15 Temmuz hain ve uğursuz bir girişimdi, iktidarı zora düşürecek dönemi de başlattı

36
15 Temmuz 2016... O gece...
Reklam

Siyasi tarihimizin en lanetli olaylarının başında, hiç kuşkusuz, 15 Temmuz (2016) hain ve uğursuz darbe girişimi gelir. 251 can o gece hayatını kaybetti. Demokratik sistemin kalbi TBMM’ye saldırıldı. Gözü dönmüş bir güruh o gece ülkeyi teslim almaya kalkıştı.

‘‘Unutmayacağız, unutturmayacağız’’ diyenler haklı, unutulmamalı.

Lanetlenmeyi hak etmesi yalnız o gecede yaşananlar yüzünden değil; devlet-millet dengesini derinden etkileyen pek çok olumsuzluklar da o gecede yaşananlar ardından sökün etti. Bugün toplumu geren ne kadar şikayet sebebi varsa, pek çoğu, ’15 Temmuz’ hunharlığının başımıza açtığı rahneler sebebiyledir.

Yüzbinlerce ailenin rahat ve huzurunu kaçıran gelişmeler o gecenin eseridir.

Hayatları boyunca demokrasiden yana tavır belirlemiş, sadece darbelere değil askeri vesayetin bütün biçimlerine karşı çıkmış nice insan, darbe girişimiyle ilintilendirilerek hesaba çekildi, halen de çekiliyor.

Hesap sormada sınırın nereden çekileceğine, aradan geçen bunca yıla rağmen, hala karar verilemedi. Yakın zamana kadar ’17-25 Aralık 2013’ tarihi önemseniyordu; Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan dün yaptığı konuşmada sınırı üç yıl daha geriye -2010 yılına- taşıdı.

Oysa doğru olan, 15 Temmuz’u bir dönüm noktası olarak belirlemek, darbeye kalkışanları ve müdahaleye rağmen darbenin arkasındaki güce sahip çıkanları sorumlu tutmaktı. Geçmişte veya günümüzde bizdekine benzer olaylar yaşamış ülkelerin yaptığı gibi. 

[ABD’de altı kişinin hayatını kaybetmesine yol açmış 6 Ocak 2021 Kongre saldırılarında yapılan budur. Saldırıya katılanlar görüntülerden teker teker tespit edilip hepsiyle ilgili hukuki süreç başlatıldı. Saldırıya yönlendirmeleriyle çanak tutmuş kişiler de soruşturmaya dahil edildi. Yakında Donald Trump’a kadar iş uzayabilir. Buna rağmen, süreçle ilgili hesaba çekileceklerin sayısı birkaç yüzü aşmayacak.]

Reklam

Yanlışlık yalnızca sorumluluğa kimlerin dahil edileceği konusunda çizilen sınırdan ibaret değil, ‘‘Bir daha olmasın’’ düşüncesinin ürünü olarak devreye sokulmuş başka yöntemler de oldu ve onlar da bugün pek çok sıkıntının kaynağı.

Bütün yetkilerin tek elde toplanmasını getirecek sistem değişikliğine gidilmesi…

‘Cumhurbaşkanı hükümet sistemi’ benimsenince onun gereği olarak ortaya çıkan ‘yüzde 50+1’ zorunluluğu yüzünden ittifak oluşturma yolunun açılması ve iktidarın herhangi bir protokole bağlı olmayan bir koalisyona dönüşmesi…   

Yeni sistemin getirdiği kolaylıklar sayesinde, TBMM’nin devre dışı bırakılıp ülkenin kararnamelerle yönetilmesi yoluna gidilmesi…

‘Kanun hükmünde kararnameler’ ve ardından ‘Cumhurbaşkanlığı kararnameleri’ ile gerçekleştirilen görevden almalar ve atamalar…

‘FETÖ’ yakıştırmasının kullanım kolaylığı…

Bir çırpıda akla gelen bu yanlışlıklar bugün pek çok sıkıntının kaynağı durumunda.

İlk elde iktidarı elde tutmada ve istenilenleri kolayca yerine getirilmede işe yarasalar bile, gelinen son aşamada iktidarı önce zaafa uğratan sonra da zayıflatan etkileri oldu 15 Temmuz ardından tutulan yolun…

Reklam

Pek çok örnek olay birbiri ardına zikredilebilir, ama 15 Temmuz 2021 tarihinde -yani dün- gerçekleşen Boğaziçi Üniversitesi’ne birkaç ay önce atanmış rektörü görevden alan kararname bile yeterli bir örnek.

Üniversitelere yönetici atanması geleneksel olarak bir süreçle irtibatlıydı. Öğretim üyeleri adayları oyluyor, YÖK en çok oy alan altı adaydan üçünü Cumhurbaşkanı’na sunuyor, o da onların içerisinden birini -çoğu kez en çok oy alanını- rektör olarak atıyordu.

Yeni dönemde üniversiteler ve YÖK devre dışı bırakıldı, atama için Cumhurbaşkanlığı kararnamesi yetiyor.

Boğaziçi’nin dün yine bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle görevden alınan rektörü o yöntemle birkaç yıl önce atanmıştı.

Görüyorsunuz işler ne kadar kolaylaştı. 

Keşke bu kadar kolaylaşmasaydı.

Görevden alınan rektör, hakkındaki işlemi, Resmi Gazete’den öğrenmiş ve inanamamış.

Herhalde o da ‘‘Keşke bu kadar kolay olmasaydı’’ deme noktasına gelmiştir.

Neden Boğaziçi’ne o kişi rektör olarak atanmıştı? Şimdi neden görevden alındı?

Kendisinin atanmasına karşı direniş başlatan öğretim üyeleri ve öğrenciler görevden almada kendi rollerini önemsiyor; öte yandan görevden almayı rektörün kendinden beklenen sertliği göstermemesine bağlayan yorumcular da var.

Hangisi doğru olursa olsun, ikisi de sonuçta yanlış.

Boğaziçi gibi sayıları çok az olan uluslararası çaptaki üniversitelerimizin ilk sıralarında yer alan bir yüksek öğretim kurumunun yap-boz tahtasına dönüştürülmesi kurumun itibarını eksiltir.

Yine Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle gerçekleştirilmiş olan Şehir Üniversitesi’nin kapatılması da yeni sistemin kolaylaştırıcı etkisinin ürünüdür.

Son birkaç yıl içerisinde iktidar saflarında meydana gelen ayrışmayla da ilgili bu olumsuz gelişmeler.

Onun için 15 Temmuz’a ‘hain ve uğursuz girişim’ diyoruz ve lanetliyoruz. 

Umarım, Boğaziçi Üniversitesi’nde rektör değişikliği temelde yapılan yanlışlığın görülmesiyle ilgili bir tasarruftur ve onu başka yanlış tasarruflardan dönüşler de izler. 

Bu yapılabilirse ülke ve insanının önünde yeniden nefes alabilecekleri bir dönem açılır; insanlarımız nefessiz kaldı çünkü.

Evet, her şeye rağmen umutluyum.

ΩΩΩΩ

Reklam

36 YORUMLAR

  1. Bu rektör atamaları sistem değişmeden öncede pek demokratik değildi. Neden Erdoğan yapınca sorun oluyor anlayamıyorum. Önceden en çok oy alan üç kişi cumhurbaşkanına servis edilir oda istediğini atardı. Ahmet Nejdet Sezer donemine bakın o kadar usulsüz atamalar var ki. Oy oranında 1. gelen diğerlerine inanılmaz fark atıyor ama Ahmet Necdet Sezer gidip sıralamadaki 3. kişiyi seçiyor. Neden ! Eee kendi adamı. Buna göre Erdoğan’ın da kendi istediği yandaş bir rektörü ataması elhaktir.

  2. ABD 6 Ocak 2020 zaman’ın ABD başkanı polisler ve askerleri topliyarak parlementoyu basip devleti ele geçirme yani bizdeki 15 Temmuz benzeri ihtilal yapamayi başaramadı ve orada darbecilerin arasında değil binada görevli bir polis memuru öldürüldü. O polisin cenazesi Biden başkan seçildikten sonra gömüldü, cenazeyi hazirlamak ve töen yapip gömünceye kadar devlet yas ilan etti ve bayraklar yariya indi.

    Geçenlerde Biden’ın katılacağı bir kutlama çöken Apartman ve ölenler “ertelenmedi” iptal edildi ve anında’da devlet yas ilan edip bayrakları yariya indirdi.

    ABD ister görevli ister sıradan insan hatalı ve doğal felaketlerde bir kişi dahi ölse değil kutlama yapmak o töreni iptal edip bayrakları yariya indiriyorlar.
    Yıl dönümleride dahı Onlar için yas tutuyor’lar.

    Ya bizde? Görünen tarafı 250 kişı öliyor ve linç edilerek şehit ediliyor, vb vb…o tarihe kara leke olarak geçen o günü bizimkiler bayram ilan ediyor.
    Hadı buna kulp takan tonlarca pardon binlece troll ordulari rekkamlarını yapip şehitlei hain ilan etikleri içi bunu normal olarak kabul edelim.
    Ya yandaş mutahitlerin malzemeden çalarak yaptıkları demir yolunda çöken toprk nedeni ile tren kazası’nda ölenlerin cenazesi morgda ilken 19 adedt top atışları havayı fişekler yemekler içmekler vur patlasın çal oynasın ile kutlamalar yapılırken zerre kadar vijdan olmayanlar gelmiş kendilerini burada tarif ediyorlar. Ayni zamandada hiç sıkılmadan, utanmadan suçu 5 sene sonra doğan bebeklere atiyorlar ve soyguna devam ediyorlar. Çûnkü onlar kendi elleri ile ürettikleri alev alev fışkıran ve ilalebet sönmeyen fireworks’lar ile birlikte keyf safa sürecekler…..

  3. Baran bey dün ahmet bey haklı olarak şöyle demiş:
    “Ahmet
    16 Temmuz 2021 At 00:58
    …Vesile olanların topunu giyaplarinda veya huzurlarinda teröre destek olmaktan yargılayacaksin.
    Olimpiyatina katilanini…”
    Şimdi benim bildiğim kadarıyla en sonki türkçe olimpiyatlarının sponsoru koç grubuydu(ejdergiller?) değişen bişey var mı yoksa hala aynı sponsorla devam mı?
    “Baran
    16 Temmuz 2021 At 01:16
    ahmet bey siz durun, benim gibi her şeyi yeni öğrendiği için doğru anlamışmıyım diye soran H.Gayret cevap versin” buyurmuşsunuz ama farketmez,
    bu soruya ahmet bey de cevap verebilir kanımca?

  4. İhraç edilen fetöcü hakim ve savcıların verdiği kararlar bazıları (çok az sayıda) geçersiz sayılırken bazılarına kanun engeli gösteriliyor. Bir de sınırı üç yıl geriye çekilmesi acaba kimler hedef alınacak. Gerçekten tarafsız olarak üç yıl geriden başlanırsa iktidardakilerin büyük çoğunluğu da işin içine karışır halkın büyük çoğunluğu da sorgudan geçer, geriye çekilmesi iktidarın zaman kazanması, yeni gündem oluşturması ve hedeflerine ulaşmak için araç olarak kullanması gibi faktörler ortaya çıkar. Asıl Yapılması gereken fetöden ihraç edilen hakim ve savcıların verdiği kararların tümü yeniden görülmeli ama bu da mümkün görünmediği için yargıyı olumsuz etkiler. Tabi bunun sonucu olarak da beş yıl geriden giden yargı on yıl geriden gitmeye başlaması demektir. Yargıya güvenini olmadığı bir zamanda tüm kararların yeniden görülmesi demek yargını çökme tehlikesi ile karşı karşıya kalması demektir. Yargı bu günkü şartlarda yeniden yargılamanın altından kalkamaz.

  5. Artık Gerçeklerin ortaya çıkması gerekir.
    Herkese adelet lazım CHP gelince bağımsız tarafsız Mahkemeler gelecek. Kim Mahkeme önünde suçsuz bulunursa o suçsuzdur. Kimse suç yükleyemez.

    Zülfi livanelenin görüşünü destekliyorum.

    “Bu Fethullah meselesinde benim ağzıma kimse FETÖ falan gibi o tabirleri takamaz. Bu Gülen hareketinin kiminle ilişkili olduğunu kimin kime şefaat ettiğini gazeteciler lütfen araştırın. Ön yargıyla hareket etmesin kimse” ifadelerini kullandı.

    https://www.yenisafak.com/gundem/eski-chp-vekili-zulfu-livaneli-kimse-bana-feto-dedirtemez-3662323

    • Osman, livanelinin ağzına bişey taktırmasına gerek yok; kimin ne mal olduğunu hepimiz bilmiyor muyuz?
      Üç maymuna gerek var mı; ermeni meselesi gibi konuyu encümene havale edip, efendim mevzuya tarihçilerimiz bi baksınlar gibisinden kaz çevirmesine gerek yok değil mi?
      Dünyadaki ve bizdeki birçok darbenin kimler tarafından ve nasıl kotarıldığı ararat dağımız kadar ayan beyan ortadadır değil mi?
      Efendim?
      Tiyatro mu?
      İyi de şu yunanistana askeri helikopterle kaçıp gidiveren ve yunan mahkemelerinden sığınma hakkı da talep edip alan 8(12?) opera ve bale sanatçımız ya da sat komandomuzu nereye sokacağız/takacağız?

  6. “Böyle darbe mi olur?”
    Şahsen, kim olursa olsun darbecilerin idam edilmesini savunuyorum.
    Neredeyse kimse;
    Böyle darbe mi olur?
    Neredeyse güpegündüz darbe mi olur?
    Ordunun % 1’i ile, haydi en yükseğinden % 10’u ile darbe mi olur ?
    Diyemiyor?
    Neredeyse herkes salağa yatıyor.
    Böyle bir darbeyi en aptal er bile yapmaz diyemiyor?
    Ünlü istihbaratçı Mahir KAYNAK ne diyordu: “Şaibeli bir olay kime hizmet etmişse makul şüpheli odur”.

    • Sayın yk “Böyle darbe mi olur?” diye yakınıyor,
      maalesef eldeki bu;
      artık öyle sokaklarda tank dolaştırmayla bu işler olmuyor, şapkasını alıp kaçacak bi soytarı da yok!
      Milletimiz pazularını açıp öyle çıkıyor er meydanına, yok öyle yağma!
      Olmaz tabii böyle darbe:)))

  7. Cemaatin içinde kalmış, cemaatin karanlık yüzü ile muhatap olmamış, safi duygularla hizmet etmeye çalışmış, kendisinin ve gençliğin imanı ile ilgilenmeye çalışmış, sadece cemaat faaliyetleri ile ilgilenmiş, Khk larla işinden gücünden olmuş bir sürü kişi var. Cemaatin karanlık yapıları bir şekilde ülkeden kaçmış ve Türkiyede mağdurlar üzerinden kendilerini aklamaya çalışıp algı operasyonları düzenliyorlar.  Darbeyi yapamadılar ama Türkiyeyi fitne ateşi içine atıp, ortalığı bulandırdılar. Mağdurlarin daha da mağdur olması için uğraşıp duruyorlar bilerek veya bilmeyerek.

      Allah rızası için şu aşağıda attığım siteye bir girin baştan aşağıya sabırla bir izleyin. Cemaatin içinde yetişmiş, yaşadıklarını anlatanlar var. Olayları derinlemesine sorgulayanlar var.
    Emin olun bu siteye girip bunları kötülüyorlar itibarsızlaştırıyorlar,  mankurtlar.

    https://youtu.be/N0xN-krmSqg

    https://youtu.be/4GpvOePsPe8

    https://youtu.be/Pkzkcnz7r8k

    https://youtu.be/HZcrqd0Guyw

    Askeri mahrem imamların 15 Temmuzda ve sonrasında yaşadıklarını anlatıyor. Keşke Fehmi bey de bi izlese. Eminim vakti vardır.

      ***Münferit Fikir Platformu*** adlı site. Bu siteyi hemen kötülemeye başladılar bile.

    Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. Şahitlik ettikleriniz zengin veya fakir de olsalar adaletten ayrılmayın. Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın.
    Eğer şahitlik ederken gerçeği çarpıtırsanız
    veya şahitlikten çekinirseniz
    bilin ki şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. (Nisa suresi 4/135).

    • Siz havuzun Allahi bırakmış kula secde edenlerin iftira ve yalanlarını buralara taşımayı bırakın, yazarın yazısına kendiniz yorum yazın!
      Sizi okumasına okumiyorum fakat yorum yazmak veya başka bir yorumu okumak için sizin
      havuzdan kilometrelerce taşıdığınız
      çamurları ber taraf etmek için vakit kayıp ediyorum, çünkü değıl onları okumak silmek için dahı dokunan dinden imandan çıkar.

      • Gülen 1996 seçimlerinden galip olarak çıkan Refah Partisi’nin bir daha bu şekilde güçlenmemesi gerektiğini söylemekte bir beis görmez:

        Yasemin çongar:

        – Seçimlerden RP’nin yine güçlü çıkacağı, eski siyasi şemaya dönüleceği fikrine katılıyor musunuz?

        Fethullah gülen:

        – Çok katılmıyorum, katılmak da istemiyorum. Belli yerlerde bu işi planlayanlar arasında tablo çok değişti birdenbire. Bunlara dönülmez. İkinci mesele de, hani Refah oy alabilir mi? Refahlı dostlarımız rencide olabilirler, Refah’ın oyu yine yüzde 15’tir zannediyorum. Hatta o kadar bile yoktur. ‘Mağduren, manzulen bir kenara itildiler. Bu millet mağdurun yanında yerini alarak oy bakımından daha bir zenginleşmiş olarak karşımıza çıkacaklar’ şeklinde düşünmüyorum (Yasemin Çongar, 1997)

        Gülen’den Refah Partisi’ni Kapatma Taktikleri

        Gülen, 28 Şubat darbe hükümeti kurulduktan kısa bir süre sonra verdiği mülakatta, Refah Partisi’ne kapatılma davası açılması ile ilgili bir soruya cevap verirken kapatma davasına karşı çıkmak şöyle dursun, partiyi kapattırmak için çeşitli taktikler bile önerir. Gülen, önce ABD’li yetkililerin kendisine ulaşan kanaatlerinin partiyi kapatmak yönünde olduğunu ifade eder, ardından bu taktiğin(!) kendi kanaatine göre çok isabetli olmadığını belirterek kendisince daha isabetli bir öneride bulunur. Kapatma davası açılmalı ve dava devam ederken seçime gidilmeli, der. Bu şekilde halkın Refah Partisi’ne olan güveninin sarsılacağını ve böylece kimse töhmet altında kalmadan maksadın da hâsıl olacağını dile getirir:

        Yasemin çongar:

        – RP’nin kapatılması, Türkiye’nin genel dengeleri açısından ne sonuç verir?

        Fetullah gülen:

        – Amerikalı yetkililerin, kanaatleri bana intikal ettiği kadar, Refah’ın kapatılacağı merkezinde düşünceler var. Ben eskilerin ifadesiyle ‘bila kaydu şart’ o mülahazalara katılmıyorum. Hiç kapamayabilirler. Refah Partisi’nden kurtulmak isteyenler için kapamak bir iştir. Bana göre yapacakları şey, kendileri açısından bunu yapmak isteyebilirler, daha makulü, Refah’ı kapatmamak,mahkemeyi devam ettirmek, mahkeme devam ederken seçime girmek. Seçim sathı mahalline girilirken mahkemenin devam etmesi Refah’a olan güveni sarsar. Kapatılacak olan bir parti mülahazası hâsıl eder. Oy verilmez ona. Daha demokratik yolla bu oylar Refah’a yakın partilere kayar, büyük ölçüde. Maksat hâsıl olur. Belki böyle yapmayı tercih ederler. Böyle yapma da, toplum tarafından birilerini büyük ölçüde töhmet altına itmez. Mahkeme bitmemiştir. Karar verilmemiştir. Kapatılmamıştır. “Eh, ne yapalım, millet tercihini bu istikamette yaptı” diyebilirler ( Yasemin Çongar, 1997).

        Gülen ve örgütünün darbelere karşı ilkesel bir karşıtlığı söz konusu olmadığı görülmektedir. Aksine Gülen ve örgütü, kendi dönemlerinde cereyan eden tüm darbelere karşı ılımlı, olumlu ve destekçi bir tutum içinde olmuşlardır. Bunun en çarpıcı örneklerini ise nispeten 12 Eylül 1980 darbesinde ve özelikle 28 Şubat darbesinde gözlemlemek mümkün. Gülen ve örgütü, 28 Şubat darbesine zemin hazırlandığı ve darbenin adım adım icra edildiği dönemde, gerek kendilerine ait medya organlarında takındıkları tutumla gerekse darbeye çanak tutan medya organlarına verdikleri beyanatlarla düzenli ve sistemli olarak darbecilerin hükümete yönelik baskılarını ve darbeyi haklı gördüler, meşrulaştırdılar, hayra yordular ve desteklediler. Darbeye maruz kalan siyasi ve toplumsal kesimleri ise darbeye zemin hazırlamakla suçladılar. Üstelik Gülen ve örgütünün darbeleri olumlayan, alkışlayan ve destekleyen tutumu; basit, dikkatli ve objektif bir okuma ve araştırmayla rahatlıkla anlaşılabilecek bir durumdur. Ancak ne yazık ki Gülen ve örgütü, darbeci tutumunu ve uluslararası emperyalist güçlerle geliştirdiği ilişkilerini gizlemek amacıyla inşa ettiği yapay hoşgörü kimliğiyle uzun bir süre toplum ve siyaset dünyasının birçok kesimini inandırmayı ve onların her türlü desteğini almayı başarmıştır. Oysa Gülen ve örgütünün darbeci yüzü ve kirli ilişkileri görülebilseydi veya görmezden gelinmeseydi, Türkiye’nin 15 Temmuz gibi bir faciayı öngörmesi, engellemesi ve yaşamaması mümkün olabilirdi.

  8. Sayın Koru ,
    Bakara süresi 216. ayette sizin için hayır görünen de şer , şer görünende hayır vardır siz bilemezsiniz buyurulur.
    Olan olmuştur. insan akl-ı selim olduğu için bundan ders alacaktır.
    ilim, ilim bilmektir
    ilim kendin bilmektir
    Sen kendin bilmez isen
    Bu nice okumaktır. der Yunus Emre
    İnsanlarımız kendileri ile yüzleşecekler ve bunlardan ders çıkaracaklardır. Her başörtülünün mü’ mine olmadığı , her namaz kılanın , Allah tan korkmadığının ortaya çıkması için bunların ötekileştirilmeden yaklaşmalarına imkan verilmesi gerekiyormuş.
    Allah tan ümit kesilmez . Allah sonumuzu hayr eylesin . ﴾Mearic süresi 19﴿ Gerçekten insan pek tahammülsüz bir tabiatta yaratılmıştır.
    ﴾20﴿ Başına bir fenalık geldi mi sızlanır durur.
    ﴾21﴿ Ama ona bir nimet nasip olursa kendisinden başkasını yararlandırmaz.
    Sabır efendim. Bu da geçer yahu.

  9. Burada önemli olan iki nokta var ; ilki , ‘ hesap sormada sınırın nereden çekileceğinden ‘ ziyade yargılamanın gerçekçi, adil , bağımsız ve tarafsız yapılmasıdır ! Ne yazık ki bu hiç olmamıştır , at izi it izine karışmış, kurunun yanında nice nice yaşlar da yanmış , kelimenin tam anlamıyla bir ‘adli katliam ‘ , ‘ sosyal bir travma ‘ ya sebebiyet verilmiştir ; bunun ne zaman ve nasıl düzelebileceğine dair bir ümit de yoktur !
    İkinci husus ise ; toplumun hemen hemen bütün katmanlarında bu konuda suç ve suçlular bulunurken bu darbe teşebbüsüne sebep olan , çanak tutan , yıllarca devletin bütün kapılarını bunlara açan ve peşkeş çeken , siyasi istikballerine alet eden , palazlanmasını sağlayan başta siyasi iktidar olmak üzere hiç bir siyasetçinin hiç bir şekilde suçlanmamasıdır !
    EYYY..ADALET ,SESİMİ DUYUYORSAN ORTAYA ÇIK !
    Herkese selamlar , saygılar

  10. “Ülkeyi karıştırmak isteyenlerin el atacağı yerlerin başında ordu gelir. Bu nedenle ordu içinde mutlaka bir hareketlenme yaşanır. Kimden gelirse gelsin, isterse emir-komuta zincirinde olsun bu işin içinde yer almayın. İçinde yer alanlar çok büyük bedel öder. Ayrıca darbe en büyük insan hakkı ihlâlidir, katliamdır”
    Uyarısını yaklaşık en az 10 yıldır karşılaştıgım herkese yapıyordum.

  11. İktidar darbeyi sonuna kadar kullandı, baştan sona, Allah’ın lütfu olarak da açıkça niteledi. Böyle lütuftan vazgeçmek kolay değil iktidar tarafında. İktidar çevreleri bunun borsasını bile kurdular zaman içinde. Böyle kazançlı bir kapıyı kapatmazlar. Şimdi herhalde mevcut borsa kazançları düşmüş demek ki tarihi geriye sarıyorlar. 2010’a çektiler ki daha fazla borsadan kazansınlar. Yakışır. Daha da geri çekildiğini göreceğiz zaman içinde.

    5 yıl oldu. Yapmacık meclis araştırma raporunu bile yayınlamadılar. O komisyona darbenin birinci derece muhatapları ve aynı zamanda görev sorumlusu Fidan’ı ve Akar’ı ifadeye de getiremediler. Sonuçta bu darbe iktidar açısından son derece kullanışlı ve kullanılmaya devam edilecek bir darbe olarak uzayıp gidecek. Bitmeyen darbe de diyebiliriz. Ülkeye, demokrasisine ve halkına darbe.

    Herkesin şu soruyu sorması lazım. Şayet halk 15 Temmuzda demokrasiyi kurtardıysa, demokrasi nerede?

  12. AKP kadrolarında aranan en önemli özellik “Lidere biat” anlayışıdır.

    “Bir baltaya sap olamayan” denir ya mesleğinde yükselemeyen bir takım insanlar AKP’de siyasete girer, “Aday adayı” olmak için başvururlar.

  13. Demokrasi Dürüst ve çalışkan kişilerin önünü açar Çünkü bu sistemde çalışanlar ödüllendirilir.
    Ama kendi donanımlarına güvenmeyen kopi tezlerle ve adam kayırma ile bir yere gelenleri.

    Tek adam vezirde eder bir gün gelir rezilde eder.

    Önemli olan, Geçerli olan seçmenler hür idareleri ile gelen yöneticiler.

    Hep aynı yöntem Çıkarı için birilerini kullandıktan sonra Aldatıldık diye bir anda kişiler harcanıyor. Prof. Melih Bulu’nun Artık keriyeri bitmiştir ne yapsa olumsuz izlenimi düzeltimez.

    15 Temmuz 2010’a çekilmesini destekliyorum.
    Damat Berat Albayrak Cemaatin okullarında okudu içeri alınması gerekir nedense masum insanları içeri alıyor Kendine gelince Aldatıldık edebiyatı yapıyor.

    Desene sıra çok AKP’li adamlar içeri alınacak.

    • İsmail bey “önünü açmak”tan kastınız tam olarak nedir bilemiyorum ama bu
      “Demokrasi Dürüst ve çalışkan kişilerin önünü açar Çünkü bu sistemde çalışanlar ödüllendirilir.”
      yargısına nerden ve nasıl vardınız?
      Mesela klintonun stajyeri monika lewinskinin önünü açan ne olmuştur, biraz açar mısınız?

  14. Sayın Koru 5 yıl önce yazxığı yazının son bölümü.
    Tek adam rejimi için uçan $128 miliyar ve 178 bin ton altın+mafyalar cenneti sıradan vatandaşların cehennemi oldu.
    Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste.
    ××××@@
    “Darbenin beyni’ ilân edildiği dün yabancı gazetecileri ağırladı ve yatak odasına kadar mahremini açtığı gazetecilere, yemin billâh, bu işlerin arkasında olmadığını söyledi; “Yapsa yapsa Tayyip Erdoğan’ın kendisi yapmıştır” da dedi.

    “Gülüyorsunuz, biliyorum. Yeni bir ‘komplo teorisi’ işte…

    Hiç tereddüdünüz olmasın, bu ‘darbe’ Gülen’e ve sempatizanlarına indirilmiş bir darbeye dönüşecek.

    Parmakları olsa da öyle, olmasa da…”

  15. 15 Temmuz bal gibide darbeydi. O darbe Türkiyenın beynini yok etti. Bütün değerlerimiz heba oldu. En önemlisi millet ve ülke olarak her ne kadar Birileri için Allahı bir lütfu olsada biz
    Dünyada rezil olduk ve devletide mafyalar ele geçirdi. senelerce onlarla mucadele edenler’e MÂÂLESEF beş yıldızli
    vatan haini ve terörist ilan edildiler.
    15 Temmuz belgeselinin arkasından filimi yapılacak. O zaman bakalım Allahın lütfumi yoksa gazabımı olacak.

    • Nurdan abla filim çevirmekte, tiyatro eleştirmenliğinde zaten üstünüze yok;
      benim anlamadığım “O darbe Türkiyenın beynini yok etti.” dediğiniz “beyin” ne ola ki?
      Benim bildiğim beyin pensilvanyadaki malikanesinde inzivaya çekilmiş yeni beyincikler yetiştiriyor, öyle değil mi?

  16. “Umarım, Boğaziçi Üniversitesi’nde rektör değişikliği temelde yapılan yanlışlığın görülmesiyle ilgili bir tasarruftur ve onu başka yanlış tasarruflardan dönüşler de izler. ”

    Oy kaybına karşı alınmış bir önlem sadece

    • Vatandaş “Oy kaybına karşı alınmış bir önlem sadece” demişsiniz de;
      boğaziçindeki sandıklardan iktidara kaç oy çıkmış ki kaybetsin???
      Tam aksine eldeki oyları daha çok bu türden ödleklikler kaybettirmez mi?

    • Helal sana h.gayret
      Yapılan yanlışa sen de misliyle mukabele et.
      Korkut, sindir, ülkeden kaçır, ayar ver. Bilimsel bir çalışma yapmanın önünü açma, boğaziçinden daha nitelikli üniversite inşa etme, olanı yozlaştır, değersizleştir.
      O zaman haramiden bedeviden ne farkın var. Sadece dumen sende olsun. Senin beynin kadar düşünelim. O zaman hiç sıkıntı olmaz

      • Mustafa bey, yapılan ya da yapılmayan atama idarenin tasarrufudur, merkezbankası da aynı; birini alır öbürünü atar, kime ne?
        Sonuçta, al birini vur ötekine…

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız