Uluslararası ilişkilerde gizlenen gerçeği açıklıyorum; umarım kulak veren olur…

59
İşte o harita: Selçuklu dönemi..

Dünyanın değişmez altın kuralını hatırlatmak istiyorum.

‘Altın kural’ ne midir?

Şudur: “Altını olan kuralı koyar.”

Bütünüyle ‘çarpıcı’ olmasını umduğum bu yazı için bilgisayar başına otururken, “Dikkatleri daha en baştan yazacaklarım üzerinde nasıl toplayabilirim?” sorusuna cevap aradım. Yukarıdaki giriş soruya bulduğum cevaptır.

Basit bireysel ilişkilerde de geçerli olan ‘altın kural’ uluslararası ilişkilerde hiç değişmeden varlığını sürdürüyor.

Bir bilim dalı olarak uluslararası ilişkiler ve gerçekler

‘Uluslararası ilişkiler’ günümüzde bir bilim dalı. Üniversitelerde bu adı taşıyan bölümler bulunuyor. O bölümlerden mezun olanların pek çoğu diplomasi mesleğine giriyor. Bazı mezunlar da akademik hayatta yer alıyor ve görüşleriyle katkılar sunuyor.

Diplomasi ve uluslararası hukuk nispeten daha eski ilgi alanları. En eskiden yalnızca diplomasi vardı ve ülkeler arasında meydana gelen ihtilaflar tarafların diplomatlarının araya girmesiyle çözülmeye çalışılırdı.

Reklam

İhtilaflar çetrefilli olmaya başlayıp kalıcı sonuç almakta zorlanıldığında ilişkileri kurallara bağlama zorunluluğu doğdu ve ‘uluslararası hukuk’ da işte bu ihtiyaçtan ortaya çıktı. 

Hukuku var artık ikili ilişkilerin, ama ‘altın kural’ yine değişmedi; bugün hala, kuralı altını olan -yani güçlü onlan/lar- koyuyor.

Bilim dalı olarak okullara ders olarak konması fazla eski tarihte olmayan ‘uluslararası ilişkiler’ ise bu gerçeğin anlaşılmasına yardımcı oluyor.

Dünyamızda varlığını hissettiren uluslararası düzen de bu gerçekler üzerine oturuyor.

Ne demek istediğimi anlamak için, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan Birleşmiş Milletler (BM) örgütünün yapısına bakabiliriz.

İsimlerinde ‘dünya’ sözcüğünün bulunması sizleri yanıltmasın, iki büyük paylaşım savaşı Avrupalı ülkeler arasında çıkmıştı; Amerika’nın iki savaşa müdahalesi sona doğru geldi. İlkinde 20, ikincisinde 60 milyona yakın insan hayatını kaybetti ve ikinci savaşın ardından aynı türden yıkıcı sonuçlar doğuracak yeni savaşlar çıkmamasının bir tedbiri olarak BM kuruldu.

Gerçek bu iken, neden sadece beş ülke kendilerine ‘veto’ hakkı tanınarak bütün dünya ülkeleri üzerinde bir güce sahip hale getirildi? Hadi o dönem bunu gerektiriyordu diyelim, neden ‘veto hakkı’ geçici olarak tanınmadı? Neden hala beş ülke dünyanın patronu durumunda?

Dahası da var: BM’den nadiren de olsa ciddi ihtilaflar hakkında olumlu kararlar da çıkabiliyor. Filistin konusunda İsrail’i ‘haksız’ hatta ‘suçlu’ bulan sayısız BM kararı var. Bunların hemen hiçbiri uygulanmadı, uygulanmıyor. İsrail bildiğini okumayı sürdürüyor ve BM tarafından kendisine ait olmadığı defaatle karara bağlanmış toprakların bir parçası olan Kudüs’ü başkent olarak ilan edebiliyor. 

Reklam

Tabii ABD’nin yardımıyla…

BM hala var, hala uluslararası ihtilaflar konusunda kararlar alabiliyor, aldığı kararların bazısı en ince ayrıntısına kadar uygulanıyor, uygulamayanlara yaptırımlar söz konusu olabiliyor; buna karşılık ABD -daha doğrusu başkanı Donald Trump– öyle uygun gördüğü için İsrail’in başkenti Kudüs ve bu da BM kararlarına aykırı.

‘Altın kural’ sebebiyle olmasın?

Konuyu bu boyutuyla ve bugün ele almamın bir sebebi olmalı.

Sebep var.

Saddam’a “Yürü” dediler, Kuveyt’i işgal etti, peki sonra?

Gazetelerde, televizyon ekranlarında, bazısı ‘uluslararası ilişkiler’ uzmanı, bazısı eğitim hayatlarında ‘uluslararası ilişkiler’ ve ‘uluslararası hukuk’ dersleri almış olduğunu varsaymamız gereken ‘kurmay’ kişiler Türkiye’nin tarafı olduğu ihtilaflarla ilgili görüşler açıklıyorlar.

Sizler gibi ben de o görüşleri okuyor ve dinliyorum.

Görüşlerin özeti şu: “Haklıyız ve haklı olduğumuz için de kazanacağız.”

Acaba?

Filistin davası ve yurtlarından ayrı düşmüş, doğduğu yerleri 1948’den beri görememiş, görmek isteyen Filistinliler haksız mı? Filistin davasının varlığını iktidar meşruiyeti olarak kullanagelen çeşitli ülkeler bugün İsrail ile samimi ilişkiler kurmak için sıraya girdiler; ‘haklı-haksız’ denkleminde bu durumunu nasıl yorumlayacağız?

Rumsfeld (solda) ve Saddam.. 1983..

Saddam Hüseyin de, Kuveyt’i işgal etme kararını, “O sizin sorununuz, ne yapacağınıza kendiniz karar vereceksiniz” cümlesini ülkesindeki ABD büyükelçisiyle (April Gillespie) görüşürken onun ağzından işittikten sonra almıştı. Oğul Bush (George W. Bush), babasının kendi başkanlık döneminde yarım bıraktığı işi tamamlamak üzere Saddam’ı yerinden etmek için hareketlenip (2003) 11 Eylül 2001 uğursuz eylemlerinde parmağı olduğu ve elinde kitle imha silahları bulunduğu gerekçelerini kullandığında, Saddam ısrarla, “Hayır, bunlar doğru değil” deyip durdu.

[Kuveyt’e girerken (1990), Saddam, o sırada ABD hükümetinde savunma bakanlığı koltuğunda oturan ‘dostu’ Donald Rumsfeld’e de güveniyordu. Rumsfeld, ‘Başkanın Ortadoğu temsilcisi’ sıfatı taşıdığı bir dönemde (Aralık 1983) kendisini Bağdat’ta ziyaret etmiş, ikili arasında bir yakınlık doğmuştu. Fotoğraf bunu anlatıyor.

“Doğru değil” dedi de Saddam, ne oldu?

Bugün Saddam yok, pislik çukurunda aylarını geçirdikten sonra yakalandı ve idam edildi. Kendisinin 11 Eylül eylemiyle ilgisi olmadığı, kitle imha silahlarını da çok önceden imha ettirdiği sonradan ortaya çıktı. Ülkesi Irak bugün mefluç halde. 

Hak, hukuk bu gelişmelerin neresinde?

Ekrandan bu sözcükleri duyduğumda içim burkuluyor. 

Okuduğunuz yazımı o iç burkuntusuyla yazdım.

Umarım bir oyuna gelmiyoruzdur.

Yoksa geliyor muyuz?

ΩΩΩΩ

59 YORUMLAR

  1. Ahmet isimli yorumcunun! Terbiyesini sergilediği sorusuna cevebimdir.

    “Gittiğim yere bizim burada cami derler.
    [Ya siz nerelere gidip sürekli negatif enerji topluyorsunuz]

    Ben bir anne, eş, ve baci olarak gittiğim yer yetiştirdiğim 2 Erkek evladımın yaptıkları işlerden ve Aldikları taktirnamelerinden beli
    Ya sizin ananiz bacıniz, ve eşini şimdiye kadar NERELERE gitmiş ve gitmeye devam ediyor?

    Gittikleri yerler nereler olduğ sizin burada sergilediğiniz terbiye ve Erdoğana dalkavukluğunuzdan belli oliyor.
    Sizle ayni fikirde olmayan her yorumcuya saldırip õnünüze gelene hakaret etme cesaretini ,hirsizlar, ve yalancılardan aliyorsunuz herhalde?

    Camiye gidene bak hizay gel?
    Benim hayatım! Siz ve sizin gibileri’ ni susturmakla geçti, ve sizin gibiler beni susturabileceklerini zannediyorlar…

    Bu site 2016 Haziranda yayına başladı bazi seyhatlarım haricinde her gün buraya yorum yaziyorum.
    Şimdiye kadar beni susturmak için çook
    ahmetler mehmetler geldi geşti….
    Bundan sonrada gelip geçecek.

    Not: kısalttığım bu sõzler bir katilin sõzleri, troller okumasın çünkü….. nedeninin annarsınız herhalde.

    “FBI’yaya herşeyi anlatacam!” Bu laf bugün söylendi… kim söylediğni yazarsam yayınlanmaz onun için yazmiyorum….

    Trollerin etekleri fena tutuşmüş artık kendilerini firenliyemiyorlar, õnüne gelene herşeye tosliyorlar ve bin metre geri fırlıyorlar.

  2. Sakarya’nın bir ilçesinde faaliyet gösteren bir tarikat lideri 12 yaşındaki bir kız çocuğuna cinsel istismarda bulunmuş. Çocuğun olayı annesine anlatması üzerine aile Jandarmaya ihbarda bulunmuş ve Jandarma baskın yapmış. Görgü tanıkları ve dergahtaki diğer çocukların ifadelerine göre tarikat lideri başka kız çocuklarına da istismarda bulunmuş. Tarikat lideri göz altına alınmış. Ayrıntılı bilgiler aşağıdaki linklerden okunabilir. (2 Eylül 2020)

    https://www.takvim.com.tr/guncel/2020/09/02/fatih-nurullah-kimdir-fatih-nurullah-neden-tutuklandi-ussaki-tarikati-nedir/1

    https://www.yenicaggazetesi.com.tr/ussaki-cemaati-seyhi-fatih-nurullah-12-yasindaki-kiz-cocuguna-istismardan-tutuklandi-298673h.htm

    Aşağıdaki linkte ise aynı tarikat liderinin hakkındaki bir suçlama için 2017 yılında akittv’de yaptığı video savunma var, ben izlemedim. Fakat altındaki yorumlar çok ama çok ilginç. Mutlaka okumalısınız, okumayan çok şey kaybetmiş olur.

    https://webtv.akittv.com.tr/haber/ussaki-seyhi-fatih-nurullah-efendi-o-iddialara-yanit-verdi-242

  3. Ahmet bey. Şunun farkında mısınız acaba? Elimizden geldiğince ortaya bazı bilgiler koyuyoruz, kimi kavramlarla siyasi analizler yapıyoruz. Fakat siz bunlara aynı şekilde cevap vermek yerine bizim söylemediğimiz şeyleri bize söyleterek cevap veriyorsunuz. Sizin ve benzerlerinizin yaptığı ‘yanlış anlama’ değil ‘kendi ürettiğiniz yanlışı doğru hatırlama’ söz konusu. Siz gerçeklerin kendi kafanıza kazınmış ve sizi rahatlatan şekliyle yaşanmış olmasını istiyorsunuz. Söylemediğimiz bir şeyi sanki söylemişiz gibi yazmanız sizi rahatsız etmiyor.

    Havuz medyasına göre muhalif siyasetçiler ve muhalif seçmenler şöyle düşünüyor: Türkiye’nin kıyıları ancak balık tutmak içindir o da fazla açılmamak kaydıyla / Akdeniz’de herkes sondaj yapabilir ama Türkiye yapmamalı, uslu uslu oturmalı / Suriye Kürdistanı kurulabilir ve Türkiye’den toprak istemeleri normaldir, verelim gitsin …

    Havuz medyasının propaganda ayinlerine düzenli katılan bir müritleri olduğunuz açıkça görülüyor. Zira burada siz de aynı şeyleri tekrarlıyorsunuz. İnsan hiç düşünmez mi ki Mustafa Kemal Atatürk’ü baş tacı edenler Kuvay-ı Milliyecidir. Milli (ulusal) meselelerde milli bir tavır takınacakları açıktır. Biz Cumhur İttifakına vatan haini demiyoruz, tıpkı Enver Paşa’ya demediğimiz gibi. Fakat uyguladıkları siyasetin genellikle yanlış ve hesapsız-kitapsız olduğuna kanaat getirerek eleştiriyoruz.

    Ayrıca R.T.Erdoğan’ı geçiniz zira o millici değildir, ümmetçidir. Sözde de olsa derin devlet bir punduna getirip onu ‘takkeli bozkurt’ yapmıştır. Dış politikada tartışılan sözde derin devletin halen gücü elinde tutan kanadının uyguladığı politikaların ne derece doğru veya yanlış olduğuyla ilgilidir.

    Belki de size bu kadar uzun bir cevap yazmamam gerekirdi. Fakat sizde bir samimiyet gördüğüm için bunları yazdım. Amacım sizi tarafımıza çekmek değildir, o karar size aittir. Fakat söylenmemiş sözleri söylenmiş gibi yazan havuz medyası ahlaksızlığından uzak duracağınızı umuyorum.

  4. Akdenize fransizlarin vs cokme girisimi ile ilgili buyuk bir harita varsa 30 yildir takip ettigim fehmi bey ve yazilarini ozellikle okudugum bernar bey aciklasin. Ne yapacagiz… bu hep boyle olmustur. Dunya politiginde guclu isen hukuk bostur. Algiyi yaparsin altina bakar. Gucluyum diye gezenide buyur dersin hakkini yedirmemek icin. Buyursunlar. Bilmem kac nukleer ile. Avrupanin gelecegi yoktur. Nufus yas ort 45_50 dir. Surdurulebilir degil. Hakkimiz ne pahasina olursa olsun korunmalidir.

  5. İyi de sayın yazar şimdi ne yapmalı. Yine her zamanki gibi sorunu tespit etmiş ama çözüme dair hiç birşey dememişşsiniz. Sırf yarın ben demiştim deme ihtimali yüzünden. Oysa çözüme dair bir cümleniz olsa ‘ben aslında önermiştim ama siz anlamamışsınız’ demeden ama. Mesela diyebilirsiniz ki “Türk dışişleri mısırla anlaşsın veya israille anlaşsın yahut libyada haftere göz yumsun gitsin esadla anlaşsın yada bunların hepsi” katılrım yada katılmam fikirdir doğrudur yanlıştır kim bilir. Ama bir çözüm öneriniz vardır. sizin yaptığınız ne ki ?

    Bir cevap ta Tayyibin virüse yakalanması için gece gündüz dua ettiğini düşündüğüm hanımefendiye.. Ya duanız o kadar etkisizmiş ki dünyada milyonlarca insanın yakalandığı virüse Tayyibi yakalatamadınız. Bunun için üzülmüşsünüzdür mutlaka ama başka bi salgın için dua ediniz artık. Yada boşverin ya bırakın kadere teslim olun. Herkes vadesi geldiğinde bir şekilde göçüp gidecek. Siz de artık ahirette hesaplaşırsınız. Tabi sizin hakkınızı isteyeceğiniz gibi sizden hakkını isteyecekleri de unutmadan. Borçlu çıkarsanız borçlarınızı ABD ödemiyor ha. direkt kendiniz ödüyorsunuz.

    BİR ÖNERİ =

    Sayın yazar Bakın sizde de olan bir haber “Avusturya Türkiyeyi casuslukla ve kendi ülkesini bölmeye çalışmakla suçlamış” ne dersiniz ? sizce doğru mu söylüyorlar. Belki doğru söylüyorlardır. Hatta bence siz şimdiden kendi adınıza avusturya ve tüm avrupa birliğinden, natodan, birleşmiş milletlerden hatta arada rusyayı da katın hepsinden özür dileyin. Sizin senaryoya göre yakın zamanda işgal var ve işgalciler geldiğinde ben çok çabaladım ama engelleyemedim kendi adıma özür dilerim dersiniz…. Bir de 30 AĞUSTOS güzellemesi yapıyorsunuz. O savaştan önce de birileri bunu yapmayalım şunu etmeyelim diyorlardı. Savaştan sonra başka türlü konşuyor oldular.

  6. Büyük Türkiye haritası baya güzelmiş, işte milli hedef dediğin böyle olur. Ama şimdi birileri, dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmayalım falan diye yazıp çizecekler. Olsun ben yine de bir düşünelim derim. Müjdeli doğalgazdan alttaki iki katman da hesaba katılırsa yüzlerce milyar dolar gelecekmiş. E bunun Akdeniz’i de var etti mi sana trilyon dolar. Gazı nasıl mı çıkaracağız, TPAO çıkartacakmış ya. Tankın motorunu bulduk mu milli savaş uçağına rols roys motoru taktık mı bu iş olur gibi geliyor bana. Ne dersiniz?

    Yahu hemen laf sokuşturmayın, bir dinleyin hele. Riske girmeden ticarette kazanılmaz. Bu ticaret değil mi? Tamam da, bu da toprak alışverişi işte. Alışı anladık da veriş nasıl mı olacak? Yahu sadece toprak alacağız, vermeyeceğiz. Nereden mi biliyorum? Ben nereden bileyim büyüklerimiz öyle diyor, Kızıl Elma var Mavi Elma var. Bunlar sadece video klip mi? Hadi ordan Yunan ağzıyla konuşup durma. Yahu en kötü ihtimalle Ayasofyayı tekrar müze yaparız olur biter. Yemezler mi! E o zaman Mustafa Kemal Paşa’ya haber salar göreve çağırırız. Gelemez mi? Dur yahu bu işi tekrar bir düşüneyim.

  7. İnsanlık tarihi boyunca takriben 4 milyar insanın , savaşlarda hayatını kaybettiği ifade ediliyor, bu günkü dünya nüfusunun aşağı yukarı yarısı eder.Maalesef Cemiyeti Akvam 2. Dünya Savaşını engelleyemedi ama savaştan sonra kurulan BM yeterli olmamakla birlikte genel çaptaki yıkıcı savaşlara mani olabildi ne var ki küçük çaplı bölgesel savaşlar devam etti ve ediyor.
    Çünkü bu savaşlar daha ziyade 5 büyüklerin kontrol ve hakimiyetinde ve biraz da onların keyfine göre cereyan etmektedir yani ‘gücü gücü yetene ‘ kuralı işlemektedir. Bu bakımdan dünyada hala çok büyük haksızlıklar , adaletsizlikler ,hukuksuzluklar , açlık ve yoksulluklar yaşanmakta özellikle acımasız kapitalizmin de etkisiyle evrensel olarak insan hakları yerle bir edilmektedir !Bütün samimiyetimle şunu söylemek istiyorum ki bu gün bütün dünyanın başına bela olan bu salgın hastalığın , belki de büyük bir ihtimalle sebebi işte bu vahşettir ! Herkesin bu konudaki görüş ve düşüncesi , inancına göre farklı olabilir .Ancak Kuranı Kerime ve dinler tarihine göre bunun tarihte bir çok örnekleri vardır . Evet dünyada ve bütün evrende Allahü Tealanın koyduğu kurallar ,işleyen bir düzen ve bir intizam vardır ; her şey bu çerçevede cereyan edip gider . Genel anlamda bu böyle olmakla beraber Allahü Teala da bütün bu olup bitenler karşısında herhalde sessiz sedasız ve hareketsiz kalmaz ; ne zaman ,nerede ve nasıl olduğunu bilemeyeceğimiz bir şekilde biz insanlara haddini bildirir ! Herkese selam ve saygılar

  8. ”’Bugün Saddam yok, pislik çukurunda aylarını geçirdikten sonra yakalandı ve idam edildi. Kendisinin 11 Eylül eylemiyle ilgisi olmadığı, kitle imha silahlarını da çok önceden imha ettirdiği sonradan ortaya çıktı. Ülkesi Irak bugün mefluç halde. ”’
    Peki suçlusu kim ?
    Bugun de aynı şeyler yapılmıyor mu ? Özellikle içimizdeki Kendini bu ülkeye ait hissetmeyenler ( Vatan haini demiyorum ) türkiyenin ( RTE ) nin İŞİD e yardım ediyor yalanlarını piyasaya sürmediler mi ? Bugun yaşananları halen algılamıyoruz. Adam Yunan ı kışkırtarak ona silah satarak uçuruma sürüklüyor. Adam GKRY ne amborgoyu kaldırıyor.
    Neden neden ? Niye sorgulamıyoruz. Tarihi tekerrür ettirmeye çalışıyorlar.Tahrik ediyorlar ama Türkiye bu oyuna gelmeyecektir. Artık görelim bunları muhalefeti ile iktidarı ile birlik olmalıyız. Dışarıya bu birliği göstermeliyiz. Tek doğru budur.

  9. Aynur hanım! Alemsınız ben hastlığı vatandaştan gizleyenlerden bahs ediyorum siz kalkmış test sonucunu bana soriyorsunu.:))) Size tavsiyem arada bir burada beni sorguya çekmek yerine havuzdan çıkın şöyle dünya gündemine bir bakın.
    Reisiniz 3 haftaya yakın televiziyonlarda boy gõstermeyip ortalıktan kayip olunca, ayrıcada her 15 günde uçan sarayi ile yurt dişi gezilerine ara verip 3 ayda
    İstanbuldan Ankarya dahi gitmeyince elin oğlu aptal değıl! Eeey aptal olmadıklari gibi kalemlerinide diktatörleri korumak, şöyle dursun, babalari için dahi eyip bükmezler.
    İşte havuzu takip edenler bunlari gõrmez ve duymazlar hatta duymamak için kulaklarını dahi tıkadıklar. Havuz müşterilerinin gerçeğı gözlerine soksaniz dahi işlerine gelmediği için gõrmezler ve işitmezler.

    Okuduklarını anlamak gibi bir tertleride yok.
    Bunda bizler burda şahit oluyoruz….

    Eğer bu yazarlar erdoğan hakkında yalan yazsaidiler saray anında o gazeteleri veya yazarları yalanlar ve haklarında’da dava açarlardı.

    Ben ilk haberin linkini vereyim sizde ERDOĞAN 3 HAFTADIR ORTALARDA GÖZÜKMIYOR…… haberin devamıni bulup okuyun.
    Hadi gene iyilik bende kalsın o yaziyi bulmanız için. Size bir ip ucu vereyim. Reisin 2020 nin ilk baharında İSTANBULDA 3 ay kaldığı aylardan sonuncusu ve Ankaraya dõndüğü ayda yazılmiş haber ve kõşe yazılarına bakın bulursunuz.

    Not:O Yazılanların hiç birisi saray tarafından yalanlamadı…

    “Ahmet Nesin – Saklanan Coronavirüslü Erdoğan mı?” https://amp.artigercek.com/yazarlar/ahmetnesin/saklanan-coronaviruslu-erdogan-mi

    • ee ne olmuş erdoğan korona olmuş ise ? bunu cümle aleme bağıra bağıra söylenince kimin eline ne geçecekti ? hiç bişey olmasa dolar %10 daha fazla değer kazanır faizler 3-5 puan daha yükselir borsa biraz daha düşerdi. Siz de sevinirdiniz hepsi bu. Yada sizin gibi düşünen birileri “Erdoğanın yokluğu” gerçeği ile yakınlaşmaktan mütevellit pişman olurlardı.Hepsi o. Hatta çok istediğiniz şeyin gerçek olduğunu. Bu gece Erdoğanın öldüğünü düşünün (merak etmeyin o da ölümlü elbet) Allah uzun ömürler versin başımızdan eksik olmasın ama…. Siz genede o günü bi hayal edip modelleyin bakalım sevinecekmisiniz.

  10. Fehmi bey’in https://fehmikoru.com/yunanistan-sorunu-akdenizden-egeye-tasima-hazirliginda-savas-ihtimali-buyuyor/ yazısından sonra hafızamda unutmaya yüz tutmuş tarihin sayfalarını internet üzerinden biraz karıştırdım.”Yaw Yunan da kim oluyor?Üç beş tane palikarya işte!” denilen “Yunan”ın hareketlenmesinin sadece Yunan hareketlenmesi olmadığını bir daha hatırlamış oldum.Wikipedia’dan küçük bir alıntı yapayım:

    1821 ilkbaharında Mora’da patlak veren Yunan ayaklanması[45] kısa sürede Orta Yunanistan ve Girit’e de sıçradı. Ayaklanmacılar önemli mevziler elde ettiler. Tripolis şehrinde 8.000 – 15.000 başka kaynaklara göre 30.000, Navarin’de de 3.000 Türk, kadın-çocuk ve erkek katledildi. İsyancıların sağladığı ilerleme, 1822 yazında Osmanlı kuvvetlerinin karşı saldırısıyla durdu. Tesalya ve Makedonya Osmanlı denetimine girerken, Yunanlar arasında baş gösteren iç çekişmelerle başını Teodoros Kolokotronis ile Georgios Kοuntοuriotis ve Aleksandros Mavrokordatos’un çektiği iki ayrı merkez ortaya çıktı. Bu çatışmaya karşın Osmanlı Devleti’ne karşı sürdürülen direniş, Mısır valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa ‘nın oğlu İbrahim Paşa’nın komutasındaki ordunun Mora’ya çıkması ve Dramalı Mahmut Paşa komutasında Osmanlı askerlerinin kuzeyden gelerek Mora’ya yerleşmesiyle kırılmaya yüz tuttu.

    Avrupa’nın müdahalesi
    Ama duruma müdahale eden ve Yunanistan’a bağımsızlık verilmesini isteyen dönemin hakim güçleri İngiltere, Fransa ve Rusya Deniz kuvvetleri birleşerek ekim 1827’de Navarin Deniz Muharebesi’nde Osmanlı-Mısır donanmasını yok edince denge yeniden Yunan ayaklanmacıların lehine döndü. Yunan kuvvetleri İngiliz ve Fransız askeri desteğiyle anakaranın iki yanında kuzeye doğru yayılmaya başladı. Bu sırada Osmanlı Devleti’ne savaş açan Rusya’nın baskısıyla eylül 1829’da imzalanan Edirne Antlaşması Yunanistan’ın bağımsızlığını kazanmasına yol açtı.”

    Ne diyordu Akif:”Hiç ibret alınsaydı tarih tekerrür mü ederdi”.

  11. Ahmak aptal şaşkın anlamına gelen ANDAVAL
    Kelimesini kullanmak ne kadar yakisiksiz ise kötü söz sahibine aittir diye bir deyim vardır dilimizde.Size göre Antalya’da kıyıdan 100 metre acikta balık tutmak normal gelebilir.Veya kıyılarından 2 km dışında herkes sondaj yapabilir lakin siz asla yapamazsınız.Bu da size normal gelebilir.Guney dibinizde yeni bir devlet kurulup sizden topraklarinizin 1\4 unu isteyebilir.Ne olacak canım buda normaldir.Yine guneyinizde ki komsunuzda 5 milyon insan yurdunu terkedip size sığınmak ister.Ama asla böyle birşey olmamalı size göre.Canlari cehenneme dememiz gerekir.
    Libya nere biz nere deyip
    Tüm akdenizi bizim dışımızda herkes parselleyebilir.Buda normaldir.Tv lerde tüm olumlu görüş belirten ve onlarla aynı düşünceye sahip izleyicilere selam olsun.!!!

    • Burada “zillet”, “hain”, “FETÖcü” diye cazgırlık yaptığı seçim günlerinde sizden böyle bir duyarlık göremedik Ahmet Bey. Hayrola? Kurnazlığa da gerek yok. İktidarınızın eleştirenleri “Etliye sütlüye karışmayalım, oturalım oturduğumuz yerde” dyorlarmış gibi gösterip zeytniyağı gibi su üstine çıkmayın. Türkiye’nin çıkarları, dış siyaseti iç siyasetin uzantısı haline getiren bu kasaba siyasetçisi liderle korunmaz diyoruz.

      İçi boş lafları bir kenara bırakın. Dış siyasette olan bitenden söz edin bize.

      Rus Dışişleri Bakanı Lavrov ile Suriyeli Kürtlerin temsilcisi PKK’lı heyetin fotoğrafları çıkmaz sizin o biricik işlevi insanları andavallaştırmak olan havuz medyasında. Erdoğan’ın ağzını bıçak açmaz, dışişlerine dandik bir bildiri ile kınar.

      Amerikan petrol şirketi YPG ile petrol anlaşması imzalar, vizyoner dünya lideri orada burada şirket mirket aşılışında kurdela keser.

      Dünyadan haberiniz yok: Suriye Federal Cumhuriyeti’nde özerk Federal Kürt Bölge Yönetimi fiilen kuruluyor.

      Dışişleri bakanlığınız sitesine bir kınama bildirisi yerleştirir artık.

    • Siz o selami buradan değil dergahınizdan illetin çünkü buraya onların trolleri uğruyor ve görevleride sapla samani kariştırip servis yapmak..
      Zaten yaptıkları servisleri dahi kendi yüzlerine gözlerine bulaştırıyorlar.

      “Tv lerde tüm olumlu görüş belirten ve onlarla aynı düşünceye sahip izleyicilere selam olsun.!!!”

  12. 18 şehir Hastanesi’ne bu yılın ilk 7 ayı için ödenen kira bedeli 10 milyar 27 milyon YTL. Bu bedelle 11 hastane yaptırılabiliyor.
    Gişe rekoru kıracak “cambaza bak ” filmi gerekiyor mu gerekmiyor mu?
    Soygunla doğru orantılı gişe rekoru gerekir mi gerekmez mi?

  13. Cumhurbaşkanı Erdoğan ‘Dünya Beşten Büyüktür’ sözünün patentini aldı

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, değişmeyen beş daimi üyesi bulunan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yapısını eleştirmek için kullandığı “dünya beşten büyüktür” sözünü tescil ettirdi. Milliyet gazetesinden Önder Yılmaz’ın haberine göre, Erdoğan’ın vekili Arzu Akalın Türk Patent ve Marka Kurumu’na Haziran 2018’de başvurarak, “Dünya Beşten Büyüktür” sözünün tescil edilmesini istedi.

    Erdoğan daha önce “Recep Tayyip Erdoğan”, “RTE” ve kendi adına oluşturulan vinyet şekli tescil ettirerek, markalaştırmıştı. Türk Patent ve Marka Kurumu, yapılan başvuruyu incelemeye alarak Ekim 2018’de karar aşamasına geldi. Herhangi bir engel bulunmadığı belirlenince talep tescillendi ve böylece “Dünya Beşten Büyüktür” sözünün sahibi Cumhurbaşkanı Erdoğan oldu.

    “Dünya Beşten Büyüktür” sözü aynı zamanda koruma altına alındı. Her yıl mevzuat çerçevesinde ücreti ödenerek Türkiye ve uluslararası zeminde markanın başkaları tarafından kullanılması engelleniyor. Örneğin yabancı bir ülke bu sözü ticari faaliyeti için kullanırsa derhal itiraz yapılacak ve mahkeme kararı ile iptal ettirilebilecek. Daha ayrıntılı bilgiye aşağıdaki linkten ulaşabilir.

    https://www.ntv.com.tr/turkiye/cumhurbaskani-erdogan-dunya-besten-buyuktur-sozunun-patentini-aldi,xeGOTObl0kuWsLBVwZvptQ

  14. Bir Rus vatandaşının sabrı kalmamış kafayı çekmiş stalinin aptal geri zekalı ahmak olduğunu sokakta bağıra bağıra söylemiş.
    Gizli polis adamı almış sorgulamış mahkemeye çıkarmış mahkeme 1 yıl hapsine karar vermiş rus ne oldu ki demiş sarhoştum ağzımdan kaçtı hem bunun neresi 1 yıl hapsi gerektiren suç ki demiş.
    Mahkeme başkanı biz sana hakaretten ceza vermedik ki demiş.
    Adam ya neden deyince
    Mahkeme Başkanı bu ceza devlet sırrını uluorta ifşa etmekten demiş.
    Dünya beşten büyük dedik ne oldu.
    O dünya o beşin arkasına zembil gibi dizildi
    Dolar 7.40 euro 8.80 TL iki seksen.
    Ayasofya açıldı korona yok.
    30 ağustos korona var.
    Giresun mitingi korona yok.
    Rize çay paketlerimiz testten geçirilmiştir.
    Güvenle tüketebilirsiniz.
    Eviniz dükkanınız yıkılmış hiç kafana takma
    Ölenler içinde diyanet yüksek memuru şehitlik hükmü verdi.
    Rize de bir ay önce seller tanışmıştı.
    Dereler ıslah edilecekmiş dere ortada yok ki
    Hepsi hes oldu.dere yatakları boşaldı.
    Benim akıllı halkım oralara ev yaptı işyeri yaptı.
    Peki buralara kim imar verdi bugün dere yataklarına ev yaptı diye suçlanan yurdum insanı.
    Devlet de artık yanınızda iç Rize çayını bak keyfine.
    Son haber abd Kıbrıs rum kesimine silah ambargosunu kaldırdı..
    Kıbrıs Rum kesimi sadece bizim ifademiz dünya onları Kıbrıs cumhuriyeti olarak tanıyor.
    Dünya beşten büyük diyoruz amża kuzey Kıbrıs cumhuriyetini sadece biz tanıyoruz.
    İki millet tek devlet denilen azarbeycan bile tanımıyor.

    • Ben aptala yatsam da su soruyu sorsam:
      ABD kipris cum.’ne ambargoyu kaldırdığına göre,
      Banada silah vereceksin diye müracaat etse, KKTC kibrıs halkının oyuyla secilmis insanlar olarak, bir talepte bulunsa
      Çocuk oyununa birde onlar katkıda bulunsa!
      (Ben vereceklerini sanıyorum, tamda istedikleri ortam)

        • Yunan çocukları oyun arkadaşı ariyorlarsa burdan gidecekler mutlaka çıkar. Feslerini almadan gitmesinler. Kiprısta çocuk kalmamış zaten.

      • Erasmus ve diğer projeler ile Avrupa Birliği ülkelerine giden okullar da okulun dış duvarına koskocaman harita asılıyor üzerinde ülkeler var Kıbrıs Cumhuriyeti yazıyor çok dikkatimi çekmişti yani Kıbrıs tek bir devlet olarak görülüyor bu haritayı biz astığımıza göre biz bu durumu kabullenmişiz.

  15. Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşındakinin anlayabildiği kadardır. (Mevlana)

    Bu sözü ilk duyduğumda Newton’un 3. yasası (Etki=Tepki) ile aralarında bir bağ kurmuştum. Bu derin söz tarafların iyi niyetli olduğu varsayımı ile ifade edilmiş. Bir de taraflardan birisinin veya her ikisinin yeterince iyi niyetli / samimi olmadığı durumları dikkate alırsak konu iyice çetrefilleşir. Uluslararası ilişkilerde iyi niyetin yeterli ve yetersiz olduğu durumlar birlikte yaşanır. Zira kimse sütten çıkmış ak kaşık değildir. Hele söz konusu taraflar bir devletin çıkarlarını temsil ediyorlar ise.

    Konuyu Sn. Fehmi Koru’nun bugünkü makalesine bağlayalım. Tarafların iyi veya kötü niyetinden bağımsız olarak başka bir hayat gerçeği ise şudur. Bunu Mevlana’nın sözüne benzeterek ifade edersek;

    “Ne kadar gidersen git, gidebileceğin yer depodaki yakıt (enerji) kadardır”. Bunun daha kaba fakat daha çok bilineni ise şöyledir: “Ateş olsan cürmün kadar yer yakarsın”.

    Bu yorumlara karşı “Ne yani teslim mi olalım?” diyen andavallar çıkmaz umarım.

  16. “Dünya 5 ten büyük”müş. üüşşş.
    Zeka problemi olanlar öğrensin. 5 Dünyadan her yönüyle büyük. Ekonomik yönden de, askeri açıdan da, yüzölçümü yönünden de.
    Hatta 2 maalesef Dünyadan büyük.
    ABD bin yanına, Çin ya da Rusya yı alarak yaptıramıyacağı bir şey var mı?
    Sayın Koru nun da vurguladığı gibi istediklerini yapabilmeleri “haklı” oldukları anlamına gelmiyor.
    Ülkemiz için de bile hakkını alabilmek için güce ihtiyaç var. Dava açabilmek, icra takibi yapabilmek, avukat tutabilmek için parasal güce ihtiyaç var.
    Elindeki mahkeme kararı bile kendiliğinden infazı kabil değil. Ayrıca icraya vermen, yani masraf etmen gerekiyor.
    Bize özellikle alacak ile ilgili fikir soranlara şunu sorarım: Diyelim ki masraf edip dava açtık, davayı kazandık, masraf edip icraya verip hacze gittik, haczedip paraya çevirecek bir şey bulabilirmiyiz?
    Cevabı genellikle:”çulsuzun teki” olur. Bu şekilde cevap verenlere, ” bir de masraf etmenin gereksiz olduğunu yapabilecek anlamlı ve mantıklı bir şey olmadığını” söylerim.
    Yılların birikimi dilimizin ucunda bir deyim vardır:
    “-Hakkını değil, aklını kullan”

    • Dünya 5’ten büyük demek istememış Israil 5 ten bütük demek istemiş.🙂 zaten Fehmi bey’in bugünkü yazısin’da 5 büyüklerın kararlarını gayla almayan İsrail’in altınlarından bahs ediyor..

      • Nurdan abla bu konuyu biraz açabilirmisiniz? israilin devlet olarak parası mı yoksa ingiltere amerika gibi devletlerde lobicilik yapan yahudi grupların zenginlikleri mı mevzu olan. aslında ikisi de aynı işi görüyor ama 7-8 mılyon nüfuslu bir devletin zenginliğinden ne olacak diye küçümsüyor bazıları.

  17. Türkiye haritasını görünce bir ahh çektim. Misafir olarak geldiğimiz dünyanın küçücük bir noktasında bile canımızı vermekten bile çekinmeden koruduğumuz vatanımızda huzur içinde yaşatmak istemiyorlar işte.
    Bir iki kişinin iki dudağı arasına sıkıştırılmış, hayasızca göz dikilmis binlerce km kanla sulanmış topraklar,
    Saklandığı b.c çukurundan dünyaya bakan çaresiz gözler,
    Esad komşumuzun Esed olma süreci,
    Vatanından kovulmuş denizde boğulmuş insanlar,
    Birde baktımki BAEsra ‘dan Kudüse bir kanal açılmamış mı,
    TV kameramanı na beh! Diyen bir Aymaz tutuklu örgüt üyesi kafama takılmış olmalı ki, bilinmeyen bir sırıtma portresi gelince gözümün önüne,
    Korkuyla karışık şaşkın lık içinde uyanıverdim.
    Yazarın da beh dediği ni varsayarak, ceh’ler, beh’lerle tıngır mıngır ninenin beşiğini sallayarak gidiyoruz bir yerlere.
    Allah sonumuzu hayreyleye.

  18. ilahi fehmi bey…yine güldürdün….yazdıkların doğru olmakla beraber ne bügünün dünyasına nede türkiyesine uygun..bölgemizde karşıkaya gelebileceğimiz.abd..rusya hariç hangi ülke askeri olarak tr ye savaş açma gücüne sahip abd ve rusya ile de savaşmamız şu dönemde zorda öte onlarlada paramiliter güçlerle birtürlü kapışıyoruz…çok korkmak veya enver gibide hayel kurma doğru değil sana ait olanıda KANIN Pahasına korumak zorundasın..

    • Sn.F.Koru’nun yazısının neresinden “elimizde olanı korumayalım” gibi bir mana çıkarttınız? Yazı doğruymuş ama bugünün Türkiyesine uygun değilmiş. Neden? E tabi başımızda Erdoğan var. Esas siz güldürdünüz bizi.

    • “Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi” başlıklı uluslararası anlaşmaya istinaden, nükleer silahlara sahip 5 ülkeden bir tanesi bir Avrupa ülkesi: Fransa. Üstelik de kendi olanakları ile nükleer silah üretip test ettiği yıl 1960. Yani, senin çakma dünya liderin 2020’de araba yapacağım, bilmem ne yapacağım diye atıp tutarken, Fransızlar muhtemelen senin yaşına yakın süredir nükleer bir güç ve elinde 330’un üzerinde nükleer başlıklı füze var. Adamı bir saatte oyarlar. Senin kafa “savaş” deyince, elde süngü düşmanla kapışmak, topçu bataryalarına karşı siper kazmak falan anlıyor, belli.

      Geçen hafta da yazdım, Bugün toplam nüfusu 10 milyon olan İsrail, herhalde nüfusunun 5 milyonu aşmadığı 1967’deki Altı Gün Savaşı’nda Mısır, Ürdün, Suriye ordularını altı günde darmadağın etti. Bu üç Arap ülkesinin toplam kaybı 20.000 dolayında iken, İsrail’in kaybı 900 küsur idi.

      Cehaletin bir gülünçlük, yazara “sen” diye hitap edip üç doğru cümle kuramadan ona akıl öğretmeye kalkman başka gülünçlük.

  19. Fehmi Bey Irak ta Allah ın adaleti tecelli etti zulm etti zulme uğradı..Kimyasal silah kullanıp masum binlerce insanın ölümüne binlercesinin de ülkemize kaçmasına sebep olmuştu…Ayrıca sekiz yıl süren İran Irak savaşı…Ölen niye öldüğünü öldüren niye öldürdüğünü anlamadı..Ülkemizin şu an içinde bulunduğu durumla ilgisi yok gibi..

    • hadiseleri anlamak için tarihe coğrafyaya ve başka etkenlere de bakılır ama illede insan faktörü…! en çok dikkat gerektiren hususdur bu. insanın özellikleri tarih öncesinde de tarih sonrasında da hep aynıdır, hiç değişmez. yani az ortaklı küçük bir işletmede hileli davranışlar görülebildiği gibi uluslararası ilişkilerde de benzer hileli davranışlar görünür. bunu somut örneklerle açabilirim ama şimdi vaktim yok.

    • Bir ilgisi yok gibi ama ilgisi olabilir tarafına işaret ediliyor. Saddam Kuveyt’e girerse birşey olmayacağına nasıl ikna edildi diye soruluyor. Belki bizde de yerli ve milli Saddam’lar olabilir. Yunanistan’a dalarsa birşey olmayacağına ikna edilebilir. Birisi açık açık Halep ve Şam’ı alalım demedi mi? Böyle şöyler olunca anlaşılıyor fakat o zaman da iş işten geçmiş oluyor!

  20. Peki fehmi bey bide nasıl altın sahibi olacağımızı da yazın. Çalışmadan kısa yoldan, emek hırsızlığı ile nasıl altın sahibi olunabilir. Bilim üretmeden katma değeri düşük ürünlerle nasıl altın sahibi olunur. En çok altını olması gerekenler arap ülkeleri olması gerekiyor. Ama değil. Bu devirde altın insani gelismisliktir, bilimdir, adalettir, demokrasidir, haktır, hukuktur. Doğal gaz değildir. Petrol değildir. Doğal gazı bulduk ama çıkaracak bilim ve teknoloji yok. Bu teknoloji 3 ülkede varmış. Demek altın dediğiniz şey sarı bi metal değil. Kural al kur’ al değilmiş. Uluslarası ilişkiler tecrübesi olan diplomatlar Osmanlının sonunu getirmediler mi? Osmanlının son dönemimde meşhur bir tane bilim insanımız yok. Hepsi edebiyatcı hediye ettikleri ise irk temelli milliyetçilik 150 senedir. Uğraşıyoruz. Sevgili dedelerimiz bunun yerine bilim uretselerdi. Şimdi altin sahibi olurduk hemde kasada değil, yastık altın da değil. Yastığın altın olurdu.

    • “altın kural; altını olan kuralı kor” cümlesindeki ‘altın’ bütün anlamları ihtiva edecek şekilde kullanılmış. bizim ‘ulu bilgeler’ de altınları olmadığının ezikliğinden kurtulmak için “altınımız yok ama altın değerinde aklımız var” diyorlar. ben de soruyorum hani, nerde?

  21. “…sabah akşam oturup kalktığımız, yediğimiz içtiğimiz hamaset… Kahramanlık, yiğitlik, fetih, ümmet, ecdat vs. sözleri dilimizden düşmüyor.
    Ne var ki ekonomimizin durumu ortada. Yargı sistemimizin, eğitim sistemimizin durumu ortada… Ne ürettiğimiz ortada. Ne geliştirdiğimiz ortada… Gayrisafi yurtiçi hâsılamız ortada, borçlarımız ortada, bütçemiz ortada… Paramızın dolar ve Euro karşısındaki durumu ortada…
    Bu tabloyu düzeltmek için, geliştirmek için çaba harcamakla olur milliyetçilik… Ve tam da buralardaki kusurları örtmek için, dikkatleri dağıtmak için milliyetçilik enstrümanını oyuna sokanlara aldanmamakla olur.” ibrahim kiras

  22. Başkanımız bu yüzden DÜNYA 5 TEN BÜYÜKTÜR demiyor mu sayın yazar .bu sözün ikamesi için çalışılmıyor mu dün yanımızda 1 devlet bugün yarın belki yüzlerce devletten aynı sesleri duyacağız inşaallah

    • Doğal gazın çıkarılması (2023) : yarın (gelecekte) inşallah
      Doğru dürüst bir ekonomi ve kabul edilebilir ücret düzeyleri: yarın (gelecekte) inşallah
      Yüzlerce devletin Reis’in peşine takılıp “Dünya 5’den büyüktür” demesi: yarın (gelecekte) inşallah
      İşsizlik sorununun kısmen hafifletilmesi: yarın (gelecekte) inşallah

      İnşallahsız, maşallahsız: Yakında duvara tosluyor ve dağlıp gidiyorsunuz.

      Gideceğiniz yer her neresi ise, düş dünyasında yaşamaya orada devam edersiniz.

  23. öyle bir hava esiyor ki sanki Atina, Londra ve Paris’e Türkiye bayrağı dikilecek. Dünyadaki bütün insanlar “ya reis, ya reis” diye slogan atacak. Bunlar tabi keşke olsa.

  24. Sn. Koru’nun yazısının sonundaki “Umarım bir oyuna gelmiyoruzdur. Yoksa geliyor muyuz?” sorusunu, Karar Gazetesi’nin haber manşetiyle birlikte düşünebiliriz: “Hem ‘Dostum Trump’ hem ‘Dostum Putin’ vurdu: ABD Rumlara silah ambargosunu kaldırdı, Rusya YPG ile el sıkıştı.”

    Uluslararası ilişkiler uzmanı gazeteci F. Taştekin, Türkiye’nin Libya’da kendisi aracılığıyla iş kotardığı, Türkiye’nin Serrac hükümeti ile anlaşma imzalamasında kilit rol üstlendiği Libya İçişleri Bakanı Fethi Başağa’nın Serrac tarafından üstünün çizildiğini söylüyor. Taştekin’in aktardığı bilgilere göre, Serrac 28 Ağustos’ta Türkiye’nin has adamı Başağa’yı açığa alıyor ve yerine yardımcısı Halid Ahmed el Ticani’yi vekaleten atıyor. Operasyonun zamanlaması da manidar: Türkiye’nin Hafter’e karşı desteklediği Serrac, bu adımı, Başağa hükümet temsilcileriyle görüşmeler yapmak üzere Türkiye’de bulunurken atıyor.

    Uluslararası ilişkiler, benim kafamın pek basmadığı bir alan.

    Avrasyacı derin devletin has evladı smitçi H. Gayret Bey bir güzellik yapsın, bizlere neler olup bittiğini izzah etsin.

    Geçenlerde Erdoğan’ın vizyonerliğini ballandıra ballandıra anlatan Özer Bey’in izzahları da faydalı olacaktır diye düşünüyorum.

    • ben şahsen uluslararası ilişkilerden pek anlamadığınızı anladım. tamam da Fehmi Koru yazılarını da anlamıyor değilsiniz ya…

      Gene ben şahsen son yazıların konuyla ilgili genel bir değerlendirmesini somut örneklerle yazmanızı beklemiştim bizzat.

  25. Fehmi bey, iyi tesbit etmiş!
    “Altını olan kuralı koyar.”
    Bence, kazancının kiymetini bilen’den altın eksik olmaz.
    Dünyadan en çalışkan ve israf etmeyen tek bir millet var oda Yahudiler. Adamlar çölde Devlet kurdular, 70 senedir savaşiyorlar, genede dünyada ekonomisi onlnların elinde.

    O kadar zengın olmalarına rağmen öğle bizim gibi havada, karada, saraylaride yok, ve her zaman’da bildiklerini okuyor ve kimseyide tınmiyor.

    Şeffaf olmayan, her ülke iflas eder.
    Dün haber sitelerinde, Ali Babacan’ın eş ve oğlu iyileşmış kendisi daha iyileşmediği için
    doktoru tedavisi’ne hastahanede devam etmeyi istedığınden dolayı hastahaneye yattiğını Twitter’den duyurdu.
    Devleti idare edenler virus’e yakalandıklarını halktan gizlediler, hergün televiziyonlarda dünyaya ve muhalevete ver yansın ederken aniden 2 haftadan fazla ortalıktan kayip oluverdiler ve 3 ay Ankaraya dönmediler.

    • Nurdan hanım devleti idare edenler virüse yakalandıklarını halktan gizlediler diyorsunuz elinizde test sonuçları var herhalde ki yakalanabililer de ayıp değil ya

      • Yok o canının istediği şeyi yazmakta serbest.
        aklına o gün ne geliyorsa onu yazıyor.İspat etmesine gerek yok.
        Nede olsa klavye kaç tuşa bastığının hesabı yok.

  26. Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur. Hırsları yeteneklerinden büyük insanların peşinden giden milletler Irak halkı gibi olmaya mahkumdur. Biz elbette öyle değiliz. Enver Paşa hazretleri gibi evlatları bağrından çıkarmış bir milletiz

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız