Yerel seçimde başarısızlık endişesi AK Parti’yi etkilemeye (mi) başladı. Sebebini arıyorum…

52

AK Parti camiasının itibar ettiği medya organlarında beş ay sonra yapılacak yerel seçime dönük haber ve değerlendirmelerde göze ve kulağa ters gelen bir yaklaşım hemen fark ediliyor.

İktidar partisinden mi kaynaklanıyor bu yaklaşım, yoksa destekçisi yayıncılara mı ait, bilmek zor.

Bilinen tek şey, yerel seçime dönük koyulaşan bir endişenin o çevrede varlığı…

Özellikle de son iki yıla damgasını vurmuş olan MHP ile birlikte hareket etme alışkanlığı Devlet Bahçeli‘nin “Yerel seçimde ittifaka yokuz” demesi ve AK Parti lideri de olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘ın “Herkes kendi yoluna” açıklamasından sonra…

Bir gazete, iki yazar, bir ciddi endişe

Bugün öylesine seçtiğim iktidar yanlısı tek bir gazeteden iki farklı yazarın yazılarına hakim olan ruh hali, işte o endişe…

Bir muhalifin TV ekranından yaptığı dengesiz sözlere cevap olsun diye kaleme alınmış ilk yazı, ‘bir intikam planının devamı niteliğinde’ görülen o programın okurlar tarafından arşivlenmesini tavsiye ediyor.

Devamı şöyle:

“Bu videoları lütfen arşivleyin!
Arşivleyin ve seçim zamanı geldiğinde ‘AK Parti’ye kızgınım, kırgınım, küskünüm’ diyenlere gösterin. 
Gösterin ki geçmişte yaşanan acıları unutup, iktidarı muhalefet partisi ağzıyla eleştirenler, kendilerini bekleyen tehlikeyi görsünler.”

Ne anladınız?

AK Parti tabanının, hiç değilse bir bölümünün, partilerini muhalefet partisi ağzıyla eleştirdiklerini anladım ben.

İlginç.

AK Parti iktidarının başarılarına ayrılmış diğer yazı ise, MHP ile ittifakın sona ermesi konusunu hayret edilecek bir çeviklikle işleyerek şöyle sona eriyor:

“Siyasi tarihe bakın;

Hiçbir zaman elma ile armudun toplanması bu neticeyi vermemişti..
Tavandaki ittifak tabanda birebir karşılık bulmuştu..
‘Şöyle olmuş, böyle olmuş..’
‘AK Parti böyle demiş, MHP şunu söylemiş..’
Bunlar bir kenara bırakılmalı..
Daha seçime 5 ay var!
Mahalli seçimlerde İstanbul ve Ankara’yı alan psikolojik olarak seçimi kazanmış sayılıyor..
Bu unutulmamalı…”
Umutsuzluk hakim bu yazıya da. MHP desteği olmaksızın Ankara ve İstanbul’un kaybedileceği umutsuzluğu…
AK Parti’nin itibar ettiği birkaç yazar, bir süredir ısrarla, “İstanbul kaybedilirse Türkiye de kaybedilir” diye yazdıkları için, yukarıda alıntıladığım tek gazeteden iki değişik yazarın endişeli değerlendirmeleri, o çevrede olumsuz beklentilerin ön planda tutulduğunun işareti sayılabilir.
‘Metal yorgunu’ ilan edilerek görevinden uzaklaştırılmış Ankara’nın kısa süre öncesine kadar belediye başkanı Melih Gökçek‘in MHP’den adaylığının -hem de üstün körü biçimde- söz konusu edilmesinin AK Parti sözcüleri tarafından ele alınış tarzını da bu tabloya ekleyin…
Henüz sandık başına gitmeye beş ay gibi uzunca bir zaman varken, iktidar partisinde veya ona yakın duranlarda, bir erken alarm hali fark ediliyor.
Hayret bir şey.
AK Parti seçmeni partisine bağlı değil miydi?
Normalde, yerel seçimlerde seçmenler kendilerini doğrudan ilgilendiren makamlar için oy kullanırlarken, daha iyi hizmet alabilmek umuduyla, iktidar partisini tercih etme eğilimindedirler. Belediyeler muhalefet partilerinin eline geçince merkezden istedikleri oranda destek göremeyebilirler. Seçmen bu yüzden yerelde iktidarı tercih eder.
Ayrıca, 16 yıllık uzun iktidar, AK Parti seçmen kitlesinin partisine kayıtsız şartsız bağlı olduğunu da gösterdi. Kaybedilebileceği endişesi duyulan İstanbul ve Ankara 1994 yılından bu yana, hiç kesintisiz, AK Parti’de kimliğine kavuşan siyasi çizginin elindeydi.
Ne oldu da, AK Parti veya yakın çevresi, beş ay sonra yapılacak seçimin farklı sonuç verebileceği ihtimalini ciddiye alıyor?
Kamuoyu yoklamaları mı bu endişeyi aşılıyor acaba?
AK Parti’de CHP muhalefetinden ciddi bir tehdit algısı alındığı bugüne kadar görülmemişti; adayları karşısında yer alacakların CHP’li kimliğine sahip olmasının onların kaybetmeleri için yeterli olacağına inanır AK Parti.
CHP dışındaki muhalefet partilerinin ise yerel seçimde sonuçları etkileyebilecek bir varlık göstermeleri hayli zor.
Bu durumda, endişeye mahal olmaması gerekir. Oysa, işte görüyoruz, AK Parti’de ve çevresinde seçimle ilgili ciddi bir endişe daha şimdiden fark ediliyor.
Acaba nedendir bu endişe?
‘Metal yorgunu’ sıfatı görevden alınan yedi başkandan AK Parti’nin bütününe mi sirayet etti yoksa?
‘Dünyanın en büyük havalimanı’ iddiasını taşıyan dev kamu yatırımının âlâ-yı vâlâ ile açılışının hemen ardından duyulan bu endişenin mutlaka bir sebebi olmalı, ama ne?
Zamanla anlarız herhalde.
ΩΩΩΩ

52 YORUMLAR

  1. sayın koru , evham ve telaş yapmayınız , orta doğu’da “liderler” seçimleri asla kayıp etmezler .
    tek istisna görevi biter .selam dua ile

  2. 2005 Ekiminde Londuraya gitmiştim.
    Orada karşılaştiğim butun Türkler Karadenizli idiler.
    Birisi hemşerilerine çok kizmıştı. Onlara Şoyle bir lafi söyledi, “bu yabancilarin hic akıları yok, Turkiyeyi bölmek için enerjilerini boşu boşuna PKK için harciyorlar.
    Onlara harcadiklarınin binde birini Bizim Karadenizliler için harcasalar bir yıla kalmaz Turkiyeyi bölerler.

    Bizim Dünyanin en büyük hava limanini yapan Şirketin sahibi kimmiş diye bir araştirdim Rizeli olduğunu okuyunca AKP ihtidar geldikten sonra bütün DEVLET IHALELERINI ne hikmetse hep ona vermişler. Bazı Özelleştırilan devlet kurumlarida gene ona satilmiş.
    Acikçcası Adamlar AKP döneminde köşeyi dönmuşler.
    Ben Kayserileri açık göz sanardım demekı onlar sadece çalişarak kazanmişlar. Kayserililerin bu konuda pek şanslari yok.
    Her ne kadar Hemşerileri Cumhur Başkanliğı yapmiş olsada, şirketlerine el konularak kendilerinide terörist ilan edip hapisi boylamalarini dahi önliyememiş bir hemşerileri var ken diğer Cumuh Başkani Turkiyeyi hemserilerine peşkeş çekmiş.
    Biraz önce 2005 o lafi soyliyenin telefonu bulup aradim ve tam 13 yıl sonra kendisini tebrik ettim.
    Ne dedi biliyormusunuz?
    Sizin bildikleriniz hiç birşey değil.
    24 yildir onu ayakta tutan hemşerileridir.
    Birbirlerini korumasini iyi bilirler.

  3. İstanbul özellikle Sözen dönemi acı tecrübeleri etkisiyle (unutulacak gibi değildi) yönünü yine iktidardan yana çevirir.Ancak yine de AKP bir parça oy kaybına uğrayacaktır.Ankara tam bir bilinmeyen denklem.Mansur Yavaş CHP, Gökçek de MHP adayı olursa işler karışır.Özhaseki AKP adayı olacak anlaşılan.Bu tablodan Mansur Yavaş’ın bölünen sağ oyların arasından çıkacağını kestirmek zor değil.İzmir CHP ile yoluna devam edecektir.Narlıdere yahut Bergama Belediye başkanlarından biri CHP adayı olur.Konya, Kayseri, Erzurum, Sivas gibi şehirler yine AKP diyecektir.Adana, Mersin, Antalya hattı isabetli adaylar gösterirse CHP’nin olabilir.

  4. Yerel seçimlere gidilirken benim gördüğüm şimdiden bil board ların şenlenmesidir. Harbi umimide birkez belediye başkanlığı kazanmışlar,mevcut başkanlar,ilbaşkanları,ilçebaşkanları,başkan olmak için yanıp tutuşanlar herkes ilan tahtalarında yerini aldı. BOY BOY resimler ve resimlerle birlikte veciz cümleler. ” ”Birlikte başaracağız” ”SEVDAMIZ GÜZEL BELDEMİZ” ”TEVECCÜH SİZDEN HİZMET BİZDEN” uzayıp giden vecizeler.
    Arkadaş düşünmeden edemiyorum,bu insanlar bana hizmet etmek için canhıraş bir biçimde yarışıyorlar.
    Acaba bu işin içinde benim bilmediğim başka bir şey mi var. İşin şakası bir yana benim elimden gelse belediyeleri sadece şehrin zaruri ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde planlarım. su,yağmursuyu,kanalizasyon,beldenin temizliği,vs. inşaat yapımı,imar yapımı,park bahçe yapımı gibi akçeli işleri bu hizmetlerden ayırır ve valiliğe bağlı teknik kurullarca karar verilerek bu yatırımların mükemmel bir şekilde ve bir kere yapılmasını sağlarım. böylece kaldırımlar defalarca sökülüp yenilenmez, park,bahçe,sokak aydınlatmaları fonksiyonel ve bir kere yapılır. Çünkü belediyeler de bu imalatların defalarca yapılması büyük bir israf ve hizmet kirliliğidir. Ben birde belediye başkanlarının oturdukları koltukların alışkanlık yaptığını düşünüyorum. Yoksa bir seçilen oradan ayrılmamak için bu kadar gayret göstermezdi. saygılarımla

  5. *******
    …..
    Aynı haklara sahip biz de beşeriz,
    Yaraları sarmak için önce deşeriz,
    El oğluna bakın, dimdik ayakta,
    Biz hep boğuşur, yere düşeriz!..

    Bıkmadınız yeyip yeyip yenmekten,
    Alçaktan sürünmek bu bilerekten,
    El oğluna bakın ilerde, ama ya siz…
    Nasır tuttu dizleriniz sürünmekten!…

    Ne parazitler var O’ndan bihaber,
    Dindar, ama şuursuz; hep ezber!
    Doğru amel bekler, Allah rızası,
    Öyle bir “rıza” ki, herkese yeter!..

    Boşa geçer zaman, geçti kaç sene,..
    Her şeye çözüm var, hele bir dene!
    Kutuplaşma varsa, zanlar partizan,
    Bir araya getirip, deşarj etsene!

    Birbirine kara cahil çeksinler….
    Ara sıra ister kavga etsinler,
    El ele verince ceryan bi çarpsın!
    Artı eksi gitsin, nötürleşsinler!….

    Hep aynı renk kandır, insanın kanı,
    Partizan olamaz, Devlet Başkanı!
    Partizan olsun, ya da anti-partizan,
    El üstünde tutmalı haklı insanı!…

    Laga-lugayla olmaz, aksiyon gerek,
    Sisteme yuvalanmış, gizlenerek!
    Yaşatılabilir ne tür yılan bu,….
    Nasıl beslenebilir, böyle engerek?!
    ….
    Vekiller çoğalmış, hem de altıyüz!
    Masraf israf! böylesine büyüküz!
    Milletin küçücük kesesi sağolsun,
    Yastık altında sıra, yahu ne yüz!

    Haksızlık var ki, «HAK»a ihtiyaç var!
    Bir “Hak-Ahlak Komitesi” kursalar,
    Yani, fena teklif mi, fena mı olur?
    Haksızlığı, yerden yere vursalar!…
    ….
    *******

  6. Fehmi bey, önümüzdeki yerel seçimleri çok önemsediği 7 ay öncesinden seçim yazısı yazmasından belliydi. Hatta ameliyatından önceki son yazisida seçimle ilgiliydi.
    Haksız da değil.
    En az kendisi kadar belki kendisinden de fazla bu seçimi önemseyen biri daha var o da CB RTE. CB için önümüzdeki seçimler varlık yokluk mücadelesine dönüşmüş gibi sanki.
    Halbuki önümüzdeki yerel bir seçim, genel seçim değil ki.
    Buna rağmen 7 ay öncesinden konuşulmaya başlanması AKP açısından bir varlık yokluk seçimi gibi algılandığının bir delili.
    Ve bir seçim varlık yokluk mücadelesine dönüşürse herşey olabilir, sonucunu kestirmek çok zor.

    • Geçtiğimiz seçimler içinde varlık-yokluk, ölüm-kalım seçimi olmayan bir seçim hatırlıyormusunuz acaba. Bizim ülkede her seçim birileri için varlık yokluk, ölüm kalım seçimidir. Halbuki bir süre sonra bir seçim daha var. Son seçim diye bir şey yok ki..Bu yüzden çok da şeyetmemek lazım:))

  7. Yerel seçim sonuçlarının bir önceki yerel seçim sonuçlarından çok farklı olacağını düşünmüyorum. Değişiklik olursa iktidar lehine olur. MHP’nin elindeki bir kısım belediyler iktidara kayabilir. Yazarın bahsettiği yandaş gazeteciler hiç korkmasınlar. iktidar kazandığı belediye sayısını yükselterek çıkacaktır. bu seçimlerden.

    “‘Dünyanın en büyük havalimanı’ iddiasını taşıyan dev kamu yatırımının âlâ-yı vâlâ ile açılışının hemen ardından duyulan bu endişenin mutlaka bir sebebi olmalı, ama ne?
    Zamanla anlarız herhalde”

    Fehmi Bey yazınızın son paragrafında yine bildiğiniz veya kafanızda olanı saklayarak yazıyorsunuz. Edebi tabirle Tecahülü arif sanatı yapıyorsunuz.

    • Çakma epiktetos, daha dün bir bugün iki sayın yazarı karnından konuşmakla itham edip duruyorsun, bi bildiğin varsa açıkla şunu biz de öğrenelim:) tövbe tövbe…

  8. Erdoğan ne eder, eder belediyeleri alir.
    Çünkü elindeki kozları kullanmasini iyi bilir.
    Tipki MHP ve HDP nin 80 + millet vekili sayilarini bir kac ay ara ile yariya düşurdüğü gibi.
    T Turkeşi bakan yapip MHP yi nasil böldü ise.Şimdide halk tarafindan güvenilen başka partilerin adaylarinida bakan yapar ve rakiplerini gene ters köşeye yatirir. Damat hariç elinde 17 bakanlik ve başkan yardimcilıklarinida sayarsak sayilari hiçde az sayilmaz. Böylece o işide garantilemiş sayılir.
    Burada hep yaziyorum Erdoğanin Turkiye diye bir derdi “yok” olmadiğı içinde kendisi tam bir oy makinesi gibi calişiyor……
    Bunu kabul etmemiz lazim.
    Bakiniz Trump gibi birisini dahi kazandiriyor.
    Brunsonı nasil kullandilar?
    $7,50 yaptiği gibi.
    İsterseniz hayat hikayesini bir daha okuyun,Ama hepisini….

  9. Fehmi bey alıntı yaptığı yazarların iktidar yanlısı olduğunu özellikle belirtmiş.Demek ki yazarlar iki kısma ayrılıyor:1)İktidar yanlısı yazarlar,2)Muhalefet yanlısı yazarlar.Bu ayırıma göre Fehmi bey sanırım muhalefet yanlısı yazarlar grubuna giriyor.Bu konuda kimseye bir şey diyemeyiz;herkes hangi yanda yer alacağına kendisi karar verme hakkına sahiptir.

    Seçmenler de aynı şekilde ya muhalefete,ya iktidara destek veriyor.İkisinin ortası yok.

    2002’de Ak Parti iktidara geldi.Bundan sonra yapılan her seçimin önünde
    iktidar yorgunluğuna,iktidarın yıpratıcılığına vurgu yapan yorumlar,yazılar
    okuduk.Ama seçmen böyle düşünenleri her seçimde yanılttı.Üstelik iktidara desteğini artırarak sürdürdü.Demokrat Parti 2.seçimde şu sonucu,3.seçimde bu sonucu almıştı,şimdi de öyle olacak şeklindeki
    bütün beklentileri boşa çıkardı.

    Ak Parti 24 Haziran’da %42 oy aldı.Bu oran muhalefet partilerinin hayal bile edemedikleri muazzam bir başarıdır,her ne kadar bazıları bunu küçümsese de.Bu kadar partinin arasında bir partinin tek başına %42 oy alabilmesi büyük bir olaydır.Dolayısı ile daha dün diyeceğimiz bir zamanda %42 oy alan,alabilen bir parti yerel seçimlerin başarıya en yakın partisidir.Üstelik bir de Fehmi beyin değindiği iktidar partisi olma avantajına sahip Ak Parti.

    Fehmi bey 1 Kasım ve 24 Haziran seçimlerinin sonuçları hakkında isabet kaydedemedi.Seçmen, muhalefet yanlısı yazarları sevindirecek bir tavır koymadı ortaya.Bilakis onları üzdü.Yerel seçimlerin sonuçlarının da onları üzeceği konusunda şüphe etmiyorum.

    • SNbekir bey
      Bugune kadar halk ( ben dahil ) gerçekten AKP şans tanıdık ve ondan iyisi olmadığı için oyumuzu ona verdik ( Başkanlık halkoylaması hariç ) Ancak AKP 16 yılını heba etti . Her olayda haklı çıkmasını bildi
      ve sürekli başkalarını suçlayarak su yüzüne çıktı . Ancak bugün artık insanlar çaresiz ve en kötüyü gördüler bundan daha kötüsü olmayacağını düşünüyorlar.
      Hep yorumlarda AKP giderse ekonomi çöker , dolar şöyle olur , böyle olur dendi .Artık bu AKP döneminde korkulan herşey olduğu için daha kötüsü olamaz deyip halk tepki oyları verecektir.
      Bu millet çok sabırlıdır lakin onunda bir sonu vardır.
      İşte sona geldik

  10. YEREL SEÇİME GİDERKEN
    Yerel seçimlere tam da 5 ay kala seçimlerin sonucuna partiler açısından olumlu veya olumsuz etki edilecek konular neler olabilir ?
    İstanbul’da AKP yönetimindeki Büyükşehir Belediyesi hiçbir hizmet yapmasa bile ( Ki çöpler toplanıyor , sular akıyor , metro , marmaray vs.hizmetler çok güzel işliyor. ) , CHP’li Nurettin SÖZEN yönetimindeki İstanbul’daki , çöp dağları , susuzluk , İSKİ skandalı , klor yolsuzlukları gibi olumsuzluklar akla geldiğinde genç seçmenler haricindeki seçmenlerde İstanbul için CHP sendromu bence kıyamete kadar bitmeyecek ,İstanbullu belediyeyi CHP’ye ağzıyla kuş tutsa bile yönetimi CHP’ye vermezler diye düşünüyorum..
    Yerel seçim her ne kadar yerel idare belediyelerle ilgili olması gereken bir hadise olmasına rağmen mecliste gündeme getirilen EYT mağdurları konusu AKP ve MHP açısından seçimlere negatif yansıyacaktır. Her şeye para bulan hükümet ( En son vekillerin kendilerine hak gördüğü İMPLANT diş yaptırma sayısını bile 8 den 12 ‘ ye çıkardılar.Vekil sayısı Rusyada 450 , ABD de 523 iken bizde 550 den 600 e çıkarıldı.)Tüm bu giderlere para bulunabiliyorken , ekonomik darboğazdan geçtiğimiz , işsizliğin arttığı bu günlerde Başkan’ın maaşına yapılan %26 zam gibi konular AKP açısından olumsuz etki gösterecektir.Ancak bu İstanbul büyükşehir Belediye seçimi için olmasa da genel olarak etkili olacaktır.
    OHAL komisyonlarının ipe un sermesi vesilesiyle de oluşturulan mağduriyetler de belediye seçimlerinde eser miktar da olsa etkiye sahiptir.Seçimlere çok büyük etkisi yoktur.
    İMAR BARIŞI her ne kadar vatandaş lehine görünse de , bu konuyla ilgili bir örnek vermek gerekirse yöneticilerimizi İstanbul’da tarihi yarımada silüetini mahveden 16/9 binası için önce yapı sahibine küsmesi , daha sonra da bunun İMAR BARIŞI ile buharlaşması bir ironidir. Şehirleri mahvedip İMAR BARIŞI ile dar zamanda para toplamaya çalışmak ayrı bir ironi ve çaresizliğin göstergesidir.
    Ekonominin kötü durumu yerel seçimlerle ilgili gibi gösterilmese de , ekonoik durumdan bunalan vatandaş AKP’ye bir ders vermek isteyebilir. Unutulmasın . AKP ‘ de yerel seçimlerde değişiklik sonucu sonrasında iktidara gelebilmişti.
    İstanbul’da özellikle Üsküdar belediyesi seçimleri AKP nin kazanması konusunda büyük riskler görüyor olacak ki sürekli cep telefonlarına mesajlar göndermektedir.En son mesajda Engelliler için yapılmış bir hizmet ile ilgili insanların bundan haberi var mı yok mu şeklinde bir anket yaptılar.Demek ki haberi olmayan sayısını tespit edip tanıtım faaliyetlerine girişecekler.Kendilerince tedbir almaları güzel ama Üsküdar için çok geç , Üsküdar’ı bu seçimde AKP kazanamayacak. Kazanması mümkün gözükmüyor.
    Sonuç olarak , İstanbul’da yaşayan bir vatandaş olarak İSTANBUL için AKP belediyesinin devam edeceği , ancak Türkiye genelinde AKP’nin oy kaybedeceği bir seçim olacağını tahmin ediyorum . AKP’nin en büyük yardımcısı yine CHP gibi bir ana muhalefet partisinin varlığı olacak. CHP nin varlığı AKP’nın varlığına armağan olmuş durumdadır. Bu ise siyasetin en büyük paradoksudur.
    Ne mutlu ki bu ahval ve şerait altında siyasetçi değilim !
    Herkese hayırlı günler dilerim.

    • Musa bey selam! Vallahi şu kadar ıvır zıvır tezviratın arasında aklıbütün yorumlarınıza hasret kalmışız, sağolun ve hoşgeldiniz:) Evet, bence de üsküdar çantada keklik değil, chp önceki adayı(müftü olan) kaçırmasaydı şimdi onunla rahat alırdı bu seçimi…

  11. Hem tasarruf diyeceksin diğer yandan da harcamalarda en ufak tasarruf emaresi göstermeyeceksin. Korkarım Tayyip bey siyaset yaparken ve toplumu moralli tutmaya çalışırken kendi söylediklerine fazlasıyla kendini kaptırıyor, zaten kriz mriz yok sıkmayayım da rahat rahat çalışsınlar diye düşünüyor olabilir. Yalnız halk cephesinde durum farklı görünüyor. Başta işten anlamayan bir damat ve çevresinde altıncısı bitmiş yedinci neslinin bahtını güzelleme planları yapan sürüsü. Başka ümit yok. Ya bu adamları hizaya getireceğiz ya da yine bu adamları hizaya getireceğiz. Onun yolu da mahalli seçimlerde. Biliyorum paradoks oldu ama durum bu.

    • 2001de merkez bankasında kaç para varmış, bu gün kaç para var? O zaman ihracat kaçmış şimdi kaç? 2001de kişi başı milli gelir neymiş bu gün ne? O zaman imf nerdeymiş şimdi nerde? Sen tasarrufundan bahsediyorsun cemaydın? Türk lirasındaki 6sıfırı mı özledin yoksa!

      • Kötü hiçbir zaman örnek olamaz.
        Milli geliri 3 e katlamış ihracatı 4 e 5 e katlamış olabilir.Ancak başka ülkelere baktığınızda örneğin Çin kaça katlamış ? Örnek alacaksak bunları alalım.
        Eğitim nerden nereye gelmiş. Hukuğa güven ne durumda ?Kaç masum içeri tıkılmış.
        Bunları da sorgulayıp öz eleştiri yapalım.
        Şöyle bir ifade var hani derler KÖTÜNÜN İYİSİ .
        İyi başladılar fakat 2011 sonrasında rant daha tatlı gelince FETO ile paylaşamayıp halkı milleti adalati , muhafazakarlığı hatta inancı unutup
        bugunlere geldiler .Allah sonlarını ıyı etsin.

  12. Her seçimin 4-5 ay öncesinde etrafta böyle algılar oluşuyor Ancak sonuç herzamanki gibi olur. İstanbul ve Ankara da bir onceki yerel secimde ne olduysa yine ayni seyler yasanir.
    Ama bakarsin istanbul ve ankara da bu sefer secim sonuclari 5 gunde degilde 15 gunde aciklanir. Muhalifler yorulur. sonrada..

  13. Çemişgezek belediyesini hangi parti kazansa ne olur bilmem ama istanbul belediyesini chp alırsa içecek suya muhtaç kalırız, ekmek diye de kendi çöpümüzü yeriz:) belediye başkanının partisi değişti diye ülkenin rejimi de değişir diye bekleşen fetöcü zevata uyarı: o iş yaş! Ama kanal projesi ve başkaca prestij projelerin inşasını engellemek için chpli bir ibb başkanının elinde yeterince araç gereç bulunacaktır! Ancak ondan sonra istanbuldaki yönetim krizine bağlı olarak a.altanın o bahsettiği “çok büyük altüst oluşlar” yaşanabilir ve hükümetin belki başını ağrıtabilir: çöp dağları, kitlesel susuzluk ve açlık, ayrıca felç olmuş toplu taşım gibi… İranda, ırakta, ermenistanda ve kürdistanda benzeri numaralar denendi ve sonuç alınıyor! Nihayet hızlı tren hizmete açılamasın diye şantiyedeki fiber kabloları doğrayan fetöcülerle marmaray çalışamasın diye imdat düğmelerine basıp duran çiçek çocuklar belediyelere bi doluşsun da ondan sonra bakarız bi çaresine:))) ha, benim adayım a.müfit gürtuna! İklime göre kıyafetini değiştirebilen bi eşi olmalı değil mi ibb başkanının….

  14. Seçim sonuçları
    Seçimi belirleyecek bir numaralı etken adaylardır. Güçlü adaylar, bağımsız da olsa kazanma şansına sahiptirler.
    İkinci etken ise ittifaklardır. Uygun ittifaklar, ittifak etmeyenlere karşı kazanabilirler.
    Üçüncü etken ekonomik krizdir. Henüz ekonomik kriz yoktur. Herkes işinde, gücünde. Arabalar dolu, trafik tıkalı. AK Parti beş ay bu durumunu koruyabilirse yine belediyeleri alır. Ekonomik kriz olursa AK Parti gider.
    Dördüncü etken belediyelerin getirecekleri yeniliklerdir. Yeni proje ile gelen başkanların kazanma şansı büyüktür. Türk Milleti yenilikçidir.
    Biz isteyen belediye başkan adayına seçim danışmanlığı yapmaya hazırız. Tek istediğimiz başkan olursa semt kooperatifçiliğini desteklemesidir.

      • Beşer bey, karagülle hocanın yaşındakiler krizin ne olduğunu bizim hamza gibilerden çok daha iyi bilir, o yüzden ekokriz yok diyor! Demirelli, çillerli, ecevitli, dervişli yıllar krizin dibiydi… Tabi o zamanlar belki sizin oralarda durum o kadar kötü değilmiştir, nihayet suriyeye hep bi sovyet desteği vardı diye biliyorum:)

    • Sn. Süleyman bey ve Gayret Bey siz Türkiye de yaşamıyorsunuz galiba .
      94 krizi , 2001 krizi , 2008 krizi siz bunları görmediniz herhalde .
      Bu krizler geldi ve bir gecede herşey netleşti. Ancak yarın dolar 10 lira mı
      4 lira mı bilinmiyor. Sizler ticareti içinde olmayıp tepeden bakarken herhalde
      maaşlar aksamadan yatarken piyasanın farkında değilsiniz. Bu kriz başka bir ülkede
      olsa iktidar bir gün bile duramaz. Ancak bu sabırlı millet gününü bekliyor.
      Görelim bakalım mevlam neyle neylerse güzel eyler.

  15. Ne oldu da, AK Parti veya yakın çevresi, beş ay sonra yapılacak seçimin farklı sonuç verebileceği ihtimalini ciddiye alıyor?
    ciddi bir soru kim ciddi cevap verecek???
    bugüne kadar seçimden önce hemen önce değil de br kaç ay önce yazılmış, yazarların yazılarını kim üstüste koyacak? mesela fehmi beyin yazılarını… bu kez olmayacak galiba mealli yorumlarla dolu…seçim yaklaştıkça acı gerçekler de ortaya çıkıyor…
    yukarıdaki soruya cevap vermeden önce 16 yıldır her seçimden neden başarılı çıktığını sorgulamak gerekir. hile yapıyorlar kavramasına sahip chp zihniyeti komedisine düşmeden yani ciddi sorgularsanız sebeplerden biri olarak karşınıza seçimleri ciddiye alan, alarmını önceden veren, ve kazanmaya asılan bir parti görürsünüz.
    bu seçimin farklı sonuç verebileceği ihtimali her seçimde olduğu kadar bu seçimde de vardır. ve olmalıdır. hiç bir seçim çantada keklik olmamalıdır.
    iktidarın başarısı ya da başarısızlığını belirleyen en önemli parametre muhalefetin başarısı ya da başarısızlığıdır. bana kalırsa bu seçim de de en belirleyici olacak nokta yine muhalefetin durumu çıkardığı adaylar ve yaptıkları ittifaklar olacaktır. yerel seçimlerde ne olursa olsun adaylarında seçmen üzerinde ciddi ve belirleyici bir etkisi oluyor. dolayısıyla iktidar kadar muhalefetin de adaylarının kim olacağı ne konuşacağı çok önemli…ve tabii seçimler yaklaştığında konjonktür nasıl olacak şimdiden ön görmek zor. ekonomik göstergeler belirleyici olacaktır ve fıratın doğusunda neler olacak ön plana çıkacaktır. chp hdp yi kırarım endişesiyle andımız konusunda pek fazla sesini çıkaramamıştı. şimdi bazı illerde hdp ile başkan bizden üyeler sizden olsun yollu ittifaklar kuran chp nin olası bir fıratın doğusu operasyonunda takınacağı tavır bence seçimlere etkisi itibarıyla önemli. hele ki milliyetçilik bu kadar yükseliyorken..
    her zaman aynı şeyi söylüyorum. sonuçta bizler çaresiz seçmenleriz. iktidardan memnun olmadığımız halde iktidara oy vermeye, muhalefetten memnun olmadığımız halde muhalefete oy vermeye devam ediyoruz. ideolojik körlüğün ve bağnazlığın elimizi kolumuzu bağladığı yetmiyormuş gibi bizi daha iyi yönetebilecek kadroların olduğuna dair inancımız da yok…olan varsa çıksın savunsun, dinlemek isterim doğrusu…

    • Didem hanım maalesef haklısınız! Hali hazırda ve yakın gelecekte türkiyeyi daha iyi yönetebilecek bir kadro ortalıkta görünmüyor:( evet, muhalefetin kendine bile hayrı yokken millet ne yapsın? Ayrıca ekonomik durum her zaman önemliyse de genellikle seçmen ideolojik kaygılarla oy kullanıyor. Yani ekonomik durumdan memnun olan bi chpli neden akpartiye oy versin ki? Ya da yoksulluktan başka sermayesi olmayan bir mhpli ölse bile hdpye oy vermez! Ama istisnaların olduğunu da görürsünüz:)))

        • Yani yönetici kadroları açısından istisnalar derken karagülle hocamızın akevleri ve semtkooperatifinin yöneticisinden bahsetmiyorum:) yalnız “ümitsizlik şeytana mahsustur” demişler, bize yakışmaz…

  16. Sebeplerden birincisi; zamların halkın cebine yansımasıyla birlikte sebeplerini sorgulamaya başlamasının, seçmenin oy verme davranışındaki milli, manevi ve “beka meselesinin” günlük yaşam önceliklerinin gerisinde kalacağı saikiyle AK Partiye, yerel seçimlerde oy vermeyeceginin farkına varılmasıdır.

    İkinci olarak: AK Partili belediyelerin borç batağında olduğunun yanında; rüşvet, iltimas, yosuzluk; devletin diger kurumlarının idarecilerinin, birer parti temsilcisi gibi davranması veya siyasilerden emir alır vaziyette olmalarının,
    ilgili kurumların niteliklerini kaybettiği olgusunun halkın gözünden kaçmadığıdır.

    Bu iki sebep, tepkisel davranmaya, oyunu “ders vermek-uyarmak olgusuyla kullanmaya, bilinçli rey sahibi için yeter de artar bile…

    Diğer sorunlar nelermiş, bunun için Fehmi beyin diger yazısını bekleyeceğiz.

  17. Müteahhit Mehmet Cengiz konuşurken, BİLENLERİN aklına, D.Gezmiş yakalanıp, öldürülürken, Antep’li arkadaşlarının koruyup, kollaması ile kurtulan ” hem YESİN hemi de yapsın ” denilen, madden ve manen şişirilmiş Celal DOĞAN geldi.

    Sözü bir de RTE’a getirelim. Hep söyleyegeldim: Üniversitelerimiz hep “SUYA ÇİZİK ÇİZMEKLE” MEŞGUL. BASIN DA ÖYLE ; Recep Tayyip Erdoğan, “tüm iğneleme”lere rağmen, zaman zaman yapmış
    olduğu HATAlara, dini ve ahlakı İĞDİŞ etmesine rağmen, neden halkın teveccühünü ve OYunu kazanıyor ? Bunu araştıran yok. Göz yummakla gece olmaz. Yırtın yırtındığın kadar, hased hased üstüne. Oysa, HASID MAHRUM kalır. K.Mısıroğlu ben, Tayyibin aklına değil, bahtına güven (inan) ıyorum, diyormuş
    C:Doğan, S.Sözen Aslıtürk ! gibiler hep kendi ceblerine çalışıyordu, eşlerine bile koklatmıyorlardı !
    Nitekim, S.SÖZEN’in yolsuzluğunu eşi ihbar etmişti de, öyle ortaya çıkarılmıştı.
    Şimdikiler, RTE ve etrafındakiler yedirse veya yeseler bile, halkın muhtelif kesimlerine – HAKLI veya HAKSIZ – 25, 30 ÇEŞİT ödeme yapıyor, DAĞITIYOR. Menfaatine, bedavadan geçinmiye hevesli halk
    yığınları bu menfaati tepmek yerine – şöyle veya böyle – OYunu esirgemiyor, AKP’den. Hırs ve Hased ruhunu
    kaplamış kişiler ise, bu gerçeği GÖREMİYOR, aciz.

    Mahalli seçimlerin – ne yazıkki, diyebilirsiniz – kazananı , bunca badirelere rağmen, gene Ak Parti olacaktır. Niye ? Karşısında – oturmuş, güven verici – parti YOK. AKP’nin tek kaygısı, mevcut yelpazede
    bilhassa inançlı, dürüst vatanseverlerin küskünlüğü yüzünden oylar parçalanır da o zaman kaybedebilir miyiz ? endişesi olacaktır, olmaktadır. Teyakkuz hali her parti için mevcut olmalıdır, tabii, kazanmak düşünceleri var ise. Akıllı kişiler, atını elbette, sağlam kazığa bağlıyacaktır.
    İSTANBUL’u garantiye almak için bazı şeyler feda edilebilmelidir. Bin Ali Yıldırım, eskiden hizmet verdiği bir mekan için seçili bir İSİM olabilir. İç işleri Bakanına ise, yazık olur (memleket için).
    Melih Gökçek’in makamlara ve hatta, siyasete doymuş olmasını beklerim, ilerde belki….

  18. Dün hilaf-ı adet markete gittim, fiyatlarını bildiğim yerli ve milli ürünleri market sepetine koyarken etrafımda dolaşan insanların yüzlerine yansımış olan şaşkınlık ve kaygıyı fark etmekte zorlanmadım. Bu insanlar 3. veya 5. farketmez köprü müşterisi değiller, havaalanı deseniz belki kurada çıkarsa Hac için bir havaalanı kullanabilirler. Çoğu kıt kanaat kut-u layemut tarzında geçimlerini ve evlad-u iyal derdinde olan insanlar ve muharref bir dava hezeyanı ile gidebilecekleri fazla bir yol kalmadığının onlarda artık farkındalar. Yoksa enkara gibi bir şehrin dinazorları ile maruf bir siyasetçisinin adının anılması etrafında savrulan toz duman hadiselerin hiç göründüğü gibi olmadığını hissettiriyor.
    ”Menfaat üzerine dönen siyaset canavardır. ” RNK

    • Ben de adetim olduğum üzre -günde bikaç kere avm ye girmesem olmuyor- karfura girip çıkıyorum; insanlar zincirinden boşanmış gibi 3er 4er alışveriş arabasını tepeleme yığmış öylece kasaların önünde sıra bekliyor ödeme için… Bim markete gitseydiniz vatandaşın pek de öyle alışverişinden geri kalmadığını görürdünüz; son model akıllı telefonlar çocukların cebinde…

  19. Bu Paniklemenin sebepleri ne ola bilirki bence sadece seçim değil. Çünkü en fazla çırpınan Turkiye gazetesi yazarları, öğle gözükiyorkı, bu yaziları akp emri ile değil mucahit örenin emri ile yaziyorlar.
    Faizsiz banka kurarak gasp ettikleri milletin alın terini akp sayesinde afiyrtce yediklerinden dolayı, eğer akp giderse o afiyetçe yedikler paralar Ahireti beklemeden ateş olup örenlerin yaşayanlarıni yakacağı ıçin paniklemişler.
    Onların Ahirete inancı olmadığı için bankanın kurucusu olan ölmuş babalarinin bu işten ölerek kurtardığı rahatliğı icindeler, herhalde.

    Bizdeki üşkagatçilarin birden fazla sıfatlarından dolayı yalancilikta dünya 1. sı olanlarak en iyi taktikleri islam dinini alet ederek Saray fetvacılarınında fetvaları eşliğınde Müslümanlara karşı yalanların tedavilde tutabilmek için, sanki Müslüman mahallesinde domuz işgembesi pişirır gibi millet ile dalga geçiyorlar.
    Gerçekten o yazarlara halen daha inanan Müslüman varmi?
    Yaho adam dünya malına tapmiş bunlarda ona tapmiş.

    Dünyanın en büyük HAVA LIMANI VEYA ALANI İMIŞŞŞŞ…..
    Açılisa Yabancıları neden devat etmişlerki ACABA?
    O davetten yabancılar herhalde çok memnen kalmişlardir. Şimdi kendi kendilerine şöyle diyiyotlardirlar! .”Bizden faizle aldıkları borç paralarla yaptırdiklari hava alanlarinin bizim için en iyi tarafi bunlarin kendileri, torunlari ve onlarin torunları bizim torunlar ve torunların torunlarina bol bol faiz ödiyecek olmalari dir.”
    Önce Turkiyeyi açik ceza evi yaptilar millete durmadan yabancilarin bizim topraklarimizda gözleri olduğunu fakat Erdoğan onlari iyi hizaya getirmiş palavalari esliğinde,milketti soyup soğana çevirdiler.
    Şimdide oy için gene dostluklardan dava arkadaşliklarindan, kardeşlikten başladilar.
    Inşallah sonu hayir olur.

  20. Necip bey, yorumunuzda sizi “keşke” marka bir kötümserlikte ve güvenden yoksun gördüğüm için bıraktığınız yerden (http://fehmikoru.com/cumhuriyet-bayramla-kutlanilir-mi-alternatifi-uzerinde-dusundugumuzde/ 30 Ekim 2018 at 13:49) devam ediyorum:

    ……
    Boşa geçen zaman, geçti kaç sene,..
    Her şeye çözüm var, hele bir dene!
    Kutuplaşma varsa, zanlar partizan,
    Bir araya getirip, deşarj etsene!

    Birbirine “kara cahil” çeksinler….
    Ara sıra ister kavga etsinler,
    El ele verince ceryan bi çarpsın!
    Artı eksi gitsin, nötürleşsinler!….
    …..

    Altı yüz (600!) milletvekili var diyorlar, sahi ne yapacak bu kalabalık!… herbiri milletin kesesinden beslenme. Bir taraftan Başkan’ın iki dudağı arasında çıkana bakarken herbiri bölgesindeki partizanlarına torpil mi yapacak, acaba işin ehli olandan iş mi kapacak?… yarışacak. Prensip, «yahu o yapıyor, ben niye yapmayayım» mı olacak? Tabii çaktırmadan, hep el altından … (kültürel standardımız som altından!). Yani, epey kötümsersiniz Necip bey!

    O kötümserlikle, “sicilimiz maalesef kötü, kültürümüz bu! hayat böyle devam edecek” diyorsanız ben de şöyle diyorum. Aldığı oy oranına göre her partideki anti-partizanlar bir araya toplansa. Hani, şu partiler-üstü bir şekilde önce milleti-vatanı düşünebilenler; Hakkı ve haklı insanı düşünebilenler. Böylece karma bir “Hak ve Ahlak Komitesi (HAK)” oluştursa. Bunlar kendi bolgelerindeki ve karma olarak bütün bölgelerdeki işlere, projelere ahlakı açıdan baksalar, vatandaştan gelecek ihbarları da incelese ve bir üst komiteye periyodik toplantılarla raporlar verseler… Bu üst komite Devlet Başkanı-Savunma Bakanı-Adalet Bakanı-Diyanet İşleri Başkanından meydana gelse. Konuşulan-incelenen her konu özet halinde millete açıklansa nasıl olur? Bütün yolsuzluklar ahlaksızlıklar veya bunlar gerçek olmasa bile böylesine oluşturulmuş algılar zamanla ortadan kalkar. Devlet-millet el ele bu milli rezaletten-algılardan kurtuluruz. Yani, hiç te zor değil. Bu konuda devrim yapmış oluruz…. Alçak sürünme döneminden yükselme dönemine geçeriz…. “Eşek öldüren vezni”yle oldu biraz ama, bu arada bir de şu konu var, Necip bey:

    …..
    Hep aynı renk kandır, insanın kanı,
    Partizan olamaz, devlet Başkanı!
    Partizan olsun, ya da anti-partizan,
    El üstünde tutmalı haklı insanı!…

    Laga-lugayla olmaz, aksiyon gerek,
    Sisteme yuvalanmış, gizlenerek!
    Yaşatılabilir mi, ne tür yılan bu,….
    Nasıl beslenebilir ki böyle engerek?!
    ……

    • Hakan bey benim ”keşke” mi biraz yanlış yorumlamışsınız. Ben o yorumumda ”Keşke politika ve siyaset dünyasında saf bir asalet davranışı iş yapsa, iyi işleri muhalifler de kabul etse, karşıtlar da takdir etse de..” diyerek muhalefet tarafından doğru-yanlış, iyi-kötü her şeye yapılan karşıtlık ve düşmanlık tavrına dikkat çekmiş, bu tavır yüzünden iktidarın da yeteri kadar asalet ve doğruluk tavrını gösteremediğinden yakınmıştım. Biliyorsunuz ”marifet iltifata tabiidir”. İktidarın kendilerine yönelik tavrından şikayet edenler, kendilerinin iktidara karşı başından bu yana gösterdikleri tavrı hiç değerlendirmiyorlar maalesef. İlişkinin en az iki tarafı vardır. Maalesef karşı taraftan hiç işbirliği görmediler. Milletvekillerinin bakanlık yani yürütme görevinden uzaklaşması artık dediğiniz torpil, iş ve benzeri imkanları artık sıfırladı. Bundan sonra milletvekilleri asli görevleri olan kanun yapma ve denetim görevine dönecekler. Evet eski alışkanlıklardan kurtulup yeni duruma intibak etmeleri belki 1-2 dönem alacaktır ama sonuçta milletvekilleri gerçekten milletin vekilliğini yapacak seviyeye gelecektir. Asla kötümser değilim ve ”böyle gelmiş böyle gidecek” benim razı olacağım bir anlayış değildir. Aksine burada bile çoğu zaman fazla iyimser olmakla eleştirilmişimdir. Esasında geçtiğimiz sistem herkesin yakındığı partizanlığı zaman içinde yokedecek bir sistem ama maalesef bu konuda da millet henüz farkındalığa tam sahip değil. Bu sistemde iktidar gücüne sahip olmak için %50+1 gerekmesi partizanlığı yokediyor esasında ama başta da dediğim gibi bu iş biraz karşıtların tavrına da bağlı. Zaman içinde onlar da anlayıp doğruyu takdir eden, ılımlı, olumlu muhalefet anlayışına geçtikçe, iktidar da daha ılımlı olacaktır. Zaten oldu da ya farkedilmedi, ya da farkedildi de pek belli edilmek istenmiyor. Meşhur havaalanının adı bile bunun göstergesi aslında, tabii anlayana ve anlamak isteyene.

      • Necip bey o yorumunuzda “Keşke” ile başlamışsınız ve “malesef”le devam etmişsiniz. Muhalafetin davranışından yakınıyorsunuz. Ben de bu kötümserlğinize karşı bu işin çözümü var diyorum; örnek olmayı hele bir dene diyorum. Bir araya getir birleştirmeğe bak diyorum. Kutuplar iletişim kurdukça nötrallaeşirler daha bir işe yararlar diyorum. Siz bunları pek anlamamışa benziyorsunuz. Onun için yukarda ilavelerle tekrar anlatmaya çalışmış olayım. Sonra bir şey var. Siyasetçiler yıllarca önce pekala kanunlar varken bunlara uyuyorlar mıydı? Üretim noktaları “KİT”leri kim yedi bitirdi? elden çıkarmaya devam etti. Başka bir çözüm yok muydu? 2*2 = 4 demekte zorlanan bu güruh/zevat çokçası uyulmayacak kanun yapmak işleri için bu kadar çok sayıda mı olmalıydı? Bu israf, luzumsuz masraf değil de ne? Hiç değilse içinde muhalefetin de üyeleri olduğu “Hak ve Ahlak Komitesi” (HAK) kurup çalıştırsınlar diyorum, fena mı olur?

        • Keşke herkes bu kadar idealist olsa tabii ki iyi olur ancak ben son dönem içinde muhalefetin işe yarar hiç bir komiteye katıldığını görmedim, katıldıklarından da bir sonuç çıkmadı. Defalarca anayasayı beraberce yapalım, seçim kanunlarını beraberce yapalım diye teklifler ve anlaşma önerileri sunuldu geçmişte. Eğer birlikte çalışma, uyumlu olma önerisi yapılacaksa bunun muhalefete daha doğrusu Chp ye yapılması ve onların razı edilmesi ve gerçekten iyi niyetle çalışmaya neredeyse zorlanması gerekir. Aksi takdirde oynamaya niyeti olmayanla kim, niye oynasın ki .

          • Arabulucular araya girerek durum zorlanır,
            Gönülleri yoksa, ancak ondan sonra horlanır!
            “Hak ve Ahlak” işleri herkes için önemli….
            Sonucuna hem burada, hem ahirette katlanır!

            Ancak, Başkan tarafsız olabilir mi, partizansa?
            İthamların sebebi gerçekler değil de zansa,
            “Hak ve Ahlak” işleri herkes için önemli..
            Her tür zorluklara aşabilir insan, insansa!….

    • Sayın h.k. 600 milletvekilliğine karşıydın da biz mi duymadık? Referandumda gözüdönmüş halde müminlere küfür ve hakaretler ederek yorumlar yazarken bu kadar mebus çoktur, bunlar ne iş yapacak, masraflarını kim ödeyecek dedin mi? Ben söyliim sana: eşe dosta avanta sağlamak yerine oturup millet lehine yasalar ürecek o 600 adam, görevleri sadece bu! Anladın mı; yasa yapacaklar!!! Bakanlıklarda iştakibi yok artık, bakanlar erdoğandan başkasına sorumlu değildir, kendisi de millete hesap verir, hepsi bu… Sandık herşeydir!!! Senin gibiler de parlamento ne iş yapar deyip dursun:)))

      • H.Gayret çok şükür ki bu kadar mebusun çok olduğunu görüp referandumda HAYIR verdim. Çünkü Rusyanın nüfusu 145 milyon , vekil sayısı 450 ,
        ABD nin nüfusu 325 milyon , vekil sayısı 523 ,
        TÜrkiye’nin nüfusu 81 milyon , vekil sayısı 600 ,
        Bu tabloda bir gariplik yok mu sence ?

      • Sayın H. Gayret Türkiye gibi bir ülke için 600 milletvekili tabii ki israf, milletin kesesinden lüzumsuz masraf! Müminlere ne zaman küfür ve hakaret yazmışım? hem de gözü-dönmüş bir şekilde! Ne dediğim veya demediğimin referansını göster de yaz ki yazdığının bir değeri olsun. Daha önce yazılanlara bir bak, ne yazdıklarını da görmüş olursun. Kendi ismini büyük harfle yazmayı ihmal etmezsin Allah’ın ismini küçük harfle yazarsın. Müminleri düşünen hassasiyetin o kadar. Bir değil iki değil bunu dikkatine sundum. Hiç aldırmadın, geçenlerde de aynı hassasiyetini gösterdin. İşin daha da vahim tarafı sahtekarlık yalancılık hallerini AKP ile özdeşleştirmen. Buna şaşıyorum; olur da bu kadar olmaz! Bu bir görevinse bu kadar kötü bir şekilde yapılmaz! Sahtekar ve yalancı hallerinden vazgeçmediğin sürece hakettiğini alacaksın! Bunu unutma!

        ……
        Yahu ne Huysuz Gayretli, iğrenc sahtekar!
        Yalanın bini bin para, bundan bahtiyar!
        Kürkçü dükkanından bihaber kurnaz…
        Ne kadar ne çamur atsa, bu şimdilik kâr!
        …..

        • Sayın h.k. önceki dönemde kaç kere yazdım burda, 600 vekil çok oluyor, milletin kesesinden çıkacak diye… Bi kere bile senin de paylaştığını görmedim, varsa yoksa ağzından salyalar saçarak müminleri küçümseyip hakaretler edip durdun! Şimdi de tutturmuşsun 600 vekil ne yapacak? diye. Görevini yapacak; yasa çıkaracak!!! Nurdan hanım şahittir, ona inanmazsan dürüst bir arabulucu olarak didem hanıma da sorabilirsin, her cevabı kabulümdür:) sureti haktan görünüp sürekli ümmeti aşağılayan tutumunuzu sürdürdükçe cevabınızı da alacaksınız!

          • 600 m.vekilin çokluğunu sen mi yazdın sadece. Başka birçokları da yazdı. Doğru-yanlış anketi mi yapıldı da her şeye katılmamı, özellikle senin keyfine göre paylaşmamı istiyorsun. Sen de yazdıysan aferin mi bekliyordun benden. Müminlere hakaret ettiysem (ki öyle bir şey yok-nerenden çıkarıyorsun bunu), onlar konuşur gerekirse izah ederim. SANA NE OLUYOR? Öncelikle, Allah’ı büyük harfle yazabilecek dini hassasiyetini bir göster, sonra müminlerin avukatı olmayı… Başkalarının ismini ağzına alarak argümanına payanda yapmağa çalışman da ayrı bir numaran…

  21. Merhum süleyman demirel boğaz köprüsünü istanbula kazandırmış ancak seçimlerde belediye başkanlığını chp adayı kazanmıştı.
    Köprülerin ardından çok su aktı.
    3.havalimanı açılışinda müteahhit mehmet cengiz konuşurken akla ne geldi acaba.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here