Yeni İngiliz başbakanının geçmişi İngiltere’de yaşayan Müslümanları tedirgin ediyor

7

Başbakan Binali Yıldırım, BBC’nin HardTalk programı için Sudan doğumlu gazeteci Zeinab Badawi’nin (56) sorularına cevap verdi. Badawi’nin “Brexit kampanyasında Türkiye’nin AB üyesi olması durumunda 80 milyon Türk’ün Avrupa’ya dolaşacağı konusunu en fazla işleyen Londra’nin eski belediye başkanı Boris Johnson’du; yeni hükümette dışişleri bakanı oldu” demesi üzerine şu tepki geldi Başbakan Yıldırım’dan: “Allah onu ıslah etsin…”

Osmanlı’nın son hükümetinde bakanlık yapmış gazeteci Ali Kemal’in sülbünden gelen Boris’i, başbakanlık beklerken bir başkasının hükümetinde bakan yaparak ‘ıslah’ etti Allah zaten…

Kadınların, “Partilerde tanışıp dostluk etmek için iyi biridir, ama evinize bırakması için kendisine güvenemeyeceğiniz birisidir” tipte biridir Boris Johnson; ‘kadın düşmanı’ olduğu söylenemez belki, ama ona yakın bir şeydir.

Şimdi bir kadının hükümetinde bakan o…

Boris Johnson ellerini nereye koyacağını bilemedi
Boris Johnson ellerini nereye koyacağını bilemedi
Boris, bildiğiniz Boris…

Theresa May, İngiltere’de başbakanların hem ofis hem de ikametgâh olarak kullandıkları ‘Downing Street 10’ adresindeki binaya taşınınca, bakanlık görevi vermeyi düşündüğü isimleri oraya çağırdı. Boris Johnson’un mekânın 50 metre ilerisinden kapıya yaklaşırken verdiği görüntüyü birkaç kez izledim; ellerini nereye koyacağını bilemedi.

Güya siyasetin kaşarlanmışı

Öyle olmadığı, inanmadığı bir davaya –İngiltere’nin AB’den çıkması kampanyasına– kendisinin en tepe konuma gelmesini sağlayacağı düşüncesiyle liderlik etmişti Johnson; daha “Ha” diyemeden, en yakın ‘dava arkadaşı’ tarafından sırtından bıçaklandı.

En yakın dava arkadaşı Michael Gove, “Boris başbakan olacak adam değildir” deyiverdi ve Boris’in şansını orada bitirdi.

Allah bir adamı daha nasıl ıslah etsin Binali Bey?

En yakınının ihanetine uğramak, en tepeyi umut ederken aşağılara razı olmak bence yeterince ceza…

Tabii, bir de, vaktiyle küçümseyip durduğu Theresa Hanım’ın emrine girmek de var.

Esas endişe kaynağı Başbakan Theresa May’in kendisi

May, başbakanlık koltuğuna oturacağı ‘Downing Street 10’ binası önünde İngiliz halkına ilk mesajını verirken, “Başında bulunacağım hükümet, imtiyazlı birkaç kişinin değil sizlerin güdümünüzde olacak; hayatlarınızı kendiniz kontrol edebilesiniz diye elimizden geleni yapacağız” da dedi.

‘İmtiyazlı birkaç kişi’ dedikleri arasında o anda yanında yer alan eşi Philip May de var oysa.

Tam 1.4 trilyon dolarlık bir yatırım fonunu yönetiyor Philip May; katkısı olanlar arasında Amazon ve Starbucks da var. Yatırımcı JP Morgan, sigara üreticisi Philip Morris ve savunma sanayii devi Lockheed Martin de…

Olup bitenleri bizler uzaktan izliyoruz; Boris Johnson dışındaki figürleri pek tanımadığımız için de yaşanan değişikliklerin ne anlama geldiğini pek fark edemiyoruz.

Gördüğüm kadarıyla, Theresa May’in başbakanlığa yükselişini, Daily Mail, Sun ve The Times gibi gazetelerde yuvalanmış bir avuç yazar dışında sevinçle karşılayan yok.

Sun ve Times’ın sahibi Rupert Murdoch’un medya patronu sicili ise pek parlak değil…

Müslümanlar kaygılı

En ciddi kaygıyı ise İngiltere’de doğmuş büyümüş Müslüman kitle duyuyor.

Şaşırmayın: Independent gazetesi Shaheen Sattar’ın kaygılarını yansıtan bir yazıyla “Hoş geldin” dedi yeni başbakan Theresa May’e…

Theresa Hanım selefi David Cameron’un hükümetinde içişleri bakanlığı koltuğunda oturuyordu. Shaheen o dönemde söyledikleri ve yaptıklarından hareketle, Başbakan May’in özel olarak İngiltere’de yaşayan –genel olarak da dünyadaki– Müslümanlar için hayırlı işler yapmayacağı kanaatinde.

2015 yılında yürürlüğe giren bir ‘terörle mücadele yasası’ ile suçlamalar o kadar keyfiliği davet etmiş ki, “Üniversite öğrencileri bile ‘aşırı’ yaftası yememek için derslerde ve konferanslarda ağızlarını açamaz oldular; yasadan sonra ‘İslamofobik’ olmak teşvik bile edilir oldu” diyor Shaheen…

İçişleri bakanı olarak, May, ‘BM İnsan Hakları Konvansiyonu’nu ileri sürerek, İngiltere’den talep ettiği Gary McKinnon’un ABD’ye iadesini engellemiş; buna karşılık onun gibi Asberger’s sendromundan muzdarip bir başkasını, Talha Ahsan’ı, gözünün yaşına bakmadan ABD’ye teslim etmiş…

Shaheen, “İkisi arasındaki tek fark” diyor, “Talha Ahsan’ın Müslüman olmasıydı.”

Zaten, İnsan Hakları Komisyonu, 2015 yılında, ‘Yılın İslamofobu’ ödülünü vereceği kişiyi tespitte hiç zorlanmamış: Theresa May’e verilmiş ödül…

Durum bu. İngiltere’de nâzik, esprili ve hoşgörüsüyle tanınan bir erkek başbakan (David Cameron) gitti, yerine en az Margaret Thacher kadar sert, acımasız ve ayrımcılık yapabilen bir kadın (Theresa May) geldi.

Katkısı bulunanları arasında dünya elitlerinin bolca bulunduğu 1.4 trilyon dolarlık bir büyük yatırım fonunu yöneten eşiyle birlikte kameralara poz verirken, orada bulunan gazetecilerin ve TV izleyicilerinin gözlerinin içine baka baka, “Başında bulunacağım hükümet, imtiyazlı birkaç kişinin değil sizlerin güdümünüzde olacak” da diyebildi Theresa May…

Başbakan Binali Yıldırım, eminim, yeni başbakan hakkında bu ayrıntıları bilseydi, Boris Johnson’a uygun gördüğü “Allah onu ıslah etsin” duasını bir de onun için tekrarlardı.

Türkiye için zor bir dönem olacak May-Johnson ikilisinin İngiltere’yi temsil eder hale geldiği önümüzdeki günler…

NOT: ‘İslamofobi’ Müslümanlara karşı duyulan mantık-dışı nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve kin besleme anlamına geliyor.

ΩΩΩΩ

7 YORUMLAR

  1. Fehmi bey Türk ve İslam düşünce dünyasında “İslamofobi” ifadesine neden karşı çıkılmıyor. Kastım Batı dünyası böyle bir ifadeyi kullanabilir. Kendi milyonlarına uygun bir ifade belki lakin bakıyoruz Türk ve İslam dünyasındaki güçlü kalemler bu ifadeyi çok rahat kullanabiliyor. Bence böyle bir ifade her açıdan yanlıştır. Böyle bir kavramın literatüre yerleşmemesi için kendini münevver addeden siz duayen yazar ve çizerlerin mücadele etmesi gerekmez mi?
    Ama bakıyoruz siz bile bunu kullanıyorsunuz birde terim manası şudur diye açıklama yapıyorsunuz. Söyler misiniz bu iki kelime İslam(Allah katında hak din) ve fobi(anlamsız korku) kelimesi hangi dilin kuralları ile o harfi ile bir takip oluşturulup böyle bir ifade ne zaman, nerede ve kim tarafından ne amaçla kullanılmıştır? Bu konuda bilginizi paylaşırsanız çok memnun olurum.

    • Emin Bey, mutlaka biliyorsunuz, Batı’da ve Doğu’da bu kavramı kullananlar asla İslam’ı veya Müslümanları inciltmek niyetiyle bunu yapmıyor. Bugün dünyada en yaygın ve BM tarafından da ‘yasaklanması’ talep edilen olumsuz dalganın adıdır bu.

  2. Dunyada islam dusmanligi yeni uyanis nedeniyle artiyor. Bu cok normal hacli seferleri yapiliyor ama sonucu degistirmiyor. Bu uyanisa dur diyemeyecekler. Ne Trump ne de Theresa May. Umut isigimiz “Tuzaklarin uzerinde bir tuzak, hesaplarin uzerinde bir hesap vardir”

  3. Yazdıklarınız endişe verici ama bu yeni dönem, İngiltere için,Büyük Britanya İmparatorluğu cümlesinin sonundaki nokta olabilir mi? Âcizâne,talihin, beşeri planda, bu yeni başbakan ve yeni dış işleri bakanına böyle bir görev vermiş olmasını ümit etmemize mânî bir hâl de yok ortada… Zulm ile âbâd olanın, âkıbet berbâd olacağına dâir imânı olan bir medeniyetin vârisleri olarak böyle düşünmeye imkânımız olduğu kanaatindeyim…İkinci bir husus: Boris Jhonson’ın, merhum Ali Kemâl Beyin sülbünden olmadığı; Ali Kemâl Beyin evlilik yaptığı İngiliz Hanımdan dolayı sahip olduğu üvey oğlunun torunu olduğu yönünde bir bilginin sahibi idim. Hangisi doğru? Selâm ve hürmet ile…

    • 25 Haziran Taha Kıvanç yazıyor… makalesinde Boris Jonson’un öz mü üvey torun mu sorusunun cevabını okumuştum. Özeti öz torun olduğu…

  4. Dünyayı çok küsümseyip, kendimizi de hatasız görerek her alanda ilerlememizi engelleyenler bu ülkeye iyilik mi yapıyorlar. Gelişmiş batılı ülkelerde yaşayanlar onların birbirlerine, doğaya ve hayvanlara ne kadar saygılı olduklarını hayretler içinde seyredip bizim bunların seviyesine ulaşmamız imkansızdır dediklerini biliyoruz. Böyle bir medeniyete sahip ülke bizi nasıl görmesini bekliyorsunuz ki. Oturupta ileri ülkelerdeki gibi eğitim sistemi kurup bilim ve teknikte ilerlemeliyiz. Bu çağdışı ilkel anlayışları terkedip Atatürk’ün yolundan gitmeliyiz.

YORUM YAP