Korsanların hedefindeki politikacı.. O hengâmede istifa eden medya yöneticisi… Ne günlerden geçiyoruz Allah’ım…

6
RedHack dedikleri...

Dün kendimi suçüstü yakaladım.

RedHack adlı bir grup, Cumhurbaşkanı ile sıhrıyet ilişkisi bulunduğu için hükümette dikkatlerin en fazla üzerinde olduğu bir bakanın e-posta hesabını ele geçirdi.

Toplamı 18 gigabytı bulan bayağı yüklü bir korsanlık bu.

O bohça içerisinden seçtiği örnek yazışmaları yayımlıyor RedHack

Herkes gibi ben de sağda-solda bulduğum konuya ilişkin haberlere göz atıyorum.

Suçüstüm tamam

‘Göz atma’ olarak başlayan ilgimin, dün, zirveye eriştiğini aynı siteye defalarca –herhalde 10. kez– girince fark ettim.

Kendimi böylece suçüstü yakalamış oldum.

Yaptığım iş her bakımdan yanlış çünkü…

‘Mahrem’ diye bir kavram var; kişiye özel olan ve öyle de kalması gereken özel hayatla ilişkili alana deniliyor ‘mahrem’

Günümüz dünyasında o alan oldukça daraldı. İnsanların bir bölümü hayatlarını başka insanların gözleri önünde yaşamaya başladı da ondan…

Yaz aylarında tatilini Bodrum’da geçiren eğlence hayatı içerisinden isimler, orada atacakları her adımın ‘paparazzi’ de denilen magazinciler tarafından ‘yakalanıp’ sergileneceğini biliyorlar.

Komşu Marmaris’e gitseler gözlerden uzak kalabilecekleri halde, ‘paparazzi’ kaynayan Bodrum’u tercih ederek kendileriyle ilgili yayınlardan şikâyet etme hakkını da kaybediyor ünlülerimiz…

Evet, o tiplerin ‘mahrem’ sayılabilecek alanı başkalarından olabildiğince dar…

Bir de ‘politikacılar’ doğal olarak… Bütünüyle kalkmış değil onların ‘mahrem’ sayılan alanı; ancak yine de özel yazışmaları o alan içerisinde kalıyor.

Mehmet Ali Yalçındağ... Grup yöneticiliği 1 yıl bile sürmedi
Mehmet Ali Yalçındağ… Grup yöneticiliği 1 yıl bile sürmedi
Medya yöneticisinden her gün not

RedHack‘in hedef seçtiği ve dijital ortamdaki yazışmalarını ele geçirmek için bayağı mesai harcadığı politikacı, daha çok Cumhurbaşkanı’nın kulağı ve gözü mesafesinde bulunduğu için, muhtemelen bazılarını almasa iyi olabilecek mesajlara muhatap olmuş…

Siyasi iktidarın hoşlanmadığı bilinen bir medya grubunun başına getirilmiş yöneticinin kendisine hemen her gün yolladığı mesajlar gibi…

”Kardeşim, sen yeni görevini en iyi biçimde yapmaya gayret et, bunu nasıl yaptığına dair ayrıntıları, kurum-içi dedikoduları benimle paylaşman gereksiz” diye yazışmaların önünü ilk mesajı alır almaz kesseydi keşke…

Gözler önüne serilen yazışmalardan ülkemizin en büyük medya grubunun iktidarla iyi geçinmek için özel bir çaba gösterdiğini öğrendik.

Mesajlar çalınıp bir yerlerde yayımlanmamış olsaydı bilmeyecek miydik sanki?

Sözünü ettiğimiz, meraktan çatlarcasına ”Acaba bugün ne öğreneceğiz?” diye kendimizi parçaladığımız bilgi alanı ‘medya’ çünkü; her gün okurları önüne gazete olarak sunulan, günde 24 saat izleyici karşısında bulunan televizyon yani…

En ufak çizgi değişikliğinin kolayca anlaşılabileceği bir uğraş alanı…

Yazışmaların herkesin bilgisi dahiline girmesi üzerine, medya grubunda en etkili makama getirilmiş yönetici bir açıklama ile istifa etti, grubun patronu da damadı olan yöneticinin istifasını kabul ettiğini açıkladı.

Hedef politikacı iken, sarsılan ve ortadan kaybolan ‘mahrem alanı’ politikacıdan daha geniş olması gereken medya yöneticisi oldu.

Ağacı salladı RedHack, ilk düşen düşmesi beklenen kişi değil…

Şimdi, pek çok kişi için, her biri ”Acaba?” ile başlayan bir dizi soruyu akla düşüren bir zihin cimnastiği başlamışsa hiç şaşırmam.

Tabii merakımız politikacının medya yöneticisi ile yazışmalarından ibaret değil.

Zaten ‘suçüstü’ durumum da o noktada gerçekleşti… Birdenbire kendimi ”Bakalım bundan böyle ne gibi ifşaat yapacak RedHack” diye düşünürken buldum…

Her yol mübah olabilir mi?

Aslında daha ilk gün düşünmem gereken, ”Var olan beceriyi siyaset üzerinde ‘şantaj’ yapmak için kullanmak, yanlış bildiğiniz bir uygulamayla mücadele etmek için bile olsa, doğru bir yol mudur?” sorusu olmalıydı…

RedHack, açıklamalarına göre, gözaltına alınıp tutuklanan bir grup ‘solcu’ yazar ve gazeteci için bu eyleme başvurdu. ”Onları serbest bırakın, yoksa elimizde politikacının özel yazışmaları var, onları kamuoyuyla paylaşacağız” diye duyurdular…

Cezaevinde bulunan yazar-gazeteci grubu serbest bırakılmayınca, RedHack ilân ettiği eyleme başvurdu.

Yazışmaları yayımlayarak…

‘Şantaj’ dedim, ama bundan öte bir şey RedHack‘in yaptığı…

‘O isimleri serbest bırakın, yoksa özel yazışmalarınızı kamuoyuyla paylaşırız” tehdidi savrulan politikacı, isteneni nasıl yerine getirebilirdi ki? Politikacı ülkenin enerji politikasından sorumlu; hani adalet bakanı olsa neyse… Adalet bakanı bile ”Şunları serbest bırakın” diye bir listeyi kime verirse isteği yerine gelebilir?

Kimseye…

Politikacıya ”Petrol ve doğalgaz fiyatını ucuzlat” denmiş olsaydı, belki sonuç alabilirdi RedHack…

[Enerji bakanının dün doğalgaz fiyatının yüzde 10 azalacağı ‘müjdesi’ vermesini muhatap olduğu ‘şantaja’ bağladığım sanılmasın; benimki sadece bir örnek, akıl yürütme…]

Belli ki, özel yazışmaları ele geçirmiş olan grup, ilgisini beklediği kişiler ve onların elindeki medya imkânını amaçları için kullanabilmenin yolu olarak görmüş ‘solcu yazar ve gazeteci’ dayanışması görüntüsünü…

Öyle de oldu nitekim…

Basri Aktepe: Akıllı telefon kullanmayacak kadar akıllı
Basri Aktepe: Akıllı telefon kullanmayacak kadar akıllı
FETÖ’süz yazı olmuyor

FETÖ sözcüğü geçmemiş ‘yazı’ artık yazıdan sayılmıyor; o sebeple bu yazımı da FETÖ soruşturmasından bir örnekle zenginleştirmek arzusundayım.

Akıllı telefonlara indirilen ‘bylock’ uygulaması dahil pek çok elektronik ve dijital uygulamada adı geçen Basri Aktepe tutuklandı biliyorsunuz. Emniyet’te üst düzey görevli Aktepe, İletişim Başkanlığı (TİB) yapmış, Tayyip Erdoğan’ın başbakan iken evinde bulunan böcekleri ortaya çıkarmış kişi…

Sorgusunda, FETÖ üyesi olduğu için gözaltına alınanlara sorulan klasik ”Telefonunda bylock programı var mı?” sorusu ona da yöneltildiğinde, Basri Aktepe, ”Ben hayatımda akıllı akıllı telefon kullanmadım” cevabını vermişti.

O kullanmamış olabiliriz, ama hepimiz akıllı telefonlarımızın esiriyiz.

RedHack, ”Yalan söylüyorlar, politikacının e-posta hesabını değil, benim günlük notlarımı ele geçirmişler” diyen medya yöneticisini yalanlamak ihtiyacı duydu. Bu amaçla yaptıkları teknik açıklamaya göre, hedef olarak seçtikleri politikacının önce tabletine saldırmışlar, oradan istedikleri sonucu alamayınca cep telefonuna yönelmişler…

Bingo.

Gönderdikleri 17. ‘tuzak mail’ sonucu getirmiş; ”20 Ağustos’ta iPhone telefonundan loglar gelmeye başladı” diyor RedHack…

Enerji Bakanı Berat Albayrak: Daha dikkatli olabilirdi
Enerji Bakanı Berat Albayrak: Daha dikkatli olabilirdi

Politikacı dikkatli olmalıydı.

ABD’de Hillary Clinton eğer seçilmezse, bir kısım seçmen dışişleri bakanlığı sırasında devlet adına yaptığı yazışmaları özel bir server üzerinden gönderip-alma kaygısızlığını affetmediği için seçilememiş olacak…

Facebook mucidi Mark Zuckerberg’in ofisinde çalışırken bilgisayarının üzerindeki kamerayı ihtiyaten kara bantla kapatmak ihtiyacı hissettiği bir dünyada yaşıyoruz. Sadece kamerayı değil, mikrofonu da…

Korsan‘ denilen tipler her engeli aşmayı görev bilir, bu sebeple en iyisi Basri Aktepe yöntemi; akıllı telefonlardan uzak durmak… Ancak, korsanların işini mümkün olduğunca zorlaştırmanın da yöntemleri var.

Sizlere de öğrenmenizi tavsiye ederim.
ΩΩΩΩ

6 YORUMLAR

  1. Geçen gün bir Alman TV programında, ele geçirilen maillerin çok kolay manipüle edildiği, yazışmalara istenilen eklemelerin yapılabildiği örneklerle gösterildi.

  2. Merhaba Fehmi bey, bir okuyucunuz olarak galiba sizin yazilarinizi ben iyi anliyorum. Siz bundan bir süre önce akilli telefonlar hakkinda bir yazi yazmistiniz ve birde 60th minutes programinin videosunu koymustunuz ben o video yu seyrettim ve sizin bunu bosuna okurlarinizla paylasmiyacaginizi ve bir seylerden haberdar oldugunuzu tahmin etmistim. Dün bu haberleri internette okuyunca sizin o yazinizi hatirladim ve de sizin bu gibi yazilarin ortaliga saçilacagini tahmin ettiginizi daha dogrusu birseyler bildiginiz izlenimi verdi bana. Acaba yaniliyormuyum?🙂 Tesekūrle ellerinize ve kaleminize saglik hosça kalin.

  3. RedHack’in siber-terörist sosyalist! bir grup olduğu anlaşılıyor. Kendi ideolojilerine uygun siber saldırılar yapıyorlar. Ancak yaşayabilmek için, kendi ideolojisine zıt olmamak kaydıyla, para karşılığında özel sipariş eylemler de yapacakları açıktır (DHKP-C v.b. gibi)

    RedHack saldırısından hemen sonra Enerji Bakanı’nın doğalgaz fiyatlarında %10 indirim olacağını açıklaması belki tesadüf belki de anlamlıdır. Ancak her halükarda Cumhurbaşkanı damadının Bakan olmasının sakıncalarına güzel bir örnektir. Diğer yandan açıklanan e-postalar uydurulmuş bir tezgahtan ibaret olsaydı ne diye M.A.Yalçındağ görevinden hemen istifa ediyor ?

    Türkiye’de dürüstlük dibe vurdu. Alnı secdeye değmiş değmemiş fark etmiyor. Çözümün adresinin de mevcut muhalefet partileri olmadığı açık. Aklıma Namık Kemal’in gerçek olup olmadığını bilmediğim meşhur ve bol küfürlü şiiri geliyor.

  4. RedHack olayında hedef Erdoğan ve Türkiye’nin Enerji Politikaları. Terör olayları ile değiştirilemeyen enerji politikaları basın yayın yoluyla da etki ederek değiştirme yolu seçilmiş. Ne terör olayları ne de basın yayın yoluyla oluşturulmaya çalışılan etki Türkiye’nin enerji politikalarında değişikliğe gitmesini sağlamaz.
    Eğer Bayan Clinton Başkan seçilmezse bunun sebebi yazıda geçtiği gibi e-mail hatası değil tasfiye edilmekte olan bir politikanın temsilcisi olmasındandır.

  5. Sayenizde gündemden kaçırdıklarımızın farkına varıyoruz. Hemen o mahrem alana gidiyorum, on bire kadar yolu var. O zamana kadar kimse ayıplamaz ne olsa 🙂

  6. darbe günü, hükümetin yanında durmuş bir medya grubunun cezalandırılması diye düşünüyorum. CNN Türk’ün darbe günü cep telefonundan cumhurbaşkanını bağlamasına karşılık. bu bilgilerin, onların ele geçirdiği söylenen yazışmaların, doğru olduğunu nereden biliyoruz? şu andaki teknolojik imkanlarla bunların manipüle edilmediğini nereden biliyoruz ? tam da ikinci darbenin cezaevlerini hareketlendirerek alevlendirileceği konuşulurken, cezaevinden izinli çıkmış bir mahkumun pala ile dehşet saçtığını okuduk gazetelerde. ve yine meşhur moody’s in not düşürmesi. 15 Temmuz günü sıkı duran safların ayrılması için atılan adımlar bunlar. Bize buradan böyle görünüyor…

YORUM YAP