Bu bir pazar yazısı: İçinde Suriye var, gazeteler, yazarlar, internet siteleri var ve benim Abdullah Gül ile arkadaşlığım da var…

18

Dün burada okuduğunuz ‘İsrailli kaynak Suriye müdahalesinin sonucunu bildi.. Nerden bildiğini merak ettim’ başlıklı yazım birkaç internet sitesi tarafından önemli bulunup iktibas edildi. 

Sevindim.

Bazıları yazılarının başka yerlerde de değerlendirilmesinden memnun olmuyor. 

‘OcakMedya’ sitemizde ‘Seçilmiş Yazılar’ diye bir bölüm var ve bildiğiniz gibi ben her gün gazeteler ve haber sitelerinde okuduğum yazılardan başkalarının da okumasında yarar gördüklerimi o bölümde değerlendiriyorum. Hürriyet yazarlarından biri, daha ilk başladığımız günlerde, gazetenin avukatını da araya sokarak, yazılarının bizim sitede yayınlanmasını istemediğini belirtti. O gün bugündür yalnız o yazarın değil -bir-iki günlük istisna dışında- Hürriyet yazarlarının tümünün yazılarını o bölüme seçmiyorum…

Oysa aralarında arşivlik değerde olabilecek yazılar da var. Kayıp kendilerinin kaybı.

Gazetelerde yazdığımda, başlarda özellikle Anadolu’da çıkan gazetelerden daha sonraları da internet sitelerinden gelen, “Yazılarınızı iktibas edebilir miyiz?” başvurularının hepsine “Tabii, memnun olurum” cevabını vermişimdir.

Her yazar yazılarının bir fazla okura ulaşmasını arzu eder; hiç değilse ben o düşüncedeyim. Yazılarını bir yerde yayınlandıktan sonra hep ‘miri malı’ olarak görmüşümdür.

Öyle yaptığım ve yazılarımın başka gazetelerde, internet sitelerinde iktibas edilmesine izin verdiğim için şimdilerde ayrıca memnun oluyorum; evvelce yazdığım gazetelerde çıkan yazılarıma erişmek isteyenler çoğu kez başkalarının iktibas ettiği yerlerden yararlanabiliyorlar da ondan. Ben bile kendi arşivimde aramaktansa daha kolay erişeceğim düşüncesiyle başvurduğum arama motorlarında, yazımla, çoğu kez, yayımlandığı gazetede değil iktibas edildiği yerde karşılaşıyorum.

Reklam

Dünkü yazımın başka siteler tarafından iktibas edilmesi de beni memnun etti doğal olarak.

Memnun etti, çünkü siteme uğramayan kişiler de o yazıda işlediğim konudan haberdar oldular. Ayrıca benim sitemin varlığını da bu vesileyle öğrenenler de oldu. [Yazımdan söz ederken sitemizin internet adresini de vermeyi ihmal etmeyen yayıncılara ayrıca teşekkür ederim.]

‘Abdullah Gül’e yakın yazar’; bu ben oluyorum

İktibas eden sitelerden birinin haber için uygun gördüğü başlık ilginçti: “İsrailli istihbaratçıların ‘Türkiye senaryosu’ gerçek mi oldu?”

Benim ilginç bulduğum DEBKAfile sitesinde çıkan ‘haber-analizi’ sitenin ‘senaryo’ olarak değerlendirmesi oldu. Herhalde okurları iktibas ettikleri kısmı okuyunca başlıktaki soruya en uygun cevabı vermişlerdir.

Sitenin haberi şöyle başlıyor: “Abdullah Gül’e yakın yazar Fehmi Koru, yazısında İsrail istihbarat örgütü MOSSAD’a da yakınlığıyla bilinen DebkaFile sitesindeki bir haritaya yer verdi…”

Anlamadığım nokta şu: DEBKAfile adlı sitede karşıma çıkan bir ‘analiz-değerlendirme’ üzerine kaleme aldığım bir yazının Abdullah Gül ile ne ilgisi olabilir?

Dün bütün günü bu soruyu düşünerek geçirdim.

Yazım iç siyasetle ilgili değil. Abdullah Gül’ün adını anmayı gerektirecek herhangi bir unsur yok yazımda. Peki ne diye yazının en girişine benim “Abdullah Gül’e yakın yazar” olduğum ayrıntısı ekleniyor?

Reklam

Herhalde alışkanlıktan. Çünkü aynı sitenin sorumluları benim kendi başıma bir şeyler düşünebileceğimi, Abdullah Gül’e sormadan yazı yazamayacağımı peşinen kabul ettikleri için olacak, benden alıntı veya iktibas yapmaları gerektiğinde hep aynı şablonu kullanıyorlar.

Dostlarımla adımın birlikte anılmasından yüksünecek değilim. Tam tersine, ülkemiz siyasetinde önemli bir yeri olan Abdullah Gül’le dostluğumu ayrıca değerli bulurum. Arkadaşlıklar ve dostlukların üç otuz para değeri gördüğü ve herkesin en yakınlarını birileri tarafından yanlış anlaşılır diye ihmal edebildiği günümüzde, bana da öyle davranmaya kalkışanlara bile, arkalarından en ufak aleyhte söz söylememeye hala gayret ederim.

Yakından tanıyanlar şu cümlenin son 20 yılda ağzımdan düşmediğini bilirler: “Bu yaştan sonra yeni dostlar edinebilmek zor; yıllanmış dostlukların kıymetini iyi bilelim.”

Bugünün dostluklarının yüze gülünen, ama arkadan çekiştirilen tarzda olduğunu biliyorum.

Ne yazık ki öyle.

Sizin anlayacağınız ‘Abdullah Gül’ün yakın arkadaşı’ türü yaftalamalardan rahatsız olmam mümkün değil; tam tersine o cümleciğin her kullanılışında başka yakın dostlarımı da hatırlayıp “Ne güzel, ne değerli insanlarla hayatım boyunca dostluklarım oldu” diye seviniyorum.

Dostlarımız sayesinde bizler değerliyiz; etrafta çokça gördüğüm örneklere baktığımda, “Değerli oldukları için kimselerle dost değilim” diye şükrediyorum.

ΩΩΩΩ

18 YORUMLAR

  1. Fehmi Bey,bazı yazarlardan ya da gazetelerden bahsederken “hükümet
    yanlısı medya”,”iktidar yanlısı yazar”
    gibi ifadeler kullanır.

    Yazarımızın yazılarını iktibas eden siteler
    bu sebeple kendisi hakkında “Abdullah
    Gül’e yakın yazar” ifadesini kullanmış
    olmalılar.

  2. Akit bu yazıyı haber yapmış.
    Akit okuyucusu kendinden geçmiş. Ve
    Herkes fehmi koruyu eleştirmiş.
    Eleştirmiş hafif kaldı.
    Ama aynı hataya düşmeyeceğim.
    Kur’an yasaklıyor
    Efendimiz yasaklıyor
    Ama akit okuyucusu siyaseten muhallif gördüğüne karşı kötü sözünü söylüyor
    Din, iman engeleyemiyor
    Gıybet, iftira, tahkir gibi haramlar bolca var
    Sahi fehmi koru iftira mı atmış
    Yalan mı yazmış
    Niye bu günahlar işleniyor

  3. Nurdan Hnm, yazilarinizin takipçisiyim, genelde bilgi yuklu olduğu için beğenerek okuyorum. Sn A.Gul’un acigi varmi yokmu bilemem, eger varsa bu ayni zamanda AkParti yöneticilerinin de acigi olduğundan açıklamak oyle kolay birsey olmasa gerektir.
    Okuduklarimdan cikarabildigimbazi olumsuzluklar var: 1) S. Arabistan emirinin hediyelerini (kanuna rağmen) halen aciklamamistir. 2) ABDden gelen sahte Ergenekon belgelerine hic bir itirazi olmamistir. 3) Cocuklari daha öğrenciyken ticarete baslamislar, okul bitirir bitirmez hayali zor kazançlara kavuşmuşlar. Saygilar.

    • Mehmet bey,Merhaba! Teşekürler ve benden de size saygilar.

      Milli görüş geleneğinden gelenleri biz buna kaymağini yiyenler desek daha iyi olur. Ben pek taktir etmem ve yanlişlarinide çekinmeden yazarim.

      Eğer yanliş hatirlamiyorsam, Suudiler o hediyeleri T.C devleti C başkanina hediye etmiştiler ve o hediyeler Cankaya Koşkünun demir baş evrenterleri icerisinde. Ayni zamandada neler olduğuda açiklanmişti.
      Siz yazinca o olayı ruya gibi hatirladim
      .
      A.Gülün çocuklarina gelince! Hem çok zekiler, ayni zamanda da kendi mesleklerini şahsi iş yerlerinde yapiyorsalar neden zengin olmasinlar.
      Zekali çocuklarin Türkiyenin iyi üniversitesini bitirmeden dahi kendilerine dünyanin en iyi şirketleri yüksek ücretle iş teklifi yapiyorlar.
      Sizin yazdıklarınız havuz fabrikasinda uretilmuş gibime geldi.
      Ben Dünya medyasi ve havuz hariç Turkiyeyi 21 yildir yurt dışinden takip ediyorum.
      Önceki yorumumda da belirtiğim gibi.
      A Gülün çocuklari hakkinda yurt dişinda olsun Turkiyedeki muhalif medyada olsun
      Yüz kizartıcı bir hareketlerini duymadığim gibi babalarinin kariyerini kullanarak ne eşlerini ne de kendilerini devletin tepe noktalarina getirdiklerinede şahit olmadım.
      Heleki uzmanlik dalinda olmayan arkadaşlarini de gene Merkez bankasi gibi bir çok kuruluşun başinda getirtirmediler

      A Gülü bilemem fakat özelikle son 6 yıl içinde çocuklari soda içse havuz sodayi şampanaya yapar çarşaf çarşaf maşet atardi.
      Hava alaninda oy attiği sandigi dahi fişleyenler neler yapcaklarinin en basit örnekdir.
      Saglicakla kalın.

  4. Rahatsızlığım nedeniyle bir süredir uzun yorum yazamıyordum. yaklaşık 3 gün önce yazdığım ve tamamlayamadığım bir yorumumu bugün yayınlıyorum. Gündem çok da farklı olmadığı için yorumumu yayınlamada sıkıntı çıkmaz diye düşündüm.
    ————
    – birinci dünya savaşı sonrası sovyetlerin ortaya çıkması ve yine birinci dünya savaşında ortaya çıkan milliyetçilik akımlarının etkisi ile, dünyada, sağ-sol çatışmaları, sağ-sol güç savaşları başladı.
    – Bu güç savaşları içerisinde faşist hareketler güç kazanıp, sadece sol değil, sağ ülke ve unsurlara da saldırınca, sağ-sol çekişmesi bir miktar daha geri planda kaldı. dünya, faşizme karşı birleşmek zorunda kaldı.
    – sağ-sol çatışması, dünya üzerinde hakettiği yeri ancak ikinci dünya savaşından sonra elde edebildi. faşist ülkelerin, özellikle almanyanın savaşı kaybetmesi ile.
    – İkinci dünya savaşı sonrası oluşturulan nato ile ve nato içinde de oluşturulan gladyo ya da kontrgerilla denilen örgütlenmeler ile, sağ-sol savaşının ve kirli yöntemlerin kurumsal olarak sahneye çıktığı dönemdir.
    – bu arada yaşanılan iran devrimi ile nato ve amerikanın, sol haricinde bir düşmanının daha ortaya çıkmasına neden oldu:
    – Ancak, irandaki devrim hareketi ile ivme ve güç kazanan islamcı ideoloji, amerika ve nato için, milliyetçiliğin yanında kullanabileceği ikinci bir grubun hızla büyümesine neden oldu. Bu kesim, islamcı kesimdi.
    – zaten din ve milliyetçiliği, sol ile mücadelesinde kullanan amerika ve kontrgerilla, gelişen islamcı ideoloji ile kullanabileceği büyük bir kitleye sahip oldu.
    – bu çerçevede, iran devriminden sonra, iran devriminin etkisi ile ortaya çıkan durumdan yararlanmak için, “yeşil kuşak” projesini geliştirdiler. bu proje, hem ülkeler içindeki solun boğulması, hem de sovyerlerin dinci bir düşman ordusu ile sarılması, boğulması hesabı üzerine kuruldu. nitekim, afganistanda, talibanın ve el kaide gibi örgütlerin açık açık desteklenmesi, bu projenin en bariz, en açık yönüydü. kapitalist ülkelerde de islamcı akımlar desteklendi.
    – Biz de de, sol ile mücadele dernekleri, fetullah gülenciler vb. hareketler, türk devleti tarafından teşvik edildi, kollandı, sola karşı kışkırtıldı ve solculara karşı saldırılan düzenletildi.
    – 12 eylül cuntası, imam hatip liselerinin pıtrak gibi arttığı, özellikle gülencilere yönelik aşığı hoşgorü ve desteğin sağlandığı bir dönem oldu. O dönem öylesine bir dönemdi ki, idam ile yargılanan bazı sol örgüt üyelerinin islamcı olduktan sonra rahat yaşadıkları bile söyleniyordu.
    (- NOT: aslında islamcı ideolojinin ve milliyetçi ideolojinin bu topraklara verdiği büyük zararı, kısmet olursa, ayrıca yazarım.)
    – bu dönem, gorbaçov’un “glasnost” ve “perestroyka” olarak isimlendirilen, açılımı ve bu açılım sonrası sovyetlerin yıkılması ve dünya genelinde de solun güç yitirmesi ile, artık 2 kutuplu dünya, yerini, tek kutuplu dünyaya bıraktı.
    – Artık nato’nun ve natonun lideri amerikanın uğraşması gereken pekbir güç kalmamıştı. daha çok ufak yerel ülkelerin hizaya getirilmesi meselesi kalmıştı ki, onlar da, natonun ve özellikle amerikanın büyük savaş organizasyonunu ve harcamalarını gereksiz hale getirdi.
    – Bu nesnel durumun, amerikanın artık dünyanın jandarması rolünden çıkması gerektiğine ilişkin bir düşünceyi ortaya çıkarması gayet mantıklı.
    – Bu gelişmelerle birlikte, muhtemelen ırak gibi ülkelerin de amerikaya sorun oluşturması nedeniyle, ortadoğunun ırk ve mezhep temelli olarak yeniden dizayn edilmesi projesi gündeme geldi.
    – Kısa adı BOP denilen bu projede, türkiyedeki ılımlı islam da, ortadoğunun yeniden şekillenmesinde rolmodel olarak ileri sürüldü.
    – Ancak burda, hem mısırdaki ihvan hareketinin demokrasi dışı davranışları, hem de türkiyenin ılımlı islamdan daha farklı yönlere kayması durumu ortaya çıktı. Bütün bu gelişmeler, desteklenen hareketlerin istenilen sonucun ötesinde, ışıd gibi sonuçlar çıkarması ve bunlara ilave olarak ortadoğuda ortaya çıkan kanlı iç savaşlar, biryerleri iradi olarak belirleme çabasının pek istenilen sonucu ortaya çıkarmayacağı gerçeğini birkez daha gözönüne serdi.
    – Enson ise, suriyede yaşananlar; ortadoğuyu iradi olarak şekillenme çabasının yani BOP projesinin iflasını netleştirdi.
    – Sonuç olarak: Amerika, dünyanın jandarması rolünden bir miktar kurtulmak zorunda. pentagon ya da diğer amerikan kurumları, bu konuda trumpın kavradığı gerçeği kavramaktan çok uzaklar. Yani, trumpın, amerikan askerlerini çekme kararı, günün mana ve önemine uygun bir davranıştır.
    – Yine sonuç olarak: BOP’un iflası ile, ortadoğudaki mezhepsel ve etnik devlet oluşumlarına ilişkin hayaller ham hayal haline geldi. Yani, bu noktada, kürtlerin kendi devletlerini kurma hayali de tamamen (en azından şimdilik) suya düştü.
    – Harekatın başladığı günlerde, yaptığım bir yorumda, türkiyenin harekatının, aslında iranın, arap ülkelerinin, rusyanın, suriyenin ve amerikanın işine geldiğini yazmış, bunların harekata ilişkin eleştirilerinin daha çok, türkiyenin sınırı aşma ihtimaline karşın ön alma olduğunu belirtmiştim.
    – Yani, yine sonuç olarak; kürtlerin bağımsız devlet kurma hayalini bırakması (en azından ertelemesi) ve suriye ile anlaşması, zaten var olan şartlar içinde olmak zorunda olan bir durumdu.
    – Türkiye bu durumun vücut bulması için, maşa olarak kullanıldı. yani suriyedeki gelişmeler, türkiyenin planı değil, amerika, rusya, iran ve suriyenin planı olarak değerlendirilebilir.
    – Tabii ki, başarı da türkiyenin bir başarısı değil.
    – Ayrıca, savaş türkiyenin aleyhineydi. Yani, güvenli bölge başarılmış olsaydı, aslında türkiyenin zararı büyüyecekti. İşin böylesine de bir yönü var.
    —-
    Kürtlerle ilgili olarak ise!…
    – Bugünden, yaklaşık olarak 8-9 ay önce, karar gazetesindeki köşe yazılarında, türkiyenin hatalarının iranı, rusyayı ve kürtleri kilit konuma getirdiğine ilişkin yorumlar dile getiriliyordu. Okur yorumları da bu yöndeydi. O zaman yaptığım yorumda, Kürtlerin kilit konuma gelmesinin mümkün olmadığını, tankı, uçağı, helikopteri olmayan bir azınlığın ortadoğuda belirleyici olamayacağını belirtmiştim de epey olumsuz tık almıştım.
    – Olay sadece uçak, tank olayıyla sınırlı da değil, kurumları, ekonomisi, uluslararası ilişkileri vb. ile hiçbir devlet, türkiye ya da x ülkesi yerine, bunlara sahip olmayan ayrılıkçı bir örgütü tercih etmez. Amerika türkiyeye f-35leri satabilir ya da patriotları. kürtlere neyi nasıl satacak?
    – Bunu da, kürtlerin, bundan sonraki politikalarında bu gerçeği gözönüne almaları için bir tavsiye olarak yazdım. yoksa, bu zamana kadar olduğu gibi, bundan sonra da, “maşa” olmaktan ileri gidemezler. Bu zamana kadar olduğu gibi, bundan sonra da “sırtımızdan bıçaklandık” türküsü söylemeye devam ederler.
    – Ayrıca, artık günümüzün ulusal hareketleri gereksiz ve çağdışı kıldığı bir dünyada yaşıyoruz.

  5. Sn Koru yazdığınız tüm yazılara karşı herkes bir yorum yapıyor , kimileri müspet kimileri menfi.
    Acaba siz yapılan bu yorumlar hakkında neler düşünüyorsunuz .Yapılan eleştiriler haklımı haksız mı .
    Bazı günler bunlara cevap mahiyetinde yazılar yazsanız nasıl olur.
    Saygılar

  6. Hani kendi muhalefetini kendin kur diyorlar ya. O taktikle sözde siyonizm karşıtı gibi görünen bazı insanlar var.

    Zamanında bir gönderi paylaşmışlardı. Burada atlar koşuyor. İngilizce şöyle yazıyor : “2019 İlk Gök Türk, 2025 Son Göktürk’

    Hatta bizden (herhalde yazılanları anlamadıkları için) teşekkür ifade eden yorum yazanlar olmuştu.

    Bu insanlar içeride operasyonu desteklediklerini ifade ettiler.

    Diğer taraftan İbranice bir gönderide ‘Karşı taraf Esed’le pazarlığa oturmak istediği için, kötünün iyisini destekledik’ ya da buna benzer bir yorum okudum.

  7. Olur olmaz her yazınızı Gül ü parlatmak İçin kullanırsanız artık bu arkadaşlık olarak algılanmaz ve söylediğiniz herşey artık gülü bağlar
    Bu artık kader birliğidir çünkü
    CHP ye çatı aday olduğunda bile parlatacak bir açı buldunuz

  8. Operasyonlar başladığından beri, Yazarımızın Kuzey suriyeye yapılan Barış operasyonuna destek mahiyetinde bir yazısını görmedik….. En son israilli bir sitenin öngörüsünü ballandırmış dünkü yazısında…Bana şöyle dediler böyle dediler yakınmadınsan sonra yine Abdullah Güle getirmiş yazısını…Zaten amaç buydu dedirtiyor insana yazarımız…
    İsrailli gazeteler ve politikacılar deliriyor bugünkü yazılarında….Diyorlarmış ki 6 yıllık plan 6 günde bitti…Terör yanlısı İsrailli bakanların her fırsatta dile getirdiği bölgede bağımsız bir Kürt devleti kurulması isteklerinin ardından Türkiye’nin teröristlere yönelik harekatını, sivil Kürtlere yönelik yapılan bir işgal hareketi olarak niteleyen İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da Türklerin bölgede etnik temizlik yaptığını iddia ederek terör çığırtkanlığı yapmıştı….Fehmi bey bu gibi yorumları da görüyor herhalde İSRAİL medyasından…

  9. Fehmi Koru, dünkü yazısında….”başarılı bir askeri operasyonun” İsrailli bir sitenin öngörüsüyle bağdaştırma çabaları neyi amaçlıyorsa…veya akıllara neyi getirmeye çalışıyorsa….Karşı grup da kendisine,Abdullah Gül ve Babacana aynı imayla cevap veriyor.. O kadar basit…Mağdura yatmaya gerek yok..
    Sol cenahın Mektup olayıyla başarıyı gölgeleme çalışmalarını anlıyoruz…Fehmi bey in de Gül ve Babacanın geri planda kalmamasını istediğide açık…
    Madem İsrailliler çok öngörülüler…Gül ve Babacan partiyi ne zaman kuracakmış. Onların bilgisi vardır… Fehmi beyden bekliyoruz….. israilliler çok öngörülü ya…
    Hadi yine iyisiniz Babacan ve Gül konuşuluyor…Troller çok korkuyor..

    • galiba dünkü yıldıray oğurun yazısında okumuştum: sarıkamış felaketini bile zafer diye yutturmaya çalışmışlar.
      – böylesine muhakeme yoksununun olduğu bir ülkede, cumhurbaşkanının malvarlığının araştırılması ve halkbank soruşturması tehditleri sonrası, cumhurbaşkanının görüşmeyeceğini basın toplantısında bütün dünyaya ilan ettiği heyetle görüşmesinin ve operasyonun durmasının başarı gibi sunulabilmesi gayet normal.
      – yalnız, hakaret içeren mektup, biraz sıkıntı çıkarıyor. üstelik de gizli bir mektubun açığa çıkması durumu da yok. gizli bir mektup açığa çıkmış gibi yapılarak, yapılan hakaretin basın aracılığıyla bütün dünyaya duyurulması durumu da var.

    • Sayın Türkeş! Benim kafam çok kolay karışıyor, neden sn.Ali Babacan’ın kuracağı partiyle bu kadar ilgileniyorsunuz? Halbuki Manisada “erkek olan çıksın karşımıza” diye meydan okuyan sn.Abdullah Gül deyilki:))

  10. Nurdan hanım merhaba,yorumunuza aynen katılıyrum.HAVUZ uygun zamanı bulur bulmaz kullanmak arşivlemiştir bile.Bir de işin içinde İsrail oldu mu değme keyfine.

    • Merhaba Kazim,bey! Havuz tipi oyuncak Medyalar, ülkeleride Palavra ve İftira üretmesini iyi becerirler.

      Onlarin Havuzun en iyi sevdiği ve becerdiği! Türkiyeyi Dünyadan soyutarak topraklarıni parsel parsel yabancilara dolar karşıliği satanlari ve o paralari aranmayan uçaklarla dişariya yatirim yapanları kahraman ilan etme rolunu iyi oynadiklarindan dolayı. Onlarin bir turlu doymaya değirmen gibi midelerine sürekli malzeme aktarma ve kendileri ile birlikte lüks hayat yaşayip yaşatmaktan başka dertleri yok.

      Hamza beyde yorumunda bahs ettiği sarikamiş felaketini kahramanlik olarak yutturanlardan farklari olmadığı gibe.
      Arti bunlar kendilerini onlardan daha açik göz olarak yaptiklari kanunsuzluklarıni başkalarinin eline koz vererek kendi kendilerini tuzağa dönüşürdük lerinin farkina ancak emrine girdikleri Trump vasitasi ile ögrene bildiler.

      ABD ye mahkum olmalarinin sebebi bunlarin para transeferlerinin abd bankalarinda kayit altinda olmasıdir.

      Dunyani her hangi ülkesine dolar gönderildiğinde dolarlar ABDnin araci bankaları üzerinden gider.
      Gelişmiş ülkalerde öğle bizdeki gibi siradan vatandaşlar o ülkenin para birimi ve dolarin haricinde hesap aştiramazlar.
      Sadece Iş adamlari açtira biliyor fakat keş yaotirip çekemiyorlar, önce o ulkenin para birimine cevirip daha sonra örnek: tl hesabinizdan abd de direk tl çekemiyorsunuz, önce tl abd dolarina çevriliyor daha sonra siz o dolarla tl alabiliyorsunuz.
      Şimdi havuzun neden her zaman kendine çakma malzeme aradiğinin sebebini her halde daha iyi anliyoruz.
      Ben şu sorumu tekrar soruyorum.
      Bunlar Abdullah Gülden neden bu kadar korkuyorlar?
      Aslinda ben cevabi tahmin ediyorum fakt 84 miliyinluk nüfusa 1 miliyonluk orduya sahip olanlar 2 miliyon Kürdü yerlerinden etmeden Dünyanin Beslemesi Ne idüğü belli olmayan bizm nufusla mukayese ettiğimizde bir avuç PKK yi 10 günüdür yokmu ettilerde kahraman oldular?

      Benim gördüğüm kadari ile Türkiyeyi tam bir PKK tuzağina düşurerek kürtlerle düşman olmamiza ve ayni zamandada Esadin zaferine yardimcı olmuş birisi nazil kahraman olabiliyor?

      Daha düne kadar Kürtler Esatdan ezrailleri gibi korkarlarken onlarin bir asirdir duşmanlari olan esadi davul zurna eşiliğinde halay çekerek karşilayacak kadar, zavalli duruma düşurenler kimler?
      Bu soruyada her halde trollerin bir cevap vardir.

  11. Dostluklar
    Peygamberlerin özellikleri, ilk davetlerde bulundukları zaman asla taviz vermemeleridir. Ömer gibi en aşırı hasım sonunda onun en sağlam arkadaşı olmuştur. Kuvvete dayalı inkılaplarda, iktidarlar ayakbağı olacak diye önce onları destekler sonra harcarlar. Akevler, destekledikleri kimselerden bir şey beklememiştir. Dostları onu terk etse de o dostlarını terk etmemiştir. Koru da yazarlığı sırasında kimseye cephe almamıştır. Çoğu zaman hislerine hakim olmuş, hiç kimseye saldırmamıştır.
    Kur’an’a inanan kimseler gelen musibetin kendilerinin bir hatası olduğunu kabul ederler ve başkalarını suçlamazlar. İyi işlerde herkesle dostturlar, kötülüklerde birbirine hakkı ve sabrı tavsiye ederler. AK Parti bu doğru yoldan yürüyüşü Esad’a karşı birden cephe almasıyla bozdu. Bir devlet iktidara karşı olanlara yaptırım uygular. İktidarda kaldığı müddetçe oradan hicret edilir ama iktidar zayıflatılmaz.
    Gül veya Davutoğlu ayrı parti kurabilir. Erdoğan’ın ayrı parti kurma hakkı olduğu gibi elbette bunların da vardır. Birinin meşru davranışlarına neden karşı çıkalım. Herkes hakkını istediği gibi kullanır, bizim dostluğumuz devam eder. Nitekim oy vermesek bile AK Partililerle dostluğumuz devam ediyor. Onlar da sağ olsunlar bize sabrediyorlar.

  12. İzmir…
    İstanbul…
    Arkadaşlıklar…
    Ve günümüzde Türkiye…
    *
    Yazıdan etkilenerek bu kelimeleri sıraladım.
    Fehmi Koru elbette ne demek istediğimi anlamıştır.
    Süleyman Karagülle ve Süleyman Akdemir arkadaşlarımla…
    Gece boyunca İstanbul’dan İzmir’e yolculuk yaptık ve sabah Fehmi’nin yazısı…
    *
    Bu konuda yaşanmış o kadar çok yazılacaklar var ki…
    Ama herkesin arkadaşlıkları ve hatıraları var, kendince…
    Güzel bir PAZAR yazısı olmuş, bizim seyahatimiz ile birlikte…
    Bunları hatırlamama vesile oldun; teşekkürler Fehmi arkadaşım…
    *
    YENİ BİR ÇALIŞMAMIZIN BAŞLANGICI…
    https://www.youtube.com/watch?v=onxdvFDmI8E&t=1929s

  13. Bütün Dostlar hesab verildiği günde birbirlerine düşman olacaklar. Ancak takva dostlukları istisna.Bunlar ahirette dost olarak devam edecekler.
    Hele menfaat üzerine kurulan dostluklar, hele hele siyasette menfaat oluşan üzerine dostluklar, kiS .Nursi çok güzel ifade etmiş.
    Menfaat üzere çarhı kurulmuş olan siyaset-i hazıra müfterisdir, canavar.
    Aç olan canavara karşı tahabbüp etsen, merhametini değil, iştihasını açar.
    Sonra döner geliyor; tırnağının, hem dişinin kirasını senden ister
    Bunu ehli dünyanın,ahiret inancı zayıf olanların yapmasını anlıyorumda, islama hizmet iddiasında olanların, SNursinin dediği aç canavar gibi dünkü kardeşini parçalamasını anlamak mümkün değil.
    Iftira açık bulamayanların silahıdır
    Açık varsa iftiraya gerek yok
    Açık bulmaya çalışmakta,Müslümanlığımızın ne hale düştüğünün göstergesidir
    Açık görülürse ya setredilir,
    ya emribilmaruf ve nehyi anil münker anlayışıyla uyarılır.
    Rezilrüsvay Yapmak ve çelme takmak için kullanılmaz
    Aç canavarın hareketi gibi bu günkü siyasetin tavrı.
    Siyasette bugünkü gayri islami anlayışla değil, islami kurallarla yapılmalı.

  14. 11.Cumhur başkani! Sakin bin düşünüp bir konuşan ve kimselerle kavga etmeyen herkese saygili olan, bakanlik ve cumhur başkanliği dönemlerinde çocklari,akrabalari ve yakinları hakkında her hangi bir olumsuz haber dahi duyulmamiş bir Baba,Oğul,kayin baba,dede, olarak hem içerde hem dışarda haklarinda en ufak negatif bir haber dahi çikmamis, bir insandan kimler rahatsiz olurki?

    Ha birşeyi unutmuşum, aslinda Abdullah Gülün hangi oğlu olduğunu hatirlamiyorum, ABD deki ünüversiteye giriş Ingilizce (TOFAL) sinavinda sifir hata ile kazandiğini Kanada gazetelerinde okumuştum.
    Eğer yalniş hatirlamiyorsam o sinavda sifir hata rekoru kiran ilk öğrenci oolduğu için gazeteler yazmişti.
    Tabii Gülün çocuklarinide Türkiyeli iş adamlari değil kendisi okuttuğu için kimselerede devlet ihalelerini peşkeş çekmedi.

    Negativ neler yaptiğina gelince! Her ne kadar kendisi ile ayni kalitede Fehmi Koru gibi dürst dostlari olsada, iş arkadaşlarini iyi seçemediğinden dolayı, beraber çalistiği kişilerinTürkiyeye zarar vermesini önlemedi. Keşke Abdullatif Şenerin AKP den ayrildigi zaman Şenerin idialarini destekleseidi, belki Türkiye bu hale gelmezdi.

    Genede bize karanlik, kimbilir belkide çok uğraşti faka muafak olamadı.

    A Gülun Ameliyat olduğunu ve birilerinin onu devre dişi etme planlarini o zaman gene yabanci basinda okumuştum.

    Turkiyede Dürüst,Çalişkan,Haksizliğa karşi susmayan ve herkese saygili olanlara maalesef hayat hakkı taninmiyor.

    Söyle Arkadaşıni soyleyeyim kim olduğunu.

    Fehmi bey!Aslinda Bu sorunuzun cevabi çok basit.
    “Anlamadığım nokta şu: DEBKAfile adlı sitede karşıma çıkan bir ‘analiz-değerlendirme’ üzerine kaleme aldığım bir yazının Abdullah Gül ile ne ilgisi olabilir?”

    Yakinda havuz F Koru ve A Gül MOSSAD ajani diye IFTIRA PILAVI ILE SÜSLÜ maşetler atmalari için hazirlik yapmalarini ancak havuzu tanimayanlar tahmin edemiyebilir fakat, bizler için perşembenin geleceği Çarşambadan belli olduğundan daha kolay bir cevap.

    Sizin dünkü yazinizda yeni partiler veya erken seçim döneminde piyaseye sureceklerinden zerre kadar şüpheniz olmasin.

    Benim Anlamadiğim bu havuz ve Erdoğanin AKP si Abdullah Gülden bu kadar cok korkmaları.
    Iftira atacak bir açigini bulamadiklari için olmasinmi?

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız