Bölgede ne oluyorsa İsrail'in güvenliğini sağlamlaştırmak için oluyor… Anlayalım artık…

38
Bolton ve Netanyahu.. Sıkı dostlar.. Tıpkı ABD ile İsrail gibi..

ABD başkanı Donald Trump‘ın ulusal güvenlik danışmanı John Bolton Türkiye’ye gelmeden önce İsrail’e uğradı ve orada bugün bizim gazetelerde haberlerini okuyacağınız ilginç açıklamalar yaptı.
Gerçi bizim gazeteler açıklamanın PYD/YPG tarafına ağırlık veriyorlar, o da önemli, ancak asıl ilginç olan İsrail’e verdiği güvence. Hatta PYD/YPG’ye sahip çıkarken bile İsrail’i düşünerek bunu yapmakta Bolton
Aslında Bolton‘un İsrail’de bir değil iki ayrı açıklaması oldu. İsrail başbakanı Benjamin Netanyahu ile henüz görüşmemişken, gazetecilere, Suriye’den askerlerini çekmeden önce ABD’nin Kürt savaşçıların (yani YPG/PYD’nin) güvenliğinin garantisini Türkiye’den isteyeceğini söyledi Bolton. Görüşme sonrası yapılan ikili basın toplantısında ise, Bolton, ülkesinin İsrail’i en yakın müttefik olarak tanıdığını ve Suriye’den çekilmenin ancak İsrail’in güvenliği sağlandıktan sonra olacağını bildirdi.
Döndüğünde Suriye’den çekilme işini Trump ile bir kez daha konuşacakmış Bolton; basın toplantısında onu da söyledi.
Şaşırtıcı mı? Hiç değil. ABD yönetiminde ‘İsrail yanlısı’ bilinen isimlerin en başında John Bolton geliyor. Ülkesini Birleşmiş Milletler’de temsil ederken (2005-2006) bu eğilimini fazlasıyla belli ettiği gibi, ulusal güvenlik danışmanı olarak atanmasından (Nisan 2018) hemen önce Fox-TV‘de yorumculuk yaparken de bütün açık sözlülüğüyle gönlünün hangi ülkeden yana olduğunu izleyicilerle paylaşmıştı.
Fox-TV yorumculuğu sırasında Türkiye’ye ve bizzat Tayyip Erdoğan‘a karşıt görüşler serdettiği gibi, 15 Temmuz uğursuz darbe girişimi sırasında da, ekrandan “Kalbimde Erdoğan için merhamet yok, devrilirse tek bir gözyaşı bile dökmem. Onun ABD’nin dostu olduğuna inanmıyorum” sözlerini sarf edebilmişti.

Ya havuç, ya da sopa

ABD’nin Suriye’den asker çekmesini İsrail’in güvenliğinin garanti altına alınması şartına bağlamasını neden ilginç buluyorum?
Bu benim için malumun bir kez daha tekrarlanmasından ibaret aslında; ancak Türkiye’de politika yapıcıların bile bir türlü anlamadığı gerçek de bu.
Bölgede son 10 yıl içerisinde yaşanan hemen bütün gelişmeler sonuçta gidip ‘İsrail’in güvenliği’ konusuyla iç içe giriyor.
Irak, Libya, Yemen artık askeri birer güç olmaktan kendilerini uzaklaştıran köklü değişimler geçirdilerse, Suriye’de iç-savaş aynı durum o ülkenin başına da gelmeden sona ermeyecekse, bunların temel sebebi, ‘İsrail’in güvenliği’ konusudur.
Hatta Mısır’daki askeri darbeyi, Suudi Arabistan’da son iki yıldır yaşananları ve Körfez ülkelerinin Katar’a tavırlarını bile aynı başlık altında değerlendirebiliriz.
Ortadoğu’da ya Mısır ve Ürdün gibi İsrail’le ‘düşman olmaktan vazgeçme’ süreci içerisine girmiş, ya da Irak, Libya, Yemen ve Suriye gibi askeri güçlerini yitirmiş ülkeler olması isteniyordu; bu büyük çapta gerçekleşti. [İsrail-Arap savaşları sırasında İsrail’e karşı savaşan Arap ülkeleriydi bunlar.]
Suudi Arabistan Muhammed bin Salman‘ın (MbS) etkili konuma gelmesiyle ilk grup içerisinde yer aldı ve Katar hariç diğer Körfez ülkelerini de ardından sürükledi. Bu ülkelerin herbirinin, kimi Oman gibi açık, kiminin ise gizli temasları var İsrail ile…
Beklenen, Suriye’nin de askeri güç olmaktan tam anlamıyla uzaklaşması, hatta Irak, Libya ve Yemen gibi ‘serseri devlet’ durumuna gelmesidir.
Trump‘ın ulusal güvenlik danışmanı Bolton‘un İsrail’de yaptığı açıklamaları bu gözle değerlendirmekte yarar var.
Üzülerek yeniden hatırlatacağım: Türkiye’de siyasiler bu gerçeği anlamakta zorlanıyor, Suriye konusuna bu yüzden hep yanlış yaklaşılıyor ve dolayısıyla da bir türlü doğru politikalar izlenemiyor.
Politika belirlenmesinde uzun yıllar boyunca en etkili konumda bulunmuş bir danışman-politikacı, benim de katıldığım basınla buluşmasında -galiba katıldığı basınla son buluşması olmuştu- Cenevre’de ikinci kez düzenlenmesi kararlaştırılmış toplantıda (2014) sorunun çözülebileceğine inandığını belli etmişti. Orada kendisine açık açık seslendirdiğim, “İsrail Suriye’nin askeri güç olmaktan çıktığından tam anlamıyla emin olmadan iç-savaş bitmez, boşuna hayal kuruyorsunuz” tezime şiddetle tepki vermişti.
Cenevre süreci bitti, Astana süreci devreye girdi, Soçi süreci başladı, bir ara İstanbul’da liderler de buluşturuldu ve şimdi yine en başa dönüldü.
İsrail tatmin edilemediği için…

Türkiye anlamıyor, yanlış yapıyor

ABD başkanının “Suriye’den askerlerimizi çekiyoruz” açıklamasına “Türkiye’nin zaferi” manşetleriyle yaklaşıldığı sırada da tezimi bir kez daha tekrarladığımı ve uyardığımı hatırlayacaksınız.
Gerçek bir türlü görülemiyor maalesef…
Aslında Türkiye’ye teminat vermek üzere bölgeye gönderilen Bolton önce İsrail’e uğrayarak Netanyahu‘yu rahatlatma yolunu tercih etti; bu bile bizler için tek başına açıklayıcı olmalı.
Bolton bugün-yarın Ankara’ya gelecek. İsrail’e uğraması ve orada verdiği mesajlar Ankara’ya yapacağı ziyaretin ön-hazırlığı.
Her şey o kadar açık ki, nasıl oluyor da hala algı eksikliği yaşanıyor, anlamak mümkün değil.
ΩΩΩΩ

38 YORUMLAR

  1. İyi o zaman; otoriteye saygılı olunsun! Güneydeki sevdiğimiz ülkenin otoritesine tapınan haşhaşiler ne kadar gönense yeridir:)))

  2. TÜRKİYE ANLIYOR VE GEREĞİNİ YAPIYOR
    Sadece Türkiye değil bütün ortadoğuda sokaktaki çocuğa sorulsa bölgedeki gelişmelerin israilin güvenliği ile alakalı olduğunu bilir. Fakat reel politik sahada gereğini yapma ancak gücünüzle sınırlıdır. Türkiye kendi gücünün de ötesinde bölgeye müdahale etmekte ve gelişleri kendi aleyhine dönmeyecek şekilde önlemler almaya çalışmaktadır.
    Sizin anlamadığınız ve yaz(a)madığınız şey Özal döneminde olmadığımız.Dün sadece bir taşı bir karaden başka kareye oynatma şeklinde yürüyen siyasi manevra ve uluslararası ilişkiler sahada canla kanla yürütülüyor. Bütün düşmanların hayretle izlediği küresel aktörlerin arasında Türk bayrağının hala yerinde dalgalanıyor olması hadisesi içtekiler tarafından istihza ve cahillikle yaftalanmaya çalışılmasına ne demeli…

  3. israilin güvenliğinden ne anlamamız gerektiğini tartışmak gerekir önce değil mi?
    dağdaki çoban da anladı konunun israilin güvenliği olduğunu zaten.
    israilin güvenliği demek arzı mevud demektir. bereketli arzın yani toprakların israilin olması meselesi demektir. bu toprakların değerini ehli bilir.
    yahudiler Arz-ı Mev’ud un temel inançları olduğuna inanırlar, ülke topraklarımızında dahil olduğu nil’den fırat’a kadar olan toprakların kendilerine ait olduklarını savunurken Allah’ın seçilmiş kulları oldukları için buna haklarının olduğunu iddia ederler. üstelik bir sürecin adıdır Arz-ı Mev’ud. isviçre’nin basel kentinde 1897’de toplanan birinci siyonist kongresi’nde alınan kararların başında 50 yıl içerisinde Filistin toprakları üzerinde israil devletinin kurulması, 100 yıl içerisinde de türkiye’nin güneydoğu’sunu da içine alan nil’den fırat’a kadar ‘büyük israil’ devletinin kurulması kararları vardı. gecikmiş planlarının işlemesi için bu terör örgütünün devlet kurması son derece önemlidir. toprakların kolayca ellerinden alınabileceği bugün bizim terörist onların kürt dediği kimselerin kurdukları küçük devletçikler kurulması çok önemlidir. yarın onlar da bunlar terörist diyecek topraklarını kolayca ellerinden alabilecekler. şimdi bizim terörist dediklerimize de kürt diyerek bizi kürtlerle savaşmakla onları temizlemekle suçlayabilecekler. oysa terör örgütü bir terör örgütüdür, ırkı milliyeti olmaz. içinde sayısız milletten insan var, batılı ise hiç bir örgütte olmadığı kadar var. hasılı kelam İsrail bu toprakları ele geçirince ve etrafında buna ses çıkaracak hiç bir devlet kalmayınca israilin güvenliği sağlanmış olacak. yani sahip olduğumuz toprakların bir bölümünü verince ancak, onlarla iyi geçinebileceğiz. pek çok ülkenin başına zaten bu planları gerçekleştirirken zorluk çıkarmayacak kimseleri darbe ile de olsa getirdiler. şimdi bir Erdoğan meselesi kaldı. onu da tüm dünya da şeytanlaştırarak, hatta deccal olarak tanımlayarak hedef gösteriyorlar. hem siyasi hem dini bir düşman yaratıyorlar. yahu
    suriye nuh nebiden kalma bir kaç silahıyla ne zaman israile tehdit oldu dersiniz???
    bugün silahını kuşanıp kim israilin karşısına çıkabilir dersiniz???
    israilin arkasında abd değil, abd nin arkasında israil olduğu gerçeği yadsınabilir mi dersiniz???
    israilin güvenliği derken ne kastediyor oluyorlar dersiniz???
    sadece abd değil bugün bütün batılı ülkeler para babası israili korumaktadırlar…
    hangi güvenlik endişesinden bahsediyoruz???
    türkiye bu savaşta çok bocaladı, hatalar yapmıiştır, başka hatalar da yapabilir, tüm diğer devletler gibi. ancak burada sadece ülkeler değil, dinler de savaşıyorlar. nerede duracağımıza karar vermeden önce bu kararın ne anlama geldiğini de anlamak önemli diye düşünüyorum. israille iyi geçinmenin ne demek olduğunu da net anlamak gerekir. topraklarımızı verinceye kadar iyi geçinmenin bir yolu yok. neyi geveliyoruz… boş hayallere kapılmasak fena olmaz.
    abd nin asker çekme meselesinin devletimiz tarafından zafer olarak algılandığını kim düşünüyorsa bir kaç kalemi devlet sanmak hatasına düştüğündendir. buradaki yorumcular bile sokaktaki insanlar olarak bunu bir çekilme olarak tanımlamadı, devlet mi tanımlayacak… türk devleti yüzyılların refleksini taşıyan büyük bir devlettir. beğensek te beğenmesek te israilin planlarına engel olacak yegane devlettir. ordumuza, milletimize, devletimize güvenimiz tamdır…1897alınan kararların neden hala hayata geçirilemediğini de bi araştıralım derim…

    • Müslümanların bir bölümü Suriye meselesiyle ilgili Peygamber efendimizin sav [“Fırat’ın suyu çekilecek…..” Meşhur hadisini hatırlatarak biz güvenliğimizi sınırımızın içinden sağlamaya çalışmalıyız sınırın dışına çıkmamalıyız] görüşüne ne diyorsunuz? Didem hanım.

      • bu hadisi günümüzde yaşanan ve gelecekte yaşanacak bazı ortadoğu meseleleriyle ilişkilendirmek mümkün ise de, güvenliğimizi sınır içinde sağlayalım gibi bir sonuca nerden çıkıyorlar ben anlayamıyorum. yaşadığımızın adı da savaştır, hadiste işaret edilen de savaştır. er geç başımıza gelecektir, öyleyse bir savaşın sınır dışında tutulması mı akıllıcadır sınır içine çekilmesi mi?
        bizler asker değiliz lakin bazı meseleleri anlamak için ne asker olmaya ne süperzeki olmaya gerek vardır. savaş sadece yıkım, kan ve ölüm getirir, öyleyse???
        hasan beyle yorumlaşmanız iki efendi insanın birbirini anlama, dinleme çabasıdır. sağduyu varsa ortak bir zemine gelmemek için hiç bir sebeb yoktur. bu fehmi koru platformunda da hazır bizlere paylaşma imkanı vermişken birbirimize saygı göstermeye karşı çıkmaktan çok anlamaya ve anlaşılmaya, kendimizi ifade etmeye çalışmalıyız, aşağı çekmeye, küçümsemeye, ötelemeye değil.
        farklı fikirler düşünceler insan onuruna layık saygıyı hakeder, gelişmek için bir sıçrama sağlar. bunu suriye halkı başaramadı, ağır bedeller ödüyor, bizde zorlanıyoruz. daha çok anlayışa daha çok saygıya ihtiyacımız var diyorum. güzel örnek oldunuz, size de öncelikle teşekkür ediyorum.

    • Kaleminize sağlık Didem Hn., maalesef ülkemizde İsrail ve ABD’nin ‘kadir-i mutlak’ olduğuna layüs’el iman etmiş, kendilerini aydın diye pazarlayan bir kesim var.

          • Sayın abicim! insanlar yıllardan beri bir birlerini en ağır ithamlarla suçlaya suclaya artık iş son kerteye geldi. Bunun bir adım ilerisini telaffuz etmeye bile korkuyorum. Buradan geriye dönülmek zorunda olduğumuza inanıyorum.

    • Didem hanım 1897 yılında İsfiçrenin basel kentinde bu kararlar alınırken Türkİye, Surİye, Irak mı vardı? Şayet yok idi ise-ki yoktu- bunların osmanlıdan koparak/kopartılarak ayrılmaları ve kendilerine göre ulus devletler oluşturmaları Arz-ı Mev’uda hizmet etmiyor da sıra kürtlere gelince mi bu endişeleriniz/korkularınız/manipülasyonyarınız bir anlam kazanıyor?…

      • Arz-ı Mev’uda ne hizmet ediyor öğrenmek için biraz tarih bilgisi yetiyor değil mi? kürtler bizim tarih boyunca, eşimiz, dostumuz, komşumuz, müttefikimiz olmuştur. kürtlerden yana bir endişemiz/korkumuz da yoktur, doğuda bile bütün kışkırtmalara rağmen sokaklara çıkmayarak bunu en veciz yollardan da göstermişlerdir. lakin pkk/ypg terör örgütüdür, yaptıkları/yapageldikleri ile de bunu en kanlı yollardan göstermişlerdir. şimdi siz neyin manipülasyonundan bahsediyorsunuz???

  4. bir kaç gündür bakamıyorum bugünün yazısından önce dünkü yazıyı da okudum ve yorumları. dünden başlayayım.
    ben çok seyahat ederim. hem güzel ülkemizde hem dünyada çok yer gördüm. İngiltere deki öğrencilik yıllarımda çok milletten arkadaşım oldu. dolayısıyla turist olarak bulunduğum geçip gittiğim ülkeler olduğu gibi insanıyla beraber kaldığım ülkeler de oldu. o nedenle ülkemizin yaşanacak en güzel ülkelerden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. bunu inkar eden ya koltuğunda oturduğu için inkar ediyordur ya garezi vardır ya da yabancı ülkeleri kendine daha yakın buluyordur. dünyanın her yeri geçimi dar olanlar için zordur, abd new yorktan, new york ise 5. cadde den ibaret değil. abd de 50 milyon kişi aş evlerinden yemek dileniyor. önümüzdeki bir kaç yıl içinde daha da zorlanacaklar. avrupa da da hayat şartları ağırlaşıyor. ben dahil ailemden dışarda okuyan hepimiz döndük, şimdi okuyan yeğenlerimiz kuzenlerimiz var, kalmayı düşünen bizlerde yok, yarın bizim çocuklarımız gidecek, dünyayı görecek, gezecek, öğrenecek ve eve dönecekler. bizi böyle yetiştirdiler biz de öyle yetiştiriyoruz. döndüğüme asla pişman olmadım, başka ülkede yaşamayı istemedim. lakin dünyanın her yerinde yurt dışında kalıcı ya da geçici yaşayan insanlar var, Hindistan da pek çok batılı yaşıyor, aşramlar da kalanlar var. ziyaret için gelip, ülkeyi kendine yakın bulup kalanlar var. ülkemize de aynı şekilde ziyaret amaçlı gelip kalan, ülkeyi insanını seven, burda çalışmaya devam eden insanlar var.
    şimdi çok daha fazla aile çocuklarını yurtdışı eğitimine gönderebiliyor eskiye oranla çünkü hem maddi imkanlar daha fazla hem de ailelerin kitle iletişim araçlarıyla dünyayı algılamaları daha fazla. uzun dönem okumak için göndermese bile kısa dönem erasmus vb için pek çok aile gönderiyor. gençler iş bulup bir kaç yıllığına kalabiliyorlar. bu yanlış bir şey değil, türk insanı da dışarıya açılıyor artık. lakin ülkeden memnuniyetsiz olduğu için gidenler var, bu gidenlerin bir kısmı aşırı uçta kemalist seküler olanların , büyük bir kısmı da the cemaatin kırk yıldır zehirlediği yüzbinlerin evlatları. hepsi değil elbette ama bunların bir kısmı da kendi diline milletine düşman edilmişler maalesef. elin amerikalısından çok amerikalı olanları okumuyor muyuz, en kötüsünden çok kendi ülkesini kötüleyenleri görmüyor muyuz? bir merkezden yönetilen erdoğan düşmanlığını tanımıyor muyuz, değil mi ama…yine bir kısım gittikleri yerlerden maddi manevi her kötülüğü yetiştiriyor olsa da yine de bu giden kardır sonuçta.
    bütün dünya zor bir dönemden geçiyor, güzel ülkemizde öyle. mevcut iktidarın pek çok yanlışı olduğu açık, pek çok doğrularının yanında. lakin iktidarlar kalıcı değildir, vatan kalıcıdır, devlet kalıcıdır. iktidarı beğenmediği için kendi vatanına vatandaşına düşmanlık etmek, kötülemek, kötülük etmek doğru bir şey değildir. yanlışlar hep beraber düzeltilecek, sorunların hep beraber üstesinden gelinecektir.
    devlet yarın bir teşvik çıkarır, yüzbinler geri döner. yeter ki gidenin geri dönecek yüzü olsun.

    • Didem hn gerçekten güzel bir yorum olmuş alkışlamak geliyor içimden.
      Bardağın dolu tarafına bakan biri olarak değerlendiriyorum.12 eylülde de birçok insan
      gitti sonra hepsi vatan hasretiyle yanıp geri döndüler.Bu gidenlerde gelecek yakında .
      İşte burada büyük görev devlet yöneticilerine düşüyor.devlet babadır. Kimin kandırılıp kimin
      satılmış olduğunu anlayacaktır. umarım bahsi geçen af iyi bir çözüm olur.Anadoludan gelip
      cemaatin tuzağına düşmüş masum gençler olayı idrak ettiklerinde pişman olup geri dönerler.
      Ekmek heryerde kazanılır yeterki çalışmasını bilelim.

      • bırakalım gençlerimiz dünyayı gezsinler, görsünler, okusunlar, çalışsınlar.
        beyin göçü dediğiniz bugün gider, yarın döner.
        vatan sevgisi, vatan hasreti anlatılır meseleler değil, değil mi?
        yorumumu beğendiğiniz için teşekkür ederim…

  5. AMAÇ SADECE İKTİDARI BİRAZ DAHA UZATMAK OLAN VE DÜŞÜNMEK YERİNE SÜRÜ OLMAYI KOLAYLIKLA KABUL ETMİŞ BİR MİLLETİN BÖYLE GERÇEKLERLE YÜZLEŞEMEMESİ GAYET NORMALDIR.

  6. Tarihe bakacağız. Kur’an’ı okuyacağız. Tarihi gelişme ile, Kur’an’ın haber verdikleri ile gelecek hakkında tahminde bulunacağız.
    1500-2500 yıllık batı uygarlığının mimarı İsrail oğullarıdır. Taşeronluğunu Hristiyanlar yapmışlardır. Bugün batı uygarlığı tepede. Bu, işçilik sistemi ile buraya ulaştı. Bundan sonra batı uygarlığı çökecek. 500 sene sonra başka batı uygarlığı doğacaktır.
    Bundan sonraki 500 yıllık dönem Müslümanlarla Hristiyanların el ele vermesi ile kurulacaktır. İsrail oğulları varlıklarını sürdürecektir. Tevrat’ta sınırları çizilen topraklar İsrail oğullarının olacak.
    ABD ve İngiltere Yahudileri kendi saltanatlarını kaybetmek istemedikleri için İsrail ile Filistin’i kavga ettirmektedirler. Şimdi Trump bu kavgayı bitirmek istiyor. Bizim onu desteklememiz gerekir. Yıllar önce yazdığım bir yazıda “Filistin devletini Sina yarımadasında kuralım. İsrail ile barışalım, topraklarını güven altına alalım.” demiştim. Yazıda Sina yarımadası geçmektedir. Filistin Tevrat’ta çizilen mevud topraklardan tamamen çekilmelidir.
    Akevler’de hazırlanan insanlık anayasası üzerinde insanlar durmalıdırlar. Kendileri bilirler. Bize düşen sadece söylemektir.

  7. Ortadoğuda halkları bir birine düşüren emperyalistler dün ne yaptı ise yarında aynısını yapar önemli olan bizlerin ırk din önemsemeden birleşmemiz biz birleşmesiz isek adamlar 100 sene daha at koşturacak ve milyonlarca insanımızı bir birine kirdiracak
    saygilar.

  8. ”Türkiye anlamıyor, yanlış yapıyor.”
    Irak, Libya, Yemen artık askeri birer güç olmaktan kendilerini uzaklaştıran köklü değişimler yaşamasının benzerini, Suriye devleti de, ABD’nin yanı sıra, Rusya, İran ve Türkiye’nin de Suriye’ye müdahil olmasında ve Suriye topraklarında operasyon yapmalarıyla da açıklanabilir mi Sn. Koru?
    Ya da Rusya, İran ve Türkiye; tarumar edilmiş ve ”serseri devletler” durumuna düşmüş Ortadoğu ülkelerinin, bölgede güvenliği sağlanmış bir İsrail’in yararına olmaktan çok kendilerinin zararına olduğunu göremiyorlar mı Sn Koru?
    Rusya, İran ve Türkiye’nin Suriye’ye müdahil olmaları ve orada operasyon yapmaları Suriye’nin lehine mi olmuştur, İsrail’in lehine mi, Sn. Koru?
    Peki ya; Suudi Arabistan’ın Mısır’da askeri darbeyi destekleyen ve sonrasında bilinen kadarıyla 5 Milyar dolar parasal yardımını neyle izah edeceğiz? Yemen’e yağdırdığı bombalara…İran’a karşı takındığı ikircikli duruma…
    Totalde, bölgenin etkili ve güçlü devletleri, Rusya, İran, Suudi Arabistan ve Türkiye, ABD ile kol kola, İsrail’in güvenliğini sağlamak adına birlikte hareket ediyorlar sanki, değil mi?
    ”Türkiye’de siyasiler bu gerçeği anlamakta zorlanıyor” diyorsunuz ya Sn. Koru, ben bu dediğinize katılmıyorum: Hele iktidarda bulunan kadro -kaldıysa- gelmiş oldukları siyasi ekol, bunu, onlara ”belletmemiş” olamaz. Lakin, bölgemizin etkili ve güçlü ülkelerinin demokratik olsun olmasın, yönetim kadroları ”muktedir” olamadıklarından, bölgesel politika yapımında da rüşdünü sergilemekten acizdirler.
    Biz bu konuyu en iyisi, siyasilerden ziyade, devlet aklı ve devlet(lerin) erki ile açıklamaya çalışalım ha, olur mu Sn Koru?

    • Hasan bey lütfen kusuruma bakmayın hatta cehaletime verin ama ben sizin neye itiraz ettiğinizi tam olarak anlayamadım.
      Halbuki yorumunuzu üç defa okuduktan sonra yazıyı bir daha okuyup tekrar yorumunuzu okudum gene anlayamadım. Devlet erki içinde görevli bir memur musunuz bilemiyorum ama anladığım tek şey;
      Yorumunuzun başına aldığınız ” Türkiye anlamıyor, yanlış yapıyor” cümlesine itiraz ettiginiz. Türkiye anlıyor yanlış da yapmıyorsa içerden gelen sesler ne ozaman?
      Ben iyisi mi Ahmet Kaya şarkısı dinliyorum.-” hep sonradan gelir aklım başıma hep sonradan sonradannnnn”

      • Estağfirullah sn. Baran! Ne cehaleti ne kusuru..varsa bendedir o soyledikleriniz.
        Netice itibariyle bir yorum yazısı benimkisi ve ne anladığımı ifade eden…
        “Türkiye anlmıyor ve yanlış yapıyor” cümlesi Koru ‘nun yazısından alıntı ve ona dayanılararak yapılan bir yorum.
        Anlatmak istediğim ABD ve Türkiye hala resmen birer müttefik ve “sanki” Rusya, İran, Suudi Arabistan’da bu ittifakın birer parçası gibi ülkeler; Suriye de ve bölgede icra ettikleri operasyon ve politikalara bakınca bunu anlıyorum ve bu minvaldeki sorularım da sn. Koru’ ya.
        Bana göre geçmişten bugüne kadar gerçekleşen ABD ve bölge ülkelerinin -Rusya ve İran buna dahil- politika ve operasyonları, netice itibariyle İsrail’e yaramış gibi gözüküyor.
        Bunu anlatmaya çalışmıştım. Umarım anlatabildim..ve devlet memuru da değilim; bunu da nereden çıkardınız?
        Bir Barış Manço’ ya ne dersiniz?
        Sağlıcakla…

  9. Yıllardan beri planı yapılmış bir proje vardır: BOP (Büyük Ortadoğu Projesi). Evet yanlış duymadınız ABD yıllardır bu proje için çalışmaktadır. Yeri geldiğinde örgütleri destekler yeri gelir zıt devletleri destekler. Bunu yapmak için de Türkiye ve İran arasına set kurar. İran’a yaptırımlar uygular, Turkiye’nin içişlerine şerbet döker.
    Türkiye kanmaya çok müsait bir ülke konumundadır. Varsa yoksa pkk/pyd örgütleri. Yani öyle bir durum var ki: ABD Pkk/pyd örgütlerini imha etse Türkiye Büyük Ortadoğu Projesini kendi eliyle hayata geçirecek bir hava var. 5- 10 bin insan için insan bütün askeri hamlelerini kullanır mı? Düşündürücü bir durum.
    Bence Türkiye bir an önce ABDnin asıl amacını sezerek hareket etmelidir. Yani Büyük Ortadoğu Projesini engellemek için çalışmalıdır.
    Piyonlarla savaşmayı bırakıp, şahlarla mücadele etmesini temenni ederim.
    SAYGILAR SEVGİLER

  10. Yazarın anlattığı durumun ülkemiz yetkililerince anlaşılmadığını düşünmüyorum. Önemli olan o duruma karşı ne yapılacağı. Eğer bu durumun anlaşılması sonucu tepkimiz, bunu anlayışla karşılayıp ne istiyorlarsa vermek olacak ise, bunu yapmadığımız ve yapmayacağımız açıkça ortada. İsrailin güvenliği için bu ülkeyi sınırlayacak şekilde hemen dibimizde bir kargaşa kaynağı yaratılmasını olumlu karşılamamız ve kabul etmemiz düşünülemez. Yazarımız anlaşılmadığını ifade ettiği duruma karşı ne yapılmasını önerdiğini de yazıda belirtseydi daha iyi yapardı. Belirtmeyince istediklerini verelim, biz de bahsettiği diğer ülkeler gibi boyun eğdirilmişlerden olalım dediği anlamı çıkıyor sanki.

  11. 30 yıldır kesintili de olsa sizi severek takip ediyorum. Son zamanlarda giderek artan bir şekilde, Türkiye’deki her gelişmeyi abd ile açıklamaya çalışıyorsunuz. ABDyi yakından takip ettiğinizi biliyoruz. Ancak hiçbir şekilde ABD kelimesini artık sizden duymak istemiyorum.
    Her gün yazınız yayına verildiğinde Ümit ve heyecan ile bakıyorum. Ancak yine ABD ile ilişkilendirilmiş bir yazı karşıma çıktığı için Bu yorumu yaptım.

  12. Fehmi Bey! Kolay gelsin! Bugün gene sizi yoracak yazı yazmissıniz.
    Bugün Trumpın ekibinden kim konuşdu ise, senetör Lindse Graham de Dahil
    Erdoğana güvenmediklerini söylediler.
    Ayricada! Trump Suriye’den Amerikan askerlerinin çekileceğini ancak bunun çabuk olacağı yönünde bir açıklamayı asla yapmadığını söyledi.
    Trumpı duyunca hemem bizim HAVUZU ve özelliklede Serdar Turgutun yazılarını hatirladım.
    Kazandıklari Zaferin tadi damaklarında kaldı.

    • Nurdan hanım bu tarafta pek bir zafer havası yoktu, hatta oldukça akıllı uslu bir temkinlilik ve dur-bekle-gör havası vardı. Zorlamayla havuza soktuğunuz Serdar Turgut da dahil, çoğunluk yorumlar Abd’ye güvenilmezlikden bahsediyordu ama tabii ki Abd’ye böyle bir manevra yaptıracak ve hatta sevmediğimiz isimleri de istifa ettirmeye götürecek bir duruma düşürmekten bu ülke içten içe hoşlandı. Yani tadı damakta kalacak bir zafer havası hiç olmadı, ama masada bilek savaşı yapabilecek, satrançta rakibin birkaç taşını oyun dışı edebilecek bir seviyeye ulaşmak da gururumuzu okşamadı değil doğrusu. Ama ben sizin de erken bir zafer havasına kapılmanızı tavsiye etmem, çünkü daha satranç oyunu yeni hızlandı, bu ülke de henüz son hamlesini yapmadı. Zafer tadı bekleyenlerin ağzı her an acıyabilir yani.

    • Farzedelim senin karşında durduğun kesim zafer ilan ediyor dursun. Sen hangi taraftasın ki herşeyeyden anlar bir tavırla herşeye yorum yapıyorsun. Kendi ülkene T. Cumhuriyeti deyip duruyorsun sen hangi millettensin veya nerde yaşıyorsun. Sana cevap yazıyorum ama sana değer verdiğimden değil değersiz yorumların artık can sıkıcı. Senin rahatsız olduğun konuları özgürce yaz ama herşeye de atlama bence.

  13. Devletin ilgili kademelerindeki insanların ataması, liyakat ölçeği dışındaki ölçekler kullanılarak tanzim edildiğinden bu durum pek kolay değişmeyecek.

  14. Sayın Koru, çevremizde olanları israilin güvenliği ile ile ilişkilendirmeniz gayet doğru bir izah. Ancak bir şeyi eksik bıraktığınızı düşünüyorum. Bu güvenlik kuşağının oluşturulmasındaki en büyük ve önemi adim 28 şubat süreci ve akp nin kurulması. Kurulmasında epeyce bir rol aldığınız akp hakkında büyük bir algı eksikliği yaşamaya devam ediyorsunuz. Herşey okadar açıkki. Bence ilk burdan izaha başlarsanız biraz olsun kendinizi temize çıkarabilirsiniz.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız