Bir dostumun ardından…

12
Reklam

Herhalde 15 gün olmamıştır. Telefonuma çok garibime giden bir mesajı düştü. Mesajda sağlığının bozulduğunu otomatik olarak bildirilecek kişi olduğum, mesajın bu sebeple bana gönderildiği yazıyordu. 

Akıllı telefonların böyle bir özelliği var. Sağlık durumunla ilgili bilgileri yüklediğinde senden herhangi bir sorun yaşadığında kime haber vermen gerekiyorsa onun telefonunu kaydetmen de bekleniyor. Hele bir de o telefonla irtibat halinde bir saat kullanıyorsan, nabzının veya kalbinin sinyal verdiği bir durumda kaydettiğin kişi cihaz tarafından uyarılıyor.

Gelen mesaj onun uyarılacaklar listesine kaydedeceği ilk isimlerden olamayacağım için tuhafıma gitti.

Aradım, hiç bekletmeden açtığında, “Taylan abi, hayrola, sorun mu yaşıyorsun?” sorusunu yönelttim. Her zamanki yumuşak ses tonuyla endişemi giderecek bir şeyler söyledikten sonra yine her zamanki adetiyle benim hatırımı sordu. 

Telefonu eş-zamanlı kapattık. 

Dün gazetelerde vefat duyurularıyla karşılaşınca çok şaşırdım.

Kısa süre önce sağlık ‘SOS’ mesajı üzerine kendisini aradığım ve beni cevabıyla herhangi bir rahatsızlığı bulunmadığına inandıran Taylan Bilgel aramızdan ayrılmış…

Taylan Bilgel siyaset, medya ve sosyal çalışmalar alanlarından kişilerin iyi tanıdıkları biriydi. Merhum babasının (Fazıl Bilgel) Ankara/Sıhhıye’deki Gül Palas Oteli 1960’lı-1970’li yıllarda sağ politik zeminde siyaset yapanları ağırlardı.

Reklam

Süleyman Demirel ile vefatına kadar hep yakın oldu Taylan Bilgel.

Cenaze fotoğraflarına bakıldığında, onu son yolculuğuna uğurlayan siyasi kimlikli dostlarının tek eğilimden olmadığı görülecektir. 

Herkesle iyi geçinirdi çünkü. Pek çok kişiye de bir biçimde iyiliği dokunmuştur. 

Medyada tanımadığı tanınmaya değer hiç kimse yoktu. Bir zamanlar ülkemizin en çok satan gazetelerinin, en fazla izlenen televizyon kanallarının sahibi olan Aydın Doğan’ın en yakınıydı. Aydın Bey’e bir şeyler duyurmak isteyenlerin ilk başvuracağı kişiydi. Sanıyorum, kendi ailesi fertlerinden daha fazla gün ve saati Aydın Doğan’la geçirmiştir.

Aydın Bey’le bir dini bayram günü Rodos’a gittiğimizde o da yanımızdaydı.

Hemşehriydik

Benimle ilişkisi siyaset ve medya bağlarının hayli ötesindeydi. Kosova kökenliydi, bu sebeple ilk tanıştığımız çok eski yıllardan beri birlikte bulunduğumuz her ortamda benden “Hemşehrim” veya “Akrabam” diye söz ederdi. Akrabalık bağımız olduğunu söylerdi. Bizim sülalenin Ankara uzantısı olan herkesi benden iyi tanırdı. Dayım Selahattin Ütin’i ve ailesinin fertlerini bütün özellikleriyle bilir, zaman zaman eski günlerde ortak yaşadıklarından söz ederdi.

ABD’nin en iyi üniversitelerinden birinde (Duke Üniversitesi) okumuş, yüksek lisans (Yale Üniversitesi) ve doktorasını (Chicago Üniversitesi) yine orada yapmış, siyasetle ilgilenen ve Deva Partisi kurucuları arasında yer alan kızı Yasemin Bilgel ile gurur duyardı.  

Reklam

Onu her aklımdan geçirdiğimde tarihin ne kadar tek yönlü yazıldığı kanaatim bir kez daha pekişirdi. 

Sebebi şu: Türkiye siyasi hayatında, ismini herkesin bildiği, ancak bilinmese de olabilecek pek çok kişi yanında pek az kişi tarafından tanınan, ancak en kritik dönemeçlerde ufak tefek dokunuşlarla olayların gittiği istikameti etkilemiş insanlar vardır.

Karar alınacak ortamlarda kilitlenmiş kapılar onlar araya girince açılır, birbirleriyle görüşemeyen devletlularla o tip insanlar aracılığıyla irtibat kurulur, mesaj alış-verişleri gerçekleştirilir, onlar bunu kendileri için reklam vesilesi yapma ihtiyacı duymadıklarından etkileri pek bilinmez. Tarihler de onlardan söz etmez.

Taylan Bilgel öyle biriydi işte. [Bu yazıyı biraz da 1970 sonrası Türk siyasi hayatını araştıracakların dikkatini ona çekmek için yazıyorum.]

Ben onun bu özelliğini bilen sayıları pek az kişilerdenim.

İyi bir insan olarak gözümde ve öyle de kalacak.

Rahatsızlığının telefonundan otomatik olarak gönderilen mesajla hatırlatılması o mesajı aldığım günkü kadar şimdi bana tuhaf gelmiyor.

Allah rahmet eylesin.

Taylan Bilgel’in resmi biyografisini Vikipedia’dan aktarayım:

Taylan Bilgel (d. 1942, Ankara, Türkiye – 12 Mart 2021[1]) Türk iş insanı. Doğan Holding yönetim kurulu üyesi, Anadolu Otomotiv şirketinin kurucusu ve yönetim kurulu başkanı olarak görev yapmıştır.

1963 yılında Ankara Koleji‘nden mezun olmuştur. Üniversite eğitimine Ankara İktisadi ve Ticari Bilimler Akademisi‘nde devam etmiş ve 1971 yılında mezun olmuştur. İş hayatına Türkiye‘nin başkenti olan Ankara‘daki Gül Palas Otelini işletmeye başlayarak atılmıştır. 1983 yılından itibaren ise kurucusu olduğu Anadolu Otomotiv‘in yönetim kurulu başkanlığını yapmıştır. Ayrıca Doğan Holding yönetim kurulu üyesiydi.

ΩΩΩΩ 

Reklam

12 YORUMLAR

  1. Allah rahmet eylesin her ölümün ardından Zincirlikuyu da yazan yazıyı hatırlamamız gerekir.
    Peki bir gün ölecek isek bu yozluk niye bu ihtiras bu hayasizlik bu vicdansizlik niye.
    Heryerde savaş her yerde ölüm hadi anladık batı için bunlar olağan şeyler.Peki biz biz niye .Sözüm iktidara. Sözüm muhalefete sözüm herkese .Neden oturup birbirimizin kuyusunu kaziyoruz? niye 2 metre kefenden başka birşey goturemiyecegimiz halde bu azgınlık bu iktidar hırsı niye.
    Bir milat olmalı bir an önce vakit kaybetmeden.Bu ülkede yaşayan herkes en başta sn Erdoğan en büyük görev size düşüyor.Bakin yeni bir atılım başlattinız .Yirmi yıl bu ülkeyi yonettiniz iyi günümüz oldu kötü günümüz oldu toplumun en az % 50 si size destek verdi hiçbir iktidara vermediği bu desteği .Yarın arkanızdan iyi şeyler söylenmesi için yarın dualarla hatırlanmanız için aşağıda siralayacagim maddelere bir kulak verin
    1. Artık dışlayıcı otekilestirici söylemi bırakın.
    2. Adaleti üstün kılın hukugun etki altında kalmaması için gereken tüm düzenlemeleri yapın.Bu hukuk birgün size de lazım olacak.
    3. Devletin tek kuruşuna zeval getirmeyecek yetimin tek kuruşunu hırsıza ugursuza bırakmayacak İHALe kanununda evrensel düzenlemeleri yapın.
    4. Bilerek veya bilmeyerek suç işlemiş insanlara bir defaya mahsus af getirin onlara elektronik kelepçe getirin hepsiyle bir daha aynı suçu islemeyeceklerine dair sözleşme imzalayin akabinde cezanın infazını gerçekleştirin.
    5 Acilen tutuklu tüm gazetecileri serbest bırakın korkmayın yazidan zarar gelmez sizi bilen biliyor.
    6. Yönetimde liyakata özen gösterin.Vs vs
    Daha yazılacak çok şey var.Belki bu yazılanlar size hiç bir zaman ulaşamayacak.Ama olurda birileri benzerlerini kulağınıza fısıldar ise lütfen dikkate alın.
    Yazının uzamamasi için muhalif kesime başka birgün seslenecegim.

    • Ahmet bey, milli iradenin temsilcisi seçilmiş devlet büyüklerimize yönelik olarak sırf milletimizin kendilerine verdiği görevi ifa ettikleri için sarfettiğiniz densizce ve cahilane ifadelerinizi aynıyla size iade ediyorum!
      En iyisi siz gidip zincirlikuyu mezarlığının kapısındaki o yazının(grafiti değil ayet/hadis falandır o yazı!) altına zincirleyin kendinizi…

      • ha gayret dost acı söyler Bunu sakın unutma . Gerçekleri gör toplumun neye ihtiyacı var bunu algıla . Testi kırılmadan dostların uyarıları dikkate alınmalı toplum , piyasa gerçekler Kral Çıplak diyor.

      • Uzun zamandan beri ortalıkta yoktun , başımız rahattı ; yine arzı endam ettin ve salvolara başladın !
        Adam , icra makamında olanlara bir takım tavsiye ve temennilerde bulunuyor ; nerede densizlik ve cehalet var ! Tam tersine denlilik ve ariflik var ! Ancak sen önyargılı olduğun için öyle algılıyorsun avukat bey ! Otur oturduğun yerde !

  2. Allah rahmet eylesin.
    Çizilen profilin en belirgin özelliği şu: Ekonomik olarak ta, siyasi olarak ta ” sonradan görme ” olmayan bir karakter.
    Hem parayı, hem siyasi gücü hazmedebilmiş kişilerin görüşleri çok kıymetli.
    Bu tür kişilerin görüşleri ile istikametini tayin etmemiz gerekir.
    Hem ekonomik, hem de siyasi sonradan görmelerin ülkemize verebileceği hiçbir şey olmadığını iyi idrak etmemiz gerekiyor.

  3. ey yaşamak seni bu kadar kıymetli tutuştum ölüm sayesindedir.
    seneca.

    yaşamak gerçekten çok ama çok kıymetli. hakkını verebilirsen.
    Allah rahmet eylesin.
    umarım hayatın hakkını verenlerden olmuştur. aksi halde büyük bir fırsat kaçmıştır. bizler için ise henüz geç değil.

  4. Uyudun ,uyandın bir gün olacak ,
    Kim bilir nerde, nasıl ,kaç , yaşında ?
    Bir namazlık saltanatın olacak ,
    Taht misali o musalla taşında .
    Aynı zamanda ‘Yaş otuzbeş, yolun yarısı eder ‘ de diyen rahmetli Cahit Sıtkı , maalesef 40 yaşlarında hayatını kaybetmiştir .
    Yahya Kemal de ‘ Ölüm kaderde var, bize ürküntü vermiyor ‘ dedikten sonra ‘Lakin vatandan ayrılmanın ızdırabı zor ‘ dediği ikinci mısraını ben şahsen pek mantıklı bulmam ve beğenmem
    Evet, ölüm kaçınılmazdır ;eninde sonunda olacaktır ! Bu bakımdan ben şahsen ölümden korkmanın anlamsız olduğunu düşünürüm . Allahü Teala en sevgili kulunu , habibini hem de 63 yaşında yanına almıştır. Ayrıca bu dünyadan kimler gelmiş geçmiştir . Belki öbür dünyada bizden önce gidenlerle görüşme , tanışma , konuşma imkanımız olacaktır ! Gerçi ahiret hayatı hakkında hemen hemen hiç bir şey bilmiyoruz ; şairin dediği gibi belki de hepsi yerinden memnun olduğu için ‘ seferinden dönen yok ! Zaten dini inançlarımıza göre bu dünyada gereken hazırlıkları tam olarak yaptıktan sonra korkmaya gerek de kalmaz , daha doğrusu o korkuyu kendiliğinden atmış oluruz . Ayrıca unutmamak lazım ki gerçekten bazı hallerde , özellikle bazı amansız hastalıklarda ve ileri yaşlılıkta ölüm adeta bir kurtuluş oluyor
    Hayat ile ölüm arasındaki bağlantıyı ve gerçeği yani en mükemmel dengeyi , Peygamber Efendimizin ‘Hiç ölmeyecek gibi bu dünyaya çalış , yarın ölecekmiş gibi de ahirete hazır ol ‘ dediği emsalsiz ve veciz sözünde buluyoruz .
    Allahü Teala her şeyde olduğu gibi ölümün de hayırlısını versin ; yanarak ,boğularak , paramparça bir şekilde ölen hatta cesedi ve mezarı olmayan nice nice insanlar vardır.
    Bütün gelmiş geçmiş müslümanlara ve yakınlarımıza , özellikle merhum arkadaşınıza Allahü Tealadan rahmet ve mağfiret etmesini niyaz ederiz , mekanları cennet olsun.
    Herkese selamlar saygılar

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız