Polisiyeler.. gerilim romanları.. kuşkular.. Taşgetiren’den FETÖ konusunda hayati bir soru..

7
Agatha Christie.. Polisiye romanlar kraliçesi..

“Hâlâ mı?” diye soranlara “Evet, hâlâ ve daima” cevabını veriyorum…

Zekice kurgulanmış, gerçeklerle temas halinde hikâyelere dayanan polisiye ve gerilim romanlarını ilk gençliğimden beri tek geçerim. Elbette tezli kitaplar, dört başı mamur araştırmalar da ihmal etmediğim yayınlar; ancak iyi bir polisiye ve zekice yazılmış bir gerilim romanı elime geçince.. ne yalan söyleyeyim, son sayfasına kadar elimden bırakamıyorum.

David Suchet.. H Poirot rolünde..

Dönüp dönüp okuduklarım arasında aslında bir ev hanımı olan Agatha Christie’nin polisiyeleri ilk sırada. [David Suchet’nin dedektif Hercule Poirot’yu canlandırdığı çok bölümlü televizyon dizisi de izlenmeye değer.]

Her yeni çıkan romanını derhal edinip okuduklarım arasında da Stella Rimington başta geliyor.

Başka ne hediye isterim ki…

Onlar sayesinde sıradan olan kendi zekâmın da geliştiğini, olaylara farklı bakma yetisini o okumalarımdan edindiğimi, ipuçları gözler önünde duran pek çok gizemin perdesini aralayabilme alışkanlığı kazanmamda o romanların payı bulunduğunu itiraf ederim.

Kitaplar ve aynı alanda çevrilmiş diziler ve filmlerin…

Bir yakınım uzakça bir seyahatten dönüşünde bana üç kitap getirdi: Biri Anthony Horowitz’in ‘Magpie Murders’, ikincisi Rimington’un ‘Breaking Cover’, diğeri de Daniel Silva’nın ‘House of Spies’ romanları…

Birkaç günde ilk ikisini okuyup kenara koydum, şimdi sıra üçüncüde…

Merak edebilecekler için:

Anthony Horowitz alanın gözdesi Agatha Christie’nin çizgisini sürdüren bir yazar. İlgiyle her bölümünü izlediğim BBC dizisi ‘Midsommer Murders’ın (Netflix‘te var) senaryo yazarı. Yedi romandan 100 bölümlük bir dizi çıkarmak bir beceri, o beceriyi göstermiş biri Horowitz. ‘Magpie’ bir kuş cinsi. Son romanı, bir yayınevi, bir yazar ve bir dedektif etrafında geçiyor. Roman içinde roman tekniğiyle yazılmış ‘Magpie Murders’

Stella Rimington İngilizlerin ünlü istihbarat servisi MI5’ta ‘ajan’ olarak uzun yıllar çalıştıktan sonra ‘ilk kadın idareci’ olarak servisin başına getirilmişti (1992). Adı, sanı ve fotoğrafıyla kimliği açık edilen ilk MI5 başkanı da odur. Emekliliği sonrasında MI5 ve MI6 etrafında geçen romanlar yazıyor Rimington ve ilgiyle okutuyor. ‘Breaking Cover’ son romanı.

Daniel Silva ise İsrailli bir yazar. Onun da istihbarat geçmişi olduğuna eminim. Gabriel Allon adlı roman kahramanı tarihi eserleri onarma uzmanı görüntüsünde; ama sırasında ‘ajan’ kimliğine bürünüp nokta eylemlerde kullanılıyor. ‘House of Spies’da IŞİD (DEAŞ da deniyor) liderlerinden Selahattin’in peşinde.

“Peşindeyse peşinde, ne olacak yani” demeyin lütfen.

Olaylara düz bakan yanılır

Bugünün dünyasında neredeyse her yeni gelişmenin bir görünen bir de eğer zihninizi alıştırmadıysanız hiçbir zaman göremeyeceğiniz derinlerde değişik bir yüzü var.

Önünüze “İşte bu” diye sunulan pek çok gerçek aslında ‘gerçek’ olmadığı gibi size sunulduğundan hayli farklı özelliklere de sahip olabiliyor. Görünen yüze aklınızı takar ve onun arkasından giderseniz yolunuzu kolayca şaşırır, esas gerçeğin ne olduğunu asla öğrenemezsiniz.

Siz, ben yanlış yerlerde dolaşmışız, olayların gerçek yüzünü görmemişiz fazla önemli değil elbette; ya görevleri konuları aydınlatma olanlar, ya herkesi ilgilendiren konularda kararlar verme makamında bulunanlar öyle bir yanlışa düşerlerse ne olacak?

Bence işin püf noktası bu işte.

Nereden çıktı romanlardan, dizilerden, filmlerden söz etmek, nereden çıktı?

Taşgetiren’in kuşkusu

Roman alışkanlığımı paylaşmam, Ahmet Taşgetiren’in bugün Star’da yazdıklarından çıktı.

Herkes polisiye roman okuyarak, filmler ve diziler izleyerek zihnini açacak değil ya, bazen de yan uyarılara ihtiyaç duymadan perdeyi aralayacak kuşkulara sahip olanlar da çıkar.

Taşgetiren, yaz tatili sırasında çokça tanık olunduğunu söylediği ortak bir sohbet konusunu dile getirmiş yazısında. “Her yerde hikâye bu” dediği konuyu “Kamudan ihraç edilenler, gözaltına alınanlar, tutuklananlar, haksızlığa uğradığına inananlar…” diye özetlemiş…

Sonra da can alıcı şu satırlar…

Okuyalım:

FETÖ merkezinin bu alanı tepe tepe kullandığı bir gerçek. Bir örgüt, falanca yerdeki bir öğretmeni neden byLock sistemi içine sokar? Hani, imam vs gibi statüleri anlamak mümkün. Orada bir fesat örgütü aidiyeti oluşabilir. “Devlette tırmanma” hesabını FETÖ’nün bu tür gizli  bağlantılarla yürüttüğü, bunu da geçmişte, “devlette dindar barındırmama” planına karşı bir çıkış yolu olarak takdim ettiği anlaşılıyor. İyi ama 200 bin kişi ile gizli bir örgüt faaliyeti olur mu? Bu yapının sohbetleri var, bu sohbetlerde zaten iletişim sağlanıyor. Neden öyleyse falanca yerdeki sağlık memuru ya da doktor da gizli bir ağın uzantısı haline getiriliyor? / Operasyon yürüteceklere hazır bir örgüt listesi sunmak ve binlerce insanı örgüt özürlüsü haline getirmek için mi? / Bu soru(lar) yabana atılır değil.”

Kuşku faal zihinlerin uğraş alanıdır. En ideal zihin cimnastiği o meşhur ‘5N1K’ sorularını sormakla başlar.

Star yazarı da zihnine üşüşen ve “Yabana atılır değil” dediği soruları paylaşmış okurlarıyla…

Aynı türden bir soruyu, dışarıdan ülkemize yönelik homurtularda en büyük payın sahibi ‘gazeteci tutuklamaları’ konusunda da sorabiliriz. “Ne yararı var, zararı kime?” diye…

Kuşku iyi bir şeydir, merak etmeyin, kuşku duyduğunuz için zararlı çıkmazsınız.

ΩΩΩΩ

 

 

 

7 YORUMLAR

  1. Sayın Koru, benim yakınlarımda işinden olanlardan tam beş kişi.. Ikisinde ne blok var ne de sendika.. Lakin çocuklarını bu okulda okutma suçlamasıyla ihraç edildiler.. Zeki çocuklar burslu okumuşlar.. Hain darbeyi savunanları Allah kahretsin.. Bu cümleyi samimiyetle yazmayanıda.. Ikikızım.. Gelinve oğlum sadece sendika üyesi ve damadım ihraç edildi işte vermiyorlar biz bu durumda kimin b..kunu yiyeceğiz. Bir yılı geçti komisyon momisyon hala hayırlı bir haber yok.. Acaba bir vicdan sahibi yokmu? Bu durum birilerinin yüreklerimi soğutuyor, intikam mı alınıyor pramidin altındaki ibadetçi kesimden. Bu acı duruma sebep olan Hain Fetöcülerin hakkından hem kanun hemde Allah gelsin.. Ancak şuda varki 15 senedir miti emniyeti hakimi savcısı, askeri, polisine rağmen kandırılan yöneticiler.. Bunca tecrübeye devlet erdemine rağmen aldatılabiliyorsa 26-30 yaşındaki gençlerde haydi haydi kandırılanilirler.. Bu durumda hükümet eden erdemli kişilerin kendi kendilerini sorgulamaları gerekmezmi? Ikincisi mdem bu zıkkım sendika terör Örgütü’ydü 15 Temmuz’a kadar niye beklediniz kapatsaydınızya kardeşim..Üstelik o sendikanın kurdelasınıda siz kesip hayırlı olsun demişsiniz. Hayretki ne haret..devlet vatandaşına tuzak kurarmı hiç.. Ah Akif yetiş imdada: “Ağlarım, ağlatamam, hissederim söyleyemem, dili bağlı kalbimizin.. Ah ne kadarda hissiziz.. Halbuki: “iki el bir baş içindir, davransana be kardeşim, el de bizim başta bizim.. Allah’ın selamıyla kusura kalmayın cidden çok perişanız..

  2. Okuduğum yazınızın ardından:
    “Olasılıkların sonsuzluğunu gören etkili oldurucular; yöneticiler için siyasi, dini dublörler ürettiler.
    Bu üretilenlerden yakıcı rahatsız edici gündemimiz için payımızdan hiç söz edilmeyişi de manidar.”
    diye düşünce abanıverdi belleğime.

  3. Zaman zaman yazdığım yorumda sayın Taşgetiren’in yazdıklarını ifade etmeye çalıştım.Topraklarımızın çoraklaştırma operasyonu olduğunu düşünüyorum.
    At izini it izine karıştırmadan suçsuzları ayırmak ve yalnız suçluları cezalandırmak gerekir.

  4. Şüpheli yaklaşımlarınız dahi hep hükümet lehine, hükümete tuzak kurulmak istenebilecegi kuskulari.. Peki, bunca insanı khk larla suçlu ilan eden ve üstelik %1 bile hata payımız yok demekte ısrar etmek neyin kafasi…ve bu ısrar kime veya kimlere hizmet etmekte?..Gecmiste birçok kürt vatandaşın suçsuz yere hapishanelerde işkence gördükten sonra PKK denen terör örgütünün ortaya çıkmasına zemin hazırlanmış ise bugunde bukadar insanın yargısız infazla toplumda derin yaralar oluşturacağı hiç şüphe goturmezken acaba bu uygulamaların ileride bu ülkeyi nasıl zor duruma dusurecegini bilmemek! Mümkünmü? Polisiye romanları okumaya hiç gerek yok bence.. Ne hikmetse bütün vekilleri hapiste olan HDP den de kendisinden beklenen tepkiler gelmiyor nedense! Bütün bunlat bir oyun olmasına oyunda, bu oyunun senaristi konusunda hemfikir deyil iz. …Rabbim Bu ülkeyi geri dönüşü olmayan belalardan, basiretsiz yöneticilerden ve içimizdeki hainlerin tuzaklarindan korusun..amin

  5. Çok şaşılacak bir durum taşgetiren kendi vakıf olduğu bilgiye rağmen yazıda örgüt özürlüsü tabirini kullanmış. Daha enteresan olanı bir okul müdürü hanımının okulun zaruri işlerini temizlik vs. Üstlendiğini görüp bunu kitabına not edecek derinlikte camiayı tanıyan fehmi bey bu fikre değer verdiğimden mi yoksa bakın böyle düşünenler de var diyerek yazısına aktarıyor. Peki soruyorum basit mevzularda hiç ısrarlarına ve iddialarına alışık olmadığımız Fethullah Gülen neden sizin ve Abdullah Gül’ün ziyareti üstünde daha çok durdu. İşte burda ne gayelenmiş ise öğretmenin başına gelende bununla ilintilidir. Bakalım eski mahalle ne diyecek

  6. Sermaye, yeni bir sosyal oluşum başladı mı önce onu yok sayar ve gelişmesini önler. Gelişmeye başlarsa onu yerinde yok etme denemesini yapar. Buna rağmen gelişmeyi başarırsa onun içine adamlarını sokar ve kendisi topluluğa doları ile hakim olur. Böylece çeşitli grupları destekler. Bunları birbirleri ile çatıştırır ve dengede tutar. Birini galip getirmez. Onlar arasında dengeyi kurar insanlığı yönetir.
    Bugün herkes dolara tapıyor. Böyle olunca da Sermaye’nin gücü Firavununkinin daha gelişmiş bir şeklidir. Sermaye şimdi Gülen’le Erdoğan’ı çatıştırmakta kendine göre ikisini yok etmektedir. Oysa bu çatışma ikisini de yüceltmektedir. İkisi de Sermaye’nin kendilerine ihanet ettiğini anlar hale geliyor. Bu da Sermaye’nin sonu demektir.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here