15 Temmuz’la ilgili sorusu olanlar var.. Ben de kendi soruma cevap arıyorum…

42
15 Temmuz 2016... O gece...

Ülkemizin karşı karşıya kaldığı en ciddi kalkışmalardan biri olan 15 Temmuz (2016) hain darbe girişimiyle ilgili ortaya pek çok soru atılıyor…

Muhalefetin iktidara yönelttiği sorular var, iktidarın muhalefetten almayı umduğu sorular da az değil.

Gizlilik gerektiren bir kalkışma olduğu için bu olayın bilinmeyenlerinin bulunması doğal; muhalefet de sonunda muhalefetini yapıyor…

Soru sormaktan ve sorulan sorulara makul cevaplar aramaktan vazgeçmemek gerek.

Hain darbe girişimiyle ilgili benim de beynimi zonk son zonklatan bir sorum var: Dünyanın en kritik bölgesinde bulunan ülkemizde, kısa süre önce yapılmış seçimden her iki kişiden birinin oyunu alarak daha da güçlenerek çıkmış bir siyasi kadro iktidardayken, herbiri kurmaylık eğitimi almış üniformalılar hangi akla uyarak onu devirmeye kalkışmış olabilir?

Girişimin kanlı olaylara sebep olması, ülkenin bütün dengelerini sarsıp kimyasını bozması, aradan geçen yıllara rağmen halen insanların birbirlerini suçlayabilecekleri bir bulanık iklim yaratması yanında daha büyük bir günahı da var 15 Temmuz’u planlayıp uygulamaya koyanların: Artık bir daha kural dışılık, demokrasiye ihanet, seçimle gelenin darbeyle götürülmesi gibi maceracı girişimlerin söz konusu olmayacağına dair kesinleşmiş inancımızı yerle bir ettiler…

Başarılı olsalardı ülkemizin ve insanlarımızın ne duruma düşeceklerini, kendimizi bir daha toparlayıp toparlayamayacağımızı bilemiyorum. 

Birbirimizin ve dünyanın başka ülkeleri insanlarının yüzlerine bakamayacağımıza ise eminim.

Reklam

“İyi ki başarılı olamadılar” diye haykırabiliyorum.

İnançlarımız yıkıldı

Darbeler döneminin sona erdiğine inanıyorken bu inancımızın yıkılmasına sebep oldular.

27 Mayıs (1960) ile başlayıp 28 Şubat’a (1997) uzanan ilkel, modern ve post-modern darbelerin millet vicdanında lanetlendiği bir anlayışa erişmiştik.

Var olduğunu her zaman belli eden darbeci zihniyet, 15 Temmuz’dan önce de kim bilir kaç kez siyasete müdahaleyi düşünmüş, ancak buna cesaret edemediği için girişimlerini niyetten öteye geçirememişti. 15 Temmuz’u planlayanlar ve uygulamaya koyanların gözü dönmüşlüğü akla ziyan.

Üniformalarına da ihanet ettiler.

Onlar ile kendilerine arka çıkan, teşvik eden, yönlendiren sivil uzantılarının bu ihanetleri yüzünden askerlik mesleği de darbe aldı. Yüzyıllar öncesine dayanan bazı askeri kurumlar başıbozuklar bir kez daha kazan kaldıramasınlar düşüncesiyle yok edildi.

Kendileri de cezaevlerindeler, ama hayatları boyu her türlü darbeye karşı olmuş, hatta bazısı önceki darbelerde eza-cefa çekmiş insanlar da var onların sergerdeliklerinin günahını cezaevlerinde çekenler arasında. 

Reklam

O gece 251 insanımız şehit oldu; bunu yapanlar yüzünden sonradan kaç kişinin hayatını kaybettiğini ise bilemiyoruz.

Cezaevleri onların yaptıklarıyla ilintilendirilmiş insanlarla dolup taşıyor.

Pek çok insan yok yere ‘darbeci’ damgasını yedi.

Kimyasını bozdukları ülke artık 15 Temmuz öncesi Türkiye değil.

İnsanlarımız hiç de gerekli olmayan bir sınava tabi oldu onlar yüzünden; kendiine güvenini kaybetti.

Sorum geçerli

Bu tabloya bakarak girişte sorduğum beynimi zonklatan soruyu bir kez daha sormadan edemiyorum: 15 Temmuz hain girişimini planlayanlar, onları teşvik eden, yön gösterenler, başarılı olsalardı çok daha feci sonuçlar doğuracağı muhakkak olan böyle bir hain girişime kendilerini nasıl ısındırabildiler?

Son seçimden halkın yarısının desteğini alarak çıkmış bir iktidarı devirmeyi düşünebilmek…

Darbeyle işbaşına gelince halkın kendilerine boyun eğeceğine inanmak…

İş başına geldiklerinde ülkenin birikmiş sorunlarının altından kalkabilecekleri rüyasını görebilmek…

Ve bunları düşünen, bunun olabileceğine inanan, rüyasını gören insanların herbiri yabancı diller bilen, kurmay eğitimi almış insanlar…

Emir-komuta içerisinde davranma sanatı olan askerliğin bu temel kuralını dışarıda bir yerlerden talimat alarak harekete geçmeyle değiştirmeleri ise akılları zorluyor.

Nasıl oldu da o kadar insana kıyabildiler?

Umarım bu tatil gününü herkes temel sorular üzerinde düşünerek geçirir.

ΩΩΩΩ

42 YORUMLAR

  1. Beymen Katarlılara satılmış. Ben yeni öğrendim. Hayatım boyunca yabancı marka bir kıyafet almadım. Buna göre o markaları da gayri kabili kıyafetül ilan ediyorum.

  2. 15 Temmuz Hürriyet ve Anayasa Bayramınız kutlu olsun !

    (Gülen veya gülmeyen dinci farketmez. En büyük tehlike dinciliktir, görüldüğü yerde başı ezilmelidir.)

  3. 15 Temmuz’un iç hesaplaşma kısmı üzerinde durmak istemiyorum. Sadece paralel devlet yapılanmasına son verilmesini olumlu bulduğumu söylemekle yetineyim.

    Bundan daha önemli olan ise küresel üst aklın 15 Temmuz’da takındığı tavırdır. Türkiye’yi yeterince desteklemediler, Gülen’i iade etmediler falan bunlar basit konular. Esas önemli soru şu bence : CIA Avrasyacıların 15 Temmuz operasyonu hazırlıklarını önceden biliyordu (aksi düşünülemez). Daha sonra Ordudan ihraç edilen Atlantikçi ve Gülenci subaylar ise, Türkiye’nin menfaatinin Batı kampında kalmak olduğuna inanıyorlardı. O zaman neden CIA Batı yanlısı bu kesimleri 15 Temmuz operasyonu için uyarmadı?

    Avrasyacıların CIA dahil herkesi atlatacak bir plan yapmış olduğuna isteyen inanabilir tabi ki!

    Esas ‘Beka’ meselesi bu sorunun cevabının içinde saklıdır diye düşünüyorum.

  4. 1. Kasım Gülek cenaze namazının Gülen tarafından kılınmasını vasiyet etti. Vasiyet yerine getirildi. Başta Cumhurbaşkanı Demirel olmak üzere siyaset dünyasının önde gelenleri Gülen’in arkasında saf tuttular. Kasım Gülek cenaze namazının neden Gülen tarafından kılınmasını vasiyet etti? Namazı Gülen kılarsa bunun kendisine ahirette bir avantaj sağlayacağını düşünmüş olmalı.
    2. Bülent Ecevit, Gülen için “çağdaş bir din adamı” dedi. Gülen’e 28 Şubat sürecinde destek oldu. Gülen ve Ecevit birbirlerinden saygılarını, sempatilerini esirgemediler.
    3. Toktamış Ateş, Gülen’le elele tutuşup fotoğraf çektirdi. Ateş ve Gülen çocuklar gibi şeniz, kardeşten öteyiz pozu verdiler.
    4) Alparslan Türkeş, Gülen için “Orta Asya’nın manevi fatihi” dedi.
    5) Cem Karaca, Gülen ile aynı ortamda bulunmaktan kaçınmadı. Gülen’den “muhterem hocaefendi” diye bahsetti. Gülen’den hiçbir övgü ve iltifatı esirgemedi. Gülen’in “gıllıgışsız” biri olduğunu söyledi. (Gıllıgışsız: Gizli amacı olmayan, kandırıcılıktan uzak.)
    6) Kenan Evren hiçbir zaman Gülen’le aynı ortamda bulunmadı. Gülen hakkında hiçbir övücü söz söylemedi. Gülen için “çağdaş bir din adamı, muhterem hocaefendi, Orta Asya’nın manevi fatihi” gibi laflar etmedi. Gülen’i desteklemedi. Cenaze namazımı Gülen kıldırsın filan da demedi. Cumhurbaşkanı iken kendisi ile görüşmek isteyen Gülen’in aracılarına “kravat taksın gelsin” dedi.
    7) Kenan Evren’in Gülen’e olan tavrı tam olması gerektiği gibi idi. 80’lerde Gülen’in konumu da tam olması gerektiği gibi idi: Kaçaktı, Suriye sınırından sürünerek memlekete giriş yapmıştı.
    8) Kadir Mısıroğlu ve Doğu Perinçek’in 80’lerdeki konumları da tam olması gerektiği gibiydi. Memlekete dön çağrısına uymayan Mısıroğlu vatandaşlıktan atılmıştı. Ancak Kenan Evren emekli olduktan sonra memlekete dönüş yapabildi. Perinçek ise APO’ya çiçek, okuyucularına da Mao’nun posterini veriyordu.
    9) Türkiye’yi izleyen, bu cehalet tablosunu gözlemleyen bir Dış Odak plânlarını daha o tarihlerde uzun vadeli olarak yapmış olabilir.
    10) Cehalet bütün kötülüklerin anasıdır. En büyük düşmanımız cehalettir… “Kandırıldım… Rabbim affetsin” sözü bu acı gerçeğin itirafıdır. Bülent Arınç’ın “Fetö konusunda kimse masum değil” lafı gerçeği yansıtmıyor. Bülent Bey öz eleştirisini yanlış yapıyor. Şöyle demeliydi: “Kenan Evren’in ne kadar düzgün bir adam olduğunu, 12 Eylül’ün de ne kadar güzel bir darbe olduğunu bu gün çok iyi anlıyorum. Gerçekten çok cahilmişiz.”
    11) Meselesi hakikat olan ve özeleştiri yapmaktan korkmayanlara bir önerim var. Namık Kemal’in “Ne utanmaz köpekleriz” diye bir şiiri var. Bu şiiri “Ne utanmaz köpeklermişiz” diye okurlarsa samimiyetlerine inanmak belki mümkün olabilir.
    12) Cehaletinden utanan ve cehaletini gidermeye kesin kararlı olanlar ne yapmalı, okumaya nerden başlamalı. Tabii ki en baştan başlamalı. En derine inmeli. Bülent Arınç’a bir kitap tavsiyesi ile sözlerimi noktalıyorum.
    Yazar: Samuel Henry Hooke
    Eser: Ortadoğu Mitolojisi (İmge Kitabevi)

  5. Israrla bu darbeyi kilim yaptığını unutturmaya çalışıyorlar
    Bu darbeyi 30 yıldır ABD tarafından beslenen FETÖ haini ve haşhaşileri tarafından gerçekleştirildi
    450 paşanın 180 darbe üstü yakalandı (geri kalanların kaç tanesi kendini saklıyor belli değil )
    Kontrollü diyenler nasıl açıklayacak bu kadar paşaya siz darbe yapın diğer yarısı ile sizi bastıralım demişler herhalde halk sokağa çakmasa ve darbe zamanında yapılmış olsa zaten geri kalan askerde bu gücü durduramaz
    Kaçanların tamamı ve üst düzeyin tamamı ABD ve Almanya tarafından korunUyar besleniyor ve iade edilmiyor
    Bu ABD beslemesi (başı 30 yoldur orada semiriyor ) “Haçlılar size dokunmaz “ diyecek kadar haçlı uşağı ,bu casus terör örgütünü asla unutmayacağız

  6. Birçoğumuzun dedeleri Çanakkale, ve Anadolu’nun çeşitli yerlerinde yurt savunmasına katılmış veya uzun süreli (misal: 4-7 yıl) askerlik yapmıştır sanıyorum. Daha öncelere gidilirse kıtlıklar, hastalıklar kırıp geçirmiş insanları. Bütün bunları gözönüne aldığımızda bizim neslimizin ne kadar şanslı bir nesil olduğunu düşünen ve şükredenlerdenim. Derken bizim nesle de nasip olarak “darbeler” düştü, işte son örneği 15 Temmuz darbe teşebbüsü! İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde olanları göstere göstere film izletir gibi izlettirdiler ve izledik. Ve tabi, lüzumsuz yere akan kan/akıtılan kan ve ülke gelişimine vurulan darbe (üstüne üstlük, Korona Virüs olayından da nesil olarak nasibimizi aldık).

    Bu son darbe olayında, bunu doğuran faktör ve tarihi süreci itibariyle işleyen mekanizma tamamen aynı mekanizma “Nefs Kontrolü”. Işin temelinde Kuran’da vıurgulmakta olan bu olay. Bu konuda dünyada bir eşimiz yok; sistem beraberinde çok temel sorunları taşıyor. Kendi kendini tahribattan kurtulabilmesi bize en uygun felsefe “Aklı*İman Sentezi”dir. Bununla Osmanlı dönemi olduğu kadar TC döneminin hatalarını da görmek ve geleceğin daha kararlı ve istikrarlı bir gelecek olmasını sağlamak mümkün.

    Bu kriterle ele alarak, her konuda ciddi reformlara ihtiyaç var. Örneğin ısrarla dinde reform istiyenler var, çokçası keyfe/nefse göre reform. Yeni yeni farkına vardığım yorum ve bakış açısından tarihselciler & bilimselciler var. Öncelikle dini anlayışta reforma ihtiyaç var.

    İkinci önemli reform konusu Askerlik görevinin Vatan hizmetleri şemsiyesi altında tekrardan organize edilmesidir (yıllardan beri düşündüğüm bir konu, burada FK sayfasında da 2 yıl önce kadar önce yazdım). Bu re-organizasyonunun çok daha ülke-yararlı bir fonksiyonu olacaktır. Bu şekilde askerler kendileri de rahat ederler; stresten, kibirden, ihtirastan uzak huzur içersinde bir hayatları olur. Bu ülke savunmasından verilecek bir taviz pahasına değil, asla. Ancak, üretime/teknolojiye yönelmekle kutuplaşmada maşa fonksiyonunu/ihtimalini etkisiz hale getirmek gerekiyor. Yoksa korkarım bu kısır döngü devam edecektir. Neticede olan ülkeye ve yeni nesillere olmaktadır.

    Bir üçüncü konu, Eğitim açığımız ve kalitesi için gerekli reformlar. İçinde yaşadığımız internet çağında bu açığı kapatabilmemiz çok daha kolay ve etkin hale getirilebilir.

    TC geçişte, Osmanlı’nın hatalarından “Batı”yı kopya etmekle kurtulacağız sanılmış. Vahim bir teşhis hatası bu. Görülüyor ki hala hastayız! Çünkü, işin temelinde devam eden bir takım yanlışlıklar var. Reformlar bunun için gerekli, diğer konulardaki ihtiyaç olunan reformlar da akabinde gelir..

  7. mısırda darbe yapanlar ülkeyi şaha mı kaldırdı.darbe yaptıranların çokmu umurunda ülkenin batması vallali yazdığın yazı boş.bana göre siz darbeyi iktidardakiler mi yaptırdı demeye getiriyorsunuz ,acaba gibi kelimeyi milletin kafasına sokup kuşkuya düşürmek istiyorsunuz

    • Mustaa bey bugün bi boşluktur gidiyor, namlı yorumcumuz da aynı şeyi söylüyor; üstelik en kısa ve en doğrusu da yahya beyin yorumuymuş… aynı yorumu ben de okudum, tavşan kakası gibi bi yığın hezeyandan ibaretti!
      Sayın yazarı beğenmeyebilirsiniz ama yazısını boş bulmak için ali bey gibilerin daha 40 fırın ekmek yemesi lazımdır:)

  8. Ocak medya’ya yeni gelen yazarların köşelerini ziyaret etme sürecinde Sn Deniz Kılıçer’in yazısını geçen gün okudum. Vatikan arşivlerine giren nadir kişilerden biri olarak epey ilginç konulara girmiş. Osmanlı’lardan ve Fatih’in büyük oğlu Beyazıt tarafından hain ilan edilen Fatih’in küçük oğlu Cem Sultan’ın canını kurtarması için dışarı kaçtığı ve neticede Vatikan’ın eline düştüğü sürece değinmiş Deniz hanım. Şahsen, tarih derslerinin çok ötesinde yeni ayrıntılar öğrenmiş oldum.

    Fatih S. Mehmed dünya tarihinin zirvelerinden biri. Malumunuz, epeyce bir süredir “Akıl-İman Sentezi” deyip bir şeyler yazıyorum. Bunu bir kriter/balans ayarı niteliğinde ele alıp geriye baktığımızda Fatih S. Mehmedi “Akıl*İman Sentezi” timsali biri olarak görmek mümkün. Hemen akabinde bir nesil sonrasında ortalık karışmış. Aynı, Peygamberimizin ölümünden sonra karıştığı gibi. Daha da geriye gidersek ilk olayda da çok daha dramatik Kabil-Habil olayı var. Ortak mekanizma, nefs kontrolsüzlüğü. Her üç olayda ibret alınması gereken konu bu. İnsan hayatının Dünya düzenini etkileyen, dinimiz İslam’ın üzerinde özellikle durduğu en önemli konular arasında Nefs ontrolü.

    Osmanlı dine dayalı bir yönetim (kendi dönemi başka ülkeler açısından farklı değil). Beyazıt ve Cem sultan olayında DiNi temsil eden din adamları yerine, askerler belirleyici olmuş. Neticede, onların borusu ötmüş! Bu olayı Osmanlı için askerin sebep olduğu bir yüz karası/kepazelik olarak görmek mümkün. Bunun yerine, paylaşmak ve ortak sorumluluk idealine yakın olmuş olsalardı herhalde çok daha uzun ömürlü olabilirlerdi. Yazık etmişler kendilerine. Askerlik önemlidir. Ülke için olmazsa olmaz bir şeydir ama TC’ye geçiş ile birlikte, milletin parasıyla beslenen askerlerin siyasete bulaşmakla ülkede ne kadar zararlı olabileceği tekrar tekrar görüldü….

  9. Bütün yorumları okudum ;herkesin değişik görüş ve düşünceleri var,saygı duyarız .Ancak Yahya Özel kardeşimiz en kısa ve en doğrusunu söylemiş,teşekkür ederiz.Sayın F. Koru Hocamıza ben de karşı bir soru sormak istiyorum ; Hocam ,işinize karışmak gibi olmasın ama şu sorduğunuz sorulara bu saatten sonra cevap alsanız ne olur ,almasanız ne olur , ne işe yarayacaklar ! O soruların cevaplarını o kişiler kendileri de bilmezler ki soruyorsunuz ! Yani özür dilerim biraz boş yazı olmuş.Selam ve saygılar

    • Sayın namlı, yani sayın koru boş yazmış da yahya bey mi dolu yazmış? Sizin yazdıklarınızla yahya beyin yazdıkları da niyeyse bana hep aynı elin ürünüymüş gibi geliyor! Kendisinin bi dediği öbür dediğini tutmaz; boş ve tutarsız bir iddiacılıktan başka bir şey görmüş değiliz bugüne kadarki yorumlarında. Siz de tutturmuşsunuz en kısa ve en doğruyu yahya bey yazıyor diye…
      Bozacının şahidi şıracı işte:)

  10. Siz askeriye kurumunu ne zannediyorsunuz?

    Askeriye adam alınırken sorgulanır.

    Rütbe alırken sorgulanır.

    Kolay kolay general olunamaz sorgulanır.

    Askeri rütbe atlamak için 4-5 sene beklemek gerekir.

    Bir general olmak için en az 35 yıl geçmesi gerekir.

    Darbe yılı 2016’dan çık 35 yılı 1980 yılına gelirsin.

    Cemaatin dersaneler okulları yoktu.

    Darbeden sonra atılan generaller.

    https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/tskda-general-ve-amiral-sayisi-yuzde-40-azaldi/867529

    Atılan generaller avrasyacılar tarafından Natocu komutanlar atıldı.

    • Natocu komutanlarla FETO’cu komutanlar ayrilamaz sekilde ic ice gecmis olmasin? Bu zaten ust akil’in FETO’yu yonettigini gosteriyor olmasin?

      Bu arguman suna benziyor. Atilan komutanlarin hepsi erkek. Avrasyaci komutanlar erkek komutanlari atmak icin FETO’culukle sucluyor.

  11. Olan Türkiye ye oldu.
    Darbede başarız oldular ama fitne tohumu atıp kaçtılar.
    Olan 251 şehidimize ve gazilerimize oldu
    Olan başlangıçta cemaat sanılan bu yapıya sırf Allah rızası için gönül veren insanlara oldu.
    Olan imanlı bilgili nesil yetiştirme çalışmaları yapan tüm cemaatlere oldu
    Herkes destek verdi bu cemaate. A’sından Z’sine kadar. Bilgili, imanlı, vatanına sahip çıkan,anasını babasını bilen,geçmişle geleceği harmanlayan bir nesil yetişiyor diye.
    Fehmi bey soruyor;
    Nasıl oldu da bu kadar insana kıyabildiler?

    15 Temmuz hain girişimini planlayanlar, onları teşvik eden, yön gösterenler, başarılı olsalardı çok daha feci sonuçlar doğuracağı muhakkak olan böyle bir hain girişime kendilerini nasıl ısındırabildiler?

    Cemaate geçmişten 2012 ye kadar süreçte toplumun büyük kesimi destek verdi, gönül verdi, çoluk çoçuğu teslim etti,para verdi, kolundaki bileziği, evinin tapusunu verdi.Darbe yapsınlar diye değil, güzel bir gençlik yetişsin diye.Güzel bir Türkiye olsun diye,Vesayetçiler temizlensin diye.
    Kurban derisi topladılar,Kuban bağışı yaptılar,yurtlar evler açtılar,sohbetlere gittiler,koştular ilahi kelimetullah her yere yayılsın diye.
    Herkes samimi bir şekilde koştu.Allah rızası için koştu.Çünkü açtı millet yıllardan beri açtı.Dersane,okul,yurtdışındaki okullar,dergiler,gazeteler herkes elinden geldiği kadar yardım etti. kimse inkar edemez.
    Ama çoğunluk bilmiyordu ki bunların ikili damarı olduğunu. Görünenle, görünmeyeni kim ayırabildiki o zamanlar. 2010 yılına kadar bir tek karşı çıkan Chp idi.( Kaset olayından sonra ise ne hikmetse bugüne kadar Chp sahipleniyor bunları) Bunların başka amaçları olduğunu dillendiriyorlardı.
    90 lı yıllarda bi de Erbakan. Karşılıklı olarak birbirinden hazzetmiyorlardı.( birbirlerini kıskanıyorlar diye yorumlanıyordu o zamanlar.ikisi de islami gruptu sonuçta)

    Fehmi bey de çalıştı uzun yıllar Zaman da. İçinde çalıştı.Herkes gibi o da göremedi bizler gibi.Kim gördü ki veya görmek istedi 2012 yılında başlattıkları savaşa kadar.

    Fehmi bey’in beynini zonklatan”Dünyanın en kritik bölgesinde bulunan ülkemizde, kısa süre önce yapılmış seçimden her iki kişiden birinin oyunu alarak daha da güçlenerek çıkmış bir siyasi kadro iktidardayken, herbiri kurmaylık eğitimi almış üniformalılar hangi akla uyarak onu devirmeye kalkışmış olabilir?

    Şimdi görüyoruz ve anlıyoruz ki; bu yapı ikili bir yapıymış. Bize görünen kısmı Ay ın ön yüzü. Bize gösterilmeyen ise Ay’ın karanlık arka yüzü. Arka yüzü ön yüzündekilerden bile saklanmış. Karadelik gibi.Kriptolar,Mahrem imamlar, askeri imamlar, polis inamları, mit imamları.Anlıcanız herşeyin imamları varmış.Zamanla bu insanlar nasıl yetiştirilmiş ortaya çıkacak herhalde. Devletin geleceği için bunların tamamen ortaya çıkartılıp sökülmesi gerekir.

    15 temmuzda devlet ve millet büyük bir refleks gösterdi.Milletin direnci olmasaydı Allah korusun belkide başaracaklardı.

    Şimdi görüyoruz ki kritik elemanlarının çoğu yurtdışındalar.Oradan yürütüyorlar algı faaliyetlerine.Başarılı da oluyorlar.
    Başarılı oluyorlar çünkü: sapla saman iyice karıştı.Devlet temizlik yapayım derken irili ufaklı maduriyetlere sebep verdi.Devlet belki böyle bir çözüm yolu buldu.Silindir gibi ezdi geçti.Bu cemaat Fetö terör örğütü olarak kayıtlara geçti.Herkesi aynı torbaya koydu. Bu durumu cemaatin üst aklı şu an tepe tepe kullanıyor. Karanlık yüzlerini gizlemek için önyüzündekilerin durumunu kullanıyorlar.
    Doğal olarak muhalefet partileri siyaseten bu durumu kullanıyorlar haklı olarak.
    Darbeye direk karışmış üniformalı veya üniformasız kişiler sonuna kadar müebbet yesinler bunlara direk yardım ve yataklık edenlerde ceza alsınlar buna kimse itiraz edemez. Ama darbe meselesini bilmeden bu cemaate gönül verenler durumunu ayırmak gerekir. Devletin şefkatli gücünü göstermek gerekir. Bence Akparti ve Mhp bunu görebilmeli artık.Akpartinin yaptığı işlerle aldığı oy oranı birbirine tutuyormu bakmalı.Normalde daha yüksek almalı.
    Muhalefet partileri de sonuna kadar eleştirsinler iktidarı. Mağdurlara sahip çıksınlar.Ama tiyaroydu şuydu buydu diyerek Fetönün üst tabakasının ekmeğine yağ sürmesinler. Binlerce insan var mağdur olan.onlar için uğraşsınlar. Darbeye gözlerini kapatmasınlar.
    Muhalefet ve iktidar bu duruma birlikte el atmalılılar. Birbirini suçlamaları pek bir işe yaramıyor. İkdidarda,muhalefet de devlet de ne için var insan için var sonuçta.

  12. Bazi yorumlara ve yazarin su 4 yil icindeki yazi gecmisine bakiyorum da darbe girisiminin hala FETO tarafindan olup olmadigi konusunda kafa karisikligini gorunce insan cileden cikiyor.

    – “The cemaat” nami diger FETO son 20 yilda Turkiye’de en guclu aktor oldu mu olmadi mi?

    – Bu guc oyle bir noktaya ulasti ki Hanefi Avci gibi insanlarin yazdigi kitaplar daha basilamadan toplatilip, Ekrem Dumanli gibiler tarafindan hedef gosterildi mi gosterilmedi mi?

    – Feto Tayyip Erdogan’i yillar boyunca siyaset bilmemekle, dis guclerle iyi gecinmek gerektigi konusunda elestirdi mi elestirmedi mi?

    -FETO sinsiligi bir karakter hale getirdi mi getirmedi mi?

    – Bu sinsilik oyle bir karakter kazandi ki Marksist, solcu gorunen birtakim zevat’in bunlarin okullarinda okudugu ortaya cikti mi cikmadi mi?

    – Bu derece sinsilik ve profesyonellik kendiliginden olacak bir sey degil, bunu yoneten bir ust akil olmasi gerekir dusuncesi insanlarda olustu mu olusmadi mi?

    – ABD Almanya gibi NATO ulkeleri FETO basini ve Zekeriya Oz gibileri su ana kadar kolladi mi kollamadi mi?

    -Hakan Sukur gibi bir tip, 17 Araliktan tam bir gun once AKP’den istifa etti mi etmedi mi? Hakan Sukur bunu ruyasinda mi gordu?

    – Darbe tesebbusunun ertesi gunu Adil Öksüz don gomlek Akincilarda ortaya cikti mi cikmadi mi? Bu adamin FETO’nun en yakinlarinda oldugundan kimsenin suphesi var mi yok mu?

    – Bu darbeciler uzaydan gelmedigine ve icimizen ciktigina gore, hangi toplum kesiminden gelmis olabilirlerki kendilerinin FETO ile iliskisine kesin bir sekilde su ana kadar reddediyorlar. Bu darbeciler Kemalist kesimden gelmis olsa, FETO’den nefret etmeleri ve FETO’ya zarar vermeye calismalari gerekir. Cezaevindeki haberlesmelerinde hala nasil bir mankurt olduklari, zihin dunyalari ve retorikleri FETO’nun yillardir takip ettigi metodun aynisi mi degil mi?

    – Deniz Baykal gibi milli konularda durusu belli olan bir insan bir kaset kumpasiyla istifa etti mi etmedi mi? Bu kumpas oldugu zaman FETO’nun en guclu oldugu zamanlar degilmiydi?
    Yerine gelen zevatin FETO ve millilik tum kritik noktalardaki durusu olumune Tayyip Erdogan dusmanligi yapti mi yapmadi mi?

    -Fedakarlik, kendini degil baskasini dusunme gibi retoriklerle son 40 yildir mangalda kul birakmayan FETO, insanlar FETO’den dolayi magdur olduklarinda kendisi en ufak bir fedakarlik yapti mi? FETO basi Turkiyeye gelip inanlari magdur olmasin diye teslim mi oldu?

    Sanirim bu kadar yeter.

      • Yanlis anlasilmayi duzeltmek icin: Hic kimseyi Tayyip Erdogan’dan hoslanmiyor diye elestiremeyiz (mesela Ahmet Davutoglu) , ama birisi FETO ile mucadeleyi sulandirdigi noktada iyi niyetinden suphe etmeye baslariz, ozellikle bu insan kaset kumpasiyla is basina gelmisse.

    • Sevgili yazarimizi kibarca elestirdigim iki paragraf sansure ugramis ve
      ve yazimdan cikarilmis. Yakistiramadim. Daha Temmuz 3’te Fehmi Koru hukumeti sosyal medyaya kisitlama getirmemesi gerektigi konusunda uyarmisti. Bunu yazarken sansurun, hem de kibar bir elestiri icin, bu platformun ta kendisinde uygulandigini gormek uzucu.

    • Umarım Fehmi bey eleştirdiği hükümetin uygulamaya koyacağı sosyal medya sansürünü kendi İnternet sayfasında uygulanmaz.
      Benim de Fehmi Koru gibi iyi eğitim almış birinin yıllardır malum yapının postuna da oturmuş olması ve arabuluculuğa soyunması gibi sorular beynimi zonklatmakta.
      Mahalle toplantılarından en fazla ikisine katılanlar o malum çetenin gerçek niyetlerini anlayabilir şayet geri zekalı değillerse. Kimse bazı safsataların arkasına sığınması lütfen.

  13. Öncelikle15 Temmuz’da hayatını kaybeden şehitlerimize Allah rahmet eylesin bugünlere gelinmesinde muhakkak iktidarında muhalefetin de kusurları vardır. Terör örgütü üyeliği ile suçlanıp hapse atılan KHK ile görevden atılan ama darbenin yapılacağından hiç mi hiç haberi olmayan ve uzun süre de darbenin arkasında bu hain örgütün olduğuna inanamayan insanlara da bir an önce kurtuluş temenni ediyorum.

  14. 15 Temmuz eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ Paşanın tanımlamasıyla, “önceden başarısız olacak şekilde planlanmış bir darbe girişimidir”.

    Fethullah Gülen’in kurduğu paralel devlet yapılanmasının çökertilmesi iyi olmuştur.

    • Eksik copy/paste yapmışım, devamı :

      Türkiye dinciler, ırkçılar (Türk/Kürt) ve derin devletçi maceracılar tarafından hırpalanıyor.
      Millet aklını başına almalı, sert konuşan değil akıllı ve bilgili liderlere ihtiyacımız var.

  15. Olay ilk medyaya yansıyınca Yıldırım “bu bir kalkışmadır” demişti. “Darbe girişimi” dememişti.

    Yoksa bunu bir ‘kalkışma’ olarak mı planlamışlardı?

    Gece 22 gibi başlayan bir ‘kalkışmanın’ kasıtlı bir planın parçası olabileceği küçük olmayan bir ihtimal??? O saatte darbe mi olur diye benim de aklım almıyor bir türlü???

    Olan 251 insanımıza oldu. Ve tabii ki de, bütün ülkemize mal oldu…

    Buna asıl neden olanları Allah her iki dünyada kahru perişan etsin inşallah.

  16. Akşam gazetesi 27 Haziran 2014 günü şöyle bir manşet atiyor! Karargahta 40 paraler paşa var!
    O Paşaların bütün özeliklerini isim vermeden yaziyorlar.
    Uluslar arası yazar Lale Kemal. Today zamanda Genel Kurmay başkanı olacak paşanın tarifi Hulusi Akar olduğunu yazınca,
    O zaman Genel Kurmay başkanlığı yalanliyor. Şimdi kim yalancı? Acaba

    https://www.medyaradar.com/genelkurmaydan-todays-zamandaki-kose-yazisina-
    aciklama-haberi-122460

    https://www.gzt.com/gazeteler/aksam-gazetesi-27-06-
    2014

    Darbeden haberi olmayan Genel Kurmay Başkani ve istihbarat başkanimı olur.
    Bizde herşy antika! Batıda kendi emrindeki ordusunda olan bitenlerden haberi olmayan Komutan anında tutuklanı.
    Darbe günü bir Subay Hakan Fidana darbe yapacaklarını haber vermesine rağmen
    Darbe önlenmiyor?

  17. 15 Temmuz darbesi inşallah milletimiz tarihinde ki son darbe olur.Birdaha darbe günleri yaşamayız inşallah.Bizim ülkemizde darbeler hep oldu,olageldi.Ülkemizin yakın tarihi darbelerle dolu.Ama ne hikmetse bizde bu iş tekrarlandı geldi.15 temmuza gelene kadar bu darbeleri milletimizin bir kısmına benimsettiler.1960 ı pek bilmem ama 12 eylül darbesinde millet ”oh be” dedi.Darbecilerin yaptıgı anayasayı %90’nın üzerinde oyla kabul ettiler.28 şubat post-modern darbesinde azınlıkta da olsa bu darbecileri beğenebilecek birileri çıktı.Hem de bu ülkenin okumuş yazmış kesiminden de devletin üst düzey kesiminden.27 nisan e-muhtıra sını az da olsa okumuş yazmış ufak bir kesim savundu.15 temmuza gelince tv lerdeki açık oturumlara bakarsak bazı ayrıntılar görüküyor.15 temmuzu öyle bir konustular ki sanki bu basit bir şeymiş gibi her akşam tv lerde koca koca gazeteciler,2-3 üniversite bitirmiş arkadaşlar;Bu darbe neden oldu? Nasıl yapıldı? diye sormuyor.Mahalle dedikodusu yapar gibi ” o şunu dedi,bu bunu dedi,o şurdaydı,bu burdaydı.” bunun dedikosunu yapıyorlar.Bizim ülkemizde öyle garip bir medya var ki inanılması güç bişey.Yeter ki minareyi çal kılıfını bizim medya hazırlar.ALLAH BU DARBEYİ BİR DAHA MİLLETİMİZE YAŞATMASIN.

  18. Cumhuriyet’in kurucu kadrosunun günler ve haftalar boyu “Başımıza gelenlerin sebepleri nelerdir?” sorusu üzerine düşünüp buldukları cevap “Müslüman kaldıkça bizi asla rahat bırakmayacaklar” kanaati olmuş (Kazım Karabekir’in anılarında) ve bunun üzerine Ayasofya’yı müzeye çevirmişlerdi..hem de kuruluştan yaklaşık on yıl sonra.

    Bu kanaat-korku/endişe, her hal ülkemizde yapılagelen “ilkel, modern, post modern” darbelere de ilham(!) kaynağı olagelmiştir zahir. Diyeceksiniz ki; (lain -lanetli- ‘lanetlediğim’) 15 Temmuz darbesi için bunu nasıl söylersiniz? Dindar, muhafazakar yöneticilerin iş başında olduğu, Cumhuriyetin kazanımlarını her ağzını açtığında değersizleştiren ve ortadan kaldırmaya niyetli bir kadronun iş başında olduğu halde bu nasıl olur?

    Bal gibi oldu! Anlatayım.

    Türkiye’de çok partili sisteme geçildiğinden bu tarafa CHP’nin bir daha da olmamak üzere iktidardan halk tarafından uzaklaştırıldığını biliyoruz. Bu halk, seçimlerde oyunu yüzde 70’ler civarında sağ-muhafazakar potada tutmayı başarmıştır ve bunu ona sağlayan, halkın Müslüman kimliği ile aidiyetidir. Yani dinidir.. Yani İslamdır. Bugüne kadar bunu ülkeden silmek şöyle dursun budandıkça filiz veren bir olgudur bu.

    İşte kurucu kadro ve onun devamı, darbeleri gerçekleştiren kadro/lar, bu budama vazifesini -CHP iktidarda olmasa da- aksatmaksızın yerine getiriyorlar. “İlkel, modern, post modern” darbe yöntemleriyle… Bu yakıştırmalardan herhangi biri henüz 15 Temmuz için yapılmadı ve biz onu sadece “hain-lanetli darbe” diye niteliyoruz.

    Amma ve lakin, bu 15 Temmuz darbesi öyle bir işlev gerçekleştirdi ki, dine diyanete, maneviyata dair bütün değerler alt üst oldu. Neredeyse insanlar deizme yönelir oldu.
    Dinden (İslamiyetten) soğumaya ve onu sorgulamaya başladı. Zaten ibadet ve haramlar noktasında aymaz olan Müslüman halk “yaşadığı gibi inanmaya”, dinin olmazsa olmazlarını hafife almaya, onunla alay etmeye, ibadetini terk etmeye bile başladı. Artık “Müslüman kaldıkça bizi asla rahat bırakmayacaklar” korkusu da yersiz oldu.

    Baksanıza, Ayasofya’nın ibadete yeniden açılması ne Türkiye’de ne de diğer İslam ülkelerinde o manada bir heyecan uyandırmadı bile; ne halkta ne de idare katında… Ayasofya bir müze, bir anıt olarak ziyaret edilmekten öteye geçmeyecektir. Böyle bir durumda Batıdan ve Hristiyan dünyasından caydırıcı bir tepki beklememiz gerekmiyor. Ayasoyfa’nın, fethin “asıl misyonuna” rücu edeceği bir zemin, bir mekan, bir zaman ve bir de halkın halet-i maneviyesi henüz mevcut değil.

    Sağ- muhafazakar seçmen, devletin sistemini darbeler aracıyla olsa bile olumladığı için, adı demokrat-muhafazakar bir iktidar olan ve onun dinsel manada olan en son icraatı Ayasofya’nın ibadete açılması, o kitlenin ağzına çalınan bir parmak bal hükmündedir.

    Sn. Koru diyor ki; darbeciler “Darbeyle işbaşına gelince halkın kendilerine boyun eğeceğine…” mi inanmışlar…

    Benim de sorum şu olsun: Darbeciler başarılı olsaydı, bugünde, 15 Temmuzun 4. yıl dönümünde olduğu gibi, halk, Türk Bayrağı elinde, evin de olmayacak mıydı?

    Bu sorunun ben de cevabı var: Evet, halk, her iki durumda da Türk Bayrağını elinden düşürmeyecekti.

    15 Temmuzda devlet “sistemini” kurtardı. Hem “Fethullah Gülen’i hem de AK Partiyi bitirerek”…

    Bu iyi bir şey mi? Elbette iyi bir şey; devletin ebed-müddet var olması açısından…

    Kötü olan ne biliyor musunuz?: Devletin hala “Müslüman olarak kalmaktan” korkuyor olması ve bunca zaman o tehlikenin hala varlığını devem ettiriyor olmasına inanması: “Müslüman kaldıkça bizi asla rahat bırakmayacaklar”.

    Diğer bir kötü olan şey ise; devletin, dini bir araç olarak kullanması ve onu baskılamasıdır. Bu, özelde Müslümanları, genelde ise diğer aidiyetlerin devlete aidiyet bağının zayıflatmakta ve “ayrılıkçı” hareketlere ivme kazandırmaktadır.

    Bir diğer sorum da şu olsun: Devletin -kurucu kadrodan mütevellit- “sistemini” muhafaza adına 15 Temmuzun maddi ve manevi maliyetini hesaplayabilir miyiz? Bu sorunun cevabı ise imkansıza yakındır!

    • Hasan bey yani chp değil, çemiş solcular değil de sağ–muhafazar seçmenler mi darbeleri “olumlamış” türkiyede? Artık hepten dağıttınız siz de!

        • Hasan bey ve mim; sağ kesim ne zaman darbe şakşakçılığı yapmıştır?
          Darbelerin mağduruyuz diyen nice sözde solcunun nasıl darbe çığırtkanlığı yaptığını bugün dahi görmüyor musunuz?
          27 mayısın, 12 eylülün işkencehanelerinde inlemiş, urganların ucunda sallanmış hangi sağcı veya ülkücü darbecileri alkışlamıştır?
          Bilip bilmeden uyduruk şeyler yazıyorsunuz buraya, sonra da sen anlamamışsına getiriyorsunuz; tepemi attırmayın ama…

          • H. Gayret bey; “darbe şakşakçılığı” diye bir ifadem olmadı..yani, okuduğunuzu yine anlamadiğınıza hükmediyorum. Yani kafanız almıyor. Tepenizin atacak olması bundan olmasın?

      • H. Gayret bey; ‘Sağ- muhafazakar seçmen, devletin sistemini darbeler aracıyla olsa bile olumladığı için…’
        Bu cümlemde anlatmak istediğim, sağ muhafazakar seçmen ‘devletin sistemini’ olumlamıştır, darbeleri değil… Hani Osmanlının küllerinden doğan yeni devlet kurucuları, sistemini, gayri İslami denemese de “Müslümanlıktan uzak” bir toplum inşa etmeye kanaat getirerek dizayn etmeye çalışmış ya, işte bu sistem. Kuruluşun ilk yıllarında buna şiddetli itirazlar gelişmiş olsa da süreç içerisinde dini kontrol altına alan nevi şahsına münhasır bir laiklik düzeni oturmuştur.
        Darbelerde, darbeciler eliyle gerçekleştirilen milliyetçi ve hamasi söylemler de sağ muhafazakar seçmenin gazını almaya yönelik araçlar olmuştur ve “devletin bekası, vatanın ve milletin birliği” duysugalı sağ muhafazakar nezdinde “yeni sistemi” olumlamıştır. Meramım bu idi..
        Nasıl. Toparlayabildim mi? Ya da siz mi okuduğunuzu anlayamamışsınız?

  19. 15 Temmuz, ortaklarınca her istedikleri verilerek büyütülen (canavarlaştırılan demek daha doğru) çalıntı sorularla (hırsızlıkla) olunulan öğretmen, polis, doktor, kaymakam, vali vb. gibi cemaatçilerle desteklenen, ama yine hırsızlıkla girilen (ele geçirilen) askerlik öyle herkesin giyebileceği bir gömlek olmadığı için (dincilerin en derin hastalığı liyakata değil kayırmacılıka değer verme) öngörüsüz, beceriksiz askerlerce olayları doğru okuyanlar için komediye dönüşmüş bir kalkışmadır. Asıl komedi kendi askerlerinin kalkışmasından bihaber bir komutanın (askerine esir düşmüş) ulaştığı kariyerdir.

  20. Asıl soruyu hiçbir zaman sormayacaksınız hiçbir zaman cevap vermeyecekseniz
    Nasıl olurda Türkiye’deki birçok kurumu ve dünyanın dört tarafında binlerce insanı milyarlarca doları yöneten ve islama hizmet ettiğini iddia eden bir din adamı (!) 30 yoldur ABD mşn kucağında oturur
    ABD bu gücü bile bile ona “sen iskana hizmet er” diye izin verir
    Ve buna koskoca okumuş yazmış bir sürü insan inandı/inandık/inandınız ,kimi yardım etti kimi müridi oldu
    Yahu vicdanız nerde ise oraya sorun
    ABD nin izni olmadan 30 yıldır orada nasıl oturup tüm kurumlara böyle sızabilşr bir casus ağı kurabilir
    Sakın hayır yapmıyorlardı demeyin burada yazan herkes muhakkak bu iblisleri görmüş tanımış ve ne olduklarını biliyorlar
    Olan temiz dini duyguları ile hareket eden 2-3 nesil Anadolu çocuklarına oldu Türkiye nin geleceğine oldu .Altın nesil diye yola çıkıp ipleri ABD nşn elinde bir papazın kurbanı oldu

    Allah şaşırtmasın

  21. Türkiyeyi en az 100 yıl geri götüren 200 küsür mahsun insanın can verdiği, 15 Temmuz önlenmedi ve gelmiş geçmiş darbelerin içinde en başarılı olduğudan dolayide Türkiyeyi adeta kasıp kavurdu ve en az 100 yıl geriye götürdü.
    Perinçek giller içinde zaten ALLAHIN BIR LÜTFÜ.
    Esasen bu darbeyi yapanlar diğer darbecilerden daha akıllılar.
    Halkı tam ortadan ikiye böldûler! Kardeşi kardeşe babayı oğula düşman ettirdiler.
    Oysakı öbür darbeleden sonra sağcısı solcusu dost oldular.
    15 Temmuzu Kim yaptı ve yapanlara zerre kadar destek verenlrde dahil. Bu Dünyada rezil sefıl olmadan InşAllah ölemezler.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız