AK Parti ile MHP arasında ‘yüzde 50+1’ hadisesi var.. İhtilafı kostümlü prova çözebilir…

29
Reklam

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, tam iki kez yüzde 50’nin üzerinde oy alarak cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmasına rağmen, son üç yıldır ülkemizde uygulanan ‘Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi’nin dayattığı ‘yüzde 50+1’ şartından rahatsız olduğunu geçen hafta öğrenmiştik.

Rahatsızlığını kendisiyle görüşen Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu’na aktarmıştı Cumhurbaşkanı Erdoğan

Dün de aynı konuyu genel başkanı olduğu AK Parti’nin grup toplantısı sonrası kendisine yöneltilen bir soru üzerine ilk kez kamuoyuyla paylaştı. 

‘Yüzde 50+1’ kararını Meclis’in aldığını, değiştirmesi gerekirse bunu yine Meclis’in yapacağını söyleyerek… 

Anayasa değişikliği gerektirdiği için o kadar kolay değil bu iş.

[Şöyle bir senaryo düşünelim: Anketler AK Parti ile ortağı MHP’nin son seçimde aldıkları toplam oyun (AK Parti yüzde 42.49 + MHP yüzde 11.13 = yüzde 53.62) şimdilerde hatırı sayılır bir oranda düşüş gösterdiğine işaret ediyor. Acaba doğru mu bu anketler, iktidar el mi değiştirecek? Bu sorunun cevabını bir dahaki seçime bırakmak yerine bir kostümlü prova yapmak daha akıllıca olabilir. Bir referandum mesela. Seçim için anayasanın 101. maddesindeki ‘birinci turda salt çoğunluk ile seçilir’ ifadesinin yerine ‘en çok oy alan seçilir’ gibi bir ifadenin getirilmesi şart. Anayasa değişikliğini Meclis’ten geçirebilmeye yarayacak milletvekili çoğunluğu yok Cumhur İttifakı’nın; bu yüzden referanduma gitmek gerekebilir. Bu konuda yapılacak referandum anketlerin söylediğinin geçerliliğini test etmeye yarayabilecek bir kostümlü prova yerine geçebilir.]

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Meclis getirdi, yine Meclis değiştirir” anlamına gelen son açıklaması süreci tam anlatmıyor. Bu sebeple değişikliğe kadar varan süreçte neler yaşandığının özetini internet ansiklopedisi Vikipedi’den aktarayım:

“2014 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanı koltuğuna oturmasıyla birlikte başkanlık sistemine geçiş tartışmaları hız kazanarak daha çok gündeme geldi ve hem Haziran 2015 genel seçimlerinde hem de Kasım 2015 genel seçimlerinde AK Parti’nin en önemli seçim politikalarından biri oldu. Mayıs 2016’da başbakanlığı ortadan kaldıracak anayasal değişiklik konusunda Erdoğan’la anlaşmazlıklar yaşayan Ahmet Davutoğlu görevden istifa ederek yerine en önemli gündeminin anayasa değişikliği olduğunu söyleyen Binali Yıldırım geldi. Geçmişte birçok kez başkanlık sistemine karşı olduğunu dile getiren MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ekim 2016’da değişiklik teklifini meclise getirmesi için hükûmete çağrı yaptı ve süreçte iş birliği içinde olabileceklerini duyurdu. Bir aylık görüşmelerin ardından Aralık’ta teklif üzerinde anlaşmaya varan AK Parti ve MHP, böylece önerinin referanduma sunulması için gerekli olan meclis onayı sürecini başlattı.

Reklam

20 Ocak 2017’de beşte üç oy sayısı 330’u aşarak 339 oy toplayan anayasa değişikliği teklifi meclisten geçerek referandum kararı verildi.”  

