Yeni KHK ve uygulamalar.. AB ile uyuşmadığı gibi.. benim beklentime de ters düşüyor.

10

Avrupa’nın ne olursa olsun Türkiye’yi uzağında tutmak istemediğini, ilişkileri bütünüyle koparmayı düşünmediğini biliyoruz.

Nereden biliyoruz?

Malta’da yapılan Avrupa Birliği (AB) dışişleri bakanları zirvesinden…

Daha doğrusu o zirveye katılan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu‘nun sonrasında yaptığı açıklamalardan…

Okuyalım:

”AB artık hatalarını anlamaya başladı. Zirveden diyalog ve işbirliği kararı çıktı. Bugüne kadarki yanlış yaklaşımlarından da ders almış gibi gördüm. Ama inşallah samimidirler. Bizimle işbirliği yapacaksanız, diyalog içinde olacaksanız, bize karşı çifte standarttan uzak durun. Bizimle samimi olun ve açık olun.”

Avrupalı dışişleri bakanlarının da ‘diyalog ve işbirliği kanallarını açık tutma kararı’nı dışa vuran açıklamaları var.

Çok yönlü düşünüp bağlar kopuyor diye üzülenler için sevindirici bir gelişme bu.

Anlayış var.. anlayışsızlık var..

İyi, ama hemen o zirve sonrasında çok dilli internet ansiklopedisi Wikipedia‘ya bütün dillerde getirilen erişim yasağını ve çıkartılan yeni Kanun Hükmünde Kararname’yi (KHK) nasıl yorumlayacağız?

Elbette Türkiye egemen bir ülke; kendi kararlarını ”Başkaları ne düşünür, ne der?” endişesiyle almaz. Ancak başlatılan uygulamaların da AB ile bu ‘yeni anlayış’ zemininde buluşmayı yansıtması gerekmez mi?

Mesela Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi‘nin (AKPM) ve Venedik Komisyonu‘nun son raporlarında dile getirilen eleştirileri gözetmesi?

Türkiye demokrasisinin 15 Temmuz 2016 gecesi yaşadığı ‘hâin’ saldırı hafife alınır gibi değil; başlangıçta AB’nin istihbarat biriminin değerlendirme raporu yüzünden darbe girişimini fazla önemsemeyen bazı Avrupa ülkeleri olduğunu biliyoruz… O günler artık geride kaldı. AKPM ve Venedik Komisyonu raporları hükümetin darbeye verdiği tepkiyi destekliyor, darbecilere karşı alınan tedbirleri de onaylıyor.

Ancak aynı raporlarda onbinlerce memurun görevden uzaklaştırılması.. çok sayıda kişinin cezaevlerine tıkılması.. akademisyenlerin tasfiyesi.. gazeteci ve yazar sıfatı taşıyan kişilerin darbe ile irtibatlandırılıp hapse atılması.. konuları da yer alıyor.

Eleştirel biçimde.

Kim çelişkili: Biz mi, onlar mı?

Malta Zirvesi’ne katılan bakan Çavuşoğlu‘nun da imzasını taşıyan yeni KHK bu eleştirileri göz önünde tutmayan yeni tasfiyeler amaçlıyor.

KHK’dan önceki günlerde 9 binden fazla Emniyet mensubu görevden uzaklaştırılmıştı; dün de onlara 4 bin civarında her görev alanından yeni tasfiyeler eklendi.

Zirvede Mevlüt Çavuşoğlu‘nu ”AB hatalarını anlamaya başladı” noktasına götüren bir anlayış oluşmuşsa.. bunun karşısında bizden de arayı daha da açmayı getirmeyecek bir anlayış beklenmez mi?

AB’nin dışişleri bakanı konumundaki Federica Mogharini‘nin zirve sonrası yaptığı açıklamalarındaki şu sözleri henüz kulaklardayken:

”Türkiye’nin uymasını beklediğimiz ilkeler var. Özellikle de insan hakları, demokrasi, hukukun üstünlüğü, medya özgürlüğü ve idam cezasıyla ilgili.”

İtalyan asıllı Avrupalı siyasetçi, aslına bakılırsa, Türkiye’nin halen yürürlükte olan anayasasının şu maddesini hatırlatmış oluyor: ”Türkiye Cumhuriyeti (..) insan haklarına saygılı, (..) demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir.”

”Kendi anayasanıza uygun davranırsanız bizim için yeterli” demiş oluyor AB…

Ülkemiz 1984’ten beri zaten uygulamadığı idam cezasını da sisteminden 1991 sonrasında kaldırmıştı.

‘Özgür medya’ ise AK Parti’nin kuruluş beyannamesinden itibaren her dönemde tekrarladığı temel ilkelerden biridir ve halen yürürlükte olan gerçek anlamda özgürlükçü ‘Basın Kanunu’nu da AK Parti’nin ilk iktidar dönemine borçluyuz.

Sözün kısası, çelişkili davranan biziz.

Çelişkisiz davranmak kendimiz için de daha doğru değil mi?

Tasfiye edilen, cezaevlerine tıkılan insanlar ülkemizin yetişmiş insan kaynağını teşkil ediyor. Tasfiyeleri ne kadar geniş tutarsak o kadar verimli olabilecek kişiden devleti mahrum bırakıyoruz demektir. O insanların, aile fertlerinin, yakınlarının olumsuz hislerini devlete yöneltmek de cabası…

Her bir tasfiye, tasfiye edilen o kişiyle irtibatlı 5-6 kişinin en azından rencide olmasına, çoğunlukla da mahrumiyet yaşamasına sebep oluyor.
Talih utansın

Darbecilerin, onlara destek çıkanların, emir ve talimatlarla onları yönlendirenlerin peşine düşülmemesini kimse aklının ucundan bile geçirmiyor; ancak onbinlerin ‘darbe‘ ile irtibatlandırılması da pek makul değil.

Mahkemeler bir an önce başlasa ve sonuçlandırılsa bari. Bu yapılırken de hukukun kabul gören ilkelerinden ayrılınmasa.

Çok bir şey istemiyoruz.

Referandum sonucu ‘Evet’ çıktı ve sistem değişikliği gerçekleşecek. Böyle bir ortamı sorunsuz geride bırakmak için de ülkenin biraz rahat ve huzura ihtiyacı var zaten.

AB’nin Türkiye’den beklentileri ile.. ülkemi yönetenlerden benim beklentim benzeşiyorsa.. ne yapalım.. talih utansın.

ΩΩΩΩ

10 YORUMLAR

  1. Bende bir KHK mağduruyum, 6 aydır neden ekmeğimden ve 19,5 senedir Şerefimle yaptığım mesleğimden ihraç edildiğimi hâlâ bilmiyorum. Mahkemeler “İNCELENMEKSİZİN REDDİNE” diye karar veriyor, oysa ki ben çalıştığım dönemlerde yerdeki toplu iğneyi bile eğilip yerden alıp masama koyarken yada A4 kağıtları 2 ye bölüp gereksiz kağıt israfının önüne geçerken, devletimin kağıdını, toplu iğnesini korumaya çalışırken şimdi aynı devletim beni, eşimi ve 2 kızımı nasıl olurda terörist ve terörist ailesi olarak ilan eder anlayamıyorum. “Çevrenizde bu kişiler ile (FETÖ) hala irtibat halindeki olan kişileri devlete ihbar edin” söyleminin ardından, içinde zerre kadar ALLAH korkusu olmayan binlerce insan, ya sevmediği kişileri “Bu da FETÖ’cü” diye ihbar etti yada borcu olanlar, alacaklılarını borçlarını istemeleri durumunda “FETÖ’cü” diye ihbar etmekle tehdit etti. Tüm bunların vebalini kim verecek… Ben hakkımı asla helal etmiyorum….

  2. Sayın Koru
    Avrupa ve ABD, Rusya ,Çin,İngiltere gibi devletlerin ortadoguya ilgilerinin insani olmadığı malum
    İçimizden hainlerin çıktığı da malum
    Mağdur olmuş arkadaşlara gerçekten üzülmemek elde değil.. Ama sorular çalınırken yandaş ahbap cavus ilişkileri ile üniversite de kariyer elde ederken haksızlığa ugrattikları insanları düşününce onların utanç
    azap duymayanları daha kahredici
    Belki de hayır vardır çocuklarına haksız edindikleri görevlerinden elde ettikleri kazançları yedirmeyecekler..
    Ve siz sayın Koru.. Sizi her okuduğumda sanki başka ülke vatandaşı gibi davranıyorsunuz ya.. O da ayrı bir kahır
    Sayın Koru farkındasınız sanırım son dönem yazılarınız kiraathane yorumlarından öteye bir değer katmıyor.. Okuma diyebilirsiniz
    Bakıyorum şu resimleri koyduğunuz kişilerin görüşlerini Yazar mısınız diyen
    Colasanin ifadesiyle tık yok..
    Şimdilerde moda 51.46 ve 48.34 yüzdeleri
    Sanki muhalefet çok yaklaşmış gibi
    Demiyor ki birileri 48.34 içinde seçim olsa 18 başka oy verecek..
    İnsan hakları diyorsunuz ya Avrupa kaygiliymis Tükeniyorum

  3. Keşke bizim dinimizin ve kuranı Kerim’in emri olan hak ve adaleti biz uygulasakta AB ve Hıristiyan dünyası bize bunu kriter olarak önümüze koymasa hakkı ve adaleti bize hatırlatmak onlara kalmış bu çok üzücü bir durum.

  4. Selamlar Fehmi bey
    Eğer bu fetö bir terör örgütü olarak kabul ediliyor ve bu örgütün mensupları bu yolu kullanarak bir yere gelmişlerse bir paye almışlarsa bunların tasfiyesi doğru buluyorsak daha tasfiye edilecekler çok var. devlet üniversitelerinde ve kurumlarda çok varlar.
    Çalıştığım kurumda % 90 oranında bunlar vardı. Şimdi % 80 oranındalar. Aynen yerlerini koruyorlar

  5. slm imam safiye sormuslar hakikati nasil buluruz? iyi ile dogruyu gunah ile sevabi,suclu ile masumu,iyi ile kotuyu…sozun ozu hakikati nasil buluruz, hazret demis ki masumu arayan zalimin atiigi oku takip etsin,mu mini arayan kafirin attigi oku takip etsin,musayi arayan firavunun attigi oku takip etsin,isteyen istedigini takip eder,,birilerinin dost gordugu ecnebiler bizi kapilarinda kopek olarak istiyorlar aralarinda degil,ben bu cahil halimle bunu goruyorsan sizler halkin aydinlari olarak bunu daha iyi gormeniz lazim sayin koru,elbette benim tasvip etmedigim icimi kanatan olay Allah rizasi icin birseyler yapan binlerce insanin khk ile isinden olmasi..slm lar..

  6. Simdiye kadar tum gorevden alinanlar dusunurse herhalde sayi 50 bine yaklasmistir. Eger bu insanlarin hepsi “tehlikeli ve suclu derecede gulenci” ise, devlete cok rahat bicimde el koyarlardi diye dusunuyorum. Bence cogu bir sekilde o olusumla iliskili olabilir, ama sadece cikar amacli ve yuzeysel olarak. Hani ibadet, ticaret, ihanet kategorizasyonu yapiliyor ya, aslinda butun bunlarin diklemesine kesen “cikar” boyutu unutuluyor. Insanlar guc kimde ise ona yanasir. AKP’de su siralardaki ic calkantilarin sebebi de bu degil mi?

  7. 15 Temmuz darbe girişimi başarılamadı ama başarılmış gibi uygulamalar yapılıyor. Yarım asırdır hazırlanan bir darbe iki saat içinde sona erdi. Bunu şöyle açıklayabiliriz.
    a) Sermaye yarım asırdır darbe hazırlığını yaparken Ordu da bu planların hepsini biliyor, kişileri biliyor, uygulayacağı planı biliyor ve savunmasını hazırlatıyordu. Ordu bunu Ergenekon ve Balyoz harekatlarında, 17-25 Aralık operasyonlarında da kullandı. Orgenerallerin hapse girmesine ‘Evet’ dedi ama sonunda sabırla Sermaye’nin oyununu kendi başına yıktı. Ben bunun böyle olduğuna inanıyorum.
    b) İkinci şık Sermaye’nin 15 Temmuz darbe girişimi bundan sonra olacak asıl darbeye hazırlıktı. 15 Temmuz darbesini Sermaye kendisi önledi. Bunun niçin yaptı?
    1)Ülke içindeki ajanlarına istediğini yaptıracaktı. Olağanüstü hal ile Türk halkı devletine ve ordusuna düşman edilecekti.
    2) Anayasa oylaması ile ülke ikiye bölünecekti.
    3) Durup dururken HDP’liler hapse atılacak ve Kürtlerin isyanı sağlanacaktı.
    4) Türkiye’yi AB’den koparacaktı.
    Avrupa Parlamentosunu ayarladı ve bizdeki ‘Evetler’e benzer şekilde Türkiye denetim altına alındı. Sonra dış işleri bakanları bunu düzelttiler. Türkiye’nin aklı başına gelmeye başladı. Sermaye doları ile parlamenterleri kandırabilir ama bakanları zor kandırır. İngiltere AB’den ayrıldı. Çıbanın başı gitti. İngiltere ve AB Sermaye’nin karargahıdır. Rothschild ve Rockefeller aralarında rakiptirler ama gerektiğinde ortak hareket edebiliyorlar. Ne İngiltere ne de ABD şimdilik Sermaye’nin etkisinden çıkabilir.
    AB’nin Sermaye ile kini Hristiyanlığın ilk yıllarından başlar ve devam etmektedir. Rusya’nın başına gelenleri Ruslar çok iyi bilmektedirler. Yeltsin bile onlarla bir oldu. Çin’e gelince o kendi dünyasında gelişmektedir. O hadle AB, Rusya, Çin, İran ve Türkiye bir olmak zorundadırlar. Sermaye’ye esir devletlerle savaşa girişirsek biz galip geliriz.
    Türkiye’nin durumu Erdoğan’ın siyasetine bağlıdır. AK Parti kurucu arkadaşlarına dönmelidir. Dönmezse arkadaşları bir olup bizim Adil Düzen Partisi’ne katılmalıdırlar. Erdoğan’a oynanan oyunları durdurmalıdırlar. İkisini de yapmazlarsa onlar da akıbetlerini beklesinler.
    Üçüncü bin yıl barış (İslam) uygarlığı kafirler istemeseler de kurulacaktır. Allah nurunu tamamlayacaktır. Ben Allah’a ve Kuran’a inanıyorum. 15 Temmuz ve ‘Evet’ler benim bu inancıma zerre kadar etki etmedi.

  8. Fehmi Bey, 675 nolu khk ile ihraç olmuş bir akademisyenim. Başvurularıma Mahkemeler takipsizlik kararı veriyor, dünkü khk ile mahkeme yolu da kapandı. Mahkemeler işlesin diyorsunuz ama bizim için o da olmuyor. Komisyon kurulacak denildi o da yok, olsa bile 7 kişi yüzbinden fazla dosyayı nasıl ve ne kadar sürede inceleyecek? Neden normal yargı yolu bize açılmıyor? Yurtdışında iş bulayım diyorum ona da pasaport verilmiyor. Ben ne yapayım Fehmi Bey? Açlıktan ölmemiz mi bekleniyor?

    • Bende benzer durumda bir akademisyenim. Bank Asya, birazda dedikodu gazetesi ile ihraç oldum. Alanımda orta üzeri iyi bir akademisyenim. Tamam haksız yere işten attınız, özelde de iş vermiyorlar. 7 ay oldu yurtdışında bir araştırma merkezinden doktora sonrası araştırmacı olarak pozisyon buldum, ancak maalesef pasaportum iptal. İyide kardeşim bir suçum varsa soruştur, yoksa ver pasaportumu işime bakayım. Yapılan haksızlık ve hukuksuzluğu zaten iç ediyorum. Ben derdimi kime nasıl anlatabilirim. 2-3 ay sonra ortam aklı elim olur derdimizi anlatabiliriz demiştim, her gün daha da köpürüyor.

    • Binlerce kişi işten atılıyor, bu kişiler suçluysa yargılansınlar. Suçlu değilseler pasaportuna el koymak hareket özgürlüğünün ihlali anlamına gelecektir. Sovyetler Dönemi gibi bir durum ortaya çıkmaktadır.
      AK Parti’nin içinde vicdanlı insanlar yok mu hiç? FETÖ Cuntası yargılansın ama FETÖ iltisaklı diyerek binlerce mağdur yaratmak ülkeye zarar vermektedir. Devlet risk almamak için suçlu olmasına bakmaksızın insanları ihraç edebilir, ancak pasaportuna el koymak, diplomasını cari saymamak hukukun bitmesi dolayısıyla ülkenin intihar etmesi anlamına gelir.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here