Golleri Beşiktaş attı ve çeyrek finale yükseldi.. Ben ise Fenerbahçe’yi hatırladım..

10

Herhalde bugün hepimiz Beşiktaş gibi bir takımımız olduğu için övünebiliriz.

İyi bir Fenerbahçeli olarak hiç çekinmeden siyah/beyazlı rakiplerimizi tebrik ediyorum.

Bütün takım tek bir amaca yoğunlaşmıştı, içlerinden biri vahim bir hata yaptı, onun yokluğunu hissettirmemek için sahadaki herkes elinden geleni ardına koymadı.

Rakibe kök söktürmeyi fazlasıyla başardılar…

Beşiktaş takım.. Fenerbahçe ise kulüp..

Neden Beşiktaş son yıllarda olağanüstü başarılı da Fenerbahçe aynı dönemde nal topluyor?

Aradaki fark ne?

Soruya cevap aramak için uzman yazılarına göz attım, uzman görüşlerine kulak verdim; vardığım sonuç şu: Beşiktaş gerçek anlamda bir takım, Fenerbahçe ise değil…

Okuduğum yazılarda tek tek oyuncuların ismi geçiyordu ve teknik direktör Şenol Güneş de mutlaka anılıyordu. Beşiktaş Kulübü başkanının ismini bilmiyorsanız bugün de öğrenemezsiniz; kimsenin aklına onu da hatırlamak gelmiyordu…

Bundan dolayı Beşiktaş gerçek bir takım ve yine bundan dolayı Beşiktaş Başkanı Fikret Orman‘ı kutlamak gerekiyor.

Fenerbahçe söz konusu olduğunda ilk akla gelen kulüp başkanının ismi oysa… Takımı o oluşturuyor, teknik direktör/leri o seçiyor, büyük ihtimalle taktiği de o veriyor…

Bunların hiçbirini gerçekte o yapmıyor olsa bile.. öyle bilinmesinden fazlaca rahatsız olmadığı ortada.

‘Takım’ yok Fenerbahçe’de, kulüp var ve kulüp de..

Alex de Souza‘ya tahammül edemeyen.. taraftarın heykelini yaptığı yıldız futbolcunun futbol hayatına Fenerbahçe’de son verme hevesini kursağında bırakan.. Türk hocaları sıradan geçirdikten sonra yabancı hocaları da tek ayak üstünde tutan.. bir kulübe ‘takım’ denebilir mi?

Gökhan gibi bir değeri ‘paragöz’ diye sokağa bırakanı?

Kıskanıyorum Beşiktaş’ı…

Umarım başarının sebeplerini doğru değerlendirir ve o yolda devam ederler…

Biz herhalde daha uzun yıllar şampiyonluğu uzaktan gözlemeye devam edeceğiz.

Anlayamadığım şu: Fenerbahçe’de sorunun nereden kaynaklandığı belli; çözümün de nasıl elde edileceği… Taraftarlar kaybedilen her maçın sonunda artık hem sorunun sebebini hem de çözümü haykırıyorlar.

Çekinmeden.

Fenerbahçe’de ses yükseltmek cesaret işidir çünkü.

Sebep olan/olanlar bu durumu bilmez mi? Bilir elbette. Ancak böyle durumda hep olduğu üzere kendileri dışındakileri suçlamayı tercih ederler.

Kendileri için hep geçerli mazeretleri vardır: Kulübü on/lardan daha fazla seven mi vardır? Uğruna katlandıkları unutulacak şeyler midir? Kendi ceplerinden, yakınlarından alarak harcadıkları paralar.. İşleri güçlerine, çoluk çocuklarına ayırmaları gereken vakti kulüp faaliyetlerine ayırdığı da mı görülmüyor? Hem başka dallarda kulüp şampiyon oluyor ya…

Bunların hepsi doğrudur da.

Şikeyi, kumpası unutmayın

Kulüpler milyarlarca Euroluk bütçelere sahip olsalar ve birer ticarethane gibi yönetilseler de hukuki açıdan dernek statüsündeler. Derneğin üyeleri beğendikleri ve başında kalmasını istedikleri için o/onlar yönetiminde bulunuyorlar. İstemediklerini belirtseler.. belirtebilseler.. bir gün bile işbaşında kalamayacağı/kalamayacakları bilinmiyor mu?

Bilinmiyor demek.

O/onlar da bir gün yönetimi bırakacak elbet. Daha ehil eller ortaya çıkınca..

Daha ehil eller ortaya çıkmıyorsa bu durum onun/onların suçu mu?

Ayrıca.. Bir şeyi bu kadar çok seven.. onun için bu kadar çok şey yapmış olan.. herkesin kendisine borçlu bulunduğu kişi ve kişilerin birazcık kaprisli olmaya, birkaç sezoncuk başarısızlık getiren yanlış tercihlerde bulunmaya.. hakkı olmayacak mı?

Hem şike kumpasını da unutmamak gerekiyor.

Dayanışma yerine birbirimize mi düşeceğiz?

İyi günde kötü günde birliktelik böyle durumlar için geçerli olmayacak da ne zaman olacak?

Çare de bulunur canım.

Beşiktaş’ı süperligte şampiyonluğa, UEFA Avrupa Ligi‘nde çeyrek finale bir yerli hoca taşıdı; eh bizim de vaktiyle kendi çocuğumuz olan, bir ara kendilerine şans da tanıdığımız ve o şansı iyi kullandığından adı ön planda geçmeye başladığı için yolumuzu ayırdığımız hocalar var.. onlardan birine yeniden takımı teslim ederiz canım.

Gökhan ile Caner‘i yeniden takıma getirmeye kalkışmaması.. hangi maçta kimin yer alacağına tek başına karar vermemesi.. kulübün adıyla kendi adını eş-değerde sunmaması şartıyla elbette…

Taraftar nasıl olsa bekler.

Ali de henüz genç.

Burası Türkiye mi kardeşim.. Fenerbahçe..
ΩΩΩΩ

10 YORUMLAR

  1. Beğendim bunu
    Dinler insanları sıkmadan eğitmek için ibadetleri ortaya koymuştur. Kitleler birlikte hareket eder. Başkan eğilir kitle de eğilir. Başkanı okur kitle dinler. Birlikte tespih ederler, tekbir alırlar. Sömürü düzeninde oyuncular vardır. Onlar oynar, halk dinler veya seyreder. Halkın katkısı yoktur. Halka bir yararı da yoktur.

  2. Futbol demek, şımartan para demektir. Günümüzde futbolcu’nun dini-imanı paradır. Hak edilmiyen bir para. Bu yüzden de – sözüm ona sosyete denilen – o parada gözü olan hayat kuşlarına harcarlar, genelde. Dünyada Profösörlerin, alimlerin, öğreticilerin yerinde olsam, bu ücret farkı dolayısıyla isyan ederim. Maçları boykot ederim.
    Kulüpleri – konunun erbabı değil – Para babaları idare ediyor. Niçin ? Neden ? Çünkü, paranın satın alma gücü fazla. Ayrıca, Maddi ve moral menfaat sağlamada yararlı. Devlet adamlarını ve hakimleri bu suretle, yakın markaja almak kolay. Nüfuz ticaretine yararlı. “Hazır” a konmıya müsait. Bu yüzden futbolu bilen insanlar geride tutuluyor – siyasette olduğu gibi – ( Çanakkale Dardanel Spor’a yıllarca genç, yetenekli, ucuz, amatör ruhlu oyuncu bularak, tepelerde dolaşmasını sağlıyan Gaziantep’li Erol Keretli’yi kaç kişi tanıyor, belki, Fatih Terim tanıyabilir. Gaziantepspor neden ligin düşme hattında gezinip duruyor). Ani netice alınmak isteniyor. Oysa, “boyacı küp”ü değildir, antrenörlük. Bir futbolcunun da bir yuvaya ısınması, kabullenilmesi zaman ister. Taraftarlık, tarafgirliği, tarafgirlik, holiganlığı, bu da kavgayı ve şikeyi doğuruyor. Devlet adamları alimler grubu bile takım tutuyor. “Benim takım, güzel oynıyan ve centilmen olan takımdır” demiyor, kimse. Her yerde aynı tarafgirlik,” benden olsun, çamurdan olsun” açıkgözlülüğü ! istem kökünden bozuk. b Spor, profesyonel futbol Kulüpleri, Dernekler Kanununun dışına çıkarılmalı, ayrı, müstakil mevzuat getirilmelidir. Tüm seçim kanunları erdemli, ahlaklı, bilgili insanlara fırsat verecek şekilde değiştirilmelidr, Siyasi partiler Kanunu keza. Faziletli, düzgün insanlar her daim azınlıktadır. Parlamenter Demokratik sistem de, o yüzden, genelde, başı ayağa yönettirir. Oysa, “cahil dostun olmadansa, alim düşmanın yeğdir” demişler.

  3. 1) Tayyip Erdogan’in “Tek Adam” oldugu algisi yanlis. Bence cok kolay etki altinda kalabiliyor ve son 3-4 senedir Avrasyaci Klik’in etkisinde. Cumhurbaskani cok iyi bir hatip ve kitleleri pesinden surukleyebiliyor (gerci bu konuda da “metal yorgunlugu” gozlemlemeye basladim) ama ne yazik ki altyapi eksikligi kimi konularda kisitliyor onu.

    2) “Sike” gercekten vardi, “Ergenekon ve Balyoz” gibi sulandirilip kotuye kullanildi o ayri. Ama bu her iki durumda da asil sucun olmadigi anlamina gelmez.

    3) Taha Kivanc’a Ozgurluk !

  4. Gundemw iliskin konu bu kadar iyi ozetlenirdi. Sizi neden okudugumu soranlara bu yazi kapak olsun. Eger dogru bir fikre sahipsen bunu anlatmanin bin tane yolu vardir. Sonucta jer yol bir tek dogruya cikar

  5. İnsanlar hatta, bütün canlılar boş duramazlar, bir şeylerle meşgul olmak zorundadırlar. İlk işleri karınlarını doyurmak, sonra çocuklar yetiştirip onlara miras bırakmak. Bunu bedenen çalışarak yaptıkları gibi, fikren kendilerini yetiştirmek suretiyle de yaparlar. Eğitim ve öğrenimde harcarlar.
    Dinler insanları sıkmadan eğitmek için ibadetleri ortaya koymuştur. Kitleler birlikte hareket eder. Başkan eğilir kitle de eğilir. Başkanı okur kitle dinler. Birlikte tespih ederler, tekbir alırlar. Sömürü düzeninde oyuncular vardır. Onlar oynar, halk dinler veya seyreder. Halkın katkısı yoktur. Halka bir yararı da yoktur.
    Bundan dolayıdır ki hiç bir seyir sporu İslami değildir. Halkın aktif olmadığı pasifleştirildiği bir düzenleme İslami değildir. Birlikte koşmak, birlikte yüzmek, birlikte atış yapmak, birlikte araçları sürmek sünnettir. Kulüpler ve takımlar olacaktır ama birbirini yenen değil yarışan ve hepsinin derece aldığı bir yarış olmalıdır.
    Kuran uygarlığı geldiği zaman her şey değişecektir. Bu uygarlığı kabul eden semt ve bucaklar yükselecek, kabul etmeyenler inkıraz edecektir. Şimdilik bunlar ütopik görünüyor ama ilim adamlarının uzaya çıktıklarını görüyoruz. Bunları da başaracaklar.

  6. birazcık iftira içeren, nerdeyse her cümlesi tartışmalı bir yazı. çok destek alacağı kesin. Sayın koru umarım yazısını tekrar değerlendirir. Mesela aziz yıldırımın yıllardır söylenen hakem odası basması efsanesi vardı. aziz yıldırım defalarca böyle bir olayın olmadığını açıklasa da kimse bu açıklamayı dikkate almadığı gibi, kimse böyle bir olayın olduğuna ilişkin bir kanıt da ortaya koyamamıştı. Türkiyede en kolay iş aziz yıldırım aleyhine yazmak. çünkü gülencisi de tayyipçisi de, beşiktaşlısı da, gslisi de, muhalif fenerlisi de, muhalif olmayan fenerlisi de hemen balıklama destekler. bir kere orantısız yüklenme nedeniyle ahlaki olarak doğru olmayan bir yazı. Tekrar söylüyorum, sayın koru umarım yazısının değerlendirmesini yapar. Ayrıca, ülke futbolunun gerçek sorununu öğrenmek istiyorsa piyasada yazanlara değil, başka şeylere bakması lazım. çünkü ülke futbolunun esas sorunu zaten futbol ortamı. dünyanın en iyi teknik direktörleri bu ülkede “eminönü kasabı” oluyorsa, avrupanın iyi futbolcuları burda futbolu unutuyorsa, futbolcu ve teknik direktörlere değil, başka unsurlara bakmak lazım. bunu da fehmi koru gibilerinin bilmesi lazım. onlar bilmezse piyasayı toroğlu, çakar, uluç belirler ve avrupanın en iyi teknik direktörleri burda “eminönü kasabı” olur bizde harcadığımız yığınla paraya rağmen gidip mtk budapeştelere yeniliriz. bu sadece fener için de geçerli değil, ama en çok fener için geçerli.
    Beşiktaşın durumu ise farklı bir durum. beşiktaş ben bildim bileli, hep gençlerden kadro kurar ve bu kadro tutarsa üstüste şampiyonluklar kazanır. bu onların fikret ormanla keşfettikleri bir sistem değil. milneli dönemleri de sonraki dönemlerinde de hep beşiktaşta “kolej takımı havası” lafı edilir. tabii ki orman bu sistemi iyi uyguladı. muhalefet iktidar dengesini iyi kurdu. stadını yaptırırken iktidardan destek aldı ama muhalefetini de küstürmedi, sanki stadı tamamen kendi yaptırmış gibi lanse etti. ama beşiktaşta bir kişinin hakkını daha teslim etmek lazım o da bu kadronun temelini atan önder özen.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here