Yerli-yabancı gazeteciler Türkiye’ye ilgi duymaz hale gelmişse… Brüksel olayı…

23

Ülkemizin dört önemli kuruluşu bir araya gelmiş ve bir çatı örgüt oluşturmuş. TUR&BO kısa adının arkasında ‘Türkiye Araştırma ve İş Dünyası Kuruluşları’ diye iddialı o yeni oluşum var.

İddiası kendisine vücut veren dört kuruluştan kaynaklanıyor: TOBB, TESK, TÜBİTAK ve KOSGEB’ten…

TUR&BO için Avrupa’da bir merkez açılmış; Brüksel’de ve TOBB’un oradaki binasında…

[TOBB’un Brüksel merkezinin adresi şu: Avenue de L’yser 5-6, 1040.]

Hem yeni örgütü tanıtmak, hem de Türkiye ile ilgili olumlu imaj çalışması yapmak üzere Brüksel’de bir etkinlik düzenlenmiş. Vesile olarak da UNESCO’nun ‘dünya mirası’ ilan ettiği Şanlıurfa’da yeni keşfedilen Göbeklitepe seçilmiş…

Göbeklitepe’den elde edilen buluntulara bakarak binlerce yıl önce insanlar ne yerler ne içerler diye bir menü yapılmış ve bunun sunumlu tanıtımı için Brüksel’deki Château de la Hulpe‘de bir gala yemeği düzenlenmiş…

“E, ne olmuş?” merakındasınız, biliyorum.

Olan şu: Dört önemli kuruluşun oluşturduğu çatı örgütün Brüksel’de bir şato atmosferinde düzenlediği gala yemeğine hiçbir yabancı gazeteci gelmemiş…

Ertesi gün Avrupa Parlamentosu’nda yine Göbeklitepe konulu bir oturum yapılmış, ona da Türkiye’den bu amaçla Brüksel’e götürülenler dışında hiçbir basın mensubu katılmamış.

Benim bu bilgiyi aldığım yazısında Yücel Koç (Türkiye) “Davet edildiğiniz halde Türkiye için böylesine önemli bir etkinliği nasıl takip etmezsiniz arkadaş?” diye soruyor.

Sorunun muhatabı Türk gazetelerinin Brüksel’de görevli mensupları…

Oysa eskiden hemen her gazete Brüksel’de en az bir -bazen birden fazla- gazeteci ile temsil edilirken, bugün artık orada bir veya iki Türk gazeteci kaldı. Uzun yıllar Mehmet Ali Birand‘ın yaşadığı Avrupa Birliği’nin başkenti Brüksel ve gazetelerimiz orada olup biteni kendi mensuplarıyla takip etme ihtiyacı duymuyorlar…

Yazıdan yanlış anlamadıysam, AA ve TRT’nin muhabirleri de ortalıkta görünmemiş…

Acaba heyette siyasiler bulunmadığı için olabilir mi?

Esas üzerinde durulması gereken ise, yabancı gazetecilerin Türkiye konulu bir etkinliğe ilgi duymamaları. Şato’daki büyük bir özenle hazırlanılmış yemeğe ve Avrupa Parlamentosu’ndaki oturuma tek bir Avrupalı gazetecinin katılmaması olur şey değil.

Yücel Koç yemeğin menüsünü iştah kabartan ifadelerle anlatıyor.

Okuyalım:

“Menüde önce tütsülenmiş kayısı püresi ile kuzu söğüş vardı.
O dönem yaşayan insanlar şüphesiz avla besleniyordu.
Yabani koyundan esinlenilmişti…
En üstte çıtır yoğurdun yer aldığı lezzetli tabak, Avrupalı davetlilerden tam not aldı.
Sonra sırasıyla türüf, mercimek ve kuru et ile lezzetlendirilmiş ıspanak sote…
Siyez bulguru ile erik dolması…
Pancar turşusu ile servis edilen ördek göğüs…
Ara tatlı olarak mandalina sorbe…
Ana yemekte kök sebzelerle desteklenen dana kaburga…
Ve finalde aşure…”

40 yıl boyunca tanık olduğum üzere, ne zaman ve kiminle Brüksel’e gidilse, orada yerleşik onlarca gazeteci bizlerle birlikte yaşananları izler, o vesileyle Türkiye Avrupa’da konu haline dönüşürdü.

Şimdilerde TUR&BO‘yu da bünyesine almış bulunan TOBB’un Brüksel’deki merkezinin ilk açıldığı ve bu vesileyle bir dizi etkinliğin düzenlendiği günü hatırlıyorum. TOBB o sırada başbakan olan Tansu Çiller‘in katılımıyla yapmıştı açılışı. Günlerce Türkiye’nin AB üyeliği adaylığının gündeme taşınmasına yol açmıştı o olay.

Kadir Topbaş, İstanbul belediye başkanı olarak, Brüksel’de bir İstanbul Merkezi açılışı yapmıştı da, üç gün boyunca Avrupa gazeteleri ve TV’leri nazlı kentimizden söz edip durmuşlardı.

Şimdi TOBB orada, TESK orada, TÜBİTAK ve KOSGEB de var ve Avrupalı gazeteciler yemekli bir davete icabet etmiyor.

TOBB Türkiye’den Yücel Koç‘u Brüksel’e götürmese ülkemizde de kimse olaydan haberdar olamayacaktı.

Davete katılmayan Brüksel’deki az sayıdaki Türk gazetecinin gazetecilik artık farklı bir zeminde götürüldüğü için olaya ilgisizliği beni şaşırtmıyor; ancak yabancı gazetecilerin gündeminden düşmek… İşte bunu anlamam ve kabul etmem kolay değil.

Acaba son yıllarda Türkiye hep ‘hapisteki gazeteciler’ haberlerine konu olduğu için pasif bir direniş mi söz konusu? Mesleki dayanışma yüzünden mi katılmıyor yabancı gazeteciler?

Yoksa Avrupa kamuoyunun genel ilgisizliğini mi yansıtıyor Avrupa medyasının ilgisizliği?

Hangisiyse, durum iyi değil demektir.

ΩΩΩΩ

23 YORUMLAR

  1. SERMAYE Ve BASIN
    Sermaye, karşılıksız Dolar’ı dünyaya kabul ettirmiştir. Böylece Sermaye’nin gücü karşısında hiçbir güç duramıyor. Partiler kurmuş. Onları birbirleri ile boğuşturuyor ve bu sayede dünyayı sömürüyor. Gizli istihbarat örgütü kurmuş ve karşısına illegal maftayı kurmuş dengede tutuyor. Değişik basın grupları oluşturmuş, onları birbirine çatıştırıp basın yoluyla bürokratlar ve hainlerle baskı yapmaktadır. İstediklerini devre dışı etmektedir.
    Avrupa Odalar Birliği’nin yaptığı etki ile basının gelmesi Türkiye Odalar Birliği ile Sermaye’nin aralarının iyi olmamasından ileri gelmektedir. AK Parti iktidar olunca TÜSİAD ABD’ye gitti. “Biz bittik. Eğer siz bizi destekleyecekseniz biz sizinle beraber olup, AK Parti’ye cephe alacağız yok desteklemeyecekseniz biz AK Parti ile olacağız.” dediler. Sermaye o gün Erbakan’ı etkisiz hale getirmek için AK Parti’yi destekliyordu. Bundan dolayı “Biz size yardımcı olamayız.” dediler. Ondan sonra Sermaye AK Parti’nin yanında yer aldı.
    Şimdi ise Erbakan tehlikesi kalktığı için AK Parti İle Gülen Cemaati’ni yok etmek istiyor ve bunları birbirine saldırtıyor. TÜSİAD ise eski kararında duruyor. Henüz AK Parti’ye cephe almadı. İşte bu sebeple Avrupa basını ve Türkiye basını Sermaye’den, derin Sermaye’den aldığı emirle böyle hareket ediyor.
    Türkiye’nin yapacağı işler vardır. Basın kooperatifleri kanunu çıkarmalıdır. Basını aşağıdaki yollardan desteklemelidir.
    a) Partilerin aldıkları oy nispetinde yüz kadar yazar belirlenmeli. Bunlara milletvekillerine verilen maaş verilmeli. Bu yazarlar istedikleri yayın organında yazma serbestliğine ulaşmalıdırlar. Yazarları Sermaye’nin değil partilerin emrine vermelidir.
    b) Devlet matbaalar kuracak, dağıtım vakfını kuracak, yazarların kurduğu ve okurların ortak olduğu kooperatifler olacak. Böylece basın, Sermaye tekelinden kurtulacak. Kooperatifler cirodan kar alacaklar.
    c) Vatandaşlar istedikleri basın ve yayını takip edecekler. Basından gelen gelirler yayınla da paylaşılacak ve basın değil yazarlar özgür kılınacak.
    d) Devlet basın ve yayın çalışanlarını vergiden muaf tutacak onun yerine bunlar yazılı basındaki yerlerin ve görsel basındaki sürelerin beşte birini devlete ayıracaklar. Bunların vergisi bu olacaktır. Devlet buraları istediği kimselerle, istediği gibi dolduracaktır.
    Devlet yapmasa bile yazarlar böyle kooperatifler kurmalıdırlar.

  2. Türkiye’yi gezen, internette yayınladıkları gezi anılarıyla ve düzenledikleri toplantılarda Türkiye’yi tanıtan bir Alman gezgin çift 2016 yılında Gaziantep yakınlarında gözaltına alınır ve 23 gün hapiste tutulurlar. Şimdi hapishanelerde ve mahkemelerde yaşadıklarını hem internette hemde yazdıkları bir kitapta anlatıyorlar. Türkiye için belki de yüz binlerce € ile ödenemeyecek reklam yapan insanlara nasıl terörist muamelesi yapılır?
    https://www.grenzenlosabenteuer.de/neues-abenteuer-2014-2016/na-44-t%C3%BCrkei-zur%C3%BCck-ende-na/

    Ayrıca Alman Dışişleri Bakanlığının ekim ayındaki uyarılarından sonra kaç turist cesaret edip Göbeklitepe’ye gidebilir?
    Alman gazeteciler gidin görün diyemiyecekleri Göbeklitepe’ye neden ilgi duysunlar?

  3. Göbekli tepe bize bilimsel bilgi diye sunulan insanlık tarihini yerle bir etmiştir.
    Batılı evrimci tarihçilere göre insanlık tarihinin aşamaları şöyledir.
    İNSAN EVRİMLEŞEREK AVCI TOPLAYICI DÖNEM SONRASINDA ,5 BİN YIL ÖNCE TARIM TOPLUMU OLUŞTURMUŞ
    DAHA SONRA DİNİ KEŞFETMİŞ İDDİASINDADIRLAR.
    GÖBEKLİTEPE GÜNÜMÜZDEN 12 BİN YILÖNCE AVCI TOPLUMUN TAPINAK YAPARAK İBADET ETTİĞİ ORTAYA ÇIKTI.ARKEOLOGLAR VE TARİHÇİLER ŞOK OLDU.BU NEDENLE DAHA ÖNCEKİ BİLİMSEL ZIRVALARI ÇÖP
    OLDU.
    GÖBEKLİ TEPENİN TÜRKİYEDE OLUŞU İLK YERLEŞİK MEDENİYETİN URFADA GELİŞTİĞİNİ BELGELEMEKTEDİR.
    BATILILARIN GÖRMEZDEN GELİŞİNİN BİR NEDENİ İDEOLOJİK VE TÜRKİYE FOBİSİDİR…..

  4. Yorumları okuyunca aklıma Ara Güler’in Afrodisias hikayesi geldi, bir kez daha izledim. Göbekli tepe ile ilgili bir davete gazetecilerin gelmemesi tanıtım eksikliği olabilir mi? UNESCO Dünya Mirası listesine giren ve insanlık tarihi ile ilgili önemli bulguların yer aldığı bir yerden haberleri olmaması mümkün mü? Hadi haberleri yok davetiyelerde de mi belirtmemisler.
    Ne kadar iyimser düşünürsek düşünelim tablo ortada. Develere binen turistleri görüntülemek için Arap çöllerine giden gazeteciler, Türkiye’nin çizdiği kötü tablo yüzünden insanlık tarihinin en eski kalıntılarının bulunduğu bir yerin tanıtımı için görkemli bir davete gitmemişler işte….

    • Kim bilir, seçim döneminde avrupalı türklerin üzerine at salıp it sürdüklerinden belki de gidip ne yüzle türklerin sofrasına oturacağız diye utanmışlardır?

  5. Cumhurbaşkanını ve hükumeti ve Medyayı savunmak gibi bir derdim yok,
    bana da düşmez. Yeri geliyor. En ağır ve açık tenkid edenlerden biriyım de. Fakat,
    tenkid – kuyruk acısıyla yapılmamalı – Memleketi karalamaya da vesile kılınmamalı.
    Koru’nun ve iddiacıların tüm söylediğinde gerçek payı olabilir. Fakat, biraz da
    peşin hükümlü olmamak gerekmez mi ? Bazılarının dediği gibi TANITIMda kısırlık
    olamaz mı ? Gazeteciler de dahil Türkiyede anket yapılsa Yukarıda sayılan kuruluşları
    ve Göbekli tepeyi KAÇ kişi bilir veya tanır ? Hal böyle olursa Avrupa’da, Brüksel’de
    KAÇ kişi tanıyacaktır, normal şartlarda ? Şu da bilinen bir gerçek ki, Gazeteciler elbette
    ki, siyasileri daha çök takip eder.

  6. Bellki tanımı organize edenler gazeticileri değıl HAVUZCULARI davet etmişler! Havuzcular reis olmadiği yere ragbet etmezler
    Gazetecilikten anlamam fakat gerçek gazeteciyi verdiği haberden ve yazdiği yazınan dolayi iyibilirim.

    Bu sitede, birkaç kez yazmistim, ucakta F Korunun okuyamadiğim günlük yazılarini okumak için bilgi sayarima indirip, okuyacaktım.
    Uçakta alarji nedeninden dolayı yer değiştirmem icab etti ve först kilasa oturdum.
    Bilgi sayarda Korunun yazısını açar açmaz yanimdaki daha sonra gazeteci olduğunu öğrendiğim bey “siz Türkçe okuyorsunuz Türkmusunuz”? Diye sordu.
    Bende kendisne evet ama benim Turkce bildiğimi siz nerden anladiniz? Cevap ” sizin okuduğunuz gazeteci yazar F Korunun nereli olduğunu bildiğim için.” Cevabıni verince bende “Korunun yazilari sayesinde dünyayi ve insanlari dah iyi tanima firsati buluyorum.” cevabini verdim.

    4 Saatlik yolculukta Korunun yazilarindan bir kelime dahi okumadan o gazeteci ile PKK Ve 15 Temmuzu Turkiyedeki o zaman henüz bu kadar çilginca iftiralarin başlangici idi,onlarin nedenlerini falan konuştuk.
    O gazetecide 15 Temmuzdan sonra TC nin terörist ilan etriklerinin doğruluğunu araştirmak icin Kanadaya PKK hakkında araştırma yapacaktı, çünkü Kanada pkkyi terorist olarak tanimiyor.
    Peki o toplantiya Koru gibi gazeteciler çagrilsa idi o zaman yabanci gazeteciler gelirmiydi, gelmezmiydi?

    “Bir tanitima davet edilen gazeteciler o ülkenin Gazetecilerinden yararlannmak isteerler DÜZENLEYICELRINDEN değil.”

    Yukardaki cevabi, kendisine Fehmi beyin yazisinin sonundaki şu “Yoksa Avrupa kamuoyunun genel ilgisizliğini mi yansıtıyor Avrupa medyasının ilgisizliği?” sorduğum yazimda bahs ettigim gazeteci verdi.

  7. “…Bülent Bey, 14 yıllık TUR&BO tarihinin en mükemmel çalışmasına bu hafta Brüksel’de imza attı…” ve “…Ancak, bir gazeteci olarak benim gördüğüm çok önemli bir eksiklik vardı.
    Yemekte hiçbir yabancı gazeteci yoktu…” Gazeteci Yücel Koç’un yazısından kopyalanarak buraya aktarılmıştır. Tanıtım amaçlı üstelik epey iddalı menülü bir toplantıya hiç bir yabancı gazetecinin katılmamasının nedeni TUBİTAK’ın başına hayvanat bahçesi müdürünü getirmekle eşdeğerdir.

  8. Brüksel’deki rezilliği ortaya çıkaran Yücel KOÇ’a ve oradan yaptığı alıntı ile biz takipçilerinizin bilgisine sunan
    Siz’e teşekkürler.
    Haber vermeseydi gizli kalacak bu durumun faş edilmesine yol açan Yücel KOÇ’un başına inşallah birşey gelmez.

  9. Kendimiz çalıp kendimiz oynuyoruz.
    Biz bize yeteriz sendromu.
    Gücü yeten dilediğini yapar inancı.
    Gücü yetmediği zamanlar etrafımıza bakar çaresiz bakışlarla yardım eli ararız.
    Zamanla meşruluk değişmekte.
    DÜNÜN MAĞDURLARI,GÜNÜMÜZÜN MAĞRURLARI OLMUŞ, GELECEKTE KİMİN NE OLACAĞI MEÇHUL.
    ADALET NE ZAMAN BÜYÜK ORANDA (tam olması şimdiye kadar hiçbir yerde ve zamanda hakim olamadı)
    HAKİM OLUR,O ZAMAN HERKES İÇİN EN İYİ ZAMANDIR.
    Egemenlerin en büyük görevi adaleti başta tesis etmektir.
    Çok farklı sesler ve basın hürriyeti adaletin daha etkin olmasını sağlar.
    UMUTSUZ VAKA MI OLDUK YOKSA.
    KARANLIĞIN EN YOĞUN OLDUĞU AN SABAH AYDINLIĞININ BAŞLAMASININ EN YAKIN OLDUĞU AN İMİŞ.
    DİLEĞİMİZ EN KÖTÜNÜN GERİDE KALMASI .

  10. Bu durum bence bildiğimiz anlamdaki gazeteciliğin önemini ve işlevini yitirmekte
    olduğunu da gösterir.

    Sosyal medya yazılı medyanın önüne geçiyor.Şahsen abone olduğum gazeteyi
    okuma ihtiyacını daha az hissediyorum.
    Okumadığım için 5-10 günlük gazete birikiyor bazan.Çünkü gazeteden okuyacağım haberleri internetten almış oluyorum.Daha sonra gene de biriken gazeteleri süratle gözden geçiriyorum,
    gözümden kaçan bir durum varsa haberim olsun diye.

    Okuyucudaki ilgisizliğe benzer bir durum
    gazetecilerde de var herhalde.Meslekten onlar da ümit kesmiş olabilirler.

    Bununla birlikte Fehmi beyin anlattığı olayda bir tanıtım ve organizasyon ekdikliğinin de payı olabilir.

  11. Trt ve aa gibi kuruluşların ilgi göstermemiş olması normal, inşallah tümüyle ve hemen kapatılırlar! Ama kapatılan tib gibi, kablolar çok derin ve karmaşık döşenmiş anlaşılan. Gazeteci dediğimiz hayvan çeşidi neye ilgi duyar duymaz konusuna ise sahibi karar verir. Türkiye ile ilgilenen gastecilerin neylerimizle daha çok ilgilendiklerini şöyle bir hatırlayacak olursanız bu sessizliğin sebebini de anlarsınız:) 15temmuzun hemen ardından ne diyordu bir nato generali: “türkiyedeki muhataplarımız birer birer gözaltına alınıyor!” Hala yeterince muhatap olabilecekleri mutemetler piyasada göbek(!) atıyor ama demek batı cephesinde de pek arzu kalmamış artık:) alışırlar, alışırlar……

    • ABD li Flynn’in bir çoğunuzun haberi yoktur ama şu an Türkiye de darbe oluyor cümlesiyle başlayan ve darbeyi desteklediği anlamı çıkan konusmasını mı? Kastediyosun. Hani sonradan lobi faaliyetleri için Türkiye’den para aldığı konuşulan ve Hollanda daki türk şirketiyle kendi şirketi iş anlaşması yapıp 530 bin dolar ödemeyi aldıktan sonra lobi faliyetlerine başlayan vede sonradan itirafçı olan Flynn’i mi kastediyorsun Haydar.

  12. Sn koru
    Bahsettiginiz konu cok spesifik bir konu olup
    Iyi tanitim veya bilgilendirme yapilmadiysa gayet
    Olagan bir durum .Buradan baska anlamlar cikartmamak gerekir.
    Iceri atilan gazeteciler ile ilgili olsaydi bence protesto icin ilgi gosterebilirlerdi.
    Tabi hukumetin bu gazeteciler ve diger fikir suclulari icin biran once cozum uretmesi gerekir.
    Denetimli serbestlik mi yoksa baska birsey mi acilen hukuki olarak cozum olusturulmali.
    Maalesef hukuk ve adaletle sinifta kalmis bir ulkeyiz.
    Dun Nazim hikmetleri vatan haini ilan edip bugun kahraman yapiyoruz.
    Dun menderesleri asip bugun torenler duzenliyoruz.
    Dun pkk ile en onde savasan komutanlari bugun idamla yargiliyoruz.
    Dun siir okudu diye iceri attigimiz sahislari bugun cumhurbaskani yaptik.
    Bu iste encok cani yanan sn erdoganin acilen ulkemize yakisir bir hukuk reformu yapmasi gerekiyor.Baksin ondan sonra nasil ucusa geciyoruz gorsun.

    • Erdoğan Hukukcumu(Kİ).”HUKUK” Reforumu yapsin?
      Yoksa 15 Temmuzdan sonraki yaptığı ZULÜM RAFORUMU GIBI BIR HUKUK REFORUMUNDANMI bahs ediyorsunuz?
      Eger ondan bahsediyorsaniz zaten yaptı!!!!
      Birde amacinin ne olduğunu anlaşılmasi için hapishane diye cezalandirdiklari istirahat ettiği dairesinde ofisinden tutunda her türlü konforu olan lüks bir daire degilde SARAY mi olmasi gerekiyordu?
      Eger öğle olsa idi millet o zaman gercek oyunu görurdü.
      Biz bir tuzağa düşürüldük.

  13. göbekli tepe o derece önemli bir konudur ki özellikle arkeoloji ve tarih alanında şimdiye kadar bilinen herşeyin çöpe atılmasına neden olmuştur. bilinen insanlık tarihini değiştirmiştir. kitapların yeniden yazılmasına, tüm bilgilerin tekrar ele alınmasına vesile olmaktadır. üstelik değişen sadece türklerin değil dünyanın tarihidir.
    bugün göbekli tepenin basında yer bulamamış olması sadece türkiye basınının değil dünya basınının geldiği nokta bir dünya mirasına verilen önem açısından değerlendirilmelidir, ülkemize gösterdikleri ilgiyi- gösterme – açısından değil. bu maksatlı bir yaklaşım olur ve aydınlarımızın geldiği yeri göstermek açısından ayna olur…. bugün tüm dünyada zulüm gören insanlar anlamsız bir kaç cümleyle haber olurken öldürülen bir gazeteci üzerinden dünyanın haber bombardımanına tutulmuş olması göbekli tepenin neden haber olmadığını maksatlı bir yazıdan çok daha net ortaya koyuyor bence.
    göbekli tepenin tanıtımı bile türkiyenin meselesi olmaktan çok uluslararası bir mesele olmalıdır. aydınlarımız neden kaşıkçı cinayetini cezalandırmak için uluslararası mekanizmaları göreve çağırıyorlar da böylesi kültür mirasının tanıtımı için uluslararası kültür mekanizmalarını ortak bir tanıtım yapmaya çağırmıyorlar dersiniz???
    üstelik son bir kaç yıldır dünya basınında türkiye hakkında çıkarılan doğru yanlış haberlere bakarsak türkiye ye gösterilen ilginin israil hariç hiç bir devlete gösterilmediğini görürüz. İsrail hakkındaki haberlerin ezici bir çoğunlukla -hatta tamamının- olumlu haberlerden türkiye hakkındaki haberlerinde ezici çoğunlukla diyelim olumsuz haberlerden oluşması ise dünya basınının ne kadar tarafsız ahlaki özgür olduğunu gösterdiğinin altını çizelim.

YORUM YAP

Please enter your comment!
Please enter your name here