Bülent Arınç ne yapıyor, AK Parti ve Külliye neden tepki veriyor? Sebebi en fazla AK Parti’yi ilgilendiriyor…

19

En son Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyeliğine atanmasıyla gündeme gelmişti Bülent Arınç, şimdi ise içişleri bakanlığı tarafından görevden alınan HDP’li belediye başkanlarına ve son yedi yılda attığı twitler yüzünden hakkında yaklaşık 10 yıl mahkumiyet cezası verilmiş CHP’nin İstanbul il başkanına destek çıkan sözleri yüzünden tepkilere muhatap. 

“Ahmet Türk’ü tanırım, terörle alakası yoktur” dedi Mardin’in görevden alınan belediye başkanı için Arınç.

CHP il başkanı için ise, “Görüşlerini beğenmeyebilirsiniz, ama Canan Kaftancıoğlu’na tahammül etmek zorundasınız” dedi. 

Sözlerine tepkiler kurucusu olduğu AK Parti’den ve hatta Külliye’den geliyor. Ağır tepkiler bunlar… Bir eski milletvekili “Düş yakamızdan” diye özetlenebilecek bir yazı yazdı. Külliye’den de “Kendisi büyüğümüzdür, ama görevden almalar hukukidir, kendisinin açıklamaları bizi bağlamaz” açıklaması yapıldı.

MHP de lider düzeyinde Arınç’ın açıklamalarına karşı çıktı. Tepki verenlere hatta İYİ Partililer de katıldı.

İktidarların köreltme etkisi

Bülent Arınç’ın bazı konularda eleştirileri göze alabildiği biliniyor; bu defa da sözlerinin AK Parti içerisinden tepki çekeceğini mutlaka hesap etmiştir. HDP’li başkanların görevden alınma şekline ve Kaftancıoğlu’nun cezalandırılmasına karşı çıkmasına işte bu sebeple yakından bakmak ve irdelemek gerekiyor.

Aslına bakılırsa bu irdelemeyi esas AK Partililerin ve Külliye’deki mesai arkadaşlarının yapması beklenirdi.

Reklam

Öyle beklenirdi, çünkü Bülent Arınç bir süreden beri yaptığı açıklamalarında AK Parti’yi ve bütün ağırlığıyla yanında durduğu parti yönetimini ileride meydana gelebilecek olumsuzluklar konusunda uyarmaya çalışıyor.

İktidarda bulunanlar, hele birbiri ardına üç-beş genel seçimde kendilerini iktidarda tutacak oy almışlarsa, yerlerinin sağlam olduğunu, devleti yönetmeye daha uzun yıllar devam edeceklerini ummaya başlıyorlar. Daha doğrusu bir gün iktidarı terk etmeleri gerekebileceğini düşünmüyorlar.

Gerçek farklıdır. Ne zaman olacağı bilinmez, ancak demokrasilerde her iktidarın bir ömrü vardır. Hiçbir başka sebep aramaya gerek yok, halk hep aynı yüzleri karşısında görmekten bir gün bıkar ve bir bakmışsınız sandıktan farklı bir iktidar çıkıvermiş…

AK Parti o sürprizi 7 Haziran 2015 tarihinde yapılan genel seçimde Meclis çoğunluğunu kaybederek yaşadı aslında. 

Yapılan son kamuoyu yoklamaları AK Parti’nin oyunun 2002 seçiminde aldığı ve bazı partiler pek az oy farkıyla baraja takıldıkları için Meclis çoğunluğunu elde edebildiği yüzde 36 oyun altına düştüğünü gösteriyor. MHP desteğiyle bile iktidarı kaybedebilir AK Parti.

Hesaba, kurulma hazırlıkları süren yeni partileri katmıyorum bile. 

Biliyorum, AK Partililer, 7 Haziran 2015 seçimi sonrasında birkaç hamleyle sandık sonucunu boşa çıkarmayı ve 1 Kasım 2015’te yapılan seçimde yüzde 50’yi bulan bir oya ulaşmayı sağlamış Tayyip Erdoğan’ın, hele yeni sistemde cumhurbaşkanı olarak sınırsız yetkileri bulunduğu da düşünülürse, yine gidişi tersine çevirebileceğini düşünüyorlar.

Olabilir mi?

Reklam

“Ya emsale dönüşürse” diye düşünüyor Arınç

Bülent Arınç’ın ise diğer AK Partililerden daha farklı düşündüğü anlaşılıyor. Hepsinden daha fazla olduğu muhakkak siyasi tecrübesiyle, bir gün iktidarın elden gidebileceği düşüncesiyle ve dolaylı mesajlarla, parti yönetimini uyarmaya çalışıyor.

HDP’li belediye başkanlarının yargı kararı olmaksızın doğrudan içişleri bakanlığı tarafından görevden alınması, iktidarın el değiştirmesi durumunda, Türkiye’de iktidarın yeni sahiplerine de kullanabilecekleri bir ‘emsal’ sağlamış oluyor.

Tayyip Erdoğan’ın kendisi 28 Şubat karanlığında belediye başkanlığı görevinden alınmıştı, ancak bunu sağlamak için askerler bile doğrudan siyasi bir manevra yerine yargıyı kullanmışlardı. 

Canan Kaftancıoğlu’nun sadece takipçileriyle paylaştığı ve çoğu 140 harften oluşan Twitter mesajlarının aradan yıllar geçtikten sonra yargıya taşınması ve mahzurlu bulunarak hapisle cezalandırılmak istenmesi de Arınç’ta “Ya iktidar elden gider de, yeni gelenler aynı yolu izlerlerse?” endişesini uyandırmış besbelli. 

Haklı bir endişe bu. Siyasi hayatın içerisinde bulunanlar, hele bir de iktidar kadrosundalarsa, bu konumlarını en sert cümlelerle ifadeden çekinmiyorlar. Devran değişip sekiz-on yıl öncesine kadar giden defterler açılmaya başlandığında, o zamanlar koruma altında bulunan ifadeler cezaya müstehak görülürse ne olacak?

Erdoğan’ın haksız yere görevden alınmasına kamuoyu büyük tepki göstermişti; şimdi benzer görevden almalar ise, iktidarı destekleyen medya tarafından ve en önemlisi bizzat iktidar sahiplerince doğru bulunup savunuluyor.

Yarın tersine gelişmeler yaşandığında itiraz edebilecek mecal kalacak mı insanlarda?

Bülent Arınç uyarılarını KHK’larla görevden almalar ve ‘terörle mücadele’ genel başlığı altında yürütülen uygulamalar konusunda da yapmıştı.

O uyarılar da benzer endişelerin sonucu olarak değerlendirilebilir.

İktidar sahipleri konumlarının ebed müddet olduğunu düşünürler ve bu da onları körleştirir. Tarihimizde uzun süreli iktidarlar bulunmaması bile siyasilerin daha dikkatli davranmasını sağlamıyor. Birilerinin uyarısı bunun için önemli.

Görebildiğim kadarıyla, Bülent Arınç o görevi üstlenmiş durumda.

ΩΩΩΩ

19 YORUMLAR

  1. Geçmişte de Erdoğan ve Arınç kötü polis-iyi polis rollerini paylaşırdı. Bülent Arınç biriken siyasi gazı alacak şekilde demeçler verip, Ak Parti’nin aslında demokrat bir yapıya sahip olduğunu göstermeye çalışırdı. Fakat netameli konularda bir süre beklemeye geçilerek konu soğutulur ve sonunda Erdoğan’ın dediği olurdu.

    Bugün de aynı şey geçerli olmakla birlikte eskisine göre bir fark da var, o da şudur. 17-25 yolsuzluk operasyonlarından kurtulmak için Erdoğan vesayet rejimi dediği yapı ile uzlaşıp nişan yapmıştı. Sonra 15 Temmuz operasyonu ile nikah kıyıldı ve Cumhur İttifakı kuruldu. İç ve dış güvenlik politikalarında Erdoğan söz sahibi olmaktan çıktı ve inisiyatif Avrasyacı sözde derin devlete geçti. Bunların siyasi temsilcisi de D.Bahçeli.

    Henüz tam olarak anlayamadığım şu. Bülent Arınç biriken siyasi gazı alma görevini Cumhur İttifakı adına mı yapıyor yoksa Erdoğan’ın Bahçeli’ye (Avrasyacılara) karşı bir denge arayışı mıdır ? Bu sorunun cevabı kısa zamanda belli olur diye düşünüyorum.

    Fakat bu oyuncu veya taktik değişiklikleri maçın sonucunu değiştirmeyecektir. Umarım bu gerçek çabuk anlaşılır ve millet gereğini yapar. Zira bazı gecikmeler çok pahalıya mal olabilir. Örneğin ;

    Hitler’in hem ABD-İngiltere hem de Sovyetler Birliği’ne karşı 2. Dünya Savaşı’nı kazanamayacağı baştan belliydi. Ama o ve ona inananlar savaşa girişti. Daha sonra Almanların kaybedeceği 1942 yılında El-Alameyn ve Stalingrad savaşları ile belli olmuştu. Fakat Hitler sonuna kadar savaştı ve sonuç malum. Hitler son birkaç aya kadar savaşı kazanacaklarını iddia ediyor ve birçok Alman da hala buna inanıyordu … Savaşı kazanan ülkelerden hiçbirinin lideri iyi bir hatip değildi, savaşı kaybeden ülkenin lideri ise çok iyi bir hatipti.

    Aman gaza da gelmeyelim, gazımızı almaya çalışanlara da itibar etmeyelim. Salıverin gitsin üzerlerine.

  2. Sultanin ce söyterilerinin “TAHTLARI”sallaniyor. Bundan sonra ne deseler ne yapsalar milleti uyutamazlar.
    Çünkü! AKP’lilerin yaptıkları kanunsuzluklara karşi millet sadece tepki vermiyor, mudahalede ediyor.

    Ankara Eryamanda, siyah münübüsle KHK ile görevden alinmiş bir öğretmeni kaçiracaklari zaman halk mudahale edince kaçiramamişlar ve ilk defa münübüsün pilakasini alip resminide çekmişler.

    Bülent Arınca gelince, sadece milleti kandiriyo ve ikili oynuyor diğebiliriz.
    Malum! Kasirgada kayip olmamak için,gelecek ihtidarda oğlu ve kendi yerini garantiya almak istiyor.

  3. Sahabeden biri Hz. Peygambere kiyametin ve ne zaman kopacağı
    hakkında sual tevcih edince, Rasulullan, ” sen o güne ne hazırladın ”
    buyurmuşlar. Bazı kişiler her yönü ile meçhul ve kendilerinin dahli olmıyacak
    zuhuratlara ümit bağlayıp, rahatlamıya çalışıyor. Mesele, sen, kendin ne
    yapıyorsun, sana verilen vazifeyi yerine getirme gayretinde misin, ona bakacaksın.

    Türkiye’nin en önemli mes’elelerinin başında, FIKHIN (Mecellenin) ortadan
    kaldırılmasıyla birlikte doğan boşluğun DOLDURULMAYIŞI, doldurulaMayışı yatıyor.
    Bu vakıayı (gerçeği) her sahada ve olayda tekrar tekrar görüyoruz.
    Mecelle, Dünya coğrafyasının çoğunda (epeyinde) uygulanıyordu. Bugün
    FİLİSTİN’de görülen VAHŞETİN kaynağınada da bunu arıyabiliriz. Zira Mecelle Kanunu
    (Fıkıh-Hukuk) sadece Filistinde uygulanmıyor, İSRAİL’de de uygulanıyordu. Mecelenin
    ve etkilerinin HAYATTAN çekilmesi, UNUTTURULMASI pekçok Haksızlığın ve ZULMÜN
    kapısını aralamıştır.
    Türkiye’de de karşılaşılan pekçok katil, tecavuz, zina, iffetsizlik, haksızlık
    Devlet ve KUL malına ve hakkına tecavüz bu MECELLE’den yoksunluğun eseridir.
    İşin daha da acınacak ve üzücü tarafı, Mecelle ile beraber, onun ikliminde yetişen
    büyük Hukukcular Silsilesinin de son bulmasıdır. Mecelle ile beraber Cahil ve peşin
    hükümlü kılınan, ŞARTLANDIRILMIŞ kölelere, zavallılara bunu anlatmak ve kabul
    ettirmek ne mümkün !
    Bir Ebul Ala MARDİN, bir Ali Fuat Başgil, bir Ö. Nasuhu Bilmen, bir
    Remzi Oğuz Arık gibi kişileri ara da bul, bulabilirsen.
    Büyük Hukukçu Ebu Hanife, “Fıkıh (Hükük) bilmiyen (sormıyan) kişi,
    başıboş, komşunun bahçesine dalan sürü gibidir”, buyuruyor. Memleketimizin
    şu andaki hali tam da Onu hatırlatıyor.
    Başta Demokratik geçinen Batı Devletleri ile Türkiyede demokrasiyi,
    bu meyanda CHP İstanbul İl Başkanını, HADEP, hatta PKK-YPG gibi terör
    kuruluşlarini savunan pek çok zevat görüyoruz. Saflar değiştiği zaman bu
    kişiler ve partiler sizi savunacak mı ? Hayır. Samimi ve namuslu olmak lazım.
    Gerçekten Hukuk aşığı olmak lazım.
    Bu zavallılar – Yahudinin, Hristiyan Batı’nın, Ateistin tesiri altında kalarak,
    en az 1000 yıl Dünyayı İdare etmiş, kendi inancının Hukukuna kem gözle bakabiliyor.
    Okumadan, bilmeden, geçmiş uygulamasını araştırmadan düşman kesiliyor. Bir de
    demokrasi ve Özgürlükten dem vuruyor. Hanı, Gülüyoruz, ağlanacak halimize.
    Hali pür melalimiz meydanda. O hukuk yok, o hukukçular da hiç yok
    Senin pekçok hukukçunu derlesen toplasan bir Ahmet Cevdet Paşa
    eder mi ? bakalım.
    Cehaletten kurtulmamız, adil, dürüst ve haysiyetli insan olmamız lazım.
    Kişiye ve kısa zaman aralığına göre, aynı kanunlar mevcutken, farklı hakimlerle,
    farklı suç ve ceza üretemezsiniz. Eylem eylemdir, Ahmet Türk de yapsa,
    Bülent Arınç da ; sağdan da olsan, soldan da. 12 Eylul ve 28 Şubat, topuzun
    ayarını hep kaçırmıştı. Şimdi lanetle anılıyorlar. Büyük Hesap günü de cabası,
    inananlar için diyoruz, tabii.. Yoksa, bundan kötü günlere de yol alabiliriz.
    Düşünürken şu hususu da ihmal etmemek lazım. Şayet yeni partiler
    kurulursa, mensubları içerde başaramadıkları koalisyonu, dışarda becerebilir.
    Ayrı grup olunca, fikirlerini daha rahat savunabilmeleri, Ak Partiden seken
    oyları ötekilere kaptırmamaları da mümkün görülmeli. Şunu da unutmamalı,
    burası öyle bir ülke ki, veya bizdeki demokrasi öyle bir demokrasi ki, nice
    birbirine galiz küfürlerle saldıran partiler birbiri ile koalisyon yapmak
    durumunda kalmıştır. Bülent Arınç bu günleri de hatırlamış olabilir.
    Aslında particilik bölücülüktür, ama, düşmancılık olmamalı

    Hristiyan Batı İslamdan kopmamızı, fakat, Hristiyan da olmaMamızı
    yeğliyor. İki cami arasında kalmış bir kararsız binamaz gibi

    • iyice zırvalamışsın kusura bakmada demiyorum ne demek onlar bizi savunurmu? bir insan 5-6 hatta 7 yıl önceki üç beş twıti yüzünden on yıl hapse mahkum oluyor sen bunu alkışlıyorsun yuh senin müslümanlığınada insanlığınada

  4. Çevre
    Kişileri çevre oluşturur. Tarihte çevreyi aşan yalnız peygamberler olmuştur. Kur’an’dan sonra peygamber olmadığına göre çevreyi aşan kimse de yoktur. Mustafa Kemal Selaniklidir ama İstiklal Savaşı’na Erzurum’da başlamıştır, çünkü çevre orada müsait idi. “Gayemiz saltanatı ve hilafeti kurtarmaktır.” demişti. Zafer kazanılınca yeni çevre onu “Savaşı sen kazandın.” diye inandırdı ve sonunda içki ile onu Sermaye öldürdü.
    Erdoğan, Millî Görüş çevresinde etkiliydi. İstanbul’daki başarısını kendisinden bildi. Ayrı parti kurdu. Ordu tarafından tasfiye edilen Milli Görüş’e yine ordunun desteği ile varis oldu. Yanındakiler “Onu sen başardın, AK Parti senin eserin.” dediler. O da buna inandı. Bugünkü çıkmaz durum bundan ibarettir.
    Ben İzmir’e gittiğim zaman Ahmet Tahir Satoğlu ile anlaşarak bir çevre oluşturduk. Bu çevreyi Uşşakiler desteklediler. Aktif rolü Süleyman Tunahan ile Bediüzzaman’ın talebeleri aldı. Erbakan katıldı. İzmir’de bir çevre oluştu. Bülent Arınç bu çevrede yetişti. Kendisi Risale şakirtlerinden idi. Milli Görüşçü idi. Yani Akevler’de yetişti. Meclis başkanı oluncaya kadar da Akevler içinde aktif olarak bulundu.
    Meclis başkanı olunca yeni çevre onu sen oldun diye inandırdı. Erdoğan’ın Gülen’le olan dostluğunda baş rolü Arınç oynadı. Siyaseti bırakacağını ilan etti. Yazılarımızda uyardık. “Nereye gidiyorsun?” dedik, dinledi. Sonra yanlış yaptığını anladı. Başdanışman oldu ama daha öğrencilikten beri yetiştiği çevreyi, Akevler’i hatırlayamadı. Çünkü Milli Görüş’ün ve Gülen Cemaati’nin nasıl oluştuğundan haberi yoktu. O zaman çocuktu. Bunlar Akevler çevresinde yetiştiler.
    Şimdi o çevrenin izlerini taşıyor. AK Parti’ye döndü ama yetiştiği çevrenin zihniyetini terk etmedi. Doğru beyanlarda bulundu. Aferin kendisine.
    Bir yere gittiğin zaman çevrenle gideceksin. Çevreni bıraktın mı iki derede kalırsın, eski çevrenden koparsın. Yeni çevreye uyum sağlayamazsın.
    Erdoğan onu baş danışman yaptı. Ona üç görev verdi.
    a) Eski arkadaşları başkanlığa taşı.
    b) Gülencileri başkanlığa taşı,
    c) Akevler’le irtibatı sağla.
    Bunu bilerek veya bilmeyerek yaptı. Arınç görevi anladı. Önce çevreyi aramalı, Akevler’le yakın ilişkiye girmeliydi. Sonra Akevler’in yardımı ile AK Parti’nin eski kadrosunu AK Parti’ye getirmeliydi. Yine Akevler’in yardımı ile Gülen Cemaati’ni AK Parti’ye getirmeliydi ama olmadı. Biraz sonra tekrar oradan ayrılmak zorunda kalır. Belki de Türkiye’yi terk eder.

  5. Sayın Fehmi KORU bey iktidar eldegiştirdiginde belediye başkanlarına yapılanlara istinaden aynısı akpartili belediyelerede emsal teşkil edebilir diyor .Eyer akpartili belediyelerde pkk yardım ve yataklık tan görevden alınırsa biz hiç üzülmeyiz Sayın erdoğanı da görevden belediye başkanlığı döneminde alındığına atıfda bulunup bu görevden alınmaları kabul etmemesi gerektigini savunuyor ve Fehmi beyin bu olaylarla ilgili dış basında cıkanlar kulaklarını tırmaladığını söylüyor .Sayın fehmi koru dış üljeler deyilmi ki pkk hem terör örgütü ilan edip hem propaganda yapmadına soyadi büro açmasına göz yuman biz kimin ne drdigini çok iyi biliyor ve takip ediyoruz .Bu gidişle sayın bülent arıçda kendini kovdurup zavallı konumunda başka çaresi kalmadığını söylemek yeni oluşuma gitmek için gün sayıyor .

  6. iktidar asla el değiştirmeyecek!. akp “uykularımızı kaçıracak” askerlerini boşuna mı yetiştiriyor. ben asıl öyle bir ihtimalde akp nin nasıl bir cinnet geçireceğini merak ediyorum. iktidar el değiştirdiğinde akp militanları ne yapacaklar acaba

    • Sn, Ocakmedya okuru! “iktidar el değiştirdiğinde akp militanları ne yapacaklar acaba”

      Troller mezarlığına gömulecekler.Çünkü iftira ile mal edinenler, hiç bir zaman insanliktan nasiplerini almamişlar, onun içinde güçlüden yana olurlar. Zamani gelincede, yana olduklarıni tanimazlar.

      Onlarda birisi burada millete meydan okuyordu ve sonunda bana trol deyi verdi! Bende onun yaptiklarini ucundan kulağindan yazinca. Ortaliktan ve googleda keyip olup gitti.
      Önceden ismini yazip google girince havuzun TV lerinde medyasinda bol bol palavra atiyordu. YA ŞİMDİ?
      Hepisini sildirmiş.
      Türkiye için iyi bir ders olan akp ne mezarlığina gömuleceğinide yazmaya gerek yok. Bu dunyada, herkes yaptığının cezasini çekmeden ölmez.
      Ahiretki cezalari,zaten belli.

  7. Görüşümü konunun çevresinde lafı dolaştırmadan söylemeyi tercih ederim
    şahsen.Gerek Bülent Arınç,gerekse Fehmi
    Koru ve gerekse bu paralelde görüş beyan eden bir çok kişi görevden alınan belediye başkanları konusuna yanlış yaklaşıyor.

    Bence sorun görevden alınan başkanlardan ziyade HDP’de.Bana göre de Ahmet Türk en mutedil HDP’lilerden.Ama bu çok bir şey ifade etmiyor.HDP’den
    belediye başkanı adayı olmayı kabul eden
    kişi peşinen PKK’nın emri altına girmeyi,
    belediyeyi terör örgütünün talimatları doğrusunda yönetmeyi işin başında kabul
    etmiş oluyor.Durum böyle olunca başkanın şu veya bu kişi olmasının ne önemi var?

    En liberal bir yazar bile Avrupa’da HDP
    benzeri bir partiye izin verilmez diyebildiğine göre sorunun nerede olduğu
    açık seçik görülmektedir.

    Bunları kapatılan MSP,Refah ve Fazilet’e
    oy vermiş bir insan olarak söylüyorum.
    Bizim partilerimiz,başörtüsü bahane edilerek,imam hatipleri savunmak gerekçe
    gösterilerek,benzeri eften püften gerekçeler gösterilerek kapatıldı.

    Bu gün desteklediğim Ak Parti dağdaki bir
    terör örgütü tarafından yönetilmeye kalkışılırsa kapatılsın kardeşim.Ya yenisi
    kurulursa? Yenisi de kapatılsın.Terör örgütünün ülke yönetmesine hangi ülke izin vermiş ki biz verelim?

    *****
    Canan Kafrancıoğlu meselesine gelince.
    Türk Ceza yasasına göre cezayı hak etmiş olsa bile bu hengamede ceza verilmesini
    isabetli bulmuyorum.

    *****

    Yeni kurulacak partilerin CHP ile iş birliği yapmadan bir varlık gösteremeyecekleri
    gün gibi aşikar.Çünkü ülkeyi yönetecek
    başkanın %50+1 oy alması gerekiyor.
    Bu da mutkaka diğer partilerle iş birliğini
    gerektiriyor.Abdullah Gül’ün önce Ak Parti’yi bir böleyim,sonra gene Ak Parti
    ile iş birliği yaparım şeklinde düşünmesini beklemiyorum ve bu bana hiç mantıklı ve makul gelmiyor. Fehmi Bey bunun olabileceğini söyledi önceki yazılarında yanlış anlamadıysam.

    Gül’ün kendi Cumhurbaşkanlığı adaylığı
    sırasında Türkiye’ye 367 faciasını ve ayıbını yaşatan CHP ile,kendisini Cumhurbaşkanı seçtiren partisine karşı
    iş birliği içine girmesi kendi siyasi hayatı
    açısından bir başka ayıp olacaktır.Bu
    ayıbın üstünün örtülmesi mümkün olmayacaktır;kaç dereden su getirilirse
    getirilsin.

  8. Sayın Bülent Arınç Cumhurbaşkanlığı seçiminde sayın Cumhurbaşkanıza zamanında “Ya siz yada Abdullah bey adayımız olsun aksi takdirde ben adayım “diyebilen kişidir.Hatta Sayın Recep Tayyip Erdoğan o donem Vecdi Gönül’ü sanki aklından geçiriyordu .Askerlere karşı cumhurbaşkanlığı seçiminde ,yumuşak bir geçiş yapmak istiyordu. Bence Bülent Arınç kendi doğrularını direk evirip çevirmeden söylenilen insandır. Hoş son dönemde bazı sözleri “üç gün konuşur sonra unuturlar” gibi insanlarımızı aşağılayıcı sözler söylemiş olsada doğru larıyla yanlışlarını kıyasladığımızda doğrularının çoğunlukta olduğunu görmekteyiz .Sayın Arınç son çıkışlarıyla
    1.Ak partideki kötü gidişi durdurmayı ve Parti’nin 2002 ayarlarına dönmesi için daha önce cumhurbaskanligindaki konumunu kullanmak istiyor. Fakat bir şeyde hata yapıyor.Yola çıktığı arkadaşlarının artık o eski arkadaşları olmadığının farkında mı acaba. Koprunun altından çok sular aktı. Şu an Recep Tayyip Erdoğan’ı seven kitle Bülent Arınç tan nefret ediyor,benden söylemesi.
    2. Kendini partiden kovdurtup ,dıslandırıp yeni kurulacak Ali Babacan partisine geçmeyi veya orada akil adam olmayı mı beklemekte. Abdullah Gül’ün konumu gibi.Belli ki sayın Arınç ışığı görmüş.

  9. C. Kaftancıoğlunun CB hakareti ayrı, nefret içeren cik cik leri ayrı, yazdıklarının eski olması ayrı, bunların arkasındayım demesi ayrı, sıradan bir insanın bunları söylemesi ayrı, ana muhalefetin ana il başkanının söylemesi (hala aynı yerdeyim demesi) ayrı şeyler.
    Fakat bir canan gitse pek çoğu geliyor, bu canan dan çok bu canan damarı sıkıntılı.

  10. yaşlılık işte ne yapacaksın insanın ağzından bazen hikmetli sözler çıkar bazen manasız mantıksız .O güzelim günlerde hikmetli konuşanların halen o günleri koruduğunu düşünüp konuşmalarında ve faaliyetlerinde hikmet aramak düşünenleri okumadan soğutmakta. Millet ve onun vekalet verdikleri kendi akıllarını kullanma yerine dünyaya kazık çakmış üç liderin aklı ile düşünür yaptığı ile övünür yerdiğini yerer övdüğünü över hale gelmiş görünüyor.

  11. DEMOKRASİNİN KILICI

    Canan’a karşı çıkanlar şunu diyorlarsa sorun yok; Cumhurbaşkanına hakaret suç olmasın. En azından tutarlı olurlar, fakat bunu diyen yok, En akıllısı İ.Saymaz “olayın üzerinden bu kadar süre geçmiş niye ceza veriliyor” diyor. Daha da kötüsü Ak partililerin 15 temmuz öncesi fetö lehine açıklamalarına atıf yapıyor. Madem öyle onlarda ceza alsın diyor. Birincisi ceza kanununda zamanaşımı süreleri bellidir. Bu süre aşılmışsa zaten ceza verilmez. Öyle kafana göre zamanında nerdeydin denilmez.
    İkincisi, Akpartililer 15 Temmuz öncesi beyanları için “suç örgütü olduklarını bilmiyorduk” diyorlar. Cananın böyle bir iddiası var mı? Yani o zamanlar cumhurbaşkanı hakkında hakaret serbesti ben ona güvendim mi diyor.
    Bu i. saymazda daha önce M. Kemal hakkında eleştiride bulunan bir vatandaş tutuklanınca ” gör bakalım milletin liderine hakaret etmek neymiş” mealinde tivit atmıştı. Bunlar sadece tutarsız değil iki yüzlü.
    Piyasada acayip bir cehalet hakim. Dün akşam yenikapıdaki araçlar ile ilgili programda A.Hakanın programında Ak partili mv. 2 Ağustosta yapılan ihalede 970 yeni aracın alındığını söylüyor. CHP li yandaş da “ihaleyi önceki belediye hazırlamış, bir sürü yasal süreçten geçmiş ekremde imzalamak zorunda kalmış diyor” programda 2 tane prof ve üst düzey siyasetçiler olmasına rağmen ihale kanununu göre idarenin ihale yapmaktan her zaman vazgeçebileceğini, yaptığı ihaleyi iptal edebileceğini, sözleşme imzalamakta muhtar olduğunu bilip dillendiren yok.

    CHP liler samimi ise 5816 Sayılı Atatürkü koruma kanunu dahil bütün hakaretlere hapis cezası veren düzenlemelerin iptali için kanun teklifi verir. Gerisi laf ü güzaftır.

    • Aynı ekolün “zamanaşımı da neymiş” dedikleri birçok olaya geçmişte şahit olduk. Hatta 25 yıla yakın hapis yatan Ağca tahliye olduğunda kıyameti koparmışlardı tekrar cezaevine dönmesi için. Geçmişte 20 yıllık zamanaşımını az bulanlar 5 önceki olayın soruşturmasını yadırgıyorlar. Bu konuda örneğin zamanaşımı 1 yıl olsun diye bir önerileri var mı o da yok.Ne var; trollük, goy goy muhabeti.

  12. Mahallenin hadi abisi diyelim başka şeyler söyleyenleri de gördük ancak bu mübarek gün batılı tekrar etmeden kimseleri incitmeden yazmak gerekir. Mahallenin abisine etkisiz ve yetkisiz bir görev verilerek mahalle içinde olan yanlışlara kızgın olan bir kesimin amiyane tabir ile gazını almak ancak söylediklerine hiç aldırmayarak hatta bir kısım çakır gözlü, özgür gündem devşirmesi akpkk troller ile ağzının payını da verdirerek, işte ak saçlı parti içi nur topu gibi muhalefetimiz bile var diyebilmek ve melih ile girdiği polemik esnasında bir nalına bir mıhına vurarak yaptıkları hilal taktiği ile netameli bu süreci geçirebiliriz diye düşünüyorlar. Hayır beyler artık ok yaydan çıkmıştır burada yazan eski aktrollerin bile sizden ümidi kesilmiş ve artık toplumsal bir uyanış ümidine girmeleri bile gösteriyor ki dipten bir intibah ve inşirah hareketi özlenmektedir bunun beşareti fecri kazip olan akp değil beklenmeyen bir yerden sökün edecek fecri sadık ile ancak mümkün olacaktır. Hatta gözlerini fecri sadık için doğuya dikenler artık sabahın yakın olduğunu bilip garb canibinden erken bir şafak alameti beklemeliler.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız