CHP değişime direnmekten vazgeçerse iktidar rüyası görmeye başlayabilir…

61

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu T24 sitesi yazarlarıyla buluştu ve ortamın sunduğu rahatlıkla pek çok konuda önemli açıklamalarda bulundu.

T24 yazarları buluşmadan edindikleri izlenimi herbiri kendi penceresinden dün paylaştı; bugün gazetelere baktım, söylenenlere kulak veren olmamış…

Türkiye’nin medya gerçeği artık iyice belirgin: AK Parti dışındaki siyasi çizgilerin kendilerini geniş kitlelere duyurmaları neredeyse imkansız. Ahmet Davutoğlu’nun liderliğini yaptığı Gelecek Partisi kuruldu kurulalı kendini anlatma sıkıntısı yaşıyor; aynı durum Ali Babacan’ın oluşturma gayreti içerisine girdiği yeni parti için de söz konusu olursa kimsenin şaşıracağını sanmam.

CHP için de durum farklı değil.

Bu sorun ciddiye alınıp iktidar dışındaki siyasi görüşlerin de kamuoyuna yansıtılması için çareler aranmalıdır.

Şu gerçek bilinmeli: Tek sesli medya düzenine sahip bir ülkeyiz; şimdi Türkiye’de yaşanan türden ortamlarda kendisini sürüden ayıracak ve farklı görüşleri ekranlarına taşıyacak olan TV kanalları toplumdan ilgi görecek, daha fazla izlenilirliğe kavuşacaktır.

FOX-TV’nin sabah ve akşam haber programlarının milyonlar sarf edilmiş dizilerle izlenme yarışına girdiği bir ortam bunun işaretlerini veriyor.

Haber kanalları bu işareti iyi değerlendirmeli.

Reklam

CHP’nin tarihi, CHP’nin bagajı

CHP liderinin T24 buluşmasında verdiği mesajlar arasında benim en fazla dikkatimi partisiyle ilgili özeleştirisi çekti.

Muhafazakar kesimlerin kanaat önderleriyle ara sıra bir araya geldiklerini belirttikten sonra şunu söylemiş CHP lideri:  

“Bazen kendilerine takılıyorum; ‘siz kendinize muhafazakâr diyorsunuz ama muhafazakâr değilsiniz. Asıl muhafazakâr bizdik, yıllar yılı değişmemek için direndik’ diyorum.”

Gazetelerde köşem bulunduğu dönemlerde, o günlerde CHP’de siyaset yapan eski müftü İhsan Özkes’in davetiyle, Kılıçdaroğlu’nun bulunduğu bir-iki toplantıya katıldığımı hatırlıyorum. O toplantılarda T24 buluşmasındaki özeleştiriye benzer takılmalar genellikle davetliler tarafından CHP’ye eleştiri olarak dile getirilmişti.

Demek o eleştiriler üzerinde düşünülmüş. 

Cumhuriyet Halk Partisi Cumhuriyet’i kuran kadronun Cumhuriyet’i ilan etmeden önce kurduğu partidir. Tarihi birkaç yıl sonra 100. yılını kutlayacağımız Cumhuriyet’le yaşıttır. Ülkenin 100 yıl içerisinde yaşadığı bütün siyasi gel-gitler içerisinde en önemli pay dolayısıyla CHP’ye aittir. 

“Sizi ben bile kurtaramam” tehdidiyle başlayan süreç 27 Mayıs 1960’ta siyasi tarihimizin ilk askeri müdahalesiyle tamamlandığında, muhafazakar kitle, o gelişmede CHP’yi suçlamıştı. 

Reklam

Bir darbede sorumlu görülen CHP’nin kendisi, 12 Eylül 1980 askeri müdahalesi sonrasında, darbeciler tarafından, diğer partilerle birlikte kapatılacaktı.

Yine de, toplumda ‘ordu+CHP=iktidar’ formulü zihinlere kazındı ve oradaki varlığını sürdürüyor.

Sürdürüyor, çünkü karşı karşıya kalınan her muhataralı dönemeçte kendisinden demokratik tepki vermesi beklenen CHP ya sesini çıkarmadı, ya da yanlış sesler çıkardı.

En son ve en çarpıcı örneğini 2007’deki ‘367’ skandalı sırasında vermişti CHP. AK Parti içerisinden birinin cumhurbaşkanı olmasını engellemeye kalkması, kaçınılmaz olarak o makama yine askerin onayladığı birinin gelmesini istediği yolunda hiç de yanlış olmayan yorumlara yol açmıştı.

O tür yorumlara aldırmayan, hatta bir bölümü partisinden hep öyle hassasiyetler bekleyen bir tabanı var CHP’nin; onlar sayesinde garanti bir oy oranına sahip, ancak yine öyle olduğu için oyunu yüzde 25’in üzerine çıkartamıyor. Karşısına çıkan partiler (Demokrat Parti, Adalet Partisi, Anavatan Partisi, AK Parti) CHP’nin bu özelliğini bilerek geliştirdikleri stratejileriyle tek başına iktidar olmayı başarıyorlar.

CHP ise geçmişin üzerine yüklediği bagajlardan kurtulma yoluna gidemiyor.

İngiliz İşçi Partisi ve Muhafazakar Parti

Tarihleri CHP’den de eski partiler Avrupa’nın değişik ülkelerinde var. O partilerin her birinin uzun geçmişlerinde bugünün insanlarına ters gelebilecek yanlış politik tercihler de bulunabiliyor. Ancak oralardaki her parti her dönemde kendini günün şartlarına uydurmayı ve geçmişi yüzünden muaheze edilmekten kurtulmayı başarabiliyor.

İngiltere’de Muhafazakar Parti ile İşçi Partisi’ne bu gözle bakıldığında görülecektir: Margaret Thatcher Muhafazakar Parti’yi yeni bir kulvara sokarak iktidara taşımıştı; ancak onun açtığı yol sonradan tıkandığında halefleri onu unutturacak yeni söylemlerle halkın karşısına çıkabildiler.

Benzer bir durum İşçi Partisi (İP) için de söz konusu: Tony Blair dogmatik bir görüntüye sahip İP’yi daha geniş kitlelerle buluşturacak bir yol tutturarak iktidara taşıdı; Irak’ı işgale giden George W. Bush’un arkasına takılmasıyla yıpranan imajı kendisinden sonra gelen liderler unutturabildiler. Araya giren İP hükümetlerinden sonra bugün yine tek başına iktidara gelmiş bir Muhafazakar Parti var.

CHP işte bunu beceremiyor.

Muhafazakar konuklarına, “Biz sizden daha muhafazakarız, yıllardır değişime direniyoruz” demesinden Kılıçdaroğlu’nun bu gerçeğin farkında olduğunu anlıyoruz.

Bu önemli.

Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul büyükşehir belediye başkanlığını kazanması da CHP yönetim kadrosunun gözlerini açmış olmalı.

İktidara gelir, gelemez, bu birden olacak bir şey değil; ancak rüyası görülebilecek bir şey…

Muhafazakarlığını kendisini muhafazakarlaştırmadan üzerinden atabilir CHP; bunu yapabilirse sadece siyasette başarılı sonuçlar elde etmekle kalmaz, ülkeye de büyük hizmet etmiş olur.

Bagajlarından kurtulmaya kararlı CHP’nin önünde kendisine kimlik olarak seçebileceği çok geniş bir tercihler skalası var ve hangisini tercih ederse etsin, bunu yapmakla, kendisini klasikleşmiş kimliğinden daha sevimli hale getirebilir.

Kemal Kılıçdaroğlu bunu gerçekleştirme çabasında olduğu görüntüsünü veriyor.

ΩΩΩΩ

61 YORUMLAR

  1. Cumhuriyetimizi kuran ve o günden buyana var olarak siyasi tarihimizin hafızası olan CHP saygıyı hak ediyor. Sağ partiler kısa süreli hesaplar uğruna biri gidip diğeri gelirken CHP devlet-millet tekkesinin türbedarlığını yapmayı sürdürmüştür. Doğru yapmıştır yanlış yapmıştır ama görevi bırakmamıştır. CHP ve onun gibi sürekli olabilecek bir sağ ikizi bu memlekete lazım.

  2. Aslında bir çok konuda sayın yazarla aynı düşünmemize rağmen son zamanlardaki tek kutuplu yazılarından dolayı sayın yazarla çok çelişiyorum. Tabiki onun kadar entellektüel ve bilgili olduğumu iddia edecek kadar ahmak değilim. Kendisine ve birikimine saygım sonsuz. Lakin yine yakıştıramadığım bir durum daha ortaya çıktı. Lütfen sayın yazar… Yapmayın. Bakın baktığınız pencere haliyle arkadaşınızdan yana açılıyor. Bunu anlayabilmek zor değil. Biraz düşünen herkese ayandır ki; Samimiyet yoksa yapılan hiç bir hareket toplumsal karşılık bulmaz. Nasıl ki Tayyip Erdoğan ın yaptıkları söyledikleri şimdilerde toplumsal bir karşılık göremiyorsa (2014 öncesine göre, yoksa toplumsal karşılığı en fazla olan lider yine Erdoğandır) CHPlilerin ve genel başkanlarının toplumsal karşılığı da sadece kendilerine ait olan %25 tir ve onu aşamamıştır. Her ne kadar siyaset üretmek hizmet üretmekle paralel olmasa da bu yazınızda bahsettiğiniz kişi ve kurumların ve onlara oy verenlerin tek tutar argümanı Tayyip Erdoğanın yaptığı yanlışlardır. Sorunu doğru teşhis edip çözümü doğru geliştirmek adına bu önemlidir. Bir defa şunu bir tespit edelim, CHP nin hiç bir ideolojisi yoktur. Maalesef ülkemiz yakın tarihi devlet yönetiminde sürekli ideolojilerin kavgasının tarihidir aynı zamanda. Bence bunun sebebi de kuruluş esnasında yanlış temeller seçilmesidir. Toplumun dönüştürülmek istenmesidir. O kullanılan maya tutmamıştır. Ülkeye giydirilmek istenen seküler gömlek bünyeye uymamıştır. Her fırsatta millet o gömlekten sıyrılmaya çalışmış birileri zorla tekrar giydirmiştir. Haliyle mütedeyyin kesimde bir tepki gelişmiştir sekülerlere karşı. Bizdeki seküler/solcular olayı elitizmle karıştırmışlardır. Toplumla bağını kesmeselerdi bu gün kendi kimlikleriyle iktidarda olabilirlerdi. Sizin de zikrettiğiniz ordu+chp=iktidar formülü hiç de yabana atılamaz. Dikkat ederseniz 80 darbesi bile sadece mütedeyinlere değil halka karşı yapılmıştır. Kim yazmıştı hatırlamıyorum ama 90 yıllarda bir yazar Özaldan bahsederken “Onun farkı Türk toplumuyla birlikte mütedeyyin kesimin de zihinlerini değiştirmiş olmasıdır. Hicret manavı, Bedir bakkaliyesi o dönemde büyümüş onlar da koca koca şirketler olma yoluna girmişlerdir” şeklinde bir cümle kurmuştu. Fakat bunun karşılığını CHP ve elitistler 28 şubatta verdiler. Verdiler ama Erbakan ın planladığı Özal ın sürdüğü tarlaya tohum atmak yine Erbakan a nasip olmuştu. Şimdilerde o tohumlar büyüdü başak verdi meyve verdi. Mütedeyyinlerin değişimi memleketi de değiştirdi. O kadar hızlı bir değişim oldu ki elbette arada ayrık otları da büyüdü hatta tarlayı tehdit eder boyuta geldi. Lakin bunlar süregelirken CHP-elitistlerden ne bir alternatif duyduk ne bir plan proje işittik. Evet onlar dönüşemedi. Bakın göreceksiniz belki bir umut dedikleri İmamoğlu da güme gidecek arada. Çünkü seçim öncesi bi kaç sempatik konuşması ve pozları dışında ne verebildi ki topluma yahut hangi umudu taşıyabildi. Basında yer almıyormuş. Yapmayın Allah aşkına. Hem hadi siz yer verin İmamoğluna! Neyini anlatacaksınız ki ? Hangi projesini ? Hangi üretimini ? Yahut Kılıçdaroğlu ? Seçim öncesi söylediklerini hepimiz duyduk. Medya yetmedi bir de sağolası Erdoğan seçimi iptal ettirdi duymadığımızı görmediğimizi de gözümüze kulağımıza soktular. İşte ortaya çıkan bu. İBB ye atadıkları bürokratların kimliği ne dediğimi anlatmaya yeter anlamak istenirse. Yıllar önce bir cümle kurmuştum maalesef bu oldu. Ak Parti CHP ye dönüşmezse 100 yıl ülkeyi yönetir demiştim. Maalesef kısmen dönüştü. Ama yinede toplumu heyecanalandıran kişi Erdoğan. Hala onun söylem ve projelerininden daha iyisini söyleyebilen yok. Chp de zaten yok onu biliyoruz yok çünkü. Eğer varda biz bilmiyorsak siz burdan Tayyibe oy kaybettirmek adına söyleyin de bilelim. Bunu istediğinizi biliyorum ama siz bile bulamıyorsunuz. Erdoğanın (Ak Parti demiyorum) alternatifi kim ? Ya BABACAN ki daha söylemden öteye görmedik. Ya da Erdoğanın bir kaç yıl içinde işaret edeceği kişi! Başka çaresi yok. Onlar da (Erdoğan karşıtlarına üzülerek) henüz Erdoğana alternatif değiller. Ne söylemde ne eylemde önerileri yok. Siz de hala parlamenter sistemdeymişiz gibi Ak partiden dem vuruyorsunuz. Sistem gereği Tayyip Erdoğan bağımsız bile aday olabilir. Ak parti %30 lara bile düşse O yine en kötü ihtimalle ikinci turda başkan olur. Çünkü alternatifi yok. Ne sanıyorsunuz CHP belediyelerinin icraatlarına 4 yıl tanıkılık etmiş olanlar 2023 yılında CHP nin adayını mı destekleyecekler ? Buna gerçekten inanıyormusunuz ?

    • 1) “Bir defa şunu bir tespit edelim, CHP nin hiç bir ideolojisi yoktur. Maalesef ülkemiz yakın tarihi devlet yönetiminde sürekli ideolojilerin kavgasının tarihidir aynı zamanda.” demişsiniz ve bu çelişkili olmuş.
      2) “Sizin de zikrettiğiniz ordu+chp=iktidar formülü hiç de yabana atılamaz. Dikkat ederseniz 80 darbesi bile sadece mütedeyinlere değil halka karşı yapılmıştır.” demişsiniz. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra CHP de kapatılmış ve bu parti hala kendine gelmeye çalışmaktadır.

  3. Devlet Bahçeli, yakın geçmişte Kanal İstanbul Projesi için çok sert ifadeler kullanmış ve şöyle demişti:

    “Güya yeni bir kanal açıyorlar, adına da ‘İstanbul Kanalı ve bu bir çılgın proje‘ diyorlar. Bu, soygun düzenini çılgınca sürdürecek bir projedir.‘‘

    Bahçeli, bugün yaptığı açıklamada ise Kanal İstanbul Projesi için şöyle demiş:

    “Bundan rahatsızlık duyanlar, şuursuz ve gayrı milli olanlardır”

    Siz de mi şuursuz ve gayri milli olanlardansınız.

  4. Sn Hasan Günay, Bernar ve H. Gayret dünden kalan güncel konulara girildiğinde DiN ve Kuran’dan atıfta bulunma konusundaki alışverişe devam ederken konu bana da bulaşmış görünüyor… H. Gayret’e göre bu konuda en çok suistimali H.K. yapıyormuş. Bu insafsızlık yalana da girer. Kendisini bu konuda tek bir örnek vermeğe davet ettim. Bunu tekrar ediyorum. Açık ve net olarak ha şu suistimal desin ben de kendisinin en çok neyi suistimal ettiğinizin bir listesini çıkarmış olayım.

    Sn Hasan Günay’ın saptamasına katılıyorum. F. Koru’nun arada bir bunu yaptığını hatırlıyorum. Müslüman biri olarak doğaldır, neden olmasın? Ancak bu forumu mümkün mertebe çok katılımla idame ettirebilmek için sık sık bunu yapamaz. Yorumcuların durumları ayrı, daha serbest ve herbiri farklı… Kendimi ele almış olayım burada bazılarının gelişi güzel uzun boylu hadis rivayet aktarmasına kıyasla sabah-akşam ayet nakli mi yapıyorum? İstesem onu da yaparım, ama ne lüzum var? Temel konularda arasıra değindiğim bazı ayetler olabilir. Sebebi bunların yeterince bilinmediğine inanıyorum olmamdandır. Değişik görüş, yorum, bilgi paylaşımı forumun ana amaçları arasında değil mi?

    Bu günkü konuyla ilgili yazılacak çok şey var. Yine CeHaPe, CeHaPe diye başladı diyecekler…. Tezimi/hipotezimi hatırlarsanız, şu: Bugünün AKePe’sini doğuran CeHaPe dir. Onu da doğuran M.K. Atatürk Paşanın saplantıları ve hatalarıdır. CeHaPe bu hataların saplantıların, mirasçısı ve bu konuda muhafazakar bir parti!

    Altay’lının Babacan ile yaptığı söyleşiyi kısmen de olsa takip ettim. Epey soru cevaptan sonra. Konu Atatürk’e geldi. “Ne düşünüyorsun. Yeni bir parti kuracaksın bu konu da önemli, bu konuda vize alacak bir durumun var mı?” demeğe getirdi Altaylı. O da kem-küm siyaseten bir şeyler söyledi tabi. Statüko kabilinden.. M.K. Atatürk Paşa’nın Kurtuluş savaşındaki başarıları sonradan yaptığı hataları maskelememeli. Bu hatalar tartışılmadıktan, kabul edilmedikten sonra Türkiye’de ileri doğru yeni ve sağlıklı bir atılım gerçekleştirilmesi çok zor.

    Bir 100 sene daha geçer. Fasit daireden çıkılamaz. Bu süre içersinde ne olur. Şu olur, M.K. Atatürk Paşa takıntılı laikçilere fırsat düşer, onlar 15-20 yıllık iktidarları süresince AKePe’den intikamını alır (yap-boz!). Derken 15-20 sonra tekrardan bir başka parti, misal MeKaPe partisi çıkar o da laikçilerin partisinden intikamını alır, Türkiye’de işler fasit dairede kalır… Halbuki iç enerjimizi toplayarak ivme ile bu mahkumiyetten teğet geçerek kurtulma zamanı geldi geçti…. M.K. Atatürk Paşa bir engel konumundadır. Aşılmalıdır!

    • Müslüman ülkelere bakıyorsun Türkiye açık ara önde, üstelik petrol-doğalgaz olmadığı halde. Bunu sağlayan M.K.Atatürk Paşa ise yanlış yapmış diyorsun. Sizinki “akıl*iman sentezi” değil “inanç*iman sentezi” mübarek!

      • Yukardaki ‘yazı-yorum’da “Akıl*İman Sentez”inden bir bahis var mı ey mübarek! CeHaPe gözlüklerinizi takınca olmayan şeyleri de gösterebiliyor o önyargılarınız. Dişinize uygun, ağza sakız edilecek bir şey mi buldunuz o kavramı da çarpıtmağa başladınız? Gelişme-geri kalmışlık konusunda kötü misal emsal olamaz diye temel bir kural var. M.K. Atatürk Paşa’nın hatalarını maskelesin diye bu temel kuralı bilmemezlikten mi geliyorsun? Emsal aldıkların da benzer hataların kurbanı oldular…

        Ayrıca, başka örnekler de yok değil ama, G. Korenin petrolü mü vardı? Bizden sefil durumdaydılar. 50 yıl geçmedi toparlandılar. Onlar nerede, bak bizim TR-C nerede! Diyeceksin ki peki bu neden? Onların bir avantajı muhtemelen bizimkisi gibi, hata üstüne hata yapan, milleti sosyal devrimmiş şuymuş buymuş, boşyere oyalayan bir “Min-Jun Atakoreli (Ata-Hangug-Eo) Paşa”larının olmamasıydı. Siz önce M. Kemal Atatürk Paşanın hatalarını bir kabul edin ben de size değindiğiniz, çarpıtmağa çalıştığınız o kavramın bize nasıl bir iç enerji sağlayabileceğini, geçmişte ve günümüzde yapılan hatalar konusunda nasıl bir balans-ayarı sağlayacağını anlatmağa başlayayım…

  5. Bazı yorumcuların önümüzdeki dönemde başkanlık ve mebus seçimlerine yönelik olarak kimi partilerin koalisyon yapabileceğinden, hükümeti kurma çoğunluğunu birlikte sağlayabileceklerinden sözettiklerini filan okuyorum buralarda(sayın hattat ve incibaba gibi…) önceleri bu türden ifadelerin eski türkiyenin ağız alışkanlıklarıyla yazılıp çizildiğini sanıyordum ama durum biraz farklı sanki. O yüzden şöyle bi tekrarlamada ve bazı hususları hatırlatmada fayda görüyorum: abd usulü iki partili sistem türkiyede tutmuştur. başkanlık seçimlerine partiler değil, partilerin genel başkanları ya da bikaç partinin ortak adayları katılmaktadır. Mebus seçimlerine ise bazı partiler ve onların listelerine eklenmiş(kayığına binmiş) diğer particiklerin adayları katılıyor. Yani hem seçim öncesinde hem de seçim sonrasında herhangi bir koalisyon söz konusu değildir; özellikle de başkanlık için bu teknik olarak da mümkün değil zaten, çünkü koltuk bi tane! Ama kimi ön sözleşmelere bağlı olarak belki başkan yardımcılıkları falan üleşilebilir, yoksa başkanın kuracağı kabine için bile böylesi bir imkan yok; çünkü bu konuda insiyatif sandıktan çıkmayı başaran “tek adama” aittir! Eğer yorumlarda farkında olmadan eski türkiyeye has bu tür koalisyon hesapları yapılıyorsa nafile; o devir geçti..! Ya da halkın helal oylarıyla seçilmiş bir devlet başkanı neden kendisini onun bunun ipoteği altına soksun ki..?

    • Çarpıtmada çok mahirsin H.Gayret.

      İttifaklar ne oluyor?

      Bizdeki ABD usulü iki partili sistem tutmuşmuş, külahıma anlat.

      Meclis ve yargı denetimi nerede?ABD sistemini ayakta tutan kapsayıcı kurumlar oluşturuldu da biz uzayda mıydık?

        • Eskiden Cumhurbaşkanı yürütmenin başı değildi, yanlış kıyaslıyorsun.
          Diğer yandan, seçimi kaybettiği zaman bir dava açılması yeterli. Herşeyi seçim kazanmaya endeksleyerek bunu da kabullenmiş oldu(nuz).

        • İmkansızı savunuyorsun H.Gayret.

          ABD’de Senato 3te2 çoğunlukla başkanı azlediyor.

          Kapsayıcı kurumlar başka bir bahara ertelendi değil mi?

  6. CHP değil de; iyi parti, gelecek partisi ve Saadet Partisi olarak üçlü ittifaka ne dersiniz? Siyasette her yol denenebilir. Yeterki genel başkanlar bir araya gelsin. İşte o zaman Gelecek Partisi adından söz ettirecektir. Saadet partisi de küsmüş olan tabanıyla bir nebze olsun barışacaktır.

  7. İnsanlar hep bir mrkeze (güneşe, ay’a kabeye, vatikana vb) doğru yönelirler.
    Tüm kainat güneş tarafından çekilir.
    maymunlar insnalar ne yaparsa aynen taklit ederler.
    lakin, siyaset bir türlü cebine bir mıkntıs koyup metalleri bile kendine çekmeyi beceremiyor. kaldıki bunun plastiği, kağıdı, balonu, havagazı da var..
    Muhafazakar diyorsun adama, ha şu meczup mu?
    İnançlı diyorsun, ha şu kara çarşaflı mı?
    Mütedeyyin diyorsun, şu sarıklı sakallı mı?
    Laik diyorsun ha şu dinsiz mi?
    Modern desen, mini etek mi?
    diye soruyor, yada provake ederek sana kendi saldırıyor!..
    pijamayla insanların karşısına çıkanlar,
    evlendirme proğramlarını marifet sayanlar,
    partililer solda yeni oluşumlar, yeni partiler çıkmalı derken, C partililer bölünüyor diye lanse edenler,
    hiç birşey yapmasada yapıyormuş gibi yapmak, görünmek babında;en azından kalkışma- ihtilal- hareket her ne ise yapanları, siyasetçisiyle, dış güçleriyle en azından 12 eylülcüler kıvamında yargılayıp, cezalarını bulmalarını sağlayamayanlar,
    sahada top çevirmek! nereye kadar?
    bir yandan ekonomimizi, işsizliği hallederken, öte yandan suçluları önce cezalandıralım, yargılayalım ki,
    sıra düzen oturtmaya, düzeni bozanların düzenini yıkmaya, birdaha üç beş at hırsızının maskarası olmamak için gereken tedbirleri almaya gelsin.
    Muhafazakar olsak, en azından kendi kimliğimizi koruyabilsek, ya göründüğümüz gibi olsak, yada olduğumuz gibi görünsek! lüks mü kaçar bize acaba?

  8. Bir basın haberi:CHP Sözcüsü Faik Öztrak’ın, “Devlet Bahçeli’yi, 12 Eylül’de en fazla korumaya mazhar ülkücü haline kim ya da kimler getirdi?” açıklamasına MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, “Cunta mahkemeleri tarafından yargılanıp hapse atılmamak suç mudur? ” diyerek karşılık verdi.Bir yorum:Bahçeli,Cunta mahkemeleri tarfından hapse atılmamışsa;Cuntanın faal üyesi olduğundadır.Bu da mı suç değil?

  9. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan, “Cumhurbaşkanımız geçmiş önümüze yara yara gidiyor. Arkadan gelenler olarak bu arkayı iyi desteklememiz lazım” diye konuştu.Bilal oğlan, ok atmaktan palavra atmaya geçmiş.Bilal oğlanın aklı, böyle işlere ermez.17/25 aralık yolsuzluk tapelerinde o değil miydi ”alo babacığım” tapelerine takılan?Babası Erdoğan değil miydi,kardeşin Sümeyye ye sor paraları nasıl sıfırlayacağını ,diye onu azarlayan?Bial oğlanın aklı, iBB den aldığı paraları ok atarak harcamaya erer.

    • Sen mi yaptın ses kayıtlarını yoksa… Tüh be herkes seni arıyordu…Nerdesin be kardeşim… Fuat Avnigiller nasıl bu aralar iyi mi…Yeni, kaset maset olaylarınız varmı bu aralar… Verin de Chp kürsülerinde yayınlasınlar…Yüzünüze maske falan takmayı unutmayın…

  10. Baldız demiş ki; “bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü?”
    Nereden çıktı bu CHP ve Kılıçdaroğlu güzellemesi?
    Sayın Abdullah Gül ve kuracağı parti ile yakınlaşarak muhafazakarlıklarından kurtulabilirler değil mi? Yazının gizli teması bu olsa gerek.
    Saygılarımla.

  11. Sn F.K.T.’nin yorumuna katılıyorum.

    CHP’nin münafıkça bir tavırla muhafazakarlaşması teşvik ediliyor.Toplumsal barışa katkı verecek bir yaklaşım değil bu.Ayrıca dini siyasete alet etmenin farklı bir sosla servis edilmesi.

    Bu yaklaşımı destekleyenler, bunun yerine; şayet halk iradesi o yönde tecelli ederse, CHP ile merkez sağ/muhafazakar/dindar kesimi ağırlıklı temsil yeteneğine ulaşmış bir siyasal partinin koalisyonunu teşvik etseler daha tutarlı olur, toplumsal barışa katkıda bulunmuş olurlar.

    7 Haziran genel seçimleri sonrası Ak Parti-CHP koalisyonu gerçekleşebilseydi, Türkiye bugün yaşadığı bazı sorunları yaşamıyor olabilirdi.

    Editöre Not: Yorumu bugünki yazıya geçmem gerekirken, sehven dünki yazıya geçmişim.

  12. AKP ve destekçisi MHP nin toplam oyları yarı yarı ise(şimdi %40 ı bulmuyor),muhalif oyları diğer yarısıydı; ama çeşitli partilere dağınık olduğu için muhalifler iktidara gelemiyor.Şimdi Erdoğan,cumhuraşkanlığı seçimindeki barajı %50+1 den %40+1 re dişürmek istiyor.Muhalif taraf,cumhurbaşkanlığı seçiminde bir kuvvetli aday üzerinde anlaşır, tek adayla seçime katılırsa kazanma şansı çok yüksek olur.Vekil seçimlerinde ittifak olmasa da olur.Ama,cumhurbaşkalığı seçiminde muhalifler kuvvetli tek aday üzerinde mutlaka anlaşmalıdır.AKP nin seçim başarısı filan yok.MHP ve YSK desteği var,muhalif oyların bölünmesi var.İşte bunlardan dolayı kazanıyor.Aetık kazın ayağı öyle değil.Muhaliflerin iktidar olmaihtimali yali yüksek.Bir de AKP den ayrılıp ayrı partilerin kurulması var ki,evlere şenlik.Bu durum ,Erdoğan ın gözünü korkutuyor.Davutoğlu ve Babacan ın partileri en az %15 üzeri oy alır AKP den.İşte bu fırsatı iyi değerlendirmek gerekir.AKP için yolun sonu göründü,elhamdülillah.

  13. Mühim olan eleştirilerin samimiyeti. Baykal döneminde de ufak tefek çıkışlar yapmadı değil CHP ama dedim ya samimi bulunması şart toplum tarafından. HDP ile olan örtülü birliktelik bir çeşit yara, kabuk bağlaması zor gibi. Kılıçdaroğlu’nun yaşı itibariyle son dönemi. İmamoğlu, İnce ve bir iki isim daha liderliğe oynayacaktır. İmamoğlu belediyedeki performansı ölçüsünde partiye lider olabilir. Benim kanaatim memleketimizin yakın gelecekte koalisyonlu dönemlere döneceği yönünde.Babacan ve CHP koalisyonu olabilir bu. Birbirine yakın oylar alacağını öngörüyorum bu iki partinin.Bu gelişme parlamenter sisteme dönüşü de beraberinde getirir.

  14. Fehmi koru, bir kaç ay önce Fuat Uğur’un “Cemaatçi askerlere son uyarı, tavuk tarda sayılır” yazısını es geçtiği için hayıflanmış bir özür yazısı falan yazmıştı…
    Darbeden sonra Chp direniyor, debeleniyor, direnmekle kalmıyor Fetönün argümanlarına sahip çıkıyor…
    Diren bakalım Chp….
    1-17-25 Aralık süresince Paralel Yapı’nın papağanı gibi Meclis’te sahte evrakları bülbül gibi şakıyorlardı…
    2-fetöcüler kontrollü darbe der….sarılır
    3- fetö17-25 Aralık süresince Paralel Yapı’nın papağanı gibi Meclis’te sahte evrakları şakıyan cüler tiyotro der….Sarılır
    4-Malum, bir ara “Baykal’ın kasetini ilk ben gördüm” diye ağzından kaçırıvermişti. Demek sıkı tembih edilmemişti. “Nasıl gördünüz, kim getirdi ya da verdi?” sorularına da “Evime üç tane maskeli adam geldi ve bana kaseti teslim ettiler” diye akıllara ziyan bir cevap vermişti…
    5-Elimde dosyaları var. AK Partili 180 milletvekili ve dört bakan ByLock kullanıcısı” demişti darbeden sonra… Kim onlar ver savcılara…. hatta çoğu gazeteci bize verin şakır şakır açıklayalım dediler… ses yok sus pus…
    6-Fetöcüler, altınlarla gemilerle kaçacak yaygarası yaparlar… Bu zat hemen atlar ben getiririm onu der…
    7-Şimdi de ön alıyor… Bylook dökümleri iyice açığa çıkmış diyorlar…İki gün önce önerge vermeye çalışırlar siyasi ayaklar açıklansın diye… Bahçeli “Elindeki dosyayı savcılığa ilet yoksa ben seni getirtmesini bilirim” mealindeki çıkışı ve Kılıçdaroğlu hakkında suç dosyası kabarık bir rapor hazırlattıklarını açıklaması, devletin eline yeni belgelerin geçtiğini gösteriyor.”

    Diren Chp…..Tavsiyelere uy….

      • Çölaşanın ve Chp nin iktidarı devirmek için fetöye sahip çıkmasından öte Sizlerin çölaşan ve Chp den medet umması acziyetin kimde olduğunu göstermez mi mim… Chp li olsan anlarım da ömründe chp nin önünden bile geçmeyen siz chp ancak yem olursunuz… Sen boşver de bu hafta rüzgar varmı etrafta…

  15. Önümüzdeki 20 yılı CHP Liberal Sosyal Demokrat bir çizgide bu ülkeyi yönetecek. Çünkü ülkenin buna ihtiyacı var. Kılıçdaroğlu nun başörtüsü konusundaki özeleştirileri böyle okunmalı

  16. “Kemal Kılıçdaroğlu bunu gerçekleştirme çabasında olduğu görüntüsünü veriyor.” da; Kılıçtarğlu’nun CHP’nin başına geçmesi ancak bir “kaset operasyonu” sonrası olması, insana şunu düşündürmüyor da değil: ‘Aslında, ülkemizde siyaset ve kurumları her an dizayn ediliyor ve bu, toplumun değerleri ve üretilen (yeni) toplumsal değerler üzerinden yapılıyor ki; “muhafazakarlık” kavramı da bunlardan biri…

    Halkın anladığı veya bizim bildiğimiz, bizdeki şekliyle “muhafazakarlık”; çoğunlukla dine dair emareler barındıran, dini söylem ve semboller ihtiva eden bir olgudur; sisteme göre ise; dine dair olanla beraber milliyetçilik, devletçilik, aidiyet, hamaset ve yerleşik kültür de bunun bir parçasıdır ve siyaseti dizayn etmede bir araç olarak kullanılabilir. Şimdilerde AK Parti iktidarında yaşadığımız gibi.

    Muhafazakar-demokrat bir söylem geliştirmesine rağmen, söylem ile eylem zıtlığı yaşayan, bugünkü -açık ve gizli- siyasi paydaşlarıyla, AK Partinin, halkın anlamlandırdığı manada artık “muhafazakar” bir parti olduğunu söyleyemeyiz.

    Evet; ülkemizin yüzde 65-70 oranında siyasi omurgasını teşkil eden muhafazakar kitle, hem AK Partiden gücünü çekmeye başlamış ve hem de bu kitle, muhafazakarlık tanımına uyan kriterleri karşılayamaz olmuş; erimeye yüz tutmuştur.

    Gelişen iletişim ve ulaşım kanalları sayesinde farklı kültürlerle kaynaşan muhafazakar kitlenin dönüşümü ile, beraberinde, muhafazakar camiayı temsilde önde olan siyasi kişiler ve toplumda sembol niteliğindeki şahsiyetlerin “söyledikleri şeyi yapmadığı, yapamayacağı şeyi söylemelerinden” bir değer yargısı olarak muhafazakarlık, yerini başka değer yargılarına bırakmaya yüz tutmuş ve siyasi kavramlar arası geçişgenlik “muhafazakarlık” aleyhine gelişmeye başlamıştır. Kuşkusuz bu, bir toplum mühendisliği ameliyesidir.

    Büyüyen dünya sorunları ile içinden çıkılmaz bölgesel siyasi sorunların üstesinden gelmek ve kitleleri yönetebilmek adına devlet, onlara ait değer ve değer yargılarını siyasete tahvil ederek yeni kavramlar oluşturmakta veya mevcut olanın içini boşaltmaya çalışmaktadır.

    Kılıçtaroğlu “Bazen kendilerine takılıyorum; ‘siz kendinize muhafazakâr diyorsunuz ama muhafazakâr değilsiniz. Asıl muhafazakâr bizdik, yıllar yılı değişmemek için direndik’ diyorum.” demekle Türkiye’nin muhafazakar kesimine de “siz de değişin artık” demek istiyor bana göre.

    Aslında Kılıçtaroğlu’nun bu emeli zaten AK Parti iktidarlarında gerçekleşti/gerçekleşiyor ya; sevinmeli.

    Yoksa İmamoğlu’nun -beraberinde CHP’nin- bir kaç muhafazakar söylem ve eylemi ile yerel seçimlerdeki kazanımını “muhafazakarlaşmadan muhafazakar” olmalarına bağlamamalı..

    Ya?

    Eriyen, içi boşalan muhafazakarlık olgusundan boşalan kitlenin, gidecek adres bulamamasına bağlamalıdır.

    Bu, siyasi merkezi toplayacak yeni bir partinin olgunluğa erişeceği ana kadar böyle devam edecek…

    Yani CHP iktidar rüyası görmeye devam etmeli.

    Görmeli de…

    Zira, hem bu hengamda AK Partinin iktidarda kalmasına ve hem de bagajını boşaltacağı çok, ama çok bir zamana ihtiyacı olacak.

  17. Hasan Günay Bey’e çağrı: Sn. Fehmi Koru’nun da yazılarında zaman zaman Kuran ayetlerini ve hadislerine yazılarında yer verdiğini söylediniz. Doğru söylemediğiniz kanısındayım. Sn. Koru’nun 46 yazısını Türkçe’den İngilizce’ye çevirdim. Bir tane ayet ya da hadise yer verilmiş değil bu 46 yazıda. Az önce, bugünkü yazısından başlayarak geriye doğru 13 yazsını taradım -etti 59. Yine tek bir ayet veya hadis referansı yok. Lutfen, “Ama ben hatırlıyorum, yazar zaman zaman yapıyor bunu. Şimdi nereden bilip hatırlayayım ben hangi yazılarında bunu yaptığını?” demeden, bana, gün ve yazı başlığı referansı vermenizi rica ediyorum, Hasan Bey.

    Eğer benim kanaatim doğru ise ve yazarımız yazılarını ayet ve hadis iktibaslarıyla destekleme gereği duymuyorsa, “Şimdi oturun bir daha düşünün. . .” diyeceğim.

    • Sn.bernar, o türden bir fikri takip veya arşiv taraması hasanın boyunu aşar ama yine de bekleyip görelim; inşallah yine üç maymuna döndürüp o hasan günay ben değilim diyerek kayıplara karışmaz..!

    • Sn. Bernar Bey (ve Sn. H.Gaayret bey); sizi selamlıyorum.

      Çağrınıza karşılık Bernar Bey; Sn. Koru’nun 11 Şubat 2019 tarih ve “Bizim belediye ‘İslam’da hukuk ve adalet’ konulu bir konferans düzenledi. Büyük cesaret doğrusu…” başlıklı yazısını sunuyorum.

      Umarım yeterli bulursunuz; bulmayacak olursanız eğer FK arşivinde boyumu aşan arşiv taramasına devam edeceğim. -üç maymunu oynayanlardan olmamak için-

      Bir de FK’da ben siz(ler)den daha kıdemli olduğum için Sn. Koru’nun referanslarına daha yetiğim; hafızam da beni yanıltmadı çok şükür!

      FK’da teşekkür ederim: Sitedeki “arama motorunu” bulundurduğu için. İlgili kelimeleri arama motoruna yazarak Sn. Bernar’ın çağrısına cevap vermemi kolaylaştırdı. Çok teşekkür ederim.

      • Fehmi Bey hiç sektirmeden her gün yazıyor kaç yıldır. Bir yıldaki yazı sayısı 365. Bulabildiğiniz 11 Şubat tarihli o yazıyı kendi argümanınız açısından destekleyici ve yeterli buluyorsanız, benim söyleyebileceğim bir şey yok, Hasan Bey. Kaldı ki, Fehmi Bey’in söz konusu yazısında ayet alıntısının HANGİ AMAÇLA yapılmış olduğuna da dikkatinizi çekmek isterim:25555555555555569
        *3fvgc
        Yazar, camilerde, defalarca ve sürekli olarak hangi ayetlerden söz edildiğine referansla söz ediyor ayetten. Ve, herkesin kabul edeceği üzere, “Bu ayetler hocalar tarafından tekrar edilip de ne oluyor? Değişen bir şey oluyor mu Allah aşkına!” demeğe getirmek üzere yazısını kaleme almış. Müslümanlara kutsal kitabındaki bir ayeti hatırlatmak, ya da, “Bakın benim söylediklerimi Kuran ayetleri de destekliyor, örneğin X ayetinde Allah buyuruyor ki. . .” türü bir ima ile DEĞİL.

        Fehmi Bey’in yazılarında kimi zaman ayetlere ve hadislere yer verdiği iddianız külliyen yanlış ve yanıltıcı. Bu konuda yazarın nerede durduğu tartışmaya yer vermeyecek kadar açık. Doğrudan İslam dünyasının ve Müslümanların meselelerini konu aldığı son yazılarında bile ihtiyaç duymadı yazar benim gereksiz ve sığ bulduğum şeye. Bence boşuna ısrar ediyorsunuz. Hemfikir olmak zorunda değiliz, ama itirazınızı kendi fikirlerinizle dile getirin “Sayın Koru da zaman zaman yazılarında ayetlere yer veriyor” gibi hem doğru olmayan hem de yanıltıcı bir argümanın desteğine ihtiyaç duymadan.

        Bir YORUM sayfasına gönderilen metinlerden söz ediyoruz. F. Koru’nun önemseyip okurun dikkatine sunduğu bir konuda YORUM YAPMAK, o bireyin o güne kadar çeşitli kaynaklardan devşirdiği bilgi, sezgi, tahlil, vb. yetilerle kendi kişisel bakış açısını dile getiren bir metin yazması demek.

        Ortalama bir yorumcunun yorumunun uzunluğu dikkate alınırsa, onun 5-6 yorum metni, yazarın tek bir yazısına zor karşılık düşer. Hal buyken, tutup o metnin orasına burasına ayet kopyalayıp yapıştırmak gereksiz. Türkiye’de ve Müslüman dünyada sorunlarımız insanların dinden ayetten bihaber olması dolayısıyla yaşanmıyor. Bilinenlerin gerçek pratik yaşantılarımızda -hakkınca-yerine getirilmemesinden kaynaklanıyor.

        Baran için Gülen, saygıdeğer bir Hocaefendi ve dini önder.

        Baran da sık sık ayetler kopyalayıp yapıştırıyor buradaki yorum sayfalarının bir diğer Gülen mürüdi gediklisi gibi.

        Kopyalayıp yapıştırıyorlar da ne oluyor?

        • Ben kendim için paylaşıyorum. Daha kolay öğreniyorum ve daha kalıcı oluyor benim için. Sanırım bu kimseyi rahatsız etmez.

          Yazarın sık sık ayet ve hadis paylaşmamasının başka sebepleri var mıdır bilemem ama bence en önemli sebep şu olabilir. Yazarımız siyasi alanda yazan biri. Siyaset ise dinin çok az bir kısmını kapsar. Alimler %1 lik bir kısımdan bahsediyor. Diğer bir sebep de bu yazılar dünyanın her yerinden ve her inançtan insanlar tarafından okunuyor. Yazar da bunu gözeterek tercihte bulunuyor olabilir.

          Diğer bir husus ta yazar anlattığı konuları ayet ve hadislere gelene kadar çok yönlü, hayatın içinden delillere dayandirma kabiliyetine ve açık net bir şekilde detaylandırma becerisine sahip olduğundan ve hayatın içinden sunduğu deliller de bir nevi anlattığı konuyla ilgili ayet ve hadislerin tefsiri mahiyetinde olduğundan tevil ile yetinip asıl kaynağa müracaat etme ihtiyacı duymayabilir.
          Bu bilgin kişilerin bir özelliğidir.

          Benim gibi cahiller de hayatın içinden deliller sunamadığı için doğrudan ezberindeki ayet ve hadislere sarılırlar.

          Ayrıca müslümanlar hakkındaki şikayetlerinizin asıl nedeni halk arasindaki Müslümanların hayatı anlamaya çalışırken yeteri kadar hadis ve ayetlere müracaat etmemeleri. Bilip de yapmadıklarını düşündüğünüz insanlar gerçekte bilmeyenlerdir. Gerçekten bilseler, bildiklerini yaşarlar.

      • Hasan bey maaşallah dağları devirmişsiniz yani; buldum dediğiniz örnek de bernar beyin sorusuna pek uygun değil ama neyse; zaten ben kendisine de belirtmiştim bu hg nin boyunu aşar diye… sonuçta sayın koru da yapıyor noolmuş diyerek yazarı din bezirganlığı töhmeti altında bıraktığınız gibi hem de yanlış bilgi vererek okuyucuyu da yanıltmaya çalıştığınızla kaldınız yani… şurda kaç kişiyiz arkadaş; böyle yalana dolana, çarpıtmalara başvurmanın ne gereği var..? Böyle yorumculuk yerin dibine batsın, yazıklar olsun diyorum..!

        • Sn. Bernar bey Sn. H.Gayret bey; sizi tekrar selamlıyorum.

          Çağrınıza binaen ikinci örneğimi veriyorum: 31 Ekim 2016 tarih ve “Özgürlükler yoksa İslâm’ın istediği olmuyor demektir. İslâm özgürlükçü ortamın dinidir çünkü…” başlıklı yazısı Sn Koru’nun.

          Birincisi sizi tatmin etmedi anladığım kadarıyla…

          Ben de bu arada “çamura yatmak” deyiminin içeriğini araştırdım.

          İyi akşamlar diliyorum.

  18. Türk siyasi tarihine yön verecek yaşlarıda birbirine yakın üç isim var. Bunların yaptıkları ve yapmadıkları önümüzdeki 20 yıl konuşulacak.
    Ali BABACAN
    Ekrem İMAMOĞLU
    Selahattin DEMİRTAŞ

  19. CHP, Cumhuriyet kurulduğundan buyana var olan tek parti. Adeta Cumhuriyet dönemi siyasi tarihimizin hafıza kaydı. Bu nedenle oy versek de vermesek de saygıyı hak ediyor.

    Türkiye’nin istikrara kavuşması için merkez sağda CHP’nin simetriği olan kalıcı bir muhafazakar partiye ihtiyaç var. Türkiye’de CHP’nin nispi başarısızlığı çok konuşulmuş fakat sağ partilerin kalıcı olamayışı üzerinde yeterince durulmamıştır. Türkiye’deki sosyo-kültürel yapının %70 muhafazakar, %30 laik diye özetleyebileceğimiz yapısı nedeniyle sağ partiler şımarık politikalar izlemişlerdir. Bu sosyal yapıda CHP kendi havuzunun %90 oyunu alsa bile %27 ile muhalefette kalırken, ana sağ parti kendi seçmen havuzunun %67 (üçte ikisi) oy alsa %46 ile iktidar olmuştur.

    Seçimleri hemen daima sağ partilere kazandıran bu sosyo-kültürel yapı aşağıdaki sonuçları doğurmuştur:
    1. Siyasetten şahsi menfaat sağlamak isteyenler sağ partilere yönelmiş ve hem yolsuzluklar artmış hem de rant (menfaat) sağlamak için gereksiz projelere fazla kaynak ayrılmıştır.
    2. CHP 1950’den sonra uzun süreli iktidar olamadığı için, eğer olabilseydi neleri yapabileceği sorusunun cevabı belirsiz kalmıştır. Oysa 1923-1950 dönemi ortalama %8,1 kalkınma hızı ile en başarılı dönemdi.
    3. Tek parti dönemindeki bazı sosyal dönüşümlerden duyulan rahatsızlık sağ partilerce hala seçim malzemesi olarak kullanılabilmektedir, (bu CeHaPe var ya bu CeHaPe…). Bunun hala prim yapabiliyor oluşu, sağ partilerin kayda değer hatalarını perdelemede kullanılarak akıldışı bir sosyal-siyasi iklimin devamına neden olmaktadır.

    Sayılan bu sorunlarda bizzat CHP’nin payını da görmek gerekir. CHP 12 Eylül 1980 ihtilalinde askerler! tarafından kapatıldıktan sonra bir türlü kendine gelememiştir. Hala daha SHP bulaşıklığını temizleyip CHP olmaya çalışmaktadır. CHP eskiden olduğu gibi tek başına veya ortak iktidar olabilir, fakat SHP olamaz, olmamalı da.

    Oy verelim yada vermeyelim fakat gerçek bir CHP’ye ve onun devlet hafızasına/aklına Türkiye’nin ihtiyacı vardır.

  20. Adaletli Laik Devlet Adaletsiz müslüman görünümlü sultanlıktan evladır…gelen laikler müslümanız diyenlere aynısını yaparsa artık kimsenin şikayet etmeye hakkı da yok! Öncekiler de çalıyordu diyenler, vakti gelince müslümanı da zalimlik yapmıştı diyebilirler. Bu millete hayırlı olsun.

    • Laik arkadaşım, istersen önce ne zaman ve nerede kimlerden zalimlik gördüğünüzü bi izah ederseniz biz de ona göre bi açıklama yapabiliriz belki..? Nerden gelip nereye gideceklerini tam bilemediğimiz laikler müslümanız diyenlerin nesini çalacakmış biraz ipucu da verebilirseniz durumu daha iyi anlamış oluruz diye düşünüyorum. Sonuçta sizin de buyurduğunuz gibi vatan millet için her şeyin hayırlısı olsun…

  21. Sondan başlayacak olursak, chp ile ilgili görüntüye aldanmayın derim; nitekim onların en son yediği halt 367 skandalı değil daha yeni 15temmuzda tankları görünce üzerine çıkmak yerine aralarından sıvışıp gitmeleridir. Nihayet bugün chp nin bir numaralı cb adayı da a.gül zaten. Ayrıca muhafazakarlık ne zamandan beri kurtulunması ya da arınılması gereken bir arıza olarak görülüyor bilmiyorum ama mevcut iktidarın 18 yıldır muhafazakarların elinde olduğunu da hatırlatırım..! Kısacası; olur mu şaptan şeker…

  22. Fehmi Koru bey “Muhtıralı dönemeçte kendisinden demokratik tepki vermesi beklenen CHP ya sesini çıkarmadı, ya da yanlış sesler çıkardı.
    En son ve en çarpıcı örneğini 2007’deki ‘367’ skandalı sırasında vermişti CHP.” diye söylüyor yazısında… Bilerek ve bilinçli söylüyor EN SON ÖRNEĞi diye….Yıllarca Chp zihniyetinin ve vesayitçilerin varlığı karşında gelişen ve destek bulan Cemaaat…Yıllarca bunlara F Tipi diyen CHP….
    Cemaat darbeye yeltenince…. Hoooop.. bi bakmışız…Her şeyiyle fetönün yanında Chp…. Fehmi bey 15 temmuzu ve Chp nin bunlara verdiği desteği bilinçli bir şekilde es geçiyor… İşine gelmiyor herhal….

  23. CHP nin daha doğrusu Kılıçtaroğlunun şansızlığı.
    Olduğu gibi görunmeyen, ihtidara gelmiş sülalerine ve çevrelerine ülkeyi peşkeş çekmiş dini siyasete alet etmiş sahte DİNDARLARDAN OLUŞAN tilki siyasetçilerin kendi suçunu kapatmak için ihtidarda kendisi değilde CHP varmış gibi kendi hatalarını CHPnin üzerine atarak, gündem değiştiren ve sırf çeneleri çalışan siyasetçilerin olması.

    Maalesef bizde her dalda bu tip insanlardan geçmişde’de şimdide fazlası ile mevcüt.

    Fehmi beyin dünkü yazısında belirttiği dürüst siporcu ve politikacilardan,bizde pek çikmiyor.

    Seneler õnce Galatasaray ve Fenerbahçenin bir maçını radiyo naklen yayınliyordu Fenerli Yılmaz Metin Oktaydan topu alamayınca kendini yere atarak Metin Oktayi oyundan attırmıştı.
    Metin Oktak futbolculuk hayatında karşi takımın oyuncusunun sahtekarlığından dolayi bey- efendiliği ile ünlü bir futbolcu haksısiz yere ilk kez kırmız kart gördüğü için adate kahrolmuştu. Ertesigünkü gazetelerde üzüntülü resimleri falan çıkmıştı. O zaman 13 gün maçlardan men cezasi almıştı. Ben o zamanlar 15 yaşlarıdaidim.
    Aradan uzun yıllar geçmişti ve ikiside 50 yaşlarında idiler bir TV programinda Metin oktay ile sipiker o olayi konuşuyordular ve M Oktaya süpriz yaparak Yılmazide o programa geldi.
    O zaman Yılmaz nasıl kendisini yere attığını ve M Oktaya kirmizi kart çıkıncaya kadar beklediğini iyi birşey yapmış gibi gülerek anlatınca Metin Oktak, hiç ciddiyetini bozmadı.
    O kadar etkilenmişki aradan uzun zaman geçmesine rağmen tertemiz futbol hayatını haksız yere kirletmek isteyen meslektaşıni aff ettiğini sõylemedı.

    Burasi Türkiye! Ingilterde ihtidarlar,değiş fakat bizde ihtidara gelenler, ülkeyi batırmadan kolary kolay bırakıp gitmezler.

    • Nurdan abla maşallah yaşayan tarih; 20yy başlarında oynanmış bir futbol maçının detaylarını bile böylesine net hatırlıyor oluşunuza bakılırsa alzaymıra yakalanma riskiniz nerdeyse sıfır! Nice sağlıklı asırlara..!

  24. Havuz medyası ya da yandaş medya olarak yaftalanan medya kurumlarında eleştirilen ana konu objektivitelerini yitirmiş olmalarıdır. Dolayısıyla servis ettikleri haber ve yorumlara karşı bir güven zaafiyeti oluşmuştur. Bir medya kuruluşundan beklenen tarafsız, gerçekci ve herhangi bir fikri empoze etmeyi öncelemeyen yayınlara imza atmaasıdır. Yoksa A medya kuruluşu B siyasi görüşünü benimsesin ve yayınlarını hep o perspektiften yapsın, C medya kuruluşu D görüşünü benimsesin …. A nın D den farkı yoktur. İkiside tarafsızlığını yitirmiş haberleri yorumları sürekli filtre ediliyordur.
    AK nin ilk 8 yılını hatırlıycak olursak, nerdeyse hükümetin her icraatını anayasa mahkemesine taşıyan, dava konusu eden, parti menfaatinin milletin menfaatinden daha çok savunulduğu ( bizzat chpli vekilden işitmişliğim vardır; partinin menfaati milli menfaatlardan önce gelir) bir CHP vardı. Önceki CHP ise malum. CHP nin başındaki Kemal Kılıçdaroğlu ise emeklilik yasası çıktığında yanlış hatırlamıyorsam kundaktaki torununu dahi sigortalı yaptırmış idi. Reisi cumhur olursa belki çok dürüst bir insan olur!? bilemeyiz ama ne İmamoğlunun ne Kılıçdaroğlunun ne de CHP nin memleketle dertlendiğine ben şahsen ipek ihtimal vermiyorum. Onların muhalefet anlayışının çağrıştırdığı kelime “takoz”. Heleki İmamoğlu insanların nasıl dikkatini çekmiyor anlayabilmiş değilim tam bir kibir abidesi. Anadolu yakasında bütün köprülerde çocuklara süt dağıtıldığını kocaman harflerle vatandaşın gözüne sokarken, (hatta sütü izmirdeki bir firmadan tedarik etmesi de sanırım eleştiri konusu olmuştu)” biz veren elin alan eli görmediği bir yardımlaşma kültürü yaymak istiyoruz.” “yardım ediliyorsa bu sadece kamu ve vatandaş arasında kalmalıdır, bu bizim hassasiyetimizdir.” İstanbul için büyük kayıp gerçekten. 1000 tane doğrun olsa bir küçük, bilinçli çarpıtman geçmiş 1000 doğrunu, gelecek bütün doğrularını acaba’nın merkeç kaç kuvveti savurur.

    • Alper bey besleme medya deyince örnek bol, ama sizin bahsettiğiniz türden objektif yayın organlarına birkaç tane örnek verebilir misiniz acaba; geçmişte ya da günümüzde bağımsız, gerçekçi yayın yapan ve bir fikri empoze etmeyen gazeteler hangileridir..?

    • Yani Erdoğan 18 yılda kayda değer bir hata yapmadı, İmamoğlu ise 6 ayda çok hata yaptı mı demek istemişsiniz satır aralarında. Erdoğan için “acaba” bile dememişsiniz anlaşılan. Kibir abidesi kim acaba?

      • 6 ay bile geçmeden başkanlık sisteminin başarısız olduğunu söylemeye hiç utanmıyorsunuz ama değil mi? İyileştirilmiş eski sistem diye ne idüğü belirsiz yersen yoğurt içersen ayran bir nağmeyi hemen tutturuveriyorsunuz..! İbb imamının başarısız olcağını görebilmek için de öyle 6aya filan gerek yok mim..!

        • AKP=Erdoğan, ibb imamının başarısız olması için tüm devlet imkanlarını seferber etti diyorsun yani. Öyle ya kamu kuruluşları ibb iştiraki olan Hamidiye suyunu bile almayı kesmiş. Fakat Hamidiye suyu kendisine yapılan bu saygısızlığın cevabını behemehal verecektir.

    • Hasan günay, daha dün sayın yazarı “Zihninizi çok iyi şeylerle meşgul ediyorsunuz…” diye sarakaya alıyordunuz, bakıyorum bugün de kendisini yeni partilerden umudunu kesmekle itham ediyorsunuz. Sonuçta chp bütün partilerimizin babası hatta dedesi olduğu için sayın korunun da sizin gibi chp çizgine gelmiş olmasında yadırganacak bi durum yoktur heralde? Neyse, allah hepimize akıl sağlığı versin, ne diim…

      • Bunu bekliyordum; bu Hasan ben değilim H. Gayet. Daha önce de yemin billah etmiştim; ‘o Hasan ben değilim’ diye, inanmamış ikinci yorumunuzu patlatmış idiniz.

        Şimdi de söyleyeyim, emeğiniz boşa gitmesin bari…

  25. İnternet çağında yaşıyoruz tek sesli medya mümkün mü?GP sesini duyuramıyormuş evet doğru çünkü millet Davutoğlu nun ne diyeceğiyle ilgilenmiyor.adamın gazetesi var 11 bin basıyor.napalım yani?akp 2002 de sosyal medya yokken ve basın karşısındayken tek başına iktidara geldi.çünkü söyleyecek sözü vardı.bu söze inanıp peşine düşecek bir kitle vardı.Davuroğlunun millette kredisi 0.ne derse desin bu milletten destek göremez.

YORUM YAP

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen adınızı yazınız