımız sorunların en önemlilerinden en önemlisi, bugün adına birilerinin ”ekonomik savaş” dedikleri ekonomideki bozulma ve kriz hali değil midir? Sn. Koru’nun tezine göre ”çatı aday” olarak Gül”de seçime girmiş ve Erdoğan kazanmış olduğu halde bu yaşananlar yaşanmayacaktı. Ne demek bu? Burasını ben anlamadım! Anlayabilen var mı?

    Hem, Tayyip Erdoğan bu yeni dönemde kendisini neden rahat hissetmiyor olsun ki?

    • Üstadın anlayamadığınız cümleyle ne kastettigini anlattığı yazısını okuyabilirsiniz. Yazının başlığı şu;
      “Gül aday değil ve bununda bir anlamı var…”

    • Bir de siz sorunu çok dar manada değerlendiriyorsunuz. Ekonomik sorunlarımız çok tali bir sorun, daha büyük sorunlarımız var bizim. Yönetim sistemi sorunu, rota değişikliği sorunu, liderlik sorunu, Suriye sorunu…….adamlar kafalarına göre NATO yu dagittilar, NATO üyesi değilmişiz gibi hareket ediyorlar, AB ile ipleri kopartali bir hayli zaman oldu. Sonu belli olmayan bir maceraya akıp gidiyoruz ….. Siz ekonomik soruna takılıp kalmisiniz azizim. Hiç merak etmiyomusunuz bu Doğu Perinçek giller neden AKP lilerden daha fazla tayyipci oldular. Daha dün! Hiç gereği yokken “Tayyip Erdoğan ekonomik krizle indirilemeeeezzz ” diye yırtınıyodu neden?
      Cok mu seviyor Erdoğan’ı Perinçek?
      Erdoğan adamların politikalarını uyguluyor da o yüzden.

      • Gül ve onun adaylığı ile sistem değişikliği konusunda Koru’nun yazılarına dair fikirlerim onun sitesinde (FK’da) yaptığım yorumlarda saklıdır.
        Gül’ün adaylığı henüz gündemde yokken ve Fehmi bey bu konuyu henüz işlememişken gidişat üzerine, sadece ve sadece ‘Gül’ün adaylığı mevcut siyasi konjonktürü tersine döndürür’ minvalinde düşüncelerimi arz etmiştim. Sanırım o sıralar siz, bu siteye henüz misafir değildiniz. Koru’nun Gül ilgili yazılarındaki yorumlarımı gözden geçirebilirsiniz.

        Ekonomide yaşanan son olumsuz gelişmeler, sizin saydığınız sorunların üzerine tuz biber ekmek demeyeyim amma ve lakin bir ”taç giydirme” işlemidir ve işin son raddesidir. Yaşanan sorunlar katmerlenerek devam edeceğe benzer ve Türkiye iyiden iyiye kıskaca alınmış, düştüğü girdaptan ya büyük (çok büyük) kozlar vererek dibe vurmuşluktan kurtulup Batı bloku içerisindeki yerine dönecektir yada Perinçeklerin çizgisinde ”eski dünya” içerisindeki yerini ”kovulmuş gelin” halet-i ruhiyesi içerisinde kabullenecektir. Her iki durum da tasvip etmediklerimin arasındadır.

        Özgür iradesiyle altına imza attığı anlaşmaların gereğini yerine getirecek bir onurlu duruş her zaman evla olanıdır.

        Koru’nun bu son yazısındaki son cümlesini, sanırım benim gibi siz de anlamış değilsiniz.
        Gül seçime girecek, Erdoğan kazanmış olacak, sırf bu yüzden, son yaşananlar yaşanmamış olacak. Ben anladıysam Arap olayım, sen anlarsan, ne olasın Baran su?

        • Ben sayın Gül’ün adaylığı konusunda ikinizden de farklı düşünüyorum.
          Gül’ün aday olup kazanması halinde halı hazırdaki güç merkezlerinin uygulamayı planladıkları politik fikirlerinin kısa devre yapıp ülkemizi daha şiddetli kavgalara surukleyebilecegi kanaatindeyim.
          Fakat yazarimiz Erdoğan’ın tek alternatifinin Gül olduğu fikrinden hareketle tek alternatif olan adayın da katıldığı bir seçimin kazananı nın VATAN merkezinde tüm muhalefetide arkasına alarak alabildiğine geniş katılımlı milli birlik oluşturabileceğini düşünüyor olmasi anlaşılmıyacak bir durummudur?
          En azından milletin yarısı Erdoğan’ı desteklemiyor söyleminin ortadan kalkması az bir şey midir?
          Yada zayıf rakiplere karşı yalnızca %52 oy alabildiği eleştirilerinin ortadan kalkması…
          Bilemem belkide tarafgirlik duygusu ağır bastığından yazar böyle düşünüyordur.
          Sonuç her ne olursa olsun alternatif olabilecek bir adayın engellenerek yapılmış bir seçim görüntüsünün faturasının öbür türlü sünden daha ağır olacağı kesin.

  20. İSTENEN KOŞULSUZ İTAAT.
    Bir partide lider hariç bütün alınan görevler lider tarafından verilmiş lütuf kabul edilir.
    Sadece lidere oy verme sevdasının kaçınılmaz sonucu.
    Lider ve has kulları.
    Has kullardan biri ama ,fakat diye başladığında diğer kullar bu ne densizlik, sen bulunduğun bu konuma kim sayesinde geldin biliyorsun; o zaman yediğin kabı pisletme yanı kısaca ihanetle suçlanır.
    Halkın genel tavrı tek lider eksenli olduğu yerde başka ne ne bekleyebilirsiniz ki.
    ÇIKMAZ SOKAK BURASI ZATEN.
    Halk liderlere tapındığı yerlerde ikinci,üçüncü kişiler ŞİRK olarak görünür.
    Lider ve tebası.
    GERİ KALMIŞ ÜLKELERİN MÜZMİN HASTALIĞI.
    HER YERDE DOKUNULMAZ KONUMDA BAŞKANLAR VARDIR.
    Bunlar bir kere o makamları ele geçırdıklerınde kutsanırlar ve hemen etrafını nemalanmak isteyen tetikçiler işgal eder.
    Bu liderin kurşun askerleri artık muhafız alayının efradı olmanın keyfinı sürmek isterler.
    Ruh yapıları buna uygundur.
    Muhafızlık ücretınıde eksiksiz alırlar.Liderle kader birliği yaparlar.
    Yeni bir lider çok zor da olsa gelene kadar hizmette kusur etmezler.
    Bir şekilde eski lider hak tecelli edince yeni liderin etrafını kimse kuşatmadan en erken davranarak yeni yerlerini almada ustadırlar.
    Toplumda bu durumları olağan karşılar.
    FİKİR AYRILIĞINA DÜŞMÜŞ LİDER MUALİFİ BAŞARANA KADAR MUHAFIZLARCA İHANETLE SUÇLANIR.BAŞARDIKTAN SONRA YENİ LİDERİN İLK KAYIĞINA ATLAYANLAR DA ESKİ LİDERİN MUHAFIZ ALAYI OLUR GENELLİKLE.
    Normal olan bir oluşumda fikri değişen kişiler olabileceği gibi bağlı olduğu oluşumun kuruluş ideallerinden saptığını görüp bunu düzeltmeye çalışmak ,olmuyorsa bağlı olduğu oluşumdan ayrılmak veya rakip bir oluşum kurmaya çalışmak.
    Bundan güzel ne olabilir.
    Rakiplerin ekmeğine yağ sürüyorsun diye ihanetle suçlanmak akıl dışı değil mi.?
    İhanet sadece kabul etmediği halde çıkarlarına halel gelir endişesi ile ses çıkarmamak veya yanlışları gördüğü halde savunmak değil mi dır.?
    Bir oluşumun başındaki lider sorgulanamaz konumda ise ,o oluşum çok daha güçlü oluşumlarca kolayca yön değişirilebilir,sorgulanamaz lider çok daha güçlü liderlerin emir komutasına girdiğinde o oluşum da emir komuta altına alınmış olur.
    ASLINDA MUTLAK İTAAT İSTEYEN LİDERLER,DAHA GÜÇLÜLÜLER KARŞISINDA MUTLAK İTAAT ETMEK ZORUNDA kalırlar.
    HER YERE ULAŞMAYA,HER YERE YETİŞMEYE ,HER ŞEYİ BİLMEYE,HER ŞEYİ YÖNETMEYE HİÇBİR FANI NIN GÜCÜ YETMEZ.YETERMiŞ SANILIR, ETRAFINDAKI YAĞ TABAKASI ONUN ADIYLA İŞ ÇEVİRMEYE BAŞLAR.
    Her şeyi uzmanına bırakmak lazım.
    Lider sadece koordinasyonu sağlamakla uğraşmalı.
    HER YERDE VEYA OLUŞUMDA YENİ FİKİRLER,YENİ LİDERLER(Tanrısal güç beklenmeyen)doğması veya yaşatılması ihanet değil zenginlik olur.
    İHANET çıkar için yanlışları ölümüne savunmaktır.
    Çıkar çatışmasından doğmayan fikir ayrılıkları meşru görünmüyorsa o yerde iklim çöl olur.
    Çölde de ancak dikenli kaktüs yetişir.

    • Siz akp de chp gibi olsun diyorsunuz. Her kafadan bir ses. Ama bunun kazandırmadığı görülüyor. Millet böyle şeylerden anlamıyor. Bizim millet ataerkil. Baba dede ne derse o. İtirazsız itaat. Okulda öğretmen ne derse o. İtiraz hiç olmayacak. Bizim milletin karakteri bu.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here