Cumhurbaşkanı ve hazine bakanını dinliyorum, iyi konuşuyorlar, yine de anladığımı söyleyemem

36
Reklam

Son zamanlarda günümün önemli bir bölümü Youtube videoları izlemekle geçiyor; özellikle de bir bölümünün isimleri önünde ‘Dr.’ ve ‘Prof.’ unvanı da bulunan ekonomi alanı uzmanlarının videolarını…

Eşimi kızdırma pahasına bunu yapıyorum.

Çok kısa sürmüş işletme fakültesi öğrenciliğim sırasında sınavına hazırlanmak için geceli-gündüzlü çalıştığım ‘ekonomiye giriş’ ders kitabından sonra konuyla en yoğun ilgilendiğim dönemi şu sıralarda yaşıyorum.

Daha önce dikkat etmediğim, bilmediğim pek çok ayrıntının yeni farkına vardığımı itiraf ederim.

Yine de anlamakta zorlandığım ayrıntılar az değil.

En başta da şu soru: ‘Ekonomist’ olduğunu her fırsatta bizzat kendisinden dinlediğimiz bir devlet başkanının yönetiminde bulunduğu ülkemizde ekonomi neden bu halde?

Liderleri ‘ekonomist’ olmayan nice ülke bizde dert haline gelen ekonomik sorunları çok daha hafif yaşıyor ve birkaç müdahale darbesiyle enflasyonu geriletmeyi başarmış görünüyor; bizde ise konunun sahibi diye bildiğimiz bakan -maliye ve hazine bakanı Nureddin Nebati– enflasyonla mücadele yerine ‘enflasyonla birlikte büyüme’ tercihinde bulunulduğunu ilan etti ve enflasyon başını aldı gidiyor.

Dediği aynen şu: “Dövizi düşürmek için yüksek faiz artışı yapabilirdik; ama o zaman üretim bundan olumsuz etkilenirdi. Biz bir yol ayrımına gittik. Enflasyonla birlikte büyümeyi tercih ettik.”

Reklam

‘Heterodoks formül’ demişti ya, herhalde onu kast ediyor.

İyi de, kendisiyle mücadele edilmediği için enflasyon biraz daha yükselirse, bu gelişme büyümeyi de olumsuz etkilemeyecek mi?

Açıklanan %7.3’lük ‘büyüme’ oranı aslında ülkede fakir kesimin daha da fakirleştiği bir döneme rastladı. Dinlediğim uzmanlar, adına ‘büyüme’ denilse de aslında o oranın ‘fakirleşme’ anlamına geldiği iddiasındalar.

Tabii onlar ‘mandacı’ veya ‘Sorosçu’ oldukları için böyle söyleyebilirler. Ancak, “Biz enflasyonla büyüyeceğiz” müjdesini de yapmış olan bakan, yine aynı açıklamasının bir başka yerinde, “Bu sistemden dar gelirliler hariç, üretici firmalar, ihracatçılar kâr ediyor” cümlesiyle uzman ekonomistlerin dediğini teyit etmiş oldu.

“Yanlış anlamış olabilir miyim?” diye düşünmeden edemediğim ilk konu bu.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da, bakan Nebati’nin bu aykırı görüşlerini kamuoyuyla paylaştığı gün, kalabalık bir partili grup önünde yaptığı konuşmasının bir yerinde, yine beynimi zonklatan cümleler sarf etti.

Okuyalım:

“Dünyanın içinden geçtiği şu ekonomik buhranda, tercihi üretimden ve istihdamdan değil de finansal illüzyonlardan yana kullanmak, kesinlikle ülkeyi emperyalist mandacılara peşkeş çekmek demektir. (..) Faizi artırarak zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapacak emperyalist finans kurumlarının dayatması ekonomi reçetelerini bir kenara bıraktık.”

Reklam

Türkiye 21 Aralık 2021 tarihinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın döviz kuruna müdahalesiyle yeni bir sistemi ekonomide denemeye başladı. O gün kur birkaç saat içerisinde ‘1 Dolar = 18 TL’ denklemini gördükten sonra ‘1 Dolar = 11 TL’ tabanına indi. O güçle devreye alınan ‘kur korumalı mevduat’ adı konulan yeni enstrüman ile tasarrufunu yabancı parada tutan vatandaşlar bu yeni tür mevduata katılmaya davet edildi.

‘Finansal enstrüman’ bu ve nisan ayı sonuna kadar o hesapta biriken meblağ 782 milyar TL’ye ulaştı. Herhalde bugün 1 trilyon TL’yi bulmuş olabilir o hesapta biriken para.

Kur korumalı mevduatı olanlar hesaplarının bulunduğu bankanın verdiği %17 faize ek olarak kurdaki artış karşılığı kadar ek bir getiriyi Hazine’den alıyor. 

Başlangıçta -Aralık 2021 sonunda- kur 12 TL idi, bugün ise 17 TL civarında.

Arada 5 TL fark var.

Matematik bilenler her 1 TL artışın hazineye 50 milyar TL yük getireceğini hesap ediyorlar.

Varın siz de kafadan toplam yükü hesap edin. O kadar para bankalara faiz olarak ödettirilecekken, ödenene ‘getiri’ adı verilebilsin diye bu yükü Hazine üstlendi.

Hiç kuşkusuz ağır bir finansman yükü bu.

Daha da önemlisi şu: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın o konuşmasında kendilerinden ‘emperyalist finans kurumları’ diye söz ettiği bankalar bu işten müthiş kazançlı çıkmaktalar.

İşte size bir gazete haberi:

“Bankalar net kârını 1 yılda neredeyse 5’e katladı – Bankacılık sektörü net kârı, nisan ayı sonu itibarıyla, geçen yılın aynı ayına göre yaklaşık 5’e katlanarak 98.2 milyar TL oldu. Geçen yıl bankaların net kârı 20.7 milyar TL idi.”

Hadi bakalım, alın buradan yakın.

‘Sorosçu ekonomistler’ değil bu haberin kaynağı, görevi finans kurumlarını yakından izlemek olan devletin ‘bankacılık düzenleme ve denetleme kurumu’ (BDDK). 

En iyisi haberin ilgili bölümünü aynen aktarayım: 

“Bankalar tarafından Kurumumuza raporlanan verilere göre; Nisan 2022 döneminde Türk Bankacılık Sektörünün, aktif büyüklüğü 10.375.139 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. Sektörün aktif toplamı 2021 yılsonuna göre 1.159.676 milyon TL artmıştır. Nisan 2022 döneminde en büyük aktif kalemi olan krediler 5.647.884 milyon TL, menkul değerler 1.750.142 milyon TL’dir. 2021 yılsonuna göre sektörün;

-Toplam Aktifi %12,6-Krediler Toplamı %15,2-Menkul Değerler Toplamı %18,5oranında artmıştır. Bu dönemde kredilerin takibe dönüşüm oranı %2,75 olmuştur.

Bankaların kaynakları içinde, en büyük fon kaynağı durumunda olan mevduat 2021 yılsonuna göre %15,6 artışla 6.131.476 milyon TL olmuştur.

2021 yılsonuna göre özkaynak toplamı %34,0 artışla 956.854 milyon TL olurken, Nisan 2022 döneminde sektörün dönem net kârı 98.183 milyon TL, sermaye yeterliliği standart oranı ise %20,40 seviyesinde bulunmaktadır.”

“Peşkeşçi emperyalist mandacıları ve finansal illüzyon yapan emperyalist finans kurumlarını nerede aramalıyız?” diye sormak istiyorum, kime soracağımı bilemiyorum.

Bu işte bir illüzyon var, ama benim ne bilgim ne de aklım onu çözmeye yetiyor.

Galiba konu üzerinde biraz daha çalışmam gerekecek.

Eşim bana yine kızacak.

ΩΩΩΩ

Reklam

36 YORUMLAR

  1. GÜVENE GEL, GÜVENEEE !
    Dolar bazında son derece düşük kalsa da, TL bazında epey iyi giden borsa bugün ciddi bir kırılma yaşadı.
    Güne yükselişle başlamasına rağmen, %5′ yakın bir düşüş gerçekleşti.
    Sizce bu düşüş neden olabilir?
    Bu düşüşün nedeni “süper bono söylentisi” imiş.
    Suriye’ye kapsamlı operasyon yapılacağı en yetkili ağızdan açıklanınca borsa düşmüyor.
    Son koz, yani finansal illüzyon olarak başvurulacağı kesin olan süper bononun hayata geçirileceği fısıltısı dahi borsayı yerle bir ediyor.

  2. 530 MİLYAR DÔLÂR FAİZ, CAİZ mi?
    Tüm Cumhuriyet tarihi hükümetlerinin elinden geçen tüm paranın döviz karşılığı 740 milyar dolar.
    Bir parti hükümetinin ödediği faiz 530 milyar dolar.
    Bu hükümet kimin?
    Bir ipucu:
    Loder liderliği ile Kabile Reisliği Hükümet Sisteminin mucidi.

  3. Sayın yazar TC nin ipi 1969 Almanya’da MGT kurulması ile çekilmeye başlandı.

    Son Cumhur Başka’ni Abdullah Gül emekli olduktan sonra TC’nin çoğunluğu Karadenizlilerin eline geçti ve geçmesi ile birlikte ığdam hükmü imzalandı
    Avrupa Avustrulya, ve Amerika’nın Karedenizlilere vize verilmemesinin sebebi son 5 yılda daha iyi anlaşıldı.
    Peki vize vermiyorlar’da Karadenizliler oralara gidemiyorum? Tabiki gidiyorlar.
    Nasıl gittiklerini özelikle son 22 senede yakınan şahit oldum.
    Türkiye’nin serveti içerde ve dışarda tamamen Karadenizli ve Saray ahalisine harcanıyor.

    15 Temmuz Darbesi Karadenizliler ve saray ahalısı için Allah’ın bir lütfu oldu.

    Kanada ve ABD ye et ürünleri sokmak yasak.
    Karadenizli okuma yazma bilmiyen N Abla Türkiye’den Kanadaya sucuklari rahatlıkla sokabiliyordu. Nasıl mı? Bir tencerenin içine koyar hediye paketi gibi süsler Kanada’ya girince hav alanında görevliler bunda ne var diye sorunca İngilizce bilmiyen abla yarım İngilizce ile hediye hediye içi boş der geçirirdi.

    Aynı aile ve diğer hemşerileri Türkiye’ye her yaz giderdiler tam õlü sezonda gidiş tarihi belli dõnüş tarihi açık Ekonomi kılas bilet alırdılar dõnüşü tam yaz sezonuna denk getiriyordular ekonomi kılas dolu olduğu için uçak şirketı bunlara first kılas bilet verirdıler.

    Allah birdaha Türkiye’nin başına Karadenizli idareciler nasip etmesın?

  4. Dolar 17’yi aştı, enflasyon resmî yüzde 73, gerçek yüzde 170, devlet zam üstüne zam yapıyor. Ama kiralara en fazla yüzde 25 zam olacak diye yasa çıkarmış iktidar. Milletin zam yapmaya hakkı yok serbest piyasada, ama devlet aklına geldiği gibi gece gündüz zam yapacak. Sefilliğin sonu diyemiyoruz, daha neler göreceğiz bakalım. Yakında ekmek de karneyle dağıtılır. O çok eleştirdikleri CHP’yi fersah fersah geçtiler beceriksizlikte, adaletsizlikte, yolsuzlukta ve gerilikte.

  5. Tasarruf ekonomide her derdin ilacı!

    Türkiye’de tasarruf oranlarının yetersizliği hem genel ekonomi hem kişilerin geleceği için sorun olmaya devam ediyor. Ekonomik yapılanmadaki sorunlar, gelir yetersizliği, tüketim alışkanlıkları gibi nedenler bu süreci olumsuz etkiliyor.

    Genel tanımıyla tasarruf, gelir ile tüketim arasındaki fark olarak adlandırılıyor. Bu noktada bireysel tasarruflar kişinin finansal güvencesinin sağlanması, yaşam boyu refahını en yüksek seviyeye yükseltebilmesi ve yaşam standardını koruyabilmesi için büyük önem taşıyor.

    Ulusal tasarruflar ise özellikle yeni yatırımlar için gerekli kaynağı sağlayarak ekonominin büyüme potansiyelini artırıyor. Ayrıca ulusal tasarrufların yüksekliği dış finansman bağımlılığını azaltan bir faktör olarak önem taşıyor. Türkiye ise ulusal tasarruflarının düşüklüğü nedeniyle özellikle son yıllarda yatırım ve dış borç açısından sıkıntılar yaşıyor.

    Tasarruf ya da birikim, yeni yatırımlar yapmak için kenara para koymak, bu parayı bankaya yatırım aracına vererek ekonomide yeniden para yaratılmasını ve böylece yeni yatırımlar yapılmasını sağlamaktır.

    Tasarruf, yatırımın kaynağıdır. Özkaynak kullanarak da yapılsa kredi kullanarak da yapılsa yatırımlar tasarruflara dayanır. Tasarrufların yetersiz kaldığı bir durumda yatırım yapılabilmesi için tek çözüm dış kaynakları kullanmaktır. Bu durumda yatırımlarda kullanılacak hammadde, ara malı ve yatırım mallarını ithal edebilmek için dış kaynaklara başvurulması gereği ortaya çıkar. Burada ağırlık kısa vadeli satıcı kredileri olduğunda bir süre sonra finansman darboğazlarıyla karşılaşmak kaçınılmaz hale gelir.

    Ev, Araba almak yatırım değildir bir süre sonra her ikiside eskiyecektir. Üretim Hem kendi binasını Tekrar yapar hem de yeni üretim merkezleri açar.

    Hükümetin yaptığı Tam tersidir. Tüketimi artırarak Geçici Hiç olmasada Bazı kişilerin işsiz kalmasını önlüyorlar.(Özellikle 5’li çete hiç bir ekonomik darboğazdan etkilenmiyor. ) Amaç seçim sürecini en az kayıpla kazanmak istiyorlar.

    AKP seçimi kazanırsa Bu Millet “Hanyayı konyayı” o zaman görecek artık geri dönülmeyen Muz Cumhuriyetinden daha kötü olacağız.

    Yeni yatırımlar olmasa 250 milyar doları ihracatımız Aşamayacak. Yeni yatırımlar olması için Türkiye tasarrufu hiç yok gibi bir şey. Yabancı yatırımcıda bu ülkede Adalet olmadığı için bu ülkeye gelmez Türkiye fakir Kalmaya mahkumdur.

    1 Milyon genç her sene üretim ortamına giriyor yatırım olmazsa Bu gençlere nasıl iş sağlanacak. H gayret, fatihler, serdarların oğulları, Kızları ve torunları nasıl iş bulacak?

    Katakulli işleri Çok sevdiler.

    Hersene alttan gelen 1 Milyon insanı önleyip işsizliği az göstermek için Liseyi 4 yıla çıkarıp 1 yıl kazandılar bu yetmeyince her ile üniversite açarak 4-5 yıl daha kazandılar.

    Allah dünyayı denge içinde yarattım diyor Bu ülkeye iki yıllık meslek liselerinden mezun olan teknikerlerede ihtiyaç var lise düzeyi meslek liselerinden mezun olan teknisyenlerede ihtiyaç var, çöpçüye ihtiyaç var inşaat işçisinede ihtiyaç var.

    Kişiyi zorla 4 yıllık bitirtirsen ego’su yükselir düşük işlerde çalıştıramazsın.

    Nebatinin Bir süre sonra gözlerinde ki ışıltı söner bir süre sonra Gözleri Fal Taşı gibi açılır o da Ne? Bir Deniz Feneri, Gemiyi bodoslama Deniz fenerine çarptırır. Su alan gemide kalmamak için Uçaklarına ve Helikopterlerine binerler Gemiyi terkederler.

    • Teoman, çok şükür devletimiz cebinden beş kuruş çıkmadan devasa yatırımları inşa ediyor ve hizmete açıyor, sen hala yatırım yapabilmek için kumbaramızda para filan biriktireydik, tasarruf edeydik estek köstek diyorsun?
      Geçiniz…

      • Vay benim akıllım vay , cebinden beş kuruş çıkmıyor , öyle mi!
        Devletin ve milletin iliğini sömürüyorlar , geleceğini ipotek altına aldılar , gözümüzün içine baka baka yalan konuşuyorsun , ayıptır ayıp !

  6. Ekonomiden anlayan lider yöneten istersen, Tansu gelsin isterseniz, yanına bir Babacan dikelim😊.
    Demirel Erbakan kafası iyiydi derseniz, buluruz çok var. Özal eğer bu şartlarda şimdi CB olsaydı ne olurdu burası bana kalsın🤗
    *Kur’u faizi enflasyonu düşürmek için uğraşıyorsan eğer!…
    Şunları yapmamışsın demektir:
    Üretecek, çalışacak, işsizliği azaltacak, alım gücünü yükseltecek, fiyatları ucuzlatacak, üretim maliyeti düşecek, ithalat azalıp ihracat artacak, israf son bulacak, vergiler düşecek vergide adalet sağlanacak, borçlanma azaltılacak, ..
    (En önemlisi kur garantili hatta geçiş garantili işlere bir el atılsa var yaa)
    Bunları yapabilmek için de en başta eğitim öğretim kalitesi artacak, çocuklar meslek lisesinden mezun olur olmaz işe başlamış olacak!
    Okula devam etmek isteyen ön lisansta kendi mesleği, lisansta daha başka hedefler için okuyacak!
    4 yıl lisans okuyan çocuğu daha birdaha fabrikada çalıştırabilirmisin? (Fabrika kaldımı ki diye sorarlarsa, yeni yapılan köprüler yollara güzergasına bakalım derim)
    Öğretmen mesleği din yada pedagojik eğitim alan genci işe yerleştirmeyip yerine dağdan indim şehire misali…
    İşte sana ekonomi🤗😠😂
    Yazarın bu günkü yazısı sakla koy bir köşeye.
    Emeklerinize sağlık. Yazarından ekonomistine siyaset çisinden muhalifine kurum emekçisinden medya çalışanları ve tüm emek verenlere şükranlarımızı sunmak isterim candan isteyerek öpüyorum hepinizi teek tek🤗

  7. Bankaların birer ikişer iflas edip kapandığı eski türkiyeden yüksek karlılılk oranlarıyla rekordan rekora koşan türk bankacılığı ve borsası kimseyi rahatsız etmiyordur herhalde?
    En azından tüsiad memnundur,
    yoksa eski türkiyede olduğu gibi gazete ilanlarıyla maazallah hükümeti düşürürlerdi
    ama tık yok:))))

    • Bak hâlâ tık yok! diye başlamışsın çözmeye!
      Bir meslek örgütünün hükümet düşürmesi tehlikesi!?
      Bu bakış açısı da ne ola ki?
      Hani ay’ a gidecek tik daha?

  8. Yazar’dan alıntı:
    „Başlangıçta -Aralık 2021 sonunda- kur 12 TL idi, bugün ise 17 TL civarında.
    Arada 5 TL fark var.
    Matematik bilenler her 1 TL artışın hazineye 50 milyar TL yük getireceğini hesap ediyorlar.“

    Yukardaki rakamlar anladığım kadarıyla, KKM hesap sahiplerine ödenecek paralar.

    Bir de Türkiye’nin 440 milyar dolar civarında dıṣ borcu var. Türk Lirası dolar karṣısında bir lira değer kaybedince, dıṣ borҫların Türk Lirası karṣılığı 440 milyar lira artıyor.

    Zayıf TL (yüksek enflasyon) ile Ihracatı artırmak hedeflendiği iҫin yukardaki rakamlar bilinerek kabul görüyor.

    Habertürk’te Abdurahman Yıldırım 17.05 tarihli ve „Enflasyondan kim kazanıyor?“ baṣlıklı yazısında durumu aҫık olarak anlatmıṣ:
    İLK KAZANAN DEVLET, İKİNCİ KAZANAN ŞİRKETLER
    https://www.haberturk.com/yazarlar/abdurrahman-yildirim-1018/3440908-enflasyondan-kim-kazaniyor

    Maaṣlar enflasyon oranında artırılmadığı (Tüik) iҫinde fatura maaṣlılara „sabit gelirlilere“ ve ҫiftҫilere kesiliyor.

    Erdoğan’ın attığı her adım hesaplı ve bilinҫli. Kendisi de zaten planlarını tekrar tekrar anlatıyor.

    Erdoğan’ın ҫevresi onu yanıltıyor teorisinin konuyu saptırmaktan baṣka bir anlamı yok.

  9. Bence hic kimseye sormanıza gerek yok!
    Kim ne derse desin , ne yumurtlarsa yumurtlasin her sey herkesin gözü önünde olup bitiyor!
    Lafla peynir gemisi yürümüyor!
    Başka bir ülkede olsa böyle bir iktidar 24 saatte tepetaklak olur , bizde ise aksine demir kazık cakmis gibi ve üstelik
    de dalga geçip duruyor!
    Böyle sürünmektense batalim gitsin , yanan ormanlarda olduğu gibi yeni filizler , yeni sürgünlerle hayat buluruz belki !

  10. Aslında dünya düz ! İbrahim Kahveci

    Bilim rafa kalkınca bir şey anlatmak o kadar zordur ki… Mesela dünyanın düz olmadığını kime nasıl anlatacaksınız? Gelin Muş Ovası’na gidelim ve dünya gözü ile bakalım: Düz bir dünya göreceksiniz.

    Kim demiş dünya yuvarlaktır diye!

    ***

    Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati bir şeyler açıkladılar. Düşük faiz ile bir başarı yakaladıklarını söylüyorlar. (Başarının ne olduğuna da bakacağız)

    İyi de faiz düşmedi ki… Hatta Merkez Bankası suni şekilde faiz indirince piyasada faizler arttı. Ortada bir ekonomik başarı varsa bu artan faizlere rağmen gerçekleşti.

    Altta grafiği görüyorsunuz. Eylül 2021’de MB faizi %19,00’da iken kredi faizleri %21-23 bandında seyrediyordu. Bugün MB faizi %14,00’de ama kredi faizleri yüzde 23-29 bandında.

    Düşen faiz sadece MB’nin dandikleşen faizi. Kredi faizleri düşmemiş ve artmış; hatta üstüne üstelik kurlar da arttı.

    Kurlar artınca dış ticaret açığı mı azaldı? Hayır.

    İhracat ilk 5 ayda %20,4 artışla 102,5 milyar dolara ulaşırken, ithalat %40,9 artışla 145,7 milyar dolara çıktı. Enerji faturası diyorlar… Enerji hariç dış açığımız da %48,2 artış gösteriyor. Oysa onca kur artışına karşılık en azından enerji hariç dış ticaretimiz azalmalıydı.

    ***

    Cumhurbaşkanı Erdoğan “Ekonomi programı stratejimizi kökten değiştirdik. Faizi artırarak zengini daha zengin fakiri daha fakir yapacak ekonomi reçetelerini bir kenara bıraktık. Ülkemizin asıl ihtiyacı olan, yatırım, istihdam, üretim, istihdam ve cari fazla yoluyla büyüme esaslı programımızı uygulamaya başladık” diyor.

    Doğru mu?

    2020 yılı ilk çeyreğinde GSYH içinde ücretlilerin payı %31,3 seviyesindeydi. Bu oran artık %24,6’ya geriledi. Hoş geldin UCUZ İŞÇİLİK; yani 70-80’lerdeki ÇİN MODELİ.

    Ücretlilerin GSYH payları son 2 yılda 6,7 puan azaldı. Bunu şöyle izah edeyim: İlk çeyrek GSYH 2 trilyon 688 milyar liradır. Çalışanların kaybı ise 180 milyar lira ediyor. Her bir çalışan aylığından son iki yılda 2 bin lira kaybetmiştir. (2016›ya göre çalışanların aylık gelir kaybı 2.300 TL)

    Peki, kim zengin oldu? Tabii ki zenginler daha zengin oldu.

    Sadece geçen yıl Nisan ayında bankalarda parası 1 milyon liranın üzerinde olan kişi sayısı 306 binden 239 bin kişi artarak 545 bin kişiye yükseldi. Bu kişilerin paraları da son 1 yılda yüzde 84,3 artışla 3,6 trilyon liraya çıktı.

    Kısaca söyleyelim: Çalışan kaybetti; zenginler kazandı…

    Ne diyorduk biz: Ne yapıyorlarsa tam tersini söylüyorlar veya ne söylüyorlarsa tam tersini yapıyorlar.

    YATIRIMLAR FAİZE BAĞLI DEĞİL

    Kimse yatırımların faize bağlı olduğunu söyleyemez. Hatta daha ileri gidelim… Normal ötesi düşük faiz verimsiz yatırımlar yolu ile ekonomiyi ve ülkeyi içten içe çürütür ve çökertir. Örnek mi? Yunanistan…

    Ben sizlere KARAR gazetesinin ilk yıllarında bu konudaki Yunanlı Profesör ile söyleşisini öneririm. Veya bu konuda 22 Haziran 2017 yılında yazdığım “Düşük faiz belası” başlıklı yazımı öneririm.

    Gelin bizim ülkemize bakın: 2019 yılı ortasında “Laf dinlemiyordu” denilen MB Başkanı Murat Çetinkaya görevden alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan yine faiz düşürme konusunda ısrarlıydı.

    Göreve gelen Murat Uysal faizleri hızla indirdi. Ekim 2019’da MB faizi yüzde 14,00’ün altına düştü ve 2020 yılı ilk çeyreğinde de tek haneye kadar indi. Peki, yatırımlar mı patladı? 2018 yılı ilk çeyreğinde 201,3 olan yatırım endeksi 2020 yılı ilk çeyreğinde 192,5’e bile düştü.

    Ülkemizde 2015 yılında duran makine teçhizat yatırımı tam ne zaman arttı biliyor musunuz? 2020 yılı ikinci çeyreğinde.

    Faizler tek hanede iken artmayan yatırımlar ne hikmetse 2020 yılı ikinci çeyreğinde 6 yıl sonra artmaya başladı. İyi ama tam o sıralarda önce Murat Uysal örtülü faiz artırırken ardından gelen Naci Ağbal ise MB faizlerini yüzde 15,00’den önce 17,00’ye ve sonra da yüzde 19,00’a çıkartıyordu.

    2021 yılı ise adeta 2015 sonrası yatırım patlaması yaşadığımız yıl oldu. Ben size grafikte yıllık yatırım endeksini vereyim ve siz söyleyin.

    2015 yılında 220,9 olan yatırım endeksi aslında 2020 yılında sadece 233,8’e çıkabilmişti. 2020 yılında kayıplar telafi edilmiş ama asıl yatırım patlaması 2021 yılında gerçekleşmişti.

    Neden mi? Tek bir nedeni var: İç ve asıl dış talep.

    Pandemi sürecinde gelişmiş ülkelerin dağıttığı paralar talep olarak geri dönüyordu. Ve Türkiye›deki girişimciler de bu talebe hazırlanmış oldular.

    Hatta 2017 yılına bakın: Düşük faiz ve KGF genişlemesine rağmen Türkiye’de fabrikalar yatırımlara gitmedi. Kapasite Kullanım Oranı sınırları aşmış ve bazı fabrikalar 3 vardiya çalışmasına rağmen kimse yatırıma gitmemişti: ÇÜNKÜ İSTİKRALI BİR TALEP YOKTU.

    ***

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satırbaşları verelim:

    1- Enflasyon odaklı ekonomi programı yerine cari fazlaya dayalı ekonomi politikası tercih edilmiş:

    İyi ama zaten gerçek bir istikrar için ikisi bir arada olmalıdır. Yüksek enflasyon fakirleştirici bir politik tercihtir. Cari fazlaya dayalı ekonomi politikasının ise yüksek faiz-düşük faiz ile alakası yoktur: Kalkınma programı ile ilişkilidir. Ve 20 yıldır AK Partinin hiç aklına gelmeyen bir şeydir bu kalkınma politikası. Onlar sadece kredi-faiz ekseninde talep yaratmayı kalkınma sanıyorlar.

    Teşhis yanlış olursa tedavi de yanlış olur.

    ***

    Enflasyondan düşük faiz uygulayan gelişmiş ülke örnekleri veriyoruz. Ama acaba emsal ülkeler ne yapıyor?

    Brezilya mesela… %2,0 olan faizi şimdi %12,75. Yani %12,13 olan enflasyonun az üstünde. 2016 yılında 1 dolar 4,0 Brezilya Real’i ederken şimdi 1 dolar 4,8 Brezilya Real’i ediyor.

    Bizim durum nedir? Enflasyon %73,5 ama faiz %14,0 … Ve 2016 yılında 1 dolar 3,0 lira ederken şimdi 1 dolar 16,5 lira ediyor.

    Son Not: Parasının istikrarını koruyamıyorsan üretimin-yatırımın ve kalkınmanın temelini de koruyamazsın demektir.

    https://www.karar.com/yazarlar/ibrahim-kahveci/aslinda-dunya-duz-1593245

    • Sebil abi bu bahsettiğin ekonomi yazarı taslağı hayatında kaç ülkeden imf yi kovup çıkarmış, onu da yazar mısın?

  11. sistem gayet duzgun calisiyor. fakirden ve calisandan al zengine ver. zengin daha zengin fakir daha fakir olsun. hemde yasal yolla. adamlarin kkm ile benim.parami parasi olana vermeye ne hakki var.

  12. Yalan söylediklerini biliyoruz
    Yalan söylediklerini biliyorlar
    Yalan söylediklerini bildiğimizi biliyorlar
    Yalan söylediklerini bildiğimizi bildiklerini biliyoruz
    Ama hâlâ yalan söylüyorlar

    Aleksandr İsayeviç Soljenitsin

  13. TAM TERSİNİ YAPIYOR
    Öngörülebilirlik çok önemli.
    İstikrar için olmazsa olmaz.
    En önemlisi de, söylem-eylem uyumu.
    Söylem ve eylemlerimiz uyumlu ise ve ne yapacağınız öngörülebilir ise öncelikle “güvenilir” olursunuz.
    Yaptığı dediğini tutmayan, haliyle ne yapacağı hesap edilip öngörülemeyenlere kim inanır?
    Bu iktidarın ne yapacağını kestirmenin en kolay yolu şu:
    Ne söylemişse “tam tersini” yapacaktır
    Bu konuda nadiren terse düşürmüştür.
    Nadiren dediğim de şu: Tuzak kurmak için bu yola başvuruyor.
    Tabii ki gariban ve fakirleri tuzağa düşürmek için.
    KKM finansal illüzyon değil de ne?

    • Son ekonomik sorunlara KK nın çözüm bulacağını sananların ülkesinde neyin güvenliğinden bahsediyorsunuz?
      Yoksa huluu lulu lulu diye garip sesler çıkaran, imamoğlunun yüzünde rabbiyessir gören meral mi ekonomiyi kurtaracak.

      • LODER LİDERİ
        Önce kimin bu işleri yapamayacağını ortaya koyalım.
        Buradan şu çözer iddiam olmadı.
        “Dolmabahçe camiinden loderle makamlarına kadar kanal açıldığını ” iddia edebilen biri ülkenin hiçbir problemini çözemez.
        Aklı başında bir ilkokul çocuğu bile bu kadar zırvalayamaz.
        Tahminim Loder açıklamasını görmediniz
        Yandaş basının pas geçmesi normal.
        Google’dan “Dolmabahçe camii loderle kanal” araması yaparsanız izleyebilirsiniz.

  14. Akıl dışı ve mantık dışı bir yönetim, tüm rakamlarla çöküş görüldüğü halde, hala ülkenin yönetiminde. Bu alışılmamış bir durum elbette. Demokrasiyi toptan ortadan kaldırdıkları için bu kadar rahatlar. İtiraz edenin ümüğüne çöküyorlar. Medya ve her türlü iletişim kanallarını ellerinde ve kontrol altında tutuyorlar. Faşist bir yönetim bu ve demokrasiyi toptan rafa kaldırdıkları algısıyla milleti susturmuş durumdalar. Ama elbette hiç bir zorba yönetim ilelebet baki değil. Hepsi sonunda tarihin çöplüğüne süpürüldüler. Süpürüp deliğe göndereceğiz. Ancak ülkeye ve demokrasisine verdikleri zarar son derece kötü. Bu zararın telafisi zaman alacak. Ancak Londra mahkemelerine bırakmayacağız hesabı. Burada Ankara’da defterler açılacak ve hesap görülecek.

    • Tarihin çöplüğüne senin zihniyetin süpürülür ancak, cumhuriyetin 1/5 ini ak parti yönetti, bunu kendi kendine yüz kere tekrarla. Adnan menderesi de yargıladılar yassı adada git bir ziyaret et ufkun açılsın. Sizi buraya gönderen şer kuvvet böyle istiyor diyerek demokratikçe yargıladılar.

      • Kendinizi Adnan Menderes’le falan eşleştirmeyin. Ona yapılanın on katı eziyet binlerce insana yapılıyor bu iktidar altında. Milyonlar da süründürülüyor zor hayat koşullarında. En ufak eleştireni hakaretten içeri alıyorlar. Onbinlerce insan davalık. Kendisi ve ekibi millete sürtük ana avrat küfrediyorlar. Serbestçe. Bu gerici arkaik küfürbaz zihniyet elbette çöpe gidecek. Türkiye bu sefil yolsuzları haketmiyor.

  15. Yolsuz bir ekinin elinde ülke perişan ediliyor. Ekonomik yıkım bu işin sonu. Ülke her alanda pislik içinde yüzüyor. Fiziki olarak, pislik o boyutlarda ki, Marmara denizi dayanamadı müsilaj olarak kusuyor. Hiçbir şey de yapamıyor bu aciz iktidar. Görüneni bu, görünmeyen buzdağının altı ise pislik deryası. Mafya babası aylarca ifşaatlarda bulundu, siyaset mafya ilişkisinden cinayetlere, 15 Temmuzda dağıtılan silahlara kadar. Bir tane iktidar mensubu çıkıp yalanlayamadı. Bir tane cesaretli savcı çıkıp soruşturma başlatamadı. Ortada kaldı pislik. Herkes herşeyi adı gibi biliyor. Bu namussuzların pisliklerinin ne boyutlara ulaştığından elbette haberdarlar. Ama kimsenin elini kaldırmaya gıkını çıkarmaya cesareti yok. Bu pislik içinde ülke olarak yaşamaya devam ediyoruz. Ama pislikler pislikleri getiriyor. Enflasyon pahalılık suç şebekeleri olarak hepimizi yavaş yavaş boğuyor. Elbette bu işler bir son bulacak. Temiz eller operasyonu başlayacak. Ne kadar yolsuz hırsız düzenbaz varsa tamamı hesap verecek. Demokrasi bunun için var. Temizlik için var.

    • harikasin… bekliyoruz guzel gunler gelecek diye.. her saat dolar ne olmus diye bakmaktan biktik…

    • Marmara denizi pontuscu diye yunanistanda manşetlere çıkarılan ekroma dayanamadı. Bayraklı da chp li belediyelerin plan, izin kontrol ve iskanından sorumlu olduğu binalar durduk yerde çöktü onlarca insan öldü, kimse gündeme bile almadı.

    • Ender Bey ben , demokrasi tarihimiz boyunca hiç bir siyasetçinin hesap verdigini görmedim ki!
      Birkaç göstermelik dışında
      ciddi bir örneği yok .
      Öyle olduğu icin de bizim siyastteki ahlaksızlık bitmiyor!
      Selamlar iyi günler

  16. uretim olmadigi her ekonomi coker. 2 ay once bir markette kurdan almak icin girdim bir kutu kurdan 25 tl idi almadim. baska bir markete girdim 8.95 tl idi aldim. kutuya baktim uretim yeri tabiki çin di. biz bir kurdan bile uretemiyorsak ne is yapiyoruz. uzay hikayeleri bos oluyor. çin den buraya bir conteynir 22 000 dolara geliyor. ayni kurdan turkiye de uretilse ne kadar fark edecegini siz dusunun. uretim istihdami istihdam vergi gelirini artirir. bundan hem devlet hemde herkes faydalanacagi icin sosyal adalet saglanir. gelir ucurum farki artmaz azalir. BU ULKEDE SON 20 YILDIR RANT EKONOMISI UYGULANIYOR. 20 yil once dikilen rant ekonomisi agaci simdi bize kriz meyvesi veriyor. ve vermeye devam edecek. ne ekersen onu bicersin.

    not: GECEN HAFTA BIR TV HABERINDE GORDUGUME GORE BANKALARIN KARI %707 ARTMISTI.

    • Üretim olmadığı için her akşam 35 kilometre sınırda çıkış için kuyruk bekleyen tırların haberini okuyoruz. O tırlar üretim olmadığı için hava götürüp satıyorlar avrupaya.

      • Hangi Heber sitesinde 35 km kuyruk olduğunu okuyorsunuz? Sizin Havuzda’mi
        Havuz ve yandaşlara göre Türkiye Dünyanı en adaletli, en zengin ve refah seviyesi en iyi olan ülke!
        Sizin dediğiniz 35 km kuyruk doğru,
        o ihraç ettikleriniz Türkiye’nin beyin göçü.
        Hani TC miliyarlar harcayarak yetiştirdiği beyinleri yabancılara bedavadan ihraç etmesinden bahs ediyorsanız doğrudur.
        Sarayında refah seviyesine diğer ülkelerin kinden kat kat fazla.

Comments are closed.