Meclis’in anayasayı doğrudan -referanduma gitmeden- değiştirebilmesi için değişiklik teklifinin en az 367 oy alması gerekiyor; 330 oy ise teklifin referanduma sunulmasını sağlıyor. Nitekim, teklif Meclis’ten referanduma sunulmak üzere geçebildi. 

Özette süreci başlatan adres de yer alıyor: MHP…

2015 yılında yapılan iki seçim -7 Haziran ve 1 Kasım seçimleri- AK Parti’ye zor günler yaşatınca,  başkanlık sistemini çok arzulamasına rağmen, Tayyip Erdoğan, konuyu unutulmaya terk etmeyi yeğlemişti. Bir süre hiç konuşulmadı konu. Tam o sırada, MHP lideri Devlet Bahçeli’den, “Getirin teklifi, başkanlık sistemini birlikte geçirelim” çağrısı geldi.

Sonrasını herkes biliyor, yukarıda sunduğum özette de var.

Bugün Erdoğan’ın da rahatsızlığını belirttiği, bazı AK Partililerin “Bu işi başımıza Sorosçu Cumhurbaşkanlığı danışmanı çıkardı” diye adres göstererek suçlu aramaya çıktığı ‘yüzde 50+1’ şartını da içeren anayasa değişikliği ve onunla gelen ‘Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi’ böyle gerçekleşmişti.

MHP’nin ön almasıyla…

Bugünlerde aynı MHP ‘yüzde 50+1’ şartının yerli yerinde kalması gerektiğini savunuyor.

Reklam

Devlet Bahçeli son grup toplantısında şunları söyledi:

“Yüzde 50+1 Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin mihveridir. Ne var ki buradan başlayacak bir tartışma, hatta taviz, yeni yönetim sisteminin işleyiş ve ilerleyişini melezleyip sakatlayacaktır. Milletvekili seçmiyoruz, belediye başkanı seçmiyoruz, cumhurun bütününü temsil edecek Cumhurbaşkanı seçiyoruz. Yüzde 50+1 oyu eleştirenleri anlayışla karşılamamız, bunu felaket olarak yorumlayan karamsarları makul bulmamız abesle iştigaldir.” 

O şartı ‘felaket’ olarak yorumlayanların kimler olduğunu doğrusu bilmiyorum. Ancak, o şarttan kimin rahatsız olduğu, değiştirilmesi için Meclis’e görev vermek isteyenin kim olduğu belli: Bizzat Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan

Erdoğan bunu neden istiyor, o da belli…

AK Parti 2002 seçiminde oyların yüzde 34.42’sini alarak Meclis’te sandalyelerin üçte ikisine sahip olmayı ve tek başına iktidara ulaşmayı başarmıştı. Bugün bile, eski sistem olsaydı, MHP desteğiyle veya desteksiz, tek başına iktidarda kalmayı muhtemelen sürdürebilecekti.

Son zamanlarda fazla telaffuz edilmese bile AK Parti’nin 2053 gibi ileri hedefleri var ya, sistem değişmeseydi, AK Parti 2071’e kadar belki iktidarda kalabilirdi.

Eski sistem değişince gelen ‘yüzde 50+1’ şartı yüzünden o hedefe varılma ihtimali tehlikeye düştü. MHP’nin desteğini sürdürmesi durumunda bile, Cumhur İttifakı’nın, gidilecek ilk seçimde o şartın üstesinden gelebilecek yükseklikte bir oy alması hayli zor.

“Zor” dememe bakılmasın, bugün seçim olsa en iyimser tahminle iki partinin ortak oyu yüzde 40’ı ya bulur ya bulmaz.

Eski sistem olsa yetebilecek bir oy, yeni sistemin dayattığı ’50+1’ şartı yüzünden iktidarın ana gövdesini oluşturan AK Parti’de yöneticilerin uykularını kaçırıyor.

İktidar ortağı iki partinin liderleri dün bir kez daha bir araya gelerek yüz yüze görüştüler. Herhalde konu ‘yüzde 50+1’ şartı hakkında taraflar arasında meydana gelen farklı yaklaşımı gidermek olmalı.

Görüşmede kim kimi ikna etmiştir?

Farklı yaklaşım birlikteliğin sonunu getirir mi?

Bu soruların cevabı önümüzdeki günlerde alınabilecek.

Kostümlü provaya -yani bir referanduma- hazırlıklı olmakta yarar var.

ΩΩΩΩ 

Reklam

29 YORUMLAR

  1. DÜNDEN KALANLAR!
    GÖZDEN KAÇANLAR/KAÇIRILANLAR:
    “H. Gayret
    17 Kasım 2021 At 11:15
    Baran bey ( detaylı helalleşme konuşmasını dinleyince aklımdan geçen ) demişsiniz, ben de geçen gün yazan “kalenderi” arkadaşın sayın koruya yönelik eleştiri yüklü yorumunu ve ender arkadaşın ona karşı cevabını hatırladım:

    “kaldehan
    12 Kasım 2021 At 15:06
    Sayın Koru, eski bir okurunuzdum. Zaman zaman tekrar okumayı deniyorum ve doksanlı yıllardaki dünyaya bakışınızla şimdiki arasında büyük farklar var. Uzun süre Arap ülkelerinde yaşadım halen de gider gelirim. 2011 öncesi Arap ülkelerinin Türkiye’ye bakışı onların kendi isteği ile değildi. Gerçek idarecileri (ABD) öyle istemişti. Türkiye’de AK partiye eklemlenmiş bir ılımlı İslam vardı ABD tarafından desteklenen ve sizin de içinde bulunduğunuz. Arap liderler istemeyerek yanaştı Türkiye’ye ve onlar için çok iyi olmadı. Arap ülkelerinin halkları çok ilgi gösterdi Türkiye’ye. Bunu ne Amerika ne de kendi liderleri bekliyordu. 1930’larda Yunanistan’a göçen Rumların Yunanistan’a olan bağlılıklarını artırmak ve Türkiye ilgisini azaltmak için uygulanan gerginlik politikası on yıldır ki Araplar için uygulanıyor.

    Yorumu Cevapla
    Ender
    13 Kasım 2021 At 02:34
    Ben de uzun zamandır okuyorum. Fehmi beyin görüşlerinin aynı tutarlılıkta devam ettiğini görüyorum. Fakat yazarımızın okur kitlesi bayağı bir gel-git yaptı. Daha düne kadar hepsi çözüm süreci diye uyduruk bir sürecin peşindeydi, şimdi hepsi döndü en ulusalcıdan daha ulusalcı yerli milli bir şeyler oldular. Düne kadar Bahçeli-Erdoğan küfürleşmelerine ve şimdi nasıl birbirlerine yapıştıklara baksanız anlarsınız dönüşümü. Akp nereye sürüklüyorsa takipçilerini, hepsi sorgusuz sualsiz olur efendim diyerek oraya doğru gidiyorlar. Tutarlılık aramayın o taraflarda. O yüzden aynaya bakmanızı önereceğim. Belki kendinizde bir değişiklikler olmuştur.”

    “kalderan” arkadaşın sayın yazara yönelik ithamlarını ender beyin bugünkü yorumunda merhum şaire yönelik olarak sarfettiği iddialarla birlikte değerlendirmek gerekiyor belki de:

    “Ender
    17 Kasım 2021 At 07:51
    Milli yerli siyasi tayfa şimdi arkasından özgüler düzecekler. Benim merakım, gözü arkada gitmiş midir acaba? Sonuçta onun öğretisi ile yürüyen bir ekip tüm ülkenin yönetimine sahip oldu (acaba?). Ancak bu kifayetsiz ekibin yönettiği ülkenin haline bakınca, kendi yaptıkları boşa bir çaba gibi gelmiş midir kendisine. Ne söyledik ne yaptınız gibi. Büyük bir hayal kırıklığı gibi. Evet asıl bunu merak ediyorum. Arkada böyle bir eser bırakmak nasıl duygular oluşturmuştur kendisinde acaba. Pişmanlık, üzüntü, kızgınlık, öfke?”

  2. “yolcu
    17 Kasım 2021 At 17:38
    sanirim abdurrahim karakoç ile karistiriyorsunuz ender bey. ama dediklerinizde haklisiniz. tespitleriniz cok dogru. ozgur olmayan ulkede sanat pek mumkun degil. insanlarda once ozgurluk bilinci olusmalidir. islamiyet kul ile Allah arasina baska birini o yuzden koymaz…”
    DUR YOLCU!

    “Gün doğmadan
    18 Kasım 2021 At 07:13

    Bilgisi olmadan bir konuda görüş beyan etmek neticede gerçeklerle çelişiyor ve bunu ısrarla bilgiç bilgiç bir edayla,büyük büyük laflarla dikkati olmayanları da süslü laflarla yanıltacak nitelikte kelam edenlerin de bir anlamda hadlerinin bildirilmesi gerekiyor ki kendine çekidüzen versin. Ben Ender Bey’e değişik başlıklarla iyiniyetli çok düzeltmeler yaptım ama onda iyiniyetli bir yaklaşım göremediğimden maalesef ki artık böylesi bir üslupla kendisine hitap etmem gerektiğine dair kendimi mecbur hissediyorum. Sezai Karakoç hakkında -aşağıda yazdıklarını da katarak söylüyorum- isminden başka bir bilgiye sahip olmadığı anlaşılıyor.”

    Ben de “Ender Bey’e aynı başlıkla(H.Gayret olarak!) iyiniyetli çok düzeltmeler yaptım ama onda iyiniyetli bir yaklaşım göremedim maalesef…”
    Sadece Sezai Karakoç hakkında değil -diğer birçok konuda yazdıklarını da katarak söylüyorum- kendi isminden başka bir bilgiye sahip olmadığı anlaşılıyor.

    “HAYRETİ MÛCİP
    17 Kasım 2021 At 21:44
    Gün Doğmadan , bak kardeşim ;
    Yani insanlar sadece uzmanı olduğu konularda mı ağzını açacaklar !
    nitekim ikinci paragrafta siz bunu yapmışsınız .
    Ama birinci paragrafta cehaletle suçlamanız ayıptır , size hiç yakıştıramadım !”

    • Diyeceğim o ki, beni takip etmeye devam edin … Her konuda uzman değilim ama pek çok konuda fikrim var. Eksiklerim olursa tamamlarsınız. Ama sizin subjektif değerlendirmelerinize (bilgisi yok gibi) ihtiyacım yok elbette. Karakoç konusunda söylediklerim de yanlış değil. Kırk yıldır susmak herhalde bir tepki olsa gerek. Ama yeterli değil. Kendi takipçileri bile bilmiyor ne olup bittiğini. Arkasından boş laflar işte. Önemi de kalmıyor konuşmanın. Ben genel olarak Türkiye’nin perişan halini vurguluyorum hep. Her alanda geriliğini. Kültür ve sanat da bunlara dahil. Birileri aya dört şerit yol yapıldığına inanabilir ama gerçekler ayan beyan ortada.

  3. Cumhur ittifakını bu seçimlerde kazandıracak
    Yada kaybettirecek tek faktör enflasyon.
    Halk hükümetin diğer alanlardaki başarısını
    Zaten takdir ediyor.dolayısıyla ekonomiyi
    Düzeltmeye odaklanmalı.

    • Hiç bir alanda başarı yok. Halk da ya beğenmiyor yada farkında değil. Diğer bütün alanlardaki başarısızlığın sonucu zaten enflasyon ve ekonomik çöküş. Dünyanın borcu, dünyanın faiz yükü, hazine tamtakır. Gerçekten iyi olan ne görebiliyorsunuz. Yollar köprüler havaalanları demeyin. Hiç biri para üretmiyor ve borç yükü sadece.

  4. “… meselemiz iktidarın devrilmesi değil, devrilmeme ihtimalini ortadan kaldırmak olmalı.” Etyen Mahçupyan (Serbestiyet)

    Bunu becerebilirsek herşey daha iyiye gidecek. İktidar bu kadar fiyaskoya rağmen (dolar 11’i geçti) hala iktidarsa bu hepimiz için kötü bir şey.

  5. Bu sistem geniş koalisyonu (50+1) zorunlu kılıyor. Bu sistemde HDP’ye de SP’ye de ihtiyacı var her iki tarafın. Bu iyi bir şey. Kimse dışarda kalmıyor. Koalisyonlar arasında görev değişimi daha kolay. Bu sayede koalisyonlar daha güçlü. Herkes daha uzlaşmacı. Herkes birbirini dinliyor. CHP bu sayede İstanbul ve Ankara’da seçim aldı. Ben başkanlık sisteminde kalınması taraftarıyım. Ancak sistemin denge denetleme ve kuvvetler ayrılığı yönlerinin güçlendirilmeli gerekiyor. Eğer muhalefet sistemi eskiye döndürürse AKP üç oyla yine iktidara gelebilir belki de. Buna gerek yok. Azınlıklar yönetmemeli Türkiye gibi büyük bir ülkeyi. Geniş koalisyonlar yönetmeli. AKP bu hatayı yaptı ve üç yılda kaybetti iktidarı (sallasak düşecek). O halde neden tekrar eski sisteme geçiyoruz ve ona yeniden şans veriyoruz. Azınlık yönetimine ihtiyacımız yok. Geniş katılımlı koalisyonlar yönetmeli Türkiye’yi.

  6. KESİNLİKLE MANİPÜLASYON
    Merkez Bankası PPK toplantılarının neredeyse tamamı, yada en azından en kritik kararların alınacağı toplantılarının bir yada iki gün öncesi mutlaka manipülatif açıklama yapılıyor.
    “Terse yatırma” amacı da olsa yine manipülasyondur.
    Devlet başkanlarının cezai sorumluluğu yok. Daha doğrusu var da “dokunulmazlık” zırhı nedeniyle sıkı şekil şartlarına bağlı.
    Bizim gibi geri kalmış ülkelerde bana göre de dokunulmazlık gerekli.
    Ancak yine geri kalmışlığın bir sonucu olarak bu imtiyaz kesinlikle suistimal ediliyor. Hem de sınırsızca.
    Devlet başkanlarının dokunulmazlığı “sadece cezai” yönden koruma sağlıyor.
    Yani devlet başkanlarına “maddi-manevi tazminat davası” açılmasına bir engel yok. En azından ülkemizde böyle.
    Ancak, mahkemelerin yanlı-taraflı davranmaları ayrı bir konu. Bu hukuki değil, fiili bir dokunulmazlık sağlayabilir.
    Sonuç olarak zarar görenler devlet başkanlarına maddi-manevi tazminat davası açabilirler.

    • Katılıyorum. Ancak kimsede bu cesaret yok. Bekleyeceğiz artık armut oldu, düşmek üzere.

      Herşeyi manipüle ediyor iktidar. Yalan, talan ve dolan tüm işi. Dolara yaptıkları bu müdahale tamamen bir irrasyonalite mi yoksa başka bir altüst oluş hazırlığı mı kestiremiyor kimse. İktidarı kolay bırakmayacaklar ama, bunu kestirmek zor değil. Muhalefet yeterince üstün hamle yapmazsa işimiz zor.

  7. Bizim oğlan bina okur döner döner gene okur . Bizim ki bu mantık .Parlementer sistem olmadı dön cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine. Haydi buda olmadı dön eski sisteme . Sorunun özüne inilmedik çe biz daha çok avare kasnak gibi gider geliriz.
    Çözüm insanımızda çözüm bizler değişmedikçe adam olmadıkça çok sıkıntılar yaşarız.
    sağcısı solcusu , dindarı , orta yolcusu herkes oturup düşünecek . Eyleminle söylemin bir olacak.Lafları işkembeyi kübradan atar gibi atmayacaksın . Samimi olacaksın . Önce kapının önünü temizleyeceksin. Açık olacaksın kapalı kapılar arkasında iş çevirmeyeceksin.
    İktidar muhalefet hepsi aynı tornadan çıkmış gibiler.
    Ufuk biraz sisli

    • Ahmet bey “Parlementer sistem olmadı dön cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine. Haydi buda olmadı dön eski sisteme .” demişsiniz;
      yalnız biz “cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine” DÖNMEDİK, DAHA DÜN ZARZOR GEÇTİK! NE ARA BAŞKANLIK SİSTEMİNİ ESKİTTİK DE “dön eski sisteme” DİYORSUNUZ?
      HELE BİR 90 YIL GEÇSİN DE BAKARIZ YİNE:))))

  8. Anlayamadığım şey şu:Diyelimki ilk turda en çok oyu alan kazanır dedik.Bu durumda millet ittifakı bir aday,cumhur ittifakı bir aday çıkarır.Hdp görüntüde aday çıkarsa dahi oyları millet ittifakı adayına verir ve yine millet ittifakı kazanır.Hdp Irak’a Suriye’ye operasyon yapan,Hdp ileri gelenlerini hapse atan,belediyelere kayyum atayan Tayyip bey kazanmasın diye her şeyi yapar.Seçim oyla kazanılır sistemle kazanılmaz.

  9. ERKEN SEÇİM DE NEREDEN ÇIKTI?
    Daha helalleşecektik.
    Biraz da helalleşme ile oyalanacaktık.
    Yancı muhalefetimiz dolar kuru tavan yapınca, daha doğrusu gerçek sorumlusu manipülatif açıklama yapması nedeniyle “mini zirve” yaparak erken seçim çağrısı yaptılar.
    Tabii ki “sadece laf”ta.
    Hiçbir “eylem” yok.
    Mini zirveden koskocaman bir zırva.
    Yani iktidarın paşa keyfi isterse.
    Kitleleri yerse.

  10. Peki MHP ya da lideri yüzde 50+1’de veya Cumhurbaşkanlığı hükümet Sisteminde (CHS’de) neden ısrar ediyor?

    Bahçeli, Cemil Çiçek’in de topa girmesi üzerine ona cevaben; “Sayın Çiçek, sizin kafanızda, dilinizin altında sakladığınız bir oran var mıdır? Varsa ne zaman açıklamayı düşünüyorsunuz? Açıkla da bilelim, niyetinizi öğrenelim. Türkiye’nin (sanırım 15 Temmuz hain darbesini kastederek) kaostan, işgalden, imhadan kıl payı kurtulduğunu ne çabuk hafıza kayıtlarından çıkardınız? Buradan ne yapmaya, kimlere şirin görünmeye çalışıyorsunuz?” sözleriyle çıkıştı…

    Bahçeli’ye göre, CHS’yi vazgeçilmez kılan nedenleri, onun “…Türkiye’nin kaostan, işgalden, imhadan kıl payı kurtulduğunu ne çabuk hafıza kayıtlarından çıkardınız?…” sözlerinde saklı.. Bahçeli, CHS’yi devletin bekası gereği vazgeçilmez sistem olarak görüyor; böyle düşünmez olsaydı herhalde bunu açıklamazdı.

    Diğer bir soru; kamuoyu araştırmaları gösteriyor ki Cumhur İttifakı yapılacak ilk seçimde yüzde 50+1’i elde edemeyecek -yüzde 40’lara düşen oy oranıyla Cumhur İttifakının “belki 2. turda seçimi kazanırız” emeli gerçekçi olamaz- buna göre, Bahçeli’de bunu görüyor olduğuna göre, Bahçeli’nin CHS’yi devam ettirebilmek adına bir planı var mıdır, varsa nedir? Bunu bilmiyoruz…

    Belki senaryo(lar) üretilebilir: Üretilen ve uygulamaya konan ilk senaryonun, Bahçeli’nin istemesi ya da işaret etmesiyle HDP hakkında açılan ve karar için şartlar olgunlaşıncaya kadar bekletilecek olan kapatma davasıdır. Bu, “elde var 1″dir. Tartışma devam ettiğine göre bu yetmiyor demektir. Başka nasıl tür senaryolar üretim aşamasındadır, mesela; son anda, SP merhum manevi lideri Asiltürk üzerinde ve şimdide Karamollaoğlu nezdinde ittifaka davet ısrarı(!) -siz buna zorlamada diyebilirsiniz- ile diğer irili ufaklı sağ, muhafazakar partilerin -İYİ Parti, DEVA ile Gelecek Partilerinden biri veya bir kaçı- CHP ile HDP’ye karşı daha milli, daha cumhuri bir ittifaka ısrarla(!) davet edilebilir mi? (Zorlama bir senaryo.)

    Diğer bir soru: Erdoğan, Bahçeli’nin CHS’de ki ısrarına rağmen -belki TBMM’den bir referandum kararı çıkar umuduyla- meclisi neden işaret etti? Erdoğan’ın bu hamlesi Bahçeli’den kurtulmak istediğinin bir ilk adımı mı?

    Bazı MHP mahfillerinden/kulislerinden, Bahçeli’nin bir siyasi dahi olduğu ile ilgili; “parlamenter sistemde kalınsaydı AK Parti iktidarı veya Erdoğan iktidarı sürgit uzun yıllarca devam ederdi; Bahçeli bu süreyi kısaltmak ve Türkiye’yi Erdoğan’dan kurtarmak adına yaptığı “Başkanlık Sistemi” hamlesi onun dahiyane fikridir” minvalinde bilgi kırıntıları sızmakta, duyuyoruz.

    Anlaşılan AK Parti ya da Erdoğan iyice köşeye sıkıştı: Bahçeli ısrarında devam ettiğine, muhalefette sistem değişikliğinde direndiğine göre -belki de, AK Partinin parlamenter sisteme dönülsün teklifi kapsaması dışında- yüzde 50+1 oranının düşürülmesi gibi bir referandum kararı yoluna gidilmesi gerçekleşemeyecektir.

    HDP’nin kapatılması ya da seçime sokulmaması durumunda seçmeninin nerelere akacağı kestirilemeyecek bir konu değil, başkaca senaryolar da -henüz- gündemde olmadığına göre Cumhur İttifakı bu cendereden nasıl sıyrılıp çıkacak?

    Geriye, Bahçeli’nin dahiyane fikri kalıyor. Bu dahiyane fikrin sonucu bizi Millet İttifakının iktidarına götürmüş olur ki, bundan Bahçeli’nin de parlamenter sisteme dönülsün zımni niyeti ortaya çıkar.

    HDP kapatılır, seçmeni serbest kalır; seçim yapılır ve Millet İttifakı iktidar olur, AK Parti tarihe karışır. Parlamenter sisteme dönülmesi için yasal süreçler işletilmeye başlanır.

    İyi de; seçimi kazanıp adayını cumhurbaşkanı yaptıran ve parlamenter sisteme hızla geçilmesi için ön alacak Bahçeli’nin kafasındaki Millet İttifakının Cumhurbaşkanı adayı kim?

  11. KÖSTÜMLÜ PROVA MI MASKELİ BALO MU?

    2023 yılında iktidarın değişeceği Biden Led koalisyonun görevi devralacağı anlaşıldı. Hatta o kadar eminler ki ikballerinden 2 yıl daha sabredemeyip erken seçim istemeye başladılar. Sayın yazar da böyle mutlu bir başlık attığına göre o da emin. Zaten oran bile vermiş.
    Aslında başta ak parti olmak üzere kimsenin gelecek için kaygılanmasına gerek yok. Bu iktidar sisteme karşı değil mi? Güçlendirilmiş parlamento istemiyorlar mı? Hatta bunun süresinin bile belirlemişlerdi. 6 ay içinde eski sisteme geçeceklerdi. Eee ak partinin kaybedeceği seçime girmesine bile gerek yok bence. Meral-Canan ikilisi iktidara geldiğinde parlementer sisteme döner, 6 içinde seçim yapılır. O seçimde de ak parti birinci parti olarak göreve devam eder. Herkesin istediği olmuş olur.
    Ne yani muhalefetin parlementer sisteme döneceğine ve 6 ay içinde yeni seçime gideceğine inanmıyor musunuz. Yalan mı her şey?

  12. İstanbul’daki meşhur Beyazıt meydanında , tarihin çeşitli dönemlerinde çeşitli değişiklikler yapılmıştır ; özellikle 1950-1960 arasında yani DP döneminde bu değişiklikler had safhaya ulaşmıştır ve bildiğim kadarıyla 7 yi bulmuştur .
    Meşhur ‘ Ateşböcekleri ‘ Yalçın Otağı ile Ercan Bostancıoğlu da bu konuyu uzun yıllar skeçlerinde hicvetmişlerdir :
    İndir kaldırımı, kaldır kaldırımı
    İndir kaldırımı, kaldır kaldırımı !
    Selamlar , iyi günler

    • 50 TL benzin alanlar, bu benzinle evlerine bile gidemeyecekler. Gitseler bile geri istasyona dönemeyecekler.
      Kısa süreliğine ” 100 TL lik alıyorum” diyebilecekler.
      2023 te en az 500 TL olacağa benziyor.
      Zaten yönetenlerin de 500 hedefi vardı.
      500 milyar dolarlık ihracatmıydı, 500 TL minimum benzin miktarı mı zaman gösterecek.

  13. siyaset iki blok olmus durumda 50+1 olsada olmasada sonuc degismeyecek. ayrica mv secimlerinde 50+1 yok ittifak var ak parti orda tek basina iktidar olamiyor. oylari dustugune gore bu secimde muhtemelen ak parti 200 mv nin altinda olacak. mhp grup kuarabilse iyidir. mevcut iktidar her iki alandada kaybetmeye aday. sayin koru iktidara bos yere gaz vermeyin… daha orjinal fikirler bekliyoruz…
    ayrica muhalefet aliskanligi olmayan bir ak parti cok kisa surede dagilir. 2053, 2071 ihtimal disi bi olay. cunku ak partinin varligi CB Erdogan a bagli bi durum bunu sokaktaki kucuk cocuk bile biliyor. boyle bi analiz yapmaniz gercekten hayret verici… demek insan deryalari gecip bi kasik suda sorun yasayabiliyor…

  14. Referandumlarda yüzde kaç oranında kabul oyu çıkarsa kazanmış oluyorduk?
    Efendim?
    %50+1 mi?
    Hmm, eee, biz bunu daha önceden yapmıştık sanki???
    Efendim?
    Yine mi yapalım?!
    Niye ki?
    %50+1 kötü mü?!
    Ama eskiden yapmayalım gerek yok, halk cb yi de seçmeyiversin filan diyordunuz?!
    Naapsak ki!?!
    Evet en iyisi hiç seçilmesin, ırak gibi olsun, halk ne derse desin hdp genelbaşkanı direkt cb olsun!
    Hah şöööle, dostlar iktidarda görsün:)
    Ha gayret!!!!

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız