15 Temmuz hainliğini önceden bilen “Yine kaşınanlar var” diye yazdı.. Geçmiş gafletimi hatırlayıp uyarısına kulak verdim…

20

Önce şu satırları birlikte okuyalım:

“Son birkaç haftadır kimi emekli askerlerin, FETÖ mağduru Kemalist subayların sosyal medya hesaplarında darbe imaları görmeye başladım. Onlara Atatürkçülükle renklendirilmiş FETÖ’cü hesapların ve yurt dışındaki FETÖ’cülerin alenen ya da örtülü olarak eşlik ettiklerini de antrparantez belirteyim.

“Üç beş kişiyle konuştum ‘Nedir bu’ diye, çok tatmin edici cevaplar alamadım doğrusu. Bazıları da önemsiz buldular.

“Özellikle FETÖ mağduru emekli subaylardan bu imaların gelmesi ilginç.

“Bilmiyorum, TSK içindeki Atatürkçü subaylar üzerinde belli bir etkisi olan Vatan Partisi Genel Başkanı Doğru Perinçek bu kaşıntıdan haberdar mı?

Doğu Perinçek son derece zeki bir siyasetçi. Bir ‘Atatürkçü darbe’ durumunda, Atatürkçü olarak renklendirilmiş FETÖ’cülerin hareketi ele geçireceklerini ve ülkeyi Küresel Çete’ye peşkeş çekeceklerini çok iyi bilir. (…)

“Dolayısıyla ben Türkiye’de darbe mekaniğini harekete geçirmenin kimseye faydası olamayacağını bir kere daha söylemek istiyorum.” (Siyahlar yazarın kendisine ait).

Ne anladınız siz bu satırlardan?

Reklam

Evet ben de aynısını anladım. Yazar kulağını ve gözünü açmış duyup okuduklarından birilerinin ‘darbe’ imalarında bulunduğunu tespit etmiş. ‘Atatürkçü’ olduğunu söylediği birilerinin… Sanki böyle bir niyet içeriside bulunduğunu düşündüğü kişileri uyarma mahiyetinde kaleme almış yazısını

Kulak vermemek olmaz

Şahsen sosyal medya ile barışık olmadığım için böyle bir imadan haberdar değilim. Bir yıl kadar önce (Aralık 2018’de), bu satırların çıktığı gazetede, hem de birkaç gün üst üste ve birden fazla köşede, yine “Darbe hazırlıkları var” anlamına gelebilecek yazılar okumuştum ve o günden bu güne aradan geçen süre uyarıların ‘yanlış alarm’ olduğunu gösterdi.

Bunu da es geçebilirdim.

Geçmediysem, yazarın geçmişteki benzer yazılarını hafife aldığım için sonradan büyük pişmanlık duymam sebebiyledir.

Yazar ülkemizin başına büyük badireler açan ve etkisini hemen her alanda hala hissettiren o uğursuz 15 Temmuz darbe girişimini aylar önce okurlarıyla paylaşmıştı da, ilk okuduğumda değer vermemiş, kulak ardı etme gafletine düşmüştüm.

Uğursuz darbe girişimi sonrasında yazarın öngörüsünü tebrikle hatamı telafi etmeye çalışsam da konu içimde bir ukde olarak kalmıştı.

Aynı gafleti bir kez daha yaşamak istemem.

Reklam

Hatırlatmak için yine birlikte şu satırları da okuyalım:

“Önce 2 Nisan 2016 tarihinde, “‘Cemaat’in ‘hususileri’ darbe için Ankara’da toplandı’ başlıklı bir yazı ile okur karşına çıkmış, orada o sıralarda kendisinden ‘Cemaat’ diye söz edilen yapının ‘derin adamları’ dediği tiplerinin bir ‘darbe’ hazırlığı için hareketlendiğini yazmış…

“Ardından (21 Nisan 2016’da) ‘Cemaatçi askerlere son uyarı: Tavuk ‘tar’da sayılır!’ başlıklı bir yazıyla uyarısını alarma çevirmiş ve Cemaatçilerin açık açık ‘darbe’ girişimini kendi aralarında konuştuğu haberini, geçmişte yaşanmış askeri müdahalelerden örnekler de vererek aktarmış…

“Tavukta tarda sayılır’ bir Anadolu deyimiymiş…

“Şu satırlar o yazıdan:

Sanıyor musunuz ki devlet uyuyor. Hepsini takip ediyor. Emir yukarıdan geldiğinde harekete geçenler aynı zamanda kendilerini de ifşa etmiş olurlar. Devlet de onların zaten hizalanmasını beklemektedirve büyük temizliğe başlar. Anadolu’da bir laf vardır, Tavuk TAR’da sayılır. Siz dolaşır, çalışırsınız. Sanırsınız ki devletin hiçbir şeyden haberi yok. Emir komuta ile Tar’ın, yani odunun üzerine sıralanıp hizalandığınızda öyle kolay sayılır ve avlanırsınız ki neye uğradığınızı şaşırırsınız. Devlet bazı hareketlerinizi göremeyebilir ama ortaya çıktığınız an hepinizi avlar.” (Siyahlar yazarın kendisine ait).

Darbe girişiminin tarihi 15 Temmuz 2016. Yazar, o tarihten tam üç ay önce, ilki 2 Nisan 2016 ikincisi 21 Nisan 2016 tarihlerinde, sonradan FETÖ adını alacak grubun -o iki yazısında kendilerinden ‘Cemaatçi’ diye söz ediyor- bu işe kalkışacağını bildirmiş, dahası devletin de bu hazırlıktan haberdar olduğunu da duyurmuş.

Büyük olay.

Uyarı uyarıdır

Şimdi de bu defa ‘Atatürkçü subaylar’ diye andığı birilerinin aynı türden bir maceraya kalkışacaklarını söylüyor.

Yalnızca söylemekle de kalmıyor, “TSK içindeki Atatürkçü subaylar üzerinde belli bir etkisi” olduğunu düşündüğü Doğu Perinçek’i de, geçmişteki darbeleri ve sonuçlarını hatırlatarak uyarıyor…

Bu yazısından kendisinin farkına vardığı gelişmeden devletin haberdar olup olmadığını öğrenemiyoruz; yazının öyle bir bölümü yok. Daha önce haberdar olmamışsa bile devlet, bu yazıdan sonra herhalde alarma geçmiştir.

Geçmelidir de.

Kendi hesabıma, “Artık ülkemizde darbe-marbe olmaz” demeye başladığım bir sırada 15 Temmuz hainliğiyle karşılaştığımız için dilim hala yanıyor ve bu sebeple de 15 Temmuz ve sonrasında yaşadıklarımızdan hareketle öyle bir macerayı göze alabilecek birilerinin çıkacağını sanmasam bile, bu tür uyarıcı yazılara önem veriyorum.

İkinci bir gafleti taşıyamam da ondan…

ΩΩΩΩ

20 YORUMLAR

  1. Ha birde şu Fetö cüler in darve öncesinde bilindiği devletin buna bilerek göz yumduğu ve kumpasa getirildikleri hikayesi var.
    1-Darbe hazırlığı yapabildiklerinde göre demekki bunlar örgütlü ve cemaat falan da değil.ve liderleri de ABD kucağında olduğuna göre aslında darbenin nereden geldiği de belli.
    2-Devlet zaten 15 temmuz da darbe olmasa bunların bilinen kısımlarını ve şüphelenilen kişileri emekliye ayıracaktı ki ağustas gelmeden temmuz da size biçecekler korkutması ile darbe yaptılar ve aslında işi gücü yalanla saklanmak üzerine Kurulu olan bu yapının aslında bilinen de çok daha fazla olduğu ortaya çıktı ki 500 civarındaki paşanın neredeyse yarısı bu işin içinde oldukları ortaya çıktı.
    3-Bu iş kurgu olsa paşaların yarısı ile değil 2-3 kişi ile kurmaca bir darbe yapılır.
    4-O gün devlet niye temizlemedi diyenler bugün dahi temizlemeye kaktığınızda Atatürkçü,sosyal democrat ve her türlü kılığa girip,her türlü çelişkiyi kullanıp bunlar diktatör biz masumuz numarası yapıyorlar.Darbe oncesi açıkça bu yapıya ait birçok kişi ön kapıdan görevden alındı arka kapıdan kendilerine bağlı yargı ile tekrar göreve geldi.

    O yüzden kıvranmayın boşuna ABD de outran papazın darbesi iş üstünde yakalandı.

  2. Bir papazı ABD 20 yıldır neden ABD de tutar ve bu papaz okulları ve diğer oluşumları ile tüm Türkiye ve birçok ülkeyi yönetirken öylece orada onu şeyreder mi
    Bunun cevabını verebilen varsa fetö suçu yoktur

  3. Fehmi bey…. 15 temmuz darbesi ve cemaat ile ilgili çok az yazınız var….Türkiye böyle bir olayı daha etkisinden kurtulmadı…Ama siz bu olayı hep görmemezlikten geldiniz…Bu olaylar tam da sizin ilgi alanınız…Benim sorum size…. sonraları bu olayı yeterince ele almadığınız için pişmanlıklar yaşarmısımız…….

  4. Zor olması gereken bir şey kolay olmuşsa şüphelenmek gerekir. Nihayet Hükümet’ten yetkili bir ağız bu şüphelerimizi giderdi. Numan Kurtulmuş “15 Temmuz operasyonu olmasaydı Gülen’in Paralel Devlet Yapılanmasını (PDY) çökertmenin normal yollardan çok zaman alacağını 2030-2040’lara kadar uzayabileceğini” söylemiş. Eh bu arada devletin ali menfaatleri için kayıplar olması da (15 Temmuz şehitleri) normal sayılacaktır.

    Ben de şöyle düşünüyorum. Devlet bu sorunu akıllıca bir yöntemle çözebilmişse tebrik etmek gerekir. Bir şartla ki, söz konusu sorunu çözenlerin soruna neden olanlardan daha güvenilir, akılcı ve erdemli olmaları şartıyla. Fakat maalesef bu şarta haiz olunduğunu göremiyorum. Sorunu çözenler soruna neden olanlardan daha berbat çıktılar. Oysa tam doğru olamasa da yanlış da denemeyecek bir yönetim oluşması gerekirdi.

    ABD’de birçok ülke için olduğu gibi Türkiye masası da var. 15 Temmuz operasyonu öncesini herhalde “bizdeki önceden bilenlerden” çok daha iyi biliyorlardı. Fakat Batı yanlısı Gülen Cemaati ve Atlantikçi Kemalistleri uyarmaya gerek duymadılar. Bu operasyon ile Türk Devletinden Batı yanlısı güçler tasfiye edildiğine göre demek ki onlar da bu sonucun gerçekleşmesini istiyorlardı. İşte 15 Temmuz meselesine milli ve yerli bakış açımız bu olmalıdır. Acaba “Küresel üst akıl” veya onun bir kanadı, Türkiye’nin Batı’dan ve NATO’dan kopmasını mı istiyordu ve bunun üzerine bir planları mı vardı?

    Yandaşlarının sandığı gibi emperyal güçler Erdoğan’ın iktidarına son vermek istemiyor, tam aksine devamını sağlıyor. Zira onun yönetimindeki Türkiye’yi istedikleri gibi yönlendirebiliyorlar. Görünürdeki çatışmalar bu gizli işbirliğini saklamak için oluşturulan senaryolardır. Erdoğan’ı iktidardan indirmek için Türkiye’nin muhtaç olduğu yabancı sermayeyi %30 kesmek bile doları 8-9 TL yapmaya ve Erdoğan’ı erken seçimle göndermeye yeter, ama yapmıyorlar. Fakat kullanılan her araç zamanla eskir ve değiştirilmesi gerekir. Değiştirme zamanı için Suriye’de istedikleri sonucu almayı bekliyorlar. Diğer yandan Avrasyacı sözde derin devlet de çözülme sürecinde, zira Enver Paşa gibi boş hayaller kurduklarını çoğu fark etti ve Ulusalcı kanat giderek güç kazanıyor.

    Çözümün ışığı oruç başlangıcındaki ışık ipliği gibi gözükmeye başladı ve o ışık hızlı yükselir malum.

  5. “Sanıyor musunuz ki devlet uyuyor. Hepsini takip ediyor. Emir yukarıdan geldiğinde harekete geçenler aynı zamanda kendilerini de ifşa etmiş olurlar. Devlet de onların zaten hizalanmasını beklemektedir ve büyük temizliğe başlar. Emir komuta ile Tar’ın, yani odunun üzerine sıralanıp hizalandığınızda öyle kolay sayılır ve avlanırsınız ki neye uğradığınızı şaşırırsınız.”
    Yukarıdaki satırlar 21 Nisanda yazılmış darbeciler açık bir şekilde uyarılmış hatta ava giderken avlanacakları bile söylenmiş. Buna rağmen adamlar darbe hevesinden vazgeçmemişler ve keklik gibi avlanmışlar. Bugün itibariyle bu yazının 2 açıklaması olabilir:
    1) Darbeciler o kadar aptallar ki açık seçik ikaza ve takip edildiklerini bilmelerine rağmen ve hayatı pahasına emellerinden vazgeçmemiş ve darbeye yeltenmiş ve herşeylerini kayb etmişler.
    2) Yazara birileri yaz aylarında bir takım olaylar konusunda bilgi vermiş ve yazar bunları kamuoyuyla paylaşmış.Darbeci güruh devlet tarafından adım adım takip edilmesine rağmen önlem alınmamış ve 250 şehit verilmiş.
    15 Temmuz da yapılan hain girişim tam olarak adınlatılmazsa ülke olarak hiç bir zaman güvende olamayız…

  6. Sayın yazar gazete yorumlarının birinde yorumcu, darbeyi ulusalcılar planladı, fetöcüleri de adil öksüz vasıtasıyla bu darbeye yamadılar diyor. Amaç herhalde kendilerini içeri tıkan fetöcülerden intikam almaktı. Yoksa adil öksüz yakalanıp bırakılmazdı. İşin içinde bit yeniği var.

  7. bir darbe girişimini önlemek başka şeydir,
    darbe yapmaya teşebbüs etmek bambaşka!
    önceki gün bahsettiğiniz bir parti başkanının bu iktidardan sonra.. bizim iktidarımızda.. gibi cümlelerini kendi söylediğine kendi de inanmıyor şekilnde kendime algılatmıştım!..
    bu ülke kültürüne birçok yeni şeyler monte edildi:
    birşeyler oluyor, kesin birşeyler.. falan gibi..
    mahkemelerin iptal ettiği bir prjeyi aynı şeyi arkadan dolanıp tekrar sunmak gibi,
    adam yirmi yaşında bir plan yapmış, ben şu tarihte nasıl olsa emekli olacağım ve emekli maaşım olacak geçinirim demiş;
    bu nedenle ne bir hayat sigortası yatırmış, ne de bir tasarrufta bulunmuş.
    40-50 yaşına gelince birden! aç açıkta, işsiz, sigortasız, sağlık güvencesiz dımdızlak ortada kalmış! işin tuhafı ülkeyi de batırmaya teşebbüsten tu kaka ilan edilecek nerdeyse..
    bu benzeri bir sürü absürt işlerimiz var zaten.
    darbe yapmaya gerek yok, bu absürt işler bir ülkeyi batırmaktan da beter eder zaten.
    dış güçlerin 12 eylül için kardeşi kardeşe kırdırabilecek, komşusun evini işarettirecek kadar sırplaştırabildikleri ortam,
    inanç üzerinden simsarlık diploması ile yetiştirdikleri sünepeler,
    etnik kin, nefret, kendi zoroslarını yaratacaklarına inandırılmış zavallılar,
    şanslarını denediler!
    bu ülke de, kendi hafızasında kozmik odasını çoktan doldurdu, ihtisasını tamamladı!..
    bir insan bir olur, iki olur aldanır. hep aldanıyorsan sende başka bir numara var demektir.
    demem o ki;
    insanımıza yazık etmeyin, her ne etnik kökenden olursa olsun, inancı ne olursa olsun bütün bunlar birer oyun!
    ben türkmen, sen çerkez, o biri arap..
    bu mevcut kanunlarla hapislerde çürüdüğünüz yetmezmiş gibi yedi ceddinizde zarar görür, o masum çocuklara, kadınlara acıyın. üçbeş kanı bozuğun, seksen milyon insanın huzurunu bozmasına müsade etmeyin artık.
    12 eylül başkaydı,15 tmmz başka..
    tek ortak noktası maşayı tutan parmaklar aynı elein parmaklarıydı.
    yabancı dil öğrenmesin, fazla uyanmasın diyen de yok artık, inancını ben nasıl ister, ne öğretirsem o kadar yaşasın diyen de..
    artık herkes internetten herşeyi okuyor, görüyor, biliyor. yeni nesil, eskinin dayattığı birçok şeyi dinlemiyor bile!…
    kimse birileri istiyor diye illegal birşey yapmaz; para değil, altın dağıtsanız bile..
    bazan birisini en iyi okullarda okutursun ama adam olmaz,
    bazanda bir müsibet verir allah, ömrünün sonuna kadar unutamaz.
    bu insanlar burada yazamayacağım bir çok müsibeti bir ömürde yaşadı gitti, dersini çok iyi belledi.
    bu günden sonra bu halkın karşısına çıkacak: adam gibi adam olacak!
    dış güçlerin köpeği olmayacak, onlardan medet ummayacak, aş, iş,
    emek, huzur, refah, yenilik, rahatlık, teknoloji, bilim, sağlık üretecek.
    bunları sunacak, bunları vadedecek!..
    kayanın arkasından dolanıp avın pusuya düşmesini, tökezleyip yere yıkılmasını beklemeyecek!..
    eline kalemini alacak, kazmasını kureğini, oltasını ağını, topunu tüfengini alıp,
    hibrit tomofiline atladığı gibi!….

  8. Çerkeslerin Adem babadan kaynaklı Hutu kabilesiylede,Çinlilerlede akrabalıkları var.komik olmayalım olayın Çerkezlikle ilgisi yoktur,Fuat Uğur gibi Marksist hareketlerde yetişip Sovyetler’in yıkılmasından sonra içsel değişimini tamamlayamayıp halen o çizginin toplumu dizayn etme yöntemlerini zihinsel altyapısında barındıranların bildikleri eski yöntemlerle algı yönlendirme etkinlikleri vardır.
    darbeye kimin ihtiyacı vardır;sıkışıp ta sıkışıklıktan çıkmak için yöntem arayanın tabiki.ben en fazla laiklere,Kemalistlere,solculuğu bırakmış insan hakları savunucuları gibilerine hayret ediyorum.problemlerin yumuşak karnını görmekten ısrarla kaçıyorlar,iktidarın fetö söylemlerini onlardan fazla kabullenip,üstünde tepiniyorlar.aynı hataları sürekli tekrar ederek farklı sonuç almak istiyorlar.
    Darbeden önce 10 Temmuz 2016 da Erol Olçok’un attığı twitlerde “TSK içinde ayyaş,başörtüsü düşmanı,namaz düşmanı ne kadar deyyus varsa temizlenecek. Özellikle milli duruş ve din düşmanı Kemalist hainler paralel köpeklerle birlikte TSK dan tamamen temizlenecek.Kurban temizliği zamanı.” ifadeleri gibi bir ton şüphe varken,her muhalifin fetöcü kabul edildiği yerde,Kemalist geçinenlerin CHP’lilerin falan halen ekranlarında,medyalarında herkesten fazla Fetö tepinmesi yapmalarındaki akılsızlığın bir açıklamasını ben şahsen göremiyorum.şu anki ülke sıkıntısının düğüm noktası 15 temmuzdur,muhalefet sıkıntıdan çıkmak istiyorsa 15 temmuz resmi söyleminin şakşakçılığından vazgeçmelidir.
    https://www.artigercek.com/yazarlar/ahmetnesin/15-temmuz-u-bilmeyen-parmak-kaldirsin-sen-otur

    • Yukarıdaki yazı aceleye geldiğinden imla hataları olmuş,bu manada okuyandan özür dilerim.

      Yukarıda bir yorumcunun belirttiği gibi 15 Temmuz’un üzerindeki tüm şüpheler kaldırılmadan bu topluma güven de,huzur da gelmez.Herkese eteğindeki her türlü taşı dökme imkanını vermek gerekiyor.Hukukun her türlü şüphenin üzerine giderek aydınlatması,sonra da kim neyi hak ediyorsa karşılığını vermesi lazım.Baskıyla,baştan kesin hükümlerle,susturma yöntemleri uygulamakla toplum nefes alamaz,adalet te sağlanmaz.
      “Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi âdil davranmamaya itmesin. Adaletli olun; bu, Allah korkusuna daha çok yakışan (bir davranış) tır. Allah´a isyandan sakının. Allah yaptıklarınızı hakkıyle bilmektedir.”Maide 8

      CHP nin şimdilerde biri İyi Partide etkili konumda olan milletvekillerinin 15 Temmuz Meclis araştırma raporuna yazdığı uzunca bir muhalefet şerhi vardı.Her iki Parti de bu şerhi unutmuş gibi davranıyorlar;muhalefetin de söylemlerinde kendileriyle çelişmemeleri gerekiyor.

  9. Ergenekon ve balyoz gibi davalardan aylar önce bazı medyada, bunların olacağına dair haberler çıkmıştı. Soğuk savaştan sonra İtalya gibi bazı ülkelerde bu tarz oluşumların bitirildiği, şimdi de sıranın Türkiye’ye geldiğini çıtlatan haberleri görmüştük. Bazıları, şimdi Ahmet Altan gibileri suçluyor… Sonrası malum. Generaller tutuklandı vs. Fakat, hemen ertesinde, Gülen cemaatinin , önce iktidar için Erdoğan’la kapışacağı ve başaramayınca da zorlayacağı belliydi. Ancak, andır (Under ) parantez , Gülen ve cemaatinden herkes haberdardı , şimdi herkes kendi menfaatine yorumlayıp, faydalanıyor. Bir insan kırk yıl boyunca saman altından su yürütemez… Gülen Cemaati ortak bir projedir ve sanıldığı gibi hain değildir. Amacı da Türkiye’ de Kürtleri Türkleştirip, dünyayı ABD ile birlikte yönetmekti. ABD, Suriye’de Kürdistan kurmaya destek olmasaydı Hocalık ve ortaklık devam edecekti. Olmadı… Neyse. Bu belayı defetmek için Reisin, gerekirse askerleri de yanına alarak Gülen’i bertaraf edeceği de belliydi. . Ama, doğrusu ben de bu durumdan biraz hırpalanmış askerlerin, sineye çekmeyeceklerini düşündüm. Tabi, istek başka, yapmak başka… Düne kadar kazın ayaklarını tam göremiyordum. Bugün artık hiçbir şeye hayret etmiyorum. Bu dünyada olmayacak şeyler yok gibi. Düşünün, Putin bile Trump kazansın diye suçlanıyorlar. Veya , Apo ve kardeşinin son seçimde Erdoğan’a destek vereceğini kim tahmin edebilirdi… Çok karışık, Vesselam.

  10. Fehmi Bey’in asıl söylemek istediği şu:”Devlet,15 Temmuz darbesini biliyordu,
    tavukları tarda saymak için buna göz yumdu.” Bir yazara göndermede bulunmakla kendi söylemek istediğini
    ona söyletmiş oluyor,o kadar.

    Ben bu iddiaya hiç inanmıyorum.

    Evet,MİT müsteşarının ifadeye çağrılması,Mit tırlarının durdurulması,17-25 Aralık Yargı Kumpası gibi olaylar hükümetin gözünü açmış,dikkatler
    Devlet kurumları içindeki,özellikle yargıdaki, emniyetteki Fetöcülere çevrilmişti.Belki bu kurumlardaki fetöcülerin kabaca bir listesi de çıkarılmıştı.

    Velakin Fetönün askeri bir darbeye kalkışacak kadar gözünü kararttığını
    beklemiyordu hiç bir hükümet
    yetkilisi.Ne Cumhurbaşkanı,ne Başbakan,
    ne herhangi bir bakan,ne Bülent Arınç,ne şu,ne bu.Fetö çok sinsi çalıştığı için TSK
    içinde bu denli örgütlendikleri,adeta Askeriyeyi ele geçirdikleri de tahmin edilmiyordu.Bilinmediği şuradan da belli ki,15 Temmuz sonrası Yargıdan bir anda binlerce hakim ve savcı,Emniyetten binlerce polis atılırken askeriyede o kadar hızlı bir ayıklama yapılamadı.Askeriyedeki ayıklama daha yavaş bir seyir takip etti.Yeni yeni atılmalar bile oluyor.

    15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı’nın
    görüntüsü de hiç beklemediği bir olayla
    karşılaştığını çok net bir şekilde gösteriyordu,çok tedirgindi.Ancak darbecilere ölümüne karşı koyma kararlılığında olduğu da görülüyordu.
    Darbecilere karşı koymada karşılaşılan
    güçlükler ve halkın sokağa çıkmaya çağrılması da böyle bir olayın beklenmediğini ve bilinmediğini tüm çıplaklığı ile gözler önüne seriyordu.

    Bilinse böyle mi olurdu?Bilinse darbeciler
    anında bastırılır ve enselenirlerdi. Cumhurbaşkanı ve Başbakan bu denli riskli bir duruma düşmez,yaşanan
    olayları,darbecilerin armut gibi toplanmasını çaylarını içerek televizyondan seyrediyor olurlardı.

    15 Temmuz yetkililer tarafından biliniyordu iddiası bir komplo teorisidir.
    Dahası bu iddia kimden gelirse gelsin
    iyi niyetli de değildir.

    • Numan Kurtulmuş’un 15 Temmuz hakkındaki yeni demecini okumanızı tavsiye ederim. Ayrıca İlker Başbuğ Paşa’nın da darbe girişiminden 1-2 hafta kadar sonra 15 Temmuz için “Baştan başarısız olacak şekilde planlanmış bir darbe girişimi” dediğini de hatırlatırım. Bence konu çok açık fakat esas mesele bu değil. Tamam Gülen Cemaati yanlışlar yapmıştı da onları temizleyenler doğruları mı yapıyor? Onlar da fena halde yanlışlar yapıyorlar. 15 Temmuz meselesini tartışırken kendimizi yakın hissettiğimiz siyasete göre değil milli menfaatlere göre tavır koymalıyız dersem buna katılmaz mısınız?

      • 15 Temmuz’a şüpheci yaklaşım Fetö yaklaşımıdır bence.Çünkü her şey ayan beyan ortada.

        Bu hain Fetö iyi ki 15 Temmuz’u yapmış diye ben de söylerim.Çünkü böyle bir şeyi yapmasalar bir kaç yıl sonra ülkemizi bütünüyle teslim alacaklarmış hainler.Allah onları şaşırttı ki böyle bir eyleme kalkıştılar da kendi sonlarını getirdiler.İlker Başbuğ’un görüşüne de katılmıyorum.Darbenin bastırılması pek de kolay olmadı.Genelkurmay başkanını bile rehin aldılar. Uçakların,helikopterlerin ve gemilerin çoğuna el koydular. Başımızda Erdoğan gibi dirayetli bir lider olmasaydı hainler
        emellerine ulaşabilirlerdi.

        • Darbenin bastırılması oldukça kolay oldu. Mesele bu değil, PDY’nın çökertilmesi iyi olmuştur. Fakat yeni gelen güçler öyle yanlışlar yapmıştır ve yapmaktadır ki tasfiye edilenleri aratmaktadır, sorun burada. Nihai çözüm, Ulusalcı güçlerin her türlü Siyasal İslamcıları ve Avrasyacıları devletten temizlemesidir. Türk Devleti, kurucu baba Mustafa Kemal Atatürk’ün fabrika ayarlarına dönmeden BEKA sorunu yaşanmaya devam edecektir. Suriye Kürdistanı çok önemli bir sorundur ama BEKA değildir. BEKA sorunu, ideolojik içerikli Siyasal islam ve Avrasyacı iktidarın emperyal güçler tarafından ne maksatla desteklendiğini tam olarak bilmeyişimizdir.

  11. Türkiye’de Atatürkçü Astsubayların sayısı azımsanmayacak kadar mevcuttur. Türkiye’de aktif cemaat sayıları ve tabanları da oldukça fazladır. İktidarda hangi parti olursa olsun, darbe tehlikesi hep olacaktır.
    Türkiye ekonomik krizin eşiğine gelmiştir. EYT mevzusu iktidarı bir hayli zora sokacaktır. Bizleri yine erken seçimler beklemektedir.
    Barış Pınarı Harekatı, daha çok Rusya ve ABD’ye yarar sağlamaktadır. Her iki Devlet de Türkiye’yi oyalıyor. ABD, Suriye petrolünden; Rusya ise, Akdeniz sahillerinden vazgeçmedikçe; Türkiye hep yeni oyunlara gebe bir ülke konumundan kurtulması imkansızdır.

  12. Küresel kraliyetçiler ve onların kuyrukları zaten şaibeli 11 Eylül’e benzer bu olayla Müslümanlara büyük bir darbe indirdiler. Olan hiç bir şeyden habersiz gariban Anadolu insanına oldu.

    Anadolu insanı düşer ama kalkmasını da bilir.

    Askeriyede böyle bir olay oluyorsa bundan üst rütbelilerin hepsi sorumludur. Bir tane savaş pilotunun maliyetinin 10 milyon dolar olduğu ifade ediliyor.

    Zamanında Atatürkçü bir subay, gizli cemiyet üyesi olmayanların kurmay olamadığını bahsetmişti.

    Tesev yurtdışında Dış İlişkiler Komitesi (CFR), Bilderberg ve Trilateral Komisyon ile ilişki içindedir. Dış İlişkiler Komite Üyeleri 2003 Temmuz ayında Tesev’e gelip, MGK’nin TSK etkisinden arındırılması ve MGK ile TSK’nin zayıflatılması için Tesev’de toplantı yapmışlardı.

    Resmin tamamına bakacak olursak, Türkiye’nin Avrasya’da bağımsız bir siyaset izlemesi istenilmez.

    Mackinder, meşhur kara egemenliği kuramında Doğu Avrupanın (Polonya, Çekoslovakya, Avusturya, Macaristan) ve Rusya’nın merkezinde bulunduğu Avrasya’nın her ne pahasına olursa olsun, hakimiyet altına alınması gerektiğinden bahsediyor.

    Azerbaycan’da yayın yapan Trend isimli bir dergide Profesör Şelin Şenocak’ın açıklamaları dikkat çekici.

    “Yönetim ekseninin Asya’ya doğru kaydığı Yeni Dünya Düzeninde Türk Konseyi önemli bir rol oynacak”

    Hatta bir başka makalede şöyle diyor:

    “Türk Konseyi önümüzdeki dönem daha da güçlendirilerek Dünya’da önemli bir güç merkezi haline gelecektir”

    Bu cümleden ne anladınız bilmiyorum ama benim anladığım küresel kraliyetçiler, Türkiye’yi kullanarak Orta Asya’ya nüfuz etmeye çalışacaklar. Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinde, Özal’lı yıllardan hatırladığımız bayrağı açabilirler : ‘Serbest pazarlar’ ‘Demokrasi’ ‘Özgürlük’

    Aslında bu Avrasya’nın uçsuz bucaksız kaynakların Wall Street, Avrupalı küresel bankalar ve çok uluslu şirketler tarafından yağmalanması anlamına geliyor.

    Türkiye’de, İran’da başlayan olaylar gibi bir renkli devrim, düzen değişikliği yapmak isteyebilirler. Gezi olaylarında, küresel alevereciler tarafından akçelendiği sonradan ortaya çıkan STK’lar yüzünden acı bir tecrübe yaşadık.

    Türkiye, İran ve Rusya’nın yaptığı gibi ulusal ağını, istediği zaman örüt ağdan (“internet”) ayırma olanağına sahip olmalıdır. Acil durumlarda, özellikle renkli devrimlerde görev alan ekiplerin telefon ve iletişim ağları etkisiz hale getirilebilmelidir.

    Diğer taraftan, bunları yapabilecek insanların milli bir duruşu olması lazım.

    Sarkozy ve Merkel gibi yöneticilerin küresel elitlere gönülden bağlı olduğunu biliyoruz.

    Kendi ülkemizde ise ilkokullara kadar gizli cemiyetlerin kuyruklarını, yabancı dille eğitimi sokanların, milletin hayrına bir iş yapacaklarını tahmin etmiyoruz.

  13. FETÖ’nün bürokrasiye yerleştirdiği 200 bine yakın adamı tasfiye edildi. ABD’de, Türkiye’ye ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yönelik kızgınlığın, öfkenin altındaki temel sebep bu. Çünkü bunlar tek merkezden; Pensilvanya’dan emir alan ajanlardı aynı zamanda. İstedikleri anda kaos çıkarabilecek, işleri durdurabilecek güce ulaşmışlardı. 15 Temmuz bozgunu yıkım oldu onlara.
    Derin ABD’nin hedefinde, mevcut iktidarı devirme fikri bir strateji olarak hiç değişmediği için majör güç olarak FETÖ seçeneğinin büyük oranda ortadan kalkması onlar açısından ciddi bir handikaba dönüşmüş durumda. Elde kalan tek malzeme TSK içinde ve renklenerek iyice yeraltına sinmiş olan FETÖ’cüler. Onlar da ankesörlü telefon soruşturmasında ortaya çıkan binlercesi gibi her an deşifre edilip tutuklanma korkusuyla yaşamaktalar.
    Türkiye’ye yönelik olarak masaya yatırılan birkaç alternatif var ama tadı damaklarında kaldığı için Gezi benzeri seçeneği de hep yedekte bulunduruyorlar. Bir bakın dünyaya. Bolivya’dan Irak’a, Fransa’dan İran’a, Venezuela’dan İspanya’ya kadar her yer kolayca karıştırılıyor.
    Sebep ararsan çok. Tonla var. Ama o ülkelerden farkımız şu. Tüm numaralarını biliyoruz. Hani o malum deyimle, bir tek kulağımızın arkası kaldı.
    Lâkin Küresel Çete vazgeçmiyor. Ellerinde muhalefet olarak adlandırılan ama aslında aparat olarak kullanılan CHP, HDP, İP ve SP gibi partiler mevcut. Bu partilerin genel başkanlarından yöneticilerine kadar mebzul miktarda kullanışlı elemanın açıklamalarında ve konuşmalarında bu hakikati görebilmek mümkün.
    Formüllerden en çok kullanılanı belli:
    -Israrla, bıkmadan ve usanmadan ekonominin kötüye gitmesi için elinden geleni yap. (Son bir örnek. Kemal Kılıçdaroğlu’nun önceki gün yabancı sermayeye Türkiye’de can ve mal güvenliği yok, gelmeyin mesajı vermesi)
    -Kaos çıkarmak için provokasyon organize et. Ardından halk sokağa çıksın.
    -Ve finalde silahlı kuvvetler müdahale etsin.
    Tabii başka seçenekler de var. Türkiye’yi bir başka ülkeyle savaşa sokmak, kontrollerindeki terör örgütlerine ülkemizde eylemler yaptırıp yüzlerce insanı öldürtmek gibi kaosa zemin hazırlayacak taktikler…
    Tüm bunları neden yazdığımı ve başlıktaki deyimin nedenini anlatayım.
    Son birkaç haftadır kimi emekli askerlerin, FETÖ mağduru Kemalist subayların sosyal medya hesaplarında darbe imaları görmeye başladım. Onlara Atatürkçülükle renklendirilmiş FETÖ’cü hesapların ve yurt dışındaki FETÖ’cülerin alenen ya da örtülü olarak eşlik ettiklerini de antrparantez belirteyim.
    Üç beş kişiyle konuştum “Nedir bu” diye, çok tatmin edici cevaplar alamadım doğrusu. Bazıları da önemsiz buldular.
    Özellikle FETÖ mağduru emekli subaylardan bu imaların gelmesi ilginç.
    Bilmiyorum, TSK içindeki Atatürkçü subaylar üzerinde belli bir etkisi olan Vatan Partisi Genel Başkanı Doğru Perinçek bu kaşıntıdan haberdar mı?
    Doğu Perinçek son derece zeki bir siyasetçi. Bir “Atatürkçü darbe” durumunda, Atatürkçü olarak renklendirilmiş FETÖ’cülerin hareketi ele geçireceklerini ve ülkeyi Küresel Çete’ye peşkeş çekeceklerini çok iyi bilir.
    12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 ve 28 Şubat darbelerini Türkiye’deki ulusalcı ve Atatürkçü kesimler unutmadı. Bir hayalle “Bizim çocuklar el koydu” diye sevindiler ama o çocukların “Our boys” olduğu kısa sürede anlaşıldı.
    Cumhuriyet gazetesi ve toprağı bol olsun İlhan Selçuk hem 12 Mart hem de 12 Eylül’de aynı zanla ilk günler darbeyi desteklemişlerdi. Sonra Ziverbey Köşkü’nde soluğu alınca kasabın bıçağını yaladıklarını anlamışlardı geç de olsa.
    Dolayısıyla ben Türkiye’de darbe mekaniğini harekete geçirmenin kimseye faydası olamayacağını bir kere daha söylemek istiyorum. Özellikle de güya “kendileri dışında” cereyan eden bir darbeyi evde terlikle izleyip sonra da üstüne konma hayalleri kuranları, kurban edilmek üzereyken kasabın keskin bıçağını yalayan ineklere benzetirim.
    Ordu, emniyet, yargı ve hatta iktidar bürokrasisinde de var onlardan. İkbal beklentisi içinde, popolarını yerleştirdikleri yeri muhafaza edebilmek için kılını kıpırdatmayan, devleti tahrip etmekten çekinmeyen siyasetçi ve bürokratlar.
    Söz gelimi, bazen adalete güveni aşındıran ve kaosa hizmet eden yargıdaki abuk subuk kararları ve atamaları eleştirdiğimizde ilgili bakanların görevlerini yerine getirmek yerine heyheylenip üzerimize gelmeleri de ortadaki devasa sorunu görmemekten kaynaklı.
    Allah’tan onların dışında da dinamikler var bu ülkede.
    Bu satırları kaleme alırken 9 Mart 2017 tarihinde yayınlanan “Yeni sürüm Kızıl Elma koalisyonu” başlıklı yazımı(*) hatırladım. O yazıda Ümit Akdemir’in bana gönderdiği bir fıkrayı aktarmışım. Şöyleydi:
    “Bir akıl hastanesinde doktor 3-4 hastayla ilgileniyor tedavilerini sağlıyormuş. Doktor tedavi sonunda hastalarının ruh sağlıklarının nasıl olduğuna bakmak için test yapmış. Test şöyle:
    Bir boş havuzun kenarına hastalarını götürmüş ve ‘Hadi yüzün bakalım’ demiş. Dört hastadan üçü boş havuza hemen atlamış ve yalnızca biri bu talimata uymamış ve beklemiş. Doktor bu duruma çok sevinmiş. En azından birinin akıllandığını düşünmüş umutla. Hastasının yanına gidip elini omzuna koyup sormuş:
    -Sen neden atlamadın?
    Hastadan gelen cevap:
    -Onlar çıksın, ben balıklama atlayacağım.”
    Hadi o zaman, bakalım kimler balıklama atlayacak?
    …..
    (*)https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/fuat-ugur/595842.aspx

    • Deli fıkrası güzel ama çıkartılan ders eksik kalmış. Bakalım kimler daha boş havuza atladı ve atlayacak. Örneğin S-400’lere ne oldu, hani Suriye harekatında kullanacaktık. Bu da boş havuza atlamak değil mi?

  14. Perinçek bir yazısında ‘altın kazık’ diye bir şeyden bahsediyordu..Zamanı yakınmış..Yakında devletin adını da çerkez devleti yapacak yada adı aynı kalmak suretiyle ürdün gibi bir devlete dönüştürecek bir darbe olurmu..? Tapınakçılar ,sayintis ,bilderberg vs birçok Komplo teorisi duyuyoruz .Benimde şöyle bir teorim var ;ingilizler ruslarla anlaşıp amcaoğulları olan çerkezleri osmanlı çoğrafyasına sürdüler ve kan bağlarını kullanıp bütütün ortadoğu ve Türkiyeyi denetimleri altında tutuyorlar.Bahse konu yazar çerkez olduğunu gizlemiyor..Dilipakın akiti ile perinçeğin ulusalcıları arasındaki kardeşlik herikisininde çerkez olmasından kaynaklanıyor olmasın .15 temmuzu vakayı hayriyenin intikamı olarak düşünmek çok iddialı olur.Ama eğer adil öksüz çerkez çıkarsa şaşırmam…Ne diyor hollywood ‘şeytanın en büyük hilesi kendini gizlemesidir’

  15. Silahlı veya silahsız, darbe sevdası hiç bitmez. Canlının doğasında var.
    İhtiras, can alıcı güzellikte bir duygudur. Terapi almadan bastırılmaz. Zorluk ne kadar büyükse, iştah da o kadar büyük olur bu tipteki karekterler için.
    Saygılarımla.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız