Gül aday değil ve bunun da bir anlamı var…

86

Abdullah Gül ‘bağımsız adaylık’ serencamını kamuoyuyla paylaşıp defteri kendi eliyle kapattığına göre, günlerini hızla tüketmekte olduğumuz ‘cumhurbaşkanlığı seçimi süreci’ni artık biraz daha yakından ve daha rahat değerlendirebiliriz.

Seçim’, ismi üstünde, seçecek durumda bulunan insanların tercihlerini öğrenmek için yapılır. Ülke yönetimiyle ilgili seçim bunlardan en önemlisidir. 

Partiler ve adaylar kamuoyu karşısına çıkıp neden oy istediğini insanlara anlatır ve ikna faaliyetinde başarılı olan/lar belli bir süreliğine yönetim görevini üstlenirler.

Türkiye Batı’dan ve Doğu’dan farklıysa eğer…

Bizim insanlarımız bu sürece önem verdiğini, sandığa başka ülkeler insanlarından daha fazla ilgi göstererek belli eder.

ABD’de sözgelimi, oy verebilecek durumda olanların yaklaşık yarısı başkanlık seçimine katılır, onların yarısından bir fazlasının oyunu alana görev teslim edilir. Hatta, son seçimde olduğu gibi, bazen adaylardan daha az oy alanın bile başkan seçildiği olabiliyor ABD’de…

Mısır’da seçmenlerin yüzde 60’ı iki hafta önce yapılan başkanlık seçiminde oy kullanma zahmetine katlanmadı; muhtemelen katılsa da bir şeyi değiştiremeyeceğinin bilinciyle… Katılanlardan 1,5 milyona yakın seçmen, aday olmadığını bile bile, olağanüstü başarılı Mısırlı bir futbolcuyu, İngiltere Premier Ligi’nde Liverpool’da top koşturan Muhammed Salah’ı, tercih etti.

Türkiye’de ise seçimlere katılma oranları hep yüksek oluyor.

Oyunun değerini biliyor bizim insanlarımız.

Bunun böyle devam etmesinde de yarar var.

Endişeli miyim? Evet öyleyim. Çünkü zamanından çok erkene çekilmiş bu seçim daha önce hiç yaşanmamış türden olaylara sahne olmaya başladı. Seçmende ‘‘Sandığa yansıyan bizim tercihlerimiz değil’’ hissini uyandırabilecek türden olaylara…

ABD ve Mısır gibi ülkelerde seçmenin sandığa ilgisizliğinin altında o his yatıyor çünkü.

İki hafta süren ve sonunda Gül’ün ‘‘Ben aday değilim’’ açıklamasıyla biten süreçte yaşananlar, halkın önünde bulunsa bir anlam taşıyabilecek farklı bir seçeneğin zamanından önce ortadan kalkmasına sebep oldu.

Bakmayın ardından yazılıp çizilenlere, televizyon ekranlarından konuşulanlara da fazla kulak vermeyin, Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı adayı olarak seçime katılabilmesi, pek çok seçmen için farklı bir tercih teşkil edebilecekti.

Ülke sorunları yerine kişileri tartışmak…

Muhtemelen ilk defa ‘çatı adayı’ bile olmayan, ancak birden fazla partinin tabanından oy alabilecek bir ‘bağımsız aday’ seçeneği ile sandık başında baş başa kalınabilecekti.

Seçim de, kişiler arasında yıpratıcı bir yarış olmaktan uzaklaşıp vatandaşlara ülkenin gerçek sorunlarıyla yüzleşmesi fırsatı sağlayacaktı.

Referanduma (16 Nisan 2017) doğru dürüst tartışmadan gitmiştik; halkın yarısı sandıkta tereddüt beyan etmişti. O referandumun sonucunu sistem değişikliği olarak yaşamaya hazırlandığımız 24 Haziran sonrasında başımıza neler gelebileceğini anlama fırsatı verecekti seçim kampanyası…

Kimselere sataşma niyeti olmayan, hatta adaylığı bile makam için değil belli bir amacın tahakkuku için üstlendiği bilinen bir siyaset adamının yürüteceği kampanya, belki de demokrasi geleneğimizde yeni bir çığır açacaktı.

Eksiklerle dolu demokrasi geleneğimizde…

Adayın kazanıp kaybetmesinden bile daha önemliydi bu ihtimal.

Gül’ün adaylığını arzu edenlerin çoğu benim gibi düşünüyor olmalı.

Belki yine partilerine oy verecekti seçmenler.. belki yine parti adaylarından biri sandıktan ‘cumhurbaşkanı’ olarak çıkacaktı.. ancak aradan geçecek iki ay içerisinde ülkede tartışılacaklar seçmenin zihnini açacak, adayların bakış açılarını bile etkileyebilecekti.

Ne demek istediğimi anlamak için, Abdullah Gül’ün ‘‘Ben aday değilim’’ diye özetlenebilecek dünkü açıklamasının tam metnini okuyun, hatta bir on dakikanızı ayırıp görüntülü olarak da bir kez daha izleyin.

Şimdi ne olacak?

Fazla bir şey olacağı yok. Ülkedeki siyasi kutuplaşmayı bire bir yansıtacak parti adaylarıyla gidilecek cumhurbaşkanlığı seçimi, kampanyaya şimdiden ağırlığını koyan bildik üslubun yeniden dillere hakim olmasıyla, her seferinde oy kullanmak üzere sandık başına koşmuş bazılarımızın seçeneksizlik yüzünden tereddüt geçirmesine yol açacak.

İnsanlar böyle böyle sandıktan soğuyorlar.

Şimdi karşı karşıya kaldığımız ortamın sebebi sadece iktidar çevresi olsaydı neyse, muhalefet partileri içinden birilerinin de seçmen tercihini kısıtlamada yarışmaları, politikacıların alışmadıkları bir üslupla kamuoyunu muhatap hale getirecek ve ‘‘Siyaset böyle de yapılabiliyormuş’’ kanaati oluşturacak bir yeni durumdan duydukları korku ile açıklanabilir mi?

Bana öyle geliyor da.

ΩΩΩΩ

86 YORUMLAR

  1. Dert memleket meselesi ise, buyursun meydanlar boş, aday olmadan da derdini anlatabilir. Diğer partilerin adaylarıyla birlikte meydan meydan dolaşıp nasıl bir duygu içinde olduğunu cümle aleme bir daha göstersin. Zamanında “Sen benim cumhurbaşkanım değilsin, olmazsın” diyen kafanın kuyruğuna takılmak, yanlış değirmene su taşımaktır.

  2. Bana şu sorunun cevabını verin: Gül neden aday olmadı? Ülkesini milletini düşünen birisi çıkıp aday olur millette teveccüh ederse devletin başına getirirdi. Tehdit edildi şöyle böyle diyecekseniz kusura bakmayın. O zaman gerçek bir vatansever gibi ya devlet başa ya kuzgun leşe demeliydi. Yani Gül millete hizmet edecek bir anlayış ile aday olmaya kalkışmadı.

  3. dunya da olmayan demokrasiyi hala savunuyorsunuzya daha ne diyem,90larda ben muhaliftim demokrasi yok diyodum(hala yok) ozaman birileri var diyodu, simdi o birileri yok diyor,..biden olunca guzel,, olmayinca kotu..iste demokrasi bu..

  4. sayın koru sayın gulun aday oldugunda anlatacakları gercektten etkılı olurdu yazdıgınız gibi secilememis bile olsa turk tipi denılen baskanlık sisteminın milletımıze uygun olmadığı dusunuyorsa medeni cesaret gosterip ya sp den aday olup konusmalıydı yada sosyal medya uzerınden konusmalı sorumluluk sahibi insanların şahitlik yapması gereken zamanlardayız atı alanların uskudarı gectıkten sonra yapılacaklar bir mana ifade etmiyecektir ve tarih gerçekleri uzun zaman sonra da yazacaktır

  5. Acaba bu %50 oy alan AKP sayın Gül’den neden bu kadar korkuyor? O kadar çok korkuyor ki ona saldírmak için herbir troll 4/5 kılığa girmek zorunda bíraktırıyorlar.
    Sadece saldırmakla kalsalar onları bu da tatmin etmiyor.
    Bir de son yapílan helikopter darbesi de var. Gerçi o darbe sadace adaylik korkusundan dolayı paniklemiş darbesi değildi, esas Abdullah beyin, millete anlatacaklarıni engelleme darbesi idi.
    Artik ok yaydan çıktı, milletten gizlenenler ortalíğa saçilmaya başlar.
    Ve başlaması da yakındır.
    Buna ( son yapılanlara) siyasilerin kalite kontrolu olarak bakıyorum.

    • Son süreçde Sayın Gül, Sayın Arınç ve Sayın Davutoğlu’nun liderlik yapamayacakları ayan beyan ortaya çıkmıştır. Millete söyleyecek sözü, anlatacak hayali, sunacak ufku olan bir lideri hiç bir kuvvet durduramaz!

    • Helikopter darbesi varsa eğer, keşke Abdullah bey dün esas o darbeyi açıklayabilseydi, demokrasiye hayatında yapabileceği en büyük hizmeti yapmış olurdu. Abdullah bey açıklamasında ”memlekette adaylığı için geniş mutabakat aradığını bulamadığı için de aday olmadığını” belirtti. Zaten genelkurmay başkanının katılmadığı bir mutabakat yeteri kadar geniş olmazdı değil mi. Şaka bir yana eğer o görüşme olduysa ben Abdullah beye ülkenin karşı karşıya bulunduğu iç ve dış tehditler ve bu tehditlerin adaylığı ile etkileşimi hakkında sadece bilgi verildiği kanısındayım. Yoksa kendisi askerden korksa emuhtıraya rağmen aday olmazdı değil mi.

          • Yıldıray Oğur un yazısını okursanız belki anlarsınız adaymı olmuş adaymı gösterilmiş tabi troll değilseniz.

          • Mehmet Bey, linkini verdiğiniz yazıyı iki kere okudum. Yazının içindeki linklere de baktım. Video beni şaşırttı doğrusu. MHP’nin açıklaması ise açıkça adaylık kararının Erdoğan ve dar çevresince alındığını vurgulayarak, sertçe eleştiriyor. Zaten o süreçte her taraftan baskı yapılmaya çalışıldığı aşikardı. Parti yönetimi uzun uzun bunları tarttı, tartıştı. Nihayetinde Erdoğan’ın ülkeyi erken seçime götüren tercihinde bir değişme olmadı, Abdullah Gül’ün adaylığında sebat edildi.

            Bu arada troll olmadığından eminim. Selametle…

  6. Fehmi Bey, 9 Nisan 2018 tarihli yazınıza yorum yaparken , ” İyi Bir İkinci Adam Olmak Neyi Gerektirir ” başlığıyla bazı tesbitlerde bulunmuştum. O tarihten bugüne yaşanan gelişmelerden sonra, yazdığım yorumu tekrar okudum. Maalesef naçizane uyarılarımızda haklı çıktık. Milletin ana gövdesini oluşturan ve bazı nüanslara rağmen birbirine hayli yakın dünya görüşlerine sahip insanlar olarak, yetiştirdiğimiz her devlet adamını, aralarındaki bazı görüş farklılıklarına rağmen titizlikle korumamız gerektiğini düşünüyorum. Bu durum günlük veya dönemlik siyasi beklentilerin daha üstünde bir şeydir. Bazen iyi bir ikinci adam olduğu gerçeğini kabullenmek millete çok daha fazla hizmet etmek demektir. Ancak , sizin iyi niyetle yaptığınızı düşünmek istediğim tavsiyeleri bir tarafa bıraksak bile , nerede ise milletin değer verdiği her şeye karşı olan , bunu gizli veya açık yürüten çevrelerin “gazına” gelerek hareket etmek , aslında ” iyi bir ikinci adam ” bile olamama , “meğer feraset ve basiret konusunda da bazı eksikler varmış ” şüphelerine yol açar. Son görüntü bu istikamettedir. An itibariyle ülkemizde Lider bellidir ; macera aramanın gereği yoktur. Ancak bu durum, potansiyel başka devlet adamlarını titizlikle korumamıza ve onları olmayacak / sonuç almayacak yollara iterek devre dışına çıkarmamaya dikkat etmemize mani olmamalıdır. Yetişmiş bir devlet adamını, karakterine ters bir maceraya atılması için cesaretlendirmek ve sonunda ,kendisini siyasette var eden millet iradesinin hemen hepsinin nefretini çekecek hale getirmek en hafif tabiriyle bir vebal olmuştur. İnsanın dili varmıyor ama akla şu geliyor : Yoksa , şu veya bu nedenle , ülkemizin geleceğini sabote etmek isteyenlere bilmeden malzeme mi olunmuştur. Komplo teorisi denilmesin , bu topraklarda yaşamak tarihin her devrinde bedel istemiştir ; tuzu kuru kıta Avrupa’sının fantezileriyle hareket edemeyiz. Onlar her bakımdan kalkınmış bir ülkede yaşamayı sadece kendilerine layık görürler. Alabildiğine egoist ve menfaatçidirler. Ülkeyi ayağa kaldıran lideri indirmek için arkadaşının eline hançer verirler. Tavsiyelerde bulunduğunuz insana yazık oldu , ancak hiç olmazsa hançer de kullanıl(a)madı !.

    • Hançer benzetmeniz geçenlerde Didem Hanım’ın İngiliz klasiği yerine Japon klasiği tavsiyesi ile bence incelik ve isabetle ima ettiği samuray kılıcını hatırlattı…hani Abdullah Gül’ün harakiri için kullandığı!

    • Aynı istikametteki düşüncelerimi bu kadar kısa ve net ifade edemeyebilirdim, dilinize sağlık İbrahim bey… Yıllardır bir bilen olarak görüp yorumlarına değer verdiğimiz kişilerin de kapris, nefis, hırs, ön yargı vesair insani zaaflarının etkisiyle bildiklerini/gördüklerini değil, bildirmek/göstermek istediklerini yazdıklarını geç fark ettik..
      Aklın yolu birdir efendim, bir kez daha dilinize gönlünüze sağlık diyorum…

  7. Yazıdaki anlayış Gül’ün zihnindeki liderlik anlayışına paralel. Şahsi bir sorumluluk almak yerine karşındakine faturayı kesiyor yapılamayan için. Kurnazca muhalefete de bindiriyor ama asıl hedefi hep iktidar.

  8. Sayın Koru,
    16 Nisan Anayasa değişikliğinin kuvvetler ayrılığını bitirdiği, yasama ve yargıyı başkanın insafına terk ettiği açık… Başkan ne kadar isterse o kadar meclis, başkan ne kadar isterse o kadar adalet… Seçime 18 ay varken alınan baskın seçim kararı ülkeyi yönetenlerin “16 Nisan’dan sonra ülke şaha kalkacak” söyleminin hamaset olmaktan öteye gitmediğini gösteriyor. Bunlar doğru olmasına doğru da, sizin parlamenter sisteme geri dönüş için son fırsat olarak gördüğünüz Abdullah Gül, ülkenin anayasal sistemi değiştirilirken neden sustu? O dönemde var olan etkili muhalif televizyon kanallarından birine çıkıp, niye kamuoyunu aydınlatmadı? O dönemde sustuktan sonra şimdi De Gaulle rolüne soyunması ne kadar inandırıcı?
    Evet takriri sükûn yıllarına geri döndük. Ama bunda Gül’ün hiç mi payı yok?

  9. Fehmi Ağabey, Abdullah Gül aday olmak istedi de Muhammed Mursi gibi silah zoruyla engellenip hapse mi atıldı. Dediğiniz gibi başkanlık sisteminin eksiklerini anlatacaktı da niye yapmadı. Yine, Tayyip Erdoğanın ”Adayımız Abdullah kardeşimizdir. Bu seçimde meydanlara çıkıp sizlere Parlamenter sistemin faziletlerini anlatacak. Başkanlık sisteminin zararlarını anlatacak. Kendisine destek olalımı” mı diyecekti. Sanki şu an AK Partinin karşısında aday yok mu. Abdullah Gülün savunacaklarını onlar dile getiremez mi. Parlementer sistemin ve Başkanlık sisteminin artı ve eksilerini başta siz olmak üzere yerli ve yabancı binlerce kişi dile getirmiyor mu. Her zaman önemli konularda, kafamız karıştığında bakalım Fehmi Ağabey ne demiş, derdim.Seni ölçü alırdım. Ama artık senin kafan bizden daha karışık. Bu millet ve iktidar sana çok şey borçlu. Bir aydın olarak en karanlık günlerde bizlere ışık oldun. Ama sanki Altan kardeşler sendromuna yakalanmış gibi bir halin var. Sana dua ediyorum.

  10. Sayin yazar ikidir turkiye demokrasisiyle general sisinin misirini kiyasliyor ve akillilar da kuyuya tas atarmis yapiyor! Yine de bi not: misirda darbeciler kazandi, turkiye de demokrasi kazandi. Ikisi ayni durummus gibi secim analizi yapmak veya karsilastirmak biraz fazla cinlik:) ondan sonra da sayin kekec omuz atiyor, biz ne yapalim yani?

  11. Milli ve yerli diye bi ilkeden bahsedildigini hic duymadim. Millilik ve yerli olmak cumhur ittifakinin siaridir! Ilkeler ittifaki dedikleri eger 6 ok degilse sunlardir: madde-1. Mebus borsasi kurulacak ki kuruldu. Madde-2. Imf den borc alinacak, bu para tusiad a aktarilacak. Madde-3. Imf ye odenecek faiz ve taksitler icin tc merkez bankasindaki 120milyar dolar tuketilecek. Madde-4. Tum fetoculer saliverilecek ve khk lar iptal edilecek.

  12. 1) Tebrik ve Takdir: 2006’da Orhan Pamuk nobel aldığı zaman dönemin Cumhurbaşkanı yazarımızı tebrik etmemiş, dönemin Başbakanı etmişti. 2009’da dönemin Başbakanı bu sefer bir başka büyük yazarımıza, Çetin Altan’a ödül takdim ederken “İyi ki varsınız!” demişti. İki şık hareket.
    2) Cibilliyet: Sonra devran döndü. 2009’da Çetin Altan’a “iyi ki varsınız” diyen şahıs, 2015’te Altan vefat ettiği zaman taziye mesajı yayınlamadı. 2006’da tebrik ettiği Orhan Pamuk için 2016’da “Nobel ödülleri nasıl veriliyor, gördük, görüyoruz!” demek suretiyle kalitesini, seviyesini, cibilliyetini ve fıtratında edebiyatın yeri olmadığını ortaya koydu. Tarihle, toplumla, insanla, her şeyle ve herkesle olduğu gibi edebiyatla da çarpık bir ilişki kurduğu ortaya çıktı. Özüne sözüne döndü, doğruyu yanlışı gördü.
    3) Büyük Adam: “Britanya’nın bütün sömürgelerini veririm, Shakespeare’in tek bir mısrasını vermem!” diyen Churcill büyük adamdır, “Sartre tutuklanamaz, Sartre Fransa’dır!” diyen De Gaulle büyük adamdır; “Nobeller nasıl veriliyor gördük, görüyoruz” diyen Zat küçük adamdır. Fikir namusu olmayan yandaş yazarlar, troller, fanatikler ve yobazlar ne söylerse söylesin gerçek budur.
    4) Hakikat: Kaddafi 1969’da darbe yaptı. Öldürülene kadar 42 sene başta kaldı. Saddam da (26 sene), Hafız Esad ta (30 sene) ölene kadar baştaydılar. Bu adamların çağdaşı olan ve tıpkı onlar gibi darbe ile yönetime el koymuş olan Kenan Evren ise sadece 9 sene görev yaptı. Bu köşk bana dar geliyor kendime bin odalı saray yaptırayım demedi. Bir kuruş ta çalması çırpması yoktu.
    5) Niyet: Saray’daki Zat’ın niyeti önce 2029’a sonra mümkünse ölene kadar Sarayda yaşamaktır. Bunu görenlerin CB adaylığı konusunda ortak aday çıkarmakta zorlanmamaları gerekirdi.
    6) Son Şans: Gül aday olmasın diye İktidar her türlü tedbiri aldı. İşi sıkı tuttu. Gül’ün isminin geçmesi bile paçaları tutuşturdu. Ateş bacayı (Sarayı) sarmadan kontrol altına alındı. Muhalefet ise Demokrasi için bu son fırsatı da değerlendiremedi.
    7) Hayırla anılmak: Plevne’den çıkmam diyen Osman Paşa ve Medine’yi terk etmeyen Fahrettin Paşa hayırla anılıyor. Kaddafi, Saddam, Esad ise böyle anılmıyorlar.
    8) Tefrika: Biz millet kaynaşmış bir kitle değiliz. Bunu bilen bir siyasetçi sözlerine dikkat eder. “Bunlaaaarrrr…” diyerek yandaşlarını yandaş olmayanlara karşı kışkırtmaz. CB olacak kişinin bölücü, ayrıştırıcı, kutuplaştırıcı değil; birleştirici biri olması gerekir… Akif “Girmeden tefrika bir millete düşman giremez / Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez!” diyerek milletini uyarmış. Bizim yüreklerimiz toplu vurmuyor. Yandaş kalemler bu yönde Reislerini uyaracaklarına “Asarız, ezer geçeriz” gibi lâkırdılar ediyorlar.
    9) Endişe ve Ümit: Libya, Irak ve Suriye parçalandılar. Çünkü bu ülkelerin diktatörleri yatırımı hep kendilerine yaptı. Ülkelerine, milletlerine yatırım yapmadı. Bu yüzden bir fiske ile tarumar oldular. Ülkenin size oy vermeyen yarısını “hain” ilan ederseniz, Allah korusun ülkenin başına bir şey gelirse toparlaması zor olur… Bu bağlamda Karamollaoğlu’nun 20 milletvekili teklifini reddetmesini, Cumhur ittifakına katılmamasını çok değerli bir davranış olarak görüyorum. Oyumu da Saadet’e vereceğim. Gül’ün Saadet’e katılması ve Kayseri’den milletvekili adayı olmasını bekliyorum. Demokrasi ittifakında umarım hata yapmazlar. Kılıçdaroğlu, Akşener ve Karamollaoğlu değerli ve önemli bir ittifak yapıyorlar.

  13. Hicbir normal ulkede,demokradinin gereklerine gostermelik olsa bile riayet eden bir ulkede bile, bir Genelkurmay baskani, yaninda secimlerde aday oldugu bilinen c.baskaninin sozcusu ile birlikte,c.baskanligina adayligi konusulan bir baska kisiyi,sebebi ve konusu bilinmeyen bir sekilde,ziyaret etmez,edemez.Hele hele sonrasinda, bu aday, aday olmadigini aciklarsa buna bir aciklama getirilmesi zorunlu olur.Bu ziyareti kisisel hukukla falan aciklamaya da imkan yoktur.Genelkurmay baskani,mevcut pozisyonunun getirdigi avantaj kullanilarak bir diger aday tarafindan,ister elci olarak isterse baska bir anlamda,baski olusturmak icin kullanilamaz.Yarin baska adaylarin kapisina kimlerin gonderilecegi de bilinemez.Secimlerin sonucuna guvenilemeyecegi gibi,secim sonuclarinin demokrasi ve hukuka hizmet edecegine de guvenilemez.
    Bunun oldugu bir devlete,demokrasi kurallari icinde isleyen, adil secimlerin yapildigi bir hukuk devleti de denemez dogal olarak.
    Bu durumu hala normal goren ve bunlari yapanlara toz kondurmayip,endiselerini bildirenleri de linc etmeye calisanlar da ortaya cikacak felaketin ortaklaridir.Bu tavirlari,maddi ya da manevi bir menfaat geregi de olsa netice degismez.
    Bu yanlis gidisat,hayal ettikleri ya da vaadettiklerinin tam tersi bir neticeyi ortaya cikarir.Dimyata pirince giderken,ulkeye,elindeki bulguru da kaybettirir.

      • Sizin normaliniz bu iste,kendi itirafin.
        İste tam da bu sebeple, sizin zihniyetinizin,yapip ettiklerinizin,soylemlerinizin normal olmadigini soyluyor akli basinda ve vicdan sahibi insanlar zaten,ama bunu soyleyenleri hain,ajan,dis mihraklarin… falan filan diye yaftaliyorsunuz.
        Sizin normaliniz,dunyaniz,dogrulariniz,suclamalariniz gercek olmaktan cok cok uzak.Ancak bir alacakaranlik kusaginda var olabilecek kadar hem de.

  14. Müşavere
    Kur’an’da, “Onlarla istişare et, karar verdiğinde Allah’a tevekkül et.” deniyor.
    1961’de seçim olmuştu, cumhurbaşkanı adayı Ali Fuat Başgil’di. Kesin seçilecek gözü ile bakılıyordu. İki albay Ankara’da kaldığı yerden onu alıyor ve İstanbul’a bırakıyor. Sonra Talat Aydemir olay oluyor, İnönü ve Cemal Gürsel sayesinde bastırılıyor. O gün Gürsel “Ben devletimi bırakıp gidemem” dememiştir. Bugün de eğer Genelkurmay Başkanı Gül’ün bahçesine helikopterle indiyse o günkü olay olmuştur.
    Başkanlık oylaması Bahçeli’nin değil Ordu’nun isteği ile olmuştur. OHAL de Ordu’nun isteği ile devam ediyor. Erken seçim de Ordu’nun isteğiyle oluyor demektir. Bu beni hem üzdü hem de sevindirdi. Üzdü çünkü 60’lardan beri bir arpa boyu yol almamışız dedim. Sevindirdi çünkü hepsi Ordu’nun denetimindedir demektir.
    Burada sorumlu iki kişi var. Kur’an “Herkesle istişare et, kararı sen ver.” diyor. Gül de Karamollaoğlu da görüşme ısrarıma rağmen benimle görüşmediler. Oysa ben onlara tavsiyede bulundum.
    1- Erdoğan’a karşı olmayın dedim. Bunun iki ana sebebini saydım. Bir; asker onu tutuyor. İki; Türk halkı da onu seviyor. “Onu yenmeniz mümkün değil, sonra siz bugün onun kadar iyi devlet başkanlığı yapamazsınız.” dedim.
    2- Gül Saadet Partisi’nin başına geçmeli ve iktidara değil düzenin değişmesine ağırlığını koymalıdır dedim. Eski anayasaya dönülmeyecek, Adil Düzen anayasasına dönülmesi için çalışılacak dedim.
    İkisi de benimle görüşmemekte direndiler. Ben onlara kendiliğimden bir şey söylemeyecektim. Sadece Kur’an’dan anladıklarımı aktaracağım.
    Şimdi de ikisine söylüyorum. Genelkurmay Başkanı ve Cumhurbaşkanı’nın muhterem zatına söylüyorum; hatalı yoldasınız. Bir kimse hem devlet başkanı hem parti başkanı olamaz. OHAL ülkeyi uçurumlara götürür. Bu iki konuyu el alın, değerlendirin. Benim için değil sizin için. İktidarınız için, devlet için.
    Gül ve Karamollaoğlu’na da önerim var. Tevbe kapısı açıktır. Benimle görüşün. %22’den binde birlere oyu indirdiniz. Hala Erdoğan’a karşı olmaya devam ediyorsunuz. Gücünüzü AK Parti’ye, Erdoğan’a karşı değil, yıkmak için değil, yapmak için, Adil Düzen için kullanın.

  15. Halkımız nezninde Erdoğanın beğenilmesinin tek nedeni hakiki birkışiliğe sahip olmasıdır.Kendi hatalarını
    yanıltılmalarını itiraf edecek kadar samimi biri.
    Siyasette az rastlanılan bir kışılık A.Gül.Armut piş ağzıma düş” anlayışıyla çatı adayı olmak istedi fakat Muhalefet bu kolaycılığa yüz vermedi.Dün Fehmı beyin PR ıyla “istemem yan cebime koy” derken bugün başarısızlığını muhalefete yüklüyor.
    Fehmı bey dün Gül ün adaylığı düşünce bugün Sistem eleştrisine başladı .Eski sistem 5 darbe getirdi,
    Başkanlık sistemi Türkiye şartlarına uygun olup millet egemenliğini öne çıkarıyor.Ilüzyonu halk yutmuyor ,
    Halkımız herşeyi yaşayarak ibret aldı.

    • peki şunu sorayım reisçi kardeşim başkanlık seçiminde uçacak olan türkiye şu anda niye patinaj yapıyor hatta ekonomi 5-6 yıl öncesinden kötü

    • Dear,akli selim.
      5 degil aslinda 7 darbeden biri 16 Temmuz baskanlik sisteminin yolunu acmakti.
      2. 20 Temmuz Diktatorluk temellerini atmakti.
      3. son darbe helikopter darbeside nefret gecmisteki kirli islerini ortek ve demokirasi tamame ortadan kaldirmak darbesidir ki en vahim olanda sonuncu darbedir.
      REISCI Kardes ikinci bir sorunda durust dediginiz sahis yaptiklari hatalari sirf oy maka,
      mevki ugruna baskalarinin ustune atarakkendisini temze cikarmakmertliyidir
      Buna mertlikmi denir? Ne denecegine siz kara verin.
      Bakin side yazmissiniz “HALKIMIZ hrseyi yasiyarak ibret aldi” diye.
      Aslinda ibret almak degil bir insanin bu kadar kinci, iftiraci ve kendi ve sulalesinden baskalarina yasam hakki tanimamasi.
      Sakin size yasam hakki tanidigini dusunmeyin, o sizleride kullanma sureniz bitince(Diktatorluk garantiya alindiktan sonra) eski dostalarina yaptiginin daha fazlasini sizlerede yapacaktir.
      Cunku yaptigi hukuksuzluklari tipki gecmiste yaptigi gibi cevresindekilere yikacaktir.

  16. lider olunmaz lider doğulur..bakın GÜL ün yerine ERDOĞAN olsaydı…100 bin imza değil 1 milyonu aşkın bir imza toplar ve yürürdü hak bildiği yolda..artık kabul edelimki MİLLİYETÇİ VE MUHAFAZAKAR EĞİLİMLİ TÜRKİYE mizi ERDOĞAN dan daha iyi yönetecek bir lider yok eger olursa merak buyurmayın MİLLETİMİZ hemen ona TEVECCÜH gösterecektir…

      • Kendinizi o kadar akkilli zannediyorsunuz ki!
        “elinden gelirse dusur”
        Onu dusurmek cok kolay, fakat bazilarinin gozunde bir kahraman olarak değil de gercek yuzunu tam gosterdikten sonra gitmesi gerek.
        Aklini birilerine kiraya vermeyenler haric, son Abdullah bey olayinda onun
        o makami birakmamak icin nasil panikledigine herkes sahit oldu.
        Abdullah bey ondan korktugu icin degil onun kendi menfaatlarini korumak ugruna Turkiyeyi atese verecegini iyi bildigi icin o fedakarligi yapti.Yani mucadeleye ara verdi.
        Cunku tipki Abdul Latif Senerin dedigi gibi “erdogan kendi menfaatlari icin Turkiyeyi atese veriyor.”
        erdogani hic kimse Abdullah beyden iyi taniyamaz.

        • Çokbilmiş yorumlar yapıyorsunda sen önce kimsin onu açıkla ??? Ancak takiyyeciler veya nifak ekenler kimliğini gizler. Tabiki bir de korkusu olanlar …

  17. Yapılan yorumlar ile Fehmi Koru’nun kaygıları arasında hiçbir bağlantı yok. Demek ki yorumcular, kendi düşüncelerini yazmak için burayı uygun bir platform olarak görüyorlar ve ne yazık ki de bunu istismar ediyorlar.
    Yürekleri yetiyorsa, İktidarı destekleyen bir gazetenin köşe yazarına eleştirel bir yorum yazsınlar.
    Ne yazık ki o sitelerde yorum ve yazarın e.mail adresi bile yok..
    Yani tek kanal, tek yorum ve tek görüş..
    Bol keseden yorum..
    Abdullah Gül’ün kaygısını hala anlamayanlar, neden meydanlara çıkmıyor diyorlar..
    Demek ki sizin bir kaygınız yok ve her şey yolunda..
    O zaman niye rahatsız oluyorsunuz ki..
    Bırakın Abdullah Gül ister aday olsun, ister olmasın..
    Niye kıyametler koparıyorsunuz ki…

  18. Hangi kardeşlik ;
    Benim bildiğim o kardeşlik o dönemin zorlu günlerinde mecburen söylenmişdi,hatırlayın o günleri askeri vesayet Tayyip bey olamaz diyordu,Tayyip bey ogün mecburdu Abdullah bey’i Çıkarmaya ,Arınç 2’si olmazsa ben adayım demişti çünkü.
    Daha sonra Abdullah bey Cumhurbaşkanı iken çıkarılan eski cumhurbaşkanları birdaha Cumhurbaşkanı olamaz yasası ile bitti o hiç olmayan ama milletin var olduğunu zannettiği “kardeşlik “.
    Bence bugün kaybeden millet oldu ,barış oldu,Huzur oldu ,güven oldu ,alçak gönüllük oldu ,kısaca Türkiye kaybeden oldu …
    keşke biri çıksada 1 milyon imza toplasa onlar yapamadı ama biz yaptık ,siz bizim adayımızsınız dese halk (buda benim hayalim,sadece sesli hayal işte…)

  19. fehmi bey, giderek objektiflikden uzaklaşıyorsunuz. Birilerine olan kızgınlığınız sizi başka mecralara savuruyor. Vefanın sadece fatih de bir semt olmadığını en iyi bilen siz olmalıyken, sizden böyle yorumlar duymak ne kadar zul. Didem kuza katılıyorum yorumları için tebrik ediyorum .

  20. Fehmi Bey diyor ki çatı aday olsaydı insanlar oy kullanmaya gidecekti. 2014 seçimlerinde Ihsanoglu aday gösterildiği için oy vermeye gitmeyen 5 milyon vatandaş vardı. Ben dahil belirlenen çatı adayına oy vermek istemeyen insanlar sandığa gitmedi. O nedenle zihnimde Ekmeleddin Ihsanoglu’nun AK Parti projesi olduğunu düşüncesi belirdi. Gül’ün adaylığının da proje olduğu amacın Akşener’i seçimlere sokmamak olduğu, böylece 2014 seçimlerinde olduğu gibi insanları sandıktan soğutmak amacını taşıdığı ortadadır. Ancak Akşener ve Gül’ün birlikte aday olması iktidarı zor durumda bırakacaktı. Gül’ün tek başına çatı adaylığı iktidarın istediği bir şeydi ki 2014 seçimlerinde olduğu gibi muhalefetin çatı adayı göstermesi iktidarın işine gelmektedir. Tekraren söylemek istiyorum ki seçimleri her açıdan kontrol etmek isteyen iktidarın en çok istediği muhalefetin çatı aday göstermesidir. Az adaylı seçimde devlet ve medya imkanlarına sahip iktidarın desteklediği aday her zaman kazanır.

  21. A.Gül aday olarak çıksaydı da hem Aktrollerin hışmına uğrayacak -ki bunu asla gogusleyemezdi, aday olduguna bin pişman ederlerdi onu- hem de Erdoğan gibi bir karizmanın karşısında hiçbir varlık gosteremeyecekti zaten. F. Koru gibi “dostları” bu süreçte ona çok gaz verdiler, kafasını çok karistirdilar ama o geç de olsa doğruyu seçti. İsminin anılması çok hoşuna gitti Gülün, hatta ağzı kulaklarına vardı. Hepsi o kadar….

      • Ali babacan ismini ikinci kez duydum. ali babacanın kurtarıcı olmayacağı açık. fakat zannediyorum birileri ali babacanı harcamayı kafasına koymuş. onlara hayırlı olsun. Yalnız ali babacan ile mehmet şimşek gibi kalkanları biraz zor bulurlar.

  22. Bir kere bile oturduğu yerden kafasını çıkarıp görüş bildirmeyen,sürekli sessiz olayları sadece izlemekle yetinen,daha geçen referandum döneminde bile bir tek söz etmeyen Gül,hangi vaadle çıkıp da benden oy isteyecek??Bana ne sundau şimdiye kadar?O kadar gazeteci içerde yatıyorken,yasalar uygulanmıyor,insanlar KHK ile işten atılıp hakkında bir karar verilmediği halde görevine iade edilmezken,sadece bir bildiriye imza attığı için binlerce akademisyen üniversitelerden atılırken ortada olmauan Gül’ün bırakın aday olup ortaya çıkmasını aday olmasan bie sokakta gezmeye yüzü olmaması gerekir.Tayyip beyi bir kez bile eleştirme sonra kalk onun karşısına aday olarak çık.Aklımızla dalga geçmeyin,eğer bir AKP üyesi adama oy vereceksem Tayyip beye ou veririm neden başkasına vereyim.Muhalefet,gerçekten demokrat,herkese eşit biçimde yaklaşan,kucaklayıcı bir aday bulmalı,AKP eskisinden aday olmaz.Oy alamazdı.İyi oldu.Hulusi Akar’dan gelen baskıyı bilmiyoruz daha.Kendi hakkına sahip çıkamayan adam benim haklarıma sahip çıkmaz.

  23. arkadaşlar adam kurnaz secim sonuçlansa kim başkan olsa ülkeyi toparlamak çok zor ülke en uzun iki sene sonra varmadan tekrar secime gidecek o zaman önünde kimse duramayacak inancı taşıyor adam kayseri li hemşehrim kurnaz lakin benim yine oyum ona değil çünki ülkeyi beraber bu hale getirdiler rizeli ile .
    sonra ne olur derseniz ülkede bir “özal” çıkarmı onu şimdiden bilmek çok zor özal dan kastım özgürlükçü, bir akıl , vesayetçi zihniyet örnek seksen darbesi yapan zihniyet şartların olgunlaşmasını bekledik demişti(yüzlerce ölümlere bakmayan zihniyet) ( yirmi sekiz şubat ta omuzunda yıldızı bol olan x kişi yirmi milyon fazlamız var diyen zihniyet ) yani küçük olsun benim olsun zihniyet izin veril mi oda zor biraz karamsar oldu aman ülkenin gerçeği bu . ülke siyasal islamcıları da denedi olmadı ne bahtsız bir ülke arkadaşlar. cözüm var tabi ki sen beni bende seni kabul edeceğiz sonra ülkeyi tekrar imar edeceğiz seksen milyonla ülke insanı çalışkan atılımcı müteşebbis anadolu insanı selam dua ile

  24. Ben her yazıyı okuduktan sonra altta yazan yorumlara yazar ne yazdıdan ziyade okuyan ne anladı kabilinden bakar bazen de görüş yazarım. Genellikle Fehmi Koru gibi kendisine yazı yazma mecrasını çok gören zihniyetin trol taifesinden yazarların köşelerinin altında yorum alanı hiç bulunmaz ancak bu tayfanın güvenilmez trol tayfası bakıyorum kendi fikirlerini rahat rahat fehmikoru.com dahil bütün farklı görüşlerin paylaşılabildiği mecraların kamuya açık ve çoğunlukla en ağır eleştirileri dahi verebilen yorum kısımlarında bol bol serd etmektedirler. İşte bu hal olması gereken meşru istişare ve tesadümü efkardır diğer sakallı çocuk hükmünde olan trol tayfasının köşe yazılarının altına yorum yeri bile bırakamamalarının sebebi ise fikri ambargo veya siz ne düşünürseniz düşünün kıymeti yok biz bildiğimizi yaparızdır. Merdud olan o haldir.

  25. Hiç bir çaba harcamadan , görüşlerini ve rahatsızlıklarını açık yüreklilikle değil de içten pazarlıklı bir şekilde gösteren Sn.Gül maalesef geçmişte hafızalarda bıraktığı pozitif intibayı da heder ederek , hiç kimsenin arzu etmediği bir duruma düştü. Eski cumhurbaşkanım olduğu için de ( Hepsi için de aynı düşünürüm ) kendisi adına üzüldüm . Keşke “ Kardeşim Abdullah Bey “ diyen Sn. Cumhurbaşkanı’na daha açık bir şekilde yaklaşabilse ve bugünlerde yaşadığımız huzursuzluğu azaltmaya yönelik belirgin bir çaba içinde istişare mekanizmasını her iki cumhurbaşkanımız da işletebilseydi.Sn.Cumhurbaşkanımızın farkında olmadığı ya da farkında olsa da önemsemediği bir çok sorunla uğraşıyoruz. Bu konuda Sn. Gül çok büyük bir hizmet yapma potansiyeline sahipken tüm toplum olarak bunu değerlendiremedik. Artık maalesef Ordu’da mütedeyyin herkesin potansiyel FETÖ cü olarak soruşturmaya uğradığı ve kendilerine 40 tane Onur kırıcı soru sorulduğu gümleri yaşıyoruz.50 yaşlarda bir albay abimiz gözü yaşlı bir şekilde bir çocuğunun hafız , 2 çocuğunun imam hatipte okuduğunu , dindar bir insan olduğu için karşıt görüşlü amirler Canlı hayvan caps ini yapan AKP trollerine sormak lazım : Süleyman Soylu , Numan Kurtulmuş , Tuğrul Türkeş , hangi canlı hayvan pazarından AKP ye transfer olmuş ?tarafından bu onur kırıcı soruşturmadan geçirildiğini anlattı. Ben bu devlete 30 yılımı dağlarda savaşarak verdiğini anlattı.Sonuç , meydan din düşmanı , vicdansız adi heriflere kaldı . Bence hükümet şapkasını önüne koymalı ve kendi varlığına da kasteden bu tür hadiselerin önüne geçmelidir . Tabi bu her bulduğunuz FETö cüyü şikayet edin ( hakim miyiz ? Polis miyiz ? ) denerek sağlanamaz. Daha 4 kişi bu şikayet yüzünden yeni öldürüldü. Toplumdaki bu cinnet vaziyeti Sn.Gül doğru adımlar atabilse belki önlenebilirdi. Saygılarımla.

      • H gayret bak bu konuda sana katılmıyorum. Olayın problem tarafı şu ki feto itirafcisi oldu diye salınan bir psikopat bir sürü insanı ihbar etmiş. O curcunada bir yığın insan ihraç edilmiş ve haklarını aradiklari zaman yök ve rektörlük hiçbir şey yapmamış. Çünkü ihbarcilardan korkuluyor. Diğer yandan da belki bu sebeble islerine birilerini temizlemeyi amaclamişlardir .Ve sonunda olay patladı. Mesele feto olması ve olmaması değil. Nasıl bu kadar ciddi işler amirinin şunun bunun kişisel görüşlerine ihbarlara, hele hele kendisi feto itirafciligindan yirtmis bir psikopat a bırakılır. Devlet görmesi gerekeni gördü artık birşeyler yapilsin. Ohal Komisyonu hizlansin. Ve suçsuz bulunanlar işine geri verilsin. Feto mücadelesini fırsat bilip masum insanları mağdur edenlerde gereken cezayı alsın.

      • Sn . Bahçeli’yi takip et biraz. Sağa sola laf yetiştirmekten gündemi kaçırıyorsunuz. Öldürülenler masumdu. Ama size göre herkes FETÖ cü olduğundan gözünüz kör , kuşağımız sağır olmuş. Sizin yorumlarınıza ben bir yorum yazmıyorum.Siz de yazmazsanız sevinirim çünkü hiç kimseye bir katkı sağlayamıyorsunuz , en azından şahsen sizden öğrenecek hiç bir şeyin olmadığını biliyorum.

  26. Sağlam olmayan TEMEL çöktü,
    Koku vermeyen GÜL soldu,
    ÇARKÇI Kemal, fırıldaklığa terfi etti ve
    Abidik Gubidik Meral’in enesine yenik düştü….
    Vefa’nın İstanbul’un bir semti olduğu anlaşıldı,
    Nifak tohumları şükür ki yeşeremedi,
    Alternatif bol, çarkçısı, abidik gubidik siyasetçisi, celladına aşık saadetlisi ve tabiki HDP’lisi,
    Ama heyhat ki heyhat siz ve sizin gibilerin tuzaklarına karşı mazlumların duası ve Allah (cc) ın inayeti ile sizi yine hüsran bekliyor…önümüzdeki 10 yılın Başkanı REİS tir vesselam…
    Gelin bunu anlayın ve destek verin. Yapıcı eleştiri ve yorumlarınızla bu kervana omuz atın. Ülkemizdeki toplumsal barış ve huzuru sizin deyiminizle varolan kutuplaşmayı nasıl düzeltiriz ona kafa yorum, gerçek bir entellektüel gibi…
    Prof Dr Kurtuluş Özdemir.

      • Bay mı desem bayan mı sayın üzgün,
        Önce senin kim olduğunu bilelim…
        “Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol”
        Hani gizli kalmak istiyorsan !!! özelimden de ulaşabilirsin….

        • hacı ak partı sempatızanları harıç tüm mılletı karsı tarafa yazmışsın..neyın prof. bılmıyorum ama hesaptan hıç anlamadığın besbellı..

    • Bir profesor bile boylesine bir zorba zihniyetin ve onun soyleminin militani gibi konusurken ve kutuplasmaya da bizzat bu zihniyet yol acarken,kutuplasma nasil ortadan kalkar.Kutuplasmaya yol acan,farkli fikirleri,dusmanlik ve hainlik sayan bu zihniyet ortadan kalkmadikca kutuplasma ortadan kalkmaz.Yani kendinize bakin.

      • Yahu vatandasa devlet insan pisligi yediriyordu deyince ee noolmus organik gida nasil olsa diyen profesorler de yok mu yani? Bi yankesiciden telefon gelince butun servetini goturup cop kovasina ativeren ve kaptiran proflar bile vardi:)

    • nasıl destek verelim akp li olmayan bir insanın odacı bile olamadığı eğitim sisteminin hiç bu kadar değiştirilmediği tarım politikasının yerle yeksan olduğu sosyal adaletin sıfır tükettiği liyakatı olmayan insanların koltuklara yapıştığı rüşvetin neredeyse günah sayılmayacağını söyleyen yandaş hocalarınızızn olduğu böyle bir dönem ben 50 yaşındayım görmedim ben prof değilim ama geleceği böyle giderse pek hayır görmüyorum birde mülteci belası var o tam bir muamma ama yandaş gazetleri takip edenler kendilerini amerikada yaşadığını hisseder oda bi gerçek

      • Tarim politikasini bilmem ama masallah hashas uretim ve tuketimi almis basini gidiyor! Multecileri bas belasi olarak goren proflar da yok degil elbet… Allah kimseyi vatansiz birakmasin.

  27. “Gül’ün adaylığını arzu edenlerin çoğu benim gibi düşünüyor olmalı.”

    Aynen bende öyle düşünüyor ve hissediyorum.
    Bundan sonra ki süreçte hangi parti ne demiş diye çok ilgilenmiyorum.
    Kerhen de olsa gidip oyumuzu kullanacağız.

    • Genelkurmay baskani ve c.baskani sozcusu helikopter ile gidip 3 saat gorustugune gore belki de elini tutan vardir.Belki de ellerini baglamaktan bahsetmislerdir.Ne dersin.

      • Madem öyle bir şey var yiğitçe! çıksın söylesin. zor mu?

        Madem ülkenin kurtuluşunu kendinde görüyor hadi adayım desin ben imza vercem.
        Yok öyle armut piş ağzıma düş.
        Fedakarlık cesaret bu kelimeler uğramamış sayın gülün bahçesine.

  28. Bence kimsenin karalar bağlamasına, ağıtlar yazmasına gerek yok. Abdullah beyin ülkeye getireceği yeni bir üslup veya politika tarzı yoktu ve olamazdı, çünkü kendisi yeni bir politikacı değil. Başkanlık-parlamenter sistem tartışması yapmanın zamanı da bu seçim değildi, 16 nisan referandumundan önceydi. Kişisel olarak olayları yakalayamıyor, peşinden koşuyor olabilir ama millet siyaseti günü gününe yaşıyor ve siyaseti gününden önce anlayıp, oluşturup, geliştiren siyasetçiye destek veriyor. Kısacası ”geçti Bor’un pazarı” ama maalesef gidilecek başka pazar da yok. Nitekim Abdullah bey de döndü arkasını gitti.

  29. bizim oralarda ”Dediğim dedik çaldığım düdük” diye bir atasözü kullanılır. Kendisi ne diyorsa öyle olması konusunda oldukça ısrarcı ve verdiği karar yanlış olsa dahi bu karardan vazgeçmeyen kararını savunmaya devam eden kişiler için kullanılan bir sözdür.

    dün Abdullah beyin aday olmayacağı yönündeki konuşmasını dinledim, geniş mutabakat oluşsaydı ortaya çıkacaktım dedi, ben ve arkadaşlarım…dedi.
    bu arkadaşların akp grubu içinden bir grup milletvekili olduğu söyleniyor. ayrı bir grup kurup veya saadete katılıp Abdullah beyi aday göstereceklermiş deniyor…siyasete tantanalı bir giriş olurdu ve akp seçim öncesi içerden çatlatılıp zayıflatılırdı. olmadı.
    baskın seçim bomba gibi düştü.
    meral hanım haddini bilmedi.
    kılınçdaroğlu tabanını ikna edemedi.
    AKP_MHP tepki gösterdi.
    herkes suçlu. oysa bütün şartlar oluşmuş, sayın gülü bekliyordu.
    olmadı…

    bu olmadığı için sandığa yansıyan bizim tercihlerimiz olmuyor oluyor bu durumda. çünkü gül gelecekti ama suçlu iktidar ve daha suçlu muhalefet nedeniyle gelemedi. yüce bir amacı vardı, kendisi bir kahraman, ama onu engellediler, ve mağdur. bize de yazık oldu çünkü bizde sayın gülün sistem diye bir derdi varmış meğer, onu öğrenecektik, maalesef bilmiyorduk çünkü daha önce böyle bir derdi olduğuna dair kendisinden hiç bir eleştiri duymadık, bundan sonra da duyar mıyız bilemiyorum.
    o zaman soru şu,
    gül aday olmadıysa
    Seçim de, kişiler arasında yıpratıcı bir yarış olmaktan uzaklaşıp vatandaşlara ülkenin gerçek sorunlarıyla yüzleşmesi fırsatı sağlayacaktı diyor ya sayın koru
    aday olmaması bu yüce amaca hizmet etmesine engel mi???
    O referandumun sonucunu sistem değişikliği olarak yaşamaya hazırlandığımız 24 Haziran sonrasında başımıza neler gelebileceğini anlama fırsatı verecekti seçim kampanyası…diyor ya sayın koru
    aday olmayınca başımıza neler gelebileceğini biz anlama fırsatı o anlatma fırsatı kaçmış mı oluyor???
    Kimselere sataşma niyeti olmayan, hatta adaylığı bile makam için değil belli bir amacın tahakkuku için üstlendiği bilinen bir siyaset adamının yürüteceği kampanya, belki de demokrasi geleneğimizde yeni bir çığır açacaktı diyor ya sayın koru,
    aday olmayınca sataşma niyeti olmadan belli amacını tahakkuk ettiremiyor mu???
    aradan geçecek iki ay içerisinde ülkede tartışılacaklar seçmenin zihnini açacak, adayların bakış açılarını bile etkileyebilecekti diyor ya sayın koru,
    aday olmayınca tartışma açmak mümkün olmuyor mu???

    belli ki olmuyor. çünkü ben sistem değişikliği iddiasının seçmeni konsolide etmek için bir kamuflaj olarak kullanıldığına inanıyorum. elbette eski sistemi tercih etmekte bir sıkıntı yok ama bunun için cumhurbaşkanı adayı olmaya da gerek yok değil mi??? ama amaç içerden çekilecek milletvekilleri ile akp yi halk önünde seçim öncesi zayıf düşürmek, moral çöküntüsü yaratmaktı. bu çok önceden hazırlanıyor olmalı, ittifakın da bunda haberi olmalı ki, darbeye direnenleri korumaya alan KHK ya yaptığı eleştiri çok sert tepkiler almıştı. o zamanda sayın gülün bazı hazırlıklar içerisinde olduğu dillendirilmişti…
    her şey gözümüzün önünde oluyor fehmi bey.
    ve sizin okur kitleniz ” ayyyy siz çok fazla zekisiniz fehmi bey” diyen yaşlı kadınlardan müteşekkil değil. ve eğitiminiz ve bilgi birikiminizle siz sıradan biri değilsiniz.

    • ‘armut piş ağzıma düş’ diye meşhur bir atasözümüz var biliyorsunuz değil mi? Abdullah Gül TÜRKİYE siyasetinde bu güne kadar hazırları kullandı.

    • Hicbir seyin normal olmadigini ve bu gidisatin hic de iyi olmadigini,Genelkurmay baskani ve c.baskanligi sozcusunun helikopterle gidip Abdullah Gul ile konusmasi ve sonrasinda Abdullah Gulun aday olmadigini ilan etmesi tek basina gostermektedir.Devlet,Parti devleti olmusken, hala hersey normal diyebilenler, zafer sarhosluguyla ulkenin nasil bir felakete suruklendigini goremeyenlerdir.

    • İlke diyorlar ama o ilkeler belli değil. Açıkça tartışılamıyor. Adaylar göreceğiz tv lere çıkıp tartışmayacaklar. Varsa yoksa milli yerli şu bu saçma sapan boş laflar. Vatandaşın da hiç umurunda değil. Kendi durumuna bakıyor. Eve ekmek giriyor mu tamam yola devam. Komşusuna bile bakmıyor. Olay bu. Gençlerin en büyük vizyonu devlette kapı kulu olmak. Başka bir hikaye yok memlekette.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here