FETÖ Arap, Amerika ve Avrupa medyasından mesajlar verdi. Neden acaba?

8
Arap gazeteleri, bini bir yerde

“Türkiye Katar’dan daha tehlikeli. Türkiye Katar’dan daha tehlikeli. Türkiye Katar’dan daha tehlikeli. Ben burada Türkiye ile savaşalım çağrısında bulunmuyorum; yöneticilerinin yaptıkları yüzünden Türk halkına zarar gelsin istemem…”

Bu satırları yazan Türkiye’ye karşı ciddi tedbirler alınmasının zamanı geldiğine inanan bir Arap. Adı: Vail el-Semeri.

Yazı ‘el-Yevm el-Sabiğ’ (Yedinci Gün, Y7) adlı Mısır gazetesinde yayımlandı.

Fethullah Gülen’in ağzından, 15 Temmuz darbe girişiminin, ‘ulusalcı lâik bir kesim’ tarafından yapılmış olabileceğini yazan gazetede…

El-Yevm el-Sabiğ gazetesi.. Yayın yönetmeni Halid Salah..
Arap gazeteleri, dergileri ve televizyonları

Bir ara sırf Arapça dergileri bulunduran bayilere uğramak için İstiklal Caddesi’ne çıktığım olurdu. O zamanlar ‘Y7’ haftalık dergiydi; adı haftalığı çağrıştırmasına rağmen birkaç yıl önce günlük gazeteye dönüşmüş ‘Y7’

Haftalıkken ve Mısır’da Hüsnü Mübarek rejimi varken ‘muhalif’ bir söyleme sahipti; Gülen mülakatını aktaran bizim gazeteler ‘Y7’nın şimdilerde ‘Sisi yanlısı’ olduğu bilgisini sundular.

Acaba bugün Mısır’da ‘Sisi yanlısı’ olmayan gazete ve dergi var mıdır?

Kuşkuluyum.

Gen. Abdülfettah el-Sisi darbeyle yönetimi ele aldıktan sonra ilk iş olarak medyayla ilgilendi. Mübarek döneminde bile Arap dünyasında çok-sesli medyaya sahip bir ülke görüntüsündeydi Mısır; kısa zamanda tek-sesliliği sağlamayı başardı el-Sisi..

Katar’a karşı abluka uygulamasında başı Suudi Arabistan çekiyor görünse bile, el-Cezire TV kanalının faaliyete geçmesiyle ismi tanınmaya başlamış Körfez’in bu küçük ülkesine, Müslüman Kardeşler (MK) örgütü üyelerini topraklarında barındırdığı için en fazla hiddet duyan ülke Mısır.

Daha doğrusu devlet başkanı Abdülfettah el-Sisi

Sebebi de basit: ‘Arap baharı’ sırasında devrilen Mübarek’in yerine yapılan seçimde MK’nın önemli ismi Muhammed Mursi devlet başkanlığına seçilmiş, bakanlar kurulu da yine MK ağırlıklı olarak kurulmuştu. El-Sisi MK iktidarını devirdi, örgütü ‘yasadışı’ ilân etti, üyelerini idamla yargılıyor.

Vail adlı yazar da “Türkiye Katar’dan daha tehlikeli” derken aslında el-Sisi’ye mesaj veriyor.

Yıllarca yakından izledikten sonra Arap medyasını son zamanlarda ihmal ettiğim anlaşılıyor.

“Başka neler yazmışlar” diye göz attığım ‘Y7’ gazetesinde karşıma akıl almaz ithamlar ve iddialarla dolu düzinelerle haber, yazı ve karikatür çıktı. Buraya alsam herkesin kızacağı karikatürler…

Mülakatı Türkiye’yi yönetenleri aşağılamak ve hedef haline getirmek için kullanmış ‘Y7’

Rupert Murdoch.. ABD’de WSJ ve Fox-TV’lerin sahibi..
Murdoch’un Wall Street Journal’ı da…

15 Temmuz’un birinci yıldönümünde Türkiye’yi ve yönetici kadrosunu rahatsız edecek yayınlar yalnızca Mısır basınında yer almadı. Şaşırtıcı bir çıkış, ABD’nin en çok satan gazetesi Wall Street Journal’den (WSJ) geldi. WSJ 15 Temmuz günlü nüshasının bir sayfasını bol resimli Gülen mülakatına ayırmıştı.

WSJ, Türkiye’de de bir televizyon kanalı bulunan uluslararası medya patronu Rupert Murdoch’un gazetesi…

Türkiye’nin mensuplarını en ağır cezalar talep ederek yargıladığı bir örgütün liderini, örgütle ilintili bilinen bir darbe girişiminin yıldönümünde sayfalarında ağırlaması WSJ’nin, hiç kuşkusuz bir mesaj…

Mülakattan aktarılan bölümler, hatta kullanılan fotoğraflar da yine mesaj dolu.

Ahmet Taşgetiren, Star gazetesinde, iki gündür, o mülakat üzerinden artık ‘FETÖ’ adını almış ve yasadışı terör örgütü olarak ilan edilmiş eskinin Cemaati’nin hala bağlarını sürdüren mensuplarına akıllarını başlarına toplamaları uyarılarını tekrarlıyor.

Onlara ait gazetelerde yazarken de benzer uyarıları olmuştu; onları da hatırlatıyor.

Dini alanda ortaya çıkmış ve özellikle eğitim konusunda yoğunlaşmış bir hareketin siyasetle içli-dışlı hale gelmesi.. hakları olmadığı halde.. onları iktidarla da tanıştırmış oldu.

Siyasetle uğraşanlar, seçime katılıp ülkeyi yönetme yetkisi alanlar yerine getiremezlerse faturanın kendilerine çıkarılacağı ‘sorumluluklar’ da üstleniyorlar. Siyaset-dışı bilinen bir grubun öyle bir sorumluluğu yoktu; kendilerini konuşlandırdığı yer baştan çıkmalarını da getirdi kaçınılmaz olarak.

İktidara alışan onsuzluğa dayanamıyor.

Çıkışlar ne için?

Arap, Amerikan, Avrupa medyasına verilen 15 Temmuz eksenli mülakatların Türkiye’de nasıl bir tepkiyle karşılanacağı bilinmez mi?

Sırf o grupla ilgileri kurulduğu için işini kaybetmiş 170 bine yakın devlet görevlisi ve tutuklu yargılanan 60 binden fazla insan var. Mülakatlar o insanlara bakışı biraz daha olumsuz hale getirmez, kendilerine yönelik husumeti artırmaz mı?

Olumsuz hale getirdi, husumeti de artırdı.

Peki öyleyse neden böyle çıkışlar yapılıyor?

“Mensuplarına ‘ölmedik ayaktayız’ mesajını vermek için” yorumunu getirenler var.

Acaba?

Yoksa, amaç aslında o insanlara bakışın olumsuzluğunun biraz daha artmasını, husumetin büyümesini sağlamak olmasın? Bu yolla, tasfiye edilenlerin sayılarının artması, cezaevlerine yeni kişilerin gönderilmesi de mi isteniyor?

Kuşkumu yerinde buluyorsanız.. üzerinde düşünesiniz diye.. “Neden acaba?” diye soruyorum…

Yasin Aktay AK Parti’de başkan yardımcısı iken dünya medyasıyla birlikte Arap medyasıyla da yakından ilgiliydi, biliyorum; acaba ondan sonra da bu ilgi birileri tarafından devam ettiriliyor mudur?

Ettirilmeli.

ΩΩΩΩ

8 YORUMLAR

  1. Almanya doğu almanya ile birleşirken 500.000 doğu alman memuru işten çıkardı .sadece ideolojisi farklı diye
    15 Temmuzda batı işbirliği ile darbe girişiminde bulunup 250 vatandaşı katledip Turkiyeyi iç savaş eşiğine getirdi.Erdoğanın ve halkın sayesinde büyük bir badire atlattık.
    Dunyanın her ülkesinde vatan hainlerine en ağir cezalar verilir.Bilhassa demokratik batı ülkelerinde.
    Yaşadığımız onlarca darbecinin yaptığı yanına kar kalınca 15 Temmuzda fetö darbeye cüret etmedimi?
    Adaletin kestiği parmak acımaz.

  2. Sık olmasa da takip ettiğim Ahmet Taşgetiren’nin, ilgili yazılarını okudum. Sayın Taşgetiren, köşesinde okuyucusuna ”YORUM YAP” sayfası açsa Koru gibi..yazılarının geniş kesimlerce nasıl anlaşıldığını.. Taşgetiren’nin, inancı gereği Hakkın yanında mı durduğunu, hukuku mu öncelediğini.. yoksa iktidarı elinde bulunduran dindar zevatın sahip olduğunu sandığı ”devleti kutsamayı mı” öncelediği hakkında okuyucu fikirlerini elde edebilirdi. Eğer okurunun ne düşündüğünü önemsiyor ise…

    Sufilikten gelmiş olsa bile Siyasal İslam müntesiplerinin anlamadığı, halkının çoğunluğu Müslüman olsa da seküler bir devletin idaresini ele geçirmekle oranın bir ”İslam Devleti” olamayacağını bilmedikleri..veya günümüzde hem Müslümanların böyle öncelikli bir talebinin olmadığını hem de mevcut dünya konjonktürünün buna izin vermeyeceğini..nitekim bunu yaşayarak öğreniyoruz.

    İslam ülkeleri diye sayalım denildiğinde, Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan olarak başlanılır..en yakın örneği Müslüman Kardeşlerin iktidara taşıdığı Mursi’nin, mevcut seküler devletin kurallarına itaat ettiği halde, iktidardan edilmesi Suud’un 5 milyar dolar mali destekte bulunduğu General Sisi’nin eliyle gerçekleşti. Karşılığında ise Sisi, ”ada” hediye etti ya.
    Ak Parti’nin Mursi’ye desteği ise, iç politika malzemesi yapıp siyasi literatürümüze kazandırdığı”Rabia’dan” öteye geçemedi.Şimdi sistem olarak Mursi’li bir Mısır’mı, Sisi’li bir Mısır’mı Türkiye ile benzeşiyor? Bence ikisi de..
    Sahip olduğu sermayesi Batı eliyle yönetilen Körfez ülkeleri ve Suudi Arabistan’ı karşılaştırmaya gerek bile duymuyorum.

    Hal-i pür melali bu olan sözüm ona İslam ülkeleri medyası da, bulunduğu ülke iktidarının borazancısı olmadan öteye geçemiyor..iktidarın işine yarayacak ne varsa mutfağında onu pişiren bir medya oluyor.

    Daha önce de dillendirmiştim..Müslümanlar devlet olmayı veya yaşadıkları devleti ele geçirmekten öte, önce Müslüman (Allah’a teslimiyet) olmalı veya ”emin” olmalılar..bir de Ümmet; ( şimdi ki zamanda, Hz. Muhammed’in yolunun, özelde Müslümanları, genelde bütün insanlığı uyardığını) bilincini içşelleştirmeliler. Arkasından kendi sistemleri gelir zaten.

    İlk günlerinde, darbeyi Erdoğan yaptı diyordu Gülen..şimdi ise 15 Temmuz darbe girişiminin, ”ulusalcı lâik bir kesim’ tarafından yapılmış olabileceğini”.. Bugün ise ülkemizde hükumete yakın bir yayın organı ”Sisi’yi Gülen ile beraber ‘şeriatçı’ olmakla itham ediyordu.
    Dün de, ABD’li bir kuruluş; ”Türk ordusundaki ‘Avrasyacıların’ hakim (kazanmış) pozisyonda olduğu görüşünü dillendiriyordu..hem de Perinçek’in adını anarak.
    Hadi, ayıkla pirincin taşını..

    Şimdi aklım, Ergenokon tutuklamalarının yapılmadan önceki zamanlarda, bazı generallerin ”Avrasya, Shangay” kelimelerini telaffuz ettiği günlere gitti.

    Diyorum ki acaba; pişmiş tavuğun başına gelmeyenler o günden beri, ülkemizin başını ağrıtıyorsa ve bu ağrı artarak hala devam ediyorsa bu Türkiye’nin ”eksen kayması” iradesinden kaynaklanıyor olmasın?
    Yani bir kolundan ABD’nin diğer kolundan Rusya’nın tutup koparasıca çektiği, paylaşamadığı; ”seni başkasına yar etmem” repliğinin, oluşan ”yeni iki kutuplu dünya” düzenine gidilen yolda başımıza bela olduğundan…

    Figüranlar?.. onlar da cabası.

    ”Küreselleşme çözülüyor.. ABD mefluç halde.. böyle bir dünyada Türkiye…”başlıklı yazısı..Koru’nun bu yazısını yeniden okumalıyım.

  3. “Neden acaba ?” diye soruyorsunuz sayın Koru.
    Bir süredir kafamda dolaşan bir soru.Çünkü mağdur olmuş yüz binlerce insanın kurtulması için hiçbir gayret olmadığı gibi,aksine daha çok zıtlaşmayı artıran bir yol izkenmekte.Bence sebebi mağdur olan bu insanlar toplumda tamamen yalnız durumda.
    Toplumun dışlayan tavrını körükleyen maalesef hükümet, böylece karşı tarafa sürekli kullanacağı eleman kazandırıyor. İnsan toplumda yalnız yaşayamaz. Yetkililer zıtlaşma yerine bu mağdur olan insanları kazanmaya çalışsa, hem insanlar dışlanmış mağdur olmaz,hemde o örgüt yalnızlığa içilir.
    Sonuçta yetkili ve etkili olan kişiler bilerek yada bilmeyerek karşı tarafa eleman kazandırıyor. Bence “acaba” nın cevabı bu. Selam ve hürmetler.

  4. Wall-Strit’in ve Türkiyede de yayın yapan FOX TV nin de sahibi. En az kanınnın bir bölümünün yahudi aileden geldiği söylenir. TV. yayınlarında görüldüğü gibi tabii olarak, yayınları Türkiyye aleyhine sürüp gidiyor. Tıynetinin gereğini yapacakır
    Vail Semerci ise, Sİ-si’ nin yakın adamı ve beslemesi olduğuna göre, Türkiye lehine yazacak değildir. FETÖ ile yapılan Mülakat türkiyeyi, FETOyu ve Fetocuları tahrike yönelik olacaktır. En iyisi ona kullanılmak üzere bir SEMER göndermeli. Ne olduğunu o zaman anlıyabilir.

  5. Gercekten bilmedigimiz bir seyler var butun bunlarin altinda bence. Bir sekilde Erdogan ve AKP hukumetleri birilerinin planlarina hic uymayacak bir seyler yapti, son 5-6 senede. Muhtemelen “Duygusal Ortadogu Politikasi” ile ilgilidir diye dusunuyorum. Hakli haksiz o ayri konu ama bizim gordugumuzden daha derin bir seyler olmali bu kadar Turkiye karsitliginin pompalanmasi icin.

    • Cevat bey ben en başından beri erdoganın dışardan birileri tarafından desteklendiğini düşünenlerdenim. Maalesef Osmanlıyı yıkıp 100 yıldır bu ülkeyi ve belki tum ortadoguyu yönetenlerin isteği olmadan kimse bu ülkeyi 15 yıl yönetemez. “Türkiye artik sizden aldığı emirlerle yönlendirilen bir ülke değil ” çıkışlarını bir palavradan öte görmüyorum. Yapılan veya yapılmasına müsaase edilen herşey erdoğanın elini güçlendirmek için yapılıyor. Çünkü erdoğanla halk arasında oluşturulmaya çalışılan “heyt be sizin dedeniz mi görmüştü böyle yiğit, korkusuz lider” oyunu şimdilik çok başarılı gidiyor. Bu oyun tutmuşken bırakırlar mı?. Tüm dünyaya kafa tutan bir lider(!)Neye güvenerek kafa tutuyor? 280 km menzilli füzemize mi? Birilerinin bunlara, kafa tuttuğumuz ülkelerin binlerce km menzilli binlerce hidrojen bombaları olduğunu ve içinde ABD askeri bulunan bir tankın egzozuna t-shirt tıkamayla durdurulamayacağını söylemesi lazım. Biz (eger müsaade ederlerse) hidrojen bombası ürettiğimiz zaman onlar yeni bombalar üretmiş olurlar. Ne de olsa hollanda da etrafı çevrilip korumaları etkisiz bırakılıp 1 saat arabanın içinde bekletilen ve sınır dışı edilen bayan bakanımızı “Avrupaya meydan okuyan kadın” diye sunan bir medyamız ve buna inanan bir milletimiz varken, ülkeyi perde arkasından yönetenler çok zorlanmıyorlar. Yani şunu söylemek istiyorum ;ortada o kadar da karışık bir durum yok aslında. Erdoğanın kendi milletinin gözünde güçlü görünmesini istiyorlar, fakat bunu yaparken de sadece kendileri için tehlikeli olmayacak kadar güçlenmesine müsaade ediyorlar. Ne yapmamız lazım? Bir an önce hayal dünyasından çıkıp, gerçek dünyadaki yerimizi görüp, o yeri nasıl en üste taşıyabilirizin derdine düşmemiz lazım. Gelişmekte olan ülke diye bişey yoktur. Gelişmiş ve geri kalmış ülke vardır. Biz 1 gelişmekte iken gelişmiş ülkeler 10 gelişiyorsa bu bizi geri kalmış bir ülke yapar. Bundan gurur duymuyor utanıyorum. Haydi hep beraber ülke için çalışmaya, burda vakit kaybetmeyelim:)

  6. Sn. Koru ; Bütün bu bahsettiğiniz alan (Mısır, ABD’deki WSJ) Küresel Sermayenin kontrolündeki alandır ve Küresel Sermaye Türkiye’de etkinliğini büyük oranda kaybetmiştir. Bu alanlardan bu tür seslerin yükselmesi normaldir. Dünya üzerinde Küresel Sermaye ile Ulus Devletler arasındaki mücadele devam etmektedir ve iki gücün hayat bulduğu yerler daha açık görülmeye başlanmıştır.

  7. Bu amerikadaki ölmüş olablirmi ve birileri onun klonunun üzerinden Türkiye’ye oyun oynamaya devam ediyor olabilirmi? ABD’nin ladini iki kere öldürdüğü ve ortadoğudaki işgali gibi.İçeriden birileride ha bire gaz veriyor bu 170 fetö cü diye haklarında işlem yapılanların durumu hakkında ve öfkeler kabartılıyor sanki tam birilerinin istediği gibi.(guantalamo Falan vb.)Fakat olayın toplumsal ve pisikolojik olarak oluşturacağı sonuçları hiç hesaba katmadan yapılıyor bu.Üstedik maduriyetlerinde oldukça çok olduğu bilindiği ve bazı ihraç ve tutuklama sebeplerinin sorgulandığı neticede de toplumda bunun karşılığının oluşmaya başladığı şu günlerde.İnanın çok ilgiç bir ülkede yaşıyoruz.

YORUM YAP