Akıllı telefonunuz varsa… Aklınıza şaşayım… Kendimin de…

10
Casusunuz elinizde

 

Türkiye’nin uğradığı en uğursuz olayların ilk sırasına şimdiden yerleşen ‘15 Temmuz darbe girişimi’ sonrası ortalığa dökülen teknik bilgileri herhalde izliyorsunuzdur.

Darbe hazırlığında bulunanlar, onları destekleyenler, talimat veren ve alanlar neredeyse ‘kendilerine özel’ diyebileceğimiz ‘bylock’ adlı bir programla haberleşiyorlarmış; akıllı telefonlarını kullanarak…

Murat Yetkin, MİT yetkilileri ile görüştükten sonra bugün yazdı da öğrendik: Devletin istihbarat örgütü, MİT, ‘bylock’ programının varlığını sezince peşine takılmış ve izleri takip ede ede ‘örgüt’ yapılanmasının en tepesinde yer alan 25 kişiyi tespit etmiş…

Toplam 40 bin kişinin kullandığı ‘bylock’ 600 kadar subayın telefonunda da kayıtlıymış…

MİT, Mayıs ayı sonlarına doğru, tespit ettiği 40 bin kullanıcıdan devlet memurlarının isimlerini kurumlarına bildirmiş; subayların isimlerini de Genelkurmay’a…

Birileri, “Bütün bunlar olurken MİT neredeydi” diyor ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘darbe’ girişimini ‘enişte bey’den öğrenmesine takılıyor ya, doğru bilgiyi şimdi böylece öğreniyoruz: MİT hazırlıklardan yalnız haberdar olmakla kalmamış, kimlerin o girişim içerisinde yer alabileceğini, tek tek isimleriyle birlikte, devletin kurumlarına bildirmiş de…

Darbe girişiminde bulunanların o uğursuz gece birbirleriyle ‘bylock’ sistemini kullanarak iletişim kurduklarını, ilk şüphelilerin içeriye alınır alınmaz verdikleri ifadeler dışarıya yansıyınca, öğrenmiştik zaten…

Murat Yetkin’in yazısında yer alan yeni bilgiler, bayram sükûneti geçsin, herhalde daha etraflıca değerlendirilecektir.

Casusumuzu hepimiz yanımızda taşıyoruz

Paris’te ve Brüksel’de yaşanan terör saldırıları sonrasında gözlerimi ayıramadan izlediğim bir CNN-International programında, ABD’nin terörle mücadeleden sorumlu devlet yetkilisinin, “Ben zaten akıllı telefon kullanmıyorum” dediğini duyunca…

Önce kulaklarıma inanamadım. Sonra düşününce, adamın gözümüzün içine baka bakan yalan söylediğine kanaat getirdim.

Bugünün dünyasında hayatımızın en merkezi yerine kurulmuş olan akıllı telefonu kullanmadan yaşamak mümkün değildir düşüncesiyle…

Herhalde bu yazıyı okuyan hepinizin cebinizde taşıdığınız telefon ‘akıllı’ denilen cinstendir.

Geçen gün tutuklanan istihbaratçı Emniyet Müdürü Basri Aktepe’nin kendisini sorgulayanlara verdiği ifadeyi okurken de gözlerime inanamadım.

MOBESE sistemini kuran, casus böcekleri yerinde bulup yok eden teknik istihbarat konusunun ülkemizdeki en tepe uzmanı Aktepe, savcıya, aynen şunları söylemiş: Hayatımda hiçbir zaman akıllı telefon kullanmadım. Tüm telefonlarım mekaniktir.”

Ne diyeceksiniz buna?

“İstihbaratçılar bizim bilmediğimiz bir şeyleri biliyor” dedim ben.

Bu korsan sizi de dinliyor olabilir
Bu korsan sizi de dinliyor olabilir
Dinliyor, izliyor ve kaydediyorlar

Bildikleri şey şu: Akıllı telefon denilen cihazlar, kullanan kişi dünyanın hangi köşesinde yaşıyor ve bulunuyor olursa olsun, dünyanın bir başka köşesinde gerekli donanıma sahip kişi/ler tarafından, sanki onunla birlikteymişcesine yakından izlenebiliyor…

Telefon konuşmalarını, SMS mesajlarını, internette girdiği siteleri, e-postalarını, yazışmalarını izleyebiliyor korsanlar…

Hem de hiç belli etmeden…

Dahası, telefonun sessiz kaldığı süre içerisinde de, korsanların casusluk faaliyetleri durmuyor; takip altına alınan kişinin bulunduğu mekân uzaktan dinleniyor, hatta o sırada yaptıkları telefonunun kamerasından alınan görüntülerle izlenebiliyor…

İzlenen, dinlenen, yazışılan her şey uzaktan kayıt da edilebiliyor.

“Hadi oradan” dediğinizi duyar gibi oluyorum.

Demeyin, çünkü ABD’nin NSA adlı istihbarat kurumunun Alman Başbakanı Angela Merkel’in telefonlarını dinlediği çoktandır bilgimiz dahilinde.

Bu bilgiyi dünyayla paylaşan Alman dergisini, der Spiegel’i, “Alman istihbaratı Türk yetkilileri yıllardır dinliyor” bilgisini paylaşmasına yol açan belgelerle besledi bu defa Amerikalılar…

Sydney’den Berlin’e, oradan San Fransisco’ya yolculuk

ABD televizyonlarında yarım asırdır süren bir haber program var: ‘60 Minutes’ (‘60 Dakika’)… Önce orada yayınlandı sandığım, ama sonra tecimsel hassasiyetlerle (bunu, ‘reklâm gelirleri düşünülerek’ diye anlayınız) ABD’deki editörler çekindiği için, Avustralya’daki aynı adlı programda birkaç ay önce yayımlanmış bölümü izledim.

Programcı kendi ülkesini merkez almış, ama Berlin’e, Londra’ya, San Fransisco’ya gidip olayı bütün boyutlarıyla ortaya çıkarmış… Berlin’den Sidney’deki bir milletvekiliyle yaptığı telefon görüşmesi ile SMS yazışmasını, önceden anlaştığı korsan genç, uzaktan kayda almış…

“Yeter ki elimde bir telefon numarası olsun, onu dinler ve kaydederim” dedi genç korsan…

Birkaç yüz dolara mal olan ‘SS7’ adlı elektronik bir cihaz sayesinde…

Aslında o cihaz bütün cep telefonu servis sağlayıcısı şirketlerde varmış… Dünyanın hemen bütün istihbarat örgütleri de resmen ve meşru bir biçimde o cihazı kullanarak cep telefonu dinleme ve kayıt işlemi yapıyormuş… Ancak, biraz teknolojiden anlayan gençler, piyasada zaten satılan birkaç elektronik parçayı biraraya getirerek aynı işlemi gören el-yapımı bir cihaz elde edebiliyormuş…

İstihbarat örgütlerinin bunu yaptığını geçen yılın Ekim ayında çıktığı Panorama programında İngilizlere ifşa etmişti Edward Snowden… Gizli belgeleri ifşa ettiği için ülkesi ABD’ye gidemeyen Snowden, “Akıllı telefonlarınız GCHQ istihbarat örgütü tarafından ‘tam denetim’ altında; bireysel kullanıcıların bunu engelleyebilmesi imkânsız” demişti.

Gözümle gördüm, kulağımla işittim. İzlediğim ‘60 Dakika’ programını, İngilizce bilenleriniz de izleyebilsinler diye, yukarıya yerleştirdim.

Herkese açık WI-FI’ları kullanmak da akıl işi değilmiş

‘60 Minutes’ programının Avustralya’da yayını sonrasında, bir ABD TV kanalının muhabiri, “Acaba doğru mudur?” merakına kapılıp, San Fransisco’da yerleşik genç korsanları bir otelde toplamış… Gençlerden biri, muhabirin cep telefonu üzerindeki bütün hassas bilgileri, mahrem fotoları bir çırpıda kopyalayıvermiş…

“Nasıl yaptın?” sorusunun cevabı beni bile şaşırttı.

“Burası beş yıldızlı bir otel, internet bağlantısı da güvenlidir diye düşünüp otelin WI-FI sistemine bağlandınız ya, aslında benim kurduğum sahte bir hatta bağlanmış oldunuz. O hat üzerinden bilgilerinize ulaşmam ise hiç zor olmadı.”

Televizyon programlarında, akıllı telefonlar üzerinden yapılan casusluğun bayağı yaygın olduğu, şirketlerin rakiplerinin hareketlerini takip için korsanların devreye sokulduğu anlatıldıktan sonra, “Özellikle organize suç örgütleri elektronik casusluğa meraklılar” denildi.

İçimden, “Bana mı anlatıyorsunuz?” hissi geçti.

Evet, telefonlarımız ‘akıllı’ da, acaba onları kullanan bizler yeterince ‘akıllı’ sayılır mıyız?

NOT: ‘Akıllı’ geçinen yazarınız da bir ‘akıllı telefon’ kullanıcısıdır…

Tik tak... Tik tak...
Tik tak… Tik tak…

ΩΩΩΩ

10 YORUMLAR

  1. Malumu imandan başka bir şey mi ifade ediyor bu yazınız Fehmi bey. Her an takip altındayız. Gizleyecek ve sakinacak bir şeyimiz mi var ki akıllı telefon kullanmayalim?

  2. Akıllı telefonlari kullanan aptallariz. Ama sizi takip edebilmenin de başka yolu yok şu an için. Akp zamaninda gsm hizmetleri zirve yaptı. Hem vergi icin hem de istihbarat icin mukemmel çözümdü. Ayni yolu baska istihbarat birimleri kullandiysa ne olacak halimiz?

  3. Harika Fehmi Bey;
    2014 yılında Dış İşleri Bakanlığındaki çok gizli Suriye zirvesinde yapılan konuşmaların kaydedilip seçim öncesinde servis edilmesi acaba ;Bu toplantıya katılan Zevat-ı Kiramın akıllı telefonları aracılığı ile yapılmasın.
    Sayın Erdoğan ve sayın Gül de dahil olmak üzere ; 17-25 Aralık soruşturmalarına mesnet teşkil eden dinlemelerin;Ve diğer Devlet Erkanının dinlenmesi; zannedildiği gibi Kriptolu telefonların dinlenmesi aracılığı ile değilde; yine bu Devlet Erkanının kullandığı Akıllı telefonlar aracılığı ile olmasın.Acaba Önemli mevkileri işgal eden Devlet erkanından kaç tanesi Akıllı telefon kullanmıyor sorusunun cevabı bize;dinlenemeyen Devlet Ricali sayısını vermiş olmaz mı? Eğer durum böyle ise; Dinlendiklerini ifade eden Devlet Ricalinin; Bu güne kadar”yapıp ettiklerini yer ve gök arasına nasıl sığdıracaklarını” merak ediyorum.
    Mademki; ABD’ nin NSA adlı istihbarat kurumunun Alman Başbakanı Angela Merkel’in telefonlarını dinlediği bilgisini dünyayla paylaşan Alman der Spiegel dergisi; “Alman istihbaratının Türk yetkilileri yıllardır dinliyor” bilgisini bir takım belgelerle de takviye etmişti. Bu sefer bizi Amerikalılar, İngilizler, Fransız ve İsrail de bizi dinlemişse (ki dinlenmemiz hiç de zor değilmiş); bu bilgileri hangi amaçla kullanmış olabilirler acaba ?
    Biz hala Ankaranın Göbeğine milyonlarca dolara yaptırdığımız TİB binasını; ”bizi buradan dinliyorlar”diye YIKMAYA ÇALIŞALIM.
    Acaba şu soruyu sorma hakkım olabilir mi;Akıllı telefonlar aracılığı ile dinlenme gerçekleşmiş ise; Devlet Ricalinden Akıllı telefon kullanan Zevat; devletin Güvenliğine zarar verilmesinin sebebi(Tedbirsizlikten) değilmi? Bu Devlet Erkanı Devletin Gizli sırlarının Deşifre edilmesine zemin hazırlamış olmadı mı? İstihbarat zaafiyetinin kaynaklarından birisi Akıllı telefonlar mı ?

  4. Demirden korkan trene binmez
    Öyle bir sözü yazarak kendim için sorun olmadığı yazarak başlayayım

    Bu durumda milli teknolojinin önemi ortaya çıktı
    Sanırım bir mossad ajanı hatıralarını en kolay Arap ülkelerinde istihbarat kolay çünkü masa bile dışarıda üretiliyor
    Önceden bunlara dinleyici yerleştirmek mümkün diyordu
    Ki Arap israil savaşında israil radyosu Arap bakanlar kurulunun gizli toplantı odasından bilgi sızdırıyormus.
    Benim özelimizi koruyamayan GSM
    şirketleri telefon üreticileri hakkında da sanırım tazminat hakkı doğuyor

    Bayramınızı tebrik ederim

  5. Murat Yetkin in yazısını okudum. Yarısı yanlış…
    Eğer yazılanlar doğruysa MİT 2013 ten beri cemaati takip ediyor, darbe hazırlığında olduğunu biliyor ama önleme yoluna gitmiyor. Yani darbe yapılacak diye beraber yola çıkanların yarısı diğer yarısını darbe gecesi satmış!

YORUM YAP