ABD’de ne oldu, bundan sonra ne/ler olabilir…

19

Yıllar önce bir ABD gezisi sırasında karşılaştığım buraya göçmüş bir Türk’ten hayatının bir parçasına dair anlattıklarını dinlemiştim.

ABD’ye sefere çıkan bir gemide iş bulmuş. New York limanına geldiklerinde resmi işlemleri yaptırıp karaya çıkmak yerine işlemlerden kaçınmak için denize atlayarak Amerika’ya ayak basmış. Kendisinden daha önce aynı yoldan ‘fırsatlar ülkesi’ne gelen arkadaşları ona sahip çıkmışlar. O günden sonra sistemle ters düşmemeye çalışarak hayatını sürdürmekteymiş.

“Ne iş yapıyorsun?” soruma, “Daha çok boya-badana işleri, ama önüme ne çıkarsa onu” cevabını vermişti Karadenizli arkadaş…

Ne kadar sakınsa da aracıyla sürücüsü polis olan bir motosiklete çarpmış günün birinde. Bu yüzden trafik mahkemesine düşmüş. Ülkeden kovulmanın da söz konusu olabileceği endişesiyle günü geldiğinde mahkemeye gitmiş. Hakim bizim Türk’ün de aralarında bulunduğu ihlalcilerin kalabalığını görünce, mübaşirine, “Her birine 100’er dolar ceza verdim, tebliğ et” talimatını verdiği için korktuğu başına gelmemiş…

“İyi de, resmen burada yoksun, bu durumu daha ne kadar sürdürebilirsin” dediğimde, “Burada başkan değişikliği olduğunda benim gibilere vatandaşlık yolunu açacak düzenlemeler yapılıyormuş; buradaki varlığımı ispatlamama yarayacak belgelerle o günü bekliyorum” karşılığını almıştım.

ABD garip bir ülke

Herhalde New York limanından denize atlayan Türk çoktan ABD vatandaşı olmuştur, onun o zamanki durumunda bulunan 11 milyon ‘kaçak göçmen’ için vatandaşlık yolu önümüzdeki günlerde açılıyor.

Yeni seçilen ABD başkanı Joe Biden’in ilk icraatlarından biri, selefi Donald Trump’ın dört yıl boyunca, kadınları eşlerinden, çocukları anne-babalarından ayırma pahasına sürdürdüğü göçmen karşıtı politikayı tersine çevirmek olacak.

Reklam

Bu arada, yine Trump’ın dört yıl önce Beyaz Saray’a taşınır taşınmaz uygulamaya koyduğu bazı Müslüman ülkelere ABD’ye seyahat yasağı da sona erecek.

Joe Biden işe Trump’ın Amerika’ya yakışmayan politikalarını tersine çevirerek başlıyor.

Dikkat edenler şunu fark etmiştir: Joe Biden’in seçimi kazanmasına itiraz eden belli bir ideolojiye sahip kitleler, seçimi iptal ettirmek ve kendisinin bir dönem daha başkan olmasını sağlayacak yolu açmak için mücadele eden Trump’ın arkasında saf tutarak bir darbe girişiminde bulundular. Joe Biden kendisine karşı girişilen darbeye karşı çıkan açıklamalar yaptı, girişim önlendikten sonra ise sustu. Günlerdir hiç konuşmuyor. İşine bakıyor.

Sisteme müdahale etmek isteyen ve bu amaçla Capitol binasını işgale kalkışanlarla devletin ilgili birimleri ilgileniyor. İç istihbarattan sorumlu FBI işgalcileri tespit edip mahkemelere sevkini sağlıyor, Amerikan ceza yasasındaki maddelere uyan eylemler yaptığı belirlenmiş kişilerle ilgili kararı mahkemeler veriyor.

Bizleri şaşırtsa da, ABD’nin yargılama usulü öyle gerektirdiği için, kaçmayacağı düşünülen kişiler tutuksuz yargılanmak üzere kefalet ödedikleri takdirde serbest bırakılıyor.

Tabii ‘4. Kuvvet’ olarak bilinen medya da, bütün gücüyle, darbe girişiminin içini dışını irdeleyen haberlerle sürece katkıda bulunuyor.

Seçim sonucunu içlerine sindiremeyenler girişimlerini sonuca eriştirme umuduyla örgütlenir ve eylem konusunda haberleşirken, Twitter, Facebook ve benzeri sosyal medya platformlarını kullanmışlardı; o paltformların büyük çoğunluğu ABD’de yerleşik. Kimse onlara talimat vermedi, ama en yaygın kullanımda olanları kendiliklerinden platformlarını kötü amaçla kullananlara kapattılar.

Donald Trump’ın Twitter ve Facebook kullanımı ebediyyen sonlandırıldı; o platformların yöneticileri tarafından…

Reklam

Yasakçı bu tedbir, darbe girişimini en şiddetle kınayan sivil toplum örgütleri tarafından fikir özgürlüğüne aykırı bulunduğu için eleştirildi, hala eleştiriliyor.

ABD garip bir ülke sahiden…

Darbe girişimine kadar, tepkileri ekranlarına ve gazetelerinin sayfalarına taşıyanlar, eylemlere zemin hazırlayanlar vardı medyada; toplum onlara tepkisini ilgisini çekerek gösterdi. 6 Ocak gününe kadar Amerika Trump’ın da çok itibar ettiği Fox News’ü izliyordu; şimdi izleyicilerinin yarısından fazlasını kaybetmeyle karşı karşıya Fox News.

Yayınlarıyla darbenin yolunu kolaylaştırmış olan medya organları kıyasıya eleştirilere muhatap; ancak eleştiriler medya-içinde gerçekleşiyor. Yanlış yapanlara uygun görülen ceza, buna ceza denilebilirse, yaptıklarından dolayı utanç duymaları ve o utançla yaşamaları…

Trump da, darbe günü yapılana ve yapanlara sahip çıksa bile, girişimin ardından geçen iki hafta içerisinde söylemini değiştirmek zorunda kaldı. Giderayak yaptığı son açıklamada ise, Kongre binasını işgal etmeye kalkışanlarla arasına mesafe koyma ihtiyacı hissetti.

Bugün, ABD başkentinde yeni seçilmiş başkan ile yardımcısının yemin ederek yönetimi ele alacakları gün. İki hafta önce darbe girişimine sahne olmuş Washington ile birlikte 50 eyalette uygunsuz herhangi bir girişime meydan vermemek için bütün tedbirler alındı.

Hiçbir şey aynı olmayacak

ABD’de hiçbir şeyin 6 Ocak öncesi gibi olmayacağını o ülkede yaşayan herkes görüyor ve biliyor. Son dört yılın politikaları ve onlara eşlik eden söylemler toplumu tam ortasından ikiye böldü; bir bölümü silahlanarak diğer bölüme ve devlete karşı tehdit oluşturdu. 11 Eylül (2001) sonrasında kendilerini ‘dış tehdide’ karşı koruma ihtiyacı duymuştu Amerikalılar; şimdi ise daha büyük tehdidin kendi içlerinden geldiğini fark ettiler.

Bunda 11 Eylül sonrasında öyle ehven göründüğü için benimsenen yanlış politikaların payının büyüklüğünü fark etmeleri de yakındır.

Eli silahlı yeni tehdit kendi içlerinden geldiğine göre, sistemleri o kadar insanı veya hatta lider düzeyindekileri bile cezalandırmaya müsaade etmeyeceği için, onları azınlığa düşürmekten başka çaresi yok yeni yönetimin…

New York limanında denize atlayarak Amerika’da yaşamayı seçmiş bizim Türk arkadaşın benzerlerine, tam 11 milyon kaçak göçmene, vatandaşlık yolu açılması bir başlangıç.

ΩΩΩΩ

Konuya ilişkin yazılarım:

Darbeler birbirine benzer.. ABD darbe girişiminin arkasında dev şirketlerin mali desteği var… (19 Ocak 2021)

ABD’de daha önce de darbe girişimleri oldu.. Geçmişten günümüze bir örnek olay… (18 Ocak 2021)

İki darbe girişimi (15 Temmuz ve 6 Ocak) birbirine benziyor; fakat ilişki kuran yok… (16 Ocak 2021)

“Bizim burada olmaz” deniliyordu, ABD’de oldu.. Her yerde olabiliyor… (15 Ocak 2021)

Allah kimseyi onun durumuna düşürmesin.. Her şeyini kaybedebileceği gibi rezillenme ihtimali de var… (14 Ocak 2021)

ABD’de Kongre saldırısı sonrasında neler yaşanıyor? (13 Ocak 2021)

Whatsapp tartışması beni ByLock’a sürükledi.. Oradan Signal’e ulaştım… (11 Ocak 2021)

Onbinler tutuklanır, cezaevlerine yollanır mı? Başkan sürece müdahale eder mi? (10 Ocak 2021)

Popülist politikacılar bir gün iktidardan düşeceklerini hesap etmiyorlar… (9 Ocak 2021)

Trump ve Trump-gilleri anlamaya çalışmak… (8 Ocak 2021)

“Geliyor” dedim geldi; ABD’deki ‘darbe’ girişimine “Geçti” gözüyle bakmak yanlış olabilir (7 Ocak 2021)

Bir de olaydan bir gün öceki yazım:

Bir darbenin ayak sesleri… (5 Ocak 2021)

19 YORUMLAR

  1. Değerli yorumcu arkadaşlar! Sevincimi ilk sizlerle paylaşmak istedim.
    Bundan 4 yıl önce! Ayni saat’te ve ayni mekanda, Dünyanın başına bir kara”BULUT”çökmüştü; Allaha Şükürler olsun şu an “DÜNYAYI” ondan temizlediler ve onu laik olduğu yere gönderdiler. Darısı onun Arkadaş ve dostlarının Başina olsun, AMİN
    Yeni gelen Başkan! ABD, dünya, ve ezilmiş halklara hayırlara vesile olması dileklerimle. Hoşca kalın.

  2. O 11 milyon içine Papaz ve taraftarlarına da vatandaşlık kolayca verilecek mi?
    Onlar gönüllü dünya vatandaşı zaten fahri vatandaş.
    ABD onlara hiçbirşey vermesede gönülden bağlılar.
    Öyle olmasa ABD papazı 40 yıl besler mi?
    İslama hizmet için beslemiyor değil mi?
    Duyamadım.
    Bende Fehm i Bey gibi ortaya söylüyorum.

  3. ABD üzerine bizim medyamızda Sn. Koru kadar yazan kimse yok herhalde. Trump’ı konu alan ve onun başına gelebilecek öngörüleri geçte olsa tuttu: Tump’ın yaklaşık iki yıl öncesinden başlayan azil süreci nihayet başkanlığının son günlerinde hem de iki kez gerçekleşti, Trump’ın deliliklerine örnek öngörüsü de nihayet Capitol’a baskın şeklinde vuku buldu. Vaktiyle bir tezi de vardı ve Koru bir kaç yazısında onu da işlemişti: ABD Yüzyılının Sonu mu? başlıklı olan.

    Trump ikinci kez ABD başkanlığını kazanmış olsaydı bu son -ABD Yüzyılının sonu- yakın zaman için mukadderdi denilebilir denilmesin de; bu olmadıysa da olmuş gibi derin yaralar açtı ABD devlet yönetimi geleneği, kurumları ve demokrasisi üzerinde.

    Bazıları, “oh olsun, ettiklerini bulsunlar, “yıkılıp virane olsunlar” temennilerini yüksek perdeden dile getirmiş oldukları halde, küresel sistemde ABD’den boşalacak yere kimi, hangi küresel gücü ikame edeceklerini henüz düşünmemiş görünüyorlar. Bizde, hamasi duygularla veya iç politikaya ram olmuş birçok zevat, sanki dünya ülkemizin etrafında dönüyormuşçasına, belki ABD sonrası, dünyaya biz yön vereceğiz, nizama sokacağız gibi neo-Osmanlıcılık veya adına başka şey denecek hayalleri yaşıyorlar. Ecdadı, rahmet ve minnetle anıyorum ki, onlar misyonunu tamamlayıp tarihteki yerini aldılar; bakalım bizim tarihteki yerimiz ne olacak?

    Dünyamız özellikle 2. dünya savaşından bu tarafa belirli paktların ve BM’in etkisi altında yönetiliyor. Dünya 5’ten büyük olmasına büyükte, nitelikli büyüklük/güç dünyaya nizam veriyor; adil mi değil mi, tabi ki tartışılır. Lakin bu güç dengesinin oluşumuna iki dünya savaşı ve derin ekonomik krizler sonrası ulaşılmıştır; yeni oluşumlar, yeni düzenler de sancılı olur/oluyor; hele ki, dünyamızın tarihte hiç olmadığı kadar silah deposuna döndüğü bu zaman diliminde değişimler, sancılı olmanın yanında zahir, daha yıkıcı da olacaktır.

    Yükselen “Çin gücü” yerleşik dünya düzenini tehdit ediyor; ABD, Körfez ülkelerinden başlayarak Yakın Asya’yı, Ortadoğu’yu, ve Kuzey Afrika’yı ve belki de Rusya’yı da içine alacak bir hinterlantta küresel gücünü idame ettirecek bir zemin hazırlıyor. Osmanlı İmparatorluğu sonrası dünyada etkin ama zayıflamaya yüz tutmuş güç BATI-ABD, karşısında gelişen güç ve popülist politika ve yöneticiler, aşırı milliyetçilik ile Çin’in önderliğinde Asya ülkelerinin siyasi/ticari birlik oluşturma çabaları karşısında pozisyon alıyor.

    Trump dönemi bu politika için kayıp yıllar oldu. Joe Biden, ABD’nin geleneksel politikalarına dönmesi adına, öncesinde Başkan yardımcılığı yapmış iki dönemin tecrübesiyle de aday gösterildi, zor olsa da ABD’nin yeni başkanı oldu.

    Bugün görevi devralacak olan Biden’in, aslında seçilme ihtimali kesinlik kazandığından itibaren etkisini hissetti dünya: Suudi Arabistan ve birçok Körfez ülkesi politika değişikliğine gitti; Trump dönemi mezkur ülkeler, İsrail ile barışmanın yanında beklenmedik bir hamleyle de Katar ile de barıştılar. Türkiye hükumeti, Biden dönemine mesaj/hazırlık temalı kararlar aldı: Ekonomi yönetimini yeniledi, AB ile ilişkileri geliştireceğine yönelik “Geleceğimiz/yüzümüz BATI’ya dönüktür” temalı söylemler ile reform çalışmaları başlattı.

    Şimdilerde, ülkemiz hükümeti üzerinde uzun zamandır etkili olan ulusalcı-milliyetçi cephe (MHP, Vatan Partisi) ile AK Parti/İktidar arasında su yüzüne çıkan anlaşmazlık, Erdoğan’ın, dümeni BATI/ABD yönüne çevirme isteğinin temelinde de Biden yönetiminin etkisi/baskısı olsa gerektir.

    Sanırım ABD yeni yönetimi, küresel politikalarını uygulamada topa çok hızlı girecek. Yönetimi devralmadan önce, ABD nüfuz alanında meydana gelen hızlı gelişmeler bunun kanıtı denecek kadar belirgin duruyor.

    Yeni dünya düzeni yeniden iki kutuplu yöne evriliyor, bu kez kutbun diğer ucunda Rusya (eski SSCB) yerine Çin var. Çin’in durdurulması zor ama ilk elden yavaşlatılması sağlanmaya çalışılacak gibi.

    SSCB’nin dağılmasından beri çeyrek yüzyılı aşkındır tek küresel güç olarak -ehli kitap- BATI/ABD var ve bu kısacık zaman diliminde, geriye dönüşüp bakıldığında, yeni bir küresel güç olarak – Kitapsız- Çin’in yükselmesine ön açan politikaları nedeniyle sanırım BATI, kendi “katı kapitalizmine” rahmet okutturacak gelişmelere çanak tuttuğu için pişmanlık duyuyordur.

    Dünya böyle yeni iki kutuplu bir duruma evrilirken, kutuplar arası mücadele Çin lehine sonuçlanır ve tek küresel güç Çin olursa bu, kıyametin büyük alameti olarak okunabilir (mi)?

    Benimkisi ileri bir kötümserlik olarak okunabilir lakin, Sn. Koru’nun, üst üste, adeta dizi halinde ABD seçimleri ve orada yaşananları yazması, irdelemesi, dünyanın alacağı ve nasıl yönetileceği “yeni hal” ile ilgilidir ve yerel gelişmelerden daha fazla buraya odaklanması, ülkemiz yöneticilerine da bir bakış açısı sunmakla ilgilidir. Çünkü; küresel gelişmelerden etkilenmeyecek kadar ne ekonomik, ne siyasi, ne jeopolitik ve ne de “mutlak bağımsız” bir gücümüz var.

    Dünyadaki yeni gelişmeleri hamasi iç politika malzemesi yapmaktan uzak bir anlayışla okuyarak, bölgesinde büyük devlet ve kadim devlet geleneği olan bir ülkenin, Türkiye’nin, dünyamızın esenliğine de katkı yapacak dış politika uygulamaları geliştireceğine eminim!

  4. ABD içinde nolur tam bilemem.
    Ancak “irtibat, iltisak” gibi kavramlar kesinlikle kullanılmayacaktır. Bunu rahatlıkla söyleyebilirim.
    Dışarıda ise Putin ilk hedef olacaktır.
    Doğrudan hedef tahtasına konulmaz ise vekalet savaşları gündeme gelecektir.
    Bu durumda ise en kullanışlı ülkeler, yönetimlerinin en çok açığı olanlar olacaktır.

  5. sayın erdoğan seçimlerin 2023 te yapılacağını söylüyor ama kendisi de olamayacağını biliyor. ev gezmelerine başladı bile. kendisi usta politikacıdır, oy nerden gelir bilir, karşı bloğa nasıl zarar verilir onu da iyi bilir. muhalefet istediği için değil, kendisi ve partisi için seçimi öne almak zorunda olduğunu da bilir. özellikle ekonominin yakın gelecekte toparlanma ihtimali yok. her geçen ay sıkıntı artacak dolayısıyla işi 2023 e taşıma şansı yok, oyları giderek eriyecektir o nedenle en avantajlı gördüğü zamanda apart almaya çalışacaktır.
    ben kendisinin bir daha seçilmesini düşük ihtimal görüyorum,
    akp nin bir daha tek başına iktidara gelmesine ise pek ihtimal vermiyorum.
    bay bidenın ilk icraatları trumpın bazı politikalarını geri çevirmek olacakmış.
    bidenın hayırlı biri olduğu yönünde ciddi şüphelerim olsa da abdnin politikası göçmenlere yardım ederse sevinirim elbette. müslüman ülkere uygulanan seyahat yasağı kalkarsa, iklim anlaşmasına dönerse sevinirim.
    keşke bizimle de iyi ilişkiler kursalar.
    öte yandan bizde de başkan değişirse neleri tersine çevirir acaba?
    ekonomi, yargı, eğitim, tarım, su kaynakları yapısal reformlara muhtaç,
    bu iktidar damgasını yolsuzluk ve israfa vurduğundan reformaların yanısıra acilen tasarruf yapılması gerekir. inanılmaz büyüklükte kışlık saraylar, inşaatı bitirilemeyen yazlık saraylar, cumhurbaşkanlığının 2 iken 268 olan araçları, sayıları 125 bine varan kamu araçları 1 iken 16 olan uçakları ziyafetler, akla hayale gelmeyen lüksler ilk sırada olabilir/olmalı. vergi adaletsizlikleri, gelir eşitsizlikleri, maaş anomalileri, yandaşların yerleştirildiği devlet kademeleri ardından hazinenin kayıp milyar dolarları, onları dünyanın zirvesine yerleştiren beşi bir yerdelere verilen ihalelerin incelenmesi, vakıflara aktarılan malllar, mülkler ve daha neler, azerbeycan ve katar dışında dünyanın geri kalanıyla ilişkilerin düzeltilmesi.
    trump 4 yıl iktidarda kaldı ve hiç bir şey aynı olmayacak deniyor.
    yapıp ettiği yanına kalmış ne bir ülke var tarihte ne de bir lider.
    kim gelse abd daha iyi yönetilemeyecek,
    ve biz de de kim gelse daha iyi yönetileceğiz.
    çünkü devirler vardır.

    • Bu yazıyı sevdim, kim gelirse gelsin bunlardan daha kötü olmayacak ve beklenen bahar ve fecri sadık, kifayetsiz muhterislerin defi ile mümkün olacak. Büyük bir uzlaşma ve birbirini anlama, empati devri ile islamiyet ve insaniyetin yüksek seciyelerinden beslenen, ahlak imparatorluğu kurulacak. Aksini iddia edenlere 1000 yıl sürecek denilen 28 şubat sürecinin arkasından bu memlekette 20 yıl AKaPe iktidarı hüküm sürdü diyebilirsiniz.
      Son söz: ” Allah CC. dilerse dinine recul facir ile hizmet ettirir”(Buharî, Cihad, 182; Müslim, İman, 178)

  6. Bu kadar yazıdan sonra, 6 Ocak darbe girişimini araştırmak için acaba amerikan senatosu veya temsilciler meclisi bir darbe araştırma komisyonu kurar mı? Yada kurulan araştırma komisyonunun başına Pensilvanya’dan tornistan Qanoncu bir savcı emeklisini mi? seçerler. Velev ki seçseler bu savcının keyfemayeşa bir algoritme tabi olmadan aklına eseni komisyona çağırmasına göz yumarlar mı? Hadi göz yumdular, hem cumhuriyetçi, hem demokrat temsilcilerden oluşan komisyonun tartışmalı tutanak ve karar belgesinin bir sonra ki başkanlık seçimine kadar yayınlanmayıp, ‘censored’ bir şekilde kamuoyuna bilgi açıklanmasına mani olunmasına göz yumarlar mı? Soru: Amerika bunların olmasına müsaade eder mi?

  7. Sn Koru yazınıza cevap dün bir arkadaşımızın belirttiği gibi Amerikanın kumdan kalesi yıkılacak .Yıkılmaz dediğimiz SSCB nin bir almanın kızılmeydana pırpırlı bir uçak ile inişi
    nasıl yıkımı başlattıysa yakında aynı şeylerin ABD nin başına geleceğinden emin olabilirsiniz.
    Yaptığı haksızlıkların işlediği cinayetlerin haydutluğun bedelini ödeyecektir.
    Adam şimdi de hindistanı tehdit ediyor eğer S400 alırsa türkiye gibi ambargo uygulayacakmış sen kimsin haydut herkes sana mı soracak ne alıp almayacağını .Hep birlikte bu hayduta karşı gelmenin vakti geldi de geçiyor bile.

    • Sen kimsin ahmet?bir bak bakalim millyonlarca insan hatta turkiyede oturan binlerce insanin cebinde abd yesil karti var hem senin kasandaki para dollar kullandigin askeri araclar usa hem abd 52 federal devletten olusuyor yani bizdeki gibi tek kisinin elinde degil abd dagilinca onun yerine Kim dunyanin liderligini yapacak ?komnis cin mi yoksa diktøtør rus yami ?sen adam gibi bir sistem kurup devletini gelistirseydin insanini mutlu etseydin

  8. Muhaliflerini temizlemek ve onları süründürmek için tam fırsat ellerine geçmiş. Bunu kullanmak yerine işi oluruna bırakıyorlar. Belki de bir Türk atasözü onlara akıl vermiş. Ne diyordu atalarımız “Ayarını bozduğun kantar, bir gün gelir seni tartar”.

    Akıllı insan sadece günü yaşamaz. Hem geçmişi, hem de geleceği görür. İşler ters gittiğinde, rüzgâr döndüğünde ben nice olurum diye düşünür. “Adalet yerini bulsun da isterse kıyamet kopsun” der. Kendisini ileri utanacağı veya suç işlemiş duruma düşeceği şekilde kullandırmaz.

    Araçsallaştırılan her şey değerini kaybeder. Yargı, muhaliflerin ortadan kaldırılma aracı değil, adalet dağıtma aracıdır.

    Dünyanın neresinde olursa olsun.

  9. ABD nihayet küçük farkla da olsa doğru yolu seçti ve daha barışçı, ötekileştirmeyen, uzlaşmacı ve eşitlikçi bir yönetime geçiş yaptı. Biden yönetimi sadece ülkesinde değil, dünyada da daha demokratik yönetimlere geçişi kolaylaştıracaktır. Umarız ülkemiz de kısa sürede demokratik değerlere ve barışçı politikalara dönüş yapar, bölgesinde güven ve istikrar adası olur, ve insanlarına daha iyi yaşam koşulları sunar. Bunu daha önce yaptık ve yine yapabiliriz. Daha müreffeh ve daha mutlu olabiliriz. Yeterki bu kararlılığa sahip olalım ve bozgunculara fırsat vermeyelim. Değişim için bir fırsat gelmiş bulunuyor. Bunun iyi değerlendirilmesi gerekiyor.

    Mevcut iktidar da bu değişim gereğini görüyor ve reform arayışı içinde. Ancak kurduğu koalisyon bu fırsatı vermeye niyetli görünmüyor. Bu durumda kartların yeniden karılması ve oyunun yeniden kurulması gerekiyor. Değişim yakındır … bahara.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız