Bugün yazımı iktidar yanlısı bir gazetenin üç yazarının köşelerinden göz açıcı bölümlere ayırdım

25
Reklam

Her sabah yazı başına oturmadan önce internetten beş gazetenin sitesinin haberlerine ve daha çok da köşe yazılarına bakıyorum.

Beş gazetenin beşi de farklı eğilimden.

O gazetelerin hangileri olduğunu kendime saklamayı tercih ederim; ancak birini bugün mecburiyetten afişe etmem gerekiyor.

Tembellik yapmaya karar verdiğim için…

Düşüncelerimi paylaşmak yerine Türkiye gazetesinde bugün yayımlanan üç ayrı köşe yazısından bazı bölümleri buraya aktaracağım.

Üç yazardan birer bölüm.

İlki ülkemizdeki bir güvenlik uygulaması ve ‘her şeyin altında yabancı parmak arama’ alışkanlığı ile ilgili.

Okuyalım:

Reklam

“Türk ırkından olmayan TC vatandaşlarının memuriyete giremeyeceğine dair yazısız bir kanun vardır. Sadece bunlara değil; mühtedilere; hatta ninesi Ermeni veya Rum olanlara bile tatbik edilmiştir. Mülakatta atlanırsa, emniyet tahkikatında; burada atlanırsa, MİT tahkikatında ortaya çıkar. Nüfus kayıt örneği verilirken, bu husus gizli bir işaretle vesikaya işlenir.

İnsanoğlu her felâketin arkasında eskiden metafizik güçler ararken, son zamanlarda ya harici bir düşmanın, ya da -daha kötüsü- içeriden gizli bir hainin rol oynadığına inanmayı tercih ederek kendini rahatlatmakta veya meseleyi çözdüğünü düşünmektedir. Kötü şeylerle belli bir ırk veya topluluğu irtibatlandırmak zamanın hastalığı olmuştur.”

[Yazının başlığı: “Pakraduniler… Gizli bir topluluk mu? ‘Günah keçisi hayaletler mi?” Yazarı: Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci]

İkinci alıntım medya değerlendirmesi yapılan bir köşe yazısından.

Okuyalım:

“Milliyet gazetesindeki değişiklik dikkatimi çekiyor. Hem tasarım hem muhteva yumuşadı. / Eskiden Ankara mahreçli uzun siyasi haberler çıkardı. Şimdi bilhassa çevre haberlerine ağırlık veriliyor. / Öyle ki gazete geçen hafta, yedi günün dördünde kuruyan bir gölü manşetine taşıdı. Marmara, Burdur, Bafa ve Ulubat Gölü’ndeki çevre felaketleri büyük puntolarla aktarıldı.

Kuruyan sadece göller değil. Taraftarlık da haberciliği kuruttu. / Bu sebeple siyasi haberlerin yerine; çevre, eğitim, tarım, teknoloji gibi alanlar Milliyet için önemli bir kaçış noktası olmuş gibi görünüyor.

Türkiye’deki siyasi iklimin canlı, hararetli ve hareketli olmasından dolayı bu tür konular ‘suya sabuna dokunmak istemeyenlerin tercihi’ gibi görünse de esasında ülkenin gerçek gündemi. Bugün olmasa bile yarın mutlaka konuşacağız.”

Reklam

[Yazının bu bölümünün başlığı: “Kuruyan habercilik”. Yazarı: Fatih Selek]

Üçüncü yazı her gün hiç aksatmaksızın dini konularda sorulan sorulara fetva diliyle cevap verilen bir sütundan.

Okuyalım:

Sual: Mal, mülk, makam, mevki elde etmek için dini kullanmak, dindar görünmek, dinimiz açısından uygun olur mu?

Cevap: Riya, bir şeyi olduğunun tersine göstermektir ki kısaca, gösteriş demektir. Ahiret amellerini yaparak ahiret yolunda olduğunu göstererek, dünya arzularına kavuşmak demektir ki kısaca, dünya kazancına dini alet etmektir. İbadetlerini göstererek, insanların sevgisini kazanmaktır. Sözleri veya ibadetleri riya ile olan kimsenin, din bilgisi varsa, buna Münafık denir. Din bilgisi yoksa, buna Din yobazı denir. Fen bilgisi olmayıp da, kendisini fen adamı tanıtıp, kendi görüşlerini, fen bilgisi olarak söyleyip, Müslümanları aldatmaya, bunların dinlerini, imanlarını bozmaya çalışan islam düşmanlarına Zındık veya Fen yobazı denir. Din yobazlarına ve fen yobazlarına aldanmamalıdır.

Başkalarının sevgisine ve methetmelerine, övmelerine kavuşmak için, dünya işleri ile, onlara iyilik yapmak, riya olur. İbadet ile olan riya bundan daha fenadır. Allahü teâlânın rızasını hiç düşünmeden yapılan riya, hepsinden daha fenadır.”

[Yazının başlığı: “Dünya kazancına dini alet etmek”. Yazarı: Osman Ünlü]

Bulunduğum bazı ortamlarda hangi yayınları takip ettiğimi öğrenmek isteyenler de çıkıyor. Her sabah ilk iş olarak göz attığım gazetelerin isimlerini verdiğimde en çok “Neden o?” merakına maruz bırakıldığım gazete ismi ‘Türkiye’ oluyor.

Galiba bir zamanlar kendisini “Huzur veren gazete” diye tanıtmasından kaynaklanan bir önyargıyla…

Şu sıralar biraz farklılaştı Türkiye; hiç değilse bazı köşeleri öncü uyarı sistemi görevini fazlasıyla görüyor. Aktardıklarım, sadece bugünkü gazeteden bir tutam örnek. 

Umarım, iktidar çevreleri orada karşılaştıkları uyarıları dikkate alıyordur.

ΩΩΩΩ

Reklam

25 YORUMLAR

  1. Bence makaleniz, maalesef eski “İslamcı” reflekslerinizle, söz konusu mecradan bir şeyler “derleme” ihtiyacınızdan doğmuş. Fazlasıyla niyet okuma, uzak manaları ön çekme arayışı var… Mesela Ekrem Buğra Bey’in yazısı tamamen tarihi kontekste bir metin.

  2. Yaklaşık 32 senedir yazılarınızı takip eder
    … Fırsatım olursa tv proframlarınızı…. Analizletinizi ilgi ile dinlerdim….. İlk defa bir yazınızı okumadım..

    . Neden mi….
    Yandaş kelimesi dahi… Kalemlerini bir çıkar için kullanan anlamına geldiği için….. Böyle insanların inandığı değerler için gerekirse silivriyi… Altan kardeşler gibi…. Gerekirse ebu Hanife gibi zindanda ölümü… Göze almayan iktidar ulufesi ile beslenen kişiler oldukları için…..

  3. Besleme yandaşlar da yan çizmeye başladılarsa seyreyleyin cümbüşü yakında. Biz de patlamış mısır ve kola eşliğinde izliyor olacağız.

  4. Türkiye gazetesinin ölen sahibinin meşhur sözüdür: “Biz durakta otobüs beklemeyiz. Kim gelirse biner gideriz.”
    Demek mevcut otobüsün motorunun teklemeye başladığını görmüşler yeni otobüs arayışlarına başlamışlar.
    Ha Gayret bulursunuz diyelim.

    • Junior mücahit okyanusötesinde fetönün malikanesinden çok daha gösterişli bir rezidans edinmiş ve hilafet sırasını bekliyormuş, bakalım önce hangisi memlekete dönecek; beklenen salih zatın yolunu gözlemekten bitap düşmüş tosunların bilgisine arz olunur…

  5. New York’ta ADALET KONUŞMASI YAPACAKMIŞŞ. TÜRKIYEDEKI ÎŞGENCELERI ANLATACAK GALIBA. Ölen gençleri çocukları 15 Temmuz blessing of God, Allah’ın lütfun’de millete söylenenin 2 buçuk katı şehit edilenleri falan anlatacak Herhalde.
    Bir an önce gitselerde şu trollerden kurtulsak.

    • Nurdan abla, türk evinin açılışına katılmışsınızdır inşallah, çanakkale anıtından sonraki en güzel anıtımız bence, nasıl da estetik dikiliyor newyorkun göbeğinde!
      Ecevitin klintonun karşısında elpençe divan duran iki büklüm pozundandan sonra artık dünyada başımız dik dolaşabilmek ne güzel, öyle değil mi sayın namlı?

      • New York’a neden gökdelen dikmeye karar verdiler meçhul. Ne akla? Neye hizmet? ABD, hani şu Türkiye’de ikiye bir darbe yapan açık düşman değil miydi? Ne oldu hayrola? Neden ABD’ye yatırım yapma kararı aldılar? Ben tek bir amaç görüyorum burada. Yine para yürütecekler dost müteahhitler aracılığı ile. Kim yaptı, kaça yaptı bakalım derim. NY’da basit dairelerin fiyatları 10 milyonlar. Gökdelen neye maloldu merak ettim. Devletin hazinesi tam takır. Üstüne borçlu. Nasıl oluyor da her alanda Afrika ülkeleri ile yarışan bir devlet NY’un göbeğine gökdelen dikiyor. Utanmıyorlar mı ülkede insanlar açlıktan intihar ederken.

    • Artık yol yok size, müteahhitler isyanlarda. Çimento zammına isyan ediyorlar. 35 bin liralık çimento 140 bin lira olur mu diyorlar. Zift zammını sen tahmin et. Bundan sonra size zor yol verirler.

  6. Aslında bu uyarıları duymadıklarını görmediklerini hiç sanmıyorum, duymamak için sağır, görmemek için kör olmaları gerekir.
    Bir de diyorlar bu zulmün önüne geçeceğiz. Deme ki ortada bir zulüm var! O halde bu zulmü kim yapmış olabilir, dış güçler mi yoksa okyanus ötesi mi yoksa muhalefet mi? yok yok yeni bir düşman daha ortaya çıktı aracılar, suçlu bulundu haydi gözün aydın Türkiye…..
    Akıllarınca kurtarıcı kahraman olmak istiyorlar ama doğrusu çok komik durumdalar ama farkında değiller.
    Dün akşam haber kanallarında bazı yorumcular haklı olarak Birleşmiş Milletler toplantısı ile ilgili dünya beşten büyüktür sözünü büyüte büyüte bitiremediler. Ama bir geçeğin de farkına varamıyorlar Türkiye de birden büyüktür.

  7. “Umarım, iktidar çevreleri orada karşılaştıkları uyarıları dikkate alıyordur.”
    diyor sayın koru,
    oysa tek uyarıcı vicdandır. vicdanın sesi susmuşsa eğer, bin yazı yazsan ne ola.
    kendileri her türlü lüks, şatafat, israf içinde yaşarken, yakınını zengin eder kollarken halkın elektriğine, gazına, suyuna hatta ekmeğine zam yapılmasına zemin hazırlayan sonra dar gelirli insanların maaş düzenlemesi yapılırken her türlü kısıntı için kırk takla atıp çevirmedik dolap, oynanmadık rakam bırakmayanlara hangi uyarıyı yapacaksın?
    20 yıl sevilip desteklenmenin, inanılıp güvenilmenin geldiği yer burası olmamalıydı.
    çok yazık oldu,
    gerçekten.

  8. Aslında üç yazarın da temas ettiği konuların hepsi birbirinden önemlidir.
    Ancak ben sadece birisiyle ilgili bir biyografik bilgi aktarmak istiyorum.
    Zeki Kuneralp , tam 7 dil bilen , yıllarca bir çok yerde Türk dış siyasetinin temsilciliğini yapan ve nihayet 1998 de Hakkın rahmetine kavuşan çok değerli bir diplomattı.
    Madrit büyükelçisi iken bir Asala saldırısında maalesef eşini kaybetmiştir .
    İşte bu değerli insan, büyük hariciyeci ; Kurtuluş Savaşı döneminde padişah yanlısı olan ve Anadolu hareketine şiddetle karşı çıkan, M.Kemal’e ve ekibine hakaretler yağdıran Ali Kemal’in oğluydu !
    Ali Kemal ; Büyük Zaferden sonra yakalanıp Ankara’ya getirilirken İzmit’te sakallı Nurrettin Paşanın entrikasıyla linç edilir.
    Eşi ve o zamanlar 8 yaşlarında olan oğlu Zeki ile İsviçre’ye yerleşir .Zeki’nin gençliği burada geçer , hukuk tahsilini yapar ve 1938 de ülkesine Türkiye’ye döner , önce askerliğini yapar .
    Daha sonra hariciye sınavlarına girer , birinci olur !
    Ancak derin devlet bu işe takoz koyar ! Konu bir şekilde rahmetli İ.İnönü’ye intikal eder , buna şiddetle karşı çıkan İnönü sayesinde Zeki Kuneralp hariciyeye girer ve işte böylece büyük bir devlet adamı olabilir !
    Herkese selamlar, saygılar

  9. AK PARTİ SONRASI MEDENİYETİN SONU MU?

    Yazar ak parti sonrasi ne olacak soruları sorulmaya başladı diyor, günaydın. Fakat önce şu sorulmalı. Ak parti cumhuriyetin beşte birini tek başına yönetti. Asıl mucize olan bu. Demokratik bir ülkede, her dönem seçim sandığı ortaya konulduğu halde 20 yıldır insanlar aynı partiyi seçti. Bu başarı konuşulmadan z kuşağından aşırma “gidiyorsunuz, bu son günleriniz, yargılanacaksınız” gibi sloganlarını konuşmak eksik olur.
    2023 te bidenci muhalefet led chp koalisyonu öncülüğünde iktidara yürüyor. Kılıçtaroğlunu yeni cumhurbaşkanı olarak şimdiden kutlayabilirsiniz.

    Tek umudum liyakata göre seçim olsa şehirlerinin en son kişileri olacak çapsızlıkta belediye başkanlarının icraatlarını görünce milletin uyanabileceği idi fakat bu başkanlar hiçbir şey yapmamalarına rağmen sosyal medyadan anladığım kadarıyla peygamber muamelesi görmeleri umutlarımı yitirmeme yol açtı.

    Baksanıza muhalefetten bir parti lideri cumhurbaşkanı adayı olacakmısınız sorusuna “Bu yaşta bu vebalin altına giremem” diye cevap verdi. O vebalin altına giremezmiş ama istanbul gençliğini alkollü içkiyle buluşturan imamoğlunu veya kılıçtaroğlunu cumhurbaşkanı yapma vebalini almak için bu yaşta canla başla çalışıyor. Ne diyelim hayırlı olsun. Ömrümüzün başı muhalefette geçti sonu da öyle olacak galiba.

    • Sayın HD yıllarca buradan TV’den radyodan gazete sayfalarından halk doğruyu iyiyi güzeli haykırdı hep.
      Ama, kulaklar tıkalı, gözlere renkli gözlük, araba camlarına filtre takıldı! 😎
      Ayağını yorganına göre uzat en bilineni akılda kalanıydı!
      Ve bu günlere geldik işte. Malesef tarih tekerrürden ibaret!😠

    • Siz hala içkiydi dindi imandı gidin bakalım. Artık bunları kimse yemiyor. Yakındır başlarsınız baş örtülü bacımın üzerine …..ler, camide içki içtiler palavralarına. Cuma günü görüntüler yayınlanıyordu kaç cuma geçti yayınlandı mı? Bıkmadınız yalan dinlemeye, yalan söylemeye. İktidar ve dolayısı ile Tayyip freni patlamış kamyon ile bayır aşağıya son hızla gidiyor bizde kenara çekilmiş duvara çarpınca oluşacak manzarayı seyretmek için bekliyoruz.

      • Turgay bey yine de bu bahsettiğiniz olaylar karar yazarı e.çakırın soyunup başörtüsünü yerlere atıp üzerinde tepinmesini gerektirmez öyle değil mi? Yoksa didem hanıma kalsa az bile yapmış, çünkü tesettür akpnin bayrağı filanmış estek köstek diyordu geçenlerde!
        Halbuki chpli belediyeler zincire vurulmuş kadınları resmi bayram törenlerinde sille tokat kurtarıp onları hicaplarından/cilbablarından arındırırken kendisi burdan avuçları patlarcasına alkışlıyordu olanları, öyle değil mi?

        • yorumlardaki imla yanlışlarıyla ilgilenmek neyine yetmiyor ki böyle deli kızın çeyizi konuları saçıp durursun?😊
          tesettür bayrağı akp ye mi kalmış, onlar önce kendi açıklarını kapatsınlar 🤭
          hem istediğimi alkışlarım, keyfim bilir değil mi? 😉
          yolsuzluk, arsızlık, aymazlık ne varsa alkışlıyorsun, biz bi şey diyor muyuz🙄

  10. Hepimiz aynı anda haykırsak ta, fayda etmiyor bazen. Çoluk çocuğum aç işsiz ekmek su kısaca hayat pahalı diyoruz,
    Cevap net:ekmek bulamıyorlarsa..
    Tam Fransız🗼
    Yurdumuzun siyasetçisi ne bakıyoruz, yok bir farkları onların da.
    Siyasetçi siyasetçi yi savunur diye bir kural olmasada, bir bakıyoruz kendi partisini bırakmış diğerlerine takacak madalya!
    Medya okuryazarlığı var diye biliyorum.
    Siyaset okuryazarlığı, inanç okuryazarlığı, beşeri ilişkiler eğitimi, ve bilemediğim birçok konuda ne yapıp edip bilgilendirmeliyiz tüm insanımızı. Sadece üniversite yurt açmak cami yapmak yeterli gelmiyor zannımca.
    Hele bir de gazete köşe yazısından TV programından bilgi öğrenmeye çalışıyor ise insanımız gencimiz, eğitim şart! diye bazan yazan yorumculara hep güleriz.
    Yoksa kefere gelip daha çok oyuncak gibi oynar bizimle😠🤖👺

  11. Tünelde ışık görününce, gazeteciliklerini hatırlamışlar.
    Günaydın!!! Türkiye içte ve dişte sıfırlandı cep dolduracak para kalmadı tabii.

    Mahkeme bir kaç saat sonra başliyor,YouTube kanalında naklen yayınlanacakmış. Hemde videolar ve delilleri ile birlikte.Türkiyede çekermi çekmezmi onu bilemem.

    Havuzdan bir gazeteci daha doğrusu sahibi CHP’de görevli hemşerimin sohbet odasında “o twitleri’in sil” diye beni🤺tehdit ediyor ay 😮 çok korktum. Twitler’imi şimdi silerim.

    https://twitter.com/turkey_tribunal?s=09
    https://twitter.com/OAlbayrak06?s=09

  12. Bir ekonomi yorumcusu, dün akşam bir sosyal medya mecrasından yaptığı canlı yayında, düşen akp oylarını artırmak, kötüye giden ekonomik durumdan halkın dikkatini başka yöne çevirmek maksadıyla New York’ta Birleşmiş Milletler toplantısında Erdoğan’ın “one minute” benzeri hatta daha sert bir şeyler yapabileceğini söyledi.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız