Global cihada karşı açılacak global savaşa hazırlıklı mıyız? Değiliz gibime geliyor

5

Bütün gün Nice’te yaşanan kanlı olayın artçı şoklarını yüreğim titreyerek izledim.

Sadece medyaya yansıyan tepkilerle de yetinmedim, özel kaynaklarımı da devreye soktum.

Türkiye, kendisi de benzer kanlı eylemlere maruz kaldığı için olacak, Nice’teki eylemi en doğru değerlendiren ülke görüntüsü verdi. En üst düzey yetkililer, sıcağı sıcağına, Fransa’ya en samimi “Geçmiş olsun” dileklerini ilettiler, Fransızlar’ın acılarına ortak olacak açıklamalar yaptılar.

Eğer tepkiler bundan ibaret kalacak ve muhtemelen bir adım sonrasında yaşanacaklar üzerinde durulmayacak ve ‘yeni’ politikalar belirlenmeyecekse, terör eylemleri, eylemlerin meydana geldiği ülkeden daha fazla bize zarar verebilecek.

Uyarayım da…

Ne demek istediğimi açayım.

Ülkemiz uzun yıllardan beri PKK terörüne muhatap.

Verilen rakam 30 bin ilâ 50 bin arasında değişse bile, PKK’nın sebep olduğu eylemlerin kanlı bilançosunun hayli yüksek olduğuna kuşku yok.

Teröre muhatap ülkeler daha önce ne yapmışsa, Türkiye de, son 30 küsur yıldır, onu yapıyor: Her eylem azgınlığına ondan daha sert mukabele ediyor…

Daha önce tanık olunanları bir tarafa bırakalım, sadece geçen yılın haziran ayından bu yana ‘teröre karşı mücadele’ adıyla sürdürülen askeri operasyonlara biraz yakından bakalım. PKK militanlarının gerçekleştirdiği her eylem sonrasında verilen sert mukabelelere…

O sert mukabelelere, çoğumuz, “Ne yani, PKK kanlı eylemler yapacak da devletin silâhlı güçleri onlara cevap vermeyecek mi?” düşüncesiyle ses çıkarmaktan kaçınıyoruz.

Alınan tedbirleri, yapılan operasyonları ve ortaya çıkan tabloyu beğenmeyip ses çıkarmaya çabalayanlara kamuoyu iyi gözle bakmıyor zaten.

Buradan nereye geleceğimi herhalde tahmin etmişsinizdir; ama ben farklı şeyler söyleyeceğim.

“Terörün dini-ırkı olmaz” diyoruz, ama…

ABD’de San Bernardino ve Orlando’da birkaç ay arayla, daha önce benzerine pek rastlanmamış garip iki terör olayı yaşandı.

San Bernardino’da, ABD’de doğmuş büyümüş, eğitimini de orada almış, ebeveyni Pakistan’dan göçmüş kendisi yerel yönetimde görevli bir genç adam ile…

İnternet üzerinden tanıştığı ve evlenip ABD’ye getirdiği Pakistan asıllı ama Suudi Arabistan’da yaşayan eşi…

O güne kadar aşırı hiçbir hareketi görülmemiş genç Müslüman karı-koca…

Yılbaşı vesilesiyle işyeri çalışanlarının eğlenmesi için düzenlenen davete katılmışken, bir ara ortadan kaybolup geri döndüklerinde, ellerindeki silâhlarla etrafa ateş açtıkları görüldü bu ikilinin…

14 kişiyi öldürdüler, 22 kişi de eylemde ciddi yaralar aldı. Kendileri de öldürüldü.

O eylem 2 Aralık 2015 tarihinde oldu.

Orlando’daki eylemde (12 Haziran 2016), yine ABD’de doğma-büyüme bir genç, daha önce aşırılığı görülmediği için polisin radarına da takılmamış iken, daha önce de müşterisi olduğu bir ‘gey kulübü’ne elinde silâhlarla gitti ve açtığı ateşle 49 kişiyi öldürdü, pek çok kişiyi de yaraladı. Kendisi de öldürüldü.

Paris’te olanı da biliyoruz: Orada doğmuş büyümüş 7 intihar bombacısının kendileri patlatması sonucunda 130 kişi hayatını kaybetti (13 Kasım 2015).

Bir de Brüksel eylemi var (22 Mart 2016). Orada da Belçika vatandaşı 3 intihar bombacısı 32 kişiyi üzerlerindeki bombaları patlatarak öldürdüler.

Brüksel ve Paris eylemcileri de olay yerinde öldürüldü.

Türkiye’de, ikisi Ankara’da (17 Şubat 2016, 30 ölü ve 13 Mart 2016, 37 kişi öldü), diğeri İstanbul’da (29 Haziran 2016, 41 kişi öldü) meydana gelmiş ve sonuçları hâlâ ciğerimizi dağlayan iki kanlı eylemi bu tabloya eklemeyeceğim.

ABD’den ve Avrupa’dan bakanlar başka bir tablo görüyor

ABD’den veya Avrupa’nın herhangi bir ülkesinden Türkiye’ye bakanlar, içinde yer aldığımız coğrafyanın doğal sonucu olarak görmeye eğilimliler o eylemleri…

Esas dikkat etmemiz gereken Fransa/Nice eylemi sonrasında Batılı merkezlerden gelen tepkiler…

Barack Obama ve Hillary Clinton ‘İslâmi terör’ deyimini kullanmaktan yine kaçındılar; ancak daha önce onlar gibi davranan, hatta Paris saldırısı sonrasında içinde ‘İslâm’ sözcüğü geçmesin diye ‘DAESH’ olarak andığı IŞİD’i suçlamayı yeğleyen Françoise Hollande, bu defa, Nice eylemi sonrasında, derhal ‘İslâmi terör’ teşhisinde bulundu.

Amerika’da her kesimden yükselen itirazlara kendilerini teslim etmeleri için, Obama ve Clinton’un, daha kaç benzer eylem yaşanması gerekecek dersiniz?

Çünkü eylemleri planlayıp Batı ülkelerinde sahneleyenler bunu arzuladıklarını belli ediyorlar.

Global anti-cihad başlıyor

Verilen tepkilerde en dikkat çekici olan “Bizlere İslâm adına global bir cihad açıldı, biz de bundan böyle ona karşı global bir savaş yürüteceğiz” keskinliği…

Global cihad ile global mücadele…

Yapılmak istenen ve muhtemelen hemen –veya hemen olmasa bile birkaç eylem sonra– başlatılacak olan ‘global savaş’, Batılı ülkelerde yerleşik, oraları mesken tutmuş, oralarda kök salmış Müslümanları ilk elde hedef alsa da, bir süre sonra zeminini daha da genişletmeden rahat etmeyecektir.

Nereye kadar?

Kim bilir…

Türkiye böyle bir tabloya hazırlıklı değil, maalesef değil… Tam tersine, tarihinde hiç olmadığı kadar içeriden veya dışarıdan gelecek tehditlere yekvücut halde cevap vermekten de uzak.

Felâket tellâllığı yapmak istemem, ama hislerimi paylaşmadan da duramam: Zor günler bekliyor ülkemizi…

ΩΩΩΩ

5 YORUMLAR

  1. Fehmi Bey, Japonyadan selamlar. Canınızı çok sıkmayın, Müslümanlar orada burada zulme uğrayıp can verecek muhtemelen ama, bizler sonuçta sinek vızıltısından öte bir güce sahip olmadığımızdan, sadece vesile olacağız. Dünya öfkeli, ve şu anda Müslümanlar bunun sebebiymiş gibi görükse de, biz sadece tencerenin buharıyız. Asıl kaynama içeride, ve çok çok daha şiddetli ve büyük hadiselere sebep olacak.

    Size on dokuzuncu yüzyılın sonlarında dünyanın halini hatırlatmak isterim. O zaman da orada burada anarşistler ve komünistler bomba patlatıp adam öldürüp duruyorlardı ve her yerde bunlara karşı ortak bir korku ve nefret mevcuttu. O zaman da zenginler ve aristokratlar, anlaşılacak şekilde, kendilerini haklı, düşmanlarını vahşi görüyorlardı. Fakat Batı tek vücut olup komünistleri imha etmedi. Tersine artan gerginlik ve buna karşılık kitleleri milliyetçilik duygusunda birleştirme ihtiyacı aksine Batı’yı birbirine düşürdü, birinci dünya Savaşı oldu, öyle ki Rusya’da komünistler kazandı, Doğu Avrupa’nın genelinde de zaferin ucundan döndüler.

    O zaman olduğu gibi bugün de bu terör hadiseleri gerginlikleri arttırıyor, hatta ki Rusya, ve Çin Batı’yla beklendiği şekilde çatışsınlar. Avrupa dağılıyor, Amerika gergin, Doğu Asya açık savaşa yaklaşıyor. Bu terör ve saire, İŞİD meseleleri, ülke bunlara kurban gitmedikçe o kadar da önemli değil. Mühim olan bu büyük kavgada tarafsız kalıp en son ayakta kalan güç olabilmek. Mesele bundan ibaret. Ama herkes kendi bulunduğu yere baktığı için sizin düşündüğünüz gibi korkutucu bir görüntü var, aslında öyle değil. Bizim nefret edilmemizde bir şeyi değiştirmez. Yahudileri iki bin senedir nefret ediyorlar, öldürüyorlar ama yok edemediler. Işleri zor, çok şükür.

  2. Maalesef marhinal hicbir unsur, bu mukabeleden hakkıyla etkilenmeyecek ve olan ortalama müslümana olacaktır. En acısı da budur. Marjinal unsur zaten fare gibi, köstebek gibi yaşamaya alışkın. Ortalama insan için alan daralmakta (Mesut Hazır).

  3. Muhtemelen batılı ülkeler müslümanların ülkelerine giriş çıkışlarına izin vermekte ihtiyatlı davranacaklar.Türkiyenin terötle mücadele konseptini Türk vatandaşlarına uygulayacaklar.Sahte el kaide kovalamacası ışid için sergilenecek.Biz de öz eleştiri yapmayıp emperyalistler siyonistler diye bağırmaya devam edeceğiz. Adamın birinin arabası yol ortasında bozulmuş trafik tıkanınca arkadaki araç öndeki araç trafiği açsın diye boyuna kornaya basıyormuş. Öndeki adam atacıyla uğraşmayı bırakmış arkadaki araç sahibine dönüp beyefendi ben tamir edip aracı kenara alamadım .buyrun siz almaya çalışın. Merak etmeyin ben sizin yerinize kornaya basmaya devam ederim demiş. Bakalım sağa sola bağırıp suçlayarak sorunları nadıl çözeceğiz

YORUM YAP