Abdullah Gül yakınlarda Kılıçdaroğlu ve Karamollaoğlu ile görüşmüş… E, ne olmuş yani?

45

“Türkiye’de siyasi hayata bulaşmış isimler arasında işi en zor olan kişi kimdir?” diye sorulsa benim hiç duraksamadan vereceğim isim şudur: 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül
AK Parti denildiğinde ilk akla gelen birkaç isimden biri, AK Parti iktidarının ilk başbakanı, uzun yıllar dışişleri bakanı ve aynı partiden ilk cumhurbaşkanı olan Gül, bazısı ‘gazeteci’ sıfatını taşıyan çoğu ‘trol’ diye tanımlanan ‘yeni AK Partili’ tipler tarafından her fırsatta çarmıha gerilmek isteniyor.
Son suçu ağır: Vaktiyle birlikte siyaset yaptıkları Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu ile görüşmesi yetmezmiş gibi, CHP’nin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu‘nun “Görüşebilir miyiz?” teklifine de olumsuz cevap vermemiş, onunla da görüşmüş…
Hem de yerel seçimlere gidilirken…
Bugün biri “Kılıçdaroğlu’na aday ismi de önerdi” diye yazıyor.
Aman ne kadar kötü bir iş yapmış 11. Cumhurbaşkanı…
Oysa sorulması gereken esas soru şu değil midir:

“Saadet Partisi ve CHP liderlerinin görüş almak için görüşme ihtiyacı duydukları Abdullah Gül ile, kurucusu olduğu partinin ileri gelenleri neden sıkça görüşmüyor, neden kritik dönemeçlerde ne düşündüğünü öğrenmek ve varsa isimler önermesi için kapısını çalmıyor?”

Kaht-ı rical kaderimiz olmamalı

Türkiye’nin uluslararası platformlarda sesini duyuracak, tezlerini savunacak fazla isim yok. Deneyimli siyaset kişileri konusunda fukara bir ülkeyiz. Söylediği sözün bir ağırlığı olan, geçmişte kurduğu ikili ve çoklu ilişkiler sayesinde bugün de ağzından çıkanlara güvenilen kimimiz var?
Hiç kuşkusuz Abdullah Gül bu sorularıma cevap olabilen nadir kişilerin başında geliyor.
Zaten bu sebeple kapısı çalınıyor.
Yalnızca Saadet ve CHP liderleri tarafından değil, ülkemizi ziyaret eden nice yabancı devlet adamı, uluslararası gazeteci, Türkiye üzerine çalışan bilim insanı tarafından da…
Çağrıldığında -ki sıkça çağrılıyor- uluslararası toplantılara katılıyor, pek çok etkinlikte onur konuğu konuşmacı olarak yer alıyor.
AK Parti’nin kendi içinden çıkmış uluslararası çapta bir siyaset bilgesi olarak kendisiyle övünmesi gerekmez mi?
Kapısını herkese açık tutması beklenen biri 11. Cumhurbaşkanı Gül; o sebeple AK Parti’den önemli isimler yanında, görüşlerini merak eden ülkemizin meraklı insanları -araştırmacılar, gazeteciler- de kapısını aşındırıyor.
CHP’nin ve Saadet Partisi’nin ve başka çizgiden insanların Gül‘e atfettikleri değer AK Parti’yi sevindirmeliydi.
Neticede o partilere mensup olanlar da bu ülkenin insanları. AK Parti’nin tabanı ile CHP ve Saadet’in tabanlarının birlikteliği ülke için en geniş mutabakat zeminini teşkil eder; Abdullah Gül işte bunu sağlayabilecek bir siyasi figür.
AK Partili olunca AK Partili olmayanları ‘düşman’ bellemek mi gerekiyor?
Galiba öyle.
Hatta, AK Partili olmayanları ‘düşman’ bellemeyen AK Partilileri de ‘düşman’ belleyenler çıkıyor günümüzde.

Dün AK Parti’ye küfrediyorlardı, bugün ise AK Parti namına…

Çoğu nevzuhur AK Partililer bunlar…
Bazısını medya camiası içerisinde yer aldıkları için tanıyorum. İçlerinde, AK Parti’nin kurulduğu dönemde bulundukları medya grubunda yeni parti aleyhine çevrilen her türlü tezviratta ön safta yer almış olanlar var. Daha belediye başkanlığı döneminde Tayyip Erdoğan‘ı yetkilisi olduğu televizyon kurumunun kapısından içeri sokmamakla övünenleri bile hatırlıyorum.
Gazeteciliği siyasetin yedek lastiği olmak sanıyor ve goygoyculuk yapmayı yorumculuk olarak sunuyor o bazıları…
AK Parti’yi samimi destekleyen kitle onların şimdilerde AK Parti namına sergiledikleri tezviratları hayretle izliyor.
Oylarının yüzde 50’den yüzde 40’lara yaklaşması AK Parti’nin, iktidar için MHP ile ittifakın şart hale gelmesinin sebebi nedir sanıyorsunuz?
Diğer partilerin Gül‘e gösterdikleri ilgiyi AK Parti de gösterse, her kritik konuda onun birikimlerinden de yararlanıldığını belli edecek biçimde davranılsa ve bu tavır izlenen politikalara da yansısa, acaba yine de MHP desteğine ihtiyaç duyulur hale gelinir miydi?
Ben gelinmeyeceğini düşünenler arasındayım.
Temel Karamollaoğlu ve Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşmelerinde liderlere birkaç ay sonra yapılacak seçimde aday ismi telkininde bulunmuş mudur Abdullah Gül?
Sanmam. Onlar sormamış, o da böyle bir telkine ihtiyaç duymamıştır.
Peki de, sorsalar ve o da isim telkininde bulunmuş olsaydı, bunun ne zararı olabilirdi? Hele bir de onun takdir ettiği biri CHP veya Saadet Partisi’nden aday gösterilse ve seçilse bu neden yanlış olsun?
MHP’li adayları bazı illerde ve ilçelerde desteklemeye hazırlanmıyor mu AK Parti, ittifak gereği?
Ne diyeceğimi daha yazımın girişinde dedim aslında: Türkiye’de işi en zor olan kişilerin başında Abdullah Gül geliyor.
ΩΩΩΩ

45 YORUMLAR

  1. ABDULLAH GÜL FİNALİNİ İYİ BİTİREMEDİ, BİTİREMEYECEK GALİBA.
    RİSK ALMAKTAN KORKANLAR TARİHTE BİR MİSYON SAHİBİ OLAMAMIŞTIR.
    ARMUT PİŞ AĞZIMA DÜŞ ,Derler buna herhalde.
    İnandığı misyonu farklı ise ortaya atılmalı. Siyaset korkakların işi olamaz.
    Yok bende farklı düşünmüyorum ama birazda ben yönetsem tavırları toplumda makes bulamaz.
    Yapar gibi yapmak isteyenler.
    Bir işi ya tam yapmalı ,yada hiç bulaşmamalı.
    Ortalığı bulandırmanın kimseye bir faydası olmaz.
    Gerçekten farklı düşünüyorsa en etkili olabileceği konumda bunu hayata geçiremeyenler.
    Etkisiz ve yetkisiz bir hale gelince mı destan yazacak.
    Kusura bakmayın buna kargalar bile güler.
    Güven verebilir mi.Yeni görevinde baskılar karşısında eğilip bükülmeyeceğine nasıl inanacağız..
    Aslında bir yanıp bir sön meler bu yola çıkacakların önünü de kesiyor.
    Ortamın yumuşamasına katkı sağlamıyor.
    En nihayet cesur yürekler çıkana kadar bu böyle devam edecek galiba.

  2. Insanlar birieirini suçlamak için bir yalan yazacaklari zaman, önce o yalan konusunda biraz araştirma yapabilseler iyi olur.
    Bugün gene Korunun sitesine epeyce dışardan ithal edilen Erdoğanin avukatliğıni üslenmiş guruplar tarafindan ataklara maruz kaldiğina şahit olduk.
    Daha önce F Korunun günlüğüne uğramayanlardan oluşan erdoğanin savunucularina bir hatirlatma.
    Abdullah Gülün C Başkanliğı süresi sona ermeden, gazeteciler ona şöyle bir soru sordular.
    Görev süreniz bitince ne yapmayi düşüniyorsunuz?
    Cevabi şöyle idi! “PARTIME DÖNÜP ORDA HIZMETLERIME DEVAM EDECEĞIM.”
    Peki! Partisi ve kardeşi Erdoğan ne yaptı?
    Aslinda herkes biliyor yazmama gerek yok ama genede yazayım.
    Erdoğan Güle engel olmup önünü kesmek için apar topar partide olağan üstü kongireye yapip Davutoğlunu genel başkan ve başbakan yaptı.
    Peki kim kime ihanet etmiş?
    Ayricada Gül c başkanligina aday olcaği zamanda eski dostlari şimdiki düşmanlari olan gazete yazarlarina Abdullah Gül aleyhinde yazi yazin aday olmasin teklifindede bulunan erdoğan olumlu cevap alamayınca.
    Be sefer Kardeşim Gülü aday gösteriyorum demek zorunda kaldı..
    Şimdi kim kime ihanet etmiş oluyor?
    Veya kim kimin arkasından kuyusunu kazmis oliyor.
    Yol arkadaslarina ihanet eden birinden herşey beklenir.

  3. “Başlangıçta hepimiz günahsızdık. Büyürken öğrendik öğrendikçe anlayışlarımız şekillendi şekillendikçe farklılaştı derken farklı farklı tercihler doğdu. Kimimiz doğruyu tercih etti kimimiz yanlışı, kimimiz de doğruyu yanlışı birbirine karıştırdı, ortaya karışık ( içiçe geçmiş) tercihler çıktı. Sonra tabi olarak aklı karışanlar tercih sahiplerini birbirine karıştırdı böylece memnuniyetsiz fertlerden oluşan bir topluluk olduk. Şimdilerde sanki bir kıvılcımla patlayacak bomba gibi ülkemiz. Son cümle için yok canım okadarda değil deyip sakin olmaya çalışsakta ‘kaçınılmaz son bu’ diye düşünenlerimizin sayısı hiç de az değil.
    Bu bir devri daimdir devletler doğar büyür sonra patlayarak yada patlamadan dağılır devletten geriye kalan millet yeni bir devlet kurar. Böyle olduğunu herkes bilir ama kimse buna engel olamaz ve devri daim devam eder.”
    Yorumları okuyunca kimin yazdığını hatirlayamadigim bu yazıyı anımsadım. farklı tercihleri anlama gayretine girmeden anlayışlarımıza göre yaşamımızı sürdürdüğümüz üzerine düşünürken çok şaşırtıcı durumlarla karşılaştım. “Anlayış farklılıklarımızı ve farklı tercihlerimizi hoşgörüyle karşılamazsak toplumsal barıştan bahsedemeyiz” türü yazılar yazan büyük yazarlarımızdan birinin aynı dinin mensubu oldukları halde başka birinin masumane bir tercihini suç olarak gördüğünü öğrendiğimde kaçınılmaz sona bende inandım.
    Türkiye bir ivme yakalamışken bir kırılma oldu ve herşey tersine döndüya işte o kırılma şu cümledeki anlayış: ” elindeki çantasıyla Afrika’ya gidip kendi ailesini mağdur ederek Afrikalı açlari doyurmalari kabul edilemez bir suçtur”

  4. Fehmi Bey , yine arkadaşınızı savunma konumuna geçmişsiniz. 09 Nisan 2018 tarihli yazınıza “ İyi Bir İkinci Adam Olmak Neyi Gerektirir “ konulu yorumu ,29 Nisan 2018 tarihli yazınıza da sonu aşağıdaki cümlelerle biten başka bir yorumu göndermiştim. “ Yoksa şu veya bu nedenle ülkemizin geleceğini sabote etmek
    isteyenlere bilmeden malzeme mi olunmuştur. Komplo teorisi denilmesin. Bu topraklarda yaşamak tarihin her devrinde bedel istemiştir.Tuzu kuru kıta Avrupa’sının fantezileriyle hareket edemeyiz. Onlar her bakımdan kalkınmış bir ülkede yaşamaya sadece kendilerini layık görürler. Alabildiğine egoist ve menfaatçidirler.Ülkeyi ayağa kaldıran lideri indirmek için arkadaşının eline hançer verirler. Tavsiyelerde bulunduğunuz insana yazık oldu.Ancak hiç olmazsa hançer kullanıl(a)madı “. Bugünlerde anlaşılıyor ki,
    birileri yeni , daha masum ! yöntemler hazırlıyor.
    Sn.Gül , bir çok açıdan değerli bir kişi olabilir. Asistanlık yaptığı Sakarya DMMA’daki yıllarından, -herhangi bir samimiyetimiz olmasa da – aynı okulda öğrenci olduğum için genel hatlarıyla tanıdığımız bir insandır.
    Ülkeye faydalı olacak fikirleri de mutlaka vardır. Her faniye nasib olmayacak görevlerde bulundu. Fakat , şimdiki pozisyonunda hiç de açık ve net davranmıyor. Bunun herkes tarafından bilinen “garantici” huyu ile ilgili olduğunu düşünüyorum. Şöyle formüle edebiliriz : Nerede risk var orada Gül yok , nerede risk yok
    kendisi o konuma aday. Böyle bir siyasetçi olarak hiçbir başarı elde edemez.
    Yabana atılmayacak kadar zeki bir insan olduğunuz ifade edilebilir.Ülkemize Amerikan conilerinin bir şekilde yerleşmesini getirecek tezkereye karşı sağlam bir mücadele verdiğinizi hep takdir etmişimdir. Ama niye arkadaşınızı olmayacak işler için cesaretlendirmeye çalıştığınızı anlamak mümkün değil. Herkesin bilmesi
    gerekir ki , Türkiye’de lider bellidir ; Allah ömür verdiği sürece öyle kalacaktır. Ancak resmi görevi tamamlandığında , ülkemiz yetişmiş devlet ricali açısından maalesef fakir olduğu için , tecrübeli / kariyerli / ağırlıklı toplum çoğunluğu ile aynı frekansa sahip devlet adamlarına ihtiyaç olacaktır. Böyle ikircikli davranarak kendisi ile gönül bağı kurmuş / veya ileride kurabilecek olan toplum kesimleriyle her gün arayı açacak hareketlerde bulunmak ülkeye hizmet değildir.Yeteneksizliği tavan yapmış ana muhalefet liderinin yine hareketlenerek yurt dışı mahfillerle temasa geçtiği bir dönemde , onun rotasının üzerindeki istasyonlarda bulunmak Sn Gül için büyük talihsizliktir. Henüz bir şey duyulmadı ama emareler olduğu iddia ediliyor;eğer bunlar doğruysa, değerli hocamız / eski başbakanımız için de aynı naçizane samimi görüşü belirtmek isterim : Size yaban eller yaklaşmak istiyorsa mutlaka istismar etmek, bağlı bulunduğunuz köklerinizi tarumar etmek için yapıyorlar demektir. Bunları bilmemeniz mümkün olmadığına, hepimizden daha iyi takdir edecek bilgi kaynakları ve tecrübeye sahip olduğunuza göre , çıkın net tavır koyun kardeşim. Mırıldanmak bir siyasetçi için büyük zaaftır. Siz Fehmi Bey’e bakmayın , Sn.Gül’ü savunma yazıları gittikçe daha zayıf argümanlarla dolmaya başladı vesselam.

    • İbrâhim bey, yazdığınız bu güzel metin için Sizi tebrik ediyor ve Bende aynen Sizin gibi düşünüyorum, saygılarımla…

  5. Düzgün insanları karalamak zordur. Gül dindar ve muhafazakar insanların oy verebileceği biri. Çalması çıpması olmayan biri. Ama maalesef iktidar hırsı yok. Parti kurmuyor. Saadet veya bir başka partiye girmiyor. Bence Gül üzerindeki ölü toprağını atmalı ve derhal aktif siyasete dönmeli. Hatta Kayseri’den belediye başkanı adayı olsa pek güzel olur.
    “Bu ülkenin asıl sahibi biziz… Bitaraf olan bertaraf olur… Bay Kemaalll… Bunlaarrr… Pislik, Ayyaş, Gavur…” diye konuşan insanlar bu bozuk üsluplarıyla milleti yeteri kadar kutuplaştırdılar.
    2023’te bunlardan kurtulabilmek için yavaş yavaş acele etmeye başlamak gerekiyor. 16 yıldır iktidardalar. 2023’te 20 yılı devirmiş olacaklar ama asla “yeter” demezler, “daha” derler. İktidarlarına, saltanatlarına, saraylarına tehdit olarak gördükleri herkesi bu yüzden karalamaya mecburlar.

  6. Yaw şu Ha gayret nerelerde😀 A Gül’ede bir fetö damgası çaksa da Bizde gülsek 😎 Çölaşan’ıda fetö cü yaptılar. Memleketin fabrika ayarları bozuldu.

  7. BU yazıya cevab olacak açıklamayı – Tevafuken – Miil Gazetede Mustafa
    Kurdaş (ve İsrafil Bayrakçı)’nın yazısının altına göndermişim, yayınlarlar mı ?
    Bilmiyorum. Meraklılarına okumalarını tavsiye ederim
    Kimseye Zulmetmez HUDASI
    Kişinin çektiği KENDİ cezası
    demişler.
    Kimseye yapılmıyan İHANET, moda tabiri ile Muhafazakar Cenahın
    KUDRETLİ kalemi ve siyasetçisi demokrasi fatihlerinden (27 Mayıs – Ali F.Başgil
    – AP) Gökhan Evliyaoğlu’na yapılmıştır.
    Bu namertliğe ve vefasizliğa tahammül edemiyen G.Evliyaoğlu – bir uçtan, taa
    diğer uca KAYARAK tipik ve acı bir İSYAN çizgisi çizmiştir. Bu alçaklıklara
    tahammül etmek – tarihte sıkça görüldüğü gibi – büyük Evliya ve FAKİH’lere has
    bir MEZİYETTİR.
    HIRS ve HASED küpüne binen M.Bekaroğlu ve A.Şener de, bu sabır,
    samimiyet. kıskançlık, kasıntı imtihanını – kendi GÖNÜLDAŞLARINA karşı bile –
    verememiş, kaybetmiştir. A.Gül, A.Davutoğlu ve pekçok ev sahibi kurucular İSE
    – dağdan gelenlere karşı, bazı talancılara rağmen – sabır ve metanet imtihanını,
    bizim de maruz kaldığımız gibi – kısmen de olsa – başarı ile vermekteler,denebilir
    RTE ise, o zor günlerin nice abileri ile Mevlananın huzurunda verdiği sözlere
    rağmen, vakit ayırıp da görüşemiyor. Oysa ki, yosmalara, davulculara, zurnacılara,
    vurgunculara vakit buluyor. Ola ki, belki bir hak söz söyliyeler. Bildiği şeyler
    tabii.
    CAN tatlı, “makam farkı tatlı, dünya tatlı, ne de olsa
    Ak Partide pekçok kişi hayal bile edemediği yerlere gelince, SONRADAN
    GÖRME tavırlar ve böbürlenmeler sergiliyor.
    AK Parti bir KUMARCI EDASIYLA pekçok KUTSALINI FEDA ediyor.
    İnşallah, sonu DÜNYA – AHİRET, NEDAMET olmaz.
    Abdullah Gül konusuna gelince ; ben de NEDEN bir seferlik de olsa,
    “o, eskiden her taşını ıslattım” dediği MTTB salonuna , Birlik Vakfına, kendini
    PARLATAN Yuvasına, B.C. gibi müşaviri arkadaşlarina … bir dönüp, bakmaz,
    UĞRAMAZ, davet etmez, diye çok merak ediyorum. F.Koru’nun, belki, merakını
    dikkatini çekmiyor amma.
    Tekrar oluyor belki, kusurumu bağışlayın. ” Kul zulmeder,
    kader adalet eder”, “ettiğini çekersin”. Kayseri’de Merhum İbrahim Eken
    Hocaefendi’nın evindeki tavrını da Abdullah GÜL’e, bu vesile ile hatırlatmak isterim.
    Hasılı bu Millet Osmanlı-Selçuklu TERBİYESİNE, TEKKESİNE, halisliğine
    MUHTAÇ mı, ne ! muhtaç. Ne dersiniz.
    Belki, şimdi, başta bahsettiğim, yazıları merak edebilirsiniz.
    AAH Milletçe SOFİ N.ERBAKANI tanıyamadık, kavrıyamadık, soluyla-sağıyla !
    Ailece – tüm kardeşler – EDEP timsali idiler. Yazık kaçırdık. Gene de Başbakan olunur.

  8. Yeter artık, çıkarın kafanızı kumdan. kılıçdaroğlunun bugün işçileri, sokağa çağıran ( ki akıl ve vicdan sahipleri için yakın ve uzak geçmişte bunun gibi onlarca söylemi ve eylemi var) konuşmasını da mı duymadınız? Arkadaşını söyle, kim olduğunu söyleyeyim. Atı atın yanına bağlarsan; ya huyundan, ya suyundan. Üzüm üzüme baka baka kararır…

  9. Abdullah Gül, Taha Akyol ve Fehmi Bey siz bir araya gelseniz ve Türkiye nereye gidiyor diye bir arkadaş sohbeti yapsanız. Bu odaya kazara girenlerden olsam. Birşeyler duysam ve ülkenin geleceğine dair tüm merakım geçer. Sizlerin tespitlerinizin bu ülkenin geleceği olacağını düşünenlerdenim. Sizlerle düşüncelerim örtüşmese de en azından boşuna uğraşmam. Enerjimi boşa harcamam.

  10. Neden bu kadar tahammülsüz toplum olduk? Sayın Abdullah Gül birileri ile görüşmüş… Görüşürse görüşsün ne olur, çok mu acayip, farklı da düşünebilir, anlayışı da değişmiş olabilir. Farklı düşünüyor, anlayışı değişti diye linç etmek mi lazım. Üstelik eğitim düzeyinin yüksek olduğunu düşündüğüm bir takım yazarlarımız tarafından. Düşünebiliyor musunuz sayın Fehmi Koru bununla ilgili yazı yazdı diye “onun kalemini elinden alanları anlayışla karşılıyorum” diyecek kadar gözlerimizi karartıyor, koyu taassuba batıyoruz. Güzel ülkemde şu yaşananlara pes diyorum. Başka ne diyeyim…

    • Murat bey! Tahammülsüz olanlar Erdoğancılar toplum değil.
      Bunu ğörmek için bugünkü bazı içi boş yorumlara şöyle bir göz atsaniz girürsünuz.
      Sağlicakla kalın.

      • Kişi kendinden bilir işi Nurdan Hanım. Her yoruma karışıyorsunuz. Yorum yorum geziyorsunuz. Bu tahammülsüzlük değil midir? Siz kimsiniz insanların yorumlarını niteleyebiliyorsunuz?

        • İyiki benim ne yapatigima haddiniz olmasa da karıstiniz, cevabım! Sizin gibi dengesizleri tesbit edebilmek icin yaziyorum.
          Peki siz kim oluyorsunuz da benim ne yapaciğima ,karişiyorsunuz?
          Rahatsiz olan okumaz siz de okumayin.

          • Kim demiş haddim yok diye. Sizin millete laf söylemeye bulduğun had bu, tanımadın mı? Dengesizliği de en iyi siz tanırsınız. Beğenmiyorsan sen yorumları okuma. Karışırsan, karışırlar.

      • Erdoğancılar!!! Akıl ve vicdan sahipleri için maskeler çoktan düştü;dün şucu, bucu diye insanları hangi maskelilerin, ne amaçla yaftaladığını, böldüğünü, bugün bugün bu toplum çok iyi biliyor. Erdoğancı diye bir zümre yoktur; vatanını gerçekten sevenler ve diğerleri vardır.
        Ne yapsanız boş; göklerden gelen bir karar vardır. Yakın geçmişe bakın bunu anlarsınız diyecem ama nafile.

  11. 2002-2010 döneminde Türkiye dünyanın parlayan yıldızı olmuştu. Çünkü Ak parti ozaman ortak akılla çalışıyor meşhur Kızılcahamam toplantılarıyla kendi içinde kararlarını tartışıyor dünyaya birlik beraberlik mesajları veriyordu.
    Abdullah Gül yumuşak ve ılıman yapısıyla Ak parti ve Tayyip Erdoğan kaynaklı batı kamuoyundaki soru işaretlerini izale etmiş ve Avrupanın Türkiye’ye güvenmesini ve desteğini sağlamıştı. Ergenekonun darbe teşebbüsleri bertaraf edilmiş, 17 Nisan muhtırası geri püskürtülmüş ve Ak parti kapatılmaktan kıl payı kurtularak 12 eylül refarandumuyla Türkiye otabana çıkmış tam gaz gidiyordu.
    Tayyip Erdoğan ve Ak parti bu fırsatı değerlendirmiş dünyayla sıcak bir ilişki kurmuş ve ismini hem Türk hem de dünya tarihine altın harflerle yazdırmak üzereydi.
    Ne olduysa 17-25 ile birlikte birden cemaat-Ak parti savaşı başladı ve her şey ters gitmeye başladı. 10 yıl beraber çalışan üçlü basın önünde renk vermesede eski tatları yoktu. Bütün dünyayla barışı yakalamışken tekrar düşman olmaya başladık
    Türkiye’nin dünyada prestij kazanmasında büyük emeği geçen Abdullah Gül olan biteni sadece izledi ve bugün gelinen noktanın da sorumluluğunu üstlenmiş oldu.
    Keşke korkmadan , yılmadan savunduğu değerlerin arkasında durup yapılan yanlışları eliyle olmadı , diliyle düzeltebilseydi…

  12. “Türkiye’de siyasi hayata bulaşmış isimler arasında işi en zor(DA) olan kişi kimdir? bugün’ki makalesinde fehmi koru yazıyor, lakin sebebi müsebbibi bir zati abdullah gül dür .
    1: Çankaya köşkü veda yemeğinde hanımefendinin manifestosunu yıllar içinde “korkup”çekinmeden yapsaydı gül, ne ak parti ne ülke ne bölgemiz en önemlisi teyyip erdoğan bu hallere düşürülemezdi ve bu günkü günlere gelmezdi. (siyaset: irade denge ,adalet ve liyakat ile yapılınca yaşar)
    2: ülkede siyaset rejim “kurmak” veya rejimi korumak üzere odaklı olduğu için kendinden başkasını ret ediyor .
    3: ülkede siyasetin rengi ben sizleri bir güzel yaşatayım değil benim gibi yaşayın .
    son söz sayın koru son üç beş makalede ne yapmaya çalışıyorsunuz ? bunun içinde bir makale istiyorum selam dua ile

  13. Yorumlara bakıyorum da Sayın Abdullah Gül ile ilgili bu yazı birilerini epey rahatsız etmişe benziyor. Sanırım Abdullah bey Türkiye’nin şu an bam teli. Onun hiç konuşmamasını hatta hiç ama hiç görünmemesini gölge dahi etmemesini isteyenler var. Çok basit açıklamaları dahi iktidarı ve iktidara yakın medya yı epeyce rahatsız ediyor ki akla ziyan yazılar yazıp cevap yetiştirmeye hatta had bildirmeye göz dağı vermeye çalışıyorlar. Hatırlayın İktidar onun aday olabileceği korkusu ile helikopter ile genel kurmay başkanını ve cumhurbaşkanı danışmanını göndermişti. Tabii olay faş oldu gizlenemedi ama ortaya bir durum çıktı ki iktidar aslında kendisine tek rakip olabilecek lider olarak sanırım onu görüyor(toplum tabanında da görülen bu).Sanırım bazı şeyleri at gözlüğü ile bakmadan objektif daha geniş bir çerçeveden düşünerek bakarsak bu gerçeği daha iyi analiz edebiliriz.saygılar

  14. Bugüne kadar Sayın Fehmi Koru’ya medya organlarında söz hakkı tanınmamasına üzülürdüm. Ama şimdi onun kalemini elinden alanları anlayışla karşılıyorum.

    • “Ama şimdi onun kalemini elinden alanları anlayışla karşılıyorum”
      Onun.(F KORUNUN) KALEMI ELINDEN ALINMIŞISE… Peki su bu yorumu nerede yazdiniz?
      Ha şöyle yazsaidiniz ” F KORUNUN KALEMINI satin alamiyanlara hak veriyorum,” o zaman sizin için daha iyi olurdu….
      Hiç değilse komik duruma düşmezdıniz!
      Hem yazdiği yazilara yorum yap hemde kaleminin elinden alindiğini yaz.
      BU ne biçim bir ÇELİŞKİ?

        • H koça yazdim,fark etti iseniz onu paragrafından bir satira yorum yapmişim.
          Ayni kişiye yorum yapanlarin yorumlari zaman sirasına göre alt alta geliyor, sizin yorum saat 14:12 benim yorum 18:43 te yazilmiş.
          Esenlikle kalın.

    • Allah Allah. Fesübhanellah. Onun elinden kalemini alanları anlayışla karşılamana şaşırdım Hemde çok
      F.Koru ne yaptı.
      A.G, K.K ve Karamollaoğlunun görüşmelrinii değerlendirmiş.
      Beğenirsin. Beğenmezsin. Zaten herkeste lehte, aleyhte görüşlerinii yazmış.
      Yazdıklarını beğenmedim diye işsiz kalmasını, yazamamasını ve onuruyuyla oynanmasına onay veriyor
      Bu nasıl bir bakış ya.
      Allah izan versin.
      Vicdan versin azıcık

  15. Ona danışılmasının sebebi :
    Daha düne kadar direk çıkıp aday olmak yerine “Arka kapı siyaseti” ile çatı aday olma hevesi olmasın.
    Ki onu çatı aday yapacağım hevesi ile arkalarından sürükleyenler daha düne kadar onu cumhurbaşkanı yaptırmamak için darbeye bile razı olan kişiler.Bunu hangi siyasi manevra ile açıklayacaksınız
    Sizce Sayın Gül bunun muhasebesini hem kendi vicdanında hemde kamuoyu önünde yapamadığı sürece artık “siyasi mefta(!)” değil midir?
    Siz parlatmaya devam edin ama artık özgül ağırlığı sıfıra yakındır.
    Bu kişilerle her seçim öncesi “Dostlar pazarda görsün” türü görüşmeleri de kendinin özgül ağırlığını her geçen gün sıfırlamaktadır.

  16. Bu yazı Fehmi Koru’nun 12.12.2018 tarihli yazısına yorum olarak kaleme alınmıştır. Yazının linki aşağıda yer almaktadır.
    http://fehmikoru.com/abdullah-gul-yakinlarda-kilicdaroglu-ve-karamollaoglu-ile-gorusmus-e-ne-olmus-yani/
    SORUMLULUK
    Milli Görüş Akevler’de oluştu ve kuruldu. Erbakan bağımsız adaylığını Akevler’le koydu. Partiyi Akevler kadrosu ile kurdu. Adil Düzen’i Akevler oluşturdu. Sonra iktidar olunca “İhtiyacım kalmadı.” dedi. %20’lere çıkan oyu %1’lere indi.
    AK Parti’yi Milli Görüş’ten ayrılan ve Akevler’de aktif rol oynayanlar kurdu. Abdullah Gül bunların başında yer alır. Sonra AK Parti Akevler ile olan ilişkisini kesti. Bu kadro tasfiye edildi. Bu tasfiye edilenler Akevler kadrosudur. Yenildiler ve teslim ettiler.
    Ben Bülent Arınç’a ve Beşir Atalay’a “Bırakıp gidemezsiniz.” diye yazdım. Onlar gidecekleri ile öğündüler.
    AK Parti kendisi uçuruma gidiyor. Ülkeyi de uçuruma götürüyor. AK Parti’nin kurucularının sesi çıkmıyor. Gül ve diğer Akevler’den gelen kadro ülkenin kaderine el koymalı. Akevler ile istişarelerini yapmalı ve Türk milletine yol göstermelidir. Hatta bütün partilere aday tavsiyesinde bulunmalıdır.
    Bu kadro Akevler’le bir olup adaylar üzerinde bypass yapsa en az %20 etki eder. Bunu istemiyor değiliz, bunu istiyoruz. Hatta bunlardan her biri büyük şehirlerde bağımsız adaylıklarını koymalıdır. Seçilmezlerse memnun olsunlar. Yarın biz adaylığımızı koyduk ve siz seçmediniz, o durumda biz “Yapacak başka bir şeyimiz yok.” diyebiliriz. Tarihin ve Allah’ın huzurunda mazeretimiz olur. Yoksa Gül dahil bu kadro tarihin önünde ve ahirette Rablarının huzurunda sorumludurlar.
    Milli Görüş, gücünü Kur’an’dan almıştır. Yine ona dönmelidir. Para ve oy putlarından artık uzaklaşmalıdır.

  17. ““Türkiye’de siyasi hayata bulaşmış isimler arasında işi en zor olan kişi kimdir?” diye sorulsa benim hiç duraksamadan vereceğim isim şudur: 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül…” diyorsunuz ya, ben aynı soruyu “bu günlerde medyada işi en zor olan kişi kimdir?” diye sorunca aklıma gelen isim Fehmi Koru’dur.

  18. Abdullah Gül,Ak Partili bir şahsiyetse Kılıçdaroğlu ve Karamollaoğlu ile partisi lehine görüşmeler yapması beklenir kendisinden.Yok,Ak Partili değilse muhalefet liderleri ile görüşmesi gene gayet normaldir.
    Ancak Abdullah Gül,bir Ak Partili olduğu halde,en azından öyle bilindiği halde
    siyasi rakip olan muhalefet partilerine gizli kapaklı taktikler verir görüntüsü vermektedir.
    Öte yandan sayın Gül,muhalefetin davetlerine cömertçe icabet ederken
    Ak Parti’nin davetlerine ısrarla katılmamıştır.Seçim süreçlerinde bile
    partili arkadaşlarıyla aynı karede görünmekten büyük bir itina ile kaçınmıştır.Partisi lehine bir tek söz etmemiştir.Bu nasıl partililiktir?Velev ki
    birilerine kırılmış olsun.
    Abdullah Gül’ün Ak Parti’den ayrılmaya,
    cumhurbaşkanlığı seçiminde olduğu gibi
    muhalefetin adayı olmaya hukuken hakkı vardır.Ancak alemde vefa diye bir şey kaldıysa bu vefa duygusu böyle bir davranışa izin vermez.
    Bu söylediklerim Ak Parti kurulalı beri bütün seçimlerde oyunu Ak Parti’ye vermiş sade bir seçmen olarak benim duygularımdır.28 Şubat sürecini,ülkemizin nefes alamaz hale geldiği o günleri Yeni
    Şafak’ta Fehmi Koru yazıları okuyarak
    yaşamış bir insan olarak Ak Parti’nin kolay
    feda edilecek bir parti olmadığına inanıyorum.Dolayısı ile bu hareketi zaafa uğratacak her davranışı yanlış buluyorum.
    Abdullah Gül’ün davranışlarını partili
    dava arkadaşlarının nasıl karşıladığını,
    aralarındaki hukukun ne olduğunu kendileri karşılıklı olarak daha iyi bilirler.

    • Abdullah bey Akpartinin son 3 yildaki uygulamalarinda
      -hukukun üstünlügünün kalmadigini
      -demokrasiden uzaklasildigini
      -hak arayanlara kapilarin KAPATTIRILDIGINI görmüyor mu?
      zaten bu ve buna benzer yanlislardan dolayi akpartiye mesafe biraktigi icin
      yurt ici ve yurt disinda itibar görmektedir

  19. Abdullah Gül yukarıda sayıp döktüğünüz özelliklerin (hepten) hakedeni filan değildir.Tarih şahittir ki bir çok politikacı ve bürokrat belirli güç odaklarının (Milli de olabilir-milli de olmayabilir) maddi-manevi desteklemeleriyle haketmedikleri (Görsel ve yazılı basında pompalana,pompalana karşılık bulmaları sağlanmıştır) konumlara taşınmışlardır.Hele,hele(Ahmet Severli)7 yıllık cumhurbaşkanlığı tam bir hayal kırıklığıdır.Atması gereken her adımda hep susmayı ve ya başkalarının diliyle sızlanmayı yeğlemiştir.Eğer bunca yaldızlama gayretine tabi tutulan Sayın Gül kararlı,azimli,istişareci ve cesur bir cumhurbaşkanlığı görevi yürütebilmiş olsaydı,Türkiye ne 15 Temmuzu yaşayacaktı,ne de günümüzde yaşanan kaotik ortamlar bu gün yaşanılıyor olacaktı.Cumhurbaşkanlığı makamına oturur oturmaz kendisini o makama taşıyanlarla bağını bilerek ve isteyerek(varsa sebepleri milletle pekala paylaşma imkanı mevcutken) zayıflata,zayıflata ,istişare işini sıfırlamıştır.Bu gün başta CHP Genel Başkanı olmak üzere , içeriden,dışarıdan bir takım insanlara akıl verdiği iddia edilen sayın eski Cumhurbaşkanı o aklını önce kendi “dava arkadaşları” ile ilişkide kullanmalı değilmiydi?Sağda,solda “trol” aranmaktansa oturup iyice bir tefekkür etmek daha asil bir davranış olur sizin için sayın Koru.Bu gün sayın Gül’ün CHP’ne akıl verir hale gelmesi ülkedeki tüm partilere de akıl vermesi anlamını doğurur ki;o zaman da millet haklı olarak bir soru sorar:”Öylesine yetkin özelliklerle donanmış”olan Sayın Abdullah GÜL’ün Ak Partide onca makamda ne işi vardı.Baştan Politikaya tüm muhalefeti bir potada eritecek bir manifesto ile girer hizmnetini de ifa etmiş olurdu!!!!!!

  20. Şu soruyu; ”Abdullah Gül ile, kurucusu olduğu partinin ileri gelenleri neden sıkça görüşmüyor, neden kritik dönemeçlerde ne düşündüğünü öğrenmek ve varsa isimler önermesi için kapısını çalmıyor?” sorusunu bir de tersten sorarsınız sıkıntının asıl sebebi ortaya çıkar diye düşünüyorum.

  21. Abdullah Gül ‘ün bence tek sorunu; yeteri kadar cesareti olmaması.
    İstiyor ki; etliye sütlüye dokunmadan herkes kendi üzerinde mutabakat sağlasın.
    Bunun olması için zamanında doğru bildiği şeyleri korkmadan konuşması gerekiyordu. Örneğin; yeni başkanlık sisteminin ülke için uygun olmadığını dahi korkusundan söyleyemedi.
    Bizim orada bir laf var: “Tarlada izi olmayanın, harmanda yüzü olmaz”
    Cesaretli olacaksın, kimseden korkmadan söylenmesi gerekeni söyleyeceksin ve her kesimden insan sana güvenecek.
    Yoksa ne İsa ‘ya ne Musa ‘ya yaranırsın. Boş gelip boş gidersin …
    Vesselam.

  22. fehmi bey yazdılarınıza katılmıyorum.. abdullah bey son beş yılda hangi kritik konuda çıktı ve net bir duruş sergiledi.anayasa mahkemesi törenlerinde haşim kılıncın yaptığı konuşmada nasıl zevk aldığını ve memnuniyet duyduğunu da gördük… ahmet severin kitabında da bunların detaylarını gördük..her yapılan iyi iş! abdullah bey ait kötü yanlış! ne varsa erdoğana ait öyle mi bizim aklımızla alay etmeyin lütfen… abdullah beyin atadığı anayasa mahkemesi üyelerinden iki tanesi fetöye üyelikten içeride hatılatırım. 24 haziran seçimlerinde abdullah bey mutabakat sağlanamadığı için aday olmadı mı değil mi? Yani mutabakat olsaydı bal gibi kardeşim abdullah gül diyen erdoğanın karşısına aday olacaktı. yanlış mı söylüyoruz…

  23. İstişare bitti dostluk bitti enaniyet had safhada gururlanma senden büyük Allah var diyen kimse kalmadı.
    Ben olmasam kimse olmaz.
    Ben gidersem her şey toz duman olur.
    Bereket kalmadı vicdan sızlamıyor
    Adalet kanun da yazıldığı gibi tecelli etmiyor.
    Hırsızlığı yapan kızım olsa cezasını veririm sözünü kim söylemiş unutuldu.
    Devlet işlerinde ayrı mum özel işlerinde ayrı mum bunu uygulayan kimdi.
    Hasırda yatmaktan sırtında çürükler oluşana kisralar saraylarda yaşıyor denince şükreden kul olmayalım mı diye cevap veren kimdi.
    Zamanın devlet başkanına Bu sarayı halkın parasıyla yaptırdıysan haram kendi paranla yaptırdıysan israf diyen kimdi.
    Andolsun asra ki insan muhakkak hüsrandadır.iman edenler salih amel işleyenler ve birbirlerine hakki ve sabrı tavsiye edenler dışında.
    Zaman sana uymazsa sen zamana uy devri mi geldi.
    Ama hani islam dini çağlara hitap ediyordu.
    Fakirin tarlasına bir zerre düşmez
    Baran yerine dürrü güher yağsa semadan
    Dünün düşmanları dost oldu.dostlar unutuldu.
    Beşinci günün şafağında doğuya bakın şafakta beni bekleyin demisti gandalf.
    Evet gandalf verdiği sözü tuttu geldi ve trol ordusunu perişan etti.
    Gururmu yaptı hayır.
    Miğfer dibi muharebesi bitti ama orta dünya savaşı başlamak üzere.

  24. Abdullah Gül; çok ılımlı ve mülayim bir siyasetçidir. Kendisini severdim ta ki Cumhurbaşkanlığı seçimine kadar. Gül o zaman muhalefetin adayı olur muydu? bilinmez ama; baskılara boyun eğdi bu da önemli bir siyaset adamına yakışmadı. Seçimden önce AKP önde gelenler ziyaret ettiler. İkna edemeyince Genelkurmay başkanı devreye soktular ve Abdullah Gül sessizliğe büründü. CHP ve SP’nin Gül’ü ziyaret etmesi hiçbir şey değiştirmeyeceğini düşünüyorum. Çünkü Gül, ikinci kez Askeriyeyi kapısında görmek istemez. İktidara gelince; eski temel taşlarının karşılarında siyaset yapmalarını hazmedemezler. Belki de “Silivri bu aralar çok rutubetlidir” diyebilirler. çok zor değil Feto damgasını vururlar, savcılar hazır zaten….
    Ne yalan söyleyeyim geçen bir haber gördüm kendimden korktum. Feto cemaatini en çok eleştiren 2 yazar hakkındaki soruşturmayı duyunca; bu İktidarın hapse atamayacağı kimse yoktur dedim.

  25. Fehmi beyin sorduğu soruların bir çoğunu ben de soruyorum, özellikle şu soruyu; ”Abdullah Gül ile, kurucusu olduğu partinin ileri gelenleri neden sıkça görüşmüyor, neden kritik dönemeçlerde ne düşündüğünü öğrenmek ve varsa isimler önermesi için kapısını çalmıyor?”
    Esasında bu sorunun doğrusu; Erdoğan neden Abdullah bey ile görüşmüyor? olmalıydı. Bu sorunun cevabını hem Erdoğan hem de Gül biliyor aslında, bilmeyen ve etrafında dönüp duran biziz. Bu sorunun cevabını oluşturan mesele neyse, o hallolmadan da bu durum devam edecek. Bu yüzden bu konuya dair biz ne desek boşuna.
    Fehmi beyin sayın Gül ile Akparti arasındaki ilişkinin nasıl olması gerektiğine dair bütün fikir, düşünce ve temennilerine katılıyorum. Keşke böyle güzel bir ilişki devam etse ve Abdullah beyin meseleleri yumuşatabilme özelliğinden yararlanılabilse. Ama acaba bu ilişkilerin bozulmasında ve düzelmesinde Abdullah beyin bazı davranışlarının etkisi olmuyormu? Mesela benim kafamda güncele dair bir soru var. Bir önceki cumhurbaşkanı olarak sayın Gül herkesle açıkça konuşup görüşebilecekken, bazı görüşmeleri örneğin Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmeyi neden gizli yapıyor ve aradan 1 ay geçtikten sonra açıklama ihtiyacı duyuyor. Açıkça yapsa herkesin normal ve hatta iyi karşılayacağı bir görüşmenin, bir şeylere mi hazırlanılıyor şüphesini destekleyecek biçimde gizli kapaklı yapılmasındaki mantığı ben çözemiyorum. Umarım Abdullah beyin kendisi olmasa bile yakın dostu olarak Fehmi bey bu konuda açıklayıcı birşeyler söyleme ihtiyacı hisseder.

  26. Asil azmaz bal kokmaz, fakat asil olanlarda asil olmayanlardan korkmamali ve onlara onlarin anliyacaği bir dille hadlerini bildirmeli.
    Asiller bu millet için bunu mutlaka yapmalidirlar, çünkü millete vefa borclari olsa gerek.
    Abdüllatif Şenere neden gık diyemiyorlar? Çünkü o çikti onların gercek amaçlarini milletle paylaşti ne olduklarini herkese duyurdu.
    Ayricada Şener C Başkan Gül hakkında tek kelime dahi olumsuz laf söylemedi, söylemek şöyle dursun C Baskani Gül’ün her zaman nasıl fedakarlik yaptığındanda bahs ediyor.
    Şener AKP de iken millet vekilligine aday olmayınca, Abdullah bey onu milletvekili adaýi gösteriyor ve adaylik parasını kendisi veriyor.
    AKPeyi zirveye çıkaranları saf dişi etmelerinin sebebi milleti cahilleştirip saltanatlarını sürdürme.
    Iki gün önce bir internet gazetesinde şöyle “YEREL SEÇIMLER YAKLAŞINCA GENE AKPLI TROLLER CUMHUR BAŞKANI GÜLU HEDEFE KOYDULAR” bir başlik
    atmiş, yaziyi okuyunca o yaziyi yazan gibi birisınin üçüncü dünya ülkelerinde dahi gazeteciliği şöyle dursun siradan bir insan dahi bulunmaz.
    Maalesef bizde bu tip insanların sayisi hizla artmaya devam ediyor.

  27. ben nezakete ve tecrübeye saygı duyarım. Abdullah gül de ikiside var. türk siyasetinin önemli bir ismidir. akp ile ve erdoğanla arasında ne geçti bilinmez bazı kırgınlıklar olmuş belli ki…öyle ki geçen seçimde şartlar olgunlaşsaydı cb adayı olarak erdoğanın karşısına geçecekti. rakip olacaktı. bu durum chp nin ve sp nin ziyaretlerine ışık tuttuğu gibi akp nin neden ziyaret etmediğine de ışık tutuyor sanki… sayın ince istirahate çekilirse bir gün, bakmak lazım kimler ziyaretine gidiyor ve neden??? kimin için kullanışlı hale geliyorsa ziyaretine onlar gidiyor olmalı, çok saygı duyulduğundan olmasa gerek…anlaması zor mu? değil gibi.
    akp nin oylarının düşmesini güle bağlamak fazla zorlama olmuş sayın koru. ekonomik göstergeler iyi olursa oylar düşmez kimse gülün iktidarla ilişkisini önemsemez.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